Devletin Tapu Sicilinden Doğan Sorumluluğunun Hukuki Niteliği
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesi gereğince tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Bu sorumluluk türü kusursuz sorumluluk esasına dayanır. Sicil işlemlerindeki hata veya eksiklik sebebiyle malvarlığında eksilme meydana gelen kişinin tapu görevlisinin kusurunu kanıtlama yükümlülüğü bulunmadığı gibi Devlet de görevlinin kusursuzluğunu ileri sürerek tazminat borcundan kurtulamaz.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 1007Kaynağı aç
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2014/8750, K. 2015/93Kaynağı aç
Devletin tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için tapu sicilinin tutulmasına ilişkin bir eylemin bulunması, bu fiilin hukuka aykırı olması, ilgilinin aleyhine bir zararın gerçekleşmesi ve hukuka aykırı işlemle oluşan zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Tapu Kütüğüne Kaydedilen Unsurlar ve Sorumluluk Doğuran Sicil Hataları
Türk Medeni Kanunu'nun 998. maddesi uyarınca tapu siciline taşınmaz olarak arazi, taşınmazlar üzerindeki bağımsız ve sürekli haklar ile kat mülkiyetine konu bağımsız bölümler kaydedilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 998Kaynağı aç
Kadastro tespitleri ile tapu sicilinin oluşturulması birbirini takip eden ve bir bütün oluşturan işlemlerdir. Kadastro işlemlerinin harita ve planlara ya da tapu kütüğüne yanlış aktarılması ile taşınmazın yüzölçümü, cinsi ve üzerindeki yapılar gibi niteliklerinin hatalı tescil edilmesi Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesi kapsamında Devletin sorumluluğunu doğurur.
Eski sicil kayıtlarının yeni kütüklere devredilmesinde, taşınmazların bölünmesi veya birleştirilmesinde ve hakların yeni oluşturulan taşınmaza naklinde meydana gelen hatalar Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesi kapsamında Devletin sorumluluğu altındadır.
Resmi Belgelerin İncelenmesi ve İyiniyetli Kişilerin Kazanımı
Tapu görevlisinin tescile dayanak resmi senedi inceleme yükümlülüğü şekli geçerlilik denetimiyle sınırlıdır. Buna karşılık tescil talebinde bulunan kişinin ayni hak sahibi, sicilde malik görünen kimse veya yetkilendirilmiş temsilci olup olmadığının araştırılmaması Devletin sorumluluğunu doğurur.
Sahte vekaletname veya geçersiz belgelerle sicilde yolsuz tescil oluşturulduğu durumlarda, tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu iktisabı Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi uyarınca korunur. İyiniyetli üçüncü kişinin mülkiyeti kazanması sonucunda hakkını yitiren gerçek hak sahibi, uğradığı zararın giderilmesini Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesi kapsamında Devletten talep edebilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 1023Kaynağı aç
Aynı taşınmaz için birden fazla tapu kaydının bulunması halinde gerçek durumu yansıtmayan tapu kütüğü sayfasına iyiniyetle güvenerek işlem yapan kişinin zararı Devletten talep edilebilir. Hukuk öğretisinde gerçek hak sahibi olmayan kişilerin korunup korunmayacağı hususunda farklı değerlendirmeler yer alsa da sicildeki tescile güvenerek zarara uğrayan iyiniyetli kimselerin tazminat talep edebileceği kabul edilmektedir.
İlliyet Bağının Kesilmesi ve Zararın Kapsamı
Devletin tazminatla yükümlü kılınabilmesi için meydana gelen zararla tapu işlemi arasında uygun nedensellik bağının kesilmemiş olması şarttır. Zarar, hak sahibinin bizzat taraf olduğu muvazaalı işlemlerden kaynaklandığı takdirde illiyet bağı kopacağından Devlet aleyhine tazminat sorumluluğu doğmaz.
Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesi tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devletin sorumlu olduğunu hükme bağlamaktadır. Bununla birlikte manevi zararın tazminat kapsamına girip girmediği yönünden farklı yorumlar bulunmakta olup sorumluluğun fiili zararı ve yoksun kalınan kârı içeren maddi zararları kapsadığı kabul edilmektedir. Mevcut ayni hakkın tescil edilmemesinden doğan hak kaybı, ipotek hakkının kütüğe işlenmemesi yüzünden alacağın elde edilememesi, yolsuz tescil neticesinde taşınmaz değerinde oluşan azalma ve iyiniyetin korunmadığı durumlarda sarf edilen işlem masrafları tazminat çerçevesinde talep edilebilir.
Tapu sicilinin hatalı tutulmasından doğan zarar her zaman yanlış kaydın yapıldığı anda değil, sicildeki yanlışlığın düzeltilmesinin hukuken ve fiilen imkansız hale geldiği anda doğar. Tapu sicilinin olağan zamanaşımıyla mülkiyet iktisabı gibi hallerde düzeltilmesi mümkün olduğu sürece kesinleşmiş bir zararın varlığından söz edilemez.
Kadastro Tutanakları ve Taşınmaz Değerleme Esasları
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Kadastro sırasında revizyon görmeyen ve hukuki niteliğini kaybeden tapu kaydına dayanılarak Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesi uyarınca tazminat istenemez. Bununla birlikte aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca kadastrosu tamamlanan çalışma alanında kalan eski tapu kayıtlarının işleme tabi olma özelliğini kaybetmesi, tapu kapsamındaki mülkiyetin tümden yitirildiği anlamına gelmez.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2021/14349, K. 2022/11386Kaynağı aç
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2016/8957, K. 2018/7590Kaynağı aç
3402 sayılı KADASTRO KANUNU m. 12Kaynağı aç
Kadastroda tespit dışı kalan taşınmazlarda zarar, kadastro mahkemesi ilamının kesinleşmesiyle veya kadastro tespitinin kesinleşerek tapuya tescil edildiği tarihte doğar. Tapu kapsamındaki taşınmazın kıyı kenar çizgisi dışında kalan kısımları bakımından tescil davası açma imkanı bulunduğundan bu bölümler yönünden doğrudan tazminat istenemez; tazminat talebi kıyı kenar çizgisi içinde kalan alanlar için incelenir.
Tazminat tutarı hesaplanırken zararın ortaya çıktığı tarih esas alınarak taşınmazın vasfı tespit edilir; taşınmaz arsa niteliğinde ise emsal karşılaştırması metodu, arazi niteliğinde ise gelir metodu uygulanarak gerçek değer belirlenir. Dava sırasında ıslah yapılarak talep artırıldığında, ıslah edilen miktar için faiz başlangıcının talep doğrultusunda zararın doğduğu tarihten mi yoksa ıslah tarihinden mi işletileceği hususunda davacının talep sonucu gözetilmelidir.
Yargılama Usulü, Yetkili Mahkeme ve Sorumluluk Kuralları
Hatalı tapu kaydı sebebiyle açılacak tazminat davalarında görevli mahkeme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi gereğince Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca taşınmazın tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesidir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Birden çok kişinin birlikte zarara sebebiyet vermesi veya aynı zarardan değişik hukuki nedenlerle sorumlu bulunması halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesindeki müteselsil sorumluluk hükümleri devreye girer. Hukuk hakimi, sorumlunun kusurunu ve ayırt etme gücünü değerlendirirken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesinin beraat hükmüyle ya da ceza hukukunun sorumluluk kurallarıyla bağlı değildir; ceza hakiminin kusur oranı ve zarar tespitine dair kararları da hukuk hakimini bağlamaz. Ayrıca aynı taşınmaz ve taraflar hakkında önceden kesinleşmiş bir tapu iptal hükmü bulunması halinde kesin hüküm dava şartı mahkemece kendiliğinden dikkate alınır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 61Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 74Kaynağı aç
Devlet tarafından mülkiyet hakkına müdahale edilirken malın değerini karşılayan makul bir tazminatın ödenmemesi mülkiyet hakkının ölçüsüz biçimde sınırlandırılması sonucunu doğurur.
Dava Zamanaşımı ve Başlangıç Anına İlişkin Uygulama
Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesinde tazminat davası için müstakil bir zamanaşımı süresi düzenlenmemiştir. Bu sorumluluk Türk Borçlar Kanunu'ndaki haksız fiil sorumluluğu niteliğinde olmadığından haksız fiil zamanaşımı hükümleri uygulanmaz; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesinde yer alan genel on yıllık zamanaşımı süresi tatbik edilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2016/690, K. 2017/9164Kaynağı aç
On yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı konusunda yargı kararlarında farklı ölçüler uygulanmaktadır. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 2016/690 Esas, 2017/9164 Karar sayılı ilamında zamanaşımının tapu iptali ve tescil hükmünün kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı kabul edilmektedir. Buna karşılık Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 2014/6694 Esas, 2014/20143 Karar sayılı ilamında, tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleşip tapuda infaz edilmesinden sonra zamanaşımının işlemeye başlayacağı belirtilmektedir. Yine Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 2014/8750 Esas, 2015/93 Karar sayılı ilamında ise çoğunluk görüşüyle terkin tarihine kadar ilgilinin tapu maliki sıfatını koruduğu ve zararın terkinle gerçekleştiği gerekçesiyle sürenin tapu sicilinin terkin edildiği tarihten başlatılması gerektiği sonucuna varılmış, aynı karardaki karşı oyda ise kesinleşme tarihi savunulmuştur.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2014/6694, K. 2014/20143Kaynağı aç
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 2021/14349 Esas, 2022/11386 Karar sayılı ilamında da benimsendiği üzere mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren genel zamanaşımı süresi uygulanır. Yargı kararlarıyla tazminat yolunun etkili hale getirildiği 18.11.2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolmuş uyuşmazlıklarda davanın bu tarihten itibaren makul süre içinde açılması gerekir.
Devletin Tapu Görevlilerine Rücu Hakkı ve Rücu Zamanaşımı
Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesi uyarınca Devlet, ödediği tazminat için zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder. Devletin üçüncü kişilere karşı sorumluluğu kusursuz sorumluluk esasına dayanırken görevliye rücu edilebilmesi kusur şartına bağlı kılınmıştır; görevlinin kusursuzluğu halinde rücu hakkı doğmaz.
2644 sayılı Tapu Kanunu'nun Ek 2. maddesi uyarınca Devletin kusursuz sorumluluğu sebebiyle yaptığı ödemeler dolayısıyla ihmali bulunan personele karşı başlatılacak rücu istemleri, ödeme tarihinden itibaren iki yıl ve her halde zarara yol açan işlemin yapıldığı tarihten itibaren on yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Personelin ağır kusura dayalı sorumluluğunda ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 73. maddesi hükümleri saklıdır.
2644 sayılı TAPU KANUNU m. Ek Madde 2Kaynağı aç
Hatalı tapu kaydı nedeniyle açılan tazminat davasında memurun kusurlu olduğunu kanıtlamak gerekir mi?
Hayır, Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesinde düzenlenen Devlet sorumluluğu kusursuz sorumluluk esasına dayandığından davacının memurun kusurunu kanıtlama yükümlülüğü yoktur ve Devlet de görevlinin kusursuzluğunu kanıtlayarak sorumluluktan kurtulamaz.
Hatalı tapu kaydı davasında manevi tazminat istenebilir mi?
Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesinde bütün zararlardan Devletin sorumlu olduğu belirtilmekle birlikte uygulamada sorumluluğun fiili zararı ve mahrum kalınan kârı içeren maddi zararlarla sınırlı olduğu kabul edilmekte, manevi tazminat talepleri bu kapsamda değerlendirilmemektedir.
Devlete karşı açılacak tapu sicil tazminatı davasında zamanaşımı süresi ne kadardır?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca on yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır. Sürenin başlangıcı bakımından yargı kararlarında mahkeme kararının kesinleşmesi, kararın kesinleşip tapuda infaz edilmesi veya tapu sicilindeki terkin işlemi farklı kararlarda esas alınmaktadır.
Tapu sicil tazminatı davası nerede açılır?
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi gereğince Asliye Hukuk Mahkemesinde ve Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesi uyarınca taşınmazın tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Sahte belgeyle yapılan taşınmaz devrinde mülkiyetini kaybeden hak sahibi tazminat alabilir mi?
Evet, sahte belgeye dayalı yolsuz tescile güvenerek taşınmazı edinen üçüncü kişinin iktisabı Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi gereğince korunursa, mülkiyetini kaybeden gerçek hak sahibi uğradığı zararın giderilmesini Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesi uyarınca Devletten isteyebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

