Hatalı Anestezi Uygulaması Nedeniyle Tazminat Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Hatalı Anestezi Uygulaması Nedeniyle Tazminat Davası

Hatalı anestezi uygulaması; ameliyat veya tıbbi işlem öncesinde, esnasında ya da sonrasında anestezi sürecinin tıp kurallarına uygun yürütülmemesi sebebiyle hastanın zarar görmesidir. Anestezi faaliyeti yalnızca hastanın uyutulması ya da ağrı duymasının engellenmesiyle sınırlı olmayıp hastanın genel sağlık durumunun değerlendirilmesini, ameliyat riskinin tayinini, uygun yöntemin seçilmesini, ilaç dozlarının ayarlanmasını, işlem süresince solunum ve dolaşımın takibini, uyanma sürecinin yönetimini ve ortaya çıkan komplikasyonlara müdahaleyi kapsar. Bu çerçevede anestezi sürecindeki aksaklıklar, ameliyatın cerrahi kısmından bağımsız biçimde ayrı bir tıbbi uygulama hatası alanı oluşturabilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi bu zararı gidermekle yükümlüdür.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 49Kaynağı aç
MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. II. Zararın ve kusurun ispatı

Tıbbi Komplikasyon ve Tıbbi Hata Ayrımı

Anestezi sürecinde gelişen olumsuz bir neticenin komplikasyon olarak kabul edilebilmesi belirli tıbbi gerekliliklerin karşılanmasına bağlıdır. Bu kapsamda anestezi öncesi değerlendirmenin yapılmış olması, hastaya ilişkin risklerin saptanması, duruma uygun yöntemin seçilmesi, hastanın bilgilendirilmesi, sürecin cihazlar vasıtasıyla izlenmesi ve bir komplikasyon geliştiğinde zamanında müdahalede bulunulması aranır.

Ameliyat öncesi hazırlık evresinde başvurulan ASA sınıflandırması, hastanın preoperatif risk düzeyinin belirlenmesi, anestezik yaklaşımın planlanması ve özellikle monitörizasyon yöntemlerinin tayin edilmesi bakımından yararlanılan bir değerlendirme sistemidir.

Aydınlatma ve Hastanın Rızasının Sınırları

Hasta Hakları Yönetmeliği düzenlemelerine göre tıbbi müdahalelerde kural olarak hastanın rızası aranır. Hastanın küçük veya kısıtlı olması durumunda izin veli yahut vasiden alınır. Rıza temin edilirken hastanın veya kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilmesi ve aydınlatılması esastır.

Gerçekleştirilen tıbbi müdahalenin hastanın verdiği rıza sınırları içerisinde kalması gerekir. Müdahalenin genişletilmesi kural olarak kabul edilmeyip ancak belirli tıbbi zorunluluk hallerinde mümkündür. Hastanın belirli bir anestezi yöntemine rıza göstermesine karşın tıbbi zorunluluk bulunmaksızın farklı bir yönteme geçilmesi hali de bu çerçevede ayrıca ele alınır.

Anestezi Safhalarında Karşılaşılan Riskler ve Kusur İddiaları

Genel anestezi esnasında entübasyon sırasında tüpün yanlışlıkla yemek borusuna takılması, tüpün yerinden çıkması, derinliğinin hatalı ayarlanması, zor entübasyon durumunun önceden öngörülememesi, oksijenlenme yetersizliğinin geç fark edilmesi, cihaz alarmlarının dikkate alınmaması veya aspirasyon riskinin yönetilememesi ağır sonuçlar doğurabilir. Beyin dokusunun oksijensizliğe yüksek hassasiyeti sebebiyle cerrahi işlem esnasında yaşanacak kısa süreli ciddi oksijen düşüklüğü beyin hasarı, felç, koma veya ölümle sonuçlanabilir.

Bölgesel anestezi türlerinden spinal ve epidural uygulamalarda hatalı seviye seçimi, sterilite kurallarına uyulmaması, hematom gelişimi, enfeksiyon, sinir zedelenmesi ya da beyin omurilik sıvısı sızıntısına bağlı komplikasyonlar ortaya çıkabilmektedir. Benzer şekilde dolaşım ve solunum dengesinin korunamaması, toksisite ya da doğum sürecindeki anne ve bebek takibinin aksaması da inceleme konusu yapılabilir. Bu tip girişimlerden önce, bilhassa pıhtılaşmayı önleyici tedavi alan hastaların hemostaz profilinin titizlikle incelenmesi aranır.

Sorumluluk ameliyathane sonrasındaki bakım sürecini de içine alabilir. Hastanın bilinci tam olarak yerine gelmeden servise nakledilmesi, solunum baskılanmasının fark edilmemesi, kusma ve aspirasyon riskinin yönetilememesi, ağrı kontrolünün hatalı yapılması, kas gevşetici etkisi sürerken takibin bırakılması, oksijen desteğinin erken kesilmesi veya güvenli taburculuk kriterleri karşılanmadan taburcu edilmesi hallerinde ameliyat sonrası anestezi hatası tartışma konusu yapılabilir.

Tıbbi Belgeler, Kayıt Düzeni ve Bilirkişi İncelemesi

Anestezi kayıt formunda ameliyat boyunca hastanın vital değerlerinin, uygulanan ilaçların, verilen sıvı ve kan ürünlerinin, hava yolu işlemlerinin ve gelişen olayların kaydı bulunmalıdır. Bu kayıtların eksik, düzensiz tutulması veya sonradan doldurulduğu izlenimi vermesi yargılama aşamasında sağlık kuruluşu ve hekim aleyhine değerlendirilebilir. Öte yandan Hasta Hakları Yönetmeliği hükümleri uyarınca hasta, sağlık durumuna ilişkin dosya ve tıbbi kayıtları bizzat, vekili ya da kanuni temsilcisi aracılığıyla inceleme ve suret alma hakkına sahiptir.

Tıbbi kusur iddialarının aydınlatılmasında anesteziyoloji ve reanimasyon alanındaki uzmanların görüşü önem taşır. Uyuşmazlığın gelişimine ve hastada meydana gelen zararın türüne göre nörolojik, kardiyolojik, adli tıp veya yoğun bakım gibi ilgili diğer tıbbi disiplinlerden hekimlerin de heyet bünyesinde yer alarak teknik değerlendirmede bulunması gerekebilir.

Sağlık Kuruluşlarının Hukuki Sorumluluğu ve İdari Başvuru Usulü

Özel hastanelerde anestezi hizmetinin hastane dışından gelen bir uzman ya da sözleşmeli bir ekip tarafından sunulması, hastanenin organizasyon ve güvenli hizmet sunma yükümlülüğü çerçevesindeki sorumluluğunu kendiliğinden kaldırmaz. Kusurlu ve hukuka aykırı fiille hastaya zarar verilmesi halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca tazminat sorumluluğu doğar.

Kamu sağlık kuruluşlarında yürütülen hizmete ilişkin zararlarda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinin birinci fıkrası uyarınca öncelikle idari başvuru yolunun tüketilmesi gerekir. Zarar gören kişilerin, eylemi öğrendikleri günden itibaren bir yıl ve her durumda eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde ilgili idari makama müracaatta bulunarak haklarının karşılanmasını talep etmeleri şarttır. İdarenin bu istemi açıkça reddetmesi halinde red kararının bildirilmesinden, otuz gün boyunca sessiz kalarak yanıt vermemesi durumunda ise bu sürenin dolmasından itibaren kanuni dava açma süresi işlemeye başlar.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
Madde 13 – 1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.[9] 2. Görevli olmayan adli (…)[10] yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz. Dilekçeler üzerine ilk inceleme:

2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerinde açılacak davalarda idareye önceden başvurma şartı aranmaz.

Sağlık Mensuplarının Ceza Soruşturması ve Rücu Usulü

Anestezi sürecindeki tıbbi kusurun vefatla neticelenmesi durumunda ceza hukuku sorumluluğu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesi kapsamında değerlendirilir. Anılan hükme göre, taksirli eylemiyle bir kimsenin yaşamını yitirmesine sebebiyet veren fail hakkında iki yıldan altı yıla kadar hapis yaptırımı öngörülmektedir. Gerçekleşen fiilin birden çok can kaybına yol açması veya bir veya daha fazla kişinin ölümüyle beraber başkalarının da yaralanmasına sebebiyet vermesi halinde ceza alt sınırı iki yıl, üst sınırı ise on beş yıl hapis olarak tatbik edilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 85Kaynağı aç
Madde 85- (1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.[35] İKİNCİ BÖLÜM Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar Kasten yaralama[36][37]

3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun Ek 18. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki soruşturma usulüne tabi olanlar hariç olmak üzere, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde görev yapan personelin tıbbi işlem ve uygulamaları nedeniyle yürütülecek soruşturmalarda soruşturma iznini Sağlık Bakanlığı bünyesinde yer alan Mesleki Sorumluluk Kurulu verir. Bu izin süreçlerinde 4483 sayılı Kanun hükümleri tatbik edilir, kanundaki süreler iki kat olarak işletilir ve Kurulun verdiği kararlara karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz yoluna başvurulabilir.

3359 sayılı SAĞLIK HİZMETLERİ TEMEL KANUNU m. Ek 18Kaynağı aç
Ek Madde 18- (Ek:12/5/2022-7406/14 md.) Yükseköğretim Kanununun 53 üncü maddesinde yer alan soruşturma usulüne tabi olanlar hariç olmak üzere, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yapılan soruşturmalar hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Soruşturma izni, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir. Mesleki Sorumluluk Kurulu, özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensupları bakımından il sağlık müdürlüklerinde görevli başkan veya yardımcılarını da ön inceleme yapmak üzere görevlendirebilir. Soruşturma izni verilmesine ilişkin 4483 sayılı Kanunun 7 nci maddesindeki süreler, iki kat olarak uygulanır. Mesleki Sorumluluk Kurulunun kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir. Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı ilgilisine rücu edilip edilmeyeceğine ve rücu miktarına, ilgilinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanıp kullanmadığı ve kusur durumu gözetilerek Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından bir yıl içinde karar verilir. (Ek cümle:21/2/2024-7496/21 md.) Devlet üniversitelerinde görev yapanlar bakımından, ilgili üniversite tarafından Mesleki Sorumluluk Kurulu kararı ve varsa ilgili hakkında görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullandığına dair kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı dikkate alınarak altı ay içinde nihai karar verilir. (Ek fıkra:21/2/2024-7496/21 md.) İdare, kesinleşen mahkeme kararında hüküm altına alınan tazminatı ödedikten sonra hukuken sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle tazminatın ödenmesine sebep olan ve zorunlu meslekî malî sorumluluk sigortası bulunan kamu kurum ve kuruluşları ile devlet üniversitelerinde görev yapan sağlık meslek mensuplarının yerine geçer. Bu sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle her türlü kusuru ve görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek verdikleri zararlardan dolayı idare tarafından ödenen avukatlık vekâlet ücreti ve yargılama masrafları dâhil tazminat sağlık meslek mensubunun kusuru oranında ve sigorta teminatı dâhilinde tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu malî sorumluluk sigortası yaptırdığı sigorta şirketinden talep edilir. Mesleki Sorumluluk Kurulu, Sağlık Bakanı tarafından belirlenen;[15] a) Bakan yardımcısı, b) Sağlık Hizmetleri, Kamu Hastaneleri, Hukuk Hizmetleri, Yönetim Hizmetleri genel müdürleri veya yardımcıları, c) Profesör veya doçent unvanlı biri dâhilî, diğeri cerrahi branştan iki hekim, olmak üzere yedi üyeden oluşur. Mesleki Sorumluluk Kurulunun başkanı Bakan yardımcısıdır. (c) bendi uyarınca belirlenen üyelerin görev süresi iki yıldır. Mesleki Sorumluluk Kurulu, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve üye tam sayısının salt çoğunluğuyla karar alır. Oylamalarda çekimser oy kullanılamaz. Sağlık Bakanı gelen işin niteliği ve sayısına göre, başka bir Bakan yardımcısının başkanlığında dördüncü fıkrada gösterilenlerden, yeni kurullar oluşturabilir.[16] Mesleki Sorumluluk Kurulu üyeleri, ikinci fıkra kapsamında verdikleri kararlar sebebiyle görevinin gereklerine aykırı hareket ettiklerinin kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararıyla tespit edilmesi dışında mali ve idari yönden sorumlu tutulamaz. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. Bilgi toplama, işleme ve paylaşma yetkisi

3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun Ek 18. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, kamu kurumları ve Devlet üniversitelerinde görevli personelin mesleki uygulamaları sebebiyle idarenin ödediği tazminatların ilgilisine yansıtılması özel bir usule bağlanmıştır. Tazminatın personele rücu edilip edilmeyeceği ve rücu miktarı, ilgilinin görevini kötüye kullanıp kullanmadığı ile kusur durumu incelenerek Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından bir yıl içerisinde karara bağlanır. Devlet üniversitesi personeli açısından nihai karar, Kurul kararı ile şayet varsa personelin görevinin gereklerine aykırı hareketle görevini kötüye kullandığına ilişkin kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı değerlendirilerek altı ay içinde ilgili üniversite tarafından verilir. Tazminatı ödeyen idare, zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortası bulunan personelin yerine geçerek personelin kusuru oranında ve sigorta teminatı dahilinde sigorta şirketinden talepte bulunur.

Anestezi kayıt formunun eksik doldurulması hukuken ne sonuç doğurur?

Operasyon boyunca hastanın yaşamsal bulgularını, ilaç ve müdahaleleri gösteren anestezi kayıtlarının eksik, düzensiz tutulması veya sonradan doldurulduğu izlenimi vermesi, yargılama sürecinde sağlık kuruluşu ve ilgili hekim aleyhine değerlendirilebilir.

Devlet hastanesindeki anestezi hatasında idareye başvuru süresi ne kadardır?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi gereğince, eylemin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurulmalıdır. Başvurunun reddi veya otuz gün içinde cevap verilmemesi halinde kanuni dava açma süresi işlemeye başlar.

Hasta anesteziye ve ameliyata dair kayıtları talep edebilir mi?

Evet. Hasta Hakları Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda hasta, sağlık durumuna ilişkin tıbbi dosya ve kayıtları doğrudan, vekili ya da kanuni temsilcisi aracılığıyla inceleme ve suret alma hakkına sahiptir.

Hatalı anestezi davasında bilirkişi heyetinde hangi uzmanlar bulunur?

Bilirkişi heyetinde anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanının bulunması zorunlu olup olayın özelliklerine göre cerrahi branş, yoğun bakım, nöroloji, kardiyoloji, adli tıp, enfeksiyon ve çocuk hastalıkları uzmanları heyete dahil edilebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu