Dijital Ödemelerde Hatalı Transfer ve Sebepsiz Zenginleşme

by Avukat Erdal Ersoy
Dijital Ödemelerde Hatalı Transfer ve Sebepsiz Zenginleşme

Hatalı Para Transferinde Sebepsiz Zenginleşme Esasları

Haklı bir sebep olmaksızın bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen kişi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 77 uyarınca bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu borç; özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan, gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğar. Dijital ödemelerde yanlış alıcının hesabına para geçmesiyle zenginleşme unsuru gerçekleşir. Alıcının parayı sonradan harcamış olması zenginleşmenin başlangıçtaki varlığını ortadan kaldırmayıp yalnızca iade yükümlülüğünün kapsamını etkiler.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 77Kaynağı aç
MADDE 77- Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur. II. Borçlanılmamış edimin ifası

Sözleşmenin kurulmasında yanılan tarafın iradesini istediğinden başka bir sözleşme, başka bir konu veya sözleşme yapmak istediğinden başka bir kişi için açıklaması 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 31 uyarınca esaslı yanılma hallerindendir. Dijital transferlerde ise iki taraflı bir sözleşme değil, bankaya yöneltilen tek taraflı bir ödeme talimatı bulunmaktadır. Bu gönderim modelinde yanılma hükümlerinin uygulanması için gereken karşı taraf ilişkisi oluşmadığından, yanlış hesaba yapılan aktarımların iadesi sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 31Kaynağı aç
MADDE 31- Özellikle aşağıda sayılan yanılma hâlleri esaslıdır: 1. Yanılan, kurulmasını istediği sözleşmeden başka bir sözleşme için iradesini açıklamışsa. 2. Yanılan, istediğinden başka bir konu için iradesini açıklamışsa. 3. Yanılan, sözleşme yapma iradesini, gerçekte sözleşme yapmak istediği kişiden başkasına açıklamışsa. 4. Yanılan, sözleşmeyi yaparken belirli nitelikleri olan bir kişiyi dikkate almasına karşın başka bir kişi için iradesini açıklamışsa. 5. Yanılan, gerçekte üstlenmek istediğinden önemli ölçüde fazla bir edim için veya gerçekte istediğinden önemli ölçüde az bir karşı edim için iradesini açıklamışsa. Basit hesap yanlışlıkları sözleşmenin geçerliliğini etkilemez; bunların düzeltilmesi ile yetinilir. b. Saikte yanılma

Elektronik Fon Aktarımlarında İspat ve FAST Sisteminin Nitelikleri

Dijital transferlerde paranın gönderenden alıcıya geçişi elektronik kayıtlar vasıtasıyla izlenebilir. FAST ve EFT sistemlerinde her işleme verilen benzersiz referans numarası sayesinde illiyet bağının ispatı sağlanır. Gönderen taraf fakirleşmeyi banka dekontu, işlem onay mesajı, hesap özeti, FAST veya EFT referans numarası, mobil bankacılık kayıtları ve bankanın yazılı beyanı ile ispatlayabilir.

Kesintisiz çalışan FAST sistemi, işlemlerin saniyeler içinde tamamlandığı ve ödeme emrinin sisteme girdiği anda kesinleşerek alıcının hesabına anında geçtiği geri döndürülemez bir ödeme yapısına sahiptir.

Bankanın Sorumluluğu ve Hatalı Aktarılan Tutar Üzerindeki Yetkisi

Bankanın sorumluluğu müşterinin talimatını doğru şekilde yerine getirmesi ile sınırlıdır. 6493 sayılı Kanun kapsamında, müşterinin yanlış hesap numarası bildirmesi durumunda bankanın bu hesap numarasının doğruluğunu kontrol etme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bankalar, hesap sahibinin rızası olmaksızın malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunamayacakları gerekçesiyle hatalı transferi gönderenin tek taraflı talebi üzerine kural olarak geri alamaz.

Yanlışlığın gönderenden kaynaklanması ve paranın alıcının hesabına geçmesi halinde, bankanın alıcının talimatı olmaksızın parayı iade etme yetkisi bulunmadığı gibi bankaya husumet de yöneltilemez. Nitekim Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 2022/992 Esas ve 2025/245 Karar sayılı ilamında, EFT işleminin göndericinin bilgisi ve iradesi doğrultusunda yapıldığı ve yanlışlığın bankadan kaynaklanmadığı hallerde bankaya husumet düşmeyeceği belirtilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 559 uyarınca havale eden alıcıya verdiği yetkiyi kural olarak geri alabilse de havale ödeyicisi bankanın havaleyi kabul edip parayı alıcının hesabına aktarmasından sonra bankaya yöneltilen yetki geri alınamaz; dolayısıyla irade fesadına dayalı olsa dahi bankadan iade talep edilemez.

İstinaf Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/992, K. 2025/245Kaynağı aç
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/992 Esas – 2025/245 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/992 KARAR NO : 2025/245 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/03/2022 NUMARASI : 2021/7 Esas 2022/219 Karar DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLLERİ : DAVALI : DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 06/01/2021 KARAR TARİHİ : 13/03/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/03/2025 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükme karşı davalı banka vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı … Bankası A.Ş.’nin Ankara Etlik Şubesinde … … (… … Metal sahibi) adına, müvekkili tarafından 10.08.2020 tarihinde sehven ödeme yapıldığını, ödemeyi yapan aracı …'a ait dekont örneği ile ödemenin dayanağı e-fatura incelendiğinde; alacaklının … … olduğu, ödeme dayanağı fatura GIB2020000000012 olduğu, ödeme alacaklısının davalı … … olmadığını, ödeme tarihi itibariyle herhangi bir ticari ilişki ya da faaliyet bulunmadığını, müvekkili nezdinde muaccel ya da müeccel herhangi bir alacağı da bulunmadığını, dosyaya sundukları Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı e-yoklama fişinde de davalı … …'ın "… …, … … Bulvarı, A No:699 AB Mamak/Ankara" adresindeki faaliyetini 17.06.2019 tarihinde terk ettiği, aynı adreste dava dışı fatura alacaklısı … …'ın faaliyet gösterdiği, ödemeye ilişkin banka dekontunda işlem açıklamasında GIB2020000000012 nolu faturanın dayanak gösterildiği, bu faturanın … … tarafından tanzim edildiği ve tutarının da aynı olduğu, bu durumda artık diğer davalı … …'ın alacaklı olmadığı, aksine işlemin sehven yapılmış olduğunun sabit olduğu, ödemenin sehven yapıldığı, bu durumun müvekkili aleyhine 6098 sayılı TBK kapsamında davalı banka ve diğer davalı … … lehine sebepsiz zenginleşme halini oluşturduğunu, tüm bu hususların banka ile paylaşılmış olmasına ve … tarafından hatalı gönderim sebebiyle iade istediği yapılmış olmasına rağmen, sehven yapılan ödeme tutarının diğer davalı … …'ın davalı banka nezdindeki borcu dolayısıyla bloke edildiğini, müvekkiline iade edilmediğini, yapılan hatanın açık olmasına göre ödemenin bankaları nezdinde karşılığı ve ilişiği olmaması sebebiyle sistem üzerinden paranın iadesi gerekirken, bankaca davalı … … alacağı kabul edip bu tutarı kendi nezdinde bloke etmek suretiyle el koymasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, müvekkili tarafından Ankara 16. Noterliği 12143 yevmiye numaralı ve 17.08.2020 tarihli ihtarnamesi ile sehven yapılan ödeme tutarının iadesinin istendiğini, davalı bankaca bu talebin karşılanmadığını iddia ederek 20.650,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işletilecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP Davalı banka vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dışı … …'a göndereceği parayı, diğer davalı … …'a yanlışlıkla göndermesinin yerleşmiş Yargıtay içtihatları gereğince müvekkilinden iade talebinin haksız olduğunu, para transferinde hizmet sağlayan aracı kuruluş olarak müvekkilinin iade talebinin muhatabı olmadığını, davanın husumet nedeni ile reddi gerektiğini, müvekkili bankanın kendisine gelen EFT talimatına uygun olarak tutarı EFT alıcısının hesabına geçtiğini, müvekkilinin söz konusu işlemdeki rolünün sadece davacının, kendi bankası …'a verdiği ve alıcı bankası olarak müvekkiline iletilen EFT talimatına uygun olarak EFT işleminin gerçekleşmesini sağlamak olduğunu, davacının sunduğu evraklar incelendiğinde EFT talimatını yazılı olarak gönderici bankası …'a verdiği, bu talimatta alıcının diğer davalı … … ve alıcı hesabının bankaları nezdindeki … …'a ait hesap olarak belirtildiği, davacının EFT talimatına aykırı bir para transferi yapılmadığını, bu sebeple dava konusu olayda müvekkili bankaya izafe edilecek herhangi bir kusur bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. Diğer davalı … …'a dava dilekçesinin tebliğ edildiği davaya karşı cevap vermediği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalı … …'ın alacaklı olmadığı halde bu ödemeyi aldığı ve davalı bankanın ise bu bedeli … …'dan alacağına mahsup etmek suretiyle elinde tuttuğu ve bu şeklide davalı … …'ın pasifinde azalma olduğu, davalı bankanın ise aktifinde artış olduğu bu şekilde davalıların zenginleştiği, sebepsiz zenginleşen, zenginleşmenin geri istenmesi sırasında elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği kısmın dışında kalanı geri vermekle yükümlü olup, bu nedenlerle davanın açıldığı tarih itibariyle dosya kapsamından davacı tarafın davayı açmakta haklı olduğu gerekçeleriyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı banka vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın işbu davada aktif dava ehliyeti olmamasına rağmen bu husus dikkate alınmadan müvekkili banka aleyhine yargılama harç ve giderleri ile arabuluculuk ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu olayda sadece verilen talimat gereği diğer davalı … …'ın hesabına para transferi gerçekleştiren müvekkili bankaya kusur atfedilmeyeceğini, müvekkil banka aracı kurum olarak talimat doğrultusunda hareket ederek işlemi gerçekleştirdiğini, taraflar arasındaki ilişkinin bir tarafı olmadığını, davalı … …'ın müvekkilinin rehin hakkını kullandığı tutar doğrultusunda borçtan kurtulmuş olacağı için işbu davada sebepsiz zenginleşen kişinin diğer davalı … … olacağını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; davacının hesabından sehven davalı banka nezdindeki davalı gerçek kişi hesabına yapılan 20.650,00 TL EFT ile yapılan ödeme işleminden kaynaklı sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dava konusu işleme ilişkin EFT, dekont, bilirkişi raporu ve sair deliller dosya arasında mevcuttur. 21/02/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle, davalı … …’ın dava konusu GIB2020000000012 Nolu fatura bedelinden alacaklı olmadığı halde, davacı … A.Ş.’nin ödeme talimatını sehven … … hesabına ödenmesi şeklinde düzenlemesi nedeniyle … … hesabına 10.08.2020 tarihinde 20.650,00 TL ödendiği, davalı … … bakımından bir haksız zenginleşmeden söz edilebileceği, davacı … A.Ş.’nin dava konusu GIB2020000000012 Nolu Fatura bedeli 20.650,00 TL’sını 10.8.2020 tarihinde sehven davalılardan … … hesabına gönderdiği, dava konusu paranın gönderilmesinde davalı … Bankasının bir dahlinin bulunmadığı, … Bankasının diğer davalı … …’dan olan alacağını sehven gelen paradan tahsil etmesinin haksız zenginleşmesine neden olmayacağı bildirilmiştir. Davacı vekili; 24.03.2022 tarihli duruşmada davalı … …'ın celse arasında davaya konu ettiği bedeli müvekkiline ödediğini, bu itibarla davanın konusuz kaldığını, vekalet ücreti talebinin olmadığını, fakat yargılama sürecisinde yaptığı vekalet ücreti dışındaki yargılama giderlerine yönelik talebinin devam ettiğini bildirmiştir. Davaya konu talep yönünden davacı vekilinin alacağın ödenmesi nedeniyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesini istediği ve ödeme ile davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Dosya kapsamından, dava konusu tutarın davalı … Uyar tarafından yargılama sırasında davacıya iade edilmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı, davacı yanca konusuz kalan davada yargılama gideri ve vekalet ücreti talep edildiği anlaşılmaktadır. Davalı banka vekilinin istinaf istemi müvekkili aleyhine yargılama gideri ve arabuluculuk ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu ve bankaya husumet yöneltilemeyeceğine ilişkindir. Davacı tarafın hesabının bulunduğu dava dışı …'a vermiş olduğu yazılı talimat ile davalı havale alıcısının davalı havale ödeyicisi banka nezdindeki hesabına havale (EFT) işlemi yaptığı, ancak dava konusu paranın davacının parayı göndermeyi amaçladığı … …'ın hesabı yerine davalı … …'ın hesabına gönderildiği, yapılan havale işlemindeki yanlışlığın davalı bankadan kaynaklanmayıp davacının para göndermek istediği ismin hatalı yazılmasından kaynaklandığının anlaşılmasına göre , havale edilen para, havale alıcısının hesabına geçmekle artık bankanın bu parayı havale göndericisine veya üçüncü bir şahsa havale alıcısının talimatı bulunmaksızın iade etme yetki ve sorumluluğu bulunmadığı gibi dava konusu EFT işleminin davacının bilgisi ve iradesi doğrultusunda yapıldığı ve davalı bankaya husumet düşmediği anlaşılmakla davacının davalı bankaya karşı eldeki davayı açmasında haklı olmadığı sabittir (emsal nitelikte Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29/04/2014 tarih 2014/1271 Esas 2014/7957 Karar sayılı ve 02/02/2009 tarih 2007/12521 Esas 2009/1092 Karar sayılı ilamları). 6100 sayılı HMK'nun 331/1.maddesinde " Davanın konusuz kalması halinde davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hakim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini taktir ve hükmeder". hükmü düzenlenmiştir. Buna göre davanın konusuz kalması halinde işin esası hakkında infaz kabiliyeti olan bir hüküm kurulmamaktadır. Davanın konusuz kalması halinde mahkemenin yargılamaya devam ederek davanın açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit etmesi ve tutumu ile dava açılmasına sebep olan tarafı yargılama giderlerine mahkum etmesi gereklidir. Somut olayda, yukarıda açıklandığı şekilde davanın açılmasına davalı bankanın sebebiyet vermediği anlaşıldığından HMK'nun 331.maddesi gereğince yargılama giderleri ve vekalet ücretinden davalı banka sorumlu tutulamayacağından davalı bankanın istinaf itirazlarının kabulü gerekmiştir. Bununla birlikte davalı banka tarafından yalnızca aleyhine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik olarak istinaf itirazları ileri sürülmüş olması ve davalı banka yararına yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmesine dair açık istinaf itirazı ileri sürülmemiş olması karşısında bu hususa ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Tüm bu nedenlerle davalı banka vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının yargılama giderleri yönünden kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davalı banka vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/03/2022 tarih ve 2021/7 Esas 2022/219 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince davalı banka hakkındaki dava yönünden ve yargılama gideri yönünden KALDIRILMASINA, B)1-Davalı banka hakkındaki davada karar verilmesine yer olmadığına, 2-İlk derece mahkemesinin … … hakkındaki kararı istinafa taşınmadığından kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, ilk derece mahkemesince harcın iadesine ilişkin hükmün aynen, diğer hükümlerin … …'dan alınmasına ilişkin olduğunun nazara alınmasına, C)1-İstinafa başvuran davalı banka tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf maktu karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davalı bankaya iadesine, 2-İstinafa başvuran davalı banka tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru gideri davacıdan alınarak davalı bankaya verilmesine, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.13/03/2025 Başkan- Üye – Üye – Zabıt Katibi –
İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/196, K. 2024/494Kaynağı aç
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/196 KARAR NO: 2024/494 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/10/2020 NUMARASI: 2019/369 Esas – 2020/545 Karar DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/03/2024 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket personellerince 2019 yılı içerisinde hiçbir borç-alacak ilişkisi olmayan … San. ve Tic. A.Ş. şirketine sehven … Bankası Tuzla Şubesi aracılığı ile 93.200,00 TL EFT yapıldığını, yanlışlığın aynı anda fark edilmesi üzerine banka müdürlüğü arandığını ve EFT'nin sehven yapıldığı iadenin talep edildiği, bu arada EFT işlemine aracılık eden … Bankası Tuzla Şubesi aracılığı ile banka mevzuatı çevresinde hatalı yapılan EFT bedelinin iadesi için haber mesajı çekildiğini ancak davalı banka yetkililerince … San. ve Tic. A.Ş.'nin bankalarında bulunan hesabına gelen 93.200,00 TL EFT bedelinin iş bu davalı firmanın diğer davalı banka olan … Bankası'na olan Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan borcu nedeni ile iadesinin yapılmayacağı söylendiğini, bunun üzerine öncelikle davalı banka aleyhine İstanbul … icra müdürlüğünün … esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, ancak davalı banka vekilince icra takibine 21/01/2019 tarihinde itiraz edilmiş ve itiraz dilekçesi 25/01/2019 tarihinde tebliğ edildiğini, süreç devam ederken Arabuluculuk müracatının yapıldığını, yapılan toplantılar sonucunda … Malz. Yetkilisi … sehven ödenen bedelin kendilerince iade edileceğini söylendiğini fakat herhangi bir ödeme yapılmadığını beyan ederek açılan davanın kabulünü, davacı müvekkilce sehven gönderilen EFT bedeli olan 93.200,00 TL'nin EFT tarihi olan 10/01 /2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsile ve davacı müvekkile ödenmesine davalı … Yapı Malz. mali açıdan kötü durumda olması ve mal kaçırma ihtimali bulunması nedenleri ile menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine öncelikle teminatsız , bunun mümkün olmaması halinde mahkemenizce uygun görülecek bir oranda teminat belirlenmesini ve belirlenen teminatın yatırılması sureti İle ihtiyatı haciz nevinden ihtiyati tedbir konulmasını yargılama giderleri ile ücreti vekaletinde davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olayda müvekkil bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, davacının iddiası, hesap bilgilerini yanlış girmesi sonucu sehven diğer davalıya EFT ile para gönderimi yapmış olduğunu, bu oluş şeklinin müvekkili bankanın dava konusu uyuşmazlıkta herhangi bir dahili ve harici etkisi olmadığını, dava konusu olayda müvekkil bankanın kusuru olmamakla birlikte, davacı, ikrar ettiği üzere bizzat kendi kusuruyla dava konusu uyuşmazlığa sebebiyet verdiğini, hesap sahibinin muvafakati olmaksızın dava konusu tutarın iade edilmesinin mümkün olmadığını, EFT alıcısının bankaya borcu bulunması nedeni ile takas/mahsup hakkı uyarınca bankanın nezdinde hesabından kredi tahsilatı yapıldığını, sehven yapılan EFT'nin mevzuat gereği diğer davalı tasarrufuna geçtiğini, iddia edildiği gibi işlem sehven yapılmış ise işlem tutarının sadece diğer davalı firmadan .sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istenebileceğini, diğer davalı hesabına alacak geçen tutar işbu havalenin hesaba alacak geçmesi ile diğer davalı hak ve tasarrufunda olmakla, müvekkili Banka'da atıf yapılan sözleşme hükümleri gereği diğer davalı hesaplarında takas ve mahsup hak ve yetkisine sahip olmakla "diğer davalı hesaplarından yapılan kredi tahsilatı işlemi" usul ve hukuka uygun olduğunu beyan ederek dava konusu olayda müvekkili bankaya husumet yöneltilmesinin mümkün olmaması sebebi ile davanın husumet yokluğundan reddini, esasa ilişkin beyanlarının dikkate alınarak müvekkil banka açısından haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "…Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının sehven yapılan hata nedeni ile hiç bir alacak borç ilişkisi olmayan davalı …. San ve Tic. A.Ş.nin diğer davalı banka uhdesinde yer alan hesabına 93.200,00-TL gönderdiği iddiası ile davalılardan alacak isteminde bulunduğu, davacının internet bankacılığı aracılığıyla yaptığı EFT işlemi ile davalı … Yapı Malzemeleri A.Ş. adına transfer ettiği ve bu miktarın davalı alıcının hesabına intikal ettiği, davalı bankanın kredi ilişkisi nedeni ile alacaklı olduğu diğer davalı şirket hesabına yapılan havaleye konu parayı aralarındaki Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca alacağına mahsup ettiği anlaşılmıştır.Mahkememizce hükme esas alınan mali müşavir ve bankacı bilirkişilerden alınan raporda, davacı yana ait incelenen 2018 yılına ait ticari defterlerinde, davalı … İnş. San ve Tic. A.Ş. İle aralarında ticari ilişkinin mevcut olduğu, 2019 yılında ise dava konusu EFT işlemi dışında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığının görüldüğü, davalı şirketin kendi ticari defterlerine dayanmadığını belirterek incelemeye defter ve belge sunmadığının tespit edildiği, bu hali ile davalı … İnş. San ve Tic. A.Ş.nin sebepsiz olarak zenginleştiği ve davalının yapılan havale bedelini davacıya iade etmekle yükümlü olduğu anlaşılmakla; davanın işbu davalı yönünden kabulüne karar vermek gerekmiş, davalı banka tarafından yapılan mahsup işleminin, banka ile diğer davalı arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olduğu, bu nedenle davalı bankanın davacının başvurusu üzerine diğer davalının hesabına geçen paranın iade edilmemesinde herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmakla; davalı bankaya yönelik açılan davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın alacak davası olduğunu, davacı müvekkili tarafından tutulan ticari defter ve belgelerin usulüne uygun tutulduğunu, davalılardan sadece … İnşaat ve Tic. A.Ş.'den davacı müvekkilinin 93.200,00 TL alacaklı olduğunun karara bağlandığını, dava dosyası içeriğine bakıldığında davalı …San. ve Ticaret A.Ş. tarafından davacı müvekkilince banka hesaplarına sehven gönderilen para ile ilgili olarak hiçbir itirazlarının söz konusu olmadığını, diğer davalı … Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü vekili tarafından dosyaya sunulan 05/09/2019 tarihli cevap dilekçesi içeriğinde de işbu bedelin bankalarında diğer davalıya ait banka hesabına geldiğini, ancak kendilerinin diğer davalı … Yapı Malzemeleri İnşaat San. ve Tic. A.Ş.'den alacakları olması nedeniyle takas/mahsup haklarını kullandıklarını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceği yönünde itirazları olduğunun görüleceğini, dava konusu işlemde internet bankacılığı kullanıcısının davacı müvekkili şirketin ekran menüsünde daha önce kaydettiği davalı … Yapı Mal. İnşaat San. Ve Tic. A.Ş. isminin yer aldığından müvekkili personellerince hatalı işlem yapıldığının ortada oludunu, ayrıca mevduatın takas mahsup edilebileceğine ilişkin mevduat sahibi ile banka arasında yazılı bir antlaşmanın mevcut olduğu durumlarda bankanın takas hakkını kullanılmasına yasal engel yoktur…" şeklinde görüşler olduğunun da açık olduğunu, davalı banka açısından davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının davanın reddine dair kısmının bozulmasını, diğer davalı yönünden davanın kabulüne dair kısmının onanmasını, kararın aleyhe olan kısımlarının ortadan kaldırılmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. GEREKÇE: Dava; davacı şirket tarafından davalı şirkete sehven yapıldığı belirtilen EFT bedelinin davalı şirket ve bankadan tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davalı banka yönünden davanın reddine karar verilmiş olup davacı vekilince süresinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacı tarafça davalı şirket hesabına sehven gönderildiği iddia edilen EFT tutarının iadesi ile ilgili olarak davalı bankanın davacıya karşı sorumlu olup olmadığı noktasındadır. Davacı tarafça … Bankası Tuzla Şubesi aracılığı ile davalı … Yapı Malzemeleri İnş. San. Ve Tic. A.Ş'nin davalı banka nezdindeki IBAN hesabına 10/01/2019 tarihinde 93.200 TL EFT olarak gönderilmiştir. Uyuşmazlığın çözümü için 6098 sayılı TBK 555 vd. maddeleri ile özellikle havale edenin geri alma hakkının düzenlendiği TBK 559 maddesinin uygulanmasını gerektirmektedir. TBK 555 maddesinde "havale, havale edenin, kendi hesabına para, kıymetli evrak ya da diğer bir misli eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisini, bunları kendi adına kabul etmek üzere havale alıcısını yetkili kıldığı bir hukuki işlem" olarak tarif edilmiş olup, havaledeki üçlü borç ilişkisinin taraflarını havale eden, havale alıcısı ve havale ödeyicisi oluşturmaktadır. TBK 559/2 maddesinde de, havale ödeyicisinin (davalı banka) havale alıcısına havaleyi kabul ettiğini açıklamadığı sürece havale edenin ona verdiği yetkiyi geri alabileceği öngörülmüştür.Somut olayda, davalı banka, havaleyi kabul ile havale eden tarafından gönderilen parayı havale alıcısının hesabına geçirmiş olmakla, havale konusu para üzerinde tasarruf hakkı havale alıcısına geçmiş olup havale eden, TBK 559/1.maddesi uyarınca havale alıcısına vermiş olduğu yetkiyi geri alabilirse de, davalı havale ödeyicisi bankaya verdiği yetkiyi geri alamayacağından irade fesadına dayalı dahi olsa iade istemini davalı bankaya karşı ileri süremez. Davalı bankanın, TBK'nın 557/1. maddesi de gözetildiğinde, havale alıcısının hesabına aktardığı havale konusu para üzerine, havale alıcısı ile aralarındaki sözleşmeye dayanarak kredi tahsilatı yapmasında yasaya aykırı bir durum sözkonusu olmayıp davacının iadesi talebinin reddedilmesinde davalı banka açısından bir usulsüzlük bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27/11/2017 Tarih, 2016/4541 Esas ve 2017/6590 Karar). Bu durumda davacının kendi iradesi ile sehven yaptığı EFT işlemi sonucunda talep ettiği bedelin davalı bankanın müşterisi hesabına geçtiği bu nedenle sebepsiz zenginleşenin davalı banka olmadığı gibi aldırılan bilirkişi raporuna göre de davalı bankanın kusurunun bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; ilk derece mahkemesince davalı banka yönünden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.28/03/2024
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 559Kaynağı aç
MADDE 559- Havale eden, havale alıcısına verdiği yetkiyi her zaman geri alabilir. Ancak, havale alıcısının yararına, özellikle onun alacağını elde etmesi amacıyla verdiği yetkiyi geri alamaz. Havale ödeyicisi, havale alıcısına havaleyi kabul ettiğini açıklamadığı sürece havale eden, ona verdiği yetkiyi geri alabilir. Havale edenin iflası hâlinde, henüz kabul edilmemiş olan havale kendiliğinden sona erer. D. Kıymetli evrak konusunda havale

Sehven yapılan para transferinde paranın geçtiği hesap sahibi ile gönderici arasında hukuki ilişki bulunmuyorsa sebepsiz zenginleşen taraf hesap sahibidir ve iade borcu ona aittir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 557/1 uyarınca havale ödeyicisi, havaleyi çekince belirtmeksizin kabul ettiğini alıcıya bildirdiğinde ifa borcu altına girer ve alıcıyla arasındaki ilişkiden doğan savunmaları ileri sürebilir. Bu çerçevede İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 2021/196 Esas ve 2024/494 Karar sayılı ilamı ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2021/1371 Esas ve 2022/240 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, bankanın alıcının hesabına aktarılan meblağ üzerinde aralarındaki sözleşmeye dayanarak kredi tahsilatı yapması veya bloke koyması hukuka aykırılık teşkil etmez; bu işlemler sebebiyle banka sebepsiz zenginleşen sayılamaz.

İstinaf Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, E. 2021/1371, K. 2022/240Kaynağı aç
T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/1371 – 2022/240 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2021/1371 KARAR NO : 2022/240 KARAR TARİHİ : 24/02/2022 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ….. ÜYE : ….. ÜYE : …. KATİP : ….. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA TARİHİ : 14/01/2021 KARAR TARİHİ : 20/10/2021 NUMARASI : 2021/29 Esas – 2021/835 Karar DAVACI : ATİLLA PROFİL BORU METAL SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ – VEKİLİ : Av. …. DAVALI : 1- YAPI KREDİ BANKASI ANONİM ŞİRKETİ -… VEKİLİ : Av. …. DAVALI : 2- ÖZGÜN İNŞAAT YAPI MALZEMELERİ SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ – DAVA : Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/02/2022 Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/29 E – 2021/835 K sayılı dosyasından verilen 20/10/2021 tarihli karara karşı davacı tarafça istinaf talebinde bulunulması üzerine dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmakla, dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Gebze’de metal ticareti ile iştigal ettiğini, müvekkili şirket tarafından, 26.11.2020 tarihinde Anadolubank Gebze Şubesindeki hesabından, başka bir bankadaki kendi hesabına para transferi yapılacak iken sehven banka internet sitesi uygulamasında bulunan Özgün İnşaat Yapı Malzemeleri Tic Ltd Şti. hesabına 49.995,00 TL gönderildiğini, Özgün İnş. şirketinin hesabının Yapı Kredi Bankasında olduğunu, paranın kendi hesabına aktarılmadığını gören müvekkili şirket yetkilisinin hesabı kontrol ettiğinde parayı yanlış hesaba gönderdiğini anladığını, işlemin düzeltilmesi için bankası olan Anadolubank ile irtibata geçen müvekkili şirketin, Anadolubank’ın bu konuda bir işlem yapamaması nedeni ile davalı Yapı Kredi Bankasından ve hesap sahibi Özgün İnşaat Yapı Malzemeleri Tic Ltd Şti’den parasının iadesini istediğini, müvekkili şirkete bildirildiği kadarı ile, Özgün İnşaat Yapı Malzemeleri Tic Ltd Şti.'nin paranın iadesi için Yapı Kredi Bankasına başvuruyu yaptığını ve havalenin kendisi ile alakalı olmadığını bildiren yazıyı Yapı Kredi Bankasına verdiğini, ancak Yapı Kredi Bankası'nın, inceleme yapıldığı beyanı ile ödemeyi iade etmediğini, bunun üzerine davalı bankaya iadeli taahhütlü olarak ihtarname gönderildiğini, bu ihtarın davalı bankaya 03.12.2020 tarihinde ulaştığını ancak paranın iadesi yapılamadığını, aradan geçen süreçte paranın iade edilmemesi nedeni ile müvekkili şirket hesaplarından 26.11.2020 tarihinde, davalı Özgün İnş. Ltd.Şti.’nin Yapı Kredi Bankası hesaplarına hata ile gönderilen 49.995,00 TL‘nin, bankaya gönderilen ihtarnamede belirtilen süre sonu olan 07.12.2020 tarihinden itibaren ticari reeskont faizi ile birlikte, sebepsiz zenginleşme kapsamında davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; EFT'nin doğrudan banka borçlusu Özgün İnşaat Yapı Malz. San. Ve Tic.Ltd.Şti.'nin adı ve hesabı girilerek yapılmış olduğundan iade edilmesinin uygun görülmediğini, diğer davalı banka borçlusu Özgün İnşaat Yapı Malz. San. Ve Tic.Ltd.Şti. hesaplarında bankaya olan borçlarından kaynaklı bloke olması sebebi ile işbu tutarın business card kaynaklı banka alacağına mahsup edildiğini ve kalan tutarın da yine kefalet riski söz konusu olduğundan, dava dışı Milea İç Ve Dış Ticaret Anonim Şirketi’nin bankaya olan riskine aktarıldığını, müvekkili Yapı Ve Kredi Bankası A.Ş.'ne borçlu diğer davalı Özgün İnşaat Yapı Malz. San. Ve Tic.Ltd.Şti. hakkında yapılan tüm işlemlerin usul ve yasalara uygun yapıldığını, müvekkili banka ile diğer davalı Özgün İnşaat Yapı Malz. San. Ve Tic.Ltd.Şti. arasında düzenlenen Genel Kredi Sözleşmelerinin, “Bankanın Virman, Rehin, Hapis, Takas ve Mahsup Hakkı” ve “Kredinin müteselsil kefalet karşılığı kullandırılması ve müteselsil kefillerin sorumluluğu” nu düzenleyen maddelerinde, müvekkili bankanın kredi borçlusu ve müteselsil kefillerinin hesaplarına gelen bedeller üzerinde rehin, hapis ve mahsup hakkı bulunduğunun açıkça belirtildiğini, müvekkili banka ile diğer davalı arasında düzenlenen Genel Kredi Sözleşmelerinin ilgili maddeleri gereğince davacı firma tarafından, borçlu şirket hesabına gönderilen bedellerin kredi borçlarına mahsup edilmesinin hukuka ve usule uygun olduğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Özgün İnşaat Yapı Malzemeleri Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin 31/03/2021 tarihli ön inceleme celsesindeki beyanında; Davacı şirketin dava konusu parayı taraflarına sehven gönderdiğini, para gönderiminden sonra davacının tarafına ulaşması ile birlikte Yapı Kredi Bankası'na durumun iletilmiş olmasına rağmen paranın iade edilmediğini, davacı şirketten alacaklı değil, borçlu olan bir şirket olup, dava konusu paranın yanlışlıkla gönderildiğini belirtmiştir. Taraflara usulüne uygun olarak tebligat yapıldığı ve taraf teşkilinin sağlandığı, delillerin dosya arasına alındığı görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; 1-Davacının davalı Özgün İnşaat Yapı Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine açmış olduğu davanın KABULÜNE, 49.995,00.-TL'nin 14/01/2021 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı Özgün İnşaat Yapı Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden alınarak davacıya ödenmesine, 2-Davacının davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. aleyhine açmış olduğu davanın REDDİNE, karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu paranın müvekkili iadesinde davalı banka ve davalı şirketin birlikte sorumlu olduklarını, davalı bankanın icra takibi başlattığı Kocaeli 8. İcra Müdürlüğüne müvekkilinden aldığı para ile tahsil ettiğine ilişkin bir beyanda dahi bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, dava açıldıktan sonra icra dosyasının dosyaya alındığını ve bu konuda davalı bankanın beyanı olup olmadığına bakılmadan karar verilmesinin de hatalı ve eksik olduğunu, davalı banka ile davalı şirket arasındaki tüm sözleşmelerin sözleşme taraflarını bağlayacağını, burada üçüncü kişi olduklarını, bankanın davalı şirketin benim param değil dediği paraya el koyma yetkisi davalılar arasında kararlaştırılmış olsa dahi müvekkilinin bağlamadığını, müvekkili şirketin parasının iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek; arz ve izah edilen nedenlerle, öncelikle ilamın icrasının durdurulması için tedbiren tehiri icra kararı verilmesine, mahkeme kararının ortadan kaldırılarak davanın kabulü ile davalı bankanın da dürüstlük kuralına aykırı hareketi ile sebepsiz zenginleştiğinin ve paranın iadesinde sorumlu olduğunun belirtilmesine, paranın davalı bankaca da müvekkiline iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı banka vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının haksız istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR: Taraflar arasındaki uyuşmazlık, yerel mahkeme kararında usul ve yasaya aykırılık bulunup bulunmadığı, kararın eksik incelemeye ve/veya yanılgılı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. DELİLLER : Tüm dosya kapsamı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davacı şirket tarafından internet bankacılığı aracılığıyla kendi hesabına para transferi yapacak iken davalı şirketin davalı Yapı ve Kredi Bankasındaki hesabına yanlışlıkla gönderildiği iddia edilen havale (EFT) bedelinin iadesi istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır. Davacı şirket tarafından internet bankacılığı aracılıyla davalı şirketin davalı Yapı ve Kredi Bankasındaki hesabına internet üzerinden 26/11/2020 tarihinde 49.995,00 TL EFT yaptığı, davalı banka tarafından davalı şirketin takibe intikal etmiş kredi borcunun bir bölümüne mahsuben tahsil edildiği, davalı şirket ile davalı banka arasında yapılan sözleşmede bankanın virman, rehin hapis ve takas hakkı bulunduğu, davacı şirketin söz konusu havalenin kendi hesabına yapılması gerekirken sehven internet hesabında kayıtlı davalı Özgün İnş. San. Tic. Ltd. Şirketine gönderdiğini, ancak davalı şirket ile ticari ilişkisinden kaynaklanan bir alacağının bulunmadığını iddia ederek gönderdiği 49.995,00 TL'nin davalılardan tahsili istemiyle işbu davayı açtığı, davalı şirketin davacının sehven EFT yaptığını kabul ettiği, davalı bankanın ise diğer davalının çeşitli kredilerden dolayı bankaya borçlu olduğunu, rehin, hapis, takas ve mahsup haklarının bulunduğundan davanın reddini savunmuş, Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. Uyuşmazlığın çözümü 6098 sayılı TBK'nın 555 vd. maddeleri ile özellikle havale edenin geri alma hakkının düzenlendiği 559. maddenin uygulanmasını gerektirmektedir. Anılan 559. maddenin ikinci fıkrasında, havale ödeyicisinin (davalı banka) havale alıcısına havaleyi kabul ettiğini açıklamadığı sürece havale edenin ona verdiği yetkiyi geri alabileceği öngörülmüştür. Somut olayda, davalı banka, havaleyi kabul ile havale eden tarafından gönderilen parayı havale alıcısının hesabına geçirmiş olmakla, havale konusu para üzerinde tasarruf hakkı havale alıcısına geçmiş olup havale eden, TBK'nın 559/1.maddesi uyarınca havale alıcısına vermiş olduğu yetkiyi geri alabilirse de, davalı havale ödeyicisi bankaya verdiği yetkiyi geri alamayacağından irade fesadına dayalı dahi olsa iade istemini davalı bankaya karşı ileri süremez. Davalı bankanın, TBK'nın 557/1. maddesi de gözetildiğinde, havale alıcısının hesabına aktardığı havale konusu para üzerine, havale alıcısı ile aralarındaki sözleşmeye dayanarak bloke koymuş olmasında da yasaya aykırı bir durum sözkonusu olmayıp davacının iadesi talebinin reddedilmesinde davalı banka açısından bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi dosyasında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 20/10/2021 tarih, 2021/29 E – 2021/835 K sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 21,40 TL bakiye istinaf karar ve ilam harcı terkin sınırı altında olduğundan alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma açılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliği ile HMK.362/1-a maddesi uyarınca 24/02/2022 tarihinde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi. * …. Başkan … ¸e-imzalı …. Üye …. ¸e-imzalı …. Üye ….. ¸e-imzalı …. Katip …. ¸e-imzalı
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 557Kaynağı aç
MADDE 557- Havale ödeyicisi, çekince belirtmeksizin havaleyi kabul ettiğini havale alıcısına bildirirse, ifa ile yükümlü olur ve ona karşı, ancak aralarındaki ilişkiden veya havalenin içeriğinden doğan savunmaları ileri sürebilir; havale eden ile kendi arasındaki ilişkiden doğan savunmaları ileri süremez. Havale ödeyicisi, havale edene borçlu ise, borcu havale alıcısına ifa etmesi, havale edene yapacağı ifaya oranla daha fazla yük getirmiyorsa, borcu havale alıcısına ifa etmekle yükümlüdür. Bu durumda, havale eden ile aralarında aksi kararlaştırılmamışsa havale ödeyicisinin, ifadan önce havaleyi kabul ettiğini havale alıcısına açıklamasına gerek yoktur. III. İfa edilmeme hâlinde bildirim

Buna karşılık transferin hatalı gerçekleşmesi müşterinin yanlış bilgi girişinden değil, bankanın kendi yazılımı veya sistemi nedeniyle meydana gelmişse bankanın kusurlu sorumluluğu doğar. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 112 gereğince borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde borçlu, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür; müşteri de uğradığı zararın tazminini bu hükme dayanarak talep edebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 112Kaynağı aç
MADDE 112- Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. 2. Yapma ve yapmama borçlarında

İade Yükümlülüğünün Kapsamı ve Kötüniyet Ölçütü

Sebepsiz zenginleşmenin iadesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 79 hükmünde düzenlenmiştir. Sebepsiz zenginleşen kişi, iade talebi sırasında malvarlığından çıkmış olduğunu ispat ettiği kısım haricindekileri geri vermekle yükümlüdür. Zenginleşen, bu zenginleşmeyi iyiniyetli olmaksızın elden çıkarmışsa ya da elden çıkarırken ileride geri vermek zorunda kalabileceğini hesaba katması gerekiyorsa zenginleşmenin tamamını iade etmek zorundadır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 79Kaynağı aç
MADDE 79- Sebepsiz zenginleşen, zenginleşmenin geri istenmesi sırasında elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği kısmın dışında kalanı geri vermekle yükümlüdür. Zenginleşen, zenginleşmeyi iyiniyetli olmaksızın elden çıkarmışsa veya elden çıkarırken ileride geri vermek zorunda kalabileceğini hesaba katması gerekiyorsa, zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlüdür. II. Giderleri isteme hakkı

Hesap hareketlerini takip eden makul bir kişinin hesabına gelen yabancı parayı fark etmesi beklendiğinden, hesaba gelen parayı çeken veya kullanan alıcı objektif iyiniyet ölçütüne göre kötüniyetli kabul edilmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 79/2 uyarınca kötüniyetli sayılan alıcı; ana parayı, parayı kullanmakla elde ettiği tüm menfaatleri, paranın değer kazanması hâlindeki artışı ve parayı kullanmakla tasarruf ettiği giderleri iade etmekle yükümlüdür.

İyiniyetli Alacak Tahsili ve Ceza Yargılamasının Hukuk Davasına Etkisi

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 990 uyarınca zilyet, iradesi dışında elinden çıkmış olsa dahi para ve hamiline yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan kimseye karşı taşınır davası açamaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/2980 Esas ve 2017/2998 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, bir müşterinin hesabından rızası dışında aktarılan meblağ meşru bir borcun ifası kapsamında üçüncü kişi tarafından iyiniyetle iktisap edilmişse, söz konusu kişi para üzerinde mülkiyet kazanır ve aleyhine sebepsiz zenginleşme davası açılamaz.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/2980, K. 2017/2998Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2016/2980 E.  ,  2017/2998 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/09/2015 tarih ve 2011/200-2015/532 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; ihbar olunan … Bankası personeli ile davalılar … ve … hakkında silahsız örgüt kurarak zimmete para geçirme nedeniyle ceza davası açıldığını, bankanın müşterisi …'ın hesabından da ayrı tarihlerde toplam 25.000 TL paranın bilgisi ve izni olmaksızın diğer davalı …'a havale edilmiş olduğu, … ile banka müşterisi …'ın tanışıklığı yada herhangi bir ilişkilerinin olmadığını, müşterisinin zararını bankanın giderdiğini ve bu konudaki alacak ve dava hakkını da müvekkiline devrettiğini, davalıların haksız yere uhdelerine aldıkları para nedeniyle sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek 25.000 TL'nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı … vekili; müvekkilinin mimar olduğunu davalıların evinin iç tadilatları ile mobilya gereksinimini sağladığını, …'nin bir arkadaşının kendisine borcu olduğunu onun hesabından para göndereceğini söyleyerek iki defada 25.000,00 TL para gönderdiğini, bu paraları davalıların evi için harcadığını, sebepsiz zenginleşenin diğer davalılar olduğunu savunarak davanın reddi istemiştir. Davalılar … ve …; banka çalışanı …'un borsada oynadığını söyleyerek kendileri adına da işlem yaptığını, kazandıkları paraları ödemek için hesap numarası istediğini, …'a ev ile ilgili ödeme için onun hesap numarasını verdiklerini, ancak …'un parayı banka müşterilerinin hesaplarında aldığını bilemeyeceklerini savunarak davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı bankada hesabı bulunan bir müşterinin hesabından davalılardan …'ın hesabına toplam 25.000,00.-TL para transfer edildiği, bankanın dava dışı müşterinin zararını giderdiği, dava dışı müşteri ile davalı … arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı, davalı …'ın para transferini …'ye yapılan iş karşılığı olduğunu beyan ettiği, davalılar … ile … arasındaki iç ilişkinin ve aralarındaki alacak verecek durumunun işbu davanın kapsamı dışında olduğu, davanın niteliğinin sebepsiz zenginleşme olması nedeniyle bu aşamada transferin kimin talimatı ile gerçekleştiğinin sonuca etkili olmadığı, haksız yere hesabına para transferi yapılan davalı … açısından sebepsiz zenginleşmenin şartlarının gerçekleştiği, ceza davası sonucunun beklenilmesine gerek bulunmadığı gerekçesiyle davalı … bakımından davanın kabulü ile 25.000,00.-TL'nin 30/03/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine, diğer davalılar yönenden davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ve davalı … vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası olup, davadışı … Bankası'nın davalılardan olan alacağını davacı temlik almış ve bankada gerçekleşen zimmet fiiline iştirak ettikleri için gerçekleşen zarardan sorumlu olduklarını iddia etmiştir. Davalı …'ın, diğer davalı …'nin evi için mimar olarak hizmet verdiği ve bu kapsamda alacaklı olduğu … 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararının kesinleşmesi ile sabit hale gelmiş olup, her ne kadar mümeyyiz davalının hesabına …'nin borcu için dava dışı …'ın hesabından rızası dışında bir para gönderilmiş ise de, davalı artık bu para üzerinde malik olmuştur ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 990. maddesi uyarınca para ve hamile yazılı senetleri iyiniyetle iktisap etmiş olan kimseye karşı taşınır davası açılamayacaktır. Bu durumda, davalı …'ın, sebepsiz zenginleşmediğinin kabulü ile hakkında açılan davanın reddi gerekirken yazılı şekilde … ile … arasındaki ilişkinin işbu davanın kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle davalı … yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamış, davalı yararına bozmayı gerektirmiştir. 2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davalılar … ve …'nin … 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/47esas sayılı dosyasında, … Bankası A.Ş. … Şubesi müşterilerinin hesaplarından usulsüz yöntemlerle elde edilen paraları zimmete geçirmek için silahsız örgüt kurmak ve yönetmek suçundan yargılandığı, ceza dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre de davalılar … ve …'nin zimmet fiiline iştirak ederek haksız yere tasarruflarına yüksek miktarda para geçirdiklerinin tespit edildiği, davalıların iddia ve suçlamaları kabul etmediği, ancak yargılamanın halihazırda da devam ettiği gözetilerek işbu ceza dosyasının mümeyyiz davalıların sorumluluklarının tayini için bekletici mesele yapılması gerekirken, mahkemece yazılı gerekçelerle davalılar … ve … yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, eksik incelemeye dayalı kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 24.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 990Kaynağı aç
Madde 990- Zilyet, iradesi dışında elinden çıkmış olsa bile, para ve hamile yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan kimseye karşı taşınır davası açamaz. d. İyiniyetli olmama hâlinde

Banka hesabından yetkisiz para aktarımına ilişkin zimmet isnadıyla yürütülen bir ceza yargılamasının varlığı halinde, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/2980 Esas ve 2017/2998 Karar sayılı ilamında işaret edildiği üzere, ceza dosyasının neticesi davalıların sorumluluklarının tayini açısından hukuk mahkemesince bekletici mesele yapılmalıdır.

Kripto Varlık Transferleri ve Zamanaşımı Süreleri

Kripto varlık transferlerine dair mevzuatta özel bir yasal düzenleme bulunmamakla birlikte, cüzdan adresine yapılan hatalı gönderimlerde alıcının kimliğinin tespit edilebilmesi koşuluyla Türk Borçlar Kanunu'nun sebepsiz zenginleşmeye dair genel hükümleri kapsamında dava açılabilir.

Hatalı transferden kaynaklanan geri alma taleplerinde zamanaşımı süreleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 82 ile düzenlenmiştir. Buna göre gönderen, iade hakkı bulunduğunu öğrendiği andan itibaren iki yıl ve her durumda malvarlığı artışının gerçekleştiği tarihten itibaren on yıl içinde yasal yollara başvurmalıdır. Ayrıca malvarlığı fazlalığı bir alacak hakkı edinimi suretiyle ortaya çıkmışsa, istem süresi zamanaşımına uğramış olsa dahi borçlu söz konusu borcu ifa etmekten her vakit kaçınabilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 82Kaynağı aç
MADDE 82- Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Zenginleşme, zenginleşenin bir alacak hakkı kazanması suretiyle gerçekleşmişse diğer taraf, istem hakkı zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcunu ifadan kaçınabilir. İKİNCİ BÖLÜM Borç İlişkisinin Hükümleri BİRİNCİ AYIRIM Borçların İfası A. Genel olarak I. Şahsen ifa zorunluluğunun olmaması
Hatalı gönderilen para gönderenin talebi üzerine banka tarafından geri alınabilir mi?

Banka, hesap sahibinin rızası olmaksızın malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunamayacağından gönderenin tek taraflı talebiyle parayı kural olarak geri alamaz.

Hesaba hatalı gelen parayı kullanan kişinin iade yükümlülüğü neleri kapsar?

Hesaba gelen parayı çeken veya kullanan kişi kötüniyetli kabul edildiğinden ana parayı, parayı kullanmakla elde ettiği tüm menfaatleri, değer artışını ve parayı kullanmakla tasarruf ettiği giderleri iade etmekle yükümlüdür.

Hatalı transfere dayalı sebepsiz zenginleşme davasında zamanaşımı süresi nedir?

Geri isteme hakkına ilişkin dava, hak sahibinin bu hakkı öğrendiği tarihten itibaren iki yıllık ve her halükarda zenginleşmenin doğduğu tarihten itibaren on yıllık sürenin dolmasıyla zamanaşımına uğrar.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu