Güvenlik Soruşturması İptal Davası: Usul ve İçtihat

by Avukat Erdal Ersoy
Güvenlik Soruşturması İptal Davası: Usul ve İçtihat

Güvenlik soruşturması veya arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle ataması yapılmayan ya da ilişiği kesilen kişiler, idare mahkemesinde iptal davası açabilir. Bu dava, idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu veya amaç yönlerinden hukuka aykırı olduğu iddiasına dayanır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Güvenlik soruşturması iptal davası yalnızca idare mahkemesinde açılabilir; hukuk mahkemesi, vergi mahkemesi veya başka bir yargı kolunda dava açılması hâlinde görevsizlik kararı verilir. Yetkili mahkeme, işlemi tesis eden kurumun bulunduğu yere göre belirlenir: işlemi bir bakanlık yapmışsa Ankara İdare Mahkemesi, valilik tesis etmişse o valiliğin bulunduğu yer idare mahkemesi yetkilidir.

Dava Açmadan Önce İdareye Başvuru

Dava açmadan önce idareye başvuru zorunlu değildir. Bununla birlikte, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca atamama işlemine karşı isteğe bağlı olarak itiraz yoluna başvurulabilir. Bu başvuru, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur; otuz gün içinde yanıt verilmezse istek reddedilmiş sayılır ve dava açma süresi yeniden işlemeye başlar, başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 11Kaynağı aç
Madde 11 – 1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. 2. Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.[8] 3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır. 4. (Mülga: 10/6/1994-4001/6 md.) İptal ve tam yargı davaları:

Olumsuzluğun Nedeni Nasıl Öğrenilir?

Güvenlik soruşturmasının hangi gerekçeyle olumsuz sonuçlandığı genellikle ilgiliye bildirilmez ve itiraz imkânı tanınmaz. İşlemin olumsuzluk nedeni çoğunlukla ancak idari dava açıldıktan sonra davalı idarenin mahkemeye sunduğu savunma dilekçesinden anlaşılabilmektedir.

7315 Sayılı Kanun: Arşiv Araştırması ve Güvenlik Soruşturmasının Kapsamı

2021 yılında yürürlüğe giren 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu bu alandaki temel yasal düzenlemeyi oluşturmaktadır. Kanunun 1. maddesi; güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına, elde edilen verilerin kullanılmasına, veri güvenliğiyle verilerin saklanma ve silinme sürelerine ilişkin temel ilkeleri kapsamaktadır.

Danıştay 2. Daire, E. 2023/4490, K. 2024/4748Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2023/4490 E.  ,  2024/4748 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2023/4490 Karar No : 2024/4748 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava Konusu İstem: Dava; Kara Harp Okulu öğrencisi olan davacı tarafından, güvenlik soruşturmasının olumsuz neticelendiğinden bahisle okulla ilişiğinin kesilmesine ilişkin Milli Savunma Bakanlığı'nın … günlü, … sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:… İdare Mahkemesinin…günlü, E:… K:…sayılı kararıyla; davacının şahsı hakkında bilgi bulunmamakla birlikte, bir akrabası ve ablası hakkındaki istihbari bilgi nedeniyle güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandırıldığının görüldüğü, bu nev'i istihbari bilgilerin davalı idarece verilecek karara esas alınabilmesi bu bilginin, hem davacının kendisi hem de Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği'nin eki formda yer verilen kendisini etkileyebilecek yakın çevresi (anne, baba, kardeş, eş, çocuk) açısından somut kanaate ve kesin bilgiye dayalı, güvenilir, teyit edilebilir nitelikte, ön yargıdan uzak, hukuken denetlenebilir olmasına ve bu durumun idarece yapılacak bir araştırma ile açıkça ortaya konmasına bağlı bulunduğu; davalı idarece, dava konusu işlemin dayanaklarından biri olan ve hakkında istihbari bilgi bulunan akrabası ile davacı arasında güvenliği zedeleyecek ne tür bir ilişkinin bulunduğunun ortaya konulmaması, davacının bu kişi ile ilişki ve irtibat düzeyine ilişkin herhangi bir araştırma içine girilmemiş olması, bahse konu şahsın Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği'nin eki formda yer verilen davacıyı etkileyebilecek yakın çevresinden (anne, baba, kardeş, eş, çocuk) olmaması karşısında, bu akraba hakkındaki bilgi notunun davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına sebebiyet verecek nitelikte olmadığı sonucuna varıldığı; diğer taraftan, Mahkemenin muhtelif tarihli ara kararları ile ilgili kurum ve kuruluşlardan yapılan sorgulama sonucunda; davacının ablası hakkında FETÖ/PDY terör örgütü kapsamında … Cumhuriyet Başşsavcılığının … sayılı soruşturma dosyası ile işlem yapıldığı ve… sayılı kararı ile "kovuşturmaya yer olmadığına" karar verildiği; bu durumda, davacının kendisi hakkında Devletin güvenliğini tehlikeye düşürebilecek yasa dışı ideolojik bir görüşü benimsediği veya kurumun güvenliğini ihlal edebilecek tutum ve davranışlar içerisinde bulunduğu yönünde bir tespitin ve güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasını gerektirir bir nedenin bulunmadığı, ablası hakkındaki istihbari bilginin de haricen delillendirilerek, ablasının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı kesin ve somut olarak ortaya konulmadığı sürece tek başına dava konusu işleme gerekçe oluşturamayacağı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; Mahkeme kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından; davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinin olumsuz sonuçlanması nedeniyle ilişiğinin kesildiği, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: … DÜŞÜNCESİ : Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan Kanun hükmüne göre elde edilen kişisel verilere dayanılarak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumsuz sonuçlandığından bahisle davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, temyizen incelenen karar sonucu itibarıyla usul ve hukuka uygun olup, Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Sekizinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 19/07/2023 günlü, K:2023/33 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 2. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Kara Harp Okulu öğrencisi olan davacının, hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen, "davacının kendisi hakkında sakıncalı bilginin intikal etmediği, kardeşi hakkında ise FETÖ/PDY'nin darbe girişimi sonrası tutuklandığı, halasının oğlu tarafından Bylock isimli uygulamanın kullanıldığı" şeklindeki istihbari nitelikteki bilgilerin Aday Değerlendirme Kurulunca Değerlendirilerek, davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması ve okuldan ilişiğinin kesilmesi üzerine incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 26/10/1994 günlü, 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 1. maddesinde; “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması; kamu kurum ve kuruluşlarında, yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile askeri, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ve ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılır. Devletin güvenliğini, ulusun varlığını ve bütünlüğünü iç ve dış menfaatlerinin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeler ile gizlilik dereceli kamu personeli ile meslek gruplarının tespiti, birim ve kısımların tanımlarının yapılması, güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının usul ve esasları ile bunu yapacak merciler ve üst kademe yöneticilerinin kimler olduğu Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulacak yönetmelik ile düzenlenir.” hükmü yer almakta iken, 18/10/2018 tarihli ve 7148 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 29. maddesiyle söz konusu maddeye 2. fıkra olarak; “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden bilgi ve belge almaya, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında tutulan kayıtlara ulaşmaya, Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturma sonuçlarını, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile kesinleşmiş mahkeme kararlarını almaya yetkilidir.” hükmü eklenmiş, anılan hüküm Anayasa Mahkemesinin 19/2/2020 günlü, E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. 07/04/2021 günlü, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanun, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkeleri, kimler hakkında yapılacağını, araştırma konusu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğunu, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağını, hangi mercilerin soruşturma ve araştırma yapacağını, Değerlendirme Komisyonunun oluşumu ve çalışma usul, esaslarını, veri güvenliği ile verilerin saklanma ve silinme sürelerini düzenlemektedir." hükmü; "Arşiv araştırması" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Arşiv araştırması; a) Kişinin adli sicil kaydının, b) Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından hâlen aranıp aranmadığının, c) Kişi hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının, ç) Kişi hakkında kesinleşmiş mahkeme kararları ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında alınan kararlar ile kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış olan soruşturma ya da kovuşturmalar kapsamındaki olguların, d) Hakkında kamu görevinden çıkarılma ya da kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası olup olmadığının, mevcut kayıtlardan tespit edilmesidir." hükmü; "Güvenlik soruşturması" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Güvenlik soruşturması, arşiv araştırmasındaki hususlara ilave olarak kişinin; a) Görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verilerinin, b) Yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiğinin, c) Terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak içinde olup olmadığının, mevcut kayıtlardan ve kişinin görevine yansıyacak hususların denetime elverişli olacak yöntemlerle yerinden araştırılmak suretiyle tespit edilmesidir." hükmü; "Değiştirilen ve yürürlükten kaldırılan hükümler" başlıklı 13. maddesinde, "(8) 26/10/1994 tarihli ve 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. " hükmü, "Atıflar" başlıklı 14. maddesinde, "(1) Mevzuatta 4045 sayılı Kanuna yapılan atıflar bu Kanuna yapılmış sayılır." hükmü düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu işlem tarihinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, 4045 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılmaktadır. Anılan Kanun'un 1. maddesinin Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile iptal edilmesi ve 4045 sayılı Kanun uyarınca yapılan işlemlere yönelik bireysel başvurularda verilen ihlal kararları dikkate alınarak kanun koyucu tarafından 7315 sayılı Kanun yürürlüğe konulmuş ve 4045 sayılı Kanun da yürürlükten kaldırılmıştır. 7315 sayılı Kanun'la, Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda, güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkeler belirlenmiş; kimler hakkında yapılacağı, araştırma konusu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğu, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağı, hangi mercilerce soruşturma ve araştırma yapılacağı, bu kapsamda Değerlendirme Komisyonunun oluşumu ve çalışma usul, esasları, kişisel veri güvenliği ile kişisel verilerin saklanma ve silinme süreleri düzenlenmiştir. Bu itibarla, Anayasa Mahkemesi kararlarındaki kanuni düzeyde eksik düzenleme bulunduğu yolundaki gerekçeler göz önüne alınmak suretiyle kanun koyucu tarafından 7315 sayılı Kanun'la yeni yasal düzenleme yapılmak suretiyle bu konudaki eksiklikler giderildiğinden; somut olayda, kişisel verilerin güvenliğinin sağlanması ve özel hayatın gizliliğinin korunması amacına yönelik olarak 7315 sayılı Kanun ile getirilen çerçevede değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Nitekim 7315 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun pek çok kararında (19/06/2023 günlü, E:2022/884, K:2023/1488; 09/02/2023 günlü, E:2022/667, K:2023/211; 23/01/2023 günlü, E:2022/882, K:2023/53 sayılı kararları) güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kaynaklı uyuşmazlıklarda 7315 sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir. Diğer taraftan 7315 sayılı Kanun'un 4. ve 5. maddelerinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılırken hangi hususlara bakılacağı düzenlenmiş olup, anılan düzenlemelerde kişi temelli inceleme yapılması gerektiği, kişiye yönelik elde edilen verilerin değerlendirmeye tabi tutulacağı ve araştırma yapılan kişi dışındaki şahıslara (anne, baba, eş, kardeş, akraba gibi) ait verilerin değerlendirilmede esas alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava konusu işlemin, 7315 sayılı Kanun'a uygunluğu yönünden bir değerlendirme yapılması suretiyle Bölge İdare Mahkemesince yeniden bir karar verilmesi gerekmekte ise de, somut olayda davacının kendisi hakkında herhangi bir bilgi bulunmadığı halde ablası ve halasının oğlu hakkında elde edilen bilgiler dikkate alınarak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olduğuna karar verildiği görülmekte olup, 7315 sayılı Kanun'a göre değerlendirmeye alınmaması gereken bir istihbari veri dikkate alınmak suretiyle davacı hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunun olumsuz olduğu değerlendirilerek okuldan ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, dava konusu işlemin iptali yönünde karar veren İdare Mahkemesi kararına yönelik davalı idare tarafından yapılan istinaf isteminin reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, davacının diğer şartlar açısından davalı idarece ayrıca incelenebileceği açıktır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2. … Bölge İdare Mahkemesi… İdari Dava Dairesince verilen… günlü, E:… K:… sayılı kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7035 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın, kararı veren …. İdare Mahkemesine gönderilmesine, 10/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY : 26/10/1994 günlü, 4045 sayılı Kanun ile; bazı kamu personeli için güvenlik soruşturması ve arşiv araştırılması yapılmasının öngörüldüğü, kamu personeli olmayan öğrenci statüsündekilere ilişkin düzenlemeye yer verilmediği; 18/10/2018 günlü, 7148 sayılı Kanun’un 29. maddesiyle, anılan 4045 sayılı Kanun’un 1. maddesine 2. fıkra olarak eklenen; güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerin; arşivlerden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden bilgi ve belge alma kayıtlara ulaşma, mahkeme kararlarını alma yetkisini düzenleyen kuralın, Anayasa Mahkemesinin 19/2/2020 günlü, E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararı ile "Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına, işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesi Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleriyle bağdaşmamaktadır." gerekçesiyle; İtiraz yolu ile yapılan başvurular üzerine, Anayasa Mahkemesinin 03/06/2021 günlü, E:2020/24, K:2021/39 sayılı kararı ile yukarıda aktarılan gerekçeyle, 4045 sayılı Kanun’un 1. maddesinin birinci fıkrasında yer alan kamu personelinden, "Milli Savunma Bakanlığı, jandarma,…” ve “…ve ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel…” ibarelerinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği; 4045 sayılı Kanun kapsamında bulunanların, bireysel başvuruları üzerine ise Anayasa Mahkemesince verilen kararlarda da; "… 4045 sayılı Kanun ile öngörülen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yönteminin kanunilik koşulunu sağlamadığı, 4045 sayılı Kanun'un sadece hangi kamu görevleri bakımından güvenlik soruşturması yaptırılacağını düzenlediğini ancak konuyla ilgili temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemediği, Kanun'un ve ilgili Yönetmelik'in; kişisel verilerin kayıt, muhafaza ve kullanımını içeren tedbirlerin kapsamını, uygulanmasını düzenleyen ve özellikle, süre, stoklama, kullanım, üçüncü kişilerin erişimi, verilerin gizliliği, bütünlüğü ve imhası konusundaki usullere ilişkin, muhataplarının yetki aşımı ve keyfîliğe karşı yeteri kadar güvenceye sahip olmalarını sağlayacak açık ve detaylı kuralları içermemesi nedeniyle kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna varılmıştır. (Ramazan Erdoğan, 2019/26356, 12/1/2023, §Fatih Saraman, [GK], B. No: 2014/7256, 27/2/2019, §§ 88-90; Süleyman Akif Nazlıgül, B. No: 2018/31982, 15/6/2021, § 33)." gerekçesine yer verilerek, ihlal kararları verildiği anlaşılmaktadır. Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunma yükümlülükleri olacak şekilde kamu görevlisi olarak atanmak üzere mesleki eğitime tabi tutulan kişilerin güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının yapılmasını öngören kuralların kanun koyucunun takdir yetkisinde bulunduğu ve güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkelerin kanunda düzenlenmesi gerektiğinde tartışma bulunmamaktadır. 24/3/2016 günlü, 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu ile kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak amacıyla kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasların düzenlendiği; bu Kanun'un 6. maddesinde; kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verilerinin özel nitelikli kişisel veri olduğu, özel nitelikli kişisel verilerin; ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmeyeceği, sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel verilerin, kanunlarda öngörülen hâllerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebileceği kuralının getirildiği görülmektedir. 17/04/2021 tarihinde yürürlüğe giren 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nu "hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacaklar" başlıklı 3. maddesinde, "Arşiv araştırması, statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın ilk defa veya yeniden memuriyete yahut kamu görevine atanacaklar hakkında yapılır… özel kanunları uyarınca güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına tabi tutulan kişiler ile milli güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, tesis, hizmetlerde statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın istihdam edilenler hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması birlikte yapılır." hükmü amir kılınmış, anılan Kanun'un 13. maddesinde, kamu personeli olmayan öğrenci statüsündeki kişiler yönünden, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının birlikte yapılmasını sağlayan kurallar getirilmiş, maddenin devamında 4045 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Öğrenci statüsündeki kişiler hakkındaki, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, tesis edildikleri tarihteki mevzuat uyarınca sürdürülmüş, bu nedenle açılan bir kısım davalar devam ederken, 7315 sayılı Kanun ile konuya ilişkin yasal düzenleme yürürlüğe girmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/2/2020 günlü, E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararında, "İtiraz konusu kuralların da yer aldığı 4045 sayılı Kanun 7/4/2021 tarihli ve 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’nun 13. maddesinin (8) numaralı fıkrasıyla yürürlükten kaldırılmıştır. Başvuran Mahkemede bakılmakta olan davalara konu işlemler itiraz konusu kuralların yürürlükte olduğu dönemde bu kurallar uyarınca tesis edilmiştir. 7315 sayılı Kanun, kuralların dayanak teşkil ettiği işlemlerin hukuki etkilerine dair geçmişe yönelik herhangi bir özel hüküm içermemektedir. Hukuka uygunluk karinesinden yararlanan ve iptal edilmediği ya da yürürlükten kaldırılmadığı sürece hukuk aleminde varlığını ve etkilerini devam ettiren idari işlemlerin hukuki denetimi, tesis edildiği dönemde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Bu bağlamda başvuran Mahkeme de yürürlükten kalkmış olan kuralları, dava konusu idari işlemlerin hukuki denetimini gerçekleştirirken denetleyici norm olarak gözetmek durumundadır. Başka bir ifadeyle kurallar bakılmakta olan davalarda uyuşmazlığın çözümü için uygulanacak kural olma niteliğini sürdürmektedir. Bu itibarla kuralların yürürlükten kaldırılmış olmalarının esaslarının incelenmesinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır." şeklinde ifade edildiği üzere, 7315 sayılı Kanun'un devam eden davalarda uygulanmasına imkan bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla, idarece dava konusu işlem 7315 sayılı Kanun uyarınca tesis edilmediğinden, hukuki denetimi de 7315 sayılı Kanun çerçevesinde yapılamayacaktır. Bu durumda; yasal dayanağı olmayan mevzuat uyarınca, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle öğrencilik ile ilişik kesmeye ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Dava konusu işlemin belirtilen gerekçe ile hukuka uygun olmaması, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılamayacağı ya da hiçbir işleme gerek olmadan güvenlik soruşturması sonucunun olumlu olduğu ve buna dayanılarak ilgili statüye geçilmesi gibi sonuçlar doğurmayacaktır. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmalarına ilişkin olarak kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına, işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeleri içeren 7315 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra; öğrenci statüsüne alınacak kişilere ilişkin olarak, arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması yapılması ve neticesine göre işlem tesis edilmesi görev ve yetkisinin idareye ait bulunduğu ise izahtan varestedir. Bu doğrultuda temyize konu kararın yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.

Kanunun 4. maddesine göre arşiv araştırması; kişinin adli sicil kaydını, aranma ve tahdit durumunu, kesinleşmiş mahkeme kararlarını, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 171. maddesinin beşinci ve 231. maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamındaki kararları, devam eden veya sonuçlanmış soruşturma ya da kovuşturmalara ilişkin olguları ve kamu görevinden çıkarılma ile kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezasına dair kayıtları kapsar. 5. madde uyarınca güvenlik soruşturması ise bu unsurlara ek olarak kişinin göreve ilişkin kolluk ve istihbarat olgusal verilerini, yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişkisini, terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak içinde olup olmadığını kapsar.

Danıştay 8. Daire, E. 2020/257, K. 2022/2182Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/257 E.  ,  2022/2182 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/257 Karar No : 2022/2182 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLLERİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kara Kuvvetleri Komutanlığında Dış Kaynaktan Muvazzaf Subay Adayı olarak eğitim gören davacı tarafından, hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle 22/09/2017 tarihli tebliğ ile okuldan ilişiğinin kesilmesine yönelik davalı idare işleminin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararında; davacı hakkında, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına neden olarak "Bank Asya'da çalışmış olduğu, hakaret ve tehdit suçundan dolayı yargılandığı ve … Sulh Ceza Mahkemesinin E:… , K:… sayılı kararında hakaret suçundan şikayetten vazgeçme nedeniyle davanın düşürülmesine, tehdit suçundan ise 5 ay hapis cezasıyla cezalandırıldığı, bunun da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) çevrilerek 5 yıl boyunca denetimli serbestlik hükümlerinin uygulanmasına karar verildiğinin" ileri sürüldüğü, bu nedenlerle davacının okuldan ilişiğinin kesildiğinin anlaşıldığı, bu durumda davacının Bank Asya'da çalışmış olduğu ve kendisi hakkında hakaret ve tehdit suçlarından takibat yapıldığı, tehdit suçundan hüküm giydiği ve bunun HAGB'ye çevrilerek 5 yıl boyunca denetimli serbestliğe tabi tutulduğu dikkate alındığında; davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 2/5/2013 tarihinde daha yüksek ücret verildiğinden dolayı … Bankasından ayrılarak Bank Asya'ya geçtiği, 16/7/2014 tarihinde kendi isteği ile istifa ettiği, ilgili bankanın 22/7/2016 tarihine kadar faaliyetine devam ettiği, terör örgütüne müzahir olduğunun devletin yetkili organı olan BDDK tarafından da çok sonradan anlaşıldığı, Banka Asya'da çalıştığı dönemde ücretlerini bu banka hesabı üzerinden aldığı, istifa ettikten sonra söz konusu hesabını kapattığı, kendisi ile aynı durumda olanlara ilişkin emsal Mahkeme ve İstinaf kararlarının bulunduğu, tehdit suçundan 5 ay ceza aldığı ve bu ceza hükmünün açıklanmasının geri bırakıldığı ve 5 yıllık denetim süresini iyi halli olarak doldurduğu gerekçesiyle … Asliye Ceza Mahkemesince … tarihinde davanın düşmesine karar verildiği, düşme kararı verildiğinden dolayı artık HAGB kararından bahsedilemeyeceği, HAGB kararının kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olarak değerlendirilemeyeceği, kanun koyucu tarafından hukuki bir sonuç doğurmayan bu kurumun dava konusu Yönetmelik maddesiyle sonuç doğurur hale getirildiği, HAGB kararlarının ilgili mevzuat gereği ancak soruşturma ve kovuşturma ile ilgili olarak savcı ya da mahkemece istenebileceği, dava konusu işlemin soruşturma ve kovuşturma kapsamında olmadığından hukuka aykırı şekilde söz konusu verinin elde edildiği, ayrıca söz konusu verinin kişisel veri olması nedeniyle kanunilik ilkesine aykırı olarak özel hayata müdahale edildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Kara Kuvvetleri Komutanlığında Dış Kaynaktan Muvazzaf Subay Adayı olarak eğitim gören davacı tarafından, hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde elde edilen "Bank Asya'da çalışmış olduğu, hakaret ve tehdit suçundan dolayı yargılandığı ve … Sulh Ceza Mahkemesinin E:… , K:… sayılı kararında hakaret suçundan şikayetten vazgeçme nedeniyle davanın düşürüldüğü, tehdit suçundan ise 5 ay hapis cezasıyla cezalandırıldığı, söz konusu cezanında hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına çevrilerek 5 yıl boyunca denetimli serbestlik kararı verildiği" bilgisine istinaden güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olarak değerlendirildiği ve davacının adaylığına son verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında; herkesin, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu, bu hakkın, kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsadığı, kişisel verilerin, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği, kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği hükmüne yer verilmiştir. 25/5/2005 tarihli ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Kanun, kesinleşmiş ceza ve güvenlik tedbirlerine mahkûmiyete ilişkin bilgilerin otomatik işleme tâbi bir sistem kullanılarak toplanmasına, sınıflandırılmasına, değerlendirilmesine, muhafaza edilmesine ve gerektiğinde en seri ve sağlıklı biçimde ilgililere bildirilmesine dair usul ve esasları belirler.”, ”Diğer bilgilerin kaydı” başlıklı 6. maddesinde; “ (1) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenmesi halinde verilmek üzere kaydedilir. (2) (Ek: 2/7/2012-6352/103 md.) Karşılıksız yararlanma suçunda etkin pişmanlıktan yararlanması dolayısıyla şüpheli, sanık veya hükümlü hakkında verilen kararlar adlî sicilde bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Onbeş yıl süreyle muhafaza edilen bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından istenmesi halinde verilebilir.” hükümleri yer almaktadır. 26/10/1994 tarihli ve 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 1. maddesinde; “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması; kamu kurum ve kuruluşlarında, yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile askeri, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ve ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılır. Devletin güvenliğini, ulusun varlığını ve bütünlüğünü iç ve dış menfaatlerinin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeler ile gizlilik dereceli kamu personeli ile meslek gruplarının tespiti, birim ve kısımların tanımlarının yapılması, güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının usul ve esasları ile bunu yapacak merciler ve üst kademe yöneticilerinin kimler olduğu Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulacak yönetmelik ile düzenlenir.” hükmü yer almakta iken 18/10/2018 tarihli ve 7148 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 29. maddesiyle söz konusu maddeye ikinci fıkra olarak “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden bilgi ve belge almaya, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında tutulan kayıtlara ulaşmaya, Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturma sonuçlarını, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile kesinleşmiş mahkeme kararlarını almaya yetkilidir.” hükmü eklenmiş ve söz konusu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru neticesinde Anayasa Mahkemesinin 19/2/2020 tarih ve E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararı ile ilgili hüküm iptal edilmiştir. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun “Kamu davasını açmada takdir yetkisi” başlıklı 171. maddesinin 5. fıkrasında; “(5) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararlar, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.”, “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231. maddesinde; “(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.” hükmü yer almaktadır. 07/04/2021 tarih ve 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde; "Bu Kanun, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkeleri, kimler hakkında yapılacağını, araştırma konusu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğunu, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağını, hangi mercilerin soruşturma ve araştırma yapacağını, Değerlendirme Komisyonunun oluşumu ve çalışma usul, esaslarını, veri güvenliği ile verilerin saklanma ve silinme sürelerini düzenlemektedir.", "Hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacaklar" başlıklı 3. maddesinde; "(1) Arşiv araştırması, statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın ilk defa veya yeniden memuriyete yahut kamu görevine atanacaklar hakkında yapılır. (2) Kurum ve kuruluşlarda, yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları hâlinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ile ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışacak öğretmenler, üst kademe kamu yöneticileri, özel kanunları uyarınca güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına tabi tutulan kişiler ile milli güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, tesis, hizmetlerde statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın istihdam edilenler hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması birlikte yapılır.", "Arşiv araştırması" başlıklı 4. maddesinde; "(1) Arşiv araştırması; a) Kişinin adli sicil kaydının, b) Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından hâlen aranıp aranmadığının, c) Kişi hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının, ç) Kişi hakkında kesinleşmiş mahkeme kararları ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında alınan kararlar ile kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış olan soruşturma ya da kovuşturmalar kapsamındaki olguların, d) Hakkında kamu görevinden çıkarılma ya da kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası olup olmadığının, mevcut kayıtlardan tespit edilmesidir.", "Güvenlik soruşturması" başlıklı 5. maddesinde; "(1) Güvenlik soruşturması, arşiv araştırmasındaki hususlara ilave olarak kişinin; a) Görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verilerinin, b) Yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiğinin, c) Terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak içinde olup olmadığının, mevcut kayıtlardan ve kişinin görevine yansıyacak hususların denetime elverişli olacak yöntemlerle yerinden araştırılmak suretiyle tespit edilmesidir.", "Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını yapacak birimler" başlıklı 6. maddesinin 1. ve 2. fıkrasında "(1) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahalli mülki idare amirlikleri tarafından yapılır. (2) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler, kendilerine iletilen taleple sınırlı olarak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden gerekli bilgi ve belgeler ile bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi kapsamındaki karar ve kayıtları almaya yetkilidir." hükümlerine yer verilmiş, ayrıca söz konusu Kanun'un 7. maddesinde, yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesi amacıyla Değerlendirme Komisyonu kurulmasına ve bu komisyonun çalışma esaslarına ilişkin kurallara, "Kişisel Verilerin Korunması" başlıklı Üçüncü Bölümünde, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında erişilen bilgilerin ne şekilde işleneceği, korunacağı, güvenlik önlemlerinin alınacağı, ne kadarlık bir zaman dilimi sonrasında silinip, yok edileceği gibi düzenlemelere yer verilmiştir. Öte yandan, Fakülte ve Yüksek Okullar Askerî Öğrenci Komutanlıkları ve Öğrencileri ile Fakülte ve Yüksek Okullardan Yetişen Subaylara Ait Yönetmeliğin 25. maddesinde; "En az 4 yıl süreli fakülte ve yüksek okulları kendi nam ve hesabına bitirenler ile bu öğrenimlerini müteakip lisansüstü öğrenim yapmış olanlardan muvazzaf subay olmak için müracaat edenler hakkında aşağıdaki nitelikler aranır. a. Sosyal durum, ahlâk ve karekterle ilgili şartlar :… (4) (Değişik: RG-11/09/1986-19218) Yapılacak güvenlik soruşturmasından olumlu sonuç almak, …" hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlık konusu olayda; davacının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olarak değerlendirilmesine dayanak olarak davacının Bank Asya'da çalışmış olduğu ve tehdit suçundan dolayı almış olduğu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı gösterilmekte olup, söz konusu sebepler yönünden ayrı ayrı inceleme yapılması gerekmektedir. Davacının tehdit suçundan dolayı almış olduğu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bilgisinin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında kullanılıp kullanılamayacağının öncelikle tespit edilmesi gerekmektedir. 4045 sayılı Kanun'un ilk halinde HAGB kararını güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli olanların görebileceğine ilişkin herhangi bir hüküm yer almamakta olup 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda ise söz konusu kararların ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenmesi halinde verilmek üzere kaydedileceği belirtilmektedir. Bu durumda 4045 sayılı Kanun'un ilk halinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli olanların HAGB kararlarını görmeye yetkili olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Diğer taraftan 4045 sayılı Kanun'un 1. maddesine 7148 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle eklenen fıkra ile güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlere HAGB kararlarını görebilme yetkisinin verildiği görülmektedir. Bu durumda 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nda HAGB kararlarının kimler tarafından ve ne zaman görüleceği düzenlediğinden 5352 sayılı Kanundaki hüküm ile 4045 sayılı Kanun'a eklenen hüküm arasında bir çelişki/çatışma ortaya çıkmaktadır. Bilindiği üzere hukuk kuralları arasında ortaya çıkan çatışmalarda çözüme ulaşabilmek için üç ilkeden yararlanılır. Bunlar; “üst kanun alttaki düzenlemeyi, sonraki kanun öncekini ve özel kanun genel kanunu ilga eder” ilkeleridir. Uyuşmazlık konusu olayda iki kanun arasındaki çelişki çözülmeye çalışıldığından sonraki kanun öncekini ve özel kanun genel kanunu ilga eder ilkelerinden yararlanmak gerekmektedir. 5352 sayılı Kanun'un 6. maddesinde HAGB kararlarının ne şekilde kaydedileceği ve kimlerin görebileceği düzenlenmiş iken 4045 sayılı Kanun'a eklenen madde ile güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerin, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bu bilgileri görebileceğine yönelik 5352 sayılı Kanun'un 6. maddesine oranla daha özel bir düzenleme getirildiğinden ve ayrıca sonraki tarihli bir düzenleme olduğundan 4045 sayılı Kanun'a eklenen maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerin HAGB kararlarını görme yetkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan 4045 sayılı Kanun'a eklenen madde Anayasa Mahkemesi tarafından 19/2/2020 tarihinde iptal edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 153. maddesinde iptal kararlarının geriye yürümeyeceği düzenlenmiş olduğundan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerin HAGB kararlarını görme yetkisi Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçerli olacaktır. Kanun koyucu tarafından kabul edilen 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nun 4. maddesinde 4045 sayılı Kanun'la verilen yetkinin iptal kararında belirtilen hususlar gözetilerek yeniden düzenlendiği görülmekte olup, yukarıda belirtilen iptal kararının verildiği tarih ile 7315 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihler arasında da HAGB kararının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler tarafından görülemeyeceği açıktır. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 03/06/2021 tarih ve E:2020/24, K:2021/39 sayılı kararında " İtiraz konusu kuralların da yer aldığı 4045 sayılı Kanun 7/4/2021 tarihli ve 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’nun 13. maddesinin (8) numaralı fıkrasıyla yürürlükten kaldırılmıştır. Başvuran Mahkemede bakılmakta olan davalara konu işlemler itiraz konusu kuralların yürürlükte olduğu dönemde bu kurallar uyarınca tesis edilmiştir. 7315 sayılı Kanun, kuralların dayanak teşkil ettiği işlemlerin hukuki etkilerine dair geçmişe yönelik herhangi bir özel hüküm içermemektedir. Hukuka uygunluk karinesinden yararlanan ve iptal edilmediği ya da yürürlükten kaldırılmadığı sürece hukuk aleminde varlığını ve etkilerini devam ettiren idari işlemlerin hukuki denetimi, tesis edildiği dönemde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilmektedir…" yer alan gerekçesiyle 7315 sayılı Kanunun yürürlüğe girmeden önce tesis edilen işlemlere uygulanamayacağını belirtmektedir. Özet olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler tarafından 18/10/2018 tarihli ve 7148 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 26/10/2018 tarihinden öncesinde ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının tarihi olan 19/2/2020 tarihi ile 7315 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 17/04/2021 tarihi arasında tesis edilen işlemlerde görülemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Olayımızda davacının hakaret ve tehdit suçlarından dolayı yargılandığı ve … Sulh Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararında hakaret suçundan şikayetten vazgeçme nedeniyle davanın düşürüldüğü, tehdit suçundan ise 5 ay hapis cezasıyla cezalandırıldığı, bunun da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına çevrilerek 5 yıl boyunca denetimli serbestlik kararının verildiği, söz konusu kararın 15/03/2013 tarihinde kesinleştiği, 2017 yılında Dış Kaynaktan Muvazzaf Subay adaylığı için yapılan sınavlara katılarak başarılı olduğu ve hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde 22/09/2017 tarihli tebliğ ile ilişiğinin kesildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda ilişik kesme işleminin 22/09/2017 tarihinde gerçekleştirildiği görülmekte olup, işleme dayanak olarak elde edilen HAGB bilgisinin yukarıda belirtilen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerin HAGB kararlarını görme yetkisinin olmadığı zamanda elde edildiği görülmektedir. Bu çerçevede davacının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz neticelenmesine sebep olarak gösterilen tehdit suçundan dolayı almış olduğu HAGB kararına hukuka aykırı bir şekilde ulaşıldığı anlaşıldığından bu şekilde elde edilen bilgi çerçevesinde tesis edilen işlemde bu sebep yönünden hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu olayda davacının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olarak değerlendirilmesinin diğer bir nedeni olarak 02/05/2013-16/07/2014 tarihleri arasında Bank Asya'da çalışmış olduğu gösterilmektedir. Kamu görevlilerinin sadakat, tarafsızlık ve devlete bağlılık yükümlülüğü çerçevesinde devleti temsil eden ve millî güvenlik bakımından hassasiyet içeren bazı kamu görevlerine atanacak kişiler bakımından daha sıkı nitelikler aranması ve birtakım sınırlamaların getirilmesi doğaldır. Bu şekilde aranan nitelikler ve kanunlarda öngörülen kısıtlamalar, kamu hizmetinin etkin ve sağlıklı bir biçimde yürütülmesi amacına yöneliktir. Silahlı kuvvetler, emniyet gibi millî güvenlik açısından önem arz eden kurumlara personel alımında ilgili kamu hizmeti niteliği gereği bazı özel koşulların aranması gerekmektedir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de, devletlerin milli güvenliğin korunması amacını gerçekleştirmede sahip oldukları takdir yetkisinin geniş olduğunu kabul etmektedir. AİHM, Sözleşme'ye taraf devletin milli güvenliği korumak için yetkili ulusal makamlarına ilk olarak kişiler hakkında bilgi toplama ve halka açık olmayan siciller tutma, ikinci olarak milli güvenlik bakımından önemli kadrolarda çalışmak isteyen adayların bu işe uygunluğunu takdir ederken bu bilgiyi kullanma yetkisi veren kurallara sahip olmaları gerektiğinde kuşku bulunmadığını belirtmektedir (Leander/İsveç, B.No: 9248/81, 26/3/1987, § 59). Olayımızda davacının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olarak değerlendirilmesinin diğer bir nedeni olarak FETÖ/PDY terör örgütünün kontrolü altında faaliyet gösteren Bank Asya'da çalışmış olduğu gösterilmekte olup, ilgili Bankada belirli bir dönem çalışmış olmanın tek başına güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olarak sonuçlanmasına sebep olamayacağı, davacının FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyet, iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığının başka bilgi ve belgelerle desteklenmesi gerektiği açıktır. Bu durumda davacının FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyet, iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yeterince araştırılmadan, sadece Bank Asya'da çalışmış olduğu bilgisine dayanılarak Mahkemece karar verildiği görülmektedir. Bu kapsamda bu sebep yönünden eksik incelemeye dayalı verilen davanın reddi yolundaki Mahkeme kararını onayan Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan … TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 30/03/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- Bölge İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının onanması gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
7315 sayılı GÜVENLİK SORUŞTURMASI VE ARŞİV ARAŞTIRMASI KANUNU m. 5Kaynağı aç
MADDE 5- (1) Güvenlik soruşturması, arşiv araştırmasındaki hususlara ilave olarak kişinin; a) Görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verilerinin, b) Yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiğinin, c) Terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak içinde olup olmadığının, mevcut kayıtlardan ve kişinin görevine yansıyacak hususların denetime elverişli olacak yöntemlerle yerinden araştırılmak suretiyle tespit edilmesidir. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını yapacak birimler

Kanunun 3. maddesi kimlerin bu işlemlere tabi olduğunu düzenlemektedir: arşiv araştırması ilk defa veya yeniden memuriyete ya da kamu görevine atanacaklar hakkında uygulanır. Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak personel, ceza infaz kurumu çalışanları, öğretmenler, üst kademe yöneticileri, özel kanunları uyarınca bu işleme tabi tutulanlar ile millî güvenlik açısından stratejik önemi haiz birimlerde istihdam edilecekler hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması birlikte yapılır.

Danıştay 8. Daire, E. 2020/3902, K. 2023/2834Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/3902 E.  ,  2023/2834 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/3902 Karar No : 2023/2834 TEMYİZ EDEN (DAVACI): … VEKİLİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVALI): … Genel Müdürlüğü VEKİLİ: Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Yozgat Polis Meslek Eğitim Merkezi (POMEM) Müdürlüğü'nde 22. dönem POMEM öğrenci adayı olan davacı tarafından, Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırmasında hakkında "Sesli Yazılı veya Görüntülü Bir İleti ile Hakaret Tehdit, Cinsel Taciz" suçlarından kaydı ile "Tehdit" ve "Hakaret" suçlarından Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına çevrilmiş hapis cezasının bulunduğundan bahisle okuldan ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı hakkında … Asliye Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasından "Sesli Yazılı veya Görüntülü Bir İleti ile Hakaret, Tehdit, Cinsel Taciz" suçlarından yapılan yargılama sonrası anılan suçlardan mahkumiyetine ve akabinde Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına kararı verildiği anlaşılmakta ise de; mahkumiyete ve hükmün açıklanmasının ertelenmesine konu cinsel taciz suçunun Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği'nin 8. maddesinin (g) bendinin 2 numaralı alt bendi kapsamında Polis Meslek Eğitim Merkezi öğrenciliğine engel suçlardan olduğunun görüldüğü, bu durumda, davacının mahkumiyetine konu Cinsel Taciz Suçunun Polis Meslek Eğitim Merkezi Öğrenciliğine girişe engel suçlardan olduğu anlaşıldığından, davacının Polis Meslek Eğitim Merkezinden ilişiğinin kesilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararının denetim süresi olan 27/01/2020 tarihinde düşeceğinden hukuk aleminde bir anlam ifade etmeyeceği, tek bir eyleminden dolayı iki ayrı suçtan ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğu, HAGB kararı verilen kişinin devlet memuru olması veya başka bir kamu hizmeti yürütmesinde hiçbir sorunun bulunmadığı, ilgili Yönetmelik hükmünün Kanuna aykırı olduğu, okuldan ilişiğinin kesilmesine dayanak teşkil eden temel kanundaki güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması maddesi anayasa mahkemesinin kararı ile iptal edildiği, HAGB kararı dikkate alınarak işlem tesis edilmesinin masumiyet karinesine aykırı olduğu, dava konusu işlemin mevzuata aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Yozgat Polis Meslek Eğitim Merkezi 22. dönem öğrenci adayı olan davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda, … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile "Sesli Yazılı veya Görüntülü Bir İleti ile Hakaret, Tehdit, Cinsel Taciz" suçlarından verilen mahkumiyet ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı üzerine, Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca Yozgat Polis Okulu Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemi ile davacının okulla ilişiğinin kesildiği, kararın Polis Akademisi Başkanlığının 26/10/2018 tarihli işlemi ile onaylanarak kesinleştiği, bunun üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 20. maddesinin 3. fıkrasında; herkesin, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu, bu hakkın, kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsadığı, kişisel verilerin, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği, kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği hükmüne yer verilmiştir. 25/5/2005 tarihli ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Kanun, kesinleşmiş ceza ve güvenlik tedbirlerine mahkûmiyete ilişkin bilgilerin otomatik işleme tâbi bir sistem kullanılarak toplanmasına, sınıflandırılmasına, değerlendirilmesine, muhafaza edilmesine ve gerektiğinde en seri ve sağlıklı biçimde ilgililere bildirilmesine dair usul ve esasları belirler.”, ”Diğer bilgilerin kaydı” başlıklı 6. maddesinde; “(1) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenmesi halinde verilmek üzere kaydedilir. (2) (Ek:2/7/2012-6352/103md.) Karşılıksız yararlanma suçunda etkin pişmanlıktan yararlanması dolayısıyla şüpheli, sanık veya hükümlü hakkında verilen kararlar adlî sicilde bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Onbeş yıl süreyle muhafaza edilen bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından istenmesi halinde verilebilir.” hükümleri yer almaktadır. 26/10/1994 tarihli ve 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 1. maddesinde; “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması; kamu kurum ve kuruluşlarında, yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile askeri, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ve ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılır. Devletin güvenliğini, ulusun varlığını ve bütünlüğünü iç ve dış menfaatlerinin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeler ile gizlilik dereceli kamu personeli ile meslek gruplarının tespiti, birim ve kısımların tanımlarının yapılması, güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının usul ve esasları ile bunu yapacak merciler ve üst kademe yöneticilerinin kimler olduğu Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulacak yönetmelik ile düzenlenir.” hükmü yer almakta iken 18/10/2018 tarihli ve 7148 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 29. maddesiyle söz konusu maddeye 2. fıkra olarak “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden bilgi ve belge almaya, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında tutulan kayıtlara ulaşmaya, Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturma sonuçlarını, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile kesinleşmiş mahkeme kararlarını almaya yetkilidir.” hükmü eklenmiş ve söz konusu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru neticesinde Anayasa Mahkemesinin 19/2/2020 tarih ve E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararı ile ilgili hüküm iptal edilmiştir. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun “Kamu davasını açmada takdir yetkisi” başlıklı 171. maddesinin 5. fıkrasında; “(5) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararlar, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.”, “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231. maddesinde; “(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.” hükmü yer almaktadır. 07/04/2021 tarih ve 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde; "Bu Kanun, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkeleri, kimler hakkında yapılacağını, araştırma konusu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğunu, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağını, hangi mercilerin soruşturma ve araştırma yapacağını, Değerlendirme Komisyonunun oluşumu ve çalışma usul, esaslarını, veri güvenliği ile verilerin saklanma ve silinme sürelerini düzenlemektedir.", "Hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacaklar" başlıklı 3. maddesinde; "(1) Arşiv araştırması, statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın ilk defa veya yeniden memuriyete yahut kamu görevine atanacaklar hakkında yapılır. (2) Kurum ve kuruluşlarda, yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları hâlinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ile ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışacak öğretmenler, üst kademe kamu yöneticileri, özel kanunları uyarınca güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına tabi tutulan kişiler ile milli güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, tesis, hizmetlerde statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın istihdam edilenler hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması birlikte yapılır.", "Arşiv araştırması" başlıklı 4. maddesinde; "(1) Arşiv araştırması; a) Kişinin adli sicil kaydının, b) Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından hâlen aranıp aranmadığının, c) Kişi hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının, ç) Kişi hakkında kesinleşmiş mahkeme kararları ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında alınan kararlar ile kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış olan soruşturma ya da kovuşturmalar kapsamındaki olguların, d) Hakkında kamu görevinden çıkarılma ya da kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası olup olmadığının, mevcut kayıtlardan tespit edilmesidir.", "Güvenlik soruşturması" başlıklı 5. maddesinde; "(1) Güvenlik soruşturması, arşiv araştırmasındaki hususlara ilave olarak kişinin; a) Görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verilerinin, b) Yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiğinin, c) Terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak içinde olup olmadığının, mevcut kayıtlardan ve kişinin görevine yansıyacak hususların denetime elverişli olacak yöntemlerle yerinden araştırılmak suretiyle tespit edilmesidir.", "Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını yapacak birimler" başlıklı 6. maddesinin 1. ve 2. fıkrasında "(1) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahalli mülki idare amirlikleri tarafından yapılır. (2) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler, kendilerine iletilen taleple sınırlı olarak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden gerekli bilgi ve belgeler ile bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi kapsamındaki karar ve kayıtları almaya yetkilidir." hükümlerine yer verilmiş, ayrıca söz konusu Kanun'un 7. maddesinde, yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesi amacıyla Değerlendirme Komisyonu kurulmasına ve bu komisyonun çalışma esaslarına ilişkin kurallara, "Kişisel Verilerin Korunması" başlıklı Üçüncü Bölümünde, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında erişilen bilgilerin ne şekilde işleneceği, korunacağı, güvenlik önlemlerinin alınacağı, ne kadarlık bir zaman dilimi sonrasında silinip, yok edileceği gibi düzenlemelere yer verilmiştir. 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun ek 24. maddesine dayanılarak çıkarılan 06/06/2015 tarihli ve 29378 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği'nin "Adaylarda Aranacak Nitelikler" başlıklı 8. maddesinde "(1) POMEM’lere başvuru yapacak adaylarda aşağıdaki şartlar aranır…. g) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile, adayın kendisinin ve evli ise eşinin; 1) Kasten işlenen bir suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamak, 2) Affa uğramış veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık veya cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan dolayı mahkûm olmamak veya bu suçlardan dolayı devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak veya kovuşturması uzlaşma ile neticelenmemiş olmak,…" hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlık konusu olayda; davacıya ilişkin verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar kayıtlarının Yozgat Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğüne bildirildiği ve bu kayıtlar dikkate alınmak suretiyle davacının Yönetmelikte yer alan şartları taşımadığından bahisle Eğitim Merkezi Müdürlüğünden ilişiğinin kesildiği anlaşılmaktadır. Dava dosyasını çözebilmek için öncelikle aydınlığa kavuşturulması gereken konu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler tarafından görülüp görülemeyeceği hususudur. 4045 sayılı Kanun'un ilk halinde HAGB kararını güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli olanların görebileceğine ilişkin herhangi bir hüküm yer almamakta iken, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda ise söz konusu kararların ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenmesi halinde verilmek üzere kaydedileceği belirtilmektedir. Bu durumda 4045 sayılı Kanun'un ilk halinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli olanların HAGB kararlarını görmeye yetkili olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Diğer taraftan 4045 sayılı Kanun'un 1. maddesine 7148 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle eklenen fıkra ile güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlere HAGB kararlarını görebilme yetkisinin verildiği görülmektedir. Bu durumda 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nda HAGB kararlarının kimler tarafından ve ne zaman görüleceği düzenlediğinden 5352 sayılı Kanun'daki hüküm ile 4045 sayılı Kanun'a eklenen hüküm arasında bir çelişki/çatışma ortaya çıkmaktadır. Bilindiği üzere hukuk kuralları arasında ortaya çıkan çatışmalarda çözüme ulaşabilmek için üç ilkeden yararlanılır. Bunlar; “üst kanun alttaki düzenlemeyi, sonraki kanun öncekini ve özel kanun genel kanunu ilga eder” ilkeleridir. Uyuşmazlık konusu olayda iki kanun arasındaki çelişki çözülmeye çalışıldığından sonraki kanun öncekini ve özel kanun genel kanunu ilga eder ilkelerinden yararlanmak gerekmektedir. 5352 sayılı Kanun'un 6. maddesinde HAGB kararlarının ne şekilde kaydedileceği ve kimlerin görebileceği düzenlenmiş iken 4045 sayılı Kanun'a eklenen madde ile güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerin, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bu bilgileri görebileceğine yönelik 5352 sayılı Kanun'un 6. maddesine oranla daha özel bir düzenleme getirildiğinden ve ayrıca sonraki tarihli bir düzenleme olduğundan 4045 sayılı Kanun'a eklenen maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerin HAGB kararlarını görme yetkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan 4045 sayılı Kanun'a eklenen madde Anayasa Mahkemesi tarafından 19/2/2020 tarihinde iptal edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 153. maddesinde iptal kararlarının geriye yürümeyeceği düzenlenmiş olduğundan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerin HAGB kararlarını görme yetkisi Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçerli olacaktır. Kanun koyucu tarafından kabul edilen 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nun 4. maddesinde 4045 sayılı Kanun'la verilen yetkinin iptal kararında belirtilen hususlar gözetilerek yeniden düzenlendiği görülmekte olup, yukarıda belirtilen iptal kararının verildiği tarih ile 7315 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihler arasında da HAGB kararının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler tarafından görülemeyeceği açıktır. Nitekim Anayasa Mahkemesi 03/06/2021 tarih ve E:2020/24, K:2021/39 sayılı kararında "İtiraz konusu kuralların da yer aldığı 4045 sayılı Kanun 7/4/2021 tarihli ve 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’nun 13. maddesinin (8) numaralı fıkrasıyla yürürlükten kaldırılmıştır. Başvuran Mahkemede bakılmakta olan davalara konu işlemler itiraz konusu kuralların yürürlükte olduğu dönemde bu kurallar uyarınca tesis edilmiştir. 7315 sayılı Kanun, kuralların dayanak teşkil ettiği işlemlerin hukuki etkilerine dair geçmişe yönelik herhangi bir özel hüküm içermemektedir. Hukuka uygunluk karinesinden yararlanan ve iptal edilmediği ya da yürürlükten kaldırılmadığı sürece hukuk aleminde varlığını ve etkilerini devam ettiren idari işlemlerin hukuki denetimi, tesis edildiği dönemde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilmektedir…" yer alan gerekçesiyle 7315 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmeden önce tesis edilen işlemlere uygulanamayacağını belirtmektedir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler tarafından 18/10/2018 tarihli ve 7148 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 26/10/2018 tarihinden öncesinde ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının tarihi olan 19/2/2020 tarihi ile 7315 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 17/04/2021 tarihi arasında tesis edilen işlemlerde görülemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Davacının Yozgat Polis Meslek Eğitimi Merkezi Müdürlüğüne 22. dönem öğrencisi olarak kaydının yapıldığı, hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde; … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile "Sesli Yazılı veya Görüntülü Bir İleti ile Hakaret, Tehdit, Cinsel Taciz" suçlarından verilen mahkumiyet ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı üzerine, Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca Yozgat Polis Okulu Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemi ile davacının okulla ilişiğinin kesildiği, kararın Polis Akademisi Başkanlığının 26/10/2018 tarihli işlemi ile onaylanarak kesinleştiği, anılan işlemin davacıya tebliği üzerine de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık konusu olayda ilişik kesme işleminin 26/10/2018 tarihinde gerçekleştirildiği görülmekte olup, işleme dayanak olarak elde edilen HAGB bilgisinin yukarıda belirtilen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler tarafından HAGB kararlarını görme yetkisinin olduğu zamanda elde edildiği görülmektedir. Bu durumda davacı hakkında … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile "Sesli Yazılı veya Görüntülü Bir İleti ile Hakaret, Tehdit, Cinsel Taciz" suçlarından ceza verildiği ve bu cezanın hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görüldüğünden, davacının Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği'nin "Adaylarda Aranacak Nitelikler" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında yer alan şartları taşımadığı anlaşılmış olup, dava konusu ilişik kesme işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar sonucu itibarıyla usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 25/05/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- Dava; Yozgat Polis Meslek Eğitim Merkezi (POMEM) Müdürlüğü'nde 22. dönem POMEM öğrenci adayı olan davacı tarafından, Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırmasında hakkında "Sesli Yazılı veya Görüntülü Bir İleti ile Hakaret Tehdit, Cinsel Taciz" suçlarından kaydı ile "Tehdit" ve "Hakaret" suçlarından Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına çevrilmiş hapis cezasının bulunduğundan bahisle okuldan ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Somut olayda; davacıya ilişkin … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar kayıtlarının Yozgat Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğüne bildirildiği ve bu kayıtlar dikkate alınmak suretiyle davacının Yönetmelikte yer alan şartları taşımadığından bahisle Eğitim Merkezi Müdürlüğünden ilişiğinin kesildiği görülmektedir. 4045 sayılı Kanun'un ilk halinde HAGB kararını güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli olanların görebileceğine ilişkin herhangi bir hüküm yer almamakta iken, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda ise söz konusu kararların ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenmesi halinde verilmek üzere kaydedileceği belirtilmektedir. Bu durumda 4045 sayılı Kanun'un ilk halinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli olanların HAGB kararlarını görmeye yetkili olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Diğer taraftan 4045 sayılı Kanun'un 1. maddesine 7148 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle eklenen fıkra ile güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlere HAGB kararlarını görebilme yetkisinin verildiği görülmektedir. Bu durumda 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nda HAGB kararlarının kimler tarafından ve ne zaman görüleceği düzenlediğinden 5352 sayılı Kanun'daki hüküm ile 4045 sayılı Kanun'a eklenen hüküm arasında bir çelişki/çatışma ortaya çıkmaktadır. Bilindiği üzere hukuk kuralları arasında ortaya çıkan çatışmalarda çözüme ulaşabilmek için üç ilkeden yararlanılır. Bunlar; “üst kanun alttaki düzenlemeyi, sonraki kanun öncekini ve özel kanun genel kanunu ilga eder” ilkeleridir. Uyuşmazlık konusu olayda iki kanun arasındaki çelişki çözülmeye çalışıldığından sonraki kanun öncekini ve özel kanun genel kanunu ilga eder ilkelerinden yararlanmak gerekmektedir. 5352 sayılı Kanun'un 6. maddesinde HAGB kararlarının ne şekilde kaydedileceği ve kimlerin görebileceği düzenlenmiş iken 4045 sayılı Kanun'a eklenen madde ile güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerin, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bu bilgileri görebileceğine yönelik 5352 sayılı Kanun'un 6. maddesine oranla daha özel bir düzenleme getirildiğinden ve ayrıca sonraki tarihli bir düzenleme olduğundan 4045 sayılı Kanun'a eklenen maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerin HAGB kararlarını görme yetkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan 4045 sayılı Kanun'a eklenen madde Anayasa Mahkemesi tarafından 19/2/2020 tarihinde iptal edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 153. maddesinde iptal kararlarının geriye yürümeyeceği düzenlenmiş olduğundan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerin HAGB kararlarını görme yetkisi Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçerli olacaktır. Kanun koyucu tarafından kabul edilen 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nun 4. maddesinde 4045 sayılı Kanun'la verilen yetkinin iptal kararında belirtilen hususlar gözetilerek yeniden düzenlendiği görülmekte olup, yukarıda belirtilen iptal kararının verildiği tarih ile 7315 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihler arasında da HAGB kararının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler tarafından görülemeyeceği açıktır. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 03/06/2021 tarih ve E:2020/24, K:2021/39 sayılı kararında " İtiraz konusu kuralların da yer aldığı 4045 sayılı Kanun 7/4/2021 tarihli ve 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’nun 13. maddesinin (8) numaralı fıkrasıyla yürürlükten kaldırılmıştır. Başvuran Mahkemede bakılmakta olan davalara konu işlemler itiraz konusu kuralların yürürlükte olduğu dönemde bu kurallar uyarınca tesis edilmiştir. 7315 sayılı Kanun, kuralların dayanak teşkil ettiği işlemlerin hukuki etkilerine dair geçmişe yönelik herhangi bir özel hüküm içermemektedir. Hukuka uygunluk karinesinden yararlanan ve iptal edilmediği ya da yürürlükten kaldırılmadığı sürece hukuk aleminde varlığını ve etkilerini devam ettiren idari işlemlerin hukuki denetimi, tesis edildiği dönemde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilmektedir…" yer alan gerekçesiyle 7315 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmeden önce tesis edilen işlemlere uygulanamayacağını belirtmektedir. Bu kapsamda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler tarafından 18/10/2018 tarihli ve 7148 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 26/10/2018 tarihinden öncesinde ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının tarihi olan 19/2/2020 tarihi ile 7315 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 17/04/2021 tarihi arasında tesis edilen işlemlerde görülemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Olayımızda her ne kadar dava konusu ilişik kesme işleminin tarihi 7148 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 26/10/2018 tarihiyle aynı tarih olsa da davacı hakkındaki … Asliye Ceza Mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar kayıtlarının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapanlarca 26/10/2018 tarihinden önce elde edildiği dosyada yer alan bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Bu durumda davacıya verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara hukuka aykırı bir şekilde ulaşıldığı anlaşıldığından bu şekilde elde edilen bilgi çerçevesinde tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu ilişik kesme işleminin iptali oyuyla çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapma yetkisi, Kanun'un 6. maddesi uyarınca MİT Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahalli mülki idare amirliklerine verilmiştir; bu birimler kendilerine iletilen taleple sınırlı olarak hareket eder ve ilgili kurum arşivleri ile 4. maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi kapsamındaki kayıtlara erişebilir.

Danıştay 8. Daire, E. 2019/4223, K. 2022/8017Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2019/4223 E.  ,  2022/8017 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2019/4223 Karar No : 2022/8017 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Müdürlüğü VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle Elmadağ Polis Meslek Eğitim Merkezi (POMEM) ile ilişiğinin kesilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; Davacının kasten işlenen bir suçtan dolayı 1 yıldan fazla ceza mahkumiyetinin bulunduğu ve mevzuat uyarınca, bu cezanın hükmün açıklanmasının geri bırakılması şeklinde tatbik edilmesinin de, davacının POMEM adaylığına kabul edilmesine engel teşkil edeceği anlaşıldığından, davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu … İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı vekili tarafından, müvekkili hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının CMK hükümleri gereği hukuki sonuç doğurmayacağı, dava konusu işlemin mevzuata ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan … Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : 19. Dönem POMEM öğrencisi olan davacının, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda "kasten yaralama" suçundan …Asliye Ceza Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve bu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek, davacının 5 yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, anılan ceza mahkemesi kararı gerekçe gösterilerek Elmadağ Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğü'nden ilişiğinin kesilmesine yönelik Polis Akademisi Başkanlığı'nın … tarih ve … sayılı işleminin tesis edilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 20. maddesinin 3. fıkrasında; herkesin, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu, bu hakkın, kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsadığı, kişisel verilerin, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği, kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği hükmüne yer verilmiştir. 25/5/2005 tarihli ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Kanun, kesinleşmiş ceza ve güvenlik tedbirlerine mahkûmiyete ilişkin bilgilerin otomatik işleme tâbi bir sistem kullanılarak toplanmasına, sınıflandırılmasına, değerlendirilmesine, muhafaza edilmesine ve gerektiğinde en seri ve sağlıklı biçimde ilgililere bildirilmesine dair usul ve esasları belirler.”, ”Diğer bilgilerin kaydı” başlıklı 6. maddesinde; “ (1) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenmesi halinde verilmek üzere kaydedilir. (2) (Ek:2/7/2012-6352/103 md.) Karşılıksız yararlanma suçunda etkin pişmanlıktan yararlanması dolayısıyla şüpheli, sanık veya hükümlü hakkında verilen kararlar adlî sicilde bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Onbeş yıl süreyle muhafaza edilen bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından istenmesi halinde verilebilir.” hükümleri yer almaktadır. 26/10/1994 tarihli ve 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 1. maddesinde; “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması; kamu kurum ve kuruluşlarında, yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile askeri, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ve ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılır. Devletin güvenliğini, ulusun varlığını ve bütünlüğünü iç ve dış menfaatlerinin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeler ile gizlilik dereceli kamu personeli ile meslek gruplarının tespiti, birim ve kısımların tanımlarının yapılması, güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının usul ve esasları ile bunu yapacak merciler ve üst kademe yöneticilerinin kimler olduğu Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulacak yönetmelik ile düzenlenir.” hükmü yer almakta iken 18/10/2018 tarihli ve 7148 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 29. maddesiyle söz konusu maddeye 2. fıkra olarak “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden bilgi ve belge almaya, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında tutulan kayıtlara ulaşmaya, Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturma sonuçlarını, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile kesinleşmiş mahkeme kararlarını almaya yetkilidir.” hükmü eklenmiş ve söz konusu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru neticesinde Anayasa Mahkemesinin 19/2/2020 tarih ve E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararı ile ilgili hüküm iptal edilmiştir. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun “Kamu davasını açmada takdir yetkisi” başlıklı 171. maddesinin 5. fıkrasında; “(5) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararlar, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.”, “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231. maddesinde; “(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.” hükmü yer almaktadır. 07/04/2021 tarih ve 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde; "Bu Kanun, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkeleri, kimler hakkında yapılacağını, araştırma konusu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğunu, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağını, hangi mercilerin soruşturma ve araştırma yapacağını, Değerlendirme Komisyonunun oluşumu ve çalışma usul, esaslarını, veri güvenliği ile verilerin saklanma ve silinme sürelerini düzenlemektedir.", "Hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacaklar" başlıklı 3. maddesinde; "(1) Arşiv araştırması, statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın ilk defa veya yeniden memuriyete yahut kamu görevine atanacaklar hakkında yapılır. (2) Kurum ve kuruluşlarda, yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları hâlinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ile ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışacak öğretmenler, üst kademe kamu yöneticileri, özel kanunları uyarınca güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına tabi tutulan kişiler ile milli güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, tesis, hizmetlerde statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın istihdam edilenler hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması birlikte yapılır.", "Arşiv araştırması" başlıklı 4. maddesinde; "(1) Arşiv araştırması; a) Kişinin adli sicil kaydının, b) Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından hâlen aranıp aranmadığının, c) Kişi hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının, ç) Kişi hakkında kesinleşmiş mahkeme kararları ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında alınan kararlar ile kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış olan soruşturma ya da kovuşturmalar kapsamındaki olguların, d) Hakkında kamu görevinden çıkarılma ya da kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası olup olmadığının, mevcut kayıtlardan tespit edilmesidir.", "Güvenlik soruşturması" başlıklı 5. maddesinde; "(1) Güvenlik soruşturması, arşiv araştırmasındaki hususlara ilave olarak kişinin; a) Görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verilerinin, b) Yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiğinin, c) Terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak içinde olup olmadığının, mevcut kayıtlardan ve kişinin görevine yansıyacak hususların denetime elverişli olacak yöntemlerle yerinden araştırılmak suretiyle tespit edilmesidir.", "Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını yapacak birimler" başlıklı 6. maddesinin 1. ve 2. fıkrasında "(1) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahalli mülki idare amirlikleri tarafından yapılır. (2) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler, kendilerine iletilen taleple sınırlı olarak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden gerekli bilgi ve belgeler ile bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi kapsamındaki karar ve kayıtları almaya yetkilidir." hükümlerine yer verilmiş, ayrıca söz konusu Kanun'un 7. maddesinde, yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesi amacıyla Değerlendirme Komisyonu kurulmasına ve bu komisyonun çalışma esaslarına ilişkin kurallara, "Kişisel Verilerin Korunması" başlıklı Üçüncü Bölümünde, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında erişilen bilgilerin ne şekilde işleneceği, korunacağı, güvenlik önlemlerinin alınacağı, ne kadarlık bir zaman dilimi sonrasında silinip, yok edileceği gibi düzenlemelere yer verilmiştir. 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun ek 24. maddesine dayanılarak çıkarılan 07/11/2016 tarihli bakan onayı ile yürürlüğe giren Özel Harekat Birimlerinde İstihdam Edilmek Üzere Polis Meslek Eğitim Merkezlerine Alınacak Öğrencilerin Giriş Şartları ve Eğitim Öğretimine İlişkin Usul ve Esaslar'ın 7. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde "26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile, adayın kendisinin ve evli ise eşinin; 1) Kasten işlenen bir suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamak," hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlık konusu olayda; davacıya ilişkin …Asliye Ceza Mahkemesi'nin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararı ile verilen 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kayıtlarının Adana Emniyet Müdürlüğü'nce bildirildiği ve bu kayıtlar dikkate alınmak suretiyle davacının Yönetmelikte yer alan şartları taşımadığından bahisle Eğitim Merkezi Müdürlüğünden ilişiğinin kesildiği anlaşılmaktadır. Dava dosyasını çözebilmek için öncelikle aydınlığa kavuşturulması gereken konu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler tarafından görülüp görülemeyeceği hususudur. 4045 sayılı Kanun'un ilk halinde HAGB kararını güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli olanların görebileceğine ilişkin herhangi bir hüküm yer almamakta iken, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda ise söz konusu kararların ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenmesi halinde verilmek üzere kaydedileceği belirtilmektedir. Bu durumda 4045 sayılı Kanun'un ilk halinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli olanların HAGB kararlarını görmeye yetkili olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Diğer taraftan 4045 sayılı Kanun'un 1. maddesine 7148 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle eklenen fıkra ile güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlere HAGB kararlarını görebilme yetkisinin verildiği görülmektedir. Bu durumda 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nda HAGB kararlarının kimler tarafından ve ne zaman görüleceği düzenlediğinden 5352 sayılı Kanun'daki hüküm ile 4045 sayılı Kanun'a eklenen hüküm arasında bir çelişki/çatışma ortaya çıkmaktadır. Bilindiği üzere hukuk kuralları arasında ortaya çıkan çatışmalarda çözüme ulaşabilmek için üç ilkeden yararlanılır. Bunlar; “üst kanun alttaki düzenlemeyi, sonraki kanun öncekini ve özel kanun genel kanunu ilga eder” ilkeleridir. Uyuşmazlık konusu olayda iki kanun arasındaki çelişki çözülmeye çalışıldığından sonraki kanun öncekini ve özel kanun genel kanunu ilga eder ilkelerinden yararlanmak gerekmektedir. 5352 sayılı Kanun'un 6. maddesinde HAGB kararlarının ne şekilde kaydedileceği ve kimlerin görebileceği düzenlenmiş iken 4045 sayılı Kanun'a eklenen madde ile güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerin, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bu bilgileri görebileceğine yönelik 5352 sayılı Kanun'un 6. maddesine oranla daha özel bir düzenleme getirildiğinden ve ayrıca sonraki tarihli bir düzenleme olduğundan 4045 sayılı Kanun'a eklenen maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerin HAGB kararlarını görme yetkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan 4045 sayılı Kanun'a eklenen madde Anayasa Mahkemesi tarafından 19/2/2020 tarihinde iptal edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 153. maddesinde iptal kararlarının geriye yürümeyeceği düzenlenmiş olduğundan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerin HAGB kararlarını görme yetkisi Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçerli olacaktır. Kanun koyucu tarafından kabul edilen 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nun 4. maddesinde 4045 sayılı Kanun'la verilen yetkinin iptal kararında belirtilen hususlar gözetilerek yeniden düzenlendiği görülmekte olup, yukarıda belirtilen iptal kararının verildiği tarih ile 7315 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihler arasında da HAGB kararının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler tarafından görülemeyeceği açıktır. Nitekim Anayasa Mahkemesi 03/06/2021 tarih ve E:2020/24, K:2021/39 sayılı kararında "İtiraz konusu kuralların da yer aldığı 4045 sayılı Kanun 7/4/2021 tarihli ve 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’nun 13. maddesinin (8) numaralı fıkrasıyla yürürlükten kaldırılmıştır. Başvuran Mahkemede bakılmakta olan davalara konu işlemler itiraz konusu kuralların yürürlükte olduğu dönemde bu kurallar uyarınca tesis edilmiştir. 7315 sayılı Kanun, kuralların dayanak teşkil ettiği işlemlerin hukuki etkilerine dair geçmişe yönelik herhangi bir özel hüküm içermemektedir. Hukuka uygunluk karinesinden yararlanan ve iptal edilmediği ya da yürürlükten kaldırılmadığı sürece hukuk aleminde varlığını ve etkilerini devam ettiren idari işlemlerin hukuki denetimi, tesis edildiği dönemde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilmektedir…" yer alan gerekçesiyle 7315 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmeden önce tesis edilen işlemlere uygulanamayacağını belirtmektedir. Özet olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler tarafından 18/10/2018 tarihli ve 7148 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 26/10/2018 tarihinden öncesinde ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının tarihi olan 19/2/2020 tarihi ile 7315 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 17/04/2021 tarihi arasında tesis edilen işlemlerde görülemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Davacının Elmadağ Polis Meslek Eğitimi Merkezi Müdürlüğüne 19. dönem öğrencisi olarak geçici kaydının yapıldığı, hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde; … Asliye Ceza Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla "yaralama" suçundan "1 yıl 10 ay 15 gün" hapis cezasıyla cezalandırıldığı ve 5 yıl süreyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinin, tespit edilmesi üzerine, Elmadağ Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğü Yönetim Kurulunun … tarih ve … sayılı kararıyla ilişiğinin kesilmesine karar verildiği, Polis Akademisi Başkanlığının 23/11/2017 tarihli Olur işlemi ile de ilişiğinin kesilerek dosyasının işlemden kaldırılmasına karar verildiği, anlaşılmıştır. Uyuşmazlık konusu olayda ilişik kesme işleminin 23/11/2017 tarihinde gerçekleştirildiği görülmekte olup, işleme dayanak olarak elde edilen HAGB bilgisinin yukarıda belirtilen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler tarafından HAGB kararlarını görme yetkisinin olmadığı zamanda elde edildiği görülmektedir. Bu durumda davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde davacının "yaralama" suçundan dolayı almış olduğu HAGB kararına hukuka aykırı bir şekilde ulaşıldığı anlaşıldığından bu şekilde elde edilen bilgi çerçevesinde tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Öte yandan, 7315 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 8. fıkrası ile 4045 sayılı Kanun'un yürürlükten kaldırıldığı ve 14. maddesiyle, 4045 sayılı Kanun'a yapılan atıfların bu Kanun'a yapılmış sayılacağı düzenlemesine yer verilmiş olduğu hususları gözetildiğinde; davalı idarece, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nda öngörülen temel ilkelere, usul ve esaslara uygun olarak, davacı hakkında yeniden bir güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılabileceği de açıktır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:.., K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Fazladan yatırılan toplam … TL harcın istemi hâlinde davacıya iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak 22/12/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Millî güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, tesis ve hizmetlerde istihdam edilecekler hakkındaki değerlendirme, ilgili bakanlık ya da kamu kurumu bünyesindeki Değerlendirme Komisyonu tarafından yürütülür. Kanun'un 7. maddesi uyarınca Komisyon, kendisine iletilen verilere ilişkin nesnel ve gerekçeli değerlendirmesini yazılı olarak atamaya yetkili amire sunar; mahkemeler tarafından istenildiğinde bu bilgiler sunulur. Komisyona iletilen veriler, memuriyet veya kamu görevlerine uygunluğun değerlendirilebilmesi amacıyla yorum içermeyen olgusal verilerle sınırlıdır.

7315 sayılı GÜVENLİK SORUŞTURMASI VE ARŞİV ARAŞTIRMASI KANUNU m. 7Kaynağı aç
MADDE 7- (1) Yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesi amacıyla Değerlendirme Komisyonu kurulur. Değerlendirme Komisyonu; Cumhurbaşkanlığında Genel Sekreterin görevlendireceği bir üst kademe yöneticisinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığında genel sekreter yardımcısının, bakanlıklarda bakan yardımcısının, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında en üst yöneticinin görevlendireceği bir üst kademe yöneticisinin, üniversitelerde rektör yardımcısının, valiliklerde vali yardımcısının başkanlığında, teftiş/denetim, personel ve hukuk birimleri ile uygun görülecek diğer birimlerden birer üyenin katılımıyla başkan dahil en az beş kişiden ve tek sayıda olacak şekilde oluşturulur. Milli güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, tesis ve hizmetlerde istihdam edilecekler hakkındaki değerlendirme, ilgili bakanlık ya da kamu kurumları bünyesindeki Değerlendirme Komisyonunca yapılır.[1] (2) Memuriyet veya kamu görevlerine uygunluğunun değerlendirilmesini sağlayacak yorum içermeyen olgusal veriler, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerce ilgili kurum ve kuruluş bünyesinde kurulan Değerlendirme Komisyonuna iletilir. (3) Değerlendirme Komisyonu kendisine iletilen verilere ilişkin nesnel ve gerekçeli değerlendirmelerini yazılı olarak atamaya yetkili amire sunar. Mahkemeler tarafından istenildiğinde bu bilgiler sunulur. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Kişisel Verilerin Korunması Kişisel verilerin korunmasına ilişkin temel ilkeler

Kişisel Veri Güvencesi ve Anayasal Çerçeve

Anayasa'nın 20. maddesinin üçüncü fıkrası, kişisel verilerin ancak kanunda öngörülen hâllerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceğini ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceğini güvence altına almaktadır.

Anayasa Mahkemesi, AYM E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararıyla güvenlik soruşturması birimlerine HAGB kayıtlarına erişim yetkisi tanıyan yasal düzenlemeyi iptal etmiştir. Danıştay 12. Daire, E:2020/2026, K:2021/5452 sayılı kararında bu AYM kararını değerlendirerek söz konusu iptalin güvenlik soruşturmasının hiçbir koşulda yapılamayacağı anlamına gelmediğini ortaya koymuş; soruşturmanın detaylarının ve kişisel verilere ilişkin güvencelerin kanunla düzenlenmesi koşuluyla soruşturmanın yürütülebileceği sonucu çıkmaktadır.

Danıştay 8. Daire, E. 2019/3382, K. 2023/3323Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2019/3382 E.  ,  2023/3323 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2019/3382 Karar No : 2023/3323 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, … Polis Meslek Eğitim Merkeziyle ilişiğinin kesilmesine ilişkin Polis Akademisi Başkanlığı işleminin iptali istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı hakkında cezaya konu Mahkeme kararının kesinleşme tarihinin 22/06/2012 olduğu ve 5 yıllık denetim süresinin 22/06/2017 tarihinde dolduğu, davacının okuluyla ilişiğinin kesilmesine neden olan dava konusu işlem tarihinin ise 13/10/2017 tarihi olduğu ve davacının denetimli serbestlik süreleri içinde yeniden suç işlemediği hususları birlikte ele alındığında, denetimli serbestlik süresi geçtikten sonra dava konusu işlem tesis edildiğinden, davacının … Polis Meslek Eğitim Merkeziyle ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin mevzuata uygun olarak tesis edildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : … Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğü'nde eğitim gören davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması arşiv araştırması neticesinde, "Silahla Tehdit" suçundan … Asliye Ceza Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, verilen cezanın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına kararı verildiği tespit edilmiştir. Bu tespit neticesinde davacının Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği'nin 8. maddenin birinci fıkrası g-1 bendi uyarınca Polis Akademisi Başkanlığı'nın 06/11/2017 tarihli Olur'u ile Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğü'nden ilişiğinin kesilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 20. maddesinin 3. fıkrasında; herkesin, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu, bu hakkın, kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsadığı, kişisel verilerin, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği, kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği hükmüne yer verilmiştir. 25/5/2005 tarihli ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Kanun, kesinleşmiş ceza ve güvenlik tedbirlerine mahkûmiyete ilişkin bilgilerin otomatik işleme tâbi bir sistem kullanılarak toplanmasına, sınıflandırılmasına, değerlendirilmesine, muhafaza edilmesine ve gerektiğinde en seri ve sağlıklı biçimde ilgililere bildirilmesine dair usul ve esasları belirler.”, ”Diğer bilgilerin kaydı” başlıklı 6. maddesinde; “ (1) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenmesi halinde verilmek üzere kaydedilir. (2) (Ek:2/7/2012-6352/103 md.) Karşılıksız yararlanma suçunda etkin pişmanlıktan yararlanması dolayısıyla şüpheli, sanık veya hükümlü hakkında verilen kararlar adlî sicilde bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Onbeş yıl süreyle muhafaza edilen bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından istenmesi halinde verilebilir.” hükümleri yer almaktadır. 26/10/1994 tarihli ve 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 1. maddesinde; “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması; kamu kurum ve kuruluşlarında, yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile askeri, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ve ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılır. Devletin güvenliğini, ulusun varlığını ve bütünlüğünü iç ve dış menfaatlerinin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeler ile gizlilik dereceli kamu personeli ile meslek gruplarının tespiti, birim ve kısımların tanımlarının yapılması, güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının usul ve esasları ile bunu yapacak merciler ve üst kademe yöneticilerinin kimler olduğu Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulacak yönetmelik ile düzenlenir.” hükmü yer almakta iken 18/10/2018 tarihli ve 7148 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 29. maddesiyle söz konusu maddeye 2. fıkra olarak “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden bilgi ve belge almaya, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında tutulan kayıtlara ulaşmaya, Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturma sonuçlarını, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile kesinleşmiş mahkeme kararlarını almaya yetkilidir.” hükmü eklenmiş ve söz konusu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru neticesinde Anayasa Mahkemesinin 19/2/2020 tarih ve E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararı ile ilgili hüküm iptal edilmiştir. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun “Kamu davasını açmada takdir yetkisi” başlıklı 171. maddesinin 5. fıkrasında; “(5) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararlar, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.”, “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231. maddesinde; “(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.” hükmü yer almaktadır. 07/04/2021 tarih ve 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde; "Bu Kanun, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkeleri, kimler hakkında yapılacağını, araştırma konusu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğunu, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağını, hangi mercilerin soruşturma ve araştırma yapacağını, Değerlendirme Komisyonunun oluşumu ve çalışma usul, esaslarını, veri güvenliği ile verilerin saklanma ve silinme sürelerini düzenlemektedir.", "Hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacaklar" başlıklı 3. maddesinde; "(1) Arşiv araştırması, statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın ilk defa veya yeniden memuriyete yahut kamu görevine atanacaklar hakkında yapılır. (2) Kurum ve kuruluşlarda, yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları hâlinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ile ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışacak öğretmenler, üst kademe kamu yöneticileri, özel kanunları uyarınca güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına tabi tutulan kişiler ile milli güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, tesis, hizmetlerde statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın istihdam edilenler hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması birlikte yapılır.", "Arşiv araştırması" başlıklı 4. maddesinde; "(1) Arşiv araştırması; a) Kişinin adli sicil kaydının, b) Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından hâlen aranıp aranmadığının, c) Kişi hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının, ç) Kişi hakkında kesinleşmiş mahkeme kararları ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında alınan kararlar ile kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış olan soruşturma ya da kovuşturmalar kapsamındaki olguların, d) Hakkında kamu görevinden çıkarılma ya da kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası olup olmadığının, mevcut kayıtlardan tespit edilmesidir.", "Güvenlik soruşturması" başlıklı 5. maddesinde; "(1) Güvenlik soruşturması, arşiv araştırmasındaki hususlara ilave olarak kişinin; a) Görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verilerinin, b) Yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiğinin, c) Terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak içinde olup olmadığının, mevcut kayıtlardan ve kişinin görevine yansıyacak hususların denetime elverişli olacak yöntemlerle yerinden araştırılmak suretiyle tespit edilmesidir.", "Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını yapacak birimler" başlıklı 6. maddesinin 1. ve 2. fıkrasında "(1) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahalli mülki idare amirlikleri tarafından yapılır. (2) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler, kendilerine iletilen taleple sınırlı olarak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden gerekli bilgi ve belgeler ile bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi kapsamındaki karar ve kayıtları almaya yetkilidir." hükümlerine yer verilmiş, ayrıca söz konusu Kanun'un 7. maddesinde, yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesi amacıyla Değerlendirme Komisyonu kurulmasına ve bu komisyonun çalışma esaslarına ilişkin kurallara, "Kişisel Verilerin Korunması" başlıklı Üçüncü Bölümünde, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında erişilen bilgilerin ne şekilde işleneceği, korunacağı, güvenlik önlemlerinin alınacağı, ne kadarlık bir zaman dilimi sonrasında silinip, yok edileceği gibi düzenlemelere yer verilmiştir. 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun ek 24. maddesine dayanılarak çıkarılan Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği'nin "Adaylarda Aranacak Nitelikler" başlıklı 8. Maddesinin (g) bendinde; "26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile, adayın kendisinin ve evli ise eşinin; 1) Kasten işlenen bir suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamak," hükmü yer almaktadır HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlık konusu olayda; davacıya ilişkin "Silahla Tehdit" suçundan … Asliye Ceza Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla verilen 1 yıl 15 gün hapis cezasının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına kararı verildiğine ilişkin kayıtlar dikkate alınmak suretiyle davacının Yönetmelikte yer alan şartları taşımadığından bahisle Eğitim Merkezi Müdürlüğünden ilişiğinin kesildiği anlaşılmaktadır. Dava dosyasını çözebilmek için öncelikle aydınlığa kavuşturulması gereken konu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler tarafından görülüp görülemeyeceği hususudur. 4045 sayılı Kanun'un ilk halinde HAGB kararını güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli olanların görebileceğine ilişkin herhangi bir hüküm yer almamakta iken, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda ise söz konusu kararların ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenmesi halinde verilmek üzere kaydedileceği belirtilmektedir. Bu durumda 4045 sayılı Kanun'un ilk halinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli olanların HAGB kararlarını görmeye yetkili olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Diğer taraftan 4045 sayılı Kanun'un 1. maddesine 7148 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle eklenen fıkra ile güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlere HAGB kararlarını görebilme yetkisinin verildiği görülmektedir. Bu durumda 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nda HAGB kararlarının kimler tarafından ve ne zaman görüleceği düzenlediğinden 5352 sayılı Kanun'daki hüküm ile 4045 sayılı Kanun'a eklenen hüküm arasında bir çelişki/çatışma ortaya çıkmaktadır. Bilindiği üzere hukuk kuralları arasında ortaya çıkan çatışmalarda çözüme ulaşabilmek için üç ilkeden yararlanılır. Bunlar; “üst kanun alttaki düzenlemeyi, sonraki kanun öncekini ve özel kanun genel kanunu ilga eder” ilkeleridir. Uyuşmazlık konusu olayda iki kanun arasındaki çelişki çözülmeye çalışıldığından sonraki kanun öncekini ve özel kanun genel kanunu ilga eder ilkelerinden yararlanmak gerekmektedir. 5352 sayılı Kanun'un 6. maddesinde HAGB kararlarının ne şekilde kaydedileceği ve kimlerin görebileceği düzenlenmiş iken 4045 sayılı Kanun'a eklenen madde ile güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerin, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bu bilgileri görebileceğine yönelik 5352 sayılı Kanun'un 6. maddesine oranla daha özel bir düzenleme getirildiğinden ve ayrıca sonraki tarihli bir düzenleme olduğundan 4045 sayılı Kanun'a eklenen maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerin HAGB kararlarını görme yetkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan 4045 sayılı Kanun'a eklenen madde Anayasa Mahkemesi tarafından 19/2/2020 tarihinde iptal edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 153. maddesinde iptal kararlarının geriye yürümeyeceği düzenlenmiş olduğundan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerin HAGB kararlarını görme yetkisi Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçerli olacaktır. Kanun koyucu tarafından kabul edilen 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nun 4. maddesinde 4045 sayılı Kanun'la verilen yetkinin iptal kararında belirtilen hususlar gözetilerek yeniden düzenlendiği görülmekte olup, yukarıda belirtilen iptal kararının verildiği tarih ile 7315 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihler arasında da HAGB kararının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler tarafından görülemeyeceği açıktır. Nitekim Anayasa Mahkemesi 03/06/2021 tarih ve E:2020/24, K:2021/39 sayılı kararında "İtiraz konusu kuralların da yer aldığı 4045 sayılı Kanun 7/4/2021 tarihli ve 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’nun 13. maddesinin (8) numaralı fıkrasıyla yürürlükten kaldırılmıştır. Başvuran Mahkemede bakılmakta olan davalara konu işlemler itiraz konusu kuralların yürürlükte olduğu dönemde bu kurallar uyarınca tesis edilmiştir. 7315 sayılı Kanun, kuralların dayanak teşkil ettiği işlemlerin hukuki etkilerine dair geçmişe yönelik herhangi bir özel hüküm içermemektedir. Hukuka uygunluk karinesinden yararlanan ve iptal edilmediği ya da yürürlükten kaldırılmadığı sürece hukuk aleminde varlığını ve etkilerini devam ettiren idari işlemlerin hukuki denetimi, tesis edildiği dönemde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilmektedir…" yer alan gerekçesiyle 7315 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmeden önce tesis edilen işlemlere uygulanamayacağını belirtmektedir. Özet olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler tarafından 18/10/2018 tarihli ve 7148 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 26/10/2018 tarihinden öncesinde ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının tarihi olan 19/2/2020 tarihi ile 7315 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 17/04/2021 tarihi arasında tesis edilen işlemlerde görülemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Davacının Polis Meslek Eğitimi Merkezi Müdürlüğüne kaydının yapıldığı, hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde; … Asliye Ceza Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile "silahla tehdit" suçundan, verilen 1 yıl 15 gün hapis cezasının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına kararı verildiğinin tespit edilmesi üzerine, Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğü Yönetim Kurulu'nun 13/10/2017 tarih ve 2017/69 sayılı kararıyla ilişiğinin kesilmesine karar verildiği, Polis Akademisi Başkanlığı'nın 06/11/2017 tarihli Olur işlemi ile de ilişiğinin kesilerek dosyasının işlemden kaldırılmasına karar verildiği, anlaşılmıştır. Uyuşmazlık konusu olayda ilişik kesme işleminin 06/11/2017 tarihinde gerçekleştirildiği görülmekte olup, işleme dayanak olarak elde edilen HAGB bilgisinin yukarıda belirtilen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler tarafından HAGB kararlarını görme yetkisinin olmadığı zamanda elde edildiği görülmektedir. Bu durumda davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde davacının "silahla tehdit" suçundan dolayı almış olduğu HAGB kararına hukuka aykırı bir şekilde ulaşıldığı anlaşıldığından bu şekilde elde edilen bilgi çerçevesinde tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Öte yandan, 7315 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 8. fıkrası ile 4045 sayılı Kanun'un yürürlükten kaldırıldığı ve 14. maddesiyle, 4045 sayılı Kanun'a yapılan atıfların bu Kanun'a yapılmış sayılacağı düzenlemesine yer verilmiş olduğu hususları gözetildiğinde; davalı idarece, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nda öngörülen temel ilkelere, usul ve esaslara uygun olarak, davacı hakkında yeniden bir güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılabileceği de açıktır. Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar sonucu itibari ile usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden yukarıda belirtilen gerekçe ile temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi kararının onanması gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 21/06/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Bu nedenle, temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının aynen onanması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum. KARŞI OY : (XX)- Dava; davacı tarafından, … Polis Meslek Eğitim Merkeziyle ilişiğinin kesilmesine ilişkin 06/11/2017 tarihli Polis Akademisi Başkanlığı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Kamu görevlilerinin sadakat, tarafsızlık ve devlete bağlılık yükümlülüğü çerçevesinde devleti temsil eden ve millî güvenlik bakımından hassasiyet içeren bazı kamu görevlerine atanacak kişiler bakımından daha sıkı nitelikler aranması ve birtakım sınırlamaların getirilmesi doğaldır. Bu şekilde aranan nitelikler ve kanunlarda öngörülen kısıtlamalar, kamu hizmetinin etkin ve sağlıklı bir biçimde yürütülmesi amacına yöneliktir. Silahlı kuvvetler, emniyet gibi millî güvenlik açısından önem arz eden kurumlara personel alımında ilgili kamu hizmeti niteliği gereği bazı özel koşulların aranması gerektiği açıktır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de, devletlerin milli güvenliğin korunması amacını gerçekleştirmede sahip oldukları takdir yetkisinin geniş olduğunu kabul etmektedir. AİHM, Sözleşme'ye taraf devletin milli güvenliği korumak için yetkili ulusal makamlarına ilk olarak kişiler hakkında bilgi toplama ve halka açık olmayan siciller tutma, ikinci olarak milli güvenlik bakımından önemli kadrolarda çalışmak isteyen adayların bu işe uygunluğunu takdir ederken bu bilgiyi kullanma yetkisi veren kurallara sahip olmaları gerektiğinde kuşku bulunmadığını belirtmektedir. (Leander/İsveç, B.No: 9248/81, 26/3/1987, § 59). Belirli kamu kurum ve kuruluşlarda görev yapacak personel alımlarında uygulanacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının usul ve esasları dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan 4045 sayılı Kanun uyarınca yapılmaktadır. 18/10/2018 tarihli ve 7148 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 29. maddesiyle 4045 sayılı Kanun'un 1. maddesine 2. fıkrası olarak “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden bilgi ve belge almaya, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında tutulan kayıtlara ulaşmaya, Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturma sonuçlarını, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile kesinleşmiş mahkeme kararlarını almaya yetkilidir.” hükmü eklenmiştir. Söz konusu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru neticesinde Anayasa Mahkemesinin 19/2/2020 tarih ve E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararında yer alan "11. Anayasa Mahkemesinin yerleşik kararlarında belirtildiği üzere “…adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi bireyin sadece kimliğini ortaya koyan bilgiler değil; telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmiş, resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, IP adresi, e-posta adresi, hobiler, tercihler, etkileşimde bulunulan kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri, sağlık bilgileri gibi kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm veriler…” kişisel veri olarak kabul edilmektedir (AYM, E.2013/122, K.2014/74, 9/4/2014; E.2014/149, K.2014/151, 2/10/2014; E.2014/74, K.2014/201, 25/12/2014; E.2014/180, K.2015/30, 19/3/2015; E.2015/32, K.2015/102, 12/11/2015). 12. Bu bağlamda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasıyla elde edilen veriler kişisel veri niteliğindedir. Dava konusu kural, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler tarafından güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında kişilerin kişisel veri niteliğindeki özel hayatı, iş ve sosyal yaşamıyla ilgili bilgilerinin alınmasına, hakkındaki suç işlediğine dair iddiaların değerlendirildiği Cumhuriyet savcılığı, hâkim veya mahkeme kararlarının tutulduğu kayıtlara ulaşılmasına ve bu kayıtların kullanılmasına imkân tanıması nedeniyle kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sınırlama getirmektedir. 13. Anayasa’nın 20. maddesi uyarınca kişisel veriler ancak kanunda öngörülen hâllerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Anayasa’nın 13. maddesinde de “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmüne yer verilerek temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceği ifade edilmiştir. Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleri uyarınca kişisel verilerin korunmasını isteme hakkını sınırlamaya yönelik kanuni bir düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfiliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir. 14. Esasen temel hakları sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde, kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır. 15. Anayasa'nın 129. maddesinin birinci fıkrasında memurlar ve kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunma yükümlülükleri düzenlenmiştir. Belirtilen husus gözetilerek kamu görevinde çalıştırılacak kişiler bakımından güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması yönünde düzenlemeler getirilmesi kanun koyucunun takdir yetkisindedir. Ancak bu alanda düzenleme öngören kuralların kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde tedbirler uygulama ve özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkına yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildiğini yeterince açık olarak göstermesi ve muhtemel kötüye kullanmalara karşı yeterli güvenceleri sağlaması gerekir. 16. Kuralda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli olanların bu kapsamda kişisel veri niteliğindeki bilgilere ulaşması öngörülmüşken Kanun’da bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağına, hangi mercilerin soruşturma ve araştırmayı yapacağına, bu bilgilerin ne suretle ve ne kadar süre ile saklanacağına, ilgililerin söz konusu bilgilere itiraz etme imkânının olup olmadığına, bilgilerin bir müddet sonra silinip silinmeyeceğine, silinecekse bu sırada izlenecek usulün ne olduğuna, yetkinin kötüye kullanımını önlemeye yönelik nasıl bir denetim yapılacağına ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Diğer bir ifadeyle güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin keyfiliğe izin vermeyecek şekilde belirli ve öngörülebilir kanuni güvenceler belirlenmeksizin, kuralla güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli olanların bu soruşturma ve araştırma kapsamında kişisel veri niteliğindeki bilgileri almakla yetkili oldukları belirtilmiştir. 17. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına, işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesi Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleriyle bağdaşmamaktadır." gerekçesiyle ilgili hükmün iptaline karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi söz konusu iptal kararından öncede 7/02/2019 tarih ve 2014/7256 başvuru numaralı "Fatih Saraman" ve 29/05/2019 tarih ve 2014/15365 başvuru numaralı "Turgut Duman" kararları ve benzer nitelikli diğer kararları ile 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (A) bendinin (8) numaralı alt bendinin iptali istemiyle açılan davada 4045 sayılı Kanunun kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesince verilen ihlal kararları ve yukarıda belirtilen iptal kararı gerekçeleri de dikkate alınarak 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu kabul edilmiş ve bu Kanun 17/04/2021 tarih ve 31457 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Söz konusu Kanunun genel gerekçesinde "Bu Kanunun hazırlanmasındaki temel gerekçe, oluşan hukuk boşluğunun Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarında gösterdiği gerekçeler de dikkate alınarak adil ve tarafsız bir güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sisteminin kurularak giderilmesidir. Kanun hazırlanırken Anayasa Mahkemesi iptal kararları, mevcut uygulama tecrübeleri, diğer ülke mevzuatları yargı kararları incelenip dikkate alınmış ve düzenlemenin değişiklik taslağı yerine yasa yapım tekniğine daha uygun olacağı düşünülerek müstakil bir kanun olarak yapılması tercih edilmiştir." ifadesine yer verilmiş ve Kanunda Anayasa Mahkemesinin vurgulamış olduğu kişisel verilerin korunmasına ilişkin temel ilkeler, kişisel veri güvenliği ve gizliliği, kişisel verilerin silinmesi ve yok edilmesi ile bunlara aykırı davrananlara ilişkin cezai hükümler düzenlenmiştir. Uyuşmazlık konusu olayın çözüme kavuşturulması için Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce tesis edilen işlemlere karşı açılan ve halen görülmekte olan davaların Anayasa Mahkemesi kararlarından ve 7315 sayılı yeni düzenlemeden nasıl etkileneceğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bilindiği üzere Anayasa'nın 153. maddesinin 5. fıkrasında iptal kararlarının geriye yürümeyeceği, 6. fıkrasında ise yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı düzenlenmiş olup, sadece hüküm fıkrasının değil gerekçesinin de hüküm fıkrasıyla bir bütün oluşturmasından dolayı bağlayıcı olduğu sonucuna ulaşılabilir. Nitekim, Anayasa Mahkemesi de yerleşik içtihat haline gelen birçok kararında gerekçelerinin bağlayıcı olduğunu belirtmiştir (AYM 24/05/1988 tarih ve E:1988/11, K:1988/11 sayılı ve 27/10/2011 tarih ve E:2011/60, K:2011/147 sayılı vb. Kararları). Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen karar gerekçelerinde kamu görevine alınmada öngörülen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması yönündeki iradenin hukuka aykırı olduğuna ilişkin herhangi bir gerekçenin yer almadığı, kamu görevinde çalıştırılacak kişiler bakımından güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması yönünde düzenlemeler getirilmesinin kanun koyucunun takdirinde olduğunun belirtildiği, ancak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına, işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkelerin saptanmadığının vurgulandığı görülmekte olup, kanun koyucu tarafından, Anayasa Mahkemesinin kararlarında yer alan gerekçeler dikkate alınmak suretiyle 4045 sayılı Kanun'da değişiklik yapmak yerine 7315 sayılı Kanun'un hazırlandığı ve yürürlüğe konulduğu görülmektedir. Bu durumda, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarındaki kanuni düzeyde eksik düzenleme bulunduğu yolundaki gerekçeler dikkate alınmak suretiyle kanun koyucu tarafından 7315 sayılı Kanun'la yeni düzenleme yapılarak bu konudaki eksiklikler giderildiğinden; kişisel verilerin güvenliğinin sağlanması ve özel hayatın gizliliğinin korunması amacına yönelik anılan Kanun ile getirilen çerçeve de dikkate alınarak, uyuşmazlığın esasının tekrar incelenmesi gerekmektedir. Nitekim Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun vermiş olduğu kararlar da bu doğrultudadır. Uyuşmazlık konusu olayda, Emniyet Genel Müdürlüğü birimlerince güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapıldığı, bu kapsamda arşiv araştırmasının konuları arasında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına ilişkin bilgi ve belgelere dair kayıtların elde edildiği ve elde edilen bu bilgilerin mesleğe alınma noktasında ayrı bir merci olarak öncelikle … Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğü Yönetim Kurulunda değerlendirildiği, yapılan nesnel ve gerekçeli değerlendirme üzerine davacının eğitimine son verilmesi gerektiği yolunda teklifte bulunulduğu, bunun üzerine Polis Akademisi Başkanlığı'nın 06/11/2017 tarihli işlemi ile davacının ilişiğinin kesildiği, dolayısıyla, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını yapan birim ile elde edilen verileri değerlendiren birimin farklı şekilde teşkil edildiği anlaşılmakla, bu uygulamaların, 7315 sayılı Kanun'da öngörülen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmasında izlenecek yol ve yöntemler ile elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkelere ve bu kapsamda anılan Kanun'da yer alan kişisel verilerin güvenliğine ve özel hayatın gizliliğinin korunmasına ilişkin düzenlemeler ile uyumlu olduğu görülmüş olup, ilgili mevzuata uygun olarak tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.
Danıştay 12. Daire, E. 2020/2026, K. 2021/5452Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2020/2026 E.  ,  2021/5452 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2020/2026 Karar No : 2021/5452 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı – … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Antalya 3. Piyade Eğitim Alay Tugay Komutanlığına bağlı Burdur Tırtıllı Araç Sürücü Eğitim Alay Komutanlığında uzman erbaş olarak görev yapan davacının, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 09/05/2018 tarihli işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan bilgilerin, davacının kendisi ile ilgili olmayıp dayısı ve eniştesine ilişkin olduğu, dayısının ve eniştesinin ise, anne, baba, kardeş ve benzeri yakın aile bireylerinden olmadığı gibi dayısı ve eniştesine ilişkin bu durumun, davacıyı ne yönde olumsuz etkilediğine ya da bu olumsuzluğun davacıya da sirayet ettiğine dair bilgi/belge bulunmadığı, idarece davacının güvenlik soruşturmasını olumsuz sonuçlandıracak nitelikte ya da görevinde başarısızlığına ilişkin başkaca bir bilgi sunulmadığı, ayrıca UYAP ekranı sorgulamasından davacı hakkında yürütülen herhangi bir soruşturma ve kovuşturma ya da adli sicil ve arşiv kaydının da bulunmadığı anlaşıldığından, güvenlik soruşturması olumsuz değerlendirilerek uzman erbaş sözleşmesinin feshine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesince; davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında elde edilen istihbari bilgide "Dayısı … hakkında FETÖ/PDY mensupları ve müzahir şahıslarca kullanılan bylock isimli uygulamanın kullanıldığının değerlendirildiği, FETÖ/PDY darbe girişimi sonrası tutuklandığı ve KHK ile görevine son verildiği; kardeşi …'nin eşi … hakkında FETÖ/PDY darbe girişimi sonrası tutuklandığı ve KHK ile görevine son verildiği" şeklinde tespit yapıldığı, bu tespit ve bilgiler doğrultusunda Arşiv Araştırması ve Güvenlik Soruşturması Değerlendirme Kurulu’nca davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğu değerlendirilerek, 09/05/2018 tarihinde güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle sözleşmesinin feshedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, Yönetmelik hükümlerine göre güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının, hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacak kişilerle sınırlandırılmadığı, kişi hakkında yeterli ve sağlıklı bir değerlendirme yapılabilmesi için kişinin içinde bulunduğu ortam ile yakınlarını ve akrabalarını da kapsayacak şekilde yaptırılmasının öngörüldüğü, Anayasa Mahkemesi'nin Resmi Gazete'nin 13/03/2018 tarih ve 30359 sayılı nüshasında yayımlanan 24/01/2018 tarih ve 2014/16941 Başvuru Numaralı kararında da bahsedildiği üzere, Devletin güvenlik güçlerini teşkil eden kurumların ve özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yapısı ve bunların icra ettiği faaliyetlerin niteliği gereği, istihdam edilecek personel hakkında yapılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının, ilgilinin içinde bulunduğu ortam da dikkate alınarak, başta kendisi olmak üzere ailesinin, şüpheden ari bir biçimde ilgili görevle bağdaşmayan eylem ve faaliyetlerden uzak kalmasını gerektirdiği; bu itibarla, Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği'nin ekinde yer alan formda aileye dair bilgiler kısmında anne, baba, eş ve kardeşlerin yanı sıra yakın akrabaları ile ilgili belirtilmesinde fayda görülen diğer hususlara da yer verildiğinden, davacının akrabalarını kapsayan istihbari nitelikte bilgi notunun güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına esas teşkil ettiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığ gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hakkında herhangi bir soruşturma ve kovuşturma ya da güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandırılmasını gerektirecek bilgi ve belge bulunmadığı, aile üyeleriyle ilgili bilgi notunun sözleşme feshine sebep olmasının hukuka aykırı olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Burdur Tırtıllı Araç Sürücü Eğitim Alay Komutanlığında uzman erbaş olarak görev yapan davacının, hakkında yapılan arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması kapsamında, dayısı hakkında FETÖ/PDY mensupları ve müzahir şahıslarca kullanılan bylock isimli uygulamanın kullanıldığının değerlendirildiği, FETÖ/PDY darbe girişimi sonrası tutuklandığı ve KHK ile görevine son verildiği; kardeşinin eşinin ise FETÖ/PDY darbe girişimi sonrası tutuklandığı ve KHK ile görevine son verildiği şeklindeki olumsuz not nedeniyle, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olduğu kabul edilerek sözleşmesinin feshedildiği, söz konusu fesih işleminin iptali istemiyle temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT : 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 1. maddesinin ikinci fıkrasında; "…(Ek:18/10/2018-7148/29 md.) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden bilgi ve belge almaya, 04/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında tutulan kayıtlara ulaşmaya, Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturma sonuçlarını, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile kesinleşmiş mahkeme kararlarını almaya yetkilidir." hükmüne yer verilmiştir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise; "Devletin güvenliğini, ulusun varlığını ve bütünlüğünü iç ve dış menfaatlerinin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeler ile gizlilik dereceli kamu personeli ile meslek gruplarının tespiti, birim ve kısımların tanımlarının yapılması, güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının usul ve esasları ile bunu yapacak merciler ve üst kademe yöneticilerinin kimler olduğu Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulacak yönetmelik ile düzenlenir.” kuralına yer verilmiştir. 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 19. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 20/09/2005 tarih ve 25942 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde, "İcra edilen temel askerlik eğitimini başarıyla tamamlayanlardan güvenlik soruşturması uygun olmak veya ilk atamaları doğrudan doğruya kıt'a veya birliklere yapılan uzman erbaşlar için güvenlik soruşturması uygun olmak" şartı aranmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 1. maddesinin ikinci fıkrasının iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesinin 28/04/2020 tarih ve 31112 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 19/02/2020 tarih ve E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararı ile; Anayasa’nın 13. maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmüne yer verilerek temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceğinin ifade edildiği; 20. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağının belirtildiği ve son fıkrasında da herkesin, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu kuralının yer aldığı; 129. maddesinin birinci fıkrasında, memurlar ve kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunma yükümlülüklerinin düzenlendiği; Anayasa Mahkemesinin yerleşik kararlarında belirtildiği üzere “…adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi bireyin sadece kimliğini ortaya koyan bilgiler değil; telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmiş, resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, IP adresi, e-posta adresi, hobiler, tercihler, etkileşimde bulunulan kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri, sağlık bilgileri gibi kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm verilerin…” kişisel veri olarak kabul edildiği; kamu görevinde çalıştırılacak kişiler bakımından güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması yönünde düzenlemeler getirilmesinin kanun koyucunun takdir yetkisinde olduğu, ancak bu alanda düzenleme öngören kuralların kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde tedbirler uygulama ve özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkına yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildiğini yeterince açık olarak göstermesi ve muhtemel kötüye kullanmalara karşı yeterli güvenceleri sağlaması gerektiği, kuralda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli olanların bu kapsamda kişisel veri niteliğindeki bilgilere ulaşması öngörülmüşken, Kanun’da bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağına, hangi mercilerin soruşturma ve araştırmayı yapacağına, bu bilgilerin ne suretle ve ne kadar süre ile saklanacağına, ilgililerin söz konusu bilgilere itiraz etme imkânının olup olmadığına, bilgilerin bir müddet sonra silinip silinmeyeceğine, silinecekse bu sırada izlenecek usulün ne olduğuna, yetkinin kötüye kullanımını önlemeye yönelik nasıl bir denetim yapılacağına ilişkin herhangi bir düzenlemenin yapılmadığı, bir başka ifadeyle güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin keyfiliğe izin vermeyecek şekilde belirli ve öngörülebilir kanuni güvenceler belirlenmeksizin, kuralla güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli olanların bu soruşturma ve araştırma kapsamında kişisel veri niteliğindeki bilgileri almakla yetkili olduklarının belirtildiği, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına, işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesi Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleriyle bağdaşmadığından, kuralın Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Dava konusu işlemin dayanağını oluşturan yasa kuralı Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden, Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürümesi ve söz konusu karardan önce yürürlükte olan Anayasa'ya aykırı kurala göre tesis edilen işlemlere karşı açılan ve halen görülmekte olan davaların Anayasa Mahkemesi kararından ne şekilde etkileneceği hususunun öncelikle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; beşinci fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez"; altıncı fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi Kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır. Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Aksine durum ise, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme aykırılık oluşturur. Yukarıda açık metinlerine yer verilen ve Anayasa'da düzenlenmiş olan kurallar ile Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtilen hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma hakkına sahip olan kişilerin de, kendi hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olmasının hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği açıktır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de, devletlerin milli güvenliğin korunması amacını gerçekleştirmede sahip oldukları takdir yetkisinin geniş olduğunu kabul etmektedir. AİHM, Sözleşme'ye taraf devletin milli güvenliği korumak için yetkili ulusal makamlarına ilk olarak kişiler hakkında bilgi toplama ve halka açık olmayan siciller tutma, ikinci olarak milli güvenlik bakımından önemli kadrolarda çalışmak isteyen adayların bu işe uygunluğunu takdir ederken bu bilgiyi kullanma yetkisi veren kurallara sahip olmaları gerektiğinde kuşku bulunmadığını belirtmektedir. (Leander/İsveç, SB.No: 9248/81, 26/3/1987) Anayasa Mahkemesinin kararına ve AİHM içtihatlarına göre; kamu görevine atanmadan önce kişilerin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasını öngören kural getirilmesi kanun koyucunun takdir yetkisindedir. Ancak, bu alanda düzenleme getiren kurallarda, kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde tedbir uygulama ve özel hayatın gizliliğine yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildiğinin açıkça gösterilmesi ve olası kötüye kullanmalara (keyfiliğe) izin verilmeyecek şekilde yeterli güvencelerin sağlanması gerekmektedir. Bu duruma göre, Anayasa Mahkemesinin yukarıda sözü edilen iptal kararı; gerekçesi dikkate alındığında, kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilecek personel hakkında güvenlik soruşturmasının hiç bir şekilde yapılmayacağını değil; aksine, güvenlik soruşturması veya arşiv araştırmasına dair detayların kanunda gösterilmesi, kişisel verilerin güvenliğine ve özel hayatın gizliliğine ilişkin güvenceleri sağlayan kuralların kanunda yer alması koşuluyla güvenlik soruşturmasının veya arşiv araştırmasının yapılabileceğini ortaya koymuştur. Bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin dayanağını oluşturan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen ve davalı idarece kullanılan davacıya ait kişisel veri niteliğindeki bilgilere, güvenlik soruşturması yapmakla görevli birimler tarafından ulaşılabileceğine ve bu kapsamdaki bilgileri alabileceğine dair yapılan kanuni düzenlemenin (4045 sayılı Kanun'un 1. maddesine eklenen ikinci fıkrası) Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararıyla iptal edildiği ve bu kararın da Resmi Gazete'de yayımlandığı 28/04/2020 tarihinde yürürlüğe girdiği anlaşıldığından; Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştayın yerleşmiş içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda, Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan Kanun hükmüne göre elde edilen kişisel verilere dayanılarak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumsuz sonuçlandığından bahisle davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan iptal kararı üzerine, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu 17/04/2021 tarih ve 31457 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış ve aynı tarihte yürürlüğe konulmuştur. Bu duruma göre, dava konusu uyuşmazlık temyiz aşamasında iken, 17/04/2021 tarihinde 7315 sayılı Kanun'un Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe konulduğu, Kanun'un 13. maddesinin sekizinci fıkrası ile 4045 sayılı Kanun'un yürürlükten kaldırıldığı ve 14. maddesiyle, 4045 sayılı Kanun'a yapılan atıfların bu Kanun'a yapılmış sayılacağı düzenlemesine yer verilmiş olduğu hususları gözetildiğinde; davalı idarece, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nda öngörülen temel ilkelere, usul ve esaslara uygun olarak, davacı hakkında yeniden bir değerlendirme yapılabileceği de kuşkusuzdur. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Isparta İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 08/11/2021 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

HAGB Kararlarının Güvenlik Soruşturmasında Kullanılabilirliği: Dönemsel Çerçeve

HAGB kararları, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 6. maddesi ve 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesinin onüçüncü fıkrası uyarınca kendilerine özgü bir sisteme kaydedilir; bu kayıtlar yalnızca bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istendiğinde kullanılabilir.

26/10/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7148 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle 4045 sayılı Kanun'a eklenen fıkrayla güvenlik soruşturması birimlerine HAGB kayıtlarını görme yetkisi tanındı. 4045 sayılı Kanun'un ilk halinde bu yetkiye ilişkin herhangi bir hüküm yer almadığından, 26/10/2018 öncesinde güvenlik soruşturması birimlerinin HAGB kararlarını görme yetkisi bulunmamaktaydı. Söz konusu fıkra Anayasa Mahkemesi tarafından AYM E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararla iptal edilmiştir. Danıştay 12. Daire, E:2020/2026, K:2021/5452 sayılı kararında bu iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlandığı 28/04/2020 tarihinde yürürlüğe girdiğini belirtmiştir; bununla birlikte bazı Danıştay kararlarında dönem sınırı olarak 19/02/2020 tarihi esas alınmaktadır. İptal kararının tam yürürlük tarihi konusunda karar metinleri arasında uyumsuzluk bulunmakta olup bu husus manuel doğrulama gerektirmektedir. Anayasa'nın 153. maddesi gereğince iptal kararları geriye yürümez; dolayısıyla bu yetki yalnızca 26/10/2018 ile iptal kararının yürürlüğe girdiği tarih arasında geçerliydi. Danıştay 8. Daire, E:2020/257, K:2022/2182 sayılı kararında HAGB kararlarının görülemeyeceği dönemleri açıkça saptamıştır: 26/10/2018 öncesi ile AYM iptal kararının yürürlük tarihi arasındaki dönem ve ardından 7315 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 17/04/2021 tarihine kadar olan ara dönem bu kapsamdadır.

Danıştay 8. Daire, E:2019/4223, K:2022/8017 sayılı kararında güvenlik birimlerinin HAGB kayıtlarına yetkisiz ulaştığı bir dönemde bu kayda dayanılarak tesis edilen ilişik kesme işlemini hukuka aykırı bulmuştur. Kararda ayrıca iptal hükmünün ardından idarenin 7315 sayılı Kanun'un öngördüğü usul ve esaslara uygun biçimde davacı hakkında yeniden güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapabileceği belirtilmiştir.

İşlemin sınır bir tarihe denk gelmesi hâlinde HAGB kaydının hangi dönemde elde edildiği belirleyici hâle gelebilmektedir. Danıştay 8. Daire, E:2020/3902, K:2023/2834 sayılı oyçokluğuyla verilen kararında, dava konusu ilişik kesme işleminin yetkinin başladığı tarihi taşıdığını tespit ederek temyiz istemini reddetmiştir. Karşı oy ise söz konusu kaydın bu tarihten önce elde edildiğini ileri sürmüştür. Bu uyuşmazlık, dönem belirlenmesinin somut delillere dayalı ayrıntılı inceleme gerektirdiğini ortaya koymaktadır.

İdari İşlemlerin Hangi Mevzuata Göre Denetleneceği

7315 sayılı Kanun, kendisinden önce tesis edilen işlemlerin hukuki etkilerine dair geçmişe yönelik özel bir hüküm içermemektedir. İdari işlemlerin hukuki denetimi, tesis edildikleri dönemde yürürlükte bulunan mevzuat çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. 7315 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra ise Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu güvenlik soruşturması uyuşmazlıklarında bu Kanun çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiğini benimsemiştir.

Danıştay 2. Daire, E. 2023/4756, K. 2024/4976Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2023/4756 E.  ,  2024/4976 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2023/4756 Karar No : 2024/4976 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; … Harp Okulunda eğitim görmekte olan davacının, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle askeri öğrenciliğinin sonlandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının kendisinin FETO/PYD veya diğer terör örgütleri ile irtibatlı ya da iltisaklı olduğuna dair herhangi bir bilginin bulunmadığı, davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturması sonucunda davacının şahsına atfedilebilecek, kamu görevine girmesine engel olabilecek olumsuz bir durumun tespitinin yapılmadığı, davacının ablası hakkında ne şekilde ulaşıldığı ortaya konulamayan istihbari bilginin de tek başına davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına yol açabilecek nitelikte olmadığı, ayrıca davacının teyzesinin eşinin, ilgili yasal düzenlemede yer verilen kendisini etkiliyebilecek yakın çevresi konumunda bulunmadığı görüldüğünden, davacı hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle tesis edilen ilişik kesme işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline hükmedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; İdare Mahkemesi kararının dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinin olumsuz sonuçlanması nedeniyle ilişiğinin kesildiği, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Sekizinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 19/07/2023 günlü, K:2023/33 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 2. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Deniz Harp Okulunda eğitim gören davacının, "ablasının 2016 yılında FETO/PDY'ye müzahir öğrenci yurtlarında kaldığı ve teyzesinin eşinin 2000 yılında KONGRA-GEL(PKK)-(KCK) Suudi Arabistan-Riyad yapılanmasında yer aldığı" yönündeki bilgi notuna istinaden hakkında yürütülen güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle öğrenciliğinin sonlandırılması üzerine incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 26/10/1994 günlü, 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 1. maddesinde; “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması; kamu kurum ve kuruluşlarında, yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile askeri, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ve ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılır. Devletin güvenliğini, ulusun varlığını ve bütünlüğünü iç ve dış menfaatlerinin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeler ile gizlilik dereceli kamu personeli ile meslek gruplarının tespiti, birim ve kısımların tanımlarının yapılması, güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının usul ve esasları ile bunu yapacak merciler ve üst kademe yöneticilerinin kimler olduğu Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulacak yönetmelik ile düzenlenir.” hükmü yer almakta iken, 18/10/2018 tarihli ve 7148 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 29. maddesiyle söz konusu maddeye 2. fıkra olarak; “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimler, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları arşivlerinden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden bilgi ve belge almaya, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında tutulan kayıtlara ulaşmaya, Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturma sonuçlarını, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile kesinleşmiş mahkeme kararlarını almaya yetkilidir.” hükmü eklenmiş, anılan hüküm Anayasa Mahkemesinin 19/2/2020 günlü, E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. 07/04/2021 günlü, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanun, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkeleri, kimler hakkında yapılacağını, araştırma konusu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğunu, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağını, hangi mercilerin soruşturma ve araştırma yapacağını, Değerlendirme Komisyonunun oluşumu ve çalışma usul, esaslarını, veri güvenliği ile verilerin saklanma ve silinme sürelerini düzenlemektedir." hükmü; "Arşiv araştırması" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Arşiv araştırması; a) Kişinin adli sicil kaydının, b) Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından hâlen aranıp aranmadığının, c) Kişi hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının, ç) Kişi hakkında kesinleşmiş mahkeme kararları ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında alınan kararlar ile kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış olan soruşturma ya da kovuşturmalar kapsamındaki olguların, d) Hakkında kamu görevinden çıkarılma ya da kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası olup olmadığının, mevcut kayıtlardan tespit edilmesidir." hükmü; "Güvenlik soruşturması" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Güvenlik soruşturması, arşiv araştırmasındaki hususlara ilave olarak kişinin; a) Görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal verilerinin, b) Yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiğinin, c) Terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak içinde olup olmadığının, mevcut kayıtlardan ve kişinin görevine yansıyacak hususların denetime elverişli olacak yöntemlerle yerinden araştırılmak suretiyle tespit edilmesidir." hükmü; "Değiştirilen ve yürürlükten kaldırılan hükümler" başlıklı 13. maddesinde, "(8) 26/10/1994 tarihli ve 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. " hükmü, "Atıflar" başlıklı 14. maddesinde, "(1) Mevzuatta 4045 sayılı Kanuna yapılan atıflar bu Kanuna yapılmış sayılır." hükmü düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Dava konusu işlem tarihinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, 4045 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılmaktadır. Anılan Kanun'un 1. maddesinin Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile iptal edilmesi ve 4045 sayılı Kanun uyarınca yapılan işlemlere yönelik bireysel başvurularda verilen ihlal kararları dikkate alınarak kanun koyucu tarafından 7315 sayılı Kanun yürürlüğe konulmuş ve 4045 sayılı Kanun da yürürlükten kaldırılmıştır. 7315 sayılı Kanun'la, Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda, güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkeler belirlenmiş; kimler hakkında yapılacağı, araştırma konusu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğu, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağı, hangi mercilerce soruşturma ve araştırma yapılacağı, bu kapsamda Değerlendirme Komisyonunun oluşumu ve çalışma usul, esasları, kişisel veri güvenliği ile kişisel verilerin saklanma ve silinme süreleri düzenlenmiştir. Bu itibarla, Anayasa Mahkemesi kararlarındaki kanuni düzeyde eksik düzenleme bulunduğu yolundaki gerekçeler göz önüne alınmak suretiyle kanun koyucu tarafından 7315 sayılı Kanun'la yeni yasal düzenleme yapılmak suretiyle bu konudaki eksiklikler giderildiğinden; somut olayda, kişisel verilerin güvenliğinin sağlanması ve özel hayatın gizliliğinin korunması amacına yönelik olarak 7315 sayılı Kanun ile getirilen çerçevede değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Nitekim 7315 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun pek çok kararında (19/06/2023 günlü, E:2022/884, K:2023/1488; 09/02/2023 günlü, E:2022/667, K:2023/211; 23/01/2023 günlü, E:2022/882, K:2023/53 sayılı kararları) güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kaynaklı uyuşmazlıklarda 7315 sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir. Diğer taraftan 7315 sayılı Kanun'un 4. ve 5. maddelerinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılırken hangi hususlara bakılacağı düzenlenmiş olup, anılan düzenlemelerde kişi temelli inceleme yapılması gerektiği, kişiye yönelik elde edilen verilerin değerlendirmeye tabi tutulacağı ve araştırma yapılan kişi dışındaki şahıslara (anne, baba, eş, kardeş, akraba gibi) ait verilerin değerlendirilmede esas alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava konusu işlemin, 7315 sayılı Kanun'a uygunluğu yönünden bir değerlendirme yapılması suretiyle Bölge İdare Mahkemesince yeniden bir karar verilmesi gerekmekte ise de, somut olayda davacının kendisi hakkında herhangi bir bilgi bulunmadığı halde ablası ve teyzesinin eşi hakkında elde edilen bilgiler dikkate alınarak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olduğuna karar verildiği görülmekte olup, 7315 sayılı Kanun'a göre değerlendirmeye alınmaması gereken bir istihbari veri dikkate alınmak suretiyle davacı hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunun olumsuz olduğu değerlendirilerek muvazzaf astsubay adaylığının sonlandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, dava konusu işlemin iptali yönünde karar veren İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, davacının diğer şartları taşıyıp taşımadığı hususunun davalı idarece ayrıca incelenebileceği açıktır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7035 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 17/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY : 26/10/1994 günlü, 4045 sayılı Kanun ile; bazı kamu personeli için güvenlik soruşturması ve arşiv araştırılması yapılmasının öngörüldüğü, kamu personeli olmayan öğrenci statüsündekilere ilişkin düzenlemeye yer verilmediği; 18/10/2018 günlü, 7148 sayılı Kanun’un 29. maddesiyle, anılan 4045 sayılı Kanun’un 1. maddesine 2. fıkra olarak eklenen; güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerin; arşivlerden ve elektronik bilgi işlem merkezlerinden bilgi ve belge alma kayıtlara ulaşma, mahkeme kararlarını alma yetkisini düzenleyen kuralın, Anayasa Mahkemesinin 19/2/2020 günlü, E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararı ile "Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına, işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesi Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleriyle bağdaşmamaktadır." gerekçesiyle; İtiraz yolu ile yapılan başvurular üzerine, Anayasa Mahkemesinin 03/06/2021 günlü, E:2020/24, K:2021/39 sayılı kararı ile yukarıda aktarılan gerekçeyle, 4045 sayılı Kanun’un 1. maddesinin birinci fıkrasında yer alan kamu personelinden, "Milli Savunma Bakanlığı, jandarma,…” ve “…ve ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel…” ibarelerinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği; 4045 sayılı Kanun kapsamında bulunanların, bireysel başvuruları üzerine ise Anayasa Mahkemesince verilen kararlarda da; "… 4045 sayılı Kanun ile öngörülen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yönteminin kanunilik koşulunu sağlamadığı, 4045 sayılı Kanun'un sadece hangi kamu görevleri bakımından güvenlik soruşturması yaptırılacağını düzenlediğini ancak konuyla ilgili temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemediği, Kanun'un ve ilgili Yönetmelik'in; kişisel verilerin kayıt, muhafaza ve kullanımını içeren tedbirlerin kapsamını, uygulanmasını düzenleyen ve özellikle, süre, stoklama, kullanım, üçüncü kişilerin erişimi, verilerin gizliliği, bütünlüğü ve imhası konusundaki usullere ilişkin, muhataplarının yetki aşımı ve keyfîliğe karşı yeteri kadar güvenceye sahip olmalarını sağlayacak açık ve detaylı kuralları içermemesi nedeniyle kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna varılmıştır. (Ramazan Erdoğan, 2019/26356, 12/1/2023, §Fatih Saraman, [GK], B. No: 2014/7256, 27/2/2019, §§ 88-90; Süleyman Akif Nazlıgül, B. No: 2018/31982, 15/6/2021, § 33)." gerekçesine yer verilerek, ihlal kararları verildiği anlaşılmaktadır. Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunma yükümlülükleri olacak şekilde kamu görevlisi olarak atanmak üzere mesleki eğitime tabi tutulan kişilerin güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının yapılmasını öngören kuralların kanun koyucunun takdir yetkisinde bulunduğu ve güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkelerin kanunda düzenlenmesi gerektiğinde tartışma bulunmamaktadır. 24/3/2016 günlü, 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu ile kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak amacıyla kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasların düzenlendiği; bu Kanun'un 6. maddesinde; kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verilerinin özel nitelikli kişisel veri olduğu, özel nitelikli kişisel verilerin; ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmeyeceği, sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel verilerin, kanunlarda öngörülen hâllerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebileceği kuralının getirildiği görülmektedir. 17/04/2021 tarihinde yürürlüğe giren 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nu "hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacaklar" başlıklı 3. maddesinde, "Arşiv araştırması, statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın ilk defa veya yeniden memuriyete yahut kamu görevine atanacaklar hakkında yapılır… özel kanunları uyarınca güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına tabi tutulan kişiler ile milli güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, tesis, hizmetlerde statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın istihdam edilenler hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması birlikte yapılır." hükmü amir kılınmış, anılan Kanun'un 13. maddesinde, kamu personeli olmayan öğrenci statüsündeki kişiler yönünden, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının birlikte yapılmasını sağlayan kurallar getirilmiş, maddenin devamında 4045 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Öğrenci statüsündeki kişiler hakkındaki, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, tesis edildikleri tarihteki mevzuat uyarınca sürdürülmüş, bu nedenle açılan bir kısım davalar devam ederken, 7315 sayılı Kanun ile konuya ilişkin yasal düzenleme yürürlüğe girmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/2/2020 günlü, E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararında, "İtiraz konusu kuralların da yer aldığı 4045 sayılı Kanun 7/4/2021 tarihli ve 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’nun 13. maddesinin (8) numaralı fıkrasıyla yürürlükten kaldırılmıştır. Başvuran Mahkemede bakılmakta olan davalara konu işlemler itiraz konusu kuralların yürürlükte olduğu dönemde bu kurallar uyarınca tesis edilmiştir. 7315 sayılı Kanun, kuralların dayanak teşkil ettiği işlemlerin hukuki etkilerine dair geçmişe yönelik herhangi bir özel hüküm içermemektedir. Hukuka uygunluk karinesinden yararlanan ve iptal edilmediği ya da yürürlükten kaldırılmadığı sürece hukuk aleminde varlığını ve etkilerini devam ettiren idari işlemlerin hukuki denetimi, tesis edildiği dönemde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Bu bağlamda başvuran Mahkeme de yürürlükten kalkmış olan kuralları, dava konusu idari işlemlerin hukuki denetimini gerçekleştirirken denetleyici norm olarak gözetmek durumundadır. Başka bir ifadeyle kurallar bakılmakta olan davalarda uyuşmazlığın çözümü için uygulanacak kural olma niteliğini sürdürmektedir. Bu itibarla kuralların yürürlükten kaldırılmış olmalarının esaslarının incelenmesinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır." şeklinde ifade edildiği üzere, 7315 sayılı Kanun'un devam eden davalarda uygulanmasına imkan bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla, idarece dava konusu işlem 7315 sayılı Kanun uyarınca tesis edilmediğinden, hukuki denetimi de 7315 sayılı Kanun çerçevesinde yapılamayacaktır. Bu durumda; yasal dayanağı olmayan mevzuat uyarınca, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle öğrencilik ile ilişik kesmeye ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Dava konusu işlemin belirtilen gerekçe ile hukuka uygun olmaması, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılamayacağı ya da hiçbir işleme gerek olmadan güvenlik soruşturması sonucunun olumlu olduğu ve buna dayanılarak ilgili statüye geçilmesi gibi sonuçlar doğurmayacaktır. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmalarına ilişkin olarak kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına, işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeleri içeren 7315 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra; öğrenci statüsüne alınacak kişilere ilişkin olarak, arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması yapılması ve neticesine göre işlem tesis edilmesi görev ve yetkisinin idareye ait bulunduğu ise izahtan varestedir. Bu doğrultuda temyize konu kararın yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.

4045 sayılı Kanun, 7315 sayılı Kanun'un 13. maddesinin sekizinci fıkrasıyla yürürlükten kaldırılmış; 14. madde uyarınca 4045 sayılı Kanun'a yapılan atıflar artık 7315 sayılı Kanun'a yapılmış sayılmaktadır.

Akraba Verisine Dayalı Olumsuz Soruşturma: İçtihat

Güvenlik soruşturmasında kişinin yakın akrabalarına ilişkin verilerin nasıl değerlendirileceği içtihat açısından önemli bir eksen oluşturmaktadır. 7315 sayılı Kanun'un 4. ve 5. maddelerinin soruşturmanın kişi temelli yürütülmesini ve kişiye yönelik elde edilen verilerin değerlendirmeye alınmasını öngördüğü, araştırma yapılan kişi dışındaki şahıslara ait verilerin esas alınamayacağı yorumuna Danıştay 2. Daire, E:2023/4756, K:2024/4976 ve E:2023/4490, K:2024/4748 sayılı oyçokluğuyla verilen kararlarında ulaşmıştır. Bu kararlarda karşı oy, dava konusu işlemin 7315 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden tesis edildiğini ve bu nedenle söz konusu Kanun çerçevesinde denetlenemeyeceğini savunmaktadır; dolayısıyla anılan yorumun hangi dönem işlemlerine uygulanacağı konusunda görüş ayrılığı mevcuttur.

4045 sayılı Kanun dönemine ait Danıştay 8. Daire içtihadı ise silahlı kuvvetler ve emniyet gibi millî güvenlik açısından önem taşıyan kurumlara personel alımında, yönetmelik formunda sayılan aile bireyleri dışındaki yakın akrabaların soruşturma kapsamına alınıp alınmayacağının her olayın özgün koşullarında değerlendirilmesini ve gerekli bağlantıların bilgi ile belgelerle desteklenmesini esas almaktadır. 7315 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinin ardından Danıştay 2. Daire'nin yukarıda aktarılan yorumuyla bu yaklaşımın nasıl bağdaşacağı henüz netlik kazanmamıştır.

Danıştay 8. Daire, E. 2019/9682, K. 2021/3431Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2019/9682 E.  ,  2021/3431 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2019/9682 Karar No : 2021/3431 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından "Dış Kaynaktan Temin Muvazzaf Astsubay" adaylığının, hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olması nedeniyle sonlandırılmasına ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturmasında; davacı hakkında herhangi bir olumsuz istihbarat bulgusu bulunmadığı ancak davacının dayısı hakkında "adına kayıtlı GSM hattı üzerinden "bylock" isimli programın kullanıldığının değerlendirildiği, kendisinin darbe sonrası tutuklandığı ve KHK ile görevine son verilen personel arasında yer aldığı, dayısının eşinin ise 2010 KPSS sanıkları arasında adının geçtiği" yönünde bir istihbari bilgi bulunduğu, bu istihbari bilgi dolayısı ile 14/07/2017 tarihinde toplanan Milli Savunma Bakanlığı Üst Değerlendirme Komisyonu tarafından askeri öğrenci adayı olan davacı hakkında yapılan değerlendirmenin olumsuz sonuçlandığı ve dava konusu işlem ile davacının astsubay temel eğitiminin sonlandırıldığı, bu durumda, hakkında olumsuz istihbarat raporu bulunmayan ve herhangi bir suçtan hüküm giymemiş olan davacının, yalnızca dayısı ve dayısının eşi hakkındaki bir istihbari bilgi nedeniyle güvenlik soruşturmasının olumsuz olarak değerlendirilmesi, astsubay temel eğitiminin sonlandırılması ve ilişiğinin kesilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde elde edilen istihbari mahiyetteki bilgilere dayanılarak davacının güvenlik soruşturmasının Üst Değerlendirme Komisyonunca olumsuz olarak değerlendirilmesinden bahisle eğitimden ilişiğinin kesildiği, yapılan işlemin mevzuata uygun olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, bakılmakta olan davada yetkili yargı yerinin Onikinci Daire tarafından tespit edildiği görüldüğünden, yetkili yargı yeri yönünden Dairemizce ayrıca bir inceleme yapılmadan, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Özel Kuvvetler Komutanlığınca yapılan 2016 yılı Dış Kaynaktan Muvazzaf Astsubay Temini Sınavının seçim aşamalarında başarılı olan davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda yetkili kurumdan alınan bilgi notunda "şahıs hakkında bilgi bulunmadığı, dayısı hakkında "adına kayıtlı … GSM hattı üzerinden "bylock" isimli programın kullanıldığının değerlendirildiği, darbe sonrası tutuklandığı ve KHK ile görevine son verilen emniyet personeli arasında yer aldığı, dayısının eşinin ise 2010 KPSS sanıkları arasında adının geçtiği" ifadelerine yer verildiği, anılan bilgi notunun Milli Savunma Bakanlığı Üst Değerlendirme Komisyonu üyelerince değerlendirilmesi neticesinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olarak değerlendirilmesi sonucunda adaylığının sonlandırılması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli İle Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 1. maddesinde; "Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması; kamu kurum ve kuruluşlarında, yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile askeri, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ve ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılır. Devletin güvenliğini, ulusun varlığını ve bütünlüğünü iç ve dış menfaatlerinin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeler ile gizlilik dereceli kamu personeli ile meslek gruplarının tespiti, birim ve kısımların tanımlarının yapılması, güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının usul ve esasları ile bunu yapacak merciler ve üst kademe yöneticilerinin kimler olduğu Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulacak yönetmelik ile düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu hükme dayanılarak çıkarılan Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği’nin işlem tarihinde yürürlükte olan; 1. maddesinde; “Bu Yönetmeliğin amacı; yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde Devletin güvenliğinin, iç ve dış menfaatlerinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının gizlilik dereceli birim ve kısımlarını belirlemek, Türk Silahlı Kuvvetlerinde, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını düzenlemektir.” hükmüne, 4. maddesinde; “f) Arşiv araştırması: Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adli sicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının mevcut kayıtlardan saptanmasını, g) Güvenlik soruşturması: Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adli sicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının, yıkıcı ve bölücü faaliyetlerde bulunup bulunmadığının, ahlaki durumunun, yabancılar ile ilgisinin ve sır saklama yeteniğinin mevcut kayıtlardan ve yerinden araştırılmak suretiyle saptanması ve değerlendirilmesini,” tanımlarına, 9. maddesinde "Türk Silahlı Kuvvetlerinin kadro ve kuruluşlarında yer alacak personelin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, Türk Silahlı Kuvvetlerince bu Yönetmeliğe uygun olarak hazırlanacak yönerge uyarınca yapılır." hükmüne, 11. maddesinde ”Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında kişinin içinde bulunduğu ortam da dikkate alınarak: a) Kimlik kontrolü, kimlik kayıtlarının doğruluk derecesi, uyrukluğu, geçmişte yabancı bir devletin uyrukluğuna girip girmediği, b) Kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığı, kolluk kuvvetlerinin ve istihbarat ünitelerinin arşivlerinde bilgiler bulunup bulunmadığı, adli sicil kaydının ve hakkında bir tahdidin olup olmadığı, c) Yıkıcı faaliyetlerde bulunup bulunmadığı ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanuna ve Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı davranıp davranmadığı. d) Şeref ve haysiyetini ihlal edecek ve görevine yansıyacak şekilde kumara, uyuşturucuya, içkiye, paraya ve aşırı bir şekilde menfaatine düşkün olup olmadığı, ahlak ve adaba aykırı davranıp davranmadığı, e) Yabancılarla, özellikle hasım ve hasım olması muhtemel Devlet mensupları ve temsilcileriyle ilgili derecesinin iç yüzü ve nedeni, f) Sır saklama yeteneğinin olup olmadığı, araştırılır.”, hükümleri, Yönetmeliğin ekinde yer alan güvenlik soruşturması formunda aileye dair bilgiler kısmında babasının, annesinin, velisinin (Ask. Öğ. İçin), eşinin, kardeşinin ve 18 yaşından büyük çocuklar yer almaktadır. Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği'nin 9. maddesine dayanılarak çıkarılan Silahlı Kuvvetler İstihbarata Karşı Koyma, Koruyucu Güvenlik ve İşbirliği Yönergesi'nin 3.bölümü 1.kısmının 1. maddesinde genel esasların, 2. maddesinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının genel ilkelerinin, 13. maddesinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz kabul edileceği hallerin düzenlendi ve ilgili bölüm eklerinde Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği’nin ekinde yer alan güvenlik soruşturma formunda yer alan bilgileri de içeren güvenlik soruşturma formu yer almaktadır. 28/05/2004 tarih ve 25475 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Dış Kaynaktan Muvazzaf Astsubay Temin Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendinde, muvazzaf astsubay adaylarında aranacak nitelikler arasında, "yapılacak güvenlik soruşturması olumlu sonuçlanmış olmak" şartı yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu işlemin dayanağı olarak davacının dayısı ve dayısının eşi hakkında yetkili kurumlardan gelen istihbarat bilgi notuna dayandırıldığı görülmektedir. Kamu görevlilerinin sadakat, tarafsızlık ve devlete bağlılık yükümlülüğü çerçevesinde devleti temsil eden ve millî güvenlik bakımından hassasiyet içeren bazı kamu görevlerine atanacak kişiler bakımından daha sıkı nitelikler aranması ve birtakım sınırlamaların getirilmesi doğaldır. Bu şekilde aranan nitelikler ve kanunlarda öngörülen kısıtlamalar, kamu hizmetinin etkin ve sağlıklı bir biçimde yürütülmesi amacına yöneliktir. Silahlı kuvvetler, emniyet gibi millî güvenlik açısından önem arz eden kurumlara personel alımında ilgili kamu hizmeti niteliği gereği bazı özel koşulların aranması gerekmekte olup, davacının aile bireylerinin eylemlerinin davacının kamu hizmetine girme hakkını engelleyecek biçimde değerlendirmeye alınmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olmayacağı değerlendirilmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 2014/16941 başvuru numaralı kararında "47. Somut olayda başvurucu hakkında yapılan ve başvurucunun ailesine ait bilgiler içeren güvenlik soruşturmasına istinaden sözleşmenin feshedilmesi işlemini Mahkemenin hukuka aykırı bulmadığı görülmektedir. Olayda başvurucunun karşı karşıya kaldığı söz konusu işlem millî güvenliğin sağlanması görevini yerine getirmeyi amaçlayan Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev alacak personelde birtakım özel koşulların aranmasının gerekmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda başvurucunun aile bireylerinin eylemlerinin başvurucunun kamu hizmetlerine girme hakkını etkileyecek biçimde değerlendirmeye alınmasının -ilgili kamu hizmetinin niteliği dikkate alındığında- hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuracağı söylenemez." ifadelerine yer verilerek benzer bir değerlendirme yapılmıştır. Bununla birlikte güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında kapsama alınacak aile bireylerininde saptanması gerekmekte olup, Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği’nin ekinde yer alan Güvenlik Soruşturması Formunda kişinin kendisinin, babasının, annesinin, velisinin (Ask. Öğ. İçin), eşinin, kardeşinin ve 18 yaşından büyük çocuklarının kapsamda olduğu görülmektedir. Ayrıca 25/10/2018 tarih ve 30576 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan Yönetmelik değişikliği ile söz konusu forma "Kendisi ve Yakın Akrabalarıyla İlgili Belirtilmesinde Fayda Görülen Diğer Hususlar" başlıklı bir kısmında eklendiği görülmektedir. Silahlı kuvvetler, emniyet gibi güvenliğin sağlanması görevini yerine getiren kurumlara personel alımında yukarıda belirtilen aile bireyleri dışında yakın akrabalarının güvenlik soruşturması kapsamına alınıp alınmayacağı her olay özelinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu değerlendirme yapılırken hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yürütülen kişinin yaşadığı ortam, aile ilişkileri bir bütün olarak ele alınmalıdır. Dolayısıyla her olay özelinde güvenlik soruşturmasını yapacak birimlerce bu hususların araştırılması ve gerekli bağlantıların bilgi ve belgelerle ortaya konularak desteklenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlık konusu olayda ise yetkili kurumlardan gelen bilgilerde davacının dayısının FETÖ/PDY terör örgütüne irtibat ve iltisakı olduğundan dolayı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı, dayısının eşinin adının ise 2010 KPSS sanıkları arasında geçtiğinden bahisle güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğu görülmekte olup, dosya da yer alan bilgi ve belgelerde davacının dayısı ve dayısının eşi ile nasıl bir ilişkisi olduğu ve bu durumun davacının güvenlik soruşturmasını hangi suretle etkilediği hususunun ortaya konulmadığı görüldüğünden, somut ve hukuken kabul edilebilir bir inceleme yapılmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 24/06/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Danıştay 8. Daire, E. 2020/1277, K. 2021/3435Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/1277 E.  ,  2021/3435 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/1277 Karar No : 2021/3435 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından "Dış Kaynaktan Temin Muvazzaf Astsubay" adaylığının, hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olması nedeniyle sonlandırılmasına ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; hakkında yapılan güvenlik soruşturmasında; davacı hakkında bilgi bulunamadığı ancak davacının dayısının oğlu hakkındaki bilgiler nedeniyle 14/08/2017 tarihinde toplanan Milli Savunma Bakanlığı Üst Değerlendirme Komisyonu tarafından askeri öğrenci adayı olan davacı hakkında elde edilen bilgiler neticesinde, olumsuz değerlendirme sonucuna ulaşıldığı ve bunun üzerine davacının dava konusu işlem ile astsubay temel eğitiminin sonlandırıldığı, bu durumda, hukukun evrensel bir prensibi olan ceza sorumluluğunun şahsiliği ve hiç kimsenin başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamayacağı prensibi göz önüne alındığında, ideolojik herhangi bir faaliyeti bulunmayan ve herhangi bir suçtan hüküm giymemiş olan davacının, yalnızca dayısının oğlu hakkındaki bir istihbari bilgi nedeniyle güvenlik soruşturmasının olumsuz olarak değerlendirilmesi, astsubay temel eğitiminin sonlandırılması ve ilişiğinin kesilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde elde edilen istihbari mahiyetteki bilgilere dayanılarak davacının güvenlik soruşturmasının Üst Değerlendirme Komisyonunca olumsuz olarak değerlendirilmesinden bahisle eğitimden ilişiğinin kesildiği, yapılan işlemin mevzuata uygun olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, bakılmakta olan davada yetkili yargı yerinin Onikinci Daire tarafından tespit edildiği görüldüğünden, yetkili yargı yeri yönünden Dairemizce ayrıca bir inceleme yapılmadan, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Kara Kuvvetleri Komutanlığınca yapılan 2016 yılı Dış Kaynaktan Muvazzaf Astsubay Temini Sınavının seçim aşamalarında başarılı olan davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda yetkili kurumdan alınan bilgi notunda "dayısının oğlu … hakkında FETÖ/PDY'nin 15-16/07/2016 tarihli darbe girişimi akabinde KHK ile görevine son verilen emniyet personeli arasında yer aldığı" ifadelerine yer verildiği, anılan bilgi notunun Milli Savunma Bakanlığı Üst Değerlendirme Komisyonu üyelerince değerlendirilmesi neticesinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olarak değerlendirilmesi sonucunda adaylığının sonlandırılması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli İle Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 1. maddesinde; "Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması; kamu kurum ve kuruluşlarında, yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile askeri, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ve ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılır. Devletin güvenliğini, ulusun varlığını ve bütünlüğünü iç ve dış menfaatlerinin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeler ile gizlilik dereceli kamu personeli ile meslek gruplarının tespiti, birim ve kısımların tanımlarının yapılması, güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının usul ve esasları ile bunu yapacak merciler ve üst kademe yöneticilerinin kimler olduğu Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulacak yönetmelik ile düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu hükme dayanılarak çıkarılan Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği’nin işlem tarihinde yürürlükte olan; 1. maddesinde; “Bu Yönetmeliğin amacı; yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde Devletin güvenliğinin, iç ve dış menfaatlerinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının gizlilik dereceli birim ve kısımlarını belirlemek, Türk Silahlı Kuvvetlerinde, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını düzenlemektir.” hükmüne, 4. maddesinde; “f) Arşiv araştırması: Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adli sicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının mevcut kayıtlardan saptanmasını, g) Güvenlik soruşturması: Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adli sicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının, yıkıcı ve bölücü faaliyetlerde bulunup bulunmadığının, ahlaki durumunun, yabancılar ile ilgisinin ve sır saklama yeteniğinin mevcut kayıtlardan ve yerinden araştırılmak suretiyle saptanması ve değerlendirilmesini,” tanımlarına, 9. maddesinde "Türk Silahlı Kuvvetlerinin kadro ve kuruluşlarında yer alacak personelin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, Türk Silahlı Kuvvetlerince bu Yönetmeliğe uygun olarak hazırlanacak yönerge uyarınca yapılır." hükmüne, 11. maddesinde ”Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında kişinin içinde bulunduğu ortam da dikkate alınarak: a) Kimlik kontrolü, kimlik kayıtlarının doğruluk derecesi, uyrukluğu, geçmişte yabancı bir devletin uyrukluğuna girip girmediği, b) Kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığı, kolluk kuvvetlerinin ve istihbarat ünitelerinin arşivlerinde bilgiler bulunup bulunmadığı, adli sicil kaydının ve hakkında bir tahdidin olup olmadığı, c) Yıkıcı faaliyetlerde bulunup bulunmadığı ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanuna ve Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı davranıp davranmadığı. d) Şeref ve haysiyetini ihlal edecek ve görevine yansıyacak şekilde kumara, uyuşturucuya, içkiye, paraya ve aşırı bir şekilde menfaatine düşkün olup olmadığı, ahlak ve adaba aykırı davranıp davranmadığı, e) Yabancılarla, özellikle hasım ve hasım olması muhtemel Devlet mensupları ve temsilcileriyle ilgili derecesinin iç yüzü ve nedeni, f) Sır saklama yeteneğinin olup olmadığı, araştırılır.”, hükümleri, Yönetmeliğin ekinde yer alan güvenlik soruşturması formunda aileye dair bilgiler kısmında babasının, annesinin, velisinin (Ask. Öğ. İçin), eşinin, kardeşinin ve 18 yaşından büyük çocuklar yer almaktadır. Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği'nin 9. maddesine dayanılarak çıkarılan Silahlı Kuvvetler İstihbarata Karşı Koyma, Koruyucu Güvenlik ve İşbirliği Yönergesi'nin 3.bölümü 1.kısmının 1. maddesinde genel esasların, 2. maddesinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının genel ilkelerinin, 13. maddesinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz kabul edileceği hallerin düzenlendi ve ilgili bölüm eklerinde Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği’nin ekinde yer alan güvenlik soruşturma formunda yer alan bilgileri de içeren güvenlik soruşturma formu yer almaktadır. 28/05/2004 tarih ve 25475 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Dış Kaynaktan Muvazzaf Astsubay Temin Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendinde, muvazzaf astsubay adaylarında aranacak nitelikler arasında, "yapılacak güvenlik soruşturması olumlu sonuçlanmış olmak" şartı yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu işlemin dayanağı olarak davacının dayısının oğlu hakkında yetkili kurumlardan gelen "FETÖ/PDY'nin 15-16/07/2016 tarihli darbe girişimi akabinde KHK ile görevine son verilen emniyet personeli arasında yer aldığı" bilgi notuna dayandırıldığı görülmektedir. Kamu görevlilerinin sadakat, tarafsızlık ve devlete bağlılık yükümlülüğü çerçevesinde devleti temsil eden ve millî güvenlik bakımından hassasiyet içeren bazı kamu görevlerine atanacak kişiler bakımından daha sıkı nitelikler aranması ve birtakım sınırlamaların getirilmesi doğaldır. Bu şekilde aranan nitelikler ve kanunlarda öngörülen kısıtlamalar, kamu hizmetinin etkin ve sağlıklı bir biçimde yürütülmesi amacına yöneliktir. Silahlı kuvvetler, emniyet gibi millî güvenlik açısından önem arz eden kurumlara personel alımında ilgili kamu hizmeti niteliği gereği bazı özel koşulların aranması gerekmekte olup, davacının aile bireylerinin eylemlerinin davacının kamu hizmetine girme hakkını engelleyecek biçimde değerlendirmeye alınmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olmayacağı değerlendirilmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 2014/16941 başvuru numaralı kararında "47. Somut olayda başvurucu hakkında yapılan ve başvurucunun ailesine ait bilgiler içeren güvenlik soruşturmasına istinaden sözleşmenin feshedilmesi işlemini Mahkemenin hukuka aykırı bulmadığı görülmektedir. Olayda başvurucunun karşı karşıya kaldığı söz konusu işlem millî güvenliğin sağlanması görevini yerine getirmeyi amaçlayan Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev alacak personelde birtakım özel koşulların aranmasının gerekmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda başvurucunun aile bireylerinin eylemlerinin başvurucunun kamu hizmetlerine girme hakkını etkileyecek biçimde değerlendirmeye alınmasının -ilgili kamu hizmetinin niteliği dikkate alındığında- hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuracağı söylenemez." ifadelerine yer verilerek benzer bir değerlendirme yapılmıştır. Bununla birlikte güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında kapsama alınacak aile bireylerininde saptanması gerekmekte olup, Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği’nin ekinde yer alan Güvenlik Soruşturması Formunda kişinin kendisinin, babasının, annesinin, velisinin (Ask. Öğ. İçin), eşinin, kardeşinin ve 18 yaşından büyük çocuklarının kapsamda olduğu görülmektedir. Ayrıca 25/10/2018 tarih ve 30576 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan Yönetmelik değişikliği ile söz konusu forma "Kendisi ve Yakın Akrabalarıyla İlgili Belirtilmesinde Fayda Görülen Diğer Hususlar" başlıklı bir kısmında eklendiği görülmektedir. Silahlı kuvvetler, emniyet gibi güvenliğin sağlanması görevini yerine getiren kurumlara personel alımında yukarıda belirtilen aile bireyleri dışında yakın akrabalarının güvenlik soruşturması kapsamına alınıp alınmayacağı her olay özelinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu değerlendirme yapılırken hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yürütülen kişinin yaşadığı ortam, aile ilişkileri bir bütün olarak ele alınmalıdır. Dolayısıyla her olay özelinde güvenlik soruşturmasını yapacak birimlerce bu hususların araştırılması ve gerekli bağlantıların bilgi ve belgelerle ortaya konularak desteklenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlık konusu olayda ise yetkili kurumlardan gelen bilgilerde davacının dayısının oğlunun FETÖ/PDY terör örgütüne irtibat ve iltisakı olduğundan dolayı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığından bahisle güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğu görülmekte olup, dosya da yer alan bilgi ve belgelerde davacının dayısının oğlu ile nasıl bir ilişkisi olduğu ve bu durumun davacının güvenlik soruşturmasını hangi suretle etkilediği hususunun ortaya konulmadığı görüldüğünden, somut ve hukuken kabul edilebilir bir inceleme yapılmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 24/06/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Danıştay 8. Daire, E:2020/5325, K:2023/1639 sayılı oybirliğiyle verilen kararında, davacının ablası ve babası hakkındaki istihbari bilgilerin tek başına davacının terör örgütüyle irtibat veya iltisak içinde olduğu anlamına gelmeyeceğini ortaya koyarak atamama işlemini hukuka aykırı bulmuştur. Yine Danıştay 8. Daire, E:2020/5290, K:2023/1641 sayılı oybirliğiyle verilen kararında davacı hakkında somut herhangi bir olumsuz durum tespit edilmemesine karşın atama yapılmaması işlemini hukuka aykırı bularak iptal kararını onamıştır.

Danıştay 8. Daire, E. 2020/5325, K. 2023/1639Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/5325 E.  ,  2023/1639 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/5325 Karar No : 2023/1639 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Teknik Üniversitesi VEKİLİ : Av. … TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava … Dairesinin gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından; … Üniversitesi İnşaat Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü, Ulaştırma Anabilim Dalı araştırma görevlisi kadrosuna atanmasının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin (A) bendinin 8 numaralı alt bentte belirtilen şartı sağlamadığından bahisle, atamasının yapılmamasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında hakkında olumsuz bilgiye rastlanmayan davacının, devletin güvenliğini tehlikeye düşürebilecek yasa dışı faaliyetlerde veya kurumun güvenliğini ihlal edebilecek tutum ve davranışlar içerisinde bulunduğunu ortaya koyan hukuken kabul edilebilir somut bir tespite yer verilmediği gibi hukukun evrensel bir prensibi olan ceza sorumluluğunun şahsiliği ve hiç kimsenin başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamayacağı prensibi de göz önüne alındığında, ideolojik herhangi bir faaliyeti bulunmayan ve herhangi bir suçtan hüküm giymemiş olan davacının, bilgi notunda yer alan ablası ve babası ile ilgili istihbari bilgi nedeniyle güvenlik soruşturmasının olumsuz değerlendirilerek 657 sayılı Kanunun 48/8. maddesinde memuriyete girişte aranan söz konusu genel şartı taşımadığı değerlendirilerek tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılarak, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; dava konusu işlemin yasal dayanağı olan 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinin A-8 bendinde yer alan Devlet memurluğuna alımlarda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması gerektiğine ilişkin düzenlemenin, Anayasaya ve hukuka aykırı olduğunun Anayasa Mahkemesinin 24/07/2019 tarih ve E:2018/73; K:2019/65 sayılı kararı ile ortaya konularak iptal edilmesi karşısında, davacının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle görevine son verilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Anayasa Mahkemesi kararlarının geçmişe yürümeyeceğinden uyuşmazlığın çözümünde işlem tarihindeki mevzuatın esas alınması gerektiği, işlem tarihinde yürürlükte bulunan Devlet Memurları Kanunun 48. maddesi uyarınca kamuya ilk defa atanacakların güvenlik soruşturmasının yaptırılmasının şart koşulduğu, davacının da bu kapsamda güvenlik soruşturması yapıldığı ve olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle atamasının yapılmadığı ileri sürülerek istinaf kararının bozulması istenilmiştir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : … Üniversitesi İnşaat Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü, Ulaştırma Anabilim Dalı araştırma görevlisi kadrosuna yerleştirilmeye hak kazanan davacının, 657 sayılı Kanunun 48. maddesinin 8. fıkrası uyarınca hakkında yapılan güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğu gerekçesiyle atamasının yapılmamasına ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun dava konusu işlem tarihindeki 48. maddesinde "Madde 48 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/14 md.) Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır. A) Genel şartlar: 1. Türk Vatandaşı olmak, 2. Bu Kanunun 40 ncı maddesindeki yaş şartlarını taşımak, 3. Bu Kanunun 41 nci maddesindeki öğrenim şartlarını taşımak, 4. Kamu haklarından mahrum bulunmamak, 5. (Değişik: 23/1/2008 – 5728/317 md.) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…)(1) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak. 6. Askerlik durumu itibariyle; a) Askerlikle ilgisi bulunmamak, b) Askerlik çağına gelmemiş bulunmak, c) Askerlik çağına gelmiş ise muvazzaf askerlik hizmetini yapmış yahut ertelenmiş veya yedek sınıfa geçirilmiş olmak, 7. 53 üncü madde hükümleri saklı kalmak kaydı ile görevini devamlı yapmasına engel olabilecek (…) akıl hastalığı (…) bulunmamak. 8. (Ek: 3/10/2016 – KHK-676/74 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/60 md.) Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak. B) Özel şartlar: 1. Hizmet göreceği sınıf için 36 ve 41 nci maddelerde belirtilen öğretim ve eğitim kurumlarının birinden diploma almış olmak, 2. Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak." hükmü yer almakta olup, Anayasa Mahkemesinin 24/07/2019 tarih ve E:2018/73; K:2019/65 sayılı kararıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (8) numaralı alt bendinin iptaline karar verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa'nın "Anayasa Mahkemesinin kararları" başlıklı 153. maddesinde; Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının kesin olduğu, iptal kararlarının gerekçesi yazılmadan açıklanamayacağı, Anayasa Mahkemesi'nin bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemeyeceği, kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümlerinin, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, gereken hallerde Anayasa Mahkemesi'nin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabileceği, bu tarihin, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemeyeceği, iptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda Türkiye Büyük Millet Meclisinin, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun teklifini öncelikle görüşüp karara bağlayacağı, iptal kararlarının geriye yürümeyeceği, Anayasa Mahkemesi kararlarının Resmi Gazetede hemen yayımlanacağı ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlayacağı hükmüne yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 12/12/1989 tarih ve E:1989/11, K:1989/48 sayılı kararında, "Türk Anayasa sisteminde Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir karmaşaya neden olmamak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece, hukuksal ve nesnel alanda sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmasına" ilişkin hususlar belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği ilkesi uyarınca, her ne kadar 657 sayılı Kanun'un anılan hükmü Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiş ise de; dava konusu işlem tarihi olan 14/05/2018 tarihi itibariyle düzenlemenin yürürlükte olduğu, anılan düzenleme uyarınca davacının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapıldığı görüldüğünden, işin esasına girilerek değerlendirme yapılması gerekmektedir. Davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü tarafından davalı idareye gönderilen yazının incelenmesinden; davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında olumsuz bilgiye rastlanmadığı, devletin güvenliğini tehlikeye düşürebilecek yasa dışı faaliyetlerde veya kurumun güvenliğini ihlal edebilecek tutum ve davranışlar içerisinde bulunduğunu ortaya koyan hukuken kabul edilebilir somut bir tespite yer verilmediği, herhangi bir suçtan hüküm giymediği, ablasının 2009 yılında PKK terör örgütü adına düzenlenen etkinliğe katıldığı, babasının 2001 yılında PKK terör örgütünün legal yapılanmasının düzenlemiş olduğu etkinliğe katıldığının bildirildiği görülmektedir. Bu durumda; davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturmasında, davacı ile ilgili herhangi bir olumsuz durumun tespit edilmediği, ablası ve babası hakkındaki bilgilerin de tek başına davacının PKK terör örgütü ile irtibatının veya iltisakının bulunduğu anlamına gelmeyeceği göz önüne alındığında, güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğu gerekçesiyle atamasının yapılmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Bu itibarla; Bölge İdare Mahkemesince verilen ve hüküm fıkrası itibarıyla hukuka uygun bulunan kararın, yukarıda aktarılan gerekçe ile onanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava … Dairesinin gün ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda yer verilen GEREKÇE İLE ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 05/04/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Danıştay 8. Daire, E. 2020/5290, K. 2023/1641Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/5290 E.  ,  2023/1641 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/5290 Karar No : 2023/1641 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Üniversitesi VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından; … Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Spor Yöneticiliği Anabilim Dalı'na araştırma görevlisi olarak atanmaya hak kazanan davacının, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumsuz sonuçlandığından bahisle atamasının uygun bulunmamasına dair .. Üniversitesi Personel Daire Başkanlığı'nın … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; Mahkemelerince yapılan ara kararı ile, davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz olarak değerlendirilmesine dayanak teşkil eden bilgi ve belgeler Sakarya Valiliği'nden istendiği, gönderilen evrakın incelenmesinden, davacı hakkında olumsuz bir bilgiye rastlanmadığı, bu durumda, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, hakkında yürütülen veya tamamlanan adli veya idari bir soruşturma ya da araştırma görevlisi olmaya engel bir suçtan mahkumiyeti bulunmayan davacının, Sakarya Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı yazısı nedeniyle güvenlik soruşturması olumsuz değerlendirilerek Kocaeli Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Spor Yöneticiliği Anabilim Dalı'na araştırma görevlisi olarak atanmasının uygun bulunmamasına ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde mevzuata ve hukuka uyarlık görülmediği sonucuna varılarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; dava konusu işlemin yasal dayanağı olan 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinin A-8 bendinde yer alan Devlet memurluğuna alımlarda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması gerektiğine ilişkin düzenlemenin, Anayasaya ve hukuka aykırı olduğunun Anayasa Mahkemesinin 24/07/2019 tarih ve E:2018/73; K:2019/65 sayılı kararı ile ortaya konularak iptal edilmesi karşısında, davacının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle görevine son verilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Anayasa Mahkemesi kararlarının geçmişe yürümeyeceğinden uyuşmazlığın çözümünde işlem tarihindeki mevzuatın esas alınması gerektiği, işlem tarihinde yürürlükte bulunan Devlet Memurları Kanunun 48. maddesi uyarınca kamuya ilk defa atanacakların güvenlik soruşturmasının yaptırılmasının şart koşulduğu, davacının da bu kapsamda güvenlik soruşturması yapıldığı ve olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle atamasının yapılmadığı ileri sürülerek istinaf kararının bozulması istenilmiştir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : … Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü, Ulaştırma Anabilim Dalı araştırma görevlisi kadrosuna yerleştirilmeye hak kazanan davacının, 657 sayılı Kanunun 48. maddesinin 8. fıkrası uyarınca hakkında yapılan güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğu gerekçesiyle atamasının yapılmamasına ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun dava konusu işlem tarihindeki 48. maddesinde "Madde 48 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/14 md.) Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır. A) Genel şartlar: 1. Türk Vatandaşı olmak, 2. Bu Kanunun 40 ncı maddesindeki yaş şartlarını taşımak, 3. Bu Kanunun 41 nci maddesindeki öğrenim şartlarını taşımak, 4. Kamu haklarından mahrum bulunmamak, 5. (Değişik: 23/1/2008 – 5728/317 md.) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…)(1) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak. 6. Askerlik durumu itibariyle; a) Askerlikle ilgisi bulunmamak, b) Askerlik çağına gelmemiş bulunmak, c) Askerlik çağına gelmiş ise muvazzaf askerlik hizmetini yapmış yahut ertelenmiş veya yedek sınıfa geçirilmiş olmak, 7. 53 üncü madde hükümleri saklı kalmak kaydı ile görevini devamlı yapmasına engel olabilecek (…) akıl hastalığı (…) bulunmamak. 8. (Ek: 3/10/2016 – KHK-676/74 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/60 md.) Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak. B) Özel şartlar: 1. Hizmet göreceği sınıf için 36 ve 41 nci maddelerde belirtilen öğretim ve eğitim kurumlarının birinden diploma almış olmak, 2. Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak." hükmü yer almakta olup, Anayasa Mahkemesinin 24/07/2019 tarih ve E:2018/73; K:2019/65 sayılı kararıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (8) numaralı alt bendinin iptaline karar verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa'nın "Anayasa Mahkemesinin kararları" başlıklı 153. maddesinde; Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının kesin olduğu, iptal kararlarının gerekçesi yazılmadan açıklanamayacağı, Anayasa Mahkemesi'nin bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemeyeceği, kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümlerinin, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, gereken hallerde Anayasa Mahkemesi'nin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabileceği, bu tarihin, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemeyeceği, iptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda Türkiye Büyük Millet Meclisinin, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun teklifini öncelikle görüşüp karara bağlayacağı, iptal kararlarının geriye yürümeyeceği, Anayasa Mahkemesi kararlarının Resmi Gazetede hemen yayımlanacağı ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlayacağı hükmüne yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 12/12/1989 tarih ve E:1989/11, K:1989/48 sayılı kararında, "Türk Anayasa sisteminde Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir karmaşaya neden olmamak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece, hukuksal ve nesnel alanda sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmasına" ilişkin hususlar belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği ilkesi uyarınca, her ne kadar 657 sayılı Kanun'un anılan hükmü Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiş ise de; dava konusu işlem tarihi olan 14/05/2018 tarihi itibariyle düzenlemenin yürürlükte olduğu, anılan düzenleme uyarınca davacının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapıldığı görüldüğünden, işin esasına girilerek değerlendirme yapılması gerekmektedir. Davacı hakkında ilk derece Mahkemesi tarafından yapılan ara kararı ile, davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz olarak değerlendirilmesine dayanak teşkil eden bilgi ve belgelerin Sakarya Valiliği'nden istendiği, gönderilen evrakın incelenmesinden, davacı hakkında olumsuz bir bilgiye rastlanmadığı, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, davacı hakkında yürütülen veya tamamlanan adli veya idari bir soruşturma ya da araştırma görevlisi olmaya engel bir suçtan mahkumiyetin bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda; davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturmasında, davacı ile ilgili herhangi bir olumsuz durumun tespit edilmediği göz önüne alındığında, güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğu gerekçesiyle atamasının yapılmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Bu itibarla; Bölge İdare Mahkemesince verilen ve hüküm fıkrası itibarıyla hukuka uygun bulunan kararın, yukarıda aktarılan gerekçe ile onanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda yer verilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 05/04/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Danıştay 10. Daire, E:2019/10823, K:2020/7185 sayılı kararında yalnızca kardeşte Bylock kaydı bulunduğu gerekçesiyle güvenlik soruşturmasının olumsuz değerlendirilemeyeceğini hükme bağlamıştır. Kararda yakın çevrenin örgütle irtibatı ve iltisakının titizlikle araştırılması ve kanaatin farklı bilgi ile delillerle desteklenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Danıştay 10. Daire, E. 2019/10823, K. 2020/7185Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/10823 E.  ,  2020/7185 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2019/10823 Karar No : 2020/7185 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Özel güvenlik görevlisi olarak çalışmakta iken 13/11/2017 tarihinde yenileme silahlı eğitimini tamamlayarak özel güvenlik kimlik kartı almak üzere başvuran davacı tarafından, hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğundan bahisle silahlı özel güvenlik kimlik kartının iptal edilmesine ilişkin Kayseri Valiliği İl Özel Güvenlik Komisyonu'nun … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile silahlı kimlik kartının tasdiki ve iadesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması sonucunda ilgili "ablasının Bylock kaydı mevcut olduğu" yönündeki bilginin, davacının ve kendisini etkileyebilecek yakın çevresinde bulunan kişilerin bu örgüte aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olup olmadığı, örgütle sıkı işbirliği içinde bulunup bulunmadığı, bunları destekleyip desteklemediği, sempatizanı olup olmadığı yönünden de titizlikle araştırılması, bu yöndeki kanaatin mümkün olduğunca farklı bilgi ve delillerle desteklenmesi, ancak bu durumun sabit görülmesi halinde davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz olarak nitelendirilmesi gerekirken, bu yönde bir inceleme yapılmaksızın, başkaca bir delil ya da bilgi sunulmaksızın, sadece "kardeşinde Bylock kaydı mevcut olduğu" gerekçesine dayalı olarak, güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğundan bahisle silahlı özel güvenlik kimlik kartının iptal edilmesine ilişkin olarak tesis olunan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı; her ne kadar davacı tarafından; dava dilekçesinin netice ve talep kısmında, işlemin iptali isteminin yanında silahlı özel güvenlik kimlik kartının tasdiki ve tarafına iadesi de talep edilmişse de söz konusu taleplerin, işlemin iptaline matuf talepler olduğunun değerlendirildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu … İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının ablasının bylock kaydının bulunmasının, davacının ve kendisini etkileyebilecek yakın çevresinde bulunan kişilerin bu örgüte aidiyeti olduğunun, örgütle sıkı işbirliği içinde olduğunun, bunları desteklediğinin açık bir delili olduğu, mahkeme kararının gerekçe bölümünün hukuka aykırı olduğu, güvenlik soruşturması olumsuz olan şahıslara çalışma izni verilip verilmeyeceğine Komisyonca karar verileceği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, artan posta ücretinin istemi halinde davalıya iadesine, 30/12/2020 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Danıştay 8. Daire, E:2019/9686, K:2021/3440 sayılı kararında davacının babasına ilişkin bilginin somut bir temele dayanmayan ve varsayımdan hareketle hazırlanmış bir bilgi notu niteliği taşıdığını saptayarak, bu şekilde yapılan incelemeye dayalı işlemi hukuka aykırı bulmuştur.

Danıştay 8. Daire, E. 2019/9686, K. 2021/3440Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2019/9686 E.  ,  2021/3440 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2019/9686 Karar No : 2021/3440 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … Vekili : Av. … İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kara Kuvvetleri Komutanlığı Balıkesir Astsubay Meslek Yüksek okulunda askeri öğrenci adayı olan davacının, hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olması nedeniyle okulu ile ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturmasında; davacının, babasının; 2017 yılında mahalinde yapılan çalışmalarda babasının FETÖ/PDY'ye müzahir şahıslardan olabileceği şeklinde teyide muhtaç istihbari mahiyette bilgiler elde edildiği gerekçesiyle 05/10/2017 tarihinde toplanan Milli Savunma Bakanlığı Üst Değerlendirme Komisyonu tarafından askeri öğrenci adayı olan davacı hakkında elde edilen bilgiler neticesinde, davacı hakkında olumsuz değerlendirme sonucuna ulaşıldığı ve bunun üzerine davacının dava konusu işlem ile astsubay temel eğitiminin sonlandırıldığı, bu durumda, hukukun evrensel bir prensibi olan ceza sorumluluğunun şahsiliği ve hiç kimsenin başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamayacağı prensibi göz önüne alındığında, ideolojik herhangi bir faaliyeti bulunmayan ve herhangi bir suçtan hüküm giymemiş olan davacının, bilgi notunda yer alan ve herhangi bir yargı kararıyla da sabit olmadığı görülen babası hakkındaki teyide muhtaç ifadeler nedeniyle güvenlik soruşturmasının olumsuz değerlendirilerek davacının astsubay temel eğitiminin sonlandırılarak ilişiğinin kesilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde elde edilen istihbari mahiyetteki bilgilere dayanılarak davacının güvenlik soruşturmasının Üst Değerlendirme Komisyonunca olumsuz olarak değerlendirilmesinden bahisle eğitimden ilişiğinin kesildiği, yapılan işlemin mevzuata uygun olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, bakılmakta olan davada yetkili yargı yerinin Onikinci Daire tarafından tespit edildiği görüldüğünden, yetkili yargı yeri yönünden Dairemizce ayrıca bir inceleme yapılmadan, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Kara Kuvvetleri Komutanlığı Balıkesir Astsubay Meslek Yüksek okulunda askeri öğrenci adayı olan davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda yetkili kurumdan alınan bilgi notunda "babası … 2017 yılında mahalinde yapılan çalışmalarda FETÖ/PDY'ye müzahir şahıslardan olabileceği şeklinde teyide muhtaç istihbari mahiyette bilgiler elde edildiği" ifadelerine yer verildiği, anılan bilgi notunun Milli Savunma Bakanlığı Üst Değerlendirme Komisyonu üyelerince değerlendirilmesi neticesinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olarak değerlendirilmesi sonucunda adaylığının sonlandırılması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli İle Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 1. maddesinde; "Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması; kamu kurum ve kuruluşlarında, yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile askeri, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ve ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılır. Devletin güvenliğini, ulusun varlığını ve bütünlüğünü iç ve dış menfaatlerinin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeler ile gizlilik dereceli kamu personeli ile meslek gruplarının tespiti, birim ve kısımların tanımlarının yapılması, güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının usul ve esasları ile bunu yapacak merciler ve üst kademe yöneticilerinin kimler olduğu Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulacak yönetmelik ile düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu hükme dayanılarak çıkarılan Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği’nin işlem tarihinde yürürlükte olan; 1. maddesinde; “Bu Yönetmeliğin amacı; yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde Devletin güvenliğinin, iç ve dış menfaatlerinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının gizlilik dereceli birim ve kısımlarını belirlemek, Türk Silahlı Kuvvetlerinde, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını düzenlemektir.” hükmüne, 4. maddesinde; “f) Arşiv araştırması: Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adli sicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının mevcut kayıtlardan saptanmasını, g) Güvenlik soruşturması: Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adli sicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının, yıkıcı ve bölücü faaliyetlerde bulunup bulunmadığının, ahlaki durumunun, yabancılar ile ilgisinin ve sır saklama yeteniğinin mevcut kayıtlardan ve yerinden araştırılmak suretiyle saptanması ve değerlendirilmesini,” tanımlarına, 9. maddesinde "Türk Silahlı Kuvvetlerinin kadro ve kuruluşlarında yer alacak personelin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, Türk Silahlı Kuvvetlerince bu Yönetmeliğe uygun olarak hazırlanacak yönerge uyarınca yapılır." hükmüne, 11. maddesinde ”Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında kişinin içinde bulunduğu ortam da dikkate alınarak: a) Kimlik kontrolü, kimlik kayıtlarının doğruluk derecesi, uyrukluğu, geçmişte yabancı bir devletin uyrukluğuna girip girmediği, b) Kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığı, kolluk kuvvetlerinin ve istihbarat ünitelerinin arşivlerinde bilgiler bulunup bulunmadığı, adli sicil kaydının ve hakkında bir tahdidin olup olmadığı, c) Yıkıcı faaliyetlerde bulunup bulunmadığı ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanuna ve Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı davranıp davranmadığı. d) Şeref ve haysiyetini ihlal edecek ve görevine yansıyacak şekilde kumara, uyuşturucuya, içkiye, paraya ve aşırı bir şekilde menfaatine düşkün olup olmadığı, ahlak ve adaba aykırı davranıp davranmadığı, e) Yabancılarla, özellikle hasım ve hasım olması muhtemel Devlet mensupları ve temsilcileriyle ilgili derecesinin iç yüzü ve nedeni, f) Sır saklama yeteneğinin olup olmadığı, araştırılır.”, hükümleri, Yönetmeliğin ekinde yer alan güvenlik soruşturması formunda aileye dair bilgiler kısmında babasının, annesinin, velisinin (Ask. Öğ. İçin), eşinin, kardeşinin ve 18 yaşından büyük çocuklar yer almaktadır. Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği'nin 9. maddesine dayanılarak çıkarılan Silahlı Kuvvetler İstihbarata Karşı Koyma, Koruyucu Güvenlik ve İşbirliği Yönergesi'nin 3.bölümü 1.kısmının 1. maddesinde genel esasların, 2. maddesinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının genel ilkelerinin, 13. maddesinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz kabul edileceği hallerin düzenlendi ve ilgili bölüm eklerinde Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği’nin ekinde yer alan güvenlik soruşturma formunda yer alan bilgileri de içeren güvenlik soruşturma formu yer almaktadır. Mülga Astsubay Meslek Yüksek Okulları Yönetmeliğinin 44. maddesinde "Astsubay meslek yüksek okullarına, ihtiyaç duyulması halinde aşağıdaki koşulları taşıyanlardan, yapılacak seçme sınavlarında başarılı olanlar alınır. Aşağıda belirtilen bu koşullar dışındaki diğer giriş koşulları, kuvvet özelliklerine göre her yıl Genelkurmay Başkanlığı, ilgili kuvvet komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığınca belirlenir ve yayımlanır. a) Türk vatandaşı olmak, b) Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından belirlenen ve Genelkurmay Başkanlığınca onaylanan sivil lise ve dengi okulların birinden diploma almaya hak kazanmış olmak, c) Kendisinin, annesinin, babasının, kardeşlerinin ve velisinin; 1) Tutum ve davranışları ile yasa dışı, siyasi, yıkıcı, irticai, bölücü ideolojik görüşleri benimsememiş, bu gibi faaliyetlerde bulunmamış veya bu gibi faaliyetlere karışmamış olması, 2) Türk Silahlı Kuvvetlerinin manevi şahsiyetine gölge düşürmemiş ve askerliğin şeref ve haysiyeti ile bağdaşmayacak fiil ve hareketlerde bulunmamış olması, 3) Toplumca tasvip edilmeyen kazanç yollarında çalışmamış ve halen çalışmamakta olması, 4) Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlar ile basit ve nitelikli zimmet, irtikap, iftira, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, cürüm tasnii, ırza geçmek, sarkıntılık, kız, kadın veya erkek kaçırmak, fuhşiyata tahrik, gayri tabii mukarenet, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçlar ile istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç olmak üzere kaçakçılık, resmi ihale ve alım ve satımlara fesat karıştırma, devlet sırlarını açığa vurma suçlarından birinden mahkumiyetinin bulunmaması, 5) Yapılacak arşiv araştırması ve resmi güvenlik soruşturması sonucunda şüpheli ya da sakıncalı hallerinin bulunmaması,…" hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu işlemin, davacının babası hakkında yetkili kurumlardan gelen " 2017 yılında mahalinde yapılan çalışmalarda FETÖ/PDY'ye müzahir şahıslardan olabileceği şeklinde teyide muhtaç istihbari mahiyette bilgiler elde edildiği" bilgi notuna dayandırıldığı görülmektedir. Kamu görevlilerinin sadakat, tarafsızlık ve devlete bağlılık yükümlülüğü çerçevesinde devleti temsil eden ve millî güvenlik bakımından hassasiyet içeren bazı kamu görevlerine atanacak kişiler bakımından daha sıkı nitelikler aranması ve birtakım sınırlamaların getirilmesi doğaldır. Bu şekilde aranan nitelikler ve kanunlarda öngörülen kısıtlamalar, kamu hizmetinin etkin ve sağlıklı bir biçimde yürütülmesi amacına yöneliktir. Silahlı kuvvetler, emniyet gibi millî güvenlik açısından önem arz eden kurumlara personel alımında ilgili kamu hizmeti niteliği gereği bazı özel koşulların aranması gerekmekte olup, davacının aile bireylerinin eylemlerinin davacının kamu hizmetine girme hakkını engelleyecek biçimde değerlendirmeye alınmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olmayacağı değerlendirilmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 2014/16941 başvuru numaralı kararında "47. Somut olayda başvurucu hakkında yapılan ve başvurucunun ailesine ait bilgiler içeren güvenlik soruşturmasına istinaden sözleşmenin feshedilmesi işlemini Mahkemenin hukuka aykırı bulmadığı görülmektedir. Olayda başvurucunun karşı karşıya kaldığı söz konusu işlem millî güvenliğin sağlanması görevini yerine getirmeyi amaçlayan Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev alacak personelde birtakım özel koşulların aranmasının gerekmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda başvurucunun aile bireylerinin eylemlerinin başvurucunun kamu hizmetlerine girme hakkını etkileyecek biçimde değerlendirmeye alınmasının -ilgili kamu hizmetinin niteliği dikkate alındığında- hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuracağı söylenemez." ifadelerine yer verilerek benzer bir değerlendirme yapılmıştır. Bununla birlikte güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında kapsama alınacak aile bireylerininde saptanması gerekmekte olup, Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği’nin ekinde yer alan Güvenlik Soruşturması Formunda kişinin kendisinin, babasının, annesinin, velisinin (Ask. Öğ. İçin), eşinin, kardeşinin ve 18 yaşından büyük çocuklarının kapsamda olduğu görülmektedir. Ayrıca 25/10/2018 tarih ve 30576 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan Yönetmelik değişikliği ile söz konusu forma "Kendisi ve Yakın Akrabalarıyla İlgili Belirtilmesinde Fayda Görülen Diğer Hususlar" başlıklı bir kısmında eklendiği görülmektedir. Silahlı kuvvetler, emniyet gibi güvenliğin sağlanması görevini yerine getiren kurumlara personel alımında yukarıda belirtilen aile bireyleri dışında yakın akrabalarının güvenlik soruşturması kapsamına alınıp alınmayacağı her olay özelinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu değerlendirme yapılırken hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yürütülen kişinin yaşadığı ortam, aile ilişkileri bir bütün olarak ele alınmalıdır. Dolayısıyla her olay özelinde güvenlik soruşturmasını yapacak birimlerce bu hususların araştırılması ve gerekli bağlantıların bilgi ve belgelerle ortaya konularak desteklenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlık konusu olayda ise yetkili kurumlardan gelen bilgilerde davacının babası hakkında FETÖ/PDY'ye müzahir şahıslardan olabileceği şeklinde teyide muhtaç istihbari mahiyette bilgiler elde edildiğinden bahisle güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğu görülmekte olup, dosya da yer alan bilgi ve belgelerde davacının babası ile ilgili olarak FETÖ/PDY'ye üye olup olmadığı konusunda somut herhangi bir bilgi ve belge olmadığı, varsayıma dayalı olarak hazırlanan bir bilgi notu olduğu görüldüğünden, somut ve hukuken kabul edilebilir bir inceleme yapılmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 24/06/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Danıştay 8. Daire, E:2020/257, K:2022/2182 sayılı oyçokluğuyla verilen kararında, davacının belirli bir dönem ilgili bankada çalışmış olmasının tek başına güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına yetmeyeceğini, örgütle aidiyet, iltisak ve irtibatın başka bilgi ve belgelerle desteklenmesi gerektiğini ortaya koymuş; salt bu çalışmaya dayanılarak yeterli araştırma yapılmadan verilen davanın reddi kararını onayan bölge idare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığına hükmetmiştir.

Danıştay 8. Daire, E:2019/9682, K:2021/3431 sayılı kararında, davacının dayısı ve dayısının eşine ilişkin istihbari verilere dayanılarak işlem tesis edilebilmesi için davacı ile bu kişiler arasındaki ilişkinin ve bunun güvenlik soruşturmasını nasıl etkilediğinin somut bilgi ve belgelerle ortaya konulması gerektiğini, aksi hâlde işlemin hukuka aykırı olacağını hükme bağlamıştır.

İptal Davasının Sonuçları ve Tam Yargı Davası

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesi uyarınca ilgililer, haklarını ihlal eden bir idari işlem nedeniyle iptal davası ve tam yargı davasını birlikte açabilecekleri gibi önce iptal davası açıp bu davanın karara bağlanmasının ardından, kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlar için icra tarihinden itibaren dava süresi içinde ayrıca tam yargı davası da açabilirler. Bu yolun seçilmesi hâlinde ilgilinin 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca idareye başvurma hakkı saklı kalmaktadır.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 12Kaynağı aç
Madde 12 – İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır. Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması:

Güvenlik soruşturması işleminin iptali, ilgili kadro ya da pozisyon için aranan diğer koşulların da karşılandığı anlamına gelmez. Danıştay, iptal kararının ardından idarenin davacının diğer şartları taşıyıp taşımadığını ayrıca inceleme yetkisinin bulunduğunu belirtmektedir. Bunun yanı sıra idare, 7315 sayılı Kanun'un öngördüğü usul ve esaslara uygun olarak yeniden güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapabilir.

Yargılama Usulü: Dilekçeler ve Yürütmeyi Durdurma

İdare mahkemesindeki yargılama sürecinde davacı iki, davalı idare de iki dilekçe verir ve dilekçeler teatisi bu aşamada tamamlanır; davalının ikinci savunmasına karşı davacı ayrıca savunma yapamaz. Yürütmenin durdurulması kararına karşı 7 gün içinde Bölge İdare Mahkemesine itiraz yoluna gidilebilir; Bölge İdare Mahkemesinin yürütmeyi durdurma konusundaki kararı kesindir.

Sık Sorulan Sorular

Güvenlik soruşturması olumsuz çıkınca hangi mahkemede dava açılır?

Görevli mahkeme idare mahkemesidir. İşlemi bakanlık tesis etmişse Ankara İdare Mahkemesi, valilik tesis etmişse o valiliğin bulunduğu yer idare mahkemesi yetkilidir. Farklı bir yargı kolunda dava açılması hâlinde görevsizlik kararı verilir.

Akrabamın terör örgütüyle bağlantısı nedeniyle soruşturmam olumsuz sonuçlandı; dava açabilir miyim?

7315 sayılı Kanun'un 4. ve 5. maddelerinin soruşturmanın kişi temelli yürütülmesini öngördüğü, araştırma yapılan kişi dışındaki şahıslara ait verilerin esas alınamayacağı yorumuna Danıştay 2. Daire 2024 yılında verdiği oyçokluğu kararlarında ulaşmıştır; ancak bu kararlarda karşı oy söz konusu yorumun dava konusu işlemlere uygulanamayacağını savunmaktadır. 4045 sayılı Kanun dönemine ait Danıştay 8. Daire içtihadında ise yakın akraba verisinin kullanılabilirliği her olayın koşullarına göre değerlendirilmekte, bağlantının somut bilgi ve belgelerle desteklenmesi şartı aranmaktaydı. İki yaklaşım arasındaki ilişkinin içtihat birliğine kavuşup kavuşmadığı konusunda belirsizlik devam etmektedir.

HAGB kararım nedeniyle güvenlik soruşturmam olumsuz çıktı; bu hukuka uygun mu?

HAGB kararları, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu ile CMK'nın 231. maddesi uyarınca yalnızca soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak yetkili yargı mercileri tarafından kullanılabilir. Güvenlik soruşturması birimlerinin HAGB kayıtlarına erişim yetkisi 26/10/2018 tarihine kadar hiç mevcut değildi. 7148 sayılı Kanun'la getirilen yetki belirli bir dönem yürürlükte kalmış, ardından Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. İptal kararının geriye yürümezliği nedeniyle söz konusu yetki iptal tarihine kadar geçerli olmuştur; 7315 sayılı Kanun'un 17/04/2021'de yürürlüğe girdiği tarihe kadar olan ara dönemde ise bu kayıtlara erişim yetkisi bulunmamaktadır. İşlemin hangi tarihe ait olduğu değerlendirmeyi doğrudan etkiler.

Davayı kazanırsam otomatik olarak göreve atanır mıyım?

Güvenlik soruşturması işleminin iptali, ilgili kadro için aranan diğer koşulların da karşılandığı anlamına gelmez. Danıştay, iptal kararının ardından idarenin davacının diğer şartları taşıyıp taşımadığını ayrıca inceleme yetkisinin bulunduğunu belirtmektedir. İdare ayrıca 7315 sayılı Kanun çerçevesinde yeniden güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapabilir.

İptal davasından sonra tazminat isteyebilir miyim?

2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi, tam yargı davasının iptal davasıyla birlikte ya da iptal kararının tebliği veya icrası sonrasında ayrı olarak da açılabilmesine olanak tanımaktadır. Bu yolun seçilmesi hâlinde 11. madde uyarınca idareye başvurma hakkı saklı kalmaktadır.

Güvenlik soruşturması neden olumsuz çıktığını nasıl öğrenebilirim?

Olumsuzluğun gerekçesi genellikle ilgiliye bildirilmez. Çoğunlukla ancak idari dava açıldıktan sonra davalı idarenin mahkemeye sunduğu savunma dilekçesinin içeriğinden işlemin olumsuzluk nedeni anlaşılabilmektedir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu