Güvenlik Soruşturması İptal Davası Sonrası Süreç

by Avukat Erdal Ersoy
Güvenlik Soruşturması İptal Davası Sonrası Süreç

Güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması üzerine tesis edilen işleme karşı açılan iptal davasının lehe sonuçlanması durumunda idare, hukuka aykırılığı saptanan işlemi ortadan kaldırarak kararın gereğini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması süreçleri 7315 sayılı Kanun çerçevesinde yürütülürken; yargı kararlarının uygulanması ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesi ile bağlı yetki, hukuki güvenlik ve mahkeme kararlarına uyma ilkelerine tabidir. Olumsuz işleme karşı idare mahkemesinde açılan iptal davasının kazanılmasının ardından kararın uygulanması, kamu görevine intibak ve parasal haklar ayrı hukuki aşamalara bağlanır.

İdarenin Mahkeme Kararını Uygulama Yükümlülüğü ve 30 Günlük Süre

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinin 1. fıkrası uyarınca idare, idari yargı yerlerince verilen esasa veya yürütmenin durdurulmasına dair kararların gereklerini yerine getirmek ve gecikmeksizin eylem ya da işlem tesis etmekle yükümlüdür. Kanunda öngörülen bu süre, kararın idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren en çok otuz gün ile sınırlandırılmıştır. Belirtilen otuz günlük süre azami bir sınır teşkil ettiğinden idare, sürenin sonunu beklemeden de kararın gereğini yerine getirebilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 28Kaynağı aç
Madde 28 – 1.(Değişik:10/6/1994-4001/13 md.) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 10/7/2013 tarihli ve E.: 2012/107 K.: 2013/90 sayılı Kararı ile.) (…) (Ek cümleler: 21/2/2014-6526/18 md.; Değişik üçüncü ve dördüncü cümleler: 10/9/2014-6552/97 md.; İptal üçüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 25/11/2015 tarihli ve E.: 2014/86, K.: 2015/109 sayılı Kararı ile.) (…)22 (İptal dördüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 25/11/2015 tarihli ve E.: 2014/86, K.: 2015/109 sayılı Kararı ile.) (Ek cümle: 10/9/2014-6552/97 md.) (…)22 ancak disiplin hükümleri saklıdır. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/58 md.) Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur. 3. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. 4. (Değişik: 21/2/2014-6526/18 md.) Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir. 5. Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin mahkeme kararlarının idareye tebliğinden sonra bu kararlara göre tespit edilecek vergi, resim, harçlar ve benzeri mali yükümler ile zam ve cezaların miktarı ilgili idarece mükellefe bildirilir. 6. (Değişik: 2/7/2012-6352/58 md.) Tazminat ve vergi davalarında idarece, mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süreye 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiz ödenir. Ancak mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işlemez. Açıklama:

İdare mahkemesi kararları kural olarak kesinleşmeden de icrai nitelik taşır. Bu sebeple idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olması kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz. Kararın uygulanmasının geçici olarak ertelenebilmesi için istinaf incelemesini yapan Bölge İdare Mahkemesinden ayrıca yürütmenin durdurulması kararı alınmış olması şarttır. Yürütmenin durdurulması yönünde verilmiş bir karar bulunmadıkça idare, kesinleşmeyi veya istinaf sonucunu gerekçe göstererek otuz günlük uygulama süresini bekletemez.

Yürütmenin Durdurulması ile Esastan İptal Kararı Arasındaki Fark

Yargılama sürecinde verilen yürütmenin durdurulması kararı, dava konusu idari işlemin icrasını geçici olarak durdurur ve nihai hukuki durumu kesin olarak belirlemez. Buna karşılık esas hakkında verilen iptal kararı, hukuka aykırı işlemi tesis edildiği tarihten itibaren geriye etkili biçimde ortadan kaldırır. İdare, iptal kararı sonrasında geçici bir uygulamanın ötesine geçerek ilgilinin hukuki durumunu eski hale getiren kalıcı idari işlemler kurmak zorundadır.

Aday Memurlar ile Fiilen Görevdeyken İlişiği Kesilenlerin Durumu

İptal kararının ardından göreve başlatma adımları ilgilinin hukuki konumuna göre ayrışır. Fiilen görev yaparken olumsuz güvenlik soruşturması gerekçesiyle ilişiği kesilen personel bakımından süreç mevcut bir kadroya iade niteliğinde değerlendirildiğinden genellikle daha az usuli aşama gerektirir. Buna karşılık ilk defa atanacak aday memurlar yönünden süreç; sınav sonucu, ilan koşulları ve kadro uygunluğu mevzuatı gözetilerek yeni bir atama işleminin tesis edilmesini gerektirir.

İdare, mahkeme kararının gerekçesine aykırı olmamak koşuluyla yalnızca usul eksikliğine dayanan hallerde usule uygun yeni bir değerlendirme yapabilir. Ancak mahkemenin hukuka aykırı bularak iptal ettiği maddi gerekçeleri ve aynı olguları tekrar öne sürerek ilgilinin başvurusunu yeniden reddedemez. İdarenin mahkeme kararının ardından yeni ve farklı bir gerekçeyle ret işlemi tesis etmesi halinde ise bu tasarruf bağımsız bir idari işlem sayılır ve söz konusu yeni işleme karşı yasal süresi içinde ayrı bir iptal davası açılması gerekir.

Özlük Kayıtları ve Mahrum Kalınan Parasal Hakların İadesi

Güvenlik soruşturmasının olumsuz sonucuna dayanan işlem iptal edildiğinde işlemin dayanağı hukuken geçersiz kaldığından ilgilinin özlük dosyasındaki ve resmi kayıtlarındaki olumsuz notların mahkeme gerekçesine uygun şekilde güncellenmesi gerekir. Anayasa'nın 36. maddesinde güvenceye alınan hak arama hürriyeti uyarınca daha önce güvenlik soruşturmasına karşı dava açmış olmak tek başına olumsuzluk sebebi sayılamaz; bununla birlikte dava dosyasının içeriği ve somut uyuşmazlığın konusu değerlendirmeden tamamen bağımsız tutulamaz.

Davanın kazanılması sonrasında açıkta veya görev dışında kalınan döneme ait mahrum kalınan maaş ve parasal haklar her dosyada kendiliğinden ödenmeyebilir. İdarenin yalnızca göreve başlatma işlemi yapıp parasal hakları ödememesi tam ifa niteliği taşımaz. İdarenin ödeme yapmaması veya eksik ödeme yapması halinde ilgilinin yazılı başvuruda bulunması ve netice alınamaması durumunda 2577 sayılı Kanun hükümleri kapsamında tam yargı davası açması gerekir.

Mahkeme Kararının Uygulanmaması Halinde Tazminat Sorumluluğu

Mahkeme kararının tebliğinin ardından idareye yazılı bildirimde bulunularak kararın uygulanması, göreve başlatma ve parasal hakların ifası istenebilir. İdarenin yasal otuz günlük süre içinde kararın icaplarını yerine getirmemesi halinde 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 3. fıkrası gereğince idare aleyhine Danıştay veya ilgili idare mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. Aynı maddenin 4. fıkrası uyarınca, yargı kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi halinde tazminat davası kamu görevlisinin şahsına karşı değil, ancak ilgili idare aleyhine açılabilir.

İdare mahkemesi kararı kesinleşmeden uygulanmak zorunda mıdır?

Evet, idare mahkemesi kararları kesinleşmeden de icrai nitelikte olduğundan idare, kararın tebliğinden itibaren en geç otuz gün içinde kararın icaplarını yerine getirmek mecburiyetindedir.

İdarenin istinafa başvurması göreve başlatma süresini durdurur mu?

Hayır, istinaf kanun yoluna başvurulması kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz; uygulamanın durması için Bölge İdare Mahkemesi tarafından ayrıca yürütmenin durdurulması kararı verilmesi zorunludur.

Dava kazanıldığında geriye dönük maaşlar otomatik ödenir mi?

Mahrum kalınan maaş ve özlük alacakları her dosyada kendiliğinden ödenmeyebilir; idarenin ödememesi veya eksik ifada bulunması halinde yazılı başvuru ve tam yargı davası açılması gerekir.

Kararın uygulanmaması halinde kamu görevlisinin şahsına doğrudan tazminat davası açılabilir mi?

Hayır, 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 4. fıkrası gereğince mahkeme kararlarının süresi içinde yerine getirilmemesi nedeniyle açılacak tazminat davaları kamu görevlisinin şahsına karşı değil, ancak ilgili idare aleyhine açılabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu