Gümrük Müşavirliği Hizmet Sözleşmesi: Temsil ve Sorumluluk

by Avukat Erdal Ersoy
Gümrük Müşavirliği Hizmet Sözleşmesi: Temsil ve Sorumluluk

Gümrük İşlemlerinde Temsil: Doğrudan ve Dolaylı Temsil Ayrımı

4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 225. maddesi uyarınca, eşyanın gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulmasına ilişkin faaliyetler; sahipleri ile bunların adına hareket edenler tarafından doğrudan temsil yoluyla ya da gümrük müşavirleri tarafından dolaylı temsil yoluyla takip edilir ve sonuçlandırılır. Temsil biçiminin seçimi, hangi kişilerin belirli işlemleri yürütebileceğini ve hukuki sorumluluğun kime yükleneceğini doğrudan belirler.

4458 sayılı GÜMRÜK KANUNU m. 225Kaynağı aç
Madde 225 – 1. Eşyanın gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulmasına ilişkin faaliyetler, 5 inci madde hükümleri çerçevesinde, sahipleri ile bunların adına hareket edenler tarafından doğrudan temsil yoluyla veya gümrük müşavirleri tarafından dolaylı temsil yoluyla takip edilir ve sonuçlandırılır. (Ek cümleler: 18/6/2009-5911/54 md.) Gerçek kişinin doğrudan temsil yoluyla iş takibi, geçerli vekaletnameye istinaden ticari miktar ve mahiyet arz etmeyen eşyanın ve özel kullanıma mahsus taşıt araçlarının gümrük işlemleri ile ilgili olarak mümkündür. Posta yolu ve hızlı kargo taşımacılığı kapsamında gelen ya da gönderilen, miktarı ve değeri Cumhurbaşkanınca belirlenecek eşyanın gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulması faaliyetlerinin takip edilip sonuçlandırılmasında, posta idaresi ya da hızlı kargo taşımacılığı yapan şirketler dolaylı temsilci olarak yetkili kılınabilir.[133] 2. Devlet, belediye, il özel idareleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin amir ve memurları, özel hukuk tüzel kişilerinin kendilerini temsile yetkili personeli, tüm gümrük işlemlerini doğrudan temsil yoluyla takip edebilirler. (Ek cümle: 18/6/2009-5911/54 md.) Özel hukuk tüzel kişilerinin doğrudan temsil yoluyla gümrük idarelerinde iş takibi yapacak personeli için 227 nci maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) dışındaki bentlerinde sayılan şartlar aranır. Kara, deniz ve havayolu işletmeleri ile nakliyeci kuruluş temsilcileri, taşıdıkları eşyanın sadece transit işlemlerini doğrudan temsil yoluyla takip edebilirler. (Ek paragraf: 18/6/2009-5911/54 md.) Doğrudan veya dolaylı temsilcilerin bu Kanunda öngörülen faaliyetlerini yapmalarına engel hastalığının bulunmaması gerekir. Tereddüt edilmesi halinde, Müsteşarlık tarafından tam teşekküllü resmi sağlık kurumlarından sağlık raporu talep edilebilir.

Kanunun 5. maddesine göre doğrudan temsilde temsilci başkasının adına ve hesabına, dolaylı temsilde ise kendi adına ancak başkasının hesabına hareket eder. Her iki hâlde de temsilci, temsil edilen kişi adına hareket ettiğini beyan etmek, temsilin doğrudan mı dolaylı mı olduğunu belirtmek ve temsil yetki belgesini gümrük idarelerine ibraz etmek zorundadır. Temsil yetkisi olmadığı hâlde ya da temsilci sıfatını bildirmeksizin başkası adına hareket eden kişi, kendi adına ve kendi hesabına hareket ediyor sayılır; bu durumda işlemin hukuki sonuçları o kişiye yüklenir.

4458 sayılı GÜMRÜK KANUNU m. 5Kaynağı aç
Madde 5 – Bütün kişiler, gümrük mevzuatı ile öngörülen tasarrufları ve işlemleri gerçekleştirmek üzere gümrük idarelerindeki işleri için bir temsilci tayin edebilirler. Transit taşımacılık yapan veya arızi olarak beyanda bulunan kişiler hariç olmak üzere, temsilci Türkiye Gümrük Bölgesinde yerleşik bulunan kişilerdir. Temsil, doğrudan veya dolaylı olabilir. temsilci, doğrudan temsil durumunda başkasının adına ve hesabına hareket eder. Dolaylı temsil durumunda ise kendi adına, ancak başkasının hesabına hareket eder. Temsilci, temsil edilen kişi namına hareket ettiğini beyan etmek, temsilin doğrudan veya dolaylı olduğunu belirtmek ve sahip olduğu temsil yetki belgesini gümrük idarelerine ibraz etmek zorundadır.[8] Bir başka kişi adına veya hesabına hareket ettiğini beyan etmeyen ya da bir temsil yetkisine sahip olmadığı halde, başka bir kişi adına ya da hesabına hareket ettiğini beyan eden kişi, kendi adına ve kendi hesabına hareket ediyor sayılır. 225 inci maddenin 1 inci fıkrasında belirtilen kişiler gümrük idarelerinde dolaylı temsilci olarak iş takip edebilirler. Madde 5 /A – (Ek: 18/6/2009-5911/2 md.) 1. Müsteşarlık, gerektiğinde ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerini de almak suretiyle Türkiye Gümrük Bölgesinde ekonomik faaliyette bulunan yerleşik kişilere ikinci fıkrada yer alan şartları taşımaları halinde yetkilendirilmiş yükümlü statüsü tanır. Yetkilendirilmiş yükümlüler, kolaylaştırılmış emniyet ve güvenlikle ilgili gümrük kontrollerinden veya gümrük mevzuatının öngördüğü basitleştirilmiş uygulamalardan faydalanır. 2. Yetkilendirilmiş yükümlü statüsünün tanınması için gereken şartlar aşağıda belirtilmiştir. a) 4 üncü maddede belirtilen sorumlulukların yerine getirilmesinde ciddi ihlallerde bulunmamak, b) Gümrük kontrollerinin doğru biçimde yapılabilmesine imkân veren ticari kayıtları düzenli bir şekilde tutma yeterliliğine sahip bulunmak, c) Müsteşarlıkça gerek görülen hallerde, mali yeterliliğe sahip olduğunu kanıtlamak, d) Uygun emniyet ve güvenlik standartlarına sahip bulunmak. 3. İkinci fıkrada belirtilen şartlar ile aşağıdaki hususlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir: a) Yetkilendirilmiş yükümlü statüsünün verilmesi, b) Basitleştirmelerden faydalanma izninin verilmesi, c) Bu statü ve izinlerin hangi gümrük idarelerince verileceğinin belirlenmesi, d) Risk yönetimi düzenlemeleri dikkate alınarak, emniyet ve güvenliğe ilişkin gümrük kontrollerinde tanınacak kolaylıkların türü ve kapsamının belirlenmesi, e) İlgili kurum ve kuruluşlardan gerektiğinde görüş alınması ve bilgi talebinde bulunulması, f) Yetkilendirilmiş yükümlü statüsünün geçici olarak geri alınması veya iptali. İKİNCİ AYIRIM Gümrük Mevzuatının Uygulanmasına İlişkin Kararlar

Kimler Doğrudan Temsil Yoluyla Gümrük İşlemi Yapabilir?

Gümrük Kanunu m. 225/1 uyarınca gerçek kişinin doğrudan temsil yoluyla gümrük işlemi takip edebilmesi, geçerli bir vekaletnameye dayanılması koşuluyla ticari miktar ve mahiyet arz etmeyen eşyanın ve özel kullanıma mahsus taşıt araçlarının gümrük işlemleriyle sınırlı tutulmuştur.

Devlet, belediye, il özel idareleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin amir ve memurları ise tüm gümrük işlemlerini doğrudan temsil yoluyla takip edebilir. Özel hukuk tüzel kişilerinin kendilerini temsile yetkili personeli de aynı imkândan yararlanabilmekle birlikte, Gümrük Kanunu m. 227/1'in (g) ve (h) bentleri dışındaki koşulların bu kişiler bakımından ayrıca aranacağı kanun metninde belirtilmiştir; söz konusu koşulların içeriği bu yazının kapsamı dışındadır. Kara, deniz ve havayolu işletmeleri ile nakliyeci kuruluş temsilcileri ise taşıdıkları eşyanın yalnızca transit işlemlerini doğrudan temsil yoluyla yürütebilir.

Posta yolu ve hızlı kargo taşımacılığı kapsamında gelen ya da gönderilen eşya için, miktarı ve değeri Cumhurbaşkanınca belirlenecek sınırlar dahilinde posta idaresi veya hızlı kargo şirketleri dolaylı temsilci olarak yetkili kılınabilir. Bu yetkilendirme zorunlu değil ihtiyari niteliktedir.

Gümrük Kanunu m. 225/2 uyarınca, doğrudan veya dolaylı temsilcilerin Kanun'da öngörülen faaliyetlerini yapmalarına engel bir hastalığının bulunmaması gerekir. Tereddüt hâlinde tam teşekküllü resmî sağlık kurumundan sağlık raporu talep edilebilir. Kanun metninde bu yetkiyi kullanan makam olarak Gümrük Müsteşarlığı gösterilmektedir; idari teşkilattaki sonraki değişiklikler nedeniyle güncel karşılığının ayrıca doğrulanması gerekir.

Gümrük Müşaviri ve Müşavir Yardımcısı: Yetki Çerçevesi

Gümrük Kanunu m. 226/1 uyarınca gümrük müşavirleri her türlü gümrük işlemini takip ederek sonuçlandırabilir. Müşavir yardımcıları ise bir gümrük müşavirinin yanında çalışır ve onun adına gümrük idarelerinde iş takip edebilir; Gümrük Kanunu m. 226/2'ye göre bu iş takibine sınırlandırma getirme yetkisi Gümrük Müsteşarlığı'na aittir. Stajyerler gümrük idarelerinde iş takibi yapamaz. Müşavir yardımcılarının ve stajyerlerin fiil ve hareketlerinden doğacak mali sorumluluk, yanında çalıştıkları gümrük müşavirine aittir.

4458 sayılı GÜMRÜK KANUNU m. 226Kaynağı aç
Madde 226 – 1. Gümrük müşavirleri her türlü gümrük işlemini takip ederek sonuçlandırabilirler. 2. Gümrük müşavir yardımcıları bir gümrük müşavirinin yanında çalışır ve onun adına gümrük idarelerinde iş takip edebilirler. Gümrük müşavir yardımcılarının gümrüklerde iş takibine ilişkin sınırlandırmalar yapmaya Gümrük Müsteşarlığı yetkilidir. 3. (Ek: 18/6/2009-5911/55 md.) Stajyerler, gümrük idarelerinde iş takibi yapamaz. 4. (Ek: 18/6/2009-5911/55 md.) Gümrük müşavir yardımcılarının ve stajyerlerin fiil ve hareketlerinden doğacak mali sorumluluk, yanında çalıştıkları gümrük müşavirine aittir.

Gümrük Müşavir Yardımcısı Olma Koşulları

Gümrük Kanunu'nun 227. maddesi gümrük müşavir yardımcısı olabilmek için çeşitli koşullar öngörmektedir. Bunların başında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak, medeni hakları kullanma ehliyetine sahip bulunmak ve kamu haklarından mahrum bulunmamak gelmektedir. Bunlara ek olarak, taksirli suçlar hariç olmak üzere, kaçakçılık, zimmet, rüşvet, dolandırıcılık, vergi kaçakçılığı, terörle mücadele kapsamı suçlar ve örgütlü suçlar dahil kanunda sayılan suçlardan hüküm giymemiş olmak (m. 227/1-d, 24/10/2019-7190/9 md. ile değişik) ile ceza veya disiplin soruşturması sonucunda memuriyetten çıkarılmamış olmak da aranmaktadır.

4458 sayılı GÜMRÜK KANUNU m. 227Kaynağı aç
Madde 227 – 1. Gümrük müşavir yardımcısı olabilecek kişilerin aşağıda belirtilen koşullara sahip olmaları gerekir: a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak, b) Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip bulunmak, c) Kamu haklarından mahrum bulunmamak, d) (Değişik:24/10/2019-7190/9 md.) Taksirli suçlar hariç olmak üzere; affa uğramış olsalar dahi, ağır hapis veya beş yıldan fazla hapis ya da kaçakçılık, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, dolanlı iflas, yalan yere şahadet, suç tasnii, iftira (…)[134] ile resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörün finansmanı, Devlet sırlarını açığa vurma, vergi kaçakçılığı veya vergi kaçakçılığına teşebbüs suçları ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamı suçlar ile örgütlü suçlardan hüküm giymemiş olmak, e) Ceza veya disiplin soruşturması sonucunda memuriyetten çıkarılmış olmamak, f) i) Hukuk, iktisat, maliye, işletme, muhasebe, bankacılık, kamu yönetimi, siyasal bilgiler ve endüstri mühendisliği dallarında eğitim veren fakülte ve yüksekokullardan veya denkliği Yüksek Öğretim Kurumunca tasdik edilmiş yabancı yükseköğretim kurumlarından en az lisans seviyesinde mezun olmak, ii) Diğer öğretim kurumlarından lisans seviyesinde mezun olduktan sonra (i) alt bendinde belirtilen bilim dallarından lisansüstü seviyede diploma almış olmak ya da ön lisans eğitimi veren gümrük, dış ticaret ve Avrupa Birliği konularında uzmanlık programı olan meslek yüksekokullarından mezun olmak, g) Staj amacıyla bir gümrük müşavirinin yanında bir yıl çalışmış olmak,[135] h) Yapılan gümrük mevzuatı ve gümrüğe ilişkin iktisadi, ticari ve mali konuları kapsayan sınavda başarılı olmak, 2. a) Gümrük idaresinde en az onbeş yıl çalışıp da görevlerinden istifa ederek veya emekli olarak ayrılan memurlardan 1 inci fıkradaki koşulları taşıyanlar, staj koşulu aranmaksızın gümrük müşavir yardımcısı sınavına girebilirler. b) Gümrük idaresinde en az onbeş yıl çalışıp da bunun üç yılını gümrük muayene memuru, gümrük başmemuru ve gümrük müdür yardımcısı görevlerinde geçirenlerden, görevlerinden istifa eden veya emekliye ayrılan ve 1 inci fıkradaki koşulları taşıyanlar sınav ve staj koşulu aranmaksızın gümrük müşavir yardımcısı olabilirler. 3. Yukarıda belirtilen koşulları yerine getirenlere gerekli müracaat belgelerinin tamamlanmasından itibaren altmış gün içinde Gümrük Müsteşarlığı tarafından Gümrük Müşavir Yardımcılığı İzin Belgesi verilir. Gümrük müşavir yardımcıları ancak bu izin belgesini aldıktan sonra mesleki faaliyette bulunabilirler.

Eğitim koşulu bakımından iki ayrı yol öngörülmüştür. Birinci yol (m. 227/1-f-i), hukuk, iktisat, maliye, işletme, muhasebe, bankacılık, kamu yönetimi, siyasal bilgiler ve endüstri mühendisliği alanlarında eğitim veren fakülte ya da yüksekokullardan veya denkliği Yükseköğretim Kurulunca onaylanan yabancı kurumlardan en az lisans düzeyinde mezuniyeti kapsamaktadır. İkinci yol (m. 227/1-f-ii) ise diğer öğretim kurumlarından lisans mezunu olduktan sonra söz konusu alanlarda lisansüstü diploma almayı ya da gümrük, dış ticaret ve Avrupa Birliği konularında uzmanlık programı bulunan ön lisans meslek yüksekokullarından mezun olmayı kapsamaktadır.

Gümrük idaresinde en az on beş yıl çalışıp görevden istifa eden veya emekli olanlar, m. 227/1'deki diğer koşulları taşımaları kaydıyla staj koşulu aranmaksızın gümrük müşavir yardımcısı sınavına girebilirler. Bu kişiler arasında, söz konusu on beş yılın üç yılını gümrük muayene memuru, gümrük başmemuru ve gümrük müdür yardımcısı görevlerinde geçirmiş olanlar ise sınav koşulundan da muaf tutularak doğrudan gümrük müşavir yardımcısı olabilirler.

Koşulları sağlayan adaylara, gerekli başvuru belgelerinin tamamlanmasından itibaren altmış gün içinde Gümrük Müşavir Yardımcılığı İzin Belgesi verilmekte; mesleki faaliyete ancak bu belgenin alınmasından sonra başlanabilmektedir. Kanun metninde yetkili makam olarak yer alan Gümrük Müsteşarlığı ibaresinin, idari teşkilattaki sonraki değişiklikler nedeniyle güncel karşılığının ayrıca doğrulanması gerekir.

Gümrük Müşaviri Statüsüne Geçiş

Gümrük Kanunu m. 228/1 uyarınca, m. 227/1'de belirtilen koşulları taşıyan ve iki yıl süreyle gümrük müşavir yardımcılığı yaparak gümrük mevzuatı ile ilgili iktisadi, ticari ve mali konuları kapsayan sınavda başarılı olan kişiler gümrük müşavirliği yapmaya hak kazanır. Bu zorunluluk yalnızca m. 227/1-f-ii bendindeki koşulu taşıyanlar bakımından uygulanmaz.

4458 sayılı GÜMRÜK KANUNU m. 228Kaynağı aç
Madde 228 – 1. 227 nci maddenin 1 inci fıkrasının (f) bendinin (ii) alt bendi hariç olmak üzere, aynı fıkrada belirtilen koşulları taşıyan ve iki yıl süre ile gümrük müşavir yardımcılığı yaparak, gümrük mevzuatı ve gümrüğe ilişkin iktisadi, ticari ve mali konuları kapsayan sınavda başarılı olan kişiler, gümrük müşavirliği yapmaya hak kazanır.[136] 2. a) Gümrük idaresinde on yıl çalışmış olup, bunun üç yılını şube müdürü, gümrük müdürü, gümrük muhafaza müdürü, gümrük başmüdür yardımcısı ve gümrük muhafaza başmüdür yardımcısı görevlerinden geçirenlerden, görevlerinden, istifa eden veya emekliye ayrılanlar 227 nci maddenin 1 inci fıkrasında belirtilen koşulları taşımaları halinde, staj koşuluna tabi tutulmaksızın gümrük müşavirliği sınavına girebilirler. Bu kişilere, talep halinde sınav ve staj koşulu aranmaksızın Gümrük Müşavir Yardımcısı İzin Belgesi verilir. b) Gümrük idaresinde gümrük başmüdürü, gümrük muhafaza başmüdürü, gümrük uzmanı, kontrolör, gümrük müfettişi, daire başkanı ve daha üst görevlerde enaz on yıl çalışmış olanlardan, görevlerinden istifa eden veya emekliye ayrılanlar, 227 nci maddenin 1 inci fıkrasında belirtilen koşulları taşımaları halinde, sınav ve staj koşuluna bağlı olmaksızın gümrük müşaviri olmaya hak kazanırlar. 3. 1 inci ve 2 nci fıkralarda belirtilen koşulları yerine getirenlere, gerekli müracaat belgelerinin tamamlanmasından itibaren altmış gün içinde Müsteşarlıkça Gümrük Müşavirliği İzin Belgesi verilir. Gümrük müşavirleri ancak bu izin belgesini aldıktan sonra mesleki faaliyette bulunabilirler.

Gümrük idaresinde on yıl çalışmış olup bunun üç yılını şube müdürü, gümrük müdürü, gümrük muhafaza müdürü, gümrük başmüdür yardımcısı veya gümrük muhafaza başmüdür yardımcısı görevlerinden birinde geçirip istifa eden ya da emekliye ayrılanlar, m. 227/1 koşullarını taşımaları hâlinde staj koşuluna tabi tutulmaksızın gümrük müşavirliği sınavına girebilir; talep edilmesi hâlinde bu kişilere sınav ve staj koşulu aranmaksızın Gümrük Müşavir Yardımcısı İzin Belgesi de verilir. Gümrük başmüdürü, gümrük muhafaza başmüdürü, gümrük uzmanı, kontrolör, gümrük müfettişi, daire başkanı ve daha üst görevlerde en az on yıl çalışıp istifa eden veya emekliye ayrılanlar ise m. 227/1 koşullarını taşımaları hâlinde sınav ve staj koşulu aranmaksızın gümrük müşaviri olmaya hak kazanır.

Gümrük müşavirliği izin belgesi, gerekli başvuru belgelerinin tamamlanmasından itibaren altmış gün içinde yetkili idari makamca verilir; gümrük müşavirleri ancak bu belgeyi aldıktan sonra mesleki faaliyette bulunabilirler.

Hizmet Sözleşmesinin Hukuki Niteliği ve Temel Unsurları

Gümrük müşavirliği hizmet sözleşmesinin hukuki niteliği — vekâlet, eser veya karma sözleşme olup olmadığı — mevcut kaynaklarda açıkça belirlenmemiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 502. maddesi vekâlet sözleşmesini, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi ya da işlemini yapmayı üstlendiği sözleşme olarak tanımlamakta; vekâlete ilişkin hükümlerin, niteliklerine uygun düştükleri ölçüde Kanun'da düzenlenmemiş işgörme sözleşmelerine de uygulanacağını öngörmektedir. Gümrük müşavirliği sözleşmesinin bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, somut sözleşmenin niteliğine ve yargı takdirine bağlıdır. Vekil, sözleşme veya teamül bulunduğu hâllerde ücrete hak kazanır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 502Kaynağı aç
MADDE 502- Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Vekâlete ilişkin hükümler, niteliklerine uygun düştükleri ölçüde, bu Kanunda düzenlenmemiş olan işgörme sözleşmelerine de uygulanır. Sözleşme veya teamül varsa vekil, ücrete hak kazanır. B. Kurulması

Sözleşmenin içerik unsurları arasında tarafların kimlik ve iletişim bilgileri ile sunulacak hizmetlerin kapsamı yer alır. Hizmet kapsamı; gümrük işlemleri, ithalat ve ihracat süreçleri, belge düzenleme ve gümrük vergileriyle ilgili diğer işlemleri içerebilir. Tarifeye dahil olmayan hizmet taleplerinde ücretin taraflarca karşılıklı olarak belirlenmesi sözleşmeye akdi hüküm olarak eklenebilir. Bu unsurlar emredici mevzuat hükmü olmayıp sözleşme serbestisi çerçevesinde belirlenen akdi düzenlemelerdir.

Sözleşme tarihinden sonra gümrük ve dış ticaret mevzuatındaki değişikliklerin ek maliyet doğurması hâlinde tarafların görüşerek tarife üzerinde düzenleme yapacağına dair hüküm, uygulamada başvurulan akdi bir mekanizmadır. İki gümrük arasındaki transit taşımalarda ilgili gümrüklere verilecek teminat mektupları veya kullanılacak global teminat, sözleşme örneklerinde nakliyeciye ait olacak biçimde düzenlenmektedir. Her iki düzenleme de akdi nitelikte olup taraflar farklı bir koşul kararlaştırabilir.

Mücbir Sebep ve Bildirim Yükümlülükleri

Model sözleşme uygulamasında, mücbir sebep hâlinde yükümlülüklerini ifa edemeyen tarafın bu durumu mücbir sebebin başlangıcından itibaren en geç on iş günü içinde karşı tarafa yazılı olarak bildirmesi öngörülmektedir. Mücbir sebebin otuz günü aşması hâlinde taraflardan her biri, otuz gün önceden yazılı ihbarla sözleşmeyi feshedebilir. Bu süreler akdi nitelikte olup Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleriyle birlikte değerlendirilmelidir.

Adres değişikliği hâlinde yeni adresin yedi gün içinde karşı tarafa yazılı olarak bildirilmesi, sözleşme uygulamasında öngörülen bir yükümlülüktür. Bu bildirimi yerine getirmeyen taraf eski adrese yapılan tebligatları geçerli saymak ve sonucundan sorumlu olmak durumundadır.

İthalatta Gümrük Yükümlülüğü ve Temsil Türünün Önemi

Gümrük Kanunu m. 181/1 uyarınca ithalatta gümrük yükümlülüğü, ithalat vergilerine tabi eşyanın serbest dolaşıma girişi veya kısmi muafiyet suretiyle geçici ithali için verilen gümrük beyannamesinin tescil tarihinde başlar. Bu yükümlülükte asıl yükümlü beyan sahibidir; dolaylı temsil durumunda hesabına gümrük beyanında bulunulan kişi de yükümlüdür.

4458 sayılı GÜMRÜK KANUNU m. 181Kaynağı aç
Madde 181 – (Değişik: 18/6/2009-5911/42 md.) 1. İthalatta gümrük yükümlülüğü; a) İthalat vergilerine tabi eşyanın serbest dolaşıma girişi, b) İthalat vergilerine tabi eşyanın ithalat vergilerinden kısmi muafiyet suretiyle geçici ithali, için verilecek gümrük beyannamesinin tescil tarihinde başlar. 2. İthalatta gümrük yükümlülüğünde yükümlü, beyan sahibidir. Dolaylı temsil durumunda, hesabına gümrük beyanında bulunulan kişi de yükümlüdür. Dolaylı temsilde, temsilcinin yükümlülüğü, beyanda kullanılan verilerin yanlış olduğunu bildiği veya mesleği icabı ve mutat olarak bilmesi gerektiği durumlarla sınırlıdır. 188 inci, 190 ıncı ve 194 üncü maddeler uyarınca doğan gümrük yükümlülüğü için de bu hüküm uygulanır. 3. Birinci fıkrada belirtilen rejimlerden biri için bulunulan beyanda kullanılan veriler, kanunen alınması gereken vergilerin tamamen veya kısmen tahsil edilememesine sebep olduğu takdirde, beyanın yapılabilmesi için bu verileri veren ve bu verilerin yanlış olduğunu bilen veya bilmesi gereken kişiler de gümrük vergilerinden sorumludur.

Dolaylı temsilde temsilcinin gümrük yükümlülüğü ise Gümrük Kanunu m. 181/2 uyarınca, beyanda kullanılan verilerin yanlış olduğunu bildiği veya mesleği icabı ve mutat olarak bilmesi gerektiği durumlarla sınırlıdır. Bu sınırlı sorumluluk hükmünden yararlanabilmek için hizmet sözleşmesinin temsil türünün doğrudan mı dolaylı mı olduğunun belirlenmesi gerekir; bu tespit somut sözleşmenin içeriğine bağlıdır. Beyanda kullanılan verilerin yanlışlığından haberdar olduğu hâlde bu verileri veren kişiler ise verginin tahsil edilememesi hâlinde gümrük vergilerinden sorumlu tutulabilir.

Müşavirin Özen Borcu ve Bilgilendirme Yükümlülüğü

Gümrük müşavirleri, imzaladıkları beyanname ile ilgili cezai hükümlerin uygulanması bakımından beyannamede yer alan bilgiler ile beyannameye ekli belgelerin doğruluğundan ve ilgili rejimin gerektirdiği yükümlülüklere uyulmasından Gümrük Yönetmeliği m. 563/1 kapsamında sorumludur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/7695, K. 2022/4558Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2020/7695 E.  ,  2022/4558 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07.12.2017 tarih ve 2013/105 E- 2017/1200 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nce verilen 03.06.2020 tarih ve 2018/1345 E- 2020/428 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından duruşmasız, davalılar vekili tarafından duruşmalı olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 07.06.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalılar vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin İran'da bulunan bir firmadan 208.450 kg liqued parafin (sıvı parafin) satın aldığını, bu emtiaya uygun faturada ve FORM A belgesinde malın üretildiği ülke ve sair ilgili hususlarının yer aldığı gibi sıvı parafin olduğunun da belirtildiğini, müvekili şirketin gümrük işlemlerini takip etmek üzere davalılara vekaletname ile yetki verildiğini, ancak davalılara verilen vekaletname ile yurt dışından ithal edilen ürünlerle ilgili işlemleri yaparken dikkatsiz ve özentisiz işlem yaparak, malın gümrük Serbest Dolaşım Beyannamesinde ürün kodunun yanlış yazıldığını, bunun üzerine Gümrük Müdürlüğünün ithali yapılan eşya üzerinden numune alarak inceleme yaptığını, ithali yapılan eşyanın yanlış ürün kodunda beyan edilmesi sebebiyle cezai işlem gerektiğinin rapor edilerek, laboratuvar tetkiki neticesine göre, gümrükteki antrepolarda bulunan müvekkili şirkete ait ithal mallara el konulduğunu, müvekkili şirket yetkilisi … hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve 4296 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa Muhalefetten kamu davası açıldığını, ithali yapılan sıvı parafin ürünün, ürün kodunun katı parafin olduğunun gösterilmesi suretiyle müvekkili şirketin zarara uğratıldığını, kodlama farkına göre ithalat şartlarının farklılaştığını, davalı gümrük müşaviri …'ın mevzuat dahilindeki tüm işlemleri bilmesine, bilmesinin gerekmesine rağmen ve yurt dışı belgelerine göre eşyanın sıvı parafin olarak kayıtlı olduğunun açık olmasına rağmen, mesleğinin ve görevinin gereğini eksik yerine getirerek teknik bilgisini kötüye kullandığını belirterek, davalıların kusurları sebebiyle müvekkili şirketin uğramış olduğu zarar ziyan miktarı olan toplam 120.796,43 TL.'nin ticari faiziyle birlikte davalılardan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının isteminin zamanaşımına uğradığını, konu ile ilgili başlatılan ceza davasında alınan bilirkişi raporuyla davalılara sorumluluk atfedilemeyeceğinin tespit edildiğini, davacının satış için düzenlediği ve sıvı parafin ve kodu belirlenmiş 21.11.2005 tarihli sözleşmeyi gerek davalılara gerekse gümrük müdürlüğüne ibraz etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, davanın, davacı tarafından davacının almış olduğu sıvı parafin taşınması ile ilgili işlem nedeni ile davalıların kusurlarının bulunduğu iddiasıyla davacı tarafın müsadere edilen 282,450 kg sıvı parafin bedelinin ve taşıma şirketinin davacı şirketten tahsil ettiği ücretin dava tarihinden itibaren ticari faizle davalılardan tahsiline yönelik açılmış, kusura dayalı tazminat davası olduğu, İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/131 esas 2012/30 karar sayılı sanıklar …,…, … ve … hakkında açılan davanın 5326 sayılı Yasa'nın 20/1 uyarınca zamanaşımı düzenlendiğinden idari para cezası verilmesine yer olmadığına dair 08/02/2012 tarihinde karar verildiği, alınan bilirkişi raporu ile davalı konumundaki Gümrük Müşavirliği şirketini yanıltarak farklı GTİP de bir ihracat beyannamesi ibraz etmek suretiyle ithal edilmek istenen eşyayı bilerek ve isteyerek farklı beyan edilmesi ile oluşan eylemi 4926 sayılı yasaya muhalefet suçunu oluşturduğu, dava konusu ithalata konu eşyalarının kaçak sayılmaları gerektiği, eşya sahibi olarak ödev ve sorumlulukları yerine getirmediği, basiretli ticaret erbabı gibi davranmadıkları, oluşan zarar ve ziyan konusunda eşya sahibi olarak, davacı firmanın sorumlu olduğu, davalı konumundaki dolaylı temsilci sıfatı ile işlem tesis eden Gümrük Müşaviri … ve yine davalı konumundaki Solmaz Gümrük Müşavirliği AŞ şirketinin yaptıkları işlemlerden dolayı kusurlu olmadıkları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, Gümrük yönetmeliğinde, Gümrük müşavirinin yükümlülükleri başlıklı, 563/1 maddesinde,” Gümrük müşavirleri imzaladıkları beyanname ile ilgili cezai hükümlerin uygulanması açısından beyannamede belirtilen bilgiler ile beyannameye ekli belgelerin doğruluğundan ve ilgili rejimin gerektirdiği bütün yükümlülüklere uyulmasından, Kanunun 181 inci maddesinin ikinci fıkrası saklı kalmak kaydıyla…” şeklindeki düzenlemesiyle vekilin mesleğini icra ederken mevzuata uygun, teknik bilgi ve birikime göre, iş sahibinden bağımsız, ancak iş sahibinin menfaatlerini gözetmesi gerektiğinden ithalatı izne tabi olan davaya konu ürünler için, izin belgelerinin bulunması gerekliliği hususunda iş sahibinin bilgilendirilmesi gerektiği, davacının verdiği 20.10.2005 tarihli vekaletnameye istinaden davalı beyanı ile, 22/12/2005 tarihinde düzenlenen gümrük beyannamesi ile ithal konusu emtiaya ait orjinal fatura nosu ve tarihinin bildirildiği, gerek faturada gerekse gümrük beyannamesi ekinde, üretim yerini gösteren, menşe şahadetnamesinde de malın cinsinin "liquid parafin"olarak belirtildiği, gümrük bildirimi davalı şirket adına davalı … tarafından yapıldığı, bu durumda, gümrük işlemlerinin davacının belgeleri gizlemesi nedeniyle hatalı yapıldığı iddiası sübuta ermediği gibi, ithali farklı prosedüre tabi olan başka bir ürün kodu yazılmasının kusurunun da davalı taraf üzerinde olduğu, davacının talep ettiği CIF değerinin navlun bedelini de kapsadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraf vekilleri, kararı temyiz etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin bir diğerinden alınarak yek diğerine verilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 1.165,96 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 5.845,53 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 07/06/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, davacı firmanın satın aldığı ürün kodunun, gümrük müşavirliği hizmeti veren davalılarca serbest dolaşım beyannamesinde yanlış yazılması, ürünlerin bu nedenle ithalinin gerçekleştirilememesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. İzmir Gümrük Müdürlüğü nezdinde 22.12.2005 gün ve IM096509 sayılı gümrük giriş beyannamesi ile davacı adına işlem gören eşyanın ithal edilebilmesi için, dış ticaret rejimi çerçevesinde EPDK'nın iznine tabi olması, madeni yağ lisansı firma sahibi olması, sanayi sicil belgeli sanayici olması ve kapasite raporunun bulunması gerektiği halde bu belgeler süresi içerisinde davacı tarafından gümrük idaresine ibraz edilmemiştir. Diğer taraftan davacı ile dava dışı Özçınarlar Ltd. Şti. arasında ithalattan önce yapılmış olan 21.11.2005 tarihli sözleşmede, eşya doğru GTİP no.su ile belirtilmiş olup bu GTİP'te yer alan eşya ile ilgili tüm yükümlülüklerin Özçınarlar Ltd. Şti. yetkililerince bilindiğinin de kendi beyanları ile tesbit edilmesine rağmen, davacının bilerek ve isteyerek farklı GTİP'ten beyan edilmesini sağlamak amacıyla bu sözleşmeyi gümrük müşavirliğine ve gümrük müdürlüğüne ibraz etmediği, aksine gümrük müşavirliğini de yanıltarak farklı GTİP'te bir ihracaat beyannamesi ibraz etmek sureti ile ithal edilmek istenen eşyayı bilerek ve isteyerek farklı beyan edilmesi ile ithalat işlemlerinin gerçekleştirilemediği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça ürün kodu yanlış yazılmakla birlikte, doğru yazılsa dahi davacının açıklanan eylemleri nedeniyle ithal işlemlerinin gerçekleştirilmesi mümkün değildir. İthalat işlemlerinin gerçekleştirilememesi davacının kusurundan kaynaklandığından, salt davalının ürün kodunu yanlış yazması ile doğan zarar arasında illiyet bağı bulunmadığından İlk Derece Mahkemesi'nin davanın reddine ilişkin kararı usul ve yasaya uygundur. Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde başvurunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle dava red edilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğinden yazılı şekilde temyiz kanun yolu isteminin reddi ile kararın onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin E. 2017/3125, K. 2020/2665 sayılı kararında, ilk derece mahkemesi gümrük müşavirinin uzmanlık alanına giren konularda gerekli araştırma ve incelemeyi yaparak müvekkili bilgilendirme yükümlülüğü bulunduğunu, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin kusur oluşturduğunu değerlendirmiştir. Yargıtay bu kararı, müterafik kusur incelemesinin eksik yapıldığı gerekçesiyle bozmuştur; bozma gerekçesi bilgilendirme yükümlülüğünü müstakil olarak onaylamak ya da reddetmek değil, müterafik kusur araştırmasını tamamlatmak yönündedir.

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2017/3125, K. 2020/2665Kaynağı aç
23. Hukuk Dairesi         2017/3125 E.  ,  2020/2665 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın esastan reddine yönelik verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmes zerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili Av. … ile ihbar olunan Gümrükler Genel Müdürlüğü vekili Av. … ve davacı vekili Av. …'nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. – KARAR – Davacı vekili, taraflar arasında bir adet ısıl işlem cihazının ithali konusunda anlaşma yapıldığını, bu kapsamda gümrük işlemlerini yürütmek üzere davalıya vekalet ve cihaza ilişkin kataloğun verildiğini, davalı şirket yetkilisinin Gümrük Tarife İstatistik Pozisyon (GTİP) numarasını hatalı girmesi nedeniyle, cihazın ithalatı gerçekleşmediği gibi müvekkili şirket yetkilisinin, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na mahulefet, evrakta sahtecilik ve vergi kaçakçılığı suçlarından yargılandığını, bu suçlardan beraat etse de ticari itibarının zedelendiğini, yargılama boyunca cihaza adli makamlar tarafından el konulduğunu, bu süreçte cihazın antrepoda beklediğini ve müvekkili şirketin 137.937,00 TL antrepo ücreti ödemek zorunda kaldığını, ayrıca ithalatın gerçekleşmemesi nedeniyle kaçırılan işler, ceza yargılaması nedeniyle yapılan avukatlık, dosya ve yol masrafları nedeniyle de müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 137.937,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, gümrük beyannamesinde GTİP numarasının hatalı girildiğini, söz konusu cihazın ithalinde izin alınmasına gerek bulunmadığını, fakat GTİP numarasının hatalı girilmesi nedeniyle gümrük idaresince, Dış Ticaret Müsteşarlığı iznine ihtiyaç duyulduğunun, gerekli iznin alınması ve gelir eksikliğinin tahsil edilmesi halinde ithalinin mümkün olduğu kaydının düşüldüğünü, davacının süresinde ithal iznini almamasının ve beyanname kapatılarak ithalatın yapılmamasının. gümrük idaresince aldatıcı işlem ve davranışlarla ithalat olarak yorumlanıp konunun adli makalara intikal ettirildiğini, ceza yargılaması sırasında davacının yaptığı ikinci başvuru üzerine ithalata izni verildiğini, GTİP numaralarındaki farkların her zaman olabileceğini, müvekkili şirketin buruda bir kusuru bulunmadığını, süresinde itihalat izni alınmış olsaydı söz konusu zararların doğmayacağını, zararın oluşmasında müvekkiline atfedilebilecek bir kusur buunmadığını savunarak, davanın reddin istemiştir. İlk derece mahkemesince, davalının beyannameye GTİP numarasını hatalı girmesi nedeniyle, davacının idari yaptırımlara maruz kaldığı, davalı tarafın uzmanlık alanına giren hususlarda gerekli inceleme ve araştırmayı yaptıktan sonra vekil edeni bilgilendirmekle yükümlü olduğu, vekalet görevinde kusurlu olan davalının dava konusu ardiye ücretinden sorumlu tutulması gerektiği, davacının bu kapsamda toplam 112.727,20 TL ödeme yaptığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile anılan meblağın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı, davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verimiştir. Bu karara karşı süresinde, davalı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. 1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2) Dava, taraflar arasında gümrük müşavirliği hizmet sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK m. 52. maddesinin 1. fıkrası; “Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.” hükmünü haizdir. Görüldüğü üzere bu fıkra daha çok zarar görenle ilgili olup “hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı” yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle düzenlenmiştir. Buna göre zarar görenin rızası ile zarar görenin kendi kusuru tazminattan indirim sebebi olarak öngörülmüştür. Zarar görenin kendi kusurunda, kişinin kendisine zarar veren bir hareket tarzı söz konusudur. Zarar görenin kendi kusuru, akıllıca iş gören, mantıklı bir kişinin, kendi yararı gereği zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçması gereken bir eylemi olarak nitelendirilmelidir. Zarar görenin kusuruna ortak kusur, birlikte kusur veya müterafik kusur da denilmektedir (Tandoğan, H.: Türk Mesuliyet Hukuku, Ankara, 1961, s. 318.). Müterafik (ortak) kusur, makul bir kimsenin kendi yararına sakınmak zorunda olduğu düşüncesiz, dikkatsiz bir hareket tarzıdır. Müterafik (ortak) kusur kasdi olabileceği gibi, ihmal şeklinde de ortaya çıkabilir. Zarar görenin müterafik (ortak) kusuru tespit edilirken, aynen zarar verenin kusurunda olduğu gibi objektif kusur kriterlerine başvurulmalı, yani objektifleştirilmiş kusur kavramı esas alınmalıdır. Zarar görenin müterafik kusuru illiyet bağını kesecek yoğunlukta ise zarar veren sorumluluktan kurtulacak ve tazminat ödemeyecektir. Buna karşılık zarar görenin müterafik (ortak) kusuru bu yoğunlukta değilse ortak sebep olarak tazminattan indirim sebebi teşkil edecektir. Zira bu hâlde zarar görenin kusuru, diğer ortak sebepler arasında kısmi bir sebep olarak zararın doğmasına veya artmasına katkıda bulunmuştur (Eren, F.; Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara, 2017, s. 791). Somut olayda, davacı taraf, davalı … müşavirine 29.06.2020 tarihinde gümrük işlemlerini yapmak üzere vekalet vermiş, davalı 09.08.2020 tarihinde beyanname düzenleyerek gümrük idaresine başvurmuş, 18.08.2020 tarihinde yapılan muayene üzerine düzenlenen tutanakta; ithale konu eşyanın, beyannamesinde GTİP kodunun hatalı girildiği, eşyanın ithalinin izne tabi olduğu, beyan edilen kodun dahi izin gerektirdiği, gerekli iznin alınması halinde, gelir eksikliğinin tahsili ile ithalinin mümkün olduğu açıklanmıştır. Davacı ithalatçı taraf 19.10.2020 tarihinde ithalat izni için Dış Ticaret Müsteşarlığı'na başvuruda bulunmuş, anılan idare tarafından bir takım evrakların tamamlanması istenmiş, bunun üzerine davacı ithalatçı, 26.01.2011 tarihli başvurusu ile evrakları tamamlayamayacağını bildirerek, eşyanın mahrecine iadesine istemiştir. Bu sıralarda, gümrük idaresince, konunun, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na ve vergi kanunlarına muhalefet kapsamında kaldığı mütaala edilerek, ilgili adli kolluk birimlerine yansıtılması üzerine, yapılan soruşturma sonucunda, davacı şirket yetkilleri hakkında ceza davası açılmıştır. Ceza davasında alınan bilirkişi raporunda, GTİP kodunun beyannameye yanlış yazıldığı, bu tür hatalara uygulamada sık rastlanıldığı, bu nedenle doğacak aradaki vergi farkının ikmal edilmesinin mümkün olduğu, ithalat izni alınması için süre verilmesi gerekirken bu sürenin verilmediği açıklanmış, davacı ithalatçı şirket yetkilileri tarafından ithalat izninin alınması üzerine, ceza yargılaması sonucunda, sanıkların beraatine karar verilmiştir. Dava konusu edilen zarar, ithale konu eşyanın, gümrük antreposuna alındığı tarihten, ceza yargılamasının sonuçlandığı tarihe kadar, gümrük antreposunda kalması nedeniyle ortaya çıkan antrepo ücretidir. Davacı, antrepoyu işleten dava dışı şirkete ödediği bedelin tahsilini talep etmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, davalı … müşavirinin, uzmanlık alanına giren bu hususta gerekli araştırma ve incelemeyi yaparak, eşyanın ithalinin izne tabi olup olmadığını tespit etmesi, beyanname vermeden önce, davacı ithalatçıyı bilgilendirmesi gerekmekte olup, davalı … müşavirinin, objektif özen yükümlülüğüne aykırı bu davranışı ile zararın meydana gelmesinde kusurlu bulunduğu açıktır. Bunun yanında, dosya kapsamında alınan raporlarda, ilgili mevzuat uyarınca, gümrük müşavirinin ithalat izni almaya yetkili olmadığı, bu iznin ancak ithalatçı tarafından alınabileceği belirtilmiştir. Nitekim, davacı ithalatçı, gümrük muayenesi sonrası, Dış Ticaret Müsteşarlığına başvurmuş, aradaki bir takım yazışmalardan sonra, gerekli evrakları tamamlayarak, ceza yargılaması sırasında ithalat iznini alabilmiştir. Dava konusu antrepo ücretinin artmasının esas nedeni ithalat izninin alınmasının gecikmiş olmasıdır. Bu durumda, ithalat işlemlerine başlamadan önce, ithalat izni alınması için davalı … müşavirinin, davacı tarafa gerekli uyarı ve bilgilendirmeleri yapması gerektiği, bu husustaki görevini yerine getirmeyerek kusurlu bulunduğu açık olmakla birlikte, söz konusu iznin ne kadarlık bir sürede alınabileceği, iznin alınmasının gecikmesinde davacı tarafın ihmalinin bulunup bulunmadığı, izin alınması için gerekli belgelerin başvuru öncesinde mevcut olup olmadığı, bu belgeler mevcut değilse ne kadarlık bir sürede tamamlanabilecekleri, ceza yargılamasına muhatap olunması üzerine alındığı anlaşılan bu iznin, henüz ceza soruşturmasına ve kovuşturmasına uğramadan önceki bir tarihte alınıp alınamayacağı, bu kapsamda zararın artmasında, davacı tarafın müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarında, bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle (1) numaralı bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 27.04.2017 tarih ve 159 E. – 198 K. sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA, Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.12.2016 tarih 2014/352 E. , 2016/1205 K. sayılı ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nun 373/1. maddesi gereğince dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, vekili Yargıtay duruşmasına hazır bulunan davalı taraf yararına takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.09.2020 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Aynı davada bilirkişi değerlendirmelerinde, ilgili mevzuat çerçevesinde gümrük müşavirinin ithalat iznini almaya yetkili olmadığı ve bu iznin ancak ithalatçı tarafından alınabileceği tespit edilmiştir. Bu tespit, müşavirin sorumluluğunun sınırlarını ve izin temini konusundaki iş bölümünü belirlemesi bakımından pratik önem taşımaktadır.

Beyanname Hatalarında Tazminat Sorumluluğu ve Müterafik Kusur

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2020/7695, K. 2022/4558 sayılı kararında, gümrük beyannamesiyle eşyanın GTİP kodunu yanlış beyan eden gümrük müşavirinin bu hata nedeniyle sorumlu tutulabileceği çoğunluk tarafından kabul edilmiştir. Söz konusu karar oyçokluğuyla verilmiş olup karşı oy, davacının belgeleri gizleyerek müşaviri yanıltması nedeniyle illiyet bağının kurulamayacağını ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Çoğunluk ise kusurun müşavir üzerinde olduğunu saptamıştır. Bu kararın çoğunluk ve azınlık görüşleri arasındaki ayrım, benzer uyuşmazlıklarda somut koşulların irdelenmesini zorunlu kılmaktadır.

Tazminat miktarının belirlenmesinde zarar görenin müterafik — yani ortak — kusurunun araştırılması gerekmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 52/1 uyarınca, zarar görenin zararın doğmasında veya artmasında etkili olması hâlinde hâkim tazminatı indirebilir ya da tamamen kaldırabilir; bu indirim otomatik olmayıp hâkimin takdirine bırakılmıştır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin E. 2017/3125, K. 2020/2665 sayılı kararında müterafik kusur ilkesine açıkça atıfta bulunulmuş; zarar görenin müterafik kusurunun illiyet bağını kesecek yoğunluğa ulaşması hâlinde zarar verenin sorumluluktan kurtulacağı, daha düşük bir yoğunlukta kalması hâlinde ise tazminattan indirim sebebi oluşturacağı belirtilmiştir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 52Kaynağı aç
MADDE 52- Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. IV. Özel durumlar 1. Ölüm ve bedensel zarar a. Ölüm

Zarara hafif kusuruyla sebep olan kişinin tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olması ve hakkaniyet de gerektirdiği takdirde hâkim tazminatı indirebilir. TBK m. 52/2 bu indirim için hem yoksulluk hem hakkaniyet koşulunun birlikte bulunmasını aramaktadır.

Sık Sorulan Sorular

Gümrük müşavir yardımcısı olmak için hangi eğitim koşulu aranır?

Gümrük Kanunu m. 227/1-f iki ayrı yol öngörmektedir. Birinci yolda (alt bent i), hukuk, iktisat, maliye, işletme, muhasebe, bankacılık, kamu yönetimi, siyasal bilgiler veya endüstri mühendisliği alanlarından en az lisans düzeyinde mezuniyet ya da bu alanlarda denkliği Yükseköğretim Kurulunca onaylanan yabancı kurumdan eşdeğer mezuniyet aranmaktadır. İkinci yolda (alt bent ii) ise başka bir alanda lisans mezunu olduktan sonra bu alanlarda lisansüstü diploma almak ya da gümrük, dış ticaret ve Avrupa Birliği konularında uzmanlık programı bulunan ön lisans meslek yüksekokulundan mezun olmak yeterlidir. Gümrük idaresinde uzun yıllara dayanan belirli görevleri yerine getirmiş kişiler için staj ve sınav muafiyetleri öngörülmüştür.

Gümrük müşaviri beyanname hatasından ne zaman sorumlu tutulur?

Gümrük müşaviri, imzaladığı beyannamedeki bilgilerin ve eklerin doğruluğundan Gümrük Yönetmeliği m. 563/1 kapsamında sorumludur. Dolaylı temsil kapsamında hareket eden müşavirin gümrük vergilerinden sorumluluğu ise Gümrük Kanunu m. 181/2 uyarınca, beyanda kullanılan verilerin yanlışlığını bildiği veya mesleği icabı ve mutat olarak bilmesi gereken durumlarla sınırlıdır. Müvekkilin müşaviri yanıltması hâlinde sorumluluk değerlendirmesi çoğunluk ve azınlık görüşleri arasında tartışmalı bir alan olmaya devam etmekte olup somut olayın koşulları belirleyicidir.

Gümrük müşavirliği sözleşmesinde mücbir sebep nasıl düzenlenir?

Uygulamada kullanılan model sözleşmelerde, mücbir sebep hâlinde yükümlülüğünü yerine getiremeyen tarafın bu durumu on iş günü içinde karşı tarafa yazılı olarak bildirmesi öngörülmektedir. Mücbir sebebin otuz günü aşması hâlinde taraflardan her biri otuz gün önceden yazılı ihbarla sözleşmeyi feshedebilir. Bu süreler akdi nitelikte olup Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleriyle birlikte değerlendirilmelidir.

Dolaylı temsilde gümrük müşavirinin temsil yetkisi nasıl belgelenir?

Gümrük Kanunu m. 5 uyarınca temsilci, temsil edilen kişi adına hareket ettiğini beyan etmek, temsilin doğrudan mı dolaylı mı olduğunu belirtmek ve temsil yetki belgesini gümrük idarelerine ibraz etmek zorundadır. Temsil yetkisi bulunmaksızın ya da temsilci sıfatı bildirilmeksizin işlem yapılması hâlinde o kişi kendi hesabına hareket etmiş sayılır ve işlemin hukuki sonuçları doğrudan o kişiye yüklenir.

Gümrük müşavir yardımcısının fiillerinden kim sorumludur?

Gümrük Kanunu m. 226/4 uyarınca, gümrük müşavir yardımcılarının ve stajyerlerin fiil ve hareketlerinden doğacak mali sorumluluk, yanında çalıştıkları gümrük müşavirine aittir. Stajyerler ise gümrük idarelerinde iş takibi yapamamaktadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu