Haksız Kentsel Dönüşüm Sözleşmesinin İptali Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Haksız Kentsel Dönüşüm Sözleşmesinin İptali Davası

Kentsel Dönüşüm Sözleşmesinin Hukuki Niteliği ve Sözleşme Özgürlüğü

Kentsel dönüşüm sözleşmesi, riskli yapı tespiti gerçekleştirilen taşınmazların yıkılarak yeniden inşa edilmesini ve ortaya çıkan bağımsız bölümlerin paylaşımını düzenleyen bir hukuki ilişkidir. Bu sözleşmeler, kat maliklerinin birlikte taraf olduğu ve yüklenicinin yeni bir yapı meydana getirmeyi, kat maliklerinin ise arsa paylarının kararlaştırılan kısmını devretmeyi üstlendiği arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine benzer karma bir yapı taşır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 26 uyarınca taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar dahilinde özgürce belirleme hakkına sahiptir. Ancak bu serbesti sınırsız olmayıp kanunun getirdiği emredici çerçeveye tabidir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 26Kaynağı aç
MADDE 26- Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler. II. Kesin hükümsüzlük

Genel İşlem Koşulları ve Sözleşmedeki Haksız Şartlar

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 25 hükmü gereğince, genel işlem koşullarına dürüstlük kurallarına aykırı biçimde karşı tarafın aleyhine veya durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz. Kentsel dönüşüm projelerinde kat maliklerine dayatılan ve menfaat dengesini bozan düzenlemeler denetime tabidir. Bu kapsamda emsal projelere ve arsa payı değerine kıyasla malike fahiş oranda düşük bağımsız bölüm alanı verilmesi, teknik bir gerekçe bulunmaksızın şerefiye kaybına yol açacak şekilde zemin kat veya arka cephe gibi ekonomik değeri düşük birimlerin tahsis edilmesi haksız şart niteliğindedir. Aynı şekilde yükleniciye tek taraflı olarak proje ya da malzeme değişikliği yetkisinin tanınması, ucu açık teslim vadeleri ve kat maliki aleyhine tek taraflı cezai şartlar öngörülmesi de sözleşme adaletine aykırılık teşkil eder.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 25Kaynağı aç
MADDE 25- Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz. F. Sözleşmenin içeriği I. Sözleşme özgürlüğü

Kesin Hükümsüzlük ve Kısmi Geçersizlik Hali

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 27 uyarınca, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı olan veya konusu imkânsız bulunan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Kural olarak sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının geçersiz olması diğer hükümlerin geçerliliğini etkilemez; ancak bu geçersiz hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz hale gelir. Sözleşmenin kesin hükümsüzlüğü iddialarında kanunda herhangi bir süre sınırlaması öngörülmemiştir ve bu geçersizlik durumu her zaman ileri sürülebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 27Kaynağı aç
MADDE 27- Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur. III. Aşırı yararlanma

Aşırı Yararlanma Sebebiyle Sözleşmenin İptali ve Süreler

Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık bulunması ve bu dengesizliğin zarar gören tarafın zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden yararlanılarak meydana getirilmesi hali 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 28/1 kapsamında aşırı yararlanma olarak düzenlenmiştir. Bu koşulların gerçekleşmesi halinde zarar gören malik, durumun özelliğine göre sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirerek ediminin iadesini isteyebilir veya sözleşmeyi ayakta tutarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini talep edebilir. Kanunun 28/2 maddesi uyarınca bu iptal hakkı; düşüncesizlik veya deneyimsizliğin öğrenildiği, zor durumda kalmada ise bu zorluğun ortadan kalktığı tarihten itibaren 1 yıl ve her halükarda sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak 5 yıl içinde kullanılmalıdır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 28Kaynağı aç
MADDE 28- Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir. IV. Önsözleşme

Dava Açma Hakkı, Husumet ve Taraf Teşkili

Kentsel dönüşüm sözleşmesinin iptali davasında kat maliklerinden her biri kendi mülkiyet hakkını korumak üzere tek başına dava ikame edebilir. Davada husumet kural olarak yükleniciye yöneltilir. Ancak davanın konusu sözleşmenin münferit bir hükmünün değil de tamamının iptali talebini içeriyorsa ve verilecek karar taşınmazdaki tüm kat maliklerinin hukuki durumunu ve paylaşımdaki haklarını doğrudan etkileyecek mahiyette ise, sözleşmeye taraf olan diğer kat maliklerinin de davada taraf olarak gösterilmesi gerekebilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme ile İhtiyati Tedbir Talebi

Kentsel dönüşüm sözleşmesinin geçersizliğine veya feshine ilişkin davalarda görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise uyuşmazlığın taşınmazın aynına ilişkin olması sebebiyle taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir ve buradaki yetki kuralı kesindir. Kentsel dönüşüm sözleşmesinin iptali talebiyle dava açılmış olması tek başına inşaat faaliyetlerini veya tapu müdürlüğündeki tescil işlemlerini durdurmaz. Bu sebeple hak kayıplarının ve telafisi güç zararların önüne geçebilmek adına dava dilekçesiyle birlikte mahkemeden teminatlı veya teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilebilir.

Arabuluculuk Şartı ve Kanun Yolları

Sözleşmenin geçerliliğinin tespiti veya hükümlerinin iptaline yönelik taleplerde kural olarak zorunlu arabuluculuk şartı aranmaz ve doğrudan Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılabilir. Buna karşılık sözleşmenin iptaliyle birlikte tazminat veya bir miktar para alacağının da tahsili talep ediliyorsa, uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre arabuluculuk dava şartı olarak gündeme gelebilir. İlk derece mahkemesinin nihai kararlarına karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yoluna başvurulabilir. İstinaf incelemesi sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlara karşı ise, kanunda belirlenen parasal sınırın üzerinde kalınması şartıyla tebliğden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yoluna gidilebilir.

Kentsel dönüşüm sözleşmesinin iptali için arabulucuya gitmek zorunlu mudur?

Sözleşmenin hükümsüzlüğü veya iptali taleplerinde doğrudan dava açılabilir ve kural olarak arabuluculuk zorunlu değildir; ancak dava dilekçesinde tazminat veya para alacağı da talep ediliyorsa niteliğine göre arabuluculuk dava şartı oluşturabilir.

Aşırı yararlanma nedeniyle iptal davası ne kadar sürede açılmalıdır?

Aşırı yararlanma hakkı, zarar görenin düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği, zor durumda kalmada ise bu durumun bittiği andan itibaren 1 yıl ve her halükarda sözleşmenin kurulmasından itibaren 5 yıl içinde kullanılmalıdır.

Dava açıldığında inşaat ve tapu devir işlemleri kendiliğinden durur mu?

Dava açılması inşaatı veya tapu devirlerini kendiliğinden durdurmaz; hak kaybının önlenmesi için mahkemeden teminatlı ya da teminatsız ihtiyati tedbir talep edilmesi gerekir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu