13 Eylül 2018 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 32 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Karar'da değişiklik yapılmış; taşınmaz satış ve kira sözleşmeleri ile eser sözleşmelerinin dövizle veya dövize endeksli olarak kurulması yasaklanmıştır. Bu düzenleme, özellikle maliyetlerini yabancı para üzerinden hesaplayan yükleniciler bakımından sözleşme uyarlaması taleplerinin önünü açan önemli bir hukuki sorun kaynağı olmuştur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/7877, K. 2023/2131Kaynağı aç
Yasağın Hukuki Dayanağı
85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 32 sayılı Karar'ın ilgili hükümlerinde değişiklik yaparak eser sözleşmelerinde dövizle ödeme ve dövize endeksleme yasağını yürürlüğe koymuştur. Yasağın kapsamı ve olası istisnaları konularında ilgili mevzuatın tam metnine başvurulması gerekmektedir.
Yasak Öncesi Kurulan Sözleşmeler ve Uyarlama Talebi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/7877, K. 2023/2131 sayılı kararında çoğunluk gerekçesi, 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile getirilen yasağın tarafların son protokolünden sonra ortaya çıkan ve davacının yatırım maliyetini önemli ölçüde yükselten, edim borcunu ağırlaştıran bir değişiklik niteliği taşıdığını değerlendirmiştir. Çoğunluk, yasağın uyarlama sebebi sayılıp sayılamayacağının bilirkişi incelemesiyle somutlaştırılması gerektiği sonucuna vararak yerel mahkeme kararını bozmuştur. Kararda karşı oy mevcuttur; karşı oy, yerel mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiğini savunmuştur.
Aynı kararın çoğunluk gerekçesinde, döviz üzerinden hasılat paylaşımı garantisi içeren sözleşmelerde irtifak hakkı satışları veya kiralamaların Türk lirası bazlı yapılma zorunluluğunun getirilmesinin ve başlangıçta mümkün olan döviz üzerinden satışın yasaklanmasının, davacının yatırımdan beklediği geliri önemli ölçüde azaltan ve önceden öngörülmesi mümkün olmayan bir uyarlama sebebi oluşturduğu tespit edilmiştir. Çoğunluk bu tespiti bilirkişi incelemesine bırakarak bozma yoluna gitmiş; karşı oy bu sonuca da katılmamıştır.
Uyarlamanın Yasal Koşulları: TBK m. 138
Türk Borçlar Kanunu m. 138, aşırı ifa güçlüğü halinde sözleşme uyarlamasını düzenler. Bu hükme göre uyarlamaya başvurabilmek için dört koşulun birlikte gerçekleşmesi aranır: sözleşme kurulurken taraflarca öngörülemeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkmalı, bu durum borçludan kaynaklanmamalı, mevcut olgular ifanın borçlu aleyhine dürüstlük kuralına aykırı düşecek ölçüde güçleşmesine yol açmalı ve borçlu edimini henüz ifa etmemiş ya da haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır. Bu koşullar birlikte gerçekleştiğinde borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteyebilir; uyarlama mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkı doğar. Sürekli edimli sözleşmelerde ise borçlu kural olarak dönme yerine fesih hakkını kullanır. Kanun, bu hükmün yabancı para borçlarında da uygulanacağını açıkça öngörmektedir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 138Kaynağı aç
Uyarlama, Türk Medeni Kanunu m. 2'deki dürüstlük kuralının bir gereği olarak değerlendirilmekte ve ahde vefa ilkesinin istisnalarından biri sayılmaktadır. Olağanüstü yeni koşullara rağmen edimlerin aynen yerine getirilmesini beklemek dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığında sözleşmenin yeni koşullara uyarlanması gerekebilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Götürü Bedellilik ve TBK m. 480/2
Eser sözleşmelerinde bedelin götürü olarak belirlenmesi, yüklenicinin eseri bu bedelle meydana getirme yükümlülüğünü doğurur; eser öngörülenden fazla emek ve masraf gerektirmiş olsa bile yüklenici bedelin artırılmasını isteyemez. Bununla birlikte TBK m. 480/2, bu katılığı dengeleyen özel bir uyarlama yolu öngörmektedir: başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülebilip taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar götürü bedelle eserin yapılmasına engel olur ya da son derece güçleştirirse yüklenici, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteyebilir. Uyarlama mümkün değilse veya karşı taraftan beklenemezse sözleşmeden dönme hakkı doğar. Dürüstlük kurallarının gerektirdiği durumlarda ise yüklenici yalnızca fesih hakkını kullanabilir. Öte yandan iş sahibi de götürü bedeli eksiksiz ödemekle yükümlüdür; eser öngörülenden az emek ve masraf gerektirmiş olsa bile bu yükümlülük devam eder.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 480Kaynağı aç
Öngörülememezlik Koşulu ve Döviz Kuru Değişiklikleri
Uyarlamanın temel koşullarından öngörülememezlik, somut olarak değerlendirilmesi gereken bir ölçüttür. Belirli bir risk türünün genel olarak bilinmesi, o olayın somut biçimde öngörüldüğü anlamına gelmez; önceden bilindiğinden veya bilinmesi gerektiğinden söz edilebilmesi için o iş bakımından somut bir işaret ya da verinin varlığı aranır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/7877, K. 2023/2131 sayılı kararının çoğunluk gerekçesine göre döviz kurlarındaki artış, enflasyonist bir ekonomide önceden öngörülebilir nitelikte kabul edildiğinden tek başına uyarlama sebebi oluşturmaz; ancak diğer koşulların varlığı halinde ayrı bir uyarlama unsuru olarak değerlendirilebilir. Bu değerlendirmeye karşı oy muhalefeti mevcuttur.
SİT Alanı İlanı Örneğinde Öngörülememezlik
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/7877, K. 2023/2131 sayılı kararında çoğunluk, döviz yasağının yanı sıra SİT alanı ilanını da bağımsız bir uyarlama sebebi olarak kabul etmiştir. Arazi tahsisinin üzerinden yirmi yıl geçtikten sonra alınan bu kararın önceden bilinmesi ve öngörülmesi mümkün görülmemiş; çok pahalı bir yatırım işinde taraflar arasındaki menfaat dengesinin yeniden sağlanmasını gerektiren önemli bir değişiklik olarak nitelendirilmiştir. Bu tespit de bilirkişi incelemesiyle somutlaştırılması amacıyla bozma kapsamına alınmış olup çoğunluk gerekçesine aittir.
Son Protokol Tarihi ve Uyarlama Kapsamı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/7877, K. 2023/2131 sayılı kararının çoğunluk gerekçesinde, tarafların değişen koşullar karşısında defalarca protokol yapmış olmalarının önemi vurgulanmıştır. Bu çerçevede son protokol tarihinden önce gerçekleşen ve taraflarca o protokolde göz önünde bulundurulmuş sayılabilecek olgular için öngörülemezlik iddiasının ileri sürülemeyeceği değerlendirilmiştir. Bu tespite göre uyarlamaya konu edilebilecek olaylar yalnızca son protokolden sonra ortaya çıkan ve taraflarca öngörülmesi beklenmeyen gelişmelerdir. Karşı oy bu sonuca katılmamaktadır.
Uyarlama Davası Açıldığı Tarihteki Koşullar Esastır
Her uyarlama davası açıldığı tarihteki koşullar esas alınarak değerlendirilir. Dava açıldıktan sonra ortaya çıkan gelişmeler uyarlama sebebi olarak ileri sürülemez.
Sözleşmenin Türü ve Uygulanacak Hüküm
Hangi uyarlama hükmünün uygulanacağı sözleşmenin türüne göre belirlenir. TBK m. 19/1 uyarınca sözleşme türünün tespitinde tarafların sözleşmeye verdikleri ad bağlayıcı değildir; tarafların gerçek ve ortak iradesi ile sözleşmedeki edimlerin niteliği esas alınır.
Sık Sorulan Sorular
2018 tarihli döviz yasağı sözleşme uyarlaması için geçerli bir sebep sayılabilir mi?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/7877, K. 2023/2131 sayılı kararının çoğunluk gerekçesinde, 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile getirilen yasağın son protokolden sonra ortaya çıkan ve davacının yatırım maliyetini yükselten bir değişiklik niteliği taşıdığı, bu nedenle uyarlama sebebi oluşturabileceği değerlendirilmiştir. Çoğunluk, bu değerlendirmeyle birlikte konunun bilirkişi incelemesiyle somutlaştırılması gerektiği sonucuna ulaşmış ve yerel mahkeme kararını bozmuştur. Kararda karşı oy bulunmaktadır.
Yüklenici hangi koşullarda uyarlama talep edebilir?
TBK m. 138 uyarınca yüklenici; sözleşme kurulduktan sonra taraflarca öngörülemeyen ve borçludan kaynaklanmayan olağanüstü bir durum nedeniyle ifanın dürüstlük kuralına aykırı düşecek ölçüde güçleşmesi ve edimi henüz ifa etmemiş ya da haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması halinde uyarlama talep edebilir. Götürü bedelli eser sözleşmelerinde TBK m. 480/2 de uygulama alanı bulur ve uyarlama mümkün olmadığı ya da karşı taraftan beklenemediği durumda sözleşmeden dönme hakkını da tanır.
Döviz kurundaki artış tek başına uyarlama sebebi sayılır mı?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/7877, K. 2023/2131 sayılı kararının çoğunluk gerekçesine göre döviz kurlarındaki artış, enflasyonist bir ekonomide önceden öngörülebilir nitelikte kabul edildiğinden tek başına uyarlama sebebi oluşturmaz. Ancak başka koşulların varlığı halinde ayrı bir uyarlama unsuru olarak değerlendirilebileceği de belirtilmiştir. Bu değerlendirmeye karşı oy muhalefeti mevcuttur.
Götürü bedel kararlaştırılmış olması uyarlamayı tamamen engeller mi?
Hayır. TBK m. 480/1 uyarınca yüklenici kural olarak belirlenen götürü bedeli ile eseri meydana getirmek zorundadır ve öngörülenden fazla emek veya masraf gerekmiş olsa bile bedelin artırılmasını isteyemez. Bununla birlikte TBK m. 480/2, başlangıçta öngörülemeyen ya da öngörülebilip taraflarca göz önünde tutulmayan durumların eserin yapılmasını engellemesi veya son derece güçleştirmesi halinde yükleniciye uyarlama veya dönme hakkı tanımaktadır.
Sözleşmenin türü neden önemlidir?
Uyarlama talebinin dayandırılacağı hüküm sözleşmenin türüne göre belirlenir. TBK m. 19/1 uyarınca sözleşme türü, taraflarca kullanılan isme göre değil tarafların gerçek ve ortak iradesi ile edimlerin niteliğine göre tespit edilir; bu nitelendirme uygulanacak uyarlama koşullarını ve hakları doğrudan etkiler.
Dava açıldıktan sonra ortaya çıkan olaylar uyarlama sebebi olarak ileri sürülebilir mi?
Hayır. Her uyarlama davası açıldığı tarihteki koşullar esas alınarak değerlendirilir; dava açıldıktan sonra meydana gelen olaylar uyarlama sebebi olarak ileri sürülemez.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

