Hatalı Diş Tedavisi Nedeniyle Tazminat Davası Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Hatalı Diş Tedavisi Nedeniyle Tazminat Davası Şartları

Hatalı Diş Tedavisinde Hukuki İlişkinin Niteliği

Diş hekimliği uygulamalarında hekim ile hasta arasındaki hukuki ilişkinin hukuki niteliği, gerçekleştirilen tıbbi müdahalenin amacına göre belirlenir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 502. maddesinde düzenlenen vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir; dolgu, kanal tedavisi ve diş çekimi gibi tedavi nitelikli işlemler bu hükümlere tabidir. Buna karşılık Türk Borçlar Kanunu'nun 470. maddesi uyarınca yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi ve işsahibinin bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği eser sözleşmesi hükümleri ise implant, zirkonyum kaplama ve protez gibi estetik ve sonuç odaklı uygulamalarda tatbik edilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 470Kaynağı aç
MADDE 470- Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. B. Hükümleri I. Yüklenicinin borçları 1. Genel olarak
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 502Kaynağı aç
MADDE 502- Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Vekâlete ilişkin hükümler, niteliklerine uygun düştükleri ölçüde, bu Kanunda düzenlenmemiş olan işgörme sözleşmelerine de uygulanır. Sözleşme veya teamül varsa vekil, ücrete hak kazanır. B. Kurulması

Estetik amaçlı diş uygulamalarında hekimin belirli bir sonucu meydana getirme taahhüdü bulunmaktadır. Bu nitelikteki müdahalelerde taahhüt edilen sonucun sağlanamaması hâlinde, hekim kusursuz olduğunu ispat etmekle yükümlüdür.

Görevli ve Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevli olup özel diş kliniği veya özel hastanede uygulanan tedavilerden kaynaklanan uyuşmazlıklar da bu mahkemelerde görülür. Genel yetkili mahkeme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesinin birinci fıkrası gereğince davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir; tüketici davaları ayrıca 6502 sayılı Kanun'un 73. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açılabilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 6Kaynağı aç
MADDE 6- (1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. (2) Yerleşim yeri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir. Davalının birden fazla olması hâlinde yetki
6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 73Kaynağı aç
MADDE 73- (1) Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir. (2) Tüketici mahkemeleri nezdinde Bakanlık, tüketiciler ve tüketici örgütleri tarafından açılan davalar 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununda düzenlenen harçlardan muaftır. (3) Tüketici örgütleri üst kuruluşlarınca açılacak davalarda bilirkişi ücreti ve davanın davacı aleyhine sonuçlanması durumunda, hükmedilen vekâlet ücreti Bakanlıkça karşılanır. Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedilir. (4) Tüketici mahkemelerinde görülecek davalar 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Altıncı Kısım hükümlerine göre yürütülür. (5) Tüketici davaları, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açılabilir. (6) Tüketici örgütleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile Bakanlık; haksız ticari uygulamalar ve ticari reklamlara ilişkin hükümler dışında, genel olarak tüketicileri ilgilendiren ve bu Kanuna aykırı bir durumun doğma tehlikesi olan hâllerde bunun önlenmesine veya durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı alınması veya hukuka aykırı durumun tespiti, önlenmesi veya durdurulması amacıyla tüketici mahkemelerinde dava açabilir. (7) Genel olarak tüketicileri ilgilendiren davalarda davacı, verilen kararların yayımlanmasını talep edebilir. Talebin mahkemece kabul edilmesi hâlinde bu karar, masrafları davalıdan alınmak üzere ülke düzeyinde yayımlanan gazetelerden en az üçünde derhâl ilan edilir. (8) Tüketici mahkemelerince verilen kesinleşmiş kararlar, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden Bakanlığa iletilir. Tüketici hakem heyetleri kararlarına karşı yapılan itiraz sonucu verilen kararlar, kararı veren mahkeme tarafından ilgili tüketici hakem heyetine gönderilir. Dava şartı olarak arabuluculuk

Tıbbi müdahaleyi uygulayan diş hekiminin bir kamu hastanesinde görev yapması durumunda doğrudan hekime karşı adli yargıda tazminat davası açılamaz. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca idari eylemlerden hakları ihlal edilenlerin idari dava açmadan önce, bu eylemleri öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Yapılan ön başvurunun kısmen veya tamamen reddedilmesi hâlinde bildirimin tebliğini izleyen günden itibaren ya da idarece otuz gün içinde cevap verilmemesi durumunda bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde idare mahkemesinde tam yargı davası açılabilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
Madde 13 – 1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.[9] 2. Görevli olmayan adli (…)[10] yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz. Dilekçeler üzerine ilk inceleme:

Diş hekiminin mesleki sorumluluk sigortasına karşı doğrudan yöneltilecek tazminat davalarında ise görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.

Kusur Tespiti ile Maddi ve Manevi Tazminatın Kapsamı

Diş hekiminin kusuru bulunup bulunmadığı, tedavi sürecinde komplikasyon gelişip gelişmediği ve gerçekleştirilen tıbbi müdahalenin hukuka uygunluk şartlarını taşıyıp taşımadığı uzmanlık gerektirdiğinden mahkemece bilirkişi raporu marifetiyle incelenir.

Hatalı tedavi sebebiyle talep edilebilecek maddi tazminat, yalnızca hastanın iyileşmek amacıyla yaptığı ve belgeleyebildiği harcamaların karşılığı olarak ödenir; belgelenemeyen harcamaların karşılanması mümkün değildir. Tedavi masraflarının hastanın sigortası tarafından karşılandığı hâllerde hasta bu masrafları hekimden ayrıca isteyemez; bu takdirde yapılan ödemeler yönünden sigortanın hekime rücu etme imkânı doğar.

Hatalı tedavi neticesinde duyulan bedensel ve ruhsal acının telafisine yönelik manevi tazminatın miktarı hâkimin takdirine bırakılmıştır. Hâkim, somut olayın özelliklerini ve tarafların maruz kaldığı şartları değerlendirerek tazminat miktarını tayin eder.

Tazminat Davalarında Zamanaşımı Süreleri

Hatalı diş tedavisinden kaynaklanan sözleşmesel sorumluluk davalarında, vekâlet veya eser sözleşmesine dayalı talepler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir.

Tazminat talebinin haksız fiile dayandırıldığı durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesi uygulama alanı bulur. Buna göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar; fiilin ceza kanunlarına göre daha uzun bir zamanaşımı süresine tabi bir cezayı gerektirmesi hâlinde ise bu uzamış ceza zamanaşımı süresi uygulanır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 72Kaynağı aç
MADDE 72- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir. II. Rücu isteminde
Özel klinikte yapılan hatalı diş tedavisinde hangi mahkeme görevlidir?

Özel diş kliniği veya özel hastanede uygulanan hatalı diş tedavilerinden doğan tazminat uyuşmazlıklarında tüketici mahkemesi görevlidir.

Kamu hastanesinde gerçekleşen hatalı diş tedavisinde doğrudan hekime dava açılabilir mi?

Kamu hastanesinde görevli diş hekimine doğrudan dava açılamaz; zararın öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde beş yıl içinde ilgili idareye başvurulup istemin reddi veya otuz gün sessiz kalınması üzerine idare mahkemesinde tam yargı davası açılması gerekir.

Hatalı diş tedavisi tazminat davasında zamanaşımı süresi nedir?

Vekâlet veya eser sözleşmesine dayanan tazminat davalarında zamanaşımı süresi beş yıldır; haksız fiile dayalı taleplerde ise süre zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve her hâlde fiilin işlenmesinden itibaren on yıldır.

İmplant ve protez tedavisinde hekimin sorumluluk derecesi nedir?

İmplant ve protez gibi estetik ve sonuç odaklı işlemler eser sözleşmesi kapsamında değerlendirildiğinden hekim sonuç taahhüdü altındadır ve taahhüt edilen netice gerçekleştirilemezse hekim kusursuzluğunu ispatlamak zorundadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu