Güvenlik Soruşturmasında İstihbari Bilgi ve Danıştay Kararı

by Avukat Erdal Ersoy
Güvenlik Soruşturmasında İstihbari Bilgi ve Danıştay Kararı

Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırmasının Kanuni Dayanağı

657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlar ile kendi özel kanunlarına tabi polis ve askeri personel hakkında mesleğe başlamadan önce güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmaktadır. 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu uyarınca arşiv araştırması; ilgilinin adli sicil kaydının, kolluk kuvvetlerince aranıp aranmadığının, hakkında tahdit bulunup bulunmadığının, kesinleşmiş mahkeme kararları ile Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci fıkrası ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkrası kapsamındaki kararların, devam eden veya sonuçlanan soruşturma ya da kovuşturma olgularının ve kamu görevinden çıkarılma cezasının mevcut kayıtlardan tespit edilmesini kapsar. Kişinin içinde bulunduğu ortam dikkate alınarak kimlik kayıtlarının doğruluğu, yabancı devlet uyrukluğuna girilip girilmediği, kolluk ve istihbarat birimlerinin arşiv bilgileri de incelenir. 7315 sayılı Kanun'un 4. ve 5. maddeleri uyarınca incelemenin kişi temelli yapılması zorunlu olup araştırma yapılan kişi dışındaki şahıslara ait veriler değerlendirmede esas alınamaz.

Danıştay 2. Daire, E. 2023/4528, K. 2024/5276Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2023/4528 E.  ,  2024/5276 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2023/4528 Karar No : 2024/5276 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; Kara Harp Okulunda öğrenci olarak eğitim gören davacının, hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle, okulla ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlem ile Milli Savunma Üniversitesi Rektörlüğünün … günlü, … sayılı aday değerlendirme kurul kararları konulu yazının kendisiyle ilgili kısmının iptali istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerden, gerek davacı hakkında gerekse ilgili mevzuatında davacının kendisini etkileyebilecek yakın çevresi olarak belirlenen anne, baba, kardeş, çocuk ve velisi hakkında güvenlik soruşturmasının olumsuz olması sonucunu doğurabilecek hukuken kabul edilebilir somut bilgi ve belgenin bulunmadığı; davacının FETÖ/PDY ile ilişkisi olduğuna dair bir ifadenin bulunmaması, işlemin dayanağı olarak gösterilen dayısı ve kendisiyle ilgili istihbari bilginin somut delil niteliğinden uzak olması, istihbari bilgide "PVSK Ek Madde 7 kapsamında verilen istihbari bilgilerin talep makamınca şahıs/şahıslar hakkında yalnızca kanaat oluşturulması amacıyla verildiği, talep eden makamın hukuki, adli, idari yönden gerçekleştireceği işlemler için esas teşkil etmeyeceği" yönündeki beyan da nazara alındığında, herhangi bir adli, idari soruşturma ya da adli sicil kaydı bulunmayan, hakkındaki istihbari bilginin de ilgili kurum ve kuruluşlarca somut bilgi ve belge ile teyit edilemeyen davacının, haricen delillendirilemeyen bir bilgi notuna istinaden ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemde, sebep unsuru yönünden hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline hükmedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen temyize konu kararla; davalı idarece işleme dayanak alınan istihbari bilginin, hem davacının kendisi hakkında, hem de kendisini etkileyebilecek yakın çevresi (anne, baba, kardeş, eş çocuk) açısından somut kanaate ve bilgiye dayalı, güvenilir, teyit edilebilir nitelikte, ön yargıdan uzak ve hukuken denetlenebilen bilgiye dayalı olup olmadığının tespiti bakımından idare nezdinde yapılacak bir araştırma ile açıkça ortaya konulduktan sonra uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerektiği; somut olayda, dava konusu işlemin nedeni olarak, davacının 2013 – 2015 yılları arasında FETÖ/PDY'ye müzahir olduğu gerekçesiyle kapatılan bir okulda eğitim gördüğü şeklindeki istihbari mahiyette bilgiler elde edildiği hususunun gösterildiği, söz konusu istihbari nitelikteki bilginin teyidi amacıyla Dairelerince yapılan ara kararı üzerine gönderilen bilgi ve belgelerden, davacının KHK ile kapatılan Konya ili, Selçuklu ilçesinde kurulu Özel Merve Büyükkoyuncu Anadolu Lisesinde eğitim gördüğünün anlaşıldığı; bu itibarla, Türk Silahlı Kuvvetlerine alınacak bir kişinin, görevin önemi ve hassasiyeti gereği güvenilirliğinin hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde ve her türlü şüpheden uzak olması gerektiğinden, 2013 – 2015 yılları arasında FETÖ/PDY'ye müzahir olduğu gerekçesiyle kapatılan bir okulda eğitim gördüğü sabit olan davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, başvuruya konu mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; hakkındaki istihbari nitelikteki bilgilerin farklı deliller ile desteklenmesi gerektiği, soyut iddialarla işlem tesis edilemeyeceği, takdir yetkisinin hakkaniyete ve hukuka aykırı kullanılamayacağı, güvenlik soruşturmasına konu olmaması gereken hususlar esas alınarak işlem tesis edildiği, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi ile kamu hizmetine girme ve eğitim hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan Kanun hükmüne göre elde edilen kişisel verilere dayanılarak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumsuz sonuçlandığından bahisle davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Sekizinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 19/07/2023 günlü, K:2023/33 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 2. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dava dosyasının incelenmesinden; harp okullarına öğrenci temini kapsamında yapılan seçim aşaması sınavlarında başarılı olarak Kara Harp Okulunda eğitim gören davacının, hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen ''Kendisi: Konya'da FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle KHK kapsamında kapatılan bir okulda 2013 – 2015 eğitim döneminde öğrenim gördüğü, dayısı K.A.: Polis memuru olarak görev yapmakta iken 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ/PDY tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi sonrasında kamu görevinden çıkarıldığı, Bylock abone listesinde adının geçtiği şeklinde istihbari mahiyette bilgiler bulunduğu, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrasında tutuklandığı" şeklindeki istihbari nitelikteki bilgilerin Milli Savunma Bakanlığı Aday Değerlendirme Kurulunca değerlendirilerek, davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına karar verilmesi üzerine incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT : 26/10/1994 günlü, 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 1. maddesinde; “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması; kamu kurum ve kuruluşlarında, yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile askeri, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ve ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılır. Devletin güvenliğini, ulusun varlığını ve bütünlüğünü iç ve dış menfaatlerinin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeler ile gizlilik dereceli kamu personeli ile meslek gruplarının tespiti, birim ve kısımların tanımlarının yapılması, güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının usul ve esasları ile bunu yapacak merciler ve üst kademe yöneticilerinin kimler olduğu Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulacak yönetmelik ile düzenlenir.” hükmü yer almakta iken, 18/10/2018 tarihli ve 7148 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 29. maddesiyle söz konusu maddeye 2. fıkra olarak; “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden bilgi ve belge almaya, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında tutulan kayıtlara ulaşmaya, Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturma sonuçlarını, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile kesinleşmiş mahkeme kararlarını almaya yetkilidir.” hükmü eklenmiş, anılan hüküm Anayasa Mahkemesinin 19/2/2020 günlü, E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. 07/04/2021 günlü, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanun, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkeleri, kimler hakkında yapılacağını, araştırma konusu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğunu, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağını, hangi mercilerin soruşturma ve araştırma yapacağını, Değerlendirme Komisyonunun oluşumu ve çalışma usul, esaslarını, veri güvenliği ile verilerin saklanma ve silinme sürelerini düzenlemektedir." hükmü; "Arşiv araştırması" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Arşiv araştırması; a) Kişinin adli sicil kaydının, b) Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından hâlen aranıp aranmadığının, c) Kişi hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının, ç) Kişi hakkında kesinleşmiş mahkeme kararları ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında alınan kararlar ile kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış olan soruşturma ya da kovuşturmalar kapsamındaki olguların, d) Hakkında kamu görevinden çıkarılma ya da kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası olup olmadığının, mevcut kayıtlardan tespit edilmesidir." hükmü; "Güvenlik soruşturması" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Güvenlik soruşturması, arşiv araştırmasındaki hususlara ilave olarak kişinin; a) Görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verilerinin, b) Yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiğinin, c) Terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak içinde olup olmadığının, mevcut kayıtlardan ve kişinin görevine yansıyacak hususların denetime elverişli olacak yöntemlerle yerinden araştırılmak suretiyle tespit edilmesidir." hükmü; "Değiştirilen ve yürürlükten kaldırılan hükümler" başlıklı 13. maddesinde, "(8) 26/10/1994 tarihli ve 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. " hükmü, "Atıflar" başlıklı 14. maddesinde, "(1) Mevzuatta 4045 sayılı Kanuna yapılan atıflar bu Kanuna yapılmış sayılır." hükmü düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Dava konusu işlem tarihinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, 4045 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılmaktadır. Anılan Kanun'un 1. maddesinin Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile iptal edilmesi ve 4045 sayılı Kanun uyarınca yapılan işlemlere yönelik bireysel başvurularda verilen ihlal kararları dikkate alınarak kanun koyucu tarafından 7315 sayılı Kanun yürürlüğe konulmuş ve 4045 sayılı Kanun da yürürlükten kaldırılmıştır. 7315 sayılı Kanun'la, Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda, güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkeler belirlenmiş; kimler hakkında yapılacağı, araştırma konusu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğu, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağı, hangi mercilerce soruşturma ve araştırma yapılacağı, bu kapsamda Değerlendirme Komisyonunun oluşumu ve çalışma usul, esasları, kişisel veri güvenliği ile kişisel verilerin saklanma ve silinme süreleri düzenlenmiştir. Bu itibarla, Anayasa Mahkemesi kararlarındaki kanuni düzeyde eksik düzenleme bulunduğu yolundaki gerekçeler göz önüne alınmak suretiyle kanun koyucu tarafından 7315 sayılı Kanun'la yeni yasal düzenleme yapılmak suretiyle bu konudaki eksiklikler giderildiğinden; somut olayda, kişisel verilerin güvenliğinin sağlanması ve özel hayatın gizliliğinin korunması amacına yönelik olarak 7315 sayılı Kanun ile getirilen çerçevede değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Nitekim 7315 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun pek çok kararında (19/06/2023 günlü, E:2022/884, K:2023/1488; 09/02/2023 günlü, E:2022/667, K:2023/211; 23/01/2023 günlü, E:2022/882, K:2023/53 sayılı kararları) güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kaynaklı uyuşmazlıklarda 7315 sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda, dava konusu işlemin, 7315 sayılı Kanun'a uygunluğu yönünden bir değerlendirme yapılması suretiyle karar verilmesi gerekirken, bu yönde bir değerlendirme yapılmaksızın, işlemin iptaline karar veren İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, başvuruya konu mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan; 7315 sayılı Kanun'un 4. ve 5. maddelerinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılırken hangi hususlara bakılacağı düzenlenmiş olup, anılan düzenlemelerde kişi temelli inceleme yapılması gerektiği, kişiye yönelik elde edilen verilerin değerlendirmeye tabi tutulacağı ve araştırma yapılan kişi dışındaki şahıslara (anne, baba, eş, kardeş, akraba gibi) ait verilerin değerlendirilmede esas alınamayacağı da açıktır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 01/11/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 26/10/1994 günlü, 4045 sayılı Kanun ile; bazı kamu personeli için güvenlik soruşturması ve arşiv araştırılması yapılmasının öngörüldüğü, kamu personeli olmayan öğrenci statüsündekilere ilişkin düzenlemeye yer verilmediği; 18/10/2018 günlü, 7148 sayılı Kanun’un 29. maddesiyle, anılan 4045 sayılı Kanun’un 1. maddesine 2. fıkra olarak eklenen; güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerin; arşivlerden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden bilgi ve belge alma kayıtlara ulaşma, mahkeme kararlarını alma yetkisini düzenleyen kuralın, Anayasa Mahkemesinin 19/2/2020 günlü, E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararı ile "Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına, işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesi Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleriyle bağdaşmamaktadır." gerekçesiyle; İtiraz yolu ile yapılan başvurular üzerine, Anayasa Mahkemesinin 03/06/2021 günlü, E:2020/24, K:2021/39 sayılı kararı ile yukarıda aktarılan gerekçeyle, 4045 sayılı Kanun’un 1. maddesinin birinci fıkrasında yer alan kamu personelinden, "Milli Savunma Bakanlığı, jandarma,…” ve “…ve ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel…” ibarelerinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği; 4045 sayılı Kanun kapsamında bulunanların, bireysel başvuruları üzerine ise Anayasa Mahkemesince verilen kararlarda da; "… 4045 sayılı Kanun ile öngörülen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yönteminin kanunilik koşulunu sağlamadığı, 4045 sayılı Kanun'un sadece hangi kamu görevleri bakımından güvenlik soruşturması yaptırılacağını düzenlediğini ancak konuyla ilgili temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemediği, Kanun'un ve ilgili Yönetmelik'in; kişisel verilerin kayıt, muhafaza ve kullanımını içeren tedbirlerin kapsamını, uygulanmasını düzenleyen ve özellikle, süre, stoklama, kullanım, üçüncü kişilerin erişimi, verilerin gizliliği, bütünlüğü ve imhası konusundaki usullere ilişkin, muhataplarının yetki aşımı ve keyfîliğe karşı yeteri kadar güvenceye sahip olmalarını sağlayacak açık ve detaylı kuralları içermemesi nedeniyle kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna varılmıştır. (Ramazan Erdoğan, 2019/26356, 12/1/2023, §Fatih Saraman, [GK], B. No: 2014/7256, 27/2/2019, §§ 88-90; Süleyman Akif Nazlıgül, B. No: 2018/31982, 15/6/2021, § 33)." gerekçesine yer verilerek, ihlal kararları verildiği anlaşılmaktadır. Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunma yükümlülükleri olacak şekilde kamu görevlisi olarak atanmak üzere mesleki eğitime tabi tutulan kişilerin güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının yapılmasını öngören kuralların kanun koyucunun takdir yetkisinde bulunduğu ve güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkelerin kanunda düzenlenmesi gerektiğinde tartışma bulunmamaktadır. 24/3/2016 günlü, 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu ile kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak amacıyla kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasların düzenlendiği; bu Kanun'un 6. maddesinde; kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verilerinin özel nitelikli kişisel veri olduğu, özel nitelikli kişisel verilerin; ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmeyeceği, sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel verilerin, kanunlarda öngörülen hâllerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebileceği kuralının getirildiği görülmektedir. 17/04/2021 tarihinde yürürlüğe giren 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nu "hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacaklar" başlıklı 3. maddesinde, "Arşiv araştırması, statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın ilk defa veya yeniden memuriyete yahut kamu görevine atanacaklar hakkında yapılır… özel kanunları uyarınca güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına tabi tutulan kişiler ile milli güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, tesis, hizmetlerde statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın istihdam edilenler hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması birlikte yapılır." hükmü amir kılınmış, anılan Kanun'un 13. maddesinde, kamu personeli olmayan öğrenci statüsündeki kişiler yönünden, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının birlikte yapılmasını sağlayan kurallar getirilmiş, maddenin devamında 4045 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Öğrenci statüsündeki kişiler hakkındaki, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, tesis edildikleri tarihteki mevzuat uyarınca sürdürülmüş, bu nedenle açılan bir kısım davalar devam ederken, 7315 sayılı Kanun ile konuya ilişkin yasal düzenleme yürürlüğe girmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/2/2020 günlü, E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararında, "İtiraz konusu kuralların da yer aldığı 4045 sayılı Kanun 7/4/2021 tarihli ve 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’nun 13. maddesinin (8) numaralı fıkrasıyla yürürlükten kaldırılmıştır. Başvuran Mahkemede bakılmakta olan davalara konu işlemler itiraz konusu kuralların yürürlükte olduğu dönemde bu kurallar uyarınca tesis edilmiştir. 7315 sayılı Kanun, kuralların dayanak teşkil ettiği işlemlerin hukuki etkilerine dair geçmişe yönelik herhangi bir özel hüküm içermemektedir. Hukuka uygunluk karinesinden yararlanan ve iptal edilmediği ya da yürürlükten kaldırılmadığı sürece hukuk aleminde varlığını ve etkilerini devam ettiren idari işlemlerin hukuki denetimi, tesis edildiği dönemde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Bu bağlamda başvuran Mahkeme de yürürlükten kalkmış olan kuralları, dava konusu idari işlemlerin hukuki denetimini gerçekleştirirken denetleyici norm olarak gözetmek durumundadır. Başka bir ifadeyle kurallar bakılmakta olan davalarda uyuşmazlığın çözümü için uygulanacak kural olma niteliğini sürdürmektedir. Bu itibarla kuralların yürürlükten kaldırılmış olmalarının esaslarının incelenmesinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır." şeklinde ifade edildiği üzere, 7315 sayılı Kanun'un devam eden davalarda uygulanmasına imkan bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla, idarece dava konusu işlem 7315 sayılı Kanun uyarınca tesis edilmediğinden, hukuki denetimi de 7315 sayılı Kanun çerçevesinde yapılamayacaktır. Bu durumda; yasal dayanağı olmayan mevzuat uyarınca, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle öğrencilik ile ilişik kesmeye ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Dava konusu işlemin belirtilen gerekçe ile hukuka uygun olmaması, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılamayacağı ya da hiçbir işleme gerek olmadan güvenlik soruşturması sonucunun olumlu olduğu ve buna dayanılarak ilgili statüye geçilmesi gibi sonuçlar doğurmayacaktır. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmalarına ilişkin olarak kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına, işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeleri içeren 7315 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra; öğrenci statüsüne alınacak kişilere ilişkin olarak, arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması yapılması ve neticesine göre işlem tesis edilmesi görev ve yetkisinin idareye ait bulunduğu ise izahtan varestedir. Bu doğrultuda temyize konu kararın yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.

İstihbari Bilgilerin Niteliği ve Kapsamı

7315 sayılı Kanun m. 5/1 uyarınca güvenlik soruşturması, arşiv araştırmasındaki hususlara ek olarak kişinin görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verilerinin, yabancı kurumlar ve yabancılarla ilişiğinin, terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak içinde bulunup bulunmadığının mevcut kayıtlardan ve göreve yansıyacak yönleriyle denetime elverişli yerinden araştırma yöntemleriyle tespit edilmesidir. İstihbari mahiyetteki bilgiler; ilgilinin ve yakınlarının yasa dışı faaliyetlerini, örgütlerle irtibat veya iltisaklarını ve devlete karşı eylemlerini ortaya koymaya yönelik olup Milli İstihbarat Teşkilatı ile Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından incelenir. İltisak kavramı kavuşan, bitişen, birleşen; irtibat kavramı ise bağlantılı anlamına gelmekte ve cezai sorumluluk gerektiren örgüt üyeliğine nazaran daha az yoğun ve atipik bir ilişkiyi ifade etmektedir.

Danıştay 5. Daire, E. 2018/5062, K. 2021/3498Kaynağı aç
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2018/5062 E.  ,  2021/3498 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2018/5062 Karar No : 2021/3498 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde üçüncü katip olarak görev yapan davacının, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı yazıyla bildirilen … tarih … sayılı Dışişleri Bakanlığı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; dosyada bulunan bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesinden; davacı hakkında Cumhuriyet Başsavcılıklarınca açılmış bir soruşturma kovuşturma veya ceza davasına rastlanılmadığı, davalı idarece davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde yukarıda bahsedilen tespitler uyarınca işlem tesis edilmiş ise de; bahse konu bu tespitlerin somut kanaate dayalı, güvenilir, teyit edilebilir nitelikte, ön yargıdan uzak ve hukuken denetlenebilen bilgiye dayalı bulunmadığı ve başkaca herhangi bir verinin dava dosyasına sunulamadığı hususları göz önünde bulundurulduğunda, davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4/1-f maddesi uyarınca terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirmesi yapılmak suretiyle tesis olunan kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının kuruma girdiği 2011 yılı Aday Konsolos ve İhtisas Memurluğu sınavının FETÖ/PDY mensuplarınca usulsüzlük yapıldığı iddialarıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturulduğu, davacının sınav kağıtlarının Ankara Adliye Emanetinde bulunduğu, bunun dışında davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği veya iltisakı ile ilgili yürütülen bir soruşturması veya davasının bulunmadığı anlaşılmış ise de, davalı idarece davacı hakkında "FETÖ/PDY içerisinde faaliyet gösteren bazı şahıslarla mahiyeti tespit edilemeyen iltisakının bulunduğu, keza Bakanlık personeli iken, naklen atandığı Başbakanlıktan 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan S.A. ile 26 kez, Gazi Üniversitesi abisi M.Ş. ile 151 kez görüşmesi bulunduğu" bilgisini davacının reddetmediği, bu görüşmelere izahat getirdiği, S.A. ile olan görüşmesine getirdiği izahatı makul ise de, Gazi Üniversitesi abisi M.Ş. ile 151 kez görüştüğü iddiasına yönelik getirdiği izahatının ise makul ve inandırıcı olmadığı, aksine davacının bu hususta adı geçen kişiyle görüştüğünü beyan ederek tevilli ikrarı bulunduğu anlaşıldığından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere ilişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; FETÖ/PDY başta olmak üzere terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulun'ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla üyeliği, mensubiyeti, iltisak yahut irtibatının bulunmadığı, yargılama aşamasında İdare ve Bölge İdare Mahkemesince yapılan ara kararlara cevaben ilgili kurumlardan gelen yazılarda da söz konusu yapı, oluşum veya gruplarla üyeliği, mensubiyeti, iltisak yahut irtibatının bulunmadığının sübuta erdiği, davalı idare tarafından yargılama aşamasında sunulan ve dava konusu işleme dayanak teşkil eden bilgi notunda yer alan ve davalı idarece "kamu görevinden çıkarma" kriteri olarak belirlenen kriterlerin hiçbirinin şahsında gerçekleşmediği, söz konusu hususlara dayalı olarak hakkında kamu görevinden çıkarma işleminin tesis edilemeyeceği, yine davalı idare tarafından sunulan bilgi notunda yer alan "FETÖ/PDY içerisinde faaliyet gösteren bazı şahıslarla mahiyeti tespit edilemeyen iltisakının bulunduğu" yönünde sunulan kaynağı ve aslı bilinmeyen bilginin hukuken geçerli bir delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, bununla birlikte S.A. ile gerçekleştirmiş olduğu görüşmelerin Dışişleri Bakanlığındaki görevi sırasında amirlerinin bilgisi dahilinde ve Bakanlıktaki görev tanımı içerisinde gerçekleştirilen görüşmeler olduğu, M.Ş. isimli şahısla ise iddia edildiği gibi 151 kez görüşmesinin olmadığı, adı geçen ile mesleki bilgilendirme amacı ile ve tamamen bir tanıdığının ricası ile ancak bir veya iki kere görüştüğü, söz konusu kişinin FETÖ/PDY ile iltisakının olduğunu kesinlikle bilmediği, görüşme adedinin ortaya çıkarılması için kendisinin Telekomünikasyon firmasına başvurduğu, ancak kendisine bilgi verilmediği, bu nedenle de görüşme miktarının, tarihlerinin, içeriklerinin ve hangi telefon numarasından hangi telefon numarası arasında görüşmenin gerçekleştirildiğinin ortaya çıkarılması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; davacı hakkında tesis edilen kamu görevinden çıkarılması işleminin Devletin görevi ve vatandaşlarına karşı yükümlülüklerinin gereği, terör örgütleriyle mücadele ve yeni bir darbe girişimini önlemeye yönelik, zorunlu, acil ve orantılı bir tedbir niteliğinde olduğu, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin hukuki dayanaktan yoksun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının duruşma talebi yerinde görülmeyerek ve dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeyerek gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından, 23.07.2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinde yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlardan; 4. maddesinde ise bunlar dışındaki tüm kamu personelinden (işçiler dâhil) “terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara” üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Dışişleri Bakanlığı bünyesinde üçüncü katip olarak görev yapan davacı, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi uyarınca Dışişleri Bakanlığının … tarih … sayılı işlemiyle kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır. Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacı hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığının … soruşturma sayılı dosyasında "FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Resmi Belgede Sahtecilik ve Kamu Kurum ve Kuruluşları Zararına Dolandırıcılık" suçlarından yürütülen soruşturmanın bulunduğu görülmüştür. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksayönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. 667 sayılı KHK'nın 4. maddesinin öngördüğü üzere terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlileri hakkında “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına karar verilir" hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir. Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerekir. Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir. Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece, davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin gerekçesi olarak davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönündeki değerlendirme gösterilmiş ise de; bu değerlendirmenin dayanaklarının yargılama esnasında davalı idarece dosyaya sunulmadığı gibi mahkemelerce de bu yönde yeterli araştırma yapılmayarak salt bu değerlendirme ve davacının FETÖ/PDY içerisinde faaliyet gösteren bazı şahıslarla telefon marifetiyle iletişim kurduğu hususu gerekçe gösterilerek karar verildiği görülmüştür. Uyuşmazlıkta, her ne kadar davanın reddine kararı verildiği tarih itibarıyla davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak veya anılan terör örgütü ile irtibatlı olduğundan bahisle yürütülen bir adli soruşturma ve kovuşturma bulunmadığı görülmekte ise de; Dairemizce temyiz incelemesinin yapıldığı tarih itibarıyla UYAP kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davacı hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığının … soruşturma sayılı dosyasında "FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Resmi Belgede Sahtecilik ve Kamu Kurum ve Kuruluşları Zararına Dolandırıcılık" suçlarından yürütülen soruşturmanın bulunduğu anlaşıldığından, Mahkemelerce öncelikle davacı hakkında yürütülen ceza soruşturmasındaki (kesinleşmiş takipsizlik kararı ile sonuçlanmış olsa dahi) tespitlerin irtibat ve iltisak noktasında değerlendirilmesi suretiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için; "Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığından; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait örgüt içi iletişim programı (ByLock) kullandığına ya da ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin tespit olup olmadığının sorulmasına, var ise tespitlere ilişkin belge ve raporların, (mahiyetleri ve kullanım bilgileri yer alacak şekilde) FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında var ise davacının adının geçtiği ifade tutanaklarının, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan; davacının, müflis Asya Katılım Bankası AŞ’de katılım ya da cari hesabının bulunup bulunmadığının sorularak var ise ilgili belge ve raporların, (şahıs, hesap no, hesap açılma tarihi, işlem tarihleri, işlemlerin mahiyeti, tutarı yer alacak şekilde) Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait özel öğretim kurum ve kuruluşlarına ilişkin eğitim kaydı ile özel öğrenci yurtları vb. ilişkin kayıt bilgileri (istihbari olanlar dâhil) olup olmadığı sorularak var ise tespitine ilişkin belge ve raporların, Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulundan (MASAK); davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili gerçek (sivil imamlar vb) veya tüzel (Kimse Yok Mu Derneği vb) kişilere bağış ya da para transferinin olup olmadığının sorularak var ise ilgili belge ve raporların,(şahıs, dernek/vakıf, miktar ve tarih yer alacak şekilde) İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan dernek ya da sendika/federasyon/konfederasyonlarda yönetim/denetim/genel kurul üyelik/aidat bilgisi olup olmadığı sorularak var ise ilgili belge ve raporların, (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) Vakıflar Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan vakıflarda üyeliği ya da mütevelli heyeti üyeliği olup olmadığı sorularak var ise ilgili belge ve raporların, (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) … İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketinden; davacının Digitürk aboneliğinin bulunup bulunmadığı, aboneliği bulunuyorsa bu aboneliği iptal ettirip ettirmediği, iptal ettirmiş ise hangi tarihte iptal ettirdiği, var ise müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmenin çözümü ve diğer bilgi ve belgelerin birer örneğinin istenilmesine" yönelik yapılacak ara kararı neticesinde yukarıda anılan kurum ve kuruluşlarca gönderilecek bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Öte yandan; her ne kadar Bölge İdare Mahkemesince; davacının, "FETÖ/PDY içerisinde faaliyet gösteren bazı şahıslarla mahiyeti tespit edilemeyen iltisakının bulunduğu, keza Bakanlık personeli iken, naklen atandığı Başbakanlıktan 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan S.A. ile 26 kez, Gazi Üniversitesi abisi M.Ş. ile 151 kez görüşmesi bulunduğu" bilgisini davacının reddetmediği, bu görüşmelere izahat getirdiği, S.A. ile olan görüşmesine getirdiği izahatı makul ise de, Gazi Üniversitesi abisi M.Ş. ile 151 kez görüştüğü iddiasına yönelik getirdiği izahatının ise makul ve inandırıcı olmadığı değerlendirmesi yapılarak M.Ş. ile iletişim kurması hususu doğrudan hükme esas alınmış ise de; yargılama sürecinde, davacı tarafından S.A. ile olan iletişimin, bu kişinin görevli olduğu Hatay ve Kilis şehirlerinde yaşayan Suriyelilerin mülteci kamplarında görevli olması, o dönemde bir Avrupa ülkesinden bir milletvekili heyetinin bu kampı ziyaret etmek istemesinden dolayı iş gereği olduğu, Gazi Üniversitesi abisi olduğu ileri sürülen M.Ş. ile olan görüşmesini ise, mesleki bilgilendirme amacı ile ve tamamen bir tanıdığının ricası ile ancak bir veya iki kere gerçekleştirildiğine yönelik bir takım iddialarda bulunulduğu görüldüğünden ve söz konusu iddiaların gerçekliğine dair Mahkemecede herhangi bir araştırma yapılmadığı anlaşıldığından, davacının beyanları ile birlikte söz konusu iletişim kayıtlarına yönelik gerekli araştırmalar yapılmak suretiyle, görüşmelerin örgütsel faaliyet kapsamında gerçekleşip gerçekleşmediği ve tespit edilen iletişim tarihleri ile iletişim sayısının davacı tarafından beyan edilen tarih ve iletişim sayısı ile uyumlu olup olmadığı değerlendirildikten sonra davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakına yönelik karar verilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle dava konusu işlemin iptali yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan … TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 09/11/2021 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

İstihbari Bilgilerin Somut Delillerle Doğrulanması Şartı

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında elde edilen verilerin somut, güvenilir, teyit edilebilir nitelikte bulunması ve her türlü şüpheden uzak delillerle dosyada yer alması zorunludur. Teyit edilmeyen ve şüphe barındıran verilere dayanılarak tesis edilen ilişik kesme işlemleri hukuka aykırılık teşkil eder. Terör örgütleriyle irtibat veya iltisak iddiasıyla kamu görevinden çıkarmaya ya da güvenlik soruşturmasına dayanan idari işlemlerde idarenin değerlendirmesi keyfilikten uzak olmalı; sebep unsuru yönünden hukuki denetimi sağlayacak maddi dayanaklar idarece ortaya konulmalıdır. İdari yargı mercileri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 20 uyarınca resen araştırma ilkesi kapsamında ilgili kurumlardan bilgi ve belge isteyerek iddiaların doğruluğunu denetler.

Akrabalar Hakkındaki İstihbari Veriler ve Danıştay Kararı

Danıştay 2. Dairesinin 2023/4612 Esas ve 2024/5196 Karar sayılı kararında, ilgilinin şahsı hakkında olumsuz bir bilgi ve kayıt bulunmamasına karşın, babası hakkında elde edilen ve 7315 sayılı Kanun gereğince değerlendirmeye alınmaması gereken istihbari verilere dayanılarak güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandırılması ve okuldan ilişiğin kesilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Kişinin bizzat kendisi hakkında olumsuz bilgi bulunmadığı takdirde babası hakkındaki bilginin teyit edilememesi, dayısı veya amcası gibi akrabaları hakkındaki olumsuz ya da çelişkili hususlar tek başına güvenlik soruşturmasının olumsuz neticelenmesine gerekçe yapılamaz. 2577 sayılı Kanun m. 49 kapsamında yapılan temyiz denetiminde, yetersiz ve teyitsiz gerekçelere dayalı dava ret kararları bozulmaktadır.

Danıştay 2. Daire, E. 2023/4612, K. 2024/5196Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2023/4612 E.  ,  2024/5196 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2023/4612 Karar No : 2024/5196 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; dış kaynaktan muvazzaf subay adayı olan davacı tarafından, hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle muvazzaf subay adaylığı sonlandırılmasına ilişkin … günlü, … sayılı yazı ile bildirilen işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti : … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu işlemin nedeni olarak, davacının şahsı hakkında bilgi bulunmamakla birlikte, babası hakkında "PKK/KCK terör örgütü kırsal alanında 2014 yılında katıldığı ve halen kırsal alanda silahlı faaliyet gösterdiği değerlendirilen Tarık Yayık isimli şahsın 2016 yılında adı geçenin İzmir ilinde bulunan ikametinde kaldığı" istihbari bilgi notunun gösterildiğinin görüldüğü, bu durumda; güvenlik soruşturmasında elde edilen bilgiler ve davacının ifa etmek istediği görevin nitelikleri ve hassasiyeti göz önüne alındığında, güvenlik soruşturmasının olumsuz olarak değerlendirilerek adaylık işlemlerinin sonlandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; davacı hakkında herhangi bir olumsuz kayda rastlanmaması ve davacının babası hakkında da yasa dışı eylemlere katıldığına ilişkin olarak açılmış bir tahkikat veya adli soruşturmanın bulunduğu veya bir tahkikata isminin dahil edildiği ya da herhangi bir tahkikatta isminin geçtiğine ilişkin bir bilgi ve belge sunulmaması karşısında, dava konusu işlemin sebebi olarak gösterilen davacının babasıyla ilgili istihbari bilginin somut delil niteliğinden uzak olması nedeniyle, bahse konu teyit edilemeyen istihbari bilgiye dayanılarak tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, kaldı ki, davacı tarafından istinaf dilekçesi ekinde sunulan belgelerden, annesi ile babasının 1999 yılında boşandıkları ve velayetinin annesine verildiğinin görüldüğü, bu hususların UYAP kayıtları ile de örtüştüğü, davacı tarafından ayrıca babası ile herhangi bir ilişkisinin bulunmadığının belirtildiği, ihtilafa konu işlemin dayanağı istihbari bilgi notunda da davacı ile babası arasında güncel bir ilişki olup olmadığının da ortaya konulmadığının görüldüğü gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, başvuruya konu mahkeme kararının kaldırılmasına; dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinin olumsuz sonuçlanması nedeniyle ilişiğinin kesildiği, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz istemin reddi gerektiği yolundandır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan Kanun hükmüne göre elde edilen kişisel verilere dayanılarak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumsuz sonuçlandığından bahisle davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, temyizen incelenen karar sonucu itibarıyla usul ve hukuka uygun olup, Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Sekizinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 19/07/2023 günlü, K:2023/33 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 2. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Davacının, dış kaynaktan muvazzaf subay temini için açılan sınavda başarılı olması üzerine Kara Harp Okulu Komutanlığına eğitime başladığı, bilahare hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen ''babasının PKK/KCK terör örgütü kırsal alanında 2014 yılında katıldığı ve halen kırsal alanda silahlı faaliyet gösterdiği değerlendirilen T. Y. isimli şahsın 2016 yılında adı geçenin İzmir ilinde bulunan ikametinde kaldığı" şeklindeki istihbari nitelikteki bilginin Milli Savunma Bakanlığı Aday Değerlendirme Kurulu üyelerince değerlendirilerek, davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına karar verilmesi üzerine incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 26/10/1994 günlü, 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 1. maddesinde; “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması; kamu kurum ve kuruluşlarında, yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile askeri, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ve ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılır. Devletin güvenliğini, ulusun varlığını ve bütünlüğünü iç ve dış menfaatlerinin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeler ile gizlilik dereceli kamu personeli ile meslek gruplarının tespiti, birim ve kısımların tanımlarının yapılması, güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının usul ve esasları ile bunu yapacak merciler ve üst kademe yöneticilerinin kimler olduğu Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulacak yönetmelik ile düzenlenir.” hükmü yer almakta iken, 18/10/2018 tarihli ve 7148 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 29. maddesiyle söz konusu maddeye 2. fıkra olarak; “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden bilgi ve belge almaya, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında tutulan kayıtlara ulaşmaya, Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturma sonuçlarını, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile kesinleşmiş mahkeme kararlarını almaya yetkilidir.” hükmü eklenmiş, anılan hüküm Anayasa Mahkemesinin 19/2/2020 günlü, E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. 07/04/2021 günlü, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanun, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkeleri, kimler hakkında yapılacağını, araştırma konusu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğunu, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağını, hangi mercilerin soruşturma ve araştırma yapacağını, Değerlendirme Komisyonunun oluşumu ve çalışma usul, esaslarını, veri güvenliği ile verilerin saklanma ve silinme sürelerini düzenlemektedir." hükmü; "Arşiv araştırması" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Arşiv araştırması; a) Kişinin adli sicil kaydının, b) Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından hâlen aranıp aranmadığının, c) Kişi hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının, ç) Kişi hakkında kesinleşmiş mahkeme kararları ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında alınan kararlar ile kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış olan soruşturma ya da kovuşturmalar kapsamındaki olguların, d) Hakkında kamu görevinden çıkarılma ya da kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası olup olmadığının, mevcut kayıtlardan tespit edilmesidir." hükmü; "Güvenlik soruşturması" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Güvenlik soruşturması, arşiv araştırmasındaki hususlara ilave olarak kişinin; a) Görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verilerinin, b) Yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiğinin, c) Terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak içinde olup olmadığının, mevcut kayıtlardan ve kişinin görevine yansıyacak hususların denetime elverişli olacak yöntemlerle yerinden araştırılmak suretiyle tespit edilmesidir." hükmü; "Değiştirilen ve yürürlükten kaldırılan hükümler" başlıklı 13. maddesinde, "(8) 26/10/1994 tarihli ve 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. " hükmü, "Atıflar" başlıklı 14. maddesinde, "(1) Mevzuatta 4045 sayılı Kanuna yapılan atıflar bu Kanuna yapılmış sayılır." hükmü düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Dava konusu işlem tarihinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, 4045 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılmaktadır. Anılan Kanun'un 1. maddesinin Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile iptal edilmesi ve 4045 sayılı Kanun uyarınca yapılan işlemlere yönelik bireysel başvurularda verilen ihlal kararları dikkate alınarak kanun koyucu tarafından 7315 sayılı Kanun yürürlüğe konulmuş ve 4045 sayılı Kanun da yürürlükten kaldırılmıştır. 7315 sayılı Kanun'la, Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda, güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkeler belirlenmiş; kimler hakkında yapılacağı, araştırma konusu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğu, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağı, hangi mercilerce soruşturma ve araştırma yapılacağı, bu kapsamda Değerlendirme Komisyonunun oluşumu ve çalışma usul, esasları, kişisel veri güvenliği ile kişisel verilerin saklanma ve silinme süreleri düzenlenmiştir. Bu itibarla, Anayasa Mahkemesi kararlarındaki kanuni düzeyde eksik düzenleme bulunduğu yolundaki gerekçeler göz önüne alınmak suretiyle kanun koyucu tarafından 7315 sayılı Kanun'la yeni yasal düzenleme yapılmak suretiyle bu konudaki eksiklikler giderildiğinden; somut olayda, kişisel verilerin güvenliğinin sağlanması ve özel hayatın gizliliğinin korunması amacına yönelik olarak 7315 sayılı Kanun ile getirilen çerçevede değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Nitekim 7315 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun pek çok kararında (19/06/2023 günlü, E:2022/884, K:2023/1488; 09/02/2023 günlü, E:2022/667, K:2023/211; 23/01/2023 günlü, E:2022/882, K:2023/53 sayılı kararları) güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kaynaklı uyuşmazlıklarda 7315 sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir. Diğer taraftan 7315 sayılı Kanun'un 4. ve 5. maddelerinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılırken hangi hususlara bakılacağı düzenlenmiş olup, anılan düzenlemelerde kişi temelli inceleme yapılması gerektiği, kişiye yönelik elde edilen verilerin değerlendirmeye tabi tutulacağı ve araştırma yapılan kişi dışındaki şahıslara (anne, baba, eş, kardeş, akraba gibi) ait verilerin değerlendirilmede esas alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava konusu işlemin, 7315 sayılı Kanun'a uygunluğu yönünden bir değerlendirme yapılması suretiyle Bölge İdare Mahkemesince yeniden bir karar verilmesi gerekmekte ise de, somut olayda davacının kendisi hakkında herhangi bir bilgi bulunmadığı halde babası hakkında elde edilen bilgiler dikkate alınarak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olduğuna karar verildiği görülmekte olup, 7315 sayılı Kanun'a göre değerlendirmeye alınmaması gereken bir istihbari veri dikkate alınmak suretiyle davacı hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunun olumsuz olduğu değerlendirilerek okuldan ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, davanın reddi yönünde karar veren İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin kabulü ile başvuruya konu mahkeme kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, davacının diğer şartları taşıyıp taşımadığı hususunun davalı idarece ayrıca incelenebileceği açıktır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:… K:… sayılı kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7035 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 30/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY : 26/10/1994 günlü, 4045 sayılı Kanun ile; bazı kamu personeli için güvenlik soruşturması ve arşiv araştırılması yapılmasının öngörüldüğü, kamu personeli olmayan öğrenci statüsündekilere ilişkin düzenlemeye yer verilmediği; 18/10/2018 günlü, 7148 sayılı Kanun’un 29. maddesiyle, anılan 4045 sayılı Kanun’un 1. maddesine 2. fıkra olarak eklenen; güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerin; arşivlerden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden bilgi ve belge alma kayıtlara ulaşma, mahkeme kararlarını alma yetkisini düzenleyen kuralın, Anayasa Mahkemesinin 19/2/2020 günlü, E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararı ile "Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına, işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesi Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleriyle bağdaşmamaktadır." gerekçesiyle; İtiraz yolu ile yapılan başvurular üzerine, Anayasa Mahkemesinin 03/06/2021 günlü, E:2020/24, K:2021/39 sayılı kararı ile yukarıda aktarılan gerekçeyle, 4045 sayılı Kanun’un 1. maddesinin birinci fıkrasında yer alan kamu personelinden, "Milli Savunma Bakanlığı, jandarma,…” ve “…ve ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel…” ibarelerinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği; 4045 sayılı Kanun kapsamında bulunanların, bireysel başvuruları üzerine ise Anayasa Mahkemesince verilen kararlarda da; "… 4045 sayılı Kanun ile öngörülen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yönteminin kanunilik koşulunu sağlamadığı, 4045 sayılı Kanun'un sadece hangi kamu görevleri bakımından güvenlik soruşturması yaptırılacağını düzenlediğini ancak konuyla ilgili temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemediği, Kanun'un ve ilgili Yönetmelik'in; kişisel verilerin kayıt, muhafaza ve kullanımını içeren tedbirlerin kapsamını, uygulanmasını düzenleyen ve özellikle, süre, stoklama, kullanım, üçüncü kişilerin erişimi, verilerin gizliliği, bütünlüğü ve imhası konusundaki usullere ilişkin, muhataplarının yetki aşımı ve keyfîliğe karşı yeteri kadar güvenceye sahip olmalarını sağlayacak açık ve detaylı kuralları içermemesi nedeniyle kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna varılmıştır. (Ramazan Erdoğan, 2019/26356, 12/1/2023, §Fatih Saraman, [GK], B. No: 2014/7256, 27/2/2019, §§ 88-90; Süleyman Akif Nazlıgül, B. No: 2018/31982, 15/6/2021, § 33)." gerekçesine yer verilerek, ihlal kararları verildiği anlaşılmaktadır. Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunma yükümlülükleri olacak şekilde kamu görevlisi olarak atanmak üzere mesleki eğitime tabi tutulan kişilerin güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının yapılmasını öngören kuralların kanun koyucunun takdir yetkisinde bulunduğu ve güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkelerin kanunda düzenlenmesi gerektiğinde tartışma bulunmamaktadır. 24/3/2016 günlü, 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu ile kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak amacıyla kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasların düzenlendiği; bu Kanun'un 6. maddesinde; kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verilerinin özel nitelikli kişisel veri olduğu, özel nitelikli kişisel verilerin; ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmeyeceği, sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel verilerin, kanunlarda öngörülen hâllerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebileceği kuralının getirildiği görülmektedir. 17/04/2021 tarihinde yürürlüğe giren 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nu "hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacaklar" başlıklı 3. maddesinde, "Arşiv araştırması, statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın ilk defa veya yeniden memuriyete yahut kamu görevine atanacaklar hakkında yapılır… özel kanunları uyarınca güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına tabi tutulan kişiler ile milli güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, tesis, hizmetlerde statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın istihdam edilenler hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması birlikte yapılır." hükmü amir kılınmış, anılan Kanun'un 13. maddesinde, kamu personeli olmayan öğrenci statüsündeki kişiler yönünden, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının birlikte yapılmasını sağlayan kurallar getirilmiş, maddenin devamında 4045 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Öğrenci statüsündeki kişiler hakkındaki, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, tesis edildikleri tarihteki mevzuat uyarınca sürdürülmüş, bu nedenle açılan bir kısım davalar devam ederken, 7315 sayılı Kanun ile konuya ilişkin yasal düzenleme yürürlüğe girmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/2/2020 günlü, E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararında, "İtiraz konusu kuralların da yer aldığı 4045 sayılı Kanun 7/4/2021 tarihli ve 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’nun 13. maddesinin (8) numaralı fıkrasıyla yürürlükten kaldırılmıştır. Başvuran Mahkemede bakılmakta olan davalara konu işlemler itiraz konusu kuralların yürürlükte olduğu dönemde bu kurallar uyarınca tesis edilmiştir. 7315 sayılı Kanun, kuralların dayanak teşkil ettiği işlemlerin hukuki etkilerine dair geçmişe yönelik herhangi bir özel hüküm içermemektedir. Hukuka uygunluk karinesinden yararlanan ve iptal edilmediği ya da yürürlükten kaldırılmadığı sürece hukuk aleminde varlığını ve etkilerini devam ettiren idari işlemlerin hukuki denetimi, tesis edildiği dönemde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Bu bağlamda başvuran Mahkeme de yürürlükten kalkmış olan kuralları, dava konusu idari işlemlerin hukuki denetimini gerçekleştirirken denetleyici norm olarak gözetmek durumundadır. Başka bir ifadeyle kurallar bakılmakta olan davalarda uyuşmazlığın çözümü için uygulanacak kural olma niteliğini sürdürmektedir. Bu itibarla kuralların yürürlükten kaldırılmış olmalarının esaslarının incelenmesinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır." şeklinde ifade edildiği üzere, 7315 sayılı Kanun'un devam eden davalarda uygulanmasına imkan bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla, idarece dava konusu işlem 7315 sayılı Kanun uyarınca tesis edilmediğinden, hukuki denetimi de 7315 sayılı Kanun çerçevesinde yapılamayacaktır. Bu durumda; yasal dayanağı olmayan mevzuat uyarınca, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle öğrencilik ile ilişik kesmeye ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Dava konusu işlemin belirtilen gerekçe ile hukuka uygun olmaması, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılamayacağı ya da hiçbir işleme gerek olmadan güvenlik soruşturması sonucunun olumlu olduğu ve buna dayanılarak ilgili statüye geçilmesi gibi sonuçlar doğurmayacaktır. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmalarına ilişkin olarak kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına, işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeleri içeren 7315 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra; öğrenci statüsüne alınacak kişilere ilişkin olarak, arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması yapılması ve neticesine göre işlem tesis edilmesi görev ve yetkisinin idareye ait bulunduğu ise izahtan varestedir. Bu doğrultuda temyize konu kararın yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.

Olağanüstü Tedbir Niteliğindeki Çıkarma İşlemleri

667 sayılı KHK m. 4 uyarınca kamu görevinden çıkarma kararları, adli suç veya disiplin suçu karşılığında uygulanan cezalardan farklı olarak terör örgütleri ve milli güvenliğe aykırı yapıların kamu kurumlarındaki mevcudiyetini sonlandırmayı amaçlayan olağanüstü tedbir niteliğindedir. Bu tedbirlerin uygulanmasında da sebep unsurunun somut ve objektif olgularla temellendirilmesi gerekmektedir.

Güvenlik soruşturmasında istihbari bilgileri kim toplar?

İstihbari mahiyetteki bilgiler; ilgilinin ve yakınlarının yasa dışı faaliyetlerini, örgütsel irtibat veya iltisaklarını tespit etmek üzere Milli İstihbarat Teşkilatı ve Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde yapılan incelemelerle elde edilir.

Akraba hakkındaki teyitsiz bilgi memuriyete engel midir?

İlgilinin kendi şahsı hakkında olumsuz bir kayıt bulunmadığı sürece, babası veya diğer akrabaları hakkında teyit edilemeyen ya da çelişkili olan istihbari kayıtlar güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına tek başına hukuki gerekçe yapılamaz.

İdare mahkemesi istihbari iddiaları kendiliğinden inceleyebilir mi?

İdari yargı mercileri, 2577 sayılı Kanun m. 20 uyarınca resen araştırma ilkesi kapsamında uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmayı yapabilir ve ilgili kurumlardan bilgi ve belge isteyerek iddiaların doğruluğunu inceler.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu