Diş Tedavisinde Hatalı Uygulama ve Tazminat Sorumluluğu

by Avukat Erdal Ersoy
Diş Tedavisinde Hatalı Uygulama ve Tazminat Sorumluluğu

Diş hekiminin tıbbi müdahaleleri sırasında gerçekleştirdiği kusurlu ve hukuka aykırı fiiller sonucunda hastanın zarara uğraması tazminat sorumluluğu doğurur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 49 uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi bu zararı gidermekle yükümlüdür; zarar verici eylemi yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa dahi ahlaka aykırı bir fiille kasten verilen zararların da tazmini zorunludur. Hatalı tıbbi uygulamalara dayalı tazminat istemlerinde aynı Kanunun 50 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince zarar gören taraf, uğradığı zararı ve zarar verenin kusurunu ispat etmekle yükümlüdür. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemediğinde ise hâkim, Türk Borçlar Kanunu m. 50/2 uyarınca olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri dikkate alarak zararın miktarını hakkaniyete uygun şekilde belirler.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 49Kaynağı aç
MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. II. Zararın ve kusurun ispatı
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 50Kaynağı aç
MADDE 50- Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. III. Tazminat 1. Belirlenmesi

Diş Hekimi ile Hasta Arasındaki Sözleşmenin Niteliği ve Özen Borcu

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 470 gereğince eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Gerekli tedavi yapılmak suretiyle dişlerin gerçek işlevine kavuşturulması amacıyla kurulan hukuki ilişki, Türk Borçlar Kanunu m. 470 ve devamı hükümleri uyarınca eser sözleşmesi niteliğindedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2015/12780 Esas ve 2016/5642 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, eser sözleşmesini vekâlet gibi diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran temel ölçüt sonuç sorumluluğudur. Yüklenici konumundaki hekim, yalnızca bir işin yürütülmesini değil, tarafların iradeleri doğrultusunda belirlenen eserin ve sonucun meydana getirilip teslim edilmesini üstlenmektedir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/12780, K. 2016/5642Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2015/12780 E.  ,  2016/5642 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki maddi-manevi tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. Hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 12.04.2016 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden taraflardan davalı vekili Av. … ile davacı asil ve vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sağ yirmilik dişinin dolgusunun kırılıp diş etine batması şikayeti ile 04/01/2012 tarihinde tavsiye üzerine davalı diş hekimine başvurduğunu, davalı hekim tarafından yapılan fiziki muayene sonucu, alt-üst çene kemiklerinde çok büyük kemik erimesi olduğu, dişlerinin hepsinin çekilip komple protez damak yapılması gerektiği, başka bir tedavi şansının olmadığının bildirildiğini, müvekkili tarafından implant uygulamasının yapılıp yapılamayacağı sorulduğunda ise, mevcut çene kemiğine implant yapılamayacağının söylendiğini, müvekkilinin başka seçenek olmadığına inandırılması üzerine 6.000,00 TL karşılığında 24 dişinin çekilip protez damak yapıldığını, üst damak protezi damağa uygun yapılmadığı için 21/12/2012 tarihinde … Ü… Hekimliği Fakültesi Hastanesine başvurması üzerine, dişlerin boşuna çekildiğinin, çene kemiğinde erime olmadığının, diş eti tedavisi yapıldıktan sonra dişlerin kullanılabileceğinin, mevcut çene yapısıyla implant uygulanabileceğinin söylendiğini, yanlış teşhis ve buna bağlı olarak uygulanan yanlış tedavi sonucunda 6.000,00 TL'si hatalı yapılan protez damak için, 46.150,00 TL'si ise implant tedavisi için olmak üzere toplamda 52.150,00 TL maddi zarara uğratıldığını ileri sürerek hekimlik mesleği etik kurallarına aykırı hareket eden davalı diş hekiminin, yanlış teşhis ve tedavisi sonucu uğranılan 52.150,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dişlerinde yaşamış olduğu problem nedeni ile 04/01/2012 tarihinde grafisi ile birlikte müvekkiline başvurduğunu, yapılan tetkik sonucu, 7 numaralı dişte taşkın dolgu ve dolgu kırığının tespit edildiğini, çene yapısındaki rezorbsiyona bağlı olarak dişlerde sallantı ve duyarlılık görüldüğünü, periondontitise bağlı çene kemiğindeki problemlerin anlatılıp enkliz dişi gösterilerek ağız içindeki bir çok dişin kök yüzeylerinin ve fürkasyon bölgelerinin açıkta kaldığı ve lükasyon olduğu, görüntülü olarak izah edilip yapılacak tedavi hakkında bilgi verilip, problemlerin ilerleyen zamanda artacağının, köprü protezinin kısa ömürlü ve rahatsız edici olacağının, bu yönde tedavi istediği takdirde hekim seçme özgürlüğünün bulunduğunun bildirildiğini, hastanın onayı alınarak tedaviye başlandığını, yapılan tüm işlemlerin davacının yararına olup, hatadan, kusurdan ihmalden uzak standartlara uygun yöntemlerle gerçekleştirildiğini, hastanın 1 yıllık tedavisi sonucunda protezlerini verildiğini, ancak hastanın protezleri takmamasında direnmesi sebebiyle kusurlu olduğunu savunarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; 52.500,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Davaya dayanak yapılan maddi olgu, gerekli tedavi yapılmak suretiyle dişlerin gerçek işlevine kavuşturulmasıdır. Varılmak istenilen sonucun ve buna dayalı olguların hukuki nitelendirilmesi yapıldığında ise, yanlar arasında BK.nun 355 (yeni TBK. md. 470) ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu açıklıkla ortadadır. Eser sözleşmelerini diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran önemli hususlardan birisi de sonuç sorumluluğu, yani tarafların iradeleri doğrultusunda yüklenici tarafından bir sonucun meydana getirilmesi taahhüdüdür. Burada vekâlet akdindeki gibi sonuç taahhüt edilmeksizin sadece bir işin görülmesi taahhüdü bulunmamakta, bir eserin-sonucun yaratılıp teslim edilmesi borcu altına girilmektedir. Bu borcun altına giren taraf yani yüklenici, işin mahiyeti gereği işi sadakat ve özenle yerine getirmek zorundadır. Sadakat borcu yüklenicinin iş sahibinin yararına olacak şeyleri yapma ve ona zarar verecek her türlü eylemden kaçınma anlamını taşır. Buna göre somut olayda işi yüklenen davalı hekimin, davacı üzerinde kararlaştırılan edimleri ifa ederken, yani tıbbi faaliyette bulunurken mesleğinin tüm koşullarını yerine getirmesi ve tıp biliminin kurallarını eksiksiz yerine getirmesi davacının edim menfaatinin gereği olup, aksi durumun gerçekleşmesi davalı doktorun kusurlu olduğunu göstereceği gibi oluşan zarardan sorumluluğunu da gerektirmektedir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinden bir isabetsizlik görülmemesine göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. 1) Davalı vekilinin temyiz itirazları bakımından; İş sahibinin ayıptan doğan hakları TBK. m. 475'te düzenlenmiştir. Bu haklar; sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim ya da ücretsiz onarım isteme hakları ile genel hükümlere göre tazminat isteme hakkıdır. Bunlarda ilk üçü, yani dönme, bedelden indirim ve ücretsiz onarım isteme hakları seçimlik haktır. Tazminat isteme hakkı ise, iş sahibinin zarar görmesi şartıyla her üç seçimlik hakla birlikte istenebilir. Onarım hakkının seçilmesi halinde iş sahibi gideri yükleniciye ait olmak üzere bunun yapılmasını üçüncü bir kişiye verebilir. Bu takdirde bundan doğan giderleri iş sahibi yükleniciden tazminat olarak isteyebilir. Somut olayda, davacı taraf dava dilekçesinde, davalı diş hekiminin davacıya koyduğu yanlış teşhis ve buna bağlı uyguladığı yanlış tedavi sonucu davacının 52.150,00 TL harcama yapmak zorunda kaldığını, bu harcamaların 6.000 TL'sinin hatalı yapılan protez damak için davalıya fatura karşılığı olmadan verildiğini, 46.150 TL'sinin de davalı diş hekiminin yanlış teşhis ve tedavisi sonucu yaptırılmak zorunda kalınan implant tedavisi için fatura karşılığı ilgili kuruma ödendiği belirtilmiş ve maddi tazminat talebinin bu kalemlere hasredildiği görülmüştür. Davacı yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere hem yanlış teşhis ve tedavi nedeniyle davalı doktora yaptığı protez damak bedelini hemde yaptırmış olduğu implant bedelini (onarım bedeli) birlikte talep edemez. Davacı bu seçimlik haklardan birini kullanmak durumundadır. Mahkemece, davacının bunlardan birini seçmesi gerektiği dikkate alınmadan her iki isteminin de maddi tazminat bedeline dahil edilmesi doğru görülmemiştir. Bundan ayrı olarak, davacının maddi zararının hesaplanması için hukukçu bilirkişiden alınan raporda, davacının sunduğu toplam 46.150TL bedelli 4 adet faturanın, faturalarda belirtilen tıbbi işlemler karşılığı yapılan ödemelerin, gerekli, uygun, yeterli(kadri marufunda) olup olmadığı konusunda daha önce rapor hazırlayan bilirkişilerden rapor istenmesine gerek olmadığının mahkeme takdirinde olduğu belirtilmiş ve bu hususta inceleme yapılmamıştır. Bilirkişin dava konusu uyuşmazlık hakkında uzman olmadığı gibi, faturaların kadri marufunda olup olmadığına ilişkin bir inceleme bulunmamaktadır. Bu haliyle rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. O halde mahkemece yapılması gereken iş; dosyanın Diş Hekimliği fakültelerinden seçilecek bilirkişi veya bilirkişi kuruluna sevk edilerek, davalının kusurlu eylemi nedeni ile başka diş hekimlerince yapılan tıbbi girişimlerin ve bu nedenle davacının yaptığı harcamaların, davacı tarafça sunulan faturalar da nazara alınarak tetkiki ile, maddi tazminatın kapsam ve tutarının belirlenmesi konusunda denetime elverişli bir rapor alınması, davacının istemekte haklı olduğu alacak miktarının bu şekilde belirlenmesi, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. Ayrıca, kabule göre, 6100 sayılı HMK'nun 26.maddesi hükmüne göre, mahkeme tarafların iddia, savunma ve talepleri ile bağlıdır. Kural olarak mahkemenin talepten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Davacının maddi tazminata ilişkin talebinin 52.150,00TL olmasına karşın mahkemece talep aşılarak 52.500,00TL maddi tazminata hükmedilmesi de doğru görülmemiştir. 2) Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse, manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek, takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü, kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4.maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Hal böyle olunca, davalının uyguladığı yanlış tedavi sonucunda davacı iş sahibinin istediği sonuca ulaşamadığı, çektiği sıkıntı ve ızdırap da dikkate alındığında, davacı lehine daha uygun oranda manevi tazminata karar verilmesi gerekirken, düşük manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen taraflar için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 1.350'şer TL vekalet ücretinin yekdiğerinden alınıp yekdiğerine verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 12.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 470Kaynağı aç
MADDE 470- Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. B. Hükümleri I. Yüklenicinin borçları 1. Genel olarak

Tıbbi faaliyeti icra eden diş hekiminin mesleğinin tüm koşullarını ve tıp biliminin kurallarını eksiksiz yerine getirmesi sadakat ve özen borcunun zorunlu bir sonucudur. Sadakat borcu hekimin hastanın yararına olan işlemleri yapmasını ve hastaya zarar verebilecek her türlü fiilden kaçınmasını gerektirir; bu kurallara uyulmaması hekimin kusurlu olduğunu gösterdiği gibi meydana gelen zarardan sorumluluğunu da doğurur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 506 gereğince vekil de üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür ve bu sorumluluğun tayininde benzer alanda iş üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır. Aynı düzenleme uyarınca vekil vekâlet borcunu kural olarak bizzat ifa etmekle yükümlü olup, yetki verildiği veya durumun zorunlu kıldığı ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde işi başkasına yaptırabilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 506Kaynağı aç
MADDE 506- Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır. b. İşin üçüncü kişiye gördürülmesi hâlinde

Hatalı Diş Tedavisi Halleri ve Sağlık Kayıtlarının Tutulması

Diş hekimliği uygulamalarında hatalı teşhis konulması, gerekli röntgen veya tomografi tetkikleri yapılmaksızın implant operasyonuna girişilmesi, müdahale esnasında sinir kanalına zarar verilmesi, yanlış dişin çekilmesi veya sağlam dişlerin gereksiz yere kesilmesi hekimin sorumluluğunu doğurabilir. Bununla birlikte sterilizasyon kurallarının ihmali, gelişen enfeksiyonun geç fark edilmesi, amaca uygun olmayan malzeme kullanımı, protezin anatomik yapıya aykırı planlanması, hastanın olası riskler konusunda bilgilendirilmemesi ve tedavi kayıtlarının tutulmaması da hukuki sorumluluk kapsamında değerlendirilir.

Hasta Hakları Yönetmeliği hükümleri uyarınca hastanın genel sağlık durumu, uygulanacak tıbbi işlemler, bunların faydaları ile muhtemel sakıncaları, alternatif tedavi yöntemleri ve tedavinin kabul edilmemesi hâlinde doğabilecek sonuçlar hakkında bilgi isteme hakkı bulunmaktadır. Hasta ayrıca sağlık dosyası ve kayıtlarını bizzat veya vekili aracılığıyla inceleyip suret talep edebilir. Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik gereğince kuruluşların hastaya ait verileri elektronik ortamda kaydetmesi, teşhis ve tedavi bilgileri ile varsa röntgen ve anestezi işlem detaylarını diş numaralarıyla ayrıntılı şekilde tutması zorunludur. Hasta mahremiyeti kapsamında gizliliğin korunması esas olup elektronik imzalı tıbbi kayıtlar resmi kayıt hükmündedir.

İspat Yükü, Bilirkişi İncelemesi ve Yargılama Esasları

Hatalı diş tedavisi sebebiyle açılan davalarda ispat yükü 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 50 hükümlerine göre belirlenir. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/6084 Esas ve 2014/12748 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, diş hekiminin implant ve protez dişleri tıbbın gereklerine uygun yapmadığı iddiasıyla açılan tazminat davasında, yapılan tedavinin tıp kurallarına aykırı olduğunu ispat yükü davacı tarafa aittir; hekimin kusurunun ve tedavi hatasının delillerle ispatlanamaması hâlinde davanın reddine karar verilmesi gerekir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/6084, K. 2014/12748Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2014/6084 E.  ,  2014/12748 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL 4.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/12/2013 NUMARASI : 2010/168-2013/534 Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkili davacının, davalı diş hekimiyle (1998 yılında) üst dişler çekilerek yerlerine kemik tozu konulduktan sonra 4 adet implant yapılması ve her iki çene için 28 porselen diş yapımı hususunda anlaştıklarını (karşılığında 4000 Dolar+4000 Mark verileceğini); tedavinin başlamasından itibaren 10 yıllık bir süre geçtiği halde tedavinin tamamlanamadığını ve ciddi sağlık problemleri yaşadığını, 10 yıllık süre geçtiğinden implantların kullanma süresinin de dolduğunu; bu konuda daha uzman olan (Prof.) hocaya giderek tedavisini yaptırdığını; ancak, davalının, davacı ile birlikte hocaya giderek ücreti (21.750 TL) üstlendiği halde, edimini yerine getirmediğini, kendisinin ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek; ödediği ücret ve diğer tedavi süresince yaptığı masraflar nedeniyle 30.000 TL maddi ve çektiği acı ve ızdırap nedeniyle de 100.000 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu savunup; davanın reddini istemiştir. Mahkemece; “Tüm dosya münderecatı, toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının diş tedavisini üstlenen davalı, eser sözleşmesinin gereği olarak davacının diş tedavisini beklentilerine cevap verecek şekilde yapmak zorundadır. Davalı tarafından 2001-2008 tarihleri arasında uygulanan 6 adet implanttan 2008 yılı Nisan-Temmuz ayları arasında önceki uygulanan implantlardan iki tanesinin sökülerek ilave dört implant uygulandığı, ancak davalı tarafından yapılan implantlardan birinin kırıldığı, bir parçasının da üst çenede kemik içinde kaldığı, kısa implant uygulanması sebebiyle implant çevresinde kemik kaybının bulunduğu, davalı tarafından uygulanan tedavinin hatalı olduğu, doğru yapılması halinde implantların süresiz kullanılması gerektiği ve eser sözleşmesinde davalının kusursuz sorumluluğu bulunduğu gözetildiğinde; yapılan işin tıbbın gereklerine uygun şekilde yapılmadığı, hastanın beklentilerini karşılar nitelikte de bulunmadığı, gerek bilahare davacının tedavisini uygulayan Prof.Dr.P.. S..'nın tanık olarak Mahkememizce alınan ifadesi, gerekse bilirkişi raporundaki tespitler gereğince davalı tarafından yapılan implantlardan sonra davacının bir başka doktora yeniden yaptırmak zorunda kaldığı tedavi giderlerinden sorumlu olması nedeniyle maddi tazminat talebinin 21.750,00 TL açısından kısmen kabulüne ve hekim ile hasta arasında yapılan anlaşma gereği, davalı tarafından diş tedavisinin tam anlamı ile yerine getirilmemesi ve istenmeyen sonuçların meydana gelmesi nedeniyle davacının B.K.nun 49.maddesine göre manevi tazminat talep etme hakkı doğduğundan, davacının meydana gelen olay nedeniyle yaşamış olduğu üzüntü ve ızdırapta dikkate alınarak, tarafların ekonomik durumları, günün ekonomik koşulları ile birlikte değerlendirilerek M.Y.nın 4.maddesi hükmü kapsamında hak ve nesafet kuralları birlikte değerlendirilmiş ve 10.000,00 TL manevi tazminata karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur, gerekçesiyle” davanın kısmen kabulüne, 21.750,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın 07.07.2009 temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, maddi ve manevi tazminat ile iligli fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Davada, davalı diş hekiminin üstlendiği davacının çenesinde 4 adet implant ve her iki çenede 28 porselen diş yapımı hususundaki edimini, tıbbın gereklerine uygun yerine getiremediği, davalı tarafından uygulanan tedavinin hatalı olduğu; bu nedenle, davacının maddi ve manevi zarara uğradığı iddia edilerek, tazminat talep edilmiştir. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda; “…Davalıdan alınan son radyografi incelemesinde bazı implantların uygulanma sürelerinin üzerinden 10 yıldan fazla zaman geçmiştir. Bazı implantlar sökülmüş ve yerlerine yeni implantlar yapılmıştır. Bu sebeplerden dolayı eski yapılan tedaviler hakkında kesin bir yorum yapılabilmesi güçtür.” denilmektedir. TMK.nun 6.maddesine göre, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir. Toplanan tüm delillere, bilgi ve belgelere, iddia, savunma ve alınan bilirkişi raporuna göre, davacı taraf, davalı diş hekiminin yaptığı implantları ve protez dişleri tıbbın gereklerine uygun olarak yapmadığına ilişkin iddiasını ispatlayamamıştır. Hal böyle olunca, mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne dair hükmün kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 6Kaynağı aç
Madde 6 – Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. II. Resmî belgelerle ispat

Hatalı tedavi sonucu ortaya çıkan zararın kapsamı ve giderim maliyetlerinin tespiti özel teknik inceleme gerektirir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2015/12780 Esas ve 2016/5642 Karar sayılı kararı uyarınca, hekimin kusurlu eylemi nedeniyle başka diş hekimlerince yapılan tıbbi girişimlerin ve sunulan harcama belgelerinin gerekli, uygun ve yeterli olup olmadığının belirlenmesi amacıyla Diş Hekimliği fakültelerinden seçilecek uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan denetime elverişli rapor alınmalıdır. Yargılama sürecinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 26 gereğince mahkeme tarafların iddia, savunma ve talepleri ile bağlıdır; kural olarak talep edilenden fazlasına veya başka bir şeye hükmedilemez.

Ayıptan Doğan Seçimlik Haklar, Onarım ve Maddi Tazminat

İmal edilen eserde ayıp bulunması durumunda iş sahibine tanınan yasal yetkiler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 475 hükmünde gösterilmiştir. Meydana getirilen işin, iş sahibinin yararlanamayacağı ya da hakkaniyet uyarınca kabulü kendisinden beklenemeyecek derecede kusurlu olması veya sözleşme şartlarına aykırılık taşıması durumunda sözleşmeden dönülmesi mümkündür. Ayrıca iş sahibi eseri kabul edip bedelden kusur nispetinde indirim yapılmasını talep edebileceği gibi, orantısız masrafa yol açmadığı sürece tüm giderleri yüklenici tarafından karşılanmak şartıyla ücretsiz tamirat da isteyebilir. Türk Borçlar Kanunu m. 475/2 gereği iş sahibinin genel hükümler çerçevesinde tazminat talep hakkı saklı tutulmuş olup Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2015/12780 Esas ve 2016/5642 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, bir zararın doğmuş olması koşuluyla bu tazminat talebi sözü edilen üç seçimlik haktan herhangi biriyle birlikte yöneltilebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 475Kaynağı aç
MADDE 475- Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde işsahibi, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme. 2. Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme. İşsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Eser, işsahibinin taşınmazı üzerinde yapılmış olup, sökülüp kaldırılması aşırı zarar doğuracaksa işsahibi, sözleşmeden dönme hakkını kullanamaz. c. İşsahibinin sorumluluğu

İş sahibinin onarım yoluna başvurması durumunda, masraflar kusurlu hekime ait olmak kaydıyla düzeltme işlemleri başka bir hekime yaptırılabilir ve bu süreçte yapılan harcamalar tazminat olarak hekimden talep edilebilir. Ancak Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2015/12780 Esas ve 2016/5642 Karar sayılı ilamı gereğince, hatalı tedavi sebebiyle ilk hekime yapılan ödeme ile düzeltme amacıyla başka hekime yaptırılan tedavi veya implant bedeli birlikte istenemez; hastanın bu iki seçimlik imkândan birini tercih etmesi zorunludur. Seçilen yola ve ortaya çıkan zarara göre maddi tazminat kapsamında; kemik grefti, cerrahi müdahale, kanal yenileme, çekim sonrası protez veya köprü giderleri, tetkik, röntgen ve ilaç harcamaları, klinik masrafları, yol ve konaklama giderleri ile çalışma gücü kaybından doğan geçici ve sürekli iş göremezlik zararları talep konusu yapılabilir.

Tedavi kapsamında ihtilaflı işlemlerin yanında başkaca diş müdahalelerinin de yapıldığı ve hekimin karşı dava ile bunların bedelini istediği hâllerde ayrı bir inceleme yürütülür. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2012/23371 Esas ve 2013/5979 Karar sayılı ilamına göre mahkemece, davalı diş hekimi tarafından uyuşmazlığa konu implantlar dışında kusursuz ve sağlam diş yapılıp yapılmadığı, bu dişlerin hasta tarafından halen kullanılıp kullanılmadığı araştırılmalı; asıl davadaki tazminat istemi ile karşı davadaki alacak talebi bu tespit sonucuna göre hükme bağlanmalıdır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/23371, K. 2013/5979Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2012/23371 E.  ,  2013/5979 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen maddi ve manevi tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalı-k.davalı asil … geldi. Aleyhine temyiz olunan davacı-k.davalı vek.Av. … geldi. Gelen asil ve vekilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için 09.04.2013 gününe bırakılması uygun görüldüğünden, belli günde dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü. Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin 27.11.2006 günü diş hekimi olan davalının muayenehanesine gittiğini, muayene sonucunda müvekkilinin mevcut dişlerinin önemli bir bölümünün sökülmesi ve diş eti yapısına göre üst çenede 10 adet, alt çenede 4 adet implant yapılması gerektiğinin davalı tarafından müvekkiline söylendiğini ve bunun üzerine tedaviye başlandığını, tedavinin üçbuçuk yıl sürdüğünü, bu süre içerisine müvekkiline davalı tarafından bir kısım tedaviler ve en son olarakta implantlar yapıldığını davalıya, yapılan tedaviler ve imalatlar neticesinde 30.000 TL bedel Ödendiğini, ancak, davalı tarafından yapılan 4 adet implantın kusurlu (ayıplı) yapılması nedeniyle müvekkilinin ağrılarının devam ettiğini, müvekkili tarafından davalıya çok defalar başvurulmasına rağmen mağduriyetinin giderilmediğini, en son olarak müvekkilinin başka diş hekimlerine müracat ettiğini, bu yeni diş hekimleri tarafından davalının yaptığı implantların sökülerek diş tedavisinin yapıldığını, böylece sağlığına kavuşabildiğini, davalının bu ayıplı imalatlar nedeniyle müvekkilinin hem maddi hem de çekilen ızdırap nedeniyle manevi olarak zarara uğradığı ileri sürülerek, 30.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında ve karşı dava dilekçesinde, davacı (karşı davalı)'nın tedavisinin ve diş yapımının müvekkili tarafından yapıldığını, bunun 3,5 yıl devam ettiğini, bu süre zarfında müvekkili tarafından davacıya protez yapıldığını, bu protezlerin davacı tarafından sağlıksız kullanılması sonucu kırıldığını, tedavilerin böylece devam ettiğini, en son olarak tüm dişlerin sökülerek yerine daha sağlam metal destekli seramik dişler yapıldığını, bunların da bir kısmının davacı tarafın sağlıksız kullanımı nedeniyle kırıldığını, en son olarakta 4 adet implant yapıldığını, müvekkili tarafından yapılan tedavi ve dişlerin kusursuz olarak yapıldığını savunarak, asıl davanın reddine, müvekkili tarafından davalıya yapılan 78 adet zırkon alt yapılı, 26 adet metal destekli toplam 104 adet diş bedelinin karşılığı olan 70.200 TL'nin fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak şimdilik 20.000 TL'nın asıl davacı (karşı davalı)dan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, tüm dosya içeriğine … seçilen bilirkişi heyeti raporuna göre davacıya davalı tarafından yapılan 4 adet implantın yeterli kemik desteği yokken yerleştirildiği, tasarımlarının farklı olduğu, bir kısmının hatalı yerleştirildiğini dişlerin (implantların) uygun yapılmadığını, davalının kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın maddi tazminat (30.000 TL) yönünden kabulüne, manevi tazminatın kısmen kabulü ile 2.500 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, karşı davanın ise asıl davalı (karşı davacı)nın yaptığı dişlerin (implantların) kusurlu yapıldığını, bu kusurlu eylem nedeniyle implantlar dışındaki yaptığını ileri sürdüğü dişlerle ilgili açılan karşı dava alacağını isteme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı(karşı davacı vekili) tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, somut olayda, davacı taraf cevap ve karşı dava dilekçesinde ve savunmalarında davacıya implantların dışında da protez (krom, zirkon kaplı vs.) dişler yaptığını, bu diş bedellerinin davacı tarafın ödemiş olduğu 30.000 TL bedelin çok üzerinde olduğunu, davacı taraftan alacaklı bulunduğunu ileri sürerek asıl davanın reddine karşı davada talep edilen bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yalnızca implantlarla ilgili değerlendirme yapılmış ve buna göre hüküm kurulmuştur. Bu durumda, davalı Diş Hekimi tarafından davacıya implantlar (4 adet) dışında kusursuz ve sağlam diş (protez vs.)'ler yapılıp yapılmadığı belirlenmelidir. Şayet yapılmış ise halen bu dişlerin davacı tarafından kullanılıp kullanılmadığı ve kusurlu bir yapım olup olmadığı iddiası da varsa incelenip sonucuna göre asıl davadaki maddi tazminat kısmına ilişkin istem ve karşı davadaki istemle ilgili değerlendirme yapılarak hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde, eksik inceleme ve araştırılma ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 990 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Manevi Tazminatın Belirlenmesi

Kişilik hakları hukuka aykırı biçimde saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat talep edebilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 4 uyarınca kanunun takdir yetkisi tanıdığı ya da haklı sebepleri gözetmeyi emrettiği hususlarda hâkim, hukuka ve hakkaniyete uygun biçimde karar verir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2015/12780 Esas ve 2016/5642 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, manevi tazminat tutarı tayin edilirken fiilin niteliği, tarafların kusur dereceleri ve ekonomik ile sosyal durumları değerlendirilir. Hâkim, takdir yetkisini belirleyen unsurları kararında gerekçeleriyle objektif şekilde açıklamalı ve tazminat tutarını mağdurun yaşadığı manevi sarsıntıyı giderecek ve tatmin duygusu sağlayacak düzeyde takdir etmelidir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 4Kaynağı aç
Madde 4 – Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir. C. Genel nitelikli hükümler

Kamu Kurumlarında İdari Başvuru ve Ceza Soruşturması İzni

Diş tedavisinin kamuya bağlı bir hastanede veya ağız ve diş sağlığı merkezinde gerçekleştirilmesi durumunda idari yargı usulü uygulanır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 13 uyarınca idari eylemlerden hakları ihlal edilen kişilerin tam yargı davası açmadan önce, eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak zararın giderilmesini talep etmeleri zorunludur. İdarenin bu istemi açıkça reddetmesi veya otuz gün içinde cevap vermeyerek zımnen reddetmesi hâlinde yasal dava açma süresi içinde tam yargı davası ikame edilebilir.

Kamu veya özel sağlık kuruluşlarında görev yapan hekim ve diş hekimlerinin tıbbi uygulamaları sebebiyle yürütülecek ceza soruşturmaları özel bir izin usulüne bağlanmıştır. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek 18 inci maddesi gereğince sağlık mensuplarının tıbbi işlem ve uygulamaları sebebiyle yapılacak soruşturmalarda 4483 sayılı Kanun hükümleri tatbik edilir ve soruşturma izni Sağlık Bakanlığı bünyesinde teşekkül eden Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir.

Hatalı implant veya protez işleminde hasta hangi haklara sahiptir?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 475 uyarınca hasta sözleşmeden dönme, bedelden indirim isteme veya masrafları hekime ait olmak üzere ücretsiz onarım talep etme seçimlik haklarına sahiptir; ayrıca zarar görmüşse bu haklarla birlikte genel hükümlere göre tazminat da isteyebilir.

Hatalı yapılan diş tedavisi başka bir hekime düzelttirilebilir mi?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 475 kapsamında onarım hakkını seçen hasta, giderleri yüklenici diş hekimine ait olmak üzere eserin onarılmasını üçüncü bir hekime yaptırabilir ve doğan harcamaları yükleniciden tazminat olarak talep edebilir.

Diş hekiminin kusurlu olduğunu ispat yükü kime aittir?

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 50 uyarınca hekimin müdahalesinin tıp kurallarına aykırı olduğunu ve uğranılan zararı ispat yükü davacı hastaya aittir; kusur ve ayıp kanıtlanamazsa dava reddedilir.

Devlet hastanesindeki hatalı diş tedavisinde doğrudan dava açılabilir mi?

Kamuya bağlı kurumlarda dava açılmadan önce 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 13 uyarınca eylemin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde beş yıl içinde ilgili idareye yazılı başvuruda bulunulması zorunludur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu