Göreve İade Edilen Memurların Hakları ve Hukuki Süreç

by Avukat Erdal Ersoy
Göreve İade Edilen Memurların Hakları ve Hukuki Süreç

Göreve İade Halinde Geriye Dönük Mali Haklar ve Maaş Farkları

Kamu görevinden uzaklaştırılan veya ihraç edilen memurlar, göreve iade edilmeleri halinde açıkta kaldıkları süre boyunca mahrum kaldıkları maaşlarının tamamını ve yasal mali haklarını talep etme imkanına sahiptir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 137 ve 141. maddeleri kapsamında, görevden ayrı kalınan dönemde hak edilen maaş tutarları ile kanunun öngördüğü sosyal hak ve yardımlar talep edilebilmekle birlikte, görevden uzaklaştırma tedbirinin yargı kararıyla iptal edilmediği durumlarda aylık kapsamı dışındaki ek parasal kalemlerin ödenmesi kısıtlamalara tabidir.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2023/31, K. 2023/36Kaynağı aç
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/31 E.  ,  2023/36 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/31 Karar No : 2023/36 BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI ARASINDAKİ AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİ HAKKINDA KARAR İzmir Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 24/05/2023 tarih ve E:2023/18, K:2023/18 sayılı kararıyla; Özge Orasan vekili Av. … tarafından, İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 14/03/2023 tarih ve E:2023/359, K:2023/453 sayılı kararı ile Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 06/10/2020 tarih ve E:2020/683, K:2020/1729 sayılı kararı arasındaki aykırılığın giderilmesinin istenmesi nedeniyle, "Aykırılığın davanın konusu işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolundaki Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği" görüşüyle, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 3/C maddesinin 5. fıkrası uyarınca karar verilmesi için dosyanın Danıştaya gönderilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkimi Gül Banu DOĞAN'ın açıklamaları dinlendikten sonra konu ile ilgili kararlar ve yasal düzenlemeler incelenerek gereği görüşüldü: I- AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI : A-İZMİR BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 2. İDARİ DAVA DAİRESİNİN E:2023/359 SAYILI DOSYASINA KONU YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istemin özeti: Aydın ili, Bozdoğan ilçesi, … Ortaokulu'nda ilköğretim matematik öğretmeni olarak görev yapmakta iken 25/01/2019 tarihinde görevinden uzaklaştırılan ve 28/02/2022 tarihinde görevine iade edilen davacı tarafından, bu döneme ilişkin olarak sonradan ödenen 1/3 oranındaki aylıklara işletilecek yasal faizlerin ve ek ders ücretleri ile bu ek ders ücretlerine işletilecek yasal faizlerin ödenmesi istemiyle 01/04/2022 tarihinde yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile aylık tutarlarına ilişkin faizlerin ve ödenmeyen ek ders ücretleri ile bu ücretlere işletilecek yasal faizlerin ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. Aydın 1. İdare Mahkemesinin 30/11/2022 tarih ve E:2022/1491, K:2022/2051 sayılı kararının özeti: Anayasa'nın 125. maddesine; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 137. , 140., 141. ve 143.maddelerine; 439 sayılı Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Yüksek ve Orta Dereceli Okullar Öğretmenleri ile İlkokul Öğretmenlerinin Haftalık Ders Saatleri ile Ek Ders Ücretleri Hakkında Kanun'un Ek 1. Maddesine; 16/12/2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararının 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendine, 6. maddesinin 1. fıkrasına, 8. ve 12. maddelerine, 17. maddesinin 1. fıkrasına, 25. maddesinin 1. fıkrasına ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun Ek 32. maddesine yer verildikten sonra, Aktarılan mevzuat hükümlerinin incelenmesinden; 657 sayılı Kanunun 137 ila 145. maddelerinde görevden uzaklaştırma tedbiri ile ilgili hükümlerin ayrıntılı olarak düzenlendiği, 141. maddede görevden uzaklaştırılan memura bu dönemde aylıklarının 2/3'sinin ödeneceği, 143. maddedeki durumların ortaya çıkması nedeniyle göreve iade edilen memura ise kesilmiş olan 1/3 oranındaki aylıkların iade edileceği, bu sürelerin memuriyette geçmiş gibi değerlendirileceğinin kurala bağlandığı, Bu bakımdan; davacının yargılanmış olduğu suçtan beraat ettiği, bu suç isnadı nedeniyle görevinden uzak kalmasından dolayı maaşlarından 1/3 tutarında kesinti yapıldığı, bu kesintiye yönelik kendisinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, diğer yandan, söz konusu işlem hiç tesis edilmemiş olsaydı, davacının fiilen çalışma şartını yerine getireceği, dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığına bağlı örgün eğitim kurumunda öğretmen olarak görev yapıyor olması nedeniyle ek ders ücreti ödemelerinden de yararlanabilecek olduğu sonucuna varıldığı, bu döneme ilişkin olarak alamadığı 1/3 oranındaki aylıklara işletilecek yasal faizlerin ve ek ders ücretleri ile bu ek ders ücretlerine işletilecek yasal faizlerin ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmediği, Öte yandan, dava konusu işlem hukuka aykırı bulunduğundan davacıya sonradan ödenen 1/3 oranındaki maaşlarının tahakkuk tarihinden itibaren işletilecek yasal faizin, ayrıca ek ders ücretleri ile bu ücretlere tahakkuk tarihinden itibaren işletilecek yasal faizin davalı idarece hesaplanarak davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline, davacının görevinden uzakta geçirdiği döneme ilişkin olarak 1/3 oranında ödenen maaşlara tahakkuk tarihinden itibaren işletilecek yasal faizin ve ek ders ücretleri ile bu ücretlere tahakkuk tarihinden itibaren işletilecek yasal faizin davalı idarece hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 14/03/2023 tarih ve E:2023/359, K:2023/453 sayılı kararının özeti: Davacının görevden uzaklaştırıldığı döneme ilişkin olarak sonradan ödenen 1/3 maaşlara tahakkuk tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi yönünden; Aydın 1. İdare Mahkemesince verilen 30/11/2022 tarih ve E:2022/1491, K:2022/2051 sayılı kararın, "davacının görevden uzaklaştırıldığı döneme ilişkin olarak sonradan ödenen 1/3 maaşlarına işletilecek yasal faizin ödenmesi talebinin reddine ilişkin kısmı yönünden dava konusu işlemin iptali ile davacının görevden uzaklaştırıldığı döneme ilişkin olarak ödenen 1/3 maaşlara tahakkuk tarihinden itibaren işletilecek yasal faizin davalı idarece hesaplanarak davacıya ödenmesi" ne yönelik kısmı yönünden dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, istinaf başvurusunun kabulünü gerektiren başka bir neden de bulunmadığı, Davacının görevden uzaklaştırıldığı döneme ilişkin ek ders ücreti ödenmesi talebine ilişkin kısmı yönünden; 439 sayılı Kanun'un Ek 1. Maddesine; 16/12/2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı'nın 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendine, 6. maddesinin 1. ve 3. fıkralarına, 8. ve 12. maddelerine, 25. maddesinin 1. fıkrasına yer verildikten sonra, Yukarıda alıntısı yapılan yasal ve yönetsel düzenlemelere göre; uyuşmazlık konusu ek ders ücretinin ödenebilmesi için fiilen görev yapılmış olmasının şart olduğu, Öte yandan, davacı hakkında verilen görevden uzaklaştırma kararının, hukuka aykırı olduğundan bahisle idare mahkemesince verilmiş bir iptal kararı bulunmadığından, hukuka uygunluk karinesinden yararlanacağı, dolayısıyla davacının fiilen görev yapamamasında idareye kusur atfedilemeyeceğinin açık olduğu, Bu durumda, davacı tarafından talep edilen ek ders ücretinin asli göreve bağlı olarak ödenen bir özlük hakkı olmadığı, fiilen çalışmaya bağlı olduğu ve görevden uzak kalınan dönemler için ödenmesinin mümkün olmadığı, bu itibarla hakkında uygulanan görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılarak görevine iade edilen davacının, görevden uzaklaştırıldığı süre zarfında fiilen görev yapmadığından, ek ders ücretinin yasal faizi ile birlikte ödenmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, Ayrıca, dava konusu işlemin davacının görevden uzaklaştırıldığı döneme isabet eden ek ders ücretlerinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinin reddine ilişkin kısmı hukuka uygun bulunduğundan, davacının bu işleme bağlı parasal hak talebinin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, Aydın 1. İdare Mahkemesince verilen 30/11/2022 tarih ve E:2022/1491, K:2022/2051 sayılı kararın; "dava konusu işlemin; davacının görevden uzaklaştırıldığı dönemde alamadığı ek ders ücretlerinin yasal faiziyle ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin kısmının iptali ile davacının görevden uzaklaştırıldığı döneme ilişkin ek ders ücretlerinin tahakkuk tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle davacıya ödenmesine" ilişkin kısmının kaldırılmasına, bu kısım yönünden davanın reddine, diğer kısımlar yönünden ise istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. B-ANKARA BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 2. İDARİ DAVA DAİRESİNİN E:2020/683 SAYILI DOSYASINA KONU YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istemin özeti: Davacı tarafından, … Anadolu Lisesinde tarih öğretmeni olarak görev yapmaktayken, görevden uzaklaştırıldığı 29/07/2016-27/10/2016 ile 06/01/2017-22/03/2018 tarihleri arasında yoksun kaldığı ek ders ücretinin tarafına ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine dair … tarih ve … sayılı Düzce Valiliği işleminin iptali ile dava konusu hak ve ücret kayıplarının, görevden uzaklaştırıldığı 29/07/2016 tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır. Bolu İdare Mahkemesinin 30/12/2019 tarih ve E:2019/540, K:2019/1157 sayılı kararının özeti: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 141. maddesine; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 89. maddesine, Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı'nın 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi ile 25. maddesine yer verildikten sonra, Alıntılanan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun ''Görevden uzaklaştırılan veya görevinden uzak kalan memurların hak ve yükümlülüğü'' başlıklı 141. maddesi gereğince, görevden uzaklaştırılan personelin tekrar göreve başlatılması üzerine bunların aylıklarının kesilmiş olan üçte birinin ödeneceği açıksa da, uyuşmazlık konusunun, aylığa ilişkin olmadığı, ek ders ücretlerinin ödenmemesi olduğundan, Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Kararının 25. maddesi uyarınca ek ders ücretinin ödenebilmesi için ek ders görevinin fiilen yapılmış olması, ek ders görevinden sayılan veya ek ders görevinin yapılmış sayılacağı haller bakımından adı geçen bu Kararda belirtilen koşulların oluşması gerektiği, Olayda; öğretmen olan davacının görevi başında olsa bile maaşa esas ders saatini tamamladıktan sonra ek ders için görevlendirilmesi ve bu görevi fiilen yapmış olmasının, ek ders ücreti ödenmesi için gerekli şart olduğundan, ek ders görevinin verilip verilmeyeceği ihtimal dahilinde olan davacıya fiilen girmediği ek ders ücretinin ödenemeyeceğinin mevzuat gereği olduğu, şartları oluşmayan davacıya ek ders ücreti ödenmemesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, Nitekim, benzer uyuşmazlığa ilişkin Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesi'nin 21/11/2018 tarih ve E:2018/1220,K:2018/1438 sayılı kararının da bu yönde olduğu, Öte yandan, dava konusu işlem hukuka uygun tesis edildiğinden dava konusu hak ve ücret kayıplarına görevden uzaklaştırıldığı 29/07/2016 tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesi istemin de reddine karar verilmesi gerektiğinin açık olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 06/10/2020 tarih ve E:2020/683, K:2020/1729 sayılı kararının özeti: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 137. ve 141.maddelerine; 16/12/2006 tarih ve 26378 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı'nın 1. maddesi ile 25. maddesinin 1. fıkrasına yer verikten sonra, Memurların, haklarında yapılan soruşturmalar nedeniyle görevlerinden uzaklaştırıldığı süre boyunca yukarıda hükümlerine yer verilen 657 sayılı Kanun hükümleri uyarınca maaşlarının 1/3'ü oranında kesintiye uğrayacağı, 2/3'ünün ise kendilerine ödenmeye devam edileceği, idarece bu kişilerin haklarında tesis edilmiş olan görevden uzaklaştırma işlemi kaldırılarak görevlerine iade edilmeleri durumunda ise, maaşlarından kesinti yapılan 1/3'ü tutarları toplamının bu kişilere ödeneceği hususunun açık olduğu, fakat maaşın yanında ek ders ücreti gibi bir takım ilave yan ödemelerin, görevden uzak kalınan dönemde fiilen çalışılma olmadığı için ödenip ödenmeyeceği hususunda tereddüt bulunduğu, yukarıda hükümlerine yer verilen mevzuata göre de, sözü edilen yan ödemelerin memura ödenebilmesi için fiilen hizmet vermenin şart olduğu düzenlenmiş ise de; burada aranan "fiilen çalışma koşulunun" memurlardan görevde iken yan ödemeleri gerektiren görevleri fiilen yapmayanların anlaşılması gerektiği, idarece tesis edilen görevden uzaklaştırma işlemi nedeniyle fiilen hizmet verme imkanı olmayanların anlaşılmaması gerektiği, örneğin, ek ders ücreti için, bir öğretmenin görevinde olsa dahi ek ders ücreti alacak kadar fazladan derse girmeyebileceği ya da nöbet tutmayabileceği kanaatine ulaşıldığı, Dava konusu uyuşmazlıkta; … Anadolu Lisesinde Tarih Öğretmeni olarak görev yapmakta iken, 29/07/2016-27/10/2016 ile 06/01/2017-22/03/2018 tarihleri arasında görevden uzaklaştırılıp, en son 19/03/2018 tarihli Milli Eğitim Bakanlığı Olur'u ile görevine iade edilen davacı tarafından, 29/07/2016-27/10/2016 ile 06/01/2017-22/03/2018 tarihleri arasında yoksun kaldığı ek ders ücretlerinin ödenmesi istemiyle 18/06/2019 tarihinde yaptığı başvurusunun … tarih ve E… sayılı işlem ile reddine karar verildiği, davalı idarece birinci savunma dilekçesinde, davacının talep konusu ettiği ek ders ücretinin ödenmemesi sebebinin, sözü edilen dönemde fiilen görev yapmamış olduğu belirtilmiş ise de, davacının sözü edilen ek ders ödemelerini alamamasının temelinde görevden uzaklaştırılmış olmasının bulunduğu, akabinde ise görevden uzaklaştırılmasına dair işlem kaldırılarak idarece görevine iade edildiği, dolayısıyla, davacı görevde olsaydı, talepte bulunduğu yan ödemelerini hak edecek hizmeti vereceğinin açık olduğu, kendi kusurundan kaynaklanmayan bir durumdan dolayı hakkında tesis edilen işlem neticesinde ortaya çıkan sonuçların davacıya yükletilmesinin hakkaniyetle bağdaşmasının mümkün olmadığının anlaşılması karşısında; davacının açıkta geçirdiği sürelere ilişkin ek ders ücretlerinin, tarafına ödenmesi istemiyle davalı idareye yapmış olduğu 18/06/2019 tarihli başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Nitekim, Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 12/12/2018 tarih ve E:2013/2, K:2018/2 sayılı kararının da aynı yönde olduğu; her ne kadar içtihadı birleştirme toplantısında görüşülerek içtihada bağlanan uyuşmazlıkların sebebi, bakılmakta olan dava konusu uyuşmazlığın sebebinden farklı olarak, görevden uzaklaştırılan memurun idarece görevine iade edilmesinden değil de, memurun yargı kararı üzerine görevine iade edilmesi nedeniyle görevde olmadığı dönemde fiilen çalışmayı gerektirdiği için ödenmeyen döner sermaye ek ödemesinin verilip verilmeyeceğine ilişkin olsa da, bakılmakta olan dava ile içtihada bağlanan uyuşmazlıkların temelinin aynı sebep olan fiilen çalışılıp çalışılmamaya dayandığı ve İçtihadı Birleştirme Kurulunca da, fiilen çalışma olmasa da döner sermaye ek ödemesinin verilmesi gerektiğine hükmedildiğinin görüldüğü, Bu nedenle, dava konusu işlemin iptali yerine, davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Bolu İdare Mahkemesi'nce verilen 30/12/2019 tarih ve E:2019/540, K:2019/1157 sayılı kararın kaldırılmasına; dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının hak ediş tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, kesin olarak karar verilmiştir. II-İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Uyuşmazlıklarda, öğretmen olarak görev yaparken, haklarında başlatılan soruşturmalar nedeniyle görevlerinden uzaklaştırılan davacıların; göreve iade edilmeleri üzerine görevden uzakta kaldıkları döneme ilişkin ek ders ücretlerinin yasal faiziyle ödenmesi talebiyle yaptıkları başvurularının reddine dair işlemlerin iptali ile yoksun kaldıkları ek ders ücretlerinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açtıkları davalarda verilen farklı nitelikteki kararların kesinleşmesi üzerine incelenen aykırılığın oluştuğu görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT : 1-657 sayılı Devlet Memurları Kanunu Ders görevi: Madde 89 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Aynen kabul: 15/5/1975 – 1897/1 md.) Her derecedeki eğitim ve öğretim kurumları ile Üniversite ve Akademi (Askeri Akademiler dahil), okul, kurs veya yaygın eğitim yapan kurumlarda ve benzeri kuruluşlarda öğretmen veya öğretim üyesi bulunmaması halinde öğretmenlere, öğretim üyelerine veya diğer memurlara veyahut açıktan atanacaklara ücret ile ek ders görevi verilebilir. Ücretle okutulacak ders saatlerinin sayısı,ders görevi alacakların nitelikleri ve diğer hususlar Cumhurbaşkanı kararı ile tespit olunur.(1) Görevden uzaklaştıran amirin sorumluluğu: Madde 139 – (Değişik: 23/12/1972 – KHK-2/1 md.) Görevinden uzaklaştırılan Devlet memurları hakkında görevden uzaklaştırmayı izleyen 10 iş günü içinde soruşturmaya başlanması şarttır. Memuru görevden uzaklaştırdıktan sonra memur hakkında derhal soruşturmaya başlamıyan, keyfi olarak veya garaz veya kini dolayısiyle bu tasarrufu yaptığı, yaptırılan soruşturma sonunda anlaşılan amirler, hukuki, mali ve cezai sorumluluğa tabidirler. Ceza kovuşturması sırasında görevden uzaklaştırma: Madde 140 – Haklarında mahkemelerce cezai kovuşturma yapılan Devlet memurları da 138 inci maddedeki yetkililer tarafından görevden uzaklaştırılabilirler. Görevden uzaklaştırılan veya görevinden uzak kalan memurların hak ve yükümlülüğü: Madde 141 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Aynen kabul; 15/5/1975 – 1897/1 md.) Görevden uzaklaştırılan ve görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisi ödenir. Bu gibiler bu Kanunun öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler. 143 üncü maddede sayılan durumların gerçekleşmesi halinde, bunların aylıklarının kesilmiş olan üçte biri kendilerine ödenir ve görevden uzakta geçirdikleri süre, derecelerindeki kademe ilerlemesinde ve bu sürenin derece yükselmesi için gerekli en az bekleme süresini aşan kısmı,üst dereceye yükselmeleri halinde, bu derecede kademe ilerlemesi yapılmak suretiyle değerlendirilir. Tedbirin kaldırılması: Madde 142 – Soruşturma sonunda disiplin yüzünden memurluktan çıkarma veya cezai bir işlem uygulanmasına lüzum kalmıyan Devlet memurları için alınmış olan görevden uzaklaştırma tedbiri, 138 inci maddedeki yetkililerce (Müfettişler tarafından görevden uzaklaştırılanlar hakkında atamaya yetkili amirlerce) derhal kaldırılır. Görevden uzaklaştırma tedbirini kaldırmıyan görevli hakkında 139 uncu madde hükmü uygulanır. Memurun göreve tekrar başlatılması zorunlu olan haller: Madde 143 – Soruşturma veya yargılama sonunda yetkili mercilerce: a) Haklarında memurluktan çıkarmadan başka bir disiplin cezası verilenler; b) Yargılamanın men'ine veya beraatine karar verilenler; c) Hükümden evvel haklarındaki kovuşturma genel af ile kaldırılanlar; ç) Görevlerine ve memurluklarına ilişkin olsun veya olmasın memurluğa engel olmıyacak bir ceza ile hükümlü olup cezası ertelenenler; Bu kararların kesinleşmesi üzerine haklarındaki görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılır. (…) Deyimler: Madde 147 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Aynen kabul: 15/5/1975 – 1897/1 md.) Bu Kanunda geçen; A) Aylık: Bu Kanuna tabi kurumlarda görevlendirilen memurlara hizmetlerinin karşılığında, kadroya dayanılarak ay itibariyle ödenen parayı, E) Ders görevi ücreti: Bu Kanuna tabi kurumlara ait her derecedeki eğitim ve öğretim kurumları ile okul, kurs veya yaygın eğitim yapan kurumlarda ve benzeri kuruluşlarda öğretmenlik veya öğretim üyeliği yapan öğretmen, öğretim üyesi ve diğer memurlara ders saati itibariyle ödenen parayı, ….ifade eder. 2- 439 Sayılı Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Yüksek ve Orta Dereceli Okullar Öğretmenleri ile İlkokul Öğretmenlerinin Haftalık Ders Saatleri ile Ek Ders Ücretleri Hakkında Kanun: Ek Madde 1 – (Değişik: 3/4/1998 – 4359/7 md.) Anaokullarında, anasınıflarında, yetiştirme yurtlarında, okuma yazma kurslarında, gezici köy kurslarında görevli öğretmenler ile ilköğretim kurumlarında görevli sınıf öğretmenleri aylıkları karşılığında haftada 18 saat, branş öğretmenleri 15 saat ders okutmakla yükümlüdürler. Bunlara; kanun, tüzük, yönetmelik ve eğitim programlarında verilen görevlerin yerine getirilebilmesi için zorunlu olarak ek ders görevi verilir. Belirtilen kurumlarda öğretmen ve yönetici olarak görev alanlarla diğer eğitim kurumlarında ve Milli Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında görev alanlardan kimlerin zorunlu ek ders görevi alacağı ve haftalık çalışmalarının ne kadarının zorunlu ek ders görevinden sayılacağı; birden fazla sınıf okutan öğretmenlere verilecek haftalık zorunlu ders görevinin sayısı, öğretmen ve yöneticilere haftada verilecek zorunlu ek ders sayısı ve diğer hususlar 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 89 uncu maddesi hükümleri uyarınca düzenlenir. İkinci fıkrada belirtilenlere ilave olarak, Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfına dahil denetim elemanlarına da ek ders ücreti ödenir. (Değişik fıkra: 21/3/2006-5473/6 md.) Hazırlık ve plan çalışmaları karşılığında öğretmenlere, haftada 3 saati geçmemek kaydıyla, aylık ve ücret karşılığı okuttukları her 10 saat için 1 saat ek ders ücreti ayrıca ödenebilir. (Ek fıkra: 21/3/2006-5473/6 md.) Yarıyıl ve yaz tatillerinde yapılan ders görevleri, ders görevinin yapılmış sayılacağı haller ile yüz yüze yapılan ders görevleri dışındaki ek ders görevleri hariç, örgün ve yaygın eğitim kurumlarında aylık karşılığı ders görevini doldurmayanlara ek ders ücreti ödenmez. 3-Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı: Tanımlar MADDE 4- (1) Bu Kararda geçen; … f) Ek ders görevi: Aylık karşılığı ders görevi dışında ek ders ücreti karşılığında okutulan dersleri,… İfade eder. Ek ders görevi MADDE 6- (1) Kapsama dâhil örgün ve yaygın eğitim kurumlarında görevli olup, aylık karşılığı ders görevini tamamlayan; a) Müdür, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcılarına haftada 6 saate, b) Genel bilgi ve meslek dersleri öğretmenlerine 6 saati zorunlu olmak üzere haftada 15 saate, c) Atölye ve laboratuvar öğretmenlerine 20 saati zorunlu olmak üzere haftada 24 saate, kadar alanlarında, alanlarında ek ders görevi verilemeyen veya kısmen verilebilenlere, ihtiyaç halinde ve istekleri üzerine alanları dışında da ek ders görevi verilebilir. (…) (3) (Değişik: 28/11/2019 tarihli ve 1810 sayılı CK) Öğretmenlere, ilgili mevzuatına göre yaptıkları meslekle ilgili çalışma sürelerinde bir öğretim yılında dört haftayı geçmemek üzere ve fiilen görev yapmaları kaydıyla haftada 15 saat ek ders ücreti ödenir. (Değişiklik öncesi hali:(3) Öğretmenlere, ilgili mevzuatına göre öğretim yılı başında ve sonunda yaptıkları meslekle ilgili çalışma sürelerinde iki haftayı geçmemek üzere ve fiilen görev yapmaları kaydıyla haftada 15 saat ek ders ücreti ödenir.) Yetiştirme, okuma -yazma ve uyum kursları MADDE 8- (1) Bu Kararla belirlenen azamî ek ders görevi ve ek ders görevinden sayılan ders saatleri dışında olmak üzere; .. (2) Bu madde kapsamında belirtilen eğitim faaliyetlerinde cumartesi ve pazar günleri ile yarıyıl ve yaz tatillerinde fiilen yerine getirilen ders görevleri, ek ders ücreti karşılığında verilir…. Görevin fiilen yapılması MADDE 25- (1) Bu Karar kapsamında ek ders ücreti ödenebilmesi için, ek ders görevinin fiilen yapılmış olması, ek ders görevinden sayılan veya ek ders görevinin yapılmış sayılacağı hâller bakımından ise bu Kararda belirlenen koşulların oluşması şarttır. Ek ders ödemelerinden harcama yetkilisi, ödeme emri belgesini düzenleyen gerçekleştirme görevlisi ve bu Kararda belirtilen esas ve usuller çerçevesinde ek ders görevinin gerçekleştiğine ilişkin belgeyi düzenleyen ve onaylayan diğer gerçekleştirme görevlileri müteselsilen sorumludur. (2) Yapılan inceleme sonucunda fiilen yapılmadan ve gerekli koşullar oluşmadan ödendiği anlaşılan ek ders ücretleri ilgililerden yasal faizi ile birlikte geri alınır. (3) (Değişik: 24/11/2008 tarihli ve 2008/14575 sayılı BKK) (Değişik: 03/01/2012 tarihli ve 2012/2664 sayılı BKK) (Değişik: 13/03/2017 tarihli ve 2017/10010 sayılı BKK) Bu Kararın 10 ve 14 üncü maddeleri ile 16 ncı maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca ödenen ek ders ücretleri, yarım günlük izinler hariç, her ne şekilde olursa olsun izinli ve raporlu olunan sürelerde ödenmez. 4-2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun: Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulu: Madde 3/C- (Ek: 18/6/2014-6545/6 md.) … 4. Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevleri şunlardır: … c) Benzer olaylarda, bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında veya farklı bölge idare mahkemeleri dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık bulunması hâlinde; resen veya ilgili bölge idare mahkemesi dairelerinin ya da istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların bu aykırılığın veya uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, istemin uygun görülmesi hâlinde kendi görüşlerini de ekleyerek Danıştaydan bu konuda karar verilmesini istemek. … 5. (Değişik:17/10/2019-7188/7 md.) Dördüncü fıkranın (c) bendine göre yapılacak istemler, konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna iletilir. İlgili dava daireleri kurulunca üç ay içinde karar verilir. Aykırılık veya uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Başvuruya konu olan kararlar arasındaki aykırılık, haklarında başlatılan soruşturmalar neticesinde görevlerinden uzaklaştırılan davacıların, görevlerine iade edildikten sonra, görevden uzaklaştırma nedeniyle, fiilen görev yapmadıkları dönemde yoksun kaldıkları ek ders ücretlerinin yasal faiziyle birlikte taraflarına ödenip ödenmeyeceği hususundan kaynaklanmaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 137 ve 145. maddeleri arasında düzenlenen "Görevden uzaklaştırma", Devlet kamu hizmetinin gerektirdiği hallerde görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbir olarak tanımlanmıştır. Anılan maddede; görevden uzaklaştırılan Devlet memurlarına, görevden uzakta geçirdikleri süre boyunca aylıklarının üçte ikisinin ödenmeye devam edileceği ve 657 sayılı Kanunda öngörülen tüm sosyal hak ve yardımlardan yararlanmaya devam edileceği hüküm altına alınmıştır. 657 sayılı Kanun'un 141. maddesinde geçen "aylık" tanımının, aynı Kanun'un 147. maddesinde, bu Kanun'a tabi kurumlarda görevlendirilen memurlara hizmetlerinin karşılığında, kadroya dayanılarak ay itibariyla ödenen para olarak ifade edildiği; anılan Kanun'un 141. maddesinde geçen "sosyal hak ve yardımlar"ın ise, aynı Kanun'un VI. Bölümünde düzenlendiği, bu ifadenin, "aile yardımı ödeneği, tedavi yardımı, doğum yardımı ödeneği" gibi sosyal yardımları kapsadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararının "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde ek ders görevi, aylık karşılığı ders görevi dışında ek ders ücreti karşılığında okutulan dersler olarak tanımlanmış ve ek ders ücretinin aylığın dışında olduğu belirtilmiştir. Bu duruma göre; Devlet memuruna, "görevden uzaklaştırma" tedbiri sona erdirilerek göreve iade edilmesi halinde, geçmişe dönük olarak yapılabilecek ödemeler için aylık kavramının esas alınması gerektiği, aylık dışında kalan diğer ödemelerin ise, göreve iade edilen memurlara geçmişe dönük olarak ödenebilmesinin kanunen olanaklı olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, "aylık" kavramına girmeyen ve sosyal hak ve yardımlardan olmayan hiçbir parasal hakkın idarece ilgililere ödenmesi mümkün bulunmamaktadır. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, fiilen çalışma şartına bağlı bir ödeme olan ve aylık dışında kalan ek ders ücretlerinin, 657 sayılı Kanun'un 141. maddesi uyarınca görevden uzaklaştırılan memurlara iade edilecek ödemeler içinde yer almadığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan, aykırılık istemine konu kararlarda atıf yapılan, Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 12/12/2018 tarih ve E:2013/2, K:2018/2 sayılı kararına da değinmek icap etmektedir. Anılan karar "Sağlık Bakanlığı personeli olup, döner sermaye ek ödemesinden yararlananlar hakkında tesis edilen naklen atama, ikinci görevin üzerinden alınması gibi işlemlerin iptali istemiyle açılan davalar sonucunda verilen iptal kararları üzerine, ilgililerin fiilen çalışmaması hukuka aykırı bulunan işlemden kaynaklandığından ve iptal edilen hukuka aykırı işlem sonucu tüm maddi hakların ödenmesi Anayasa hükmü ve idare hukuku ilkesi gereği olduğundan, döner sermaye ek ödemesinin de davacıların yoksun kaldığı parasal haklardan sayılarak ilgili dönem için kendilerine ödenmesi gerektiği"ne yöneliktir. Belirtilen karar fiili çalışma karşılığında ödenen döner sermaye ek ödemelerine ilişkin olup, karardaki ilgililerin, fiilen çalışmalarına engel teşkil eden idarelerin işlemleri için açtıkları davalar "iptal" ile sonuçlanmıştır. Hal böyle olunca idarelerin anılan işlemleri tesis etmekte kusurunun bulunduğu ve anılan işlemlerin hukuka aykırı olduğu yargı kararlarıyla tespit edilmiştir. Buna göre, görevden uzaklaştırılan memurlara, " aylık" ve 657 sayılı Kanunda belirtilen "sosyal hak ve yardımlardan" olmayan diğer maddi ödeme unsurlarının ödenebilmesi için "görevden uzaklaştırma" işleminin yargı kararı ile iptal edilmesi gerekmektedir; diğer bir anlatımla; idarenin, görevden uzaklaştırma işleminin tesisinde kusurlu olduğunun, memurun fiilen görevinin başında olmasına engel teşkil eden idari işlemin (hukuki engelin) yani görevden uzaklaştırma işleminin hukuka aykırılığının ortaya konulması gerektiği açıktır. Bu itibarla; "görevden uzaklaştırma" işlemlerine dava açılmadığı, dolayısıyla bu işlemlerin hukuka aykırılığının yargı kararı ile ortaya konulmadığı ve hukuka uygunluk karinesinden yararlanıldığı durumlarda; görevden uzakta kalınan dönemlere ilişkin ek ders ücretlerinin ödenmesine imkan bulunmamaktadır. III- SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; Bölge İdare Mahkemesi kararları arasındaki aykırılığın, öğretmenlerin görevden uzaklaştırıldıkları döneme ilişkin ek ders ücretlerinin görevden uzaklaştırma işlemi bir yargı kararı ile iptal edilmedikçe yasal faiziyle birlikte ödenmesinin kanunen mümkün olmadığı yolunda giderilmesine, kesin olarak, 12/10/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 89. maddesinde, "Her derecedeki eğitim ve öğretim kurumları ile Üniversite ve Akademi (Askeri Akademiler dahil), okul, kurs veya yaygın eğitim yapan kurumlarda ve benzeri kuruluşlarda öğretmen veya öğretim üyesi bulunmaması halinde öğretmenlere, öğretim üyelerine veya diğer memurlara veyahut açıktan atanacaklara ücret ile ek ders görevi verilebilir. Ücretle okutulacak ders saatlerinin sayısı, ders görevi alacakların nitelikleri ve diğer hususlar Cumhurbaşkanı kararı ile tespit olunur.", 137.maddesinde, "Görevden uzaklaştırma, Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir. Görevden uzaklaştırma tedbiri, soruşturmanın herhangi bir safhasında da alınabilir.", 141.maddesinde ise, "Görevden uzaklaştırılan ve görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisi ödenir. Bu gibiler bu Kanunun öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler. 143 üncü maddede sayılan durumların gerçekleşmesi halinde, bunların aylıklarının kesilmiş olan üçte biri kendilerine ödenir ve görevden uzakta geçirdikleri süre, derecelerindeki kademe ilerlemesinde ve bu sürenin derece yükselmesi için gerekli en az bekleme süresini aşan kısmı, üst dereceye yükselmeleri halinde, bu derecede kademe ilerlemesi yapılmak suretiyle değerlendirilir." hükümleri yer almaktadır. Öte yandan, 439 sayılı Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Yüksek ve Orta Dereceli Okullar Öğretmenleri ile İlkokul Öğretmenlerinin Haftalık Ders Saatleri ile Ek Ders Ücretleri Hakkında Kanun'un Ek 1.maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 89.maddesi dayanak alınarak 16/12/2006 tarihli ve 26378 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 01/12/2006 tarih ve 2006/11350 sayılı "Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı"nın 6. maddesinin 1.fıkrasında; "Kapsama dâhil örgün ve yaygın eğitim kurumlarında görevli olup, aylık karşılığı ders görevini tamamlayan; a)Müdür, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcılarına haftada 6 saate, b)Genel bilgi ve meslek dersleri öğretmenlerine 6 saati zorunlu olmak üzere haftada 15 saate, c)Atölye ve laboratuvar öğretmenlerine 20 saati zorunlu olmak üzere haftada 24 saate, kadar alanlarında, alanlarında ek ders görevi verilemeyen veya kısmen verilebilenlere, ihtiyaç halinde ve istekleri üzerine alanları dışında da ek ders görevi verilebilir."; 16.maddesinde, "(1)Bir öğretim yılında 90 günü geçmemek üzere, bu Karar kapsamında bulunan personelden; a)Bakanlıkça veya verilen yetki uyarınca valiliklerce yurt içinde düzenlenen her türlü eğitsel gezi, konferans, kurs ve seminerlerde görevlendirilenler; fiilen yerine getirdikleri bu görevleri süresince, görevlendirildikleri tarihte kendilerine verilmiş ek ders görevleri varsa bu görevlerini yapmış sayılırlar ve buna ilişkin ek ders ücretleri kadrolarının bulunduğu kurumca ödenir. b)İl düzeyinde millî ve mahalli bayramların kutlamaları için kurulan hazırlık komitelerinde görevlendirilen yönetici ve öğretmenler, millî ve mahalli bayramların hazırlık çalışmalarına katılan yönetici ve öğretmenler, söz konusu bayramların hazırlık çalışmalarına ve törenlerine sınıf veya okul bütünlüğünde katılan öğrencilerin öğrenim gördüğü eğitim kurumlarının yönetici ve öğretmenleri ile millî bayramlar nedeniyle tatil edilen günlerde ders görevlerini yerine getiremeyen yönetici ve öğretmenler, bu sürelerde üzerlerinde bulunan aylık karşılığı ders, varsa ek ders, ders niteliğinde yönetim ve hazırlık ve planlama görevlerini yapmış sayılırlar. c)Gençlik ve Spor Bakanlığı koordinesinde yürütülen okul sporları, halk oyunları ve izcilik faaliyetleri ile Türkiye Sportif Yetenek Taraması ve Spora Yönlendirme Projesi kapsamında geçici olarak görevlendirilen yönetici ve öğretmenler, fiilen yerine getirdikleri bu görevleri süresince, görevlendirildikleri tarihlerde kendilerine verilmiş ek ders görevleri varsa bu görevlerini yapmış sayılırlar ve buna ilişkin ek ders ücretleri kadrolarının bulunduğu kurumca ödenir. Alınacak onayda görevlendirilen personelin adı, soyadı, unvanı, görevin mahiyeti, görev süresi ve diğer hususlar belirtilir. …", 25.maddesinde, "(1)Bu Karar kapsamında ek ders ücreti ödenebilmesi için, ek ders görevinin fiilen yapılmış olması, ek ders görevinden sayılan veya ek ders görevinin yapılmış sayılacağı hâller bakımından ise bu Kararda belirlenen koşulların oluşması şarttır. Ek ders ödemelerinden harcama yetkilisi, ödeme emri belgesini düzenleyen gerçekleştirme görevlisi ve bu Kararda belirtilen esas ve usuller çerçevesinde ek ders görevinin gerçekleştiğine ilişkin belgeyi düzenleyen ve onaylayan diğer gerçekleştirme görevlileri müteselsilen sorumludur. (2)Yapılan inceleme sonucunda fiilen yapılmadan ve gerekli koşullar oluşmadan ödendiği anlaşılan ek ders ücretleri ilgililerden yasal faizi ile birlikte geri alınır. (3)Bu Kararın 10 ve 14 üncü maddeleri ile 16 ncı maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca ödenen ek ders ücretleri, yarım günlük izinler hariç, her ne şekilde olursa olsun izinli ve raporlu olunan sürelerde ödenmez." hükümlerine yer verilmiştir. Aykırılığın giderilmesine konu edilen dosyalarda, davacıların haklarında başlatılan ceza soruşturmaları nedeniyle ihtiyati tedbir olarak, idare tarafından, görevlerinden uzaklaştırıldıkları ve yapılan cezai yargılamalar neticesinde "beraat" etmeleri sonucunda da tekrar göreve iade edildikleri anlaşılmıştır. Bunun üzerine, davacılar tarafından görevden uzakta kaldıkları dönemlere ilişkin ek ders ücretlerinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle idareye başvuru yapıldığı ve anılan başvuruların reddi üzerine de davalı idare tarafından tesis edilen ret işlemlerinin iptali ile yoksun kaldıkları ek ders ücretlerinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle dava açılmıştır. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, "Görevden uzaklaştırma" işlemi, ilgililerin görevinin başında kalmasında sakınca görülen hallerde, idare tarafından tesis edilen bir ihtiyati tedbir işlemidir. Görevden uzaklaştırılan memurlara, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 141. maddesine göre, görevden uzaklaştırıldığı dönemde, aylıklarının üçte ikisi ödenir ve ilgililer, ayrıca anılan Kanun'un öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler. Öte yandan, anılan Kanun hükmü, görevden uzaklaştırılan memurun tekrar göreve iade edilmesi durumunda, görevden uzakta geçirdiği sürenin, derecesindeki kademe ilerlemesinde ve bu sürenin derece yükselmesi için gerekli en az bekleme süresini aşan kısmının, üst dereceye yükselmesi halinde, bu derecede kademe ilerlemesi yapılmak suretiyle değerlendirileceğini belirtmiştir. Oysa memurların kademe ilerlemesi ve derece yükselmesinde "fiili çalışma şartı " aranırken, kanunkoyucu hak kaybının önlenmesi ve hakkaniyet gereği, burada, fiili çalışma şartını aramayarak, ilgilinin iradesi ve isteği dışında, idarenin tesis ettiği bir işlem nedeniyle zarara uğramasının engellenmesini amaçlamıştır. Bu durumda, anılan mevzuat hükümlerinin birlikte incelenip, yorumlanmasından; idare tarafından, ihtiyati tedbir niteliğinde olan ve re'sen tesis edilen görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılması durumunda kanunkoyucunun, ilgililerin yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının telafi edilmesini öngördüğü açıktır. Öte yandan, Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında; idarelerin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. Olayda da davacılar görevlerini, idarenin re'sen tesis ettiği "görevden uzaklaştırma" kararları nedeniyle yerine getirememektedirler. Bu durumda, anılan işleminin sebep unsurunu oluşturan ceza soruşturma sürecinin de "beraat" ile sonuçlandığı göz önüne alındığında, idarenin kendi işlemi nedeniyle, davacıların fiilen çalışmasının engellenmesi nedeniyle bu döneme ilişkin zararın da idare tarafından giderilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, iradesi ve isteği dışında, görevden uzaklaştırılan memurlara, tekrar göreve dönmeleri halinde, açıkta kaldıkları döneme ilişkin olarak, aylık gelirlerinin önemli bir parçasını oluşturan ek ders ücretlerinin yasal faiziyle ödenmesinin önünde yasal bir engel bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Bölge İdare Mahkemesi kararları arasındaki aykırılığın, ihtiyati tedbir olarak görevden uzaklaştırılan döneme ilişkin ek ders ücretlerinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolundaki Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

657 sayılı Kanun'un 137 ve 141. maddeleri uyarınca görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanan ya da herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara bu süreçte aylıklarının üçte ikisi ödenir; ilgililer kanunun öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmayı sürdürür. Kanunun 143. maddesinde belirtilen beraat, kovuşturmanın genel afla kalkması, memurluktan çıkarmadan başka bir disiplin cezası verilmesi veya memurluğa engel olmayan ertelenmiş bir ceza alınması durumlarının gerçekleşmesiyle tedbir kaldırılır; kesilmiş olan üçte birlik maaş tutarı memurun ilgili dönemde hak ettiği unvan, derece ve kademe üzerinden ödenir.

Danıştay 5. Daire, E. 1997/428, K. 1999/2734Kaynağı aç
5. Daire         1997/428 E.  ,  1999/2734 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No: 1997/428 Karar No: 1999/2734 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): … Karşı Taraf: … Belediye Başkanlığı Vekili: … İsteğin Özeti: … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi: … Düşüncesi: Hakkında açılan soruşturma sonucu, 17.5.1991 tarihinde görevden uzaklaştırılan davacı, 6.11.1991 günlü Başbakanlık oluru ile sözkonusu tedbirin kaldırılması üzerine 10.12.1991 tarihinde görevine başlamıştır. Görevden uzaklaştırıldığı tarihten bakılan davanın açıldığı 28.6.1995 tarihine kadar geçen sürenin terfiinde değerlendirilmemesine dair olan dava konusu uyuşmazlık, gerek davacının görevden uzakta geçirdiği dönemi gerekse bu tedbirin sona erdirilip göreve iade edilmesi üzerine çalıştığı dönemi kapsamaktadır. Dolayısıyla, farklı hukuki durumlara ilişkin olan uyuşmazlık konusunun ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. 657 sayılı Yasada, Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbir olarak tanımlanan (m.137) görevden uzaklaştırma kararı üzerine, ilgili hakkında belirli bir süre içinde soruşturmaya başlanılması gerekeceği belirtilmekle beraber (m.139), soruşturmanın herhangi bir safhasında (m.137) veya cezai kovuşturma sırasında da anılan tedbire başvurulabileceği (m.140) hükme bağlanmıştır. Ayrıca; anılan Yasada, görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılması bakımından idarenin takdir yetkisine sahip olduğu haller ile bağlı yetki halleri de öngörülmüştür. Göreve tekrar başlatılmasının zorunlu olduğu hallerin gerçekleşmesi halinde ise, aylıklarının kesilmiş olan üçte birinin kendilerine ödeneceği ve görevden uzakta geçirdikleri sürenin terfiilerinde değerlendirileceği belirtilmiştir. Görüldüğü üzere, kanunun görevden uzaklaştırılan memurun terfii bakımından getirdiği hüküm özel bir düzenleme niteliği taşımakta olup, ilgililerin görevden uzakta geçirdikleri süreye ilişkindir. Bu nedenle; davacı hakkında uygulanan görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılması sonucu adıgeçenin göreve başladığı 10.12.1991 tarihinden itibaren görevde geçen hizmet sürelerinin kademe ilerlemesi ve derece yükselmesi yönünden değerlendirilmesinin 657 sayılı Yasanın "Görevden Uzaklaştırma" başlıklı bölümünde yer alan hükümler ile ilişki kurulmaksızın, genel hükümler (657 sayılı Yasanın 64-71.m.) çerçevesinde ele alınması gereklidir. Bu bağlamda ise; anılan sürenin terfiinde değerlendirilmemesine, hakkındaki cezai kovuşturmanın devam etmesinin gerekçe olarak gösterilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlığın, davacının görevden uzakta geçirdiği 17.5.1991 ile 10.12.1991 tarihleri arasındaki süreye ilişkin kısmına gelince; Dosyanın incelenmesinden, davacının görevden uzaklaştırılmasına sebep olarak hakkında açılan soruşturmanın, terfiinin yapılmamasına gerekçe olarak ise hakkında devam eden ceza davasının gösterildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, soruşturma nedeniyle davacı hakkında başvurulan görevden uzaklaştırma tedbirinin, cezai kovuşturma nedeniyle uzatılıp uzatılmadığının İdare Mahkemesince araştırılması gerekirken, bu yönde bir araştırma yapılmaksızın karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. Yapılacak araştırma sonucu ulaşılacak sonuca göre ise, adıgeçenin durumunun 657 sayılı Yasanın 141 ve 143. maddeler kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmaksızın, göreve başladığı tarihten itibaren altmış gün içinde davacının idareye başvurması gerekirken bu süreyi geçirdikten sonra yaptığı üçüncü başvurusunun da cevap verilmeyerek reddi işleminin iptali istemiyle açtığı davada süreaşımı bulunduğu yolundaki Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Dava konusu uyuşmazlığa ilişkin zaman zarfının göreve iade tarihinden sonrasını da kapsadığı da gözönüne alındığında, bu husus daha da belirgin ortaya çıkacaktır. Ayrıca dava konusu uyuşmazlığın niteliği gereği, davacının herbir başvurusunun ve dava açma süresinin 10. madde kapsamında değerlendirilmesi gerektiği de açıktır. Açıklanan nedenlerle, İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı: … Düşüncesi: Davacının,17.5.1991 tarihinde görevden uzaklaştırıldığı,9.12.1991 tarihinde göreve iade edildiği, adı geçenin 15.10.1991 tarihinden bu yana kademe ve derece ilerlemesi yaptırılmadığı anlaşılmakta olup, gerekli düzeltmenin yapılması isteğiyle davalı idareye yaptığı 14.4.1995 günlü başvurusuna cevap verilmemesi üzerine 28.6.1995 tarihinde dava açıldığı anlaşılmıştır. Davacının talebi sadece açıkta geçirdiği sürenin terfiinde sayılması hususu olmayıp,15.10.1991 tarihinden beri terfii ettirilmemesi nedeniyle terfilerinin yapılmasına ilişkin olduğundan ve adı geçenin 9.12.1991 tarihinde görevine iade edilmesi nedeniyle halen görevde bulunduğundan, görevde bulunduğu halde terfii ettirilmemesi yolundaki uygulama devam ettiğinden 14.4.1995 günlü başvurusu üzerine açılan davada süreaşımı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davanın süreden reddine ilişkin mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığından bozulması gerekeceği düşünülmüştür. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Beşinci ve Onikinci Dairelerince 2575 sayılı Danıştay Kanununun 3619 sayılı Kanunun 10. maddesiyle eklenen Ek 1. madde gereğince yapılan müşterek toplantıda işin gereği düşünüldü: Davacı, 1990 yılından itibaren terfilerinin yapılmaması nedeniyle oluşan durumun düzeltilmesi için idareye yaptığı 14.4.1995 günlü başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile terfiinin 4. derecenin 1. kademesi olarak yapılmasına ve uğradığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi istemiyle dava açmıştır. … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; 2577 sayılı Yasanın 7. maddesi ile idari dava açma süresinin altmış gün olarak belirlendiği, 11. maddesi ile de ilgililerin idari dava açmadan önce idareye yapacakları başvuruların dava açma süresine etkisinin düzenlendiği, hakkında açılan soruşturma nedeniyle 17.5.1991 tarihinde görevden uzaklaştırılan davacının 15.10.1991 tarihinden itibaren yapılmadığını ileri sürdüğü terfi işlemleri sebebiyle göreve iade edildiği 9.12.1991 tarihinden itibaren altmış gün için idareye başvurması gerekirken bu süre geçirildikten sonra ve 14.10.1993 ve 20.6.1994 günlü başvurularına da cevap verilmemesi üzerine 14.4.1995 tarihinde üçüncü kez idareye başvurduğu ve başvurusunun zımnen reddi üzerine 28.6.1995 tarihinde açtığı davanın 2577 sayılı Yasanın 15. maddesi uyarınca incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle dava süreaşımı nedeniyle reddedilmiştir. Davacı, davalı idarenin iddia ettiğinin aksine durumunun 657 sayılı Yasanın 141. maddesine uymadığını öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7.maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu hükme bağlanmış olup; aynı Kanunun olay tarihinde yürürlükte bulunan 10.maddesinde de, "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Butakdirde dava açma süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılması veya davanın reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler," hükmüne yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, hakkında yapılan soruşturma nedeniyle davacının 17.5.1991 tarihinde görevden uzaklaştırıldığı, 6.11.1991 günlü olurla göreve başlatılmasının uygun görülmesi üzerine de 10.12.1991 tarihinde görevine başladığı; fakat hakkında açılan ceza davasının henüz sonuçlanmadığı gerekçe gösterilerek görevden uzaklaştırıldığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar terfilerinin yapılmadığı, adı geçenin ise sözkonusu durumun düzeltilmesi istemiyle idareye 14.10.1993, 20.6.1994 ve 14.4.1995 tarihlerinde başvurduğu ve son başvurusunun davalı idarece zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın temelinin "Görevden Uzaklaştırma"ya dayanması nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun anılan konuya ilişkin hükümleri üzerinde durmak gerekli görülmüştür: 657 sayılı Kanununun 137. maddesinde, görevden uzaklaştırmanın, kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbir olduğu belirtilmiş ve bu tedbirin soruşturmanın herhangi bir safhasında alınabileceği belirtilmiştir. Anılan Kanunun 143. maddesinde ise görevden uzaklaştırılan memurun göreve tekrar başlatılmasının zorunlu olduğu haller tek tek sayılmış, 144. maddede de, "140 ve 142 nci maddelerle 143 üncü maddenin a, b, c fıkralarında yazılı olanlar hakkındaki görevden uzaklaştırma tedbiri, Devlet memurunun soruşturmaya konu olan fiillerinin, hizmetlerini devama engel olmadığı hallerde her zaman kaldırılabilir." hükmüne yer verilmek suretiyle maddede öngörülen koşullarda, görevinden uzaklaştırılan memurların görevlerine döndürülüp döndürülmemesi hususunda idarelere takdir yetkisi tanınmıştır. Diğer taraftan, yine aynı Kanunun değişik 141. maddesinde, "Görevden uzaklaştırılan ve görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisi ödenir. Bu gibiler bu Kanunun öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler. 143 üncü maddede sayılan durumların gerçekleşmesi halinde, bunların aylıklarının kesilmiş olan üçte biri kendisine ödenir ve görevden uzakta geçirdikleri süre, derecelerdeki kademe ilerlemesinde ve bu sürenin derece yükselmesi için gerekli en az bekleme süresini aşan kısmı, üst dereceye yükselmeleri halinde, bu derecede kademe ilerlemesi yapılmak suretiyle değerlendirilir." hükmü yer almıştır. Görüldüğü gibi yasa koyucu 143. madde ile görevinden uzaklaştırılan devlet memurları hakkında verilecek beraat kararının kesinleşmesi halinde görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılmasının zorunlu olduğu halleri düzenlemiş, 144. madde ile de görevden uzaklaştırma tedbirinin daha önce de kaldırılması konusunda idareye takdir yetkisi tanımıştır. Bununla birlikte, 144. madde uyarınca göreve iade edilenlerin, görevden uzakta geçirdikleri sürenin terfilerinde değerlendirilmesi ancak, 143. maddede sayılan durumların gerçekleşmesi ile mümkündür. Diğer bir anlatımla, haklarında cezai kovuşturma yapılan Devlet Memurlarının görevlerine iade edilmeleri konusunda idareye takdir yetkisi verildiği halde, bu takdir yetkisinden hareketle görevlerine iade edilenlerin görevden uzakta geçirdikleri sürenin terfiinde değerlendirilmesi için haklarındaki beraat kararının kesinleşmesi zorunlu kılınmıştır. Bu durum karşısında, davacının terfiinde değerlendirilmeyen sürelerin, hakkındaki yargı kararının kesinleşmesi üzerine 141. maddenin 2. fıkrası gereğince idarece kendiliğinden değerlendirilerek terfiinin yapılması gerekmektedir. Bilindiği gibi, İdareye belli bir konuda işlem tesisi için yükümlülük getiren yasa kuralına karşın idarenin bu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek hareketsiz kaldığı durumlarda ilgililerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 10. maddesi uyarınca haklarında yasanın öngördüğü işlemin yapılması için her zaman idareye başvuruda bulunmaları ve isteklerinin reddedilmesi halinde de sözkonusu 10. maddede öngörülen usule uygun olarak idari yargıda deva açmaları mümkün bulunmaktadır. Bu durumda, yargılanması sonucu davacı hakkında verilecek kararın, 143. madde gözönüne alınarak değerlendirilmesi sonucu idarece kendiliğinden işlem tesis edilmesi gerekmekte olup, ilgililerin de bu aşamadan sonra idareye her zaman 10. madde kapsamında başvurup idarece tesis edilecek işlemi dava konusu yapabilecekleri açık olduğundan, yargılamanın sonuçlanmaması nedeniyle davacının bu konudaki başvurusunun cevap verilmemek suretiyle reddi işleminin iptali istemiyle açılan davanın bu gerekçe ile reddi gerekirken, süreaşımı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddedilmesinde hukuki isabet bulunmamakta ise de, bu husus, sonucu itibariyle hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddiyle … İdare Mahkemesince verilen ve hüküm fıkrası itibariyle hukuka uygun bulunan … günlü, E:…, K:… sayılı kararın yukarıda belirlenen gerekçeyle onanmasına, temyiz giderlerinin istemnde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına, 30.9.1999 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. (X) AZLIK OYU : Dosyanın incelenmesinden, davanın 2577 sayılı Yasanın 10. maddesi kapsamındaki bir başvuru sonucunda oluşan işlemin iptali istemiyle açıldığı ve İdare Mahkemesince uyuşmazlığın özüne girilmeyerek davanın süreden reddedildiği anlaşılmıştır. Yapılan incelemede, davada süreye bakılmadığı anlaşıldığına göre işin esasının İdare Mahkemesince incelenmek üzere temyiz konusu İdare Mahkemesi kararının bozulması gerekeceği görüşüyle onama yönündeki çoğunluk kararına karşıyım. (XX) AZLIK OYU: İdare Mahkemesince verilen karar, hukuk ve usule uygun bulunduğundan, aynen onanması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.
Danıştay 12. Daire, E. 2018/5228, K. 2021/6475Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2018/5228 E.  ,  2021/6475 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2018/5228 Karar No : 2021/6475 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Bakanlığı VEKİLLERİ : I. Hukuk Müşaviri Av. …, Hukuk Müşaviri … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : …. İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul …Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hemşire olarak görev yapan davacının; adli soruşturma nedeniyle görevden uzaklaştırıldığı 19/02/2013-17/03/2014 tarihleri arasındaki sürenin, görevine iade edildiği halde, emeklilik hizmet süresine dahil edilmediğinden bahisle, hizmet süresinin yeniden hesaplanması talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 12/05/2015 tarihli işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesince; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 143. maddesinde, disiplin soruşturması sonunda yetkili mercilerce haklarında memurluktan çıkarmadan başka bir disiplin cezası verilenlerin görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılmasının kurala bağlandığı, 141. maddesinde de, göreve iade edilenlerin aylıklarından yapılan 1/3 oranındaki kesintilerin kendilerine iade edilmesi ve açıkta geçen sürelerin intibaklarında dikkate alınmasının öngörüldüğü; uyuşmazlık konusu olayda, hemşire olarak görev yapan davacı hakkında, adli bir soruşturma nedeniyle göz altına alınması üzerine, hakkında disiplin soruşturması açılarak görevden uzaklaştırıldığı, soruşturma sonucunda uyarma cezası ile tecziye edilmesi üzerine de görevine iade edildiği dikkate alındığında; 657 sayılı Kanun'un 143. maddesi uyarınca, davacının 19/02/2013-17/03/2014 tarihleri arasındaki açıkta geçen sürelerinin emekliye tabi hizmet süresine dahil edilmesi gerekirken, aksi yönde tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Usul yönünden davanın süresinde açılmadığı ve dava konusu işlemin idari davaya konu olabilecek nitelikte bir işlem olmadığı; esasa ilişkin olarak, davacının emekliliği hak etmesi ve emeklilik talebinde bulunması halinde, tüm evrakların Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına iletileceği ve emeklilik hizmet süresinin bu Kurumca hesaplanacağı; emeklilik talebinde bulunmaması nedeniyle, bu aşamada davacının menfaatinin etkilendiğinden söz edilemeyeceği belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 203. maddesi uyarınca, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu tüzel kişiliği sona erdirilerek Sağlık Bakanlığı merkez teşkilatının hizmet birimi haline getirildiğinden, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu yerine Sağlık Bakanlığı husumete alınarak işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı 1966 doğumlu olup, İstanbul …Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hemşire kadrosunda görev yapmaktadır. Yürütülen adli bir soruşturma nedeniyle 19/02/2013 tarihinde göz altına alınmış, bir süre tutuklu kaldıktan sonra, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştır. Davacı hakkında, ayrıca disiplin soruşturması açılmış ve 19/02/2013-17/03/2014 tarihleri arasında görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanmıştır. Disiplin soruşturması sonucunda, davacıya “uyarma” cezası verilmiştir. (Bu cezanın iptali istemiyle açılan davada, …. İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu karara karşı yapılan itiraz ve karar düzeltme istemleri de İstanbul Bölge İdare Mahkemesince reddedilmiştir.) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 143. maddesi uyarınca görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılmış ve davacı 17/03/2014 tarihinde görevine yeniden başlamıştır. Davacı tarafından, görevden uzaklaştırıldığı 19/02/2013-17/03/2014 tarihleri arasındaki sürenin, görevine iade edildiği halde, emeklilik hizmet süresine dahil edilmediğinden bahisle, hizmet süresinin yeniden hesaplanması talebiyle yapılan 19/03/2015 tarihli başvurunun reddi üzerine, temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 137. maddesinde, "Görevden uzaklaştırma, Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir…" kuralı; 140. maddesinde, "Haklarında mahkemelerce cezai kovuşturma yapılan Devlet memurları da 138 inci maddedeki yetkililer tarafından görevden uzaklaştırılabilirler." kuralı; 141. maddesinde, "Görevden uzaklaştırılan ve görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisi ödenir. Bu gibiler bu Kanunun öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler. 143 üncü maddede sayılan durumların gerçekleşmesi halinde, bunların aylıklarının kesilmiş olan üçte biri kendilerine ödenir ve görevden uzakta geçirdikleri süre, derecelerindeki kademe ilerlemesinde ve bu sürenin derece yükselmesi için gerekli en az bekleme süresini aşan kısmı, üst dereceye yükselmeleri halinde, bu derecede kademe ilerlemesi yapılmak suretiyle değerlendirilir." kuralı ve 142. maddesinde, "Soruşturma sonunda disiplin yüzünden memurluktan çıkarma veya cezai bir işlem uygulanmasına lüzum kalmıyan Devlet memurları için alınmış olan görevden uzaklaştırma tedbiri, 138 inci maddedeki yetkililerce (Müfettişler tarafından görevden uzaklaştırılanlar hakkında atamaya yetkili amirlerce) derhal kaldırılır…" kuralı yer almıştır. Anılan Kanun'un 143. maddesinde de, "Soruşturma veya yargılama sonunda yetkili mercilerce: a) Haklarında memurluktan çıkarmadan başka bir disiplin cezası verilenler; b) Yargılamanın men'ine veya beraatine karar verilenler; c) Hükümden evvel haklarındaki kovuşturma genel af ile kaldırılanlar; ç) Görevlerine ve memurluklarına ilişkin olsun veya olmasın memurluğa engel olmıyacak bir ceza ile hükümlü olup cezası ertelenenler; Bu kararların kesinleşmesi üzerine haklarındaki görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılır." kuralına yer verilmiştir. Diğer taraftan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 4. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 15. maddesinde; "Emeklilik keseneği, aşağıda yazılı aylık ve ücret tutarları ile ödeneklerden alınır: … g)Görevden uzaklaştırılan, görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınanlardan kanunları gereğince tam veya eksik aylığa müstehak bulunanların emeklilik keseneğine esas aylık ücretlerinin yarısı; Kanunlarına göre bu müddetler için sonradan görevlerine iade edilerek tam aylığa hak kazananların ise emeklilik keseneğine esas aylık veya ücretlerinin tamamı. …" kuralı yer almıştır. Aynı Kanun'un 31. maddesinde de; "Fiili hizmet müddeti, iştirakçinin 30 uncu madde gereğince bu kanunla tanınan haklardan faydalanmaya başladığı tarihten itibaren tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği müddettir. … 15 inci maddenin (g) fıkrasının birinci bendinde yazılı olanların fiili hizmet müddetleri yarım hesaplanır." kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlık; disiplin ve/veya ceza soruşturması nedeniyle haklarında görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanan ve daha sonra görevine iade edilen memurların, açıkta geçen sürelerinin 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu kapsamında emeklilik fiili hizmet süresine dahil edilip edilmeyeceğinden kaynaklanmaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 137. ve 140. maddelerinde, görevi başında kalmasında sakınca görülen veya haklarında ceza kovuşturması yapılan memurların ihtiyati bir tedbir olarak görevden uzaklaştırılabilmelerine imkan sağlanmıştır. 657 sayılı Kanun'un 143. maddesinde, disiplin soruşturması sonunda, memuriyetten çıkarmadan başka bir disiplin cezası alan memurlar hakkında uygulanan görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılacağı belirtilmiştir. Ayrıca, aynı maddede, ceza yargılaması sonunda yargılamanın men'ine veya beraatine karar verilen, hükümden evvel haklarındaki kovuşturma genel af ile kaldırılan, görevlerine ve memurluklarına ilişkin olsun veya olmasın memurluğa engel olmayacak bir ceza ile hükümlü olup cezası ertelenen memurların da görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılarak görevlerine iade edilmeleri öngörülmüştür. Anılan Kanun'un 141. maddesinde, görevden uzaklaştırılan memurlara, görevden ayrı kaldıkları dönemde aylıklarının 2/3'ünün ödeneceği; 143. madde çerçevesinde görevlerine iade edilmeleri halinde ise, aylıklardan 1/3 oranında yapılan kesintilerin kendilerine iade edileceği ve açıkta geçen sürelerin de intibaklarında dikkate alınacağı belirtilmiştir. Diğer taraftan, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 15/1-g maddesinde, görevden uzaklaştırılan memurların aylıklarından, tam kesenek yerine 1/2 oranında emekli keseneği alınması; bu kişilerin sonradan görevlerine iade edilmeleri halinde ise tam kesenek alınması düzenlenmiştir. 5434 sayılı Kanun'un 31. maddesinde de, fiili hizmet süresinin tam kesenek ödenmek suretiyle geçen süreler olduğu, bununla birlikte görevden uzaklaştırılan ve aylıklarından emekli kesenekleri 1/2 oranı üzerinden kesilen memurların, açıkta geçen bu sürelerinin yarım olarak dikkate alınacağı belirtilmiştir. Yukarıda yer verilen mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden; disiplin veya ceza soruşturması nedeniyle görevden uzaklaştırılan memurların aylıklarının 2/3 oranında ödeneceği ve bu aylıklardan tam kesenek yerine 1/2 oranında emekli keseneği alınacağı; görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılarak görevlerine iade edilmeleri halinde ise, açıkta geçen dönemde aylıklardan 1/3 oranında yapılan kesintinin kendilerine iade edileceği ve 1/2 oranında uygulanan emekli keseneklerinin de tam keseneğe dönüştürüleceği, dolayısıyla görevine iade edilerek aylıklarından tam kesenek alınan memurların, açıkta geçen sürelerinin emeklilik hizmet süresine sayılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda, İstanbul …Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hemşire olarak görev yapmakta iken adli bir soruşturma nedeniyle 19/02/2013 tarihinde görevden uzaklaştırılan ve 17/03/2014 tarihinde görevine iade edilen davacının, açıkta geçen sürelerinin 5434 sayılı Kanun'un 15/1-g ve 31. maddeleri uyarınca, emeklilik yönünden fiili hizmet süresine dahil edilmesi gerekirken, aksi yönde tesis edilen işlemde hukuka uygunluk, dava konusu işlemin iptali yolundaki Mahkeme kararında ise sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin …. İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 09/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri veya disiplin kurulu kararlarıyla kamu görevinden çıkarılan memurların aylıkları çıkarma süresince tamamen kesilmektedir. Göreve iade kararı verilmesi halinde personelin mahrum kaldığı maaşları ile unvan ve görev yerine göre hak kazandığı mali ve sosyal hakların karşılanması gündeme gelmekte, fiili çalışmaya bağlı ödeme unsurlarında ise yargı kararlarındaki kısıtlar gözetilmektedir.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2024/21, K. 2024/45Kaynağı aç
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/21 E.  ,  2024/45 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/21 Karar No : 2024/45 BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI ARASINDAKİ AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİ HAKKINDA KARAR Ankara Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 23/02/2024 tarih ve E:2024/39, K:2024/39 sayılı kararıyla; Davacı … tarafından, "kamu görevinden çıkarılıp iade edilen öğretmenlere kamu görevi dışında kaldıkları dönem için ek ders ücretlerinin ödenip ödenmeyeceği" hususu yönünden, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 05/10/2023 tarih ve E:2022/3031, K:2023/2372 sayılı kararı ile İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 16/10/2020 tarih ve E:2020/1952, K:2020/1375 sayılı kararı ve İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 02/01/2020 tarih ve E:2019/2127, K:2020/3 sayılı kararı arasındaki aykırılığın giderilmesinin istenmesi nedeniyle, "Aykırılığın davanın konusu işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolundaki İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi ile İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği" görüşüyle, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 3/C maddesinin 5. fıkrası uyarınca karar verilmesi için dosyanın Danıştaya gönderilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkimi …'ın açıklamaları dinlendikten sonra konu ile ilgili kararlar ve yasal düzenlemeler incelenerek gereği görüşüldü: I- AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI : A-ANKARA BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 7. İDARİ DAVA DAİRESİNİN E:2022/3031 SAYILI DOSYASINA KONU YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istemin özeti: Davacı tarafından, açıkta geçirdiği ve ihraç olduktan sonra OHAL Komisyonu kararı ile görevine iade edilip göreve başladığı tarihe kadar geçen sürelere ilişkin yoksun kaldığı maaş faizi, ek ders ücretleri, destekleme ve yetiştirme kursu ek ders ücretleri, nöbet görevi ek ders ücretleri, eğitim yılına hazırlık ödenekleri ve diğer mali haklarının tahakkuk tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte hesaplanarak ödenmesi istemiyle 12/11/2021 tarihli dilekçe ile yapılan başvurunun reddine ilişkin …tarih ve … sayılı işlemin iptali ile yasal faiz olmaksızın ödenen geçmişe dönük maaşlarının ayrı ayrı hak ediş tarihinden itibaren işletilecek yasal faizlerinin hesaplanarak ödenmesine, ödenmeyen ek ders ücretlerinin, destekleme ve yetiştirme kursu ek ders ücretlerinin, nöbet görevi ek ders ücretlerinin, mesleki çalışma dönemi (seminer) ek ders ücretlerinin, eğitim yılına hazırlık ödeneklerinin, banka promosyonlarının tahakkuk tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte hesaplanarak ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. Ankara 16. İdare Mahkemesinin 28/09/2022 tarih ve E:2021/2630, K:2022/1781 sayılı kararının özeti: Dava konusu işlemin, geçmişe dönük ödenen maaşlara yasal faiz ödenmesi isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden incelenmesinden; davacının, kendisinden kaynaklanmayan nedenlerle alacağına geç kavuşması nedeniyle, bu sürede alım gücünde meydana gelen azalmanın karşılanması bakımından sonradan ödenen maaşlarına, davacı görevden uzaklaştırılmamış ve kamu görevinden ihraç edilmemiş olsa ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faizin ödenmesi gerekirken, aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemin bu kısmı yönünden hukuka uygunluk görülmediği, Ek ders ücretlerinin ödenmesi isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden incelenmesinden; davalı idarece anılan dönemde fiilen derse girmediği gerekçe gösterilerek davacının başvurusu reddedilmiş ise de; idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle davacının fiilen çalışamadığı ve idarelerin hukuka aykırı işlemleri nedeniyle verdiği zararları tazmin etmesi gerektiği, ayrıca davalı idarenin de dava konusu işlem olmasa idi dahi davacının fiilen çalışma şartını taşımayacağına dair bir iddiasının da bulunmadığı göz önüne alındığında, davacıya görevden uzaklaştırıldığı ve kamu görevinden çıkarıldığı sürelerde zorunlu nitelikteki ek ders görevi karşılığında ödenmesi gereken ek ders ücretinin ödemesi gerektiği anlaşıldığından, aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemin bu kısmında hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı, Destekleme ve yetiştirme kursu ek ders ücretlerinin ödenmesi isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden incelenmesinden; davacının görevden uzaklaştırılmamış ve kamu görevinden hiç çıkarılmamış olsaydı dahi görev yaptığı okulda destekleme ve yetiştirme kursunun açılıp açılmayacağı, açılsa da davacının kursta görev alıp almayacağının kesin olmadığı, bir başka deyişle bu hususun bir ihtimalden ibaret olduğu anlaşıldığından, davacının açıkta geçirdiği ve kamu görevinden çıkarıldığı döneme ait destekleme ve yetiştirme kursu ücretinin ödenmesi talebinin reddedilmesinde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, Nöbet görevi ek ders ücretlerinin ödenmesi isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden incelenmesinden; öğretmen olarak görev yapan davacının da görevden uzaklaştırıldığı ve kamu görevinden çıkarıldığı dönem içerisinde nöbet görevinden müstesna tutulmasını gerektiren özel bir durumun bulunduğu ileri sürülmediği gibi görevden uzaklaştırılmasaydı ve kamu görevinden çıkarılmasaydı nöbet hizmetini yerine getireceği sonucuna ulaşıldığından, haftada üç saati geçmemek üzere ödenen nöbet karşılığı ek ders ücretinin, ilgili mevzuat gereği davacıya ödenmesi gerektiği anlaşıldığından, davaya konu işlemin bu kısmı yönünden de hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı, Mesleki çalışma dönemi ek ders ücretlerinin ödenmesi isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden incelenmesinden; ilgili mevzuat uyarınca öğretmenlere ilgili mevzuatına göre öğretim yılı başında ve sonunda yaptıkları meslekle ilgili çalışma süreleri kapsamında ek ders ücreti ödendiği, söz konusu seminer görevinin talep halinde ve ihtimal dahilinde verilebilecek ek ders ücreti olmadığı, davacının görevinde bulunması halinde söz konusu seminerlere katılımının zorunlu olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, talep aranmaksızın verilen seminer görevi bakımından ek ders ücreti ödenmesi gerektiğinden, dava konusu işlemin bu kısmında hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı, Eğitim yılına hazırlık ödeneklerinin ödenmesi isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden incelenmesinden; davacının görevden uzaklaştırıldığı ve kamu görevinden çıkarıldığı süre içerisinde yoksun kaldığı ödeneğin tamamının kendisine ödenmesi gerektiği, aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemin bu kısmında hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı, Banka promosyon bedelinin ödenmesi isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden incelenmesinden; 7075 sayılı Kanunun 10. maddesindeki "Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz." kuralı nedeniyle işlemin promosyona yönelik kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı, davacıya promosyon ücreti ödenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, Dava konusu işlemin; toplu ödenen maaşlara hak ediş tarihlerinden itibaren yasal faiz ödenmemesine ilişkin kısmının, ek ders ücreti ödenmemesine ilişkin kısmının, nöbet görevi ek ders ücretlerinin ödenmemesine ilişkin kısmının, mesleki çalışma dönemi ek ders ücretlerinin ödenmemesine ilişkin kısmının ve eğitim yılına hazırlık ödeneklerinin ödenmemesine ilişkin kısmının iptaline, destekleme ve yetiştirme kursu ek ders ücretleri ile banka promosyonlarının ödenmemesine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine, davacının görevden uzaklaştırıldığı ve kamu görevinden çıkarıldığı tarihlerde yoksun kaldığı ek ders ücretinin, nöbet görevi ek ders ücretlerinin, mesleki çalışma dönemi ek ders ücretlerinin ve eğitim yılına hazırlık ödeneklerinin tahakkuk tarihlerinden (davacı görevden uzaklaştırılmamış veya kamu görevinden çıkarılmamış olsaydı ödenmesi gereken tarih) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, davacının görevden uzaklaştırıldığı ve kamu görevinden çıkarıldığı tarihlerde yoksun kaldığı ve toplu olarak ödenen maaş ödemelerine tahakkuk tarihlerinden (davacı görevden uzaklaştırılmamış veya kamu görevinden çıkarılmamış olsaydı ödenmesi gereken tarih) itibaren işletilecek yasal faizin davacıya ödenmesine, destekleme ve yetiştirme kursu ek ders ücretleri ile banka promosyonlarının ödenmesine karar verilmesi isteminin reddine karar verilmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 05/10/2023 tarih ve E:2022/3031, K:2023/2372 sayılı kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın, maaşların yasal faizi, mesleki çalışma faaliyetleri, hazırlık ve planlama görevi ile nöbet görevi karşılığı ek ders ücretleri ve eğitim-öğretim yılına hazırlık ödeneklerinin ödenmesi talebine ilişkin kısmı ile destekleme ve yetiştirme kursları karşılığı ek ders ücretlerine ilişkin kısmında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından tarafların bu kısımlara yönelik istinaf başvurularının reddi gerektiği belirtildikten sonra, Davacının istinaf başvurusu banka promosyonu yönünden incelendiğinde; Kamu görevinden çıkarılanların herhangi bir tazminat talep edemeyeceklerine dair kanun hükmü Anayasa Mahkemesince iptal edildiğine göre davacının kamu görevinden uzakta kaldığı dönemde yapılan banka promosyon ödemelerinden hukuka aykırı olduğu idarece tespit edilmiş bulunan kamu görevinden çıkarma işlemi nedeniyle mahrum kaldığının ve bu nedenle söz konusu ödemelerin normalde yapılması gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı, Bu durumda, idare mahkemesi kararının banka promosyonu bakımından davanın reddine ilişkin kısmının kaldırılması gerektiği, Davalı idarenin istinaf başvurusu ek ders ücreti yönünden incelendiğinde; 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Kararların uygulanması" başlıklı 10 uncu maddesinde ilgililere kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının ödenmesinin öngörüldüğü, Millî Eğitim Bakanlığının yönetici, öğretmen, uzman ve usta öğreticileri ile diğer görevlilerinin aylık ve ek ders ücreti karşılığında okutacakları ve okutmuş sayılacakları haftalık ders saatlerinin sayısını, ders görevi alacakların niteliklerini ve diğer hususları düzenlemek amacıyla 16/12/2006 tarih ve 26378 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar'ın "Aylık karşılığı ders görevi" başlıklı 5. maddesine, 6. maddesinde, 25. maddesinin 1. fıkrasına, 27. maddesine yer verildikten sonra, Kararda alıntılanan Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine ilişkin Kararının 25. maddesi uyarınca ek ders ücretinin ödenebilmesi için ek ders görevinin fiilen yapılmış olması, ek ders görevinden sayılan veya ek ders görevinin yapılmış sayılacağı haller bakımından adı geçen bu Kararda belirtilen koşulların oluşması gerektiği, Bakılan davada, Ankara ili Altındağ ilçesi Hacı Bayram İmam Hatip Ortaokulunda Türkçe öğretmeni olarak görev yapmakta iken ihraç edilen davacının, görevi başında olsa bile maaşa esas ders saatini tamamladıktan sonra ek ders için görevlendirilmesi ve bu görevi fiilen yapmış olması ek ders ücreti ödenmesi için gerekli şart olduğundan, ek ders görevinin verilip verilmeyeceği belli olmayan davacıya fiilen girmediği ek ders ücretinin ödenemeyeceği ve davacıya ek ders ücreti ödenmemesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından ek ders ücreti ödenmesi talebi yönünden işlemin iptaline karar verilmesinde hukuki isabet bulunmadığı, Buna göre; davalı idarenin istinaf başvurusunun ek ders ücretleri bakımından kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, Davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile istinaf başvurusuna konu idare mahkemesi kararının, banka promosyonu talebinin reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına; dava konusu işlemin banka promosyonu bakımından iptaline, davacının kamu görevinden çıkarıldığı tarih ile kamu görevine iade edildiği tarihler arasında banka promosyon ücretlerinin normalde ödeneceği tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davacıya ödenmesine; davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile istinaf başvurusuna konu idare mahkemesi kararının ek ders ücretine ilişkin kısmının kaldırılmasına, bu kısım yönünden davanın reddine, kararın diğer kısımlarına yönelik davacı ve davalı idarenin istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. B-İSTANBUL BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 2. İDARİ DAVA DAİRESİNİN E:2020/1952 SAYILI DOSYASINA KONU YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istemin özeti: İstanbul ili, Bağcılar ilçesi, Aşkaleli İbrahim Polat Ortaokulunda Türkçe öğretmeni olarak görev yapmaktayken 672 sayılı KHK ile 26/07/2016 tarihinde kamu görevinden ihraç edilen ve daha sonra 23/11/2018 tarihli OHAL komisyon kararıyla göreve iade edilen davacı tarafından, ihraç edildiği tarihten göreve başladığı tarih arasındaki zaman diliminde ödenmeyen maaşının, ek ders ücretinin ve 2016-2017 eğitime hazırlık ödeneğinin faiziyle ödenmesi istemiyle Bağcılar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne yaptığı başvurunun… tarih ve … sayılı işlem ile reddedilmesi üzerine anılan işlemin iptali ile geriye dönük verilmesi kararlaştırılan maaş faizinin, ek ders ücretinin ve 2016-2017 eğitime hazırlık ödeneğinin idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 20/11/2019 tarih ve E:2019/453, K:2019/2508 sayılı kararının özeti: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 176. maddesine, Ek 32. maddesine, Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar'ın 25. maddesine ve Anayasa'nın 125. maddesine yer verildikten sonra, Olayda, davalı idarenin kabulüyle davacının görevden ayrı kaldığı tarihte ödenmeyen maaş alacağı ile göreve iade edildiği 23/11/2018 tarihinden itibaren eğitime hazırlık ödeneği ile promosyonlarının ödeneceğinin anlaşıldığı, Dava dilekçesinin de incelenmesi sonucu davacının görevden ayrı kaldığı tarihte ödenmeyen; maaş alacağının faizi, eğitime hazırlık ödeneği ve faizi ile ek ders ücreti ve faizinin davanın konusunu oluşturduğu, Maaşın faizi bakımından; Davacının görevden ayrı kaldığı 26/07/2016-23/11/2018 tarihleri arası ödenmeyen maaş alacağının her bir ödemenin hak edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle davacıya ödenmesi gerektiği, Ek ders ücretleri bakımından; Anayasa'nın 125. maddesine, 138. maddenin son fıkrasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinin 1. fıkrasına ve 12.maddesine yer verildikten sonra, Bir idari işlemin yargı kararıyla iptal edilmesi halinde, söz konusu kararın, dava konusu işlemin tesis edilmesi sırasında unsurlarında bulunan sakatlıkları saptadığı, işlemi yapıldığı andan başlayarak ortadan kaldırdığı, bu özelliği nedeniyle geriye yürüyen sonuçlar doğurduğu, başka bir anlatımla, işlemin tesis edildiği tarihten önceki hukuki durumun geçerliliğini sağladığının idare hukukunun bilinen ilkelerinden olduğu, İdarenin, iptal kararının amaç ve kapsamına göre yeni bir işlem ya da işlemler yapmak, iptal edilen idari işlemden doğan tüm sonuçları ortadan kaldırmak, (idari işlemin hiç yapılmamış sayılması ilkesinin gereği olarak) önceki hukuki durumun geçerliliğini sağlamak görevi ile yükümlü olduğu; öte yandan, Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunun hükme bağlandığı, Bu durumda davacının 23/11/2018 tarihli OHAL komisyon kararıyla göreve iade edilerek anılan meslekten ihraç işlemin hukuka aykırılığı saptanmış olduğundan, davacı hakkında ihraç kararı verilmeseydi önceki yıllarda olduğu gibi ek ders ücreti alacağı anlaşıldığından, yukarıda değinilen Anayasa hükmü uyarınca, 26/07/2016-23/11/2018 tarihleri arasında fiilen çalışmasa da davacının görevden ayrı kaldığı sürece onun yerine Türkçe branşında ders veren öğretmenlerin aldığı ek ders ücreti ortalamasının hesaplanarak idareye başvuru tarihi olan 28/11/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle davacıya ödenmesi gerektiği, Eğitime hazırlık ödeneği bakımından; Davacı hakkında ihraç kararı verilmeseydi önceki yıllarda olduğu gibi eğitime hazırlık ödeneği alacağı anlaşıldığından, yukarıda değinilen Anayasa hükmü uyarınca, 2016-2017 yılı eğitime hazırlık ödeneğinin idareye başvuru tarihi olan 28/11/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlilte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline, davacının tazminat isteminin kabulü ile açıkta kaldığı 26/07/2016-23/11/2018 tarihleri arası, ödenmeyen maaş alacağının faizinin, davacının görevden ayrı kaldığı sürece onun yerine Türkçe branşında ders veren öğretmenlerin aldığı ek ders ücreti ortalamasının hesaplanarak ek ders ücretinin, 2016-2017 yılına ilişkin eğitime hazırlık ödeneğinin idareye başvuru tarihi olan 28/11/2018 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 16/10/2020 tarih ve E:2020/1952, K:2020/1375 sayılı kararının özeti: Davacının farklı mali hak kalemlerine yönelik taleplerinden kaynaklanmasından dolayı davalı idarenin istinaf başvurusunun ayrı ayrı irdelenmesinin uygun olacağı belirtildikten sonra, İstinaf konusu kararın, statü dışında geçen dönemlere isabet eden maaşlara ilişkin "Faiz" talebi ile aynı döneme isabet eden "Ek ders ücretleri ile bunlara bağlı faiz" istemine yönelik kısmı yönünden; davalı istinaf başvurusunun reddi gerektiği, İstinaf konusu kararın, statü dışında geçen döneme isabet eden "Eğitime hazırlık ödenekleri ile bunlara bağlı faiz" istemine yönelik kısmı yönünden; davanın kabulünde isabet görülmediği gerekçesiyle, Davalı idarenin istinaf talebinin kısmen kabulüne, İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 20/11/2019 tarih ve E:2019/453, K:2019/2508 sayılı kararının, davacının statü dışında geçirdiği döneme isabet eden "Eğitim yılına hazırlık ödeneklerine" ilişkin kısmının kaldırılmasına ve bu kısım yönüyle davanın reddine; davacının statü dışında kaldığı dönemlere isabet eden maaşlarına bağlı fer'i hak niteliğindeki "Faiz" talebi ile aynı döneme isabet eden "Ek ders ücretleri ile bunlara bağlı faiz" istemlerine ilişkin kısmı yönünden ise istinaf başvurusunun reddine, kesin olarak karar verilmiştir. C-İZMİR BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 2. İDARİ DAVA DAİRESİNİN E:2019/2127 SAYILI DOSYASINA KONU YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istemin özeti: Balıkesir İli, Edremit İlçesi Mustafa Erçetin Ortaokulu'nda İngilizce öğretmeni olarak görev yapan davacı tarafından, görev yaptığı sırada 07/02/2017 tarih ve 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden ihraç edildiği, ancak daha sonra 697 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile görevine iade edilmesi üzerine aynı görev yerinde yeniden öğretmen olarak çalışmaya başladığı, görevden ayrı kaldığı süre içindeki bir kısım mali ve sosyal hakları ödenmesine rağmen görevden alındığı için alamadığı ek ders ücretinin ödenmesi istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Balıkesir 1. İdare Mahkemesinin 28/03/2019 tarih ve E:2018/696, K:2019/406 sayılı kararının özeti: İngilizce öğretmeni olan davacının görevi başında olsa bile maaşa esas ders saatini tamamladıktan sonra ek ders için görevlendirilmesinin ve bu görevi fiilen yapmış olmasının ek ders ücreti ödenmesi için gerekli şart olduğundan, ek ders görevinin verilip verilmeyeceği ihtimal dahilinde olan davacıya fiilen girmediği ek ders ücretinin ödenemeyeceğinin mevzuat gereği olduğu, ek ders ücreti ödenmemesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 02/01/2020 tarih ve E:2019/2127, K:2020/3 sayılı kararının özeti: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125.maddesindeki, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükmü gereğince, hukuka aykırı bulunan işlem nedeniyle davacının uğradığı parasal kaybın davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiğinin açık olduğu gerekçesiyle, Davacının istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, açıkta kaldığı döneme ilişkin ek ders ücretlerinin davacıya ödenmesine, kesin olarak karar verilmiştir. II-İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Uyuşmazlıklar, öğretmen olarak görev yaparken, olağanüstü hal tedbirleri kapsamında kamu görevinden çıkarılıp iade edilen öğretmenlere kamu görevi dışında kaldıkları döneme ilişkin ek ders ücretlerinin ödenip ödenmeyeceğinden kaynaklanmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT : 1-2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Cumhuriyetin nitelikleri Madde 2 – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir. Mülkiyet hakkı Madde 35 – Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz. Yargı yolu Madde 125 – İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. … İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. 2-7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun: Komisyonun Oluşumu MADDE 1- (1) Anayasanın 120 nci maddesi kapsamında ilan edilen ve 21/7/2016 tarihli ve 1116 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararıyla onaylanan olağanüstü hal kapsamında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuştur. (2) Komisyon, yedi üyeden oluşur. Üyelerin üçü kamu görevlileri arasından Cumhurbaşkanı tarafından, bir üye Adalet Bakanlığının merkez teşkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluşlarında çalışan hâkim ve savcılar arasından Adalet Bakanınca, bir üye mülki idare amirleri sınıfına mensup personel arasından İçişleri Bakanınca, birer üye Yargıtayda ve Danıştayda görev yapan tetkik hâkimleri arasından Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir. Komisyon, kendi üyeleri arasından yapacağı seçimle bir başkan ve bir başkanvekili seçer. (3) Komisyonun toplantı ve karar yeter sayısı dörttür. Oylamalarda çekimser oy kullanılamaz. Kararların uygulanması MADDE 10- (1) (Değişik: 25/7/2018-7145/22 md.) Kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarılan ya da ilişiği kesilenlere ilişkin başvurunun kabulü hâlinde karar, kadro veya pozisyonunun bulunduğu kuruma, yükseköğretim kurumlarında kamu görevinden çıkarılan öğretim elemanları için Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirilir. Kamu görevine iade edilmesine karar verilenlerin eski kadro veya pozisyonuna atanması esastır. (İptal üçüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 24/12/2019 tarihli ve E.: 2018/159, K.: 2019/93 sayılı Kararı ile.) Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirilenlerin atama teklifleri; (…) önceki kadro unvanlarına uygun olarak on beş gün içinde yapılır. Kurumlar, bildirim veya atama teklif tarihini takip eden otuz gün içerisinde atama işlemlerini tamamlar. Bu kapsamda yer alan personele ilişkin kadro ve pozisyonlar, ilgililere ilişkin atama onaylarının alındığı tarih itibarıyla diğer kanunlardaki hükümlere bakılmaksızın ve başka bir işleme gerek kalmaksızın ilgili mevzuatı uyarınca ihdas, tahsis ve vize edilmiş sayılır. Söz konusu kadro ve pozisyonlar, herhangi bir şekilde boşalmaları hâlinde başka bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır. Atama emri, ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgililere tebliğ edilir. Tebliğ tarihini takip eden on gün içerisinde göreve başlamayanların bu maddeden doğan atanma hakkı (…) düşer. Kamu kurum ve kuruluşları atama ve göreve başlatma işlemlerinin sonucunu, işlemlerin tamamlanmasını takip eden on beş gün içinde Devlet Personel Başkanlığına bildirirler. İlgililerin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin kanun hükmünde kararname hükümleri, bu fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. (iptal cümle: AYM 30/6/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararı ile) (2) Kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin başvurunun kabulü halinde ilgili kanun hükmünde kararname hükümleri, söz konusu kurum ve kuruluş bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte söz konusu kanun hükmünde kararnamenin yayımı tarihinden geçerli olmak üzere ortadan kalkmış sayılır. Buna ilişkin işlemler ilgisine göre İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir. (3) Komisyonun karara bağladığı dosyaya ilişkin olarak Komisyonda bulunan tüm evrak, birinci fıkra kapsamına giren dosyalarda ilgilinin son görev yaptığı kurum veya kuruluşa, ikinci fıkra kapsamına giren dosyalarda ilgili kurum veya kuruluşa, diğer dosyalarda ise ek 1 inci maddeye göre husumetin yöneltileceği kurum veya kuruluşa devredilir. 3- 697 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname İade hükümleri MADDE 2- (1) Ekli (2) sayılı listede yer alan kişiler, ilgili kanun hükmünde kararnamenin eki listelerin ilgili sıralarından çıkarılmıştır. (2) İlgili kanun hükmünde kararname hükümleri, birinci fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ilgili kanun hükmünde kararnamenin yayımı tarihinden geçerli olmak üzere ortadan kalkmış sayılır. Söz konusu personelden bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren on gün içerisinde göreve başlamayanlar çekilmiş sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz. Bu personelin görevlerine iadesi, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihte bulundukları yöneticilik görevi dışında öğrenim durumları ve kazanılmış hak aylık derecelerine uygun kadro ve pozisyonlara atanmak suretiyle de yerine getirilebilir. Bu maddeye ilişkin işlemler ilgili bakanlık ve kurumlar tarafından yürütülür. (3) Olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereği öğrencilikle ilişikleri kesilmiş olanlardan bu Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (3) sayılı listede yer alanlar, ilgili kanun hükmünde kararnamenin eki listelerin ilgili sıralarından çıkarılmıştır. İlgili kanun hükmünde kararname hükümleri, bu kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ilgili kanun hükmünde kararnamenin yayımı tarihinden itibaren ortadan kalkmış sayılır. (4) Ekli (4) sayılı listede yer alan kişiler, ilgili kanun hükmünde kararnamenin eki listenin ilgili sıralarından çıkarılmıştır. İlgili kanun hükmünde kararname hükümleri, bu kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ilgili kanun hükmünde kararnamenin yayımı tarihinden geçerli olmak üzere ortadan kalkmış sayılır. Bu fıkraya ilişkin işlemler ilgili bakanlık ve kurumlar tarafından yürütülür. 4-657 sayılı Devlet Memurları Kanunu Ders görevi: Madde 89 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Aynen kabul: 15/5/1975 – 1897/1 md.) Her derecedeki eğitim ve öğretim kurumları ile Üniversite ve Akademi (Askeri Akademiler dahil), okul, kurs veya yaygın eğitim yapan kurumlarda ve benzeri kuruluşlarda öğretmen veya öğretim üyesi bulunmaması halinde öğretmenlere, öğretim üyelerine veya diğer memurlara veyahut açıktan atanacaklara ücret ile ek ders görevi verilebilir. Ücretle okutulacak ders saatlerinin sayısı,ders görevi alacakların nitelikleri ve diğer hususlar Cumhurbaşkanı kararı ile tespit olunur.(1) Deyimler: Madde 147 – (Değişik: 30/5/1974 – KHK-12; Aynen kabul: 15/5/1975 – 1897/1 md.) Bu Kanunda geçen; A) Aylık: Bu Kanuna tabi kurumlarda görevlendirilen memurlara hizmetlerinin karşılığında, kadroya dayanılarak ay itibariyle ödenen parayı, E) Ders görevi ücreti: Bu Kanuna tabi kurumlara ait her derecedeki eğitim ve öğretim kurumları ile okul, kurs veya yaygın eğitim yapan kurumlarda ve benzeri kuruluşlarda öğretmenlik veya öğretim üyeliği yapan öğretmen, öğretim üyesi ve diğer memurlara ders saati itibariyle ödenen parayı, ….ifade eder. 5- 439 sayılı Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Yüksek ve Orta Dereceli Okullar Öğretmenleri ile İlkokul Öğretmenlerinin Haftalık Ders Saatleri ile Ek Ders Ücretleri Hakkında Kanun: Ek Madde 1 – (Değişik: 3/4/1998 – 4359/7 md.) Anaokullarında, anasınıflarında, yetiştirme yurtlarında, okuma yazma kurslarında, gezici köy kurslarında görevli öğretmenler ile ilköğretim kurumlarında görevli sınıf öğretmenleri aylıkları karşılığında haftada 18 saat, branş öğretmenleri 15 saat ders okutmakla yükümlüdürler. Bunlara; kanun, tüzük, yönetmelik ve eğitim programlarında verilen görevlerin yerine getirilebilmesi için zorunlu olarak ek ders görevi verilir. Belirtilen kurumlarda öğretmen ve yönetici olarak görev alanlarla diğer eğitim kurumlarında ve Milli Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında görev alanlardan kimlerin zorunlu ek ders görevi alacağı ve haftalık çalışmalarının ne kadarının zorunlu ek ders görevinden sayılacağı; birden fazla sınıf okutan öğretmenlere verilecek haftalık zorunlu ders görevinin sayısı, öğretmen ve yöneticilere haftada verilecek zorunlu ek ders sayısı ve diğer hususlar 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 89 uncu maddesi hükümleri uyarınca düzenlenir. İkinci fıkrada belirtilenlere ilave olarak, Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfına dahil denetim elemanlarına da ek ders ücreti ödenir. (Değişik fıkra: 21/3/2006-5473/6 md.) Hazırlık ve plan çalışmaları karşılığında öğretmenlere, haftada 3 saati geçmemek kaydıyla, aylık ve ücret karşılığı okuttukları her 10 saat için 1 saat ek ders ücreti ayrıca ödenebilir. (Ek fıkra: 21/3/2006-5473/6 md.) Yarıyıl ve yaz tatillerinde yapılan ders görevleri, ders görevinin yapılmış sayılacağı haller ile yüz yüze yapılan ders görevleri dışındaki ek ders görevleri hariç, örgün ve yaygın eğitim kurumlarında aylık karşılığı ders görevini doldurmayanlara ek ders ücreti ödenmez. 6-Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı: Tanımlar MADDE 4- (1) Bu Kararda geçen; … f) Ek ders görevi: Aylık karşılığı ders görevi dışında ek ders ücreti karşılığında okutulan dersleri,… İfade eder. Ek ders görevi MADDE 6- (1) Kapsama dâhil örgün ve yaygın eğitim kurumlarında görevli olup, aylık karşılığı ders görevini tamamlayan; a) Müdür, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcılarına haftada 6 saate, b) Genel bilgi ve meslek dersleri öğretmenlerine 6 saati zorunlu olmak üzere haftada 15 saate, c) Atölye ve laboratuvar öğretmenlerine 20 saati zorunlu olmak üzere haftada 24 saate, kadar alanlarında, alanlarında ek ders görevi verilemeyen veya kısmen verilebilenlere, ihtiyaç halinde ve istekleri üzerine alanları dışında da ek ders görevi verilebilir. (…) (3) (Değişik: 28/11/2019 tarihli ve 1810 sayılı CK) Öğretmenlere, ilgili mevzuatına göre yaptıkları meslekle ilgili çalışma sürelerinde bir öğretim yılında dört haftayı geçmemek üzere ve fiilen görev yapmaları kaydıyla haftada 15 saat ek ders ücreti ödenir. (Değişiklik öncesi hali:(3) Öğretmenlere, ilgili mevzuatına göre öğretim yılı başında ve sonunda yaptıkları meslekle ilgili çalışma sürelerinde iki haftayı geçmemek üzere ve fiilen görev yapmaları kaydıyla haftada 15 saat ek ders ücreti ödenir.) Görevin fiilen yapılması MADDE 25- (1) Bu Karar kapsamında ek ders ücreti ödenebilmesi için, ek ders görevinin fiilen yapılmış olması, ek ders görevinden sayılan veya ek ders görevinin yapılmış sayılacağı hâller bakımından ise bu Kararda belirlenen koşulların oluşması şarttır. Ek ders ödemelerinden harcama yetkilisi, ödeme emri belgesini düzenleyen gerçekleştirme görevlisi ve bu Kararda belirtilen esas ve usuller çerçevesinde ek ders görevinin gerçekleştiğine ilişkin belgeyi düzenleyen ve onaylayan diğer gerçekleştirme görevlileri müteselsilen sorumludur. (2) Yapılan inceleme sonucunda fiilen yapılmadan ve gerekli koşullar oluşmadan ödendiği anlaşılan ek ders ücretleri ilgililerden yasal faizi ile birlikte geri alınır. (3) (Değişik: 24/11/2008 tarihli ve 2008/14575 sayılı BKK) (Değişik: 03/01/2012 tarihli ve 2012/2664 sayılı BKK) (Değişik: 13/03/2017 tarihli ve 2017/10010 sayılı BKK) Bu Kararın 10 ve 14 üncü maddeleri ile 16 ncı maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca ödenen ek ders ücretleri, yarım günlük izinler hariç, her ne şekilde olursa olsun izinli ve raporlu olunan sürelerde ödenmez. 7-2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun: Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulu: Madde 3/C- (Ek: 18/6/2014-6545/6 md.) … 4. Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevleri şunlardır: … c) Benzer olaylarda, bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında veya farklı bölge idare mahkemeleri dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık bulunması hâlinde; resen veya ilgili bölge idare mahkemesi dairelerinin ya da istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların bu aykırılığın veya uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, istemin uygun görülmesi hâlinde kendi görüşlerini de ekleyerek Danıştaydan bu konuda karar verilmesini istemek. … 5. (Değişik:17/10/2019-7188/7 md.) Dördüncü fıkranın (c) bendine göre yapılacak istemler, konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna iletilir. İlgili dava daireleri kurulunca üç ay içinde karar verilir. Aykırılık veya uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Başvuruya konu olan kararlar arasındaki aykırılık, öğretmen olarak görev yaparken, olağanüstü hal tedbirleri kapsamında kamu görevinden çıkarılıp iade edilen öğretmenlere kamu görevi dışında kaldıkları döneme ilişkin ek ders ücretlerinin yasal faiziyle birlikte ödenip ödenmeyeceği hususundan kaynaklanmaktadır. İdare; Anayasa'ya ve yasalara uygun davranmak, hukuka uygun işlem ve eylem tesis etmek zorundadır. Aynı zamanda idarenin işlem ve eylemleri de yargı denetimine açık olup, idare tarafından yargı kararlarının gereğinin yerine getirilmesi gerekmektedir. İdarenin anılan yükümlülükleri Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen ve hüküm altına alınan "hukuk devleti" ilkesinin gereğidir. Bu kapsamda da, Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır. Aykırılığın giderilmesine konu edilen dosyaların davacıları, Olağanüstü hâl tedbirleri kapsamında terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı oldukları gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılan kişiler olup; Ankara ve İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin ayrıntıları yukarıda aktarılan dosyalarındaki davacıları, Olağanüstü Hal Komisyonunca yapılan inceleme sonucunda kamu görevlerine iade edilmiş olup; İzmir Bölge İdare Mahkemesinin yine yukarıda ayrıntıları aktarılan dosyasının davacısı ise, 697 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesi kapsamında görevine iade edilmiştir. Bu nedenle, öncelikle, Ankara ve İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin aykırılığın giderilmesine konu edilen dosyalar açısından "olağanüstü hal komisyonu" nun yapısı ve kararların niteliği ve sonuçları incelenecek olup; İzmir Bölge İdare Mahkemesinin aykırılığın giderilmesi dosyasındaki ilgili açısından ise, sonraki kısımda, Olağanüstü Hal Kararnamesinin niteliği, etki ve sonuçları ve bu çerçevede "idarenin geri alma işlemi" incelenecektir. Olağanüstü Hal Komisyonları, 02/01/2017 tarih ve 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile OHAL kapsamında başka bir işlem tesis edilmeksizin, doğrudan OHAL KHK’sıyla tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere kurulmuştur. Anılan KHK, 7075 sayılı Kanun’la TBMM tarafından kabul edilerek kanunlaşmıştır. 7075 sayılı Kanun'un 2. maddesinde komisyonların görevleri sayılmış olup, bu kapsamda, olağanüstü hâl kapsamında doğrudan OHAL KHK’larıyla tesis edilen kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarma ya da ilişiğin kesilmesine ilişkin işlemler hakkındaki başvuruları değerlendirip karar vereceği belirtilmiştir. Olağanüstü Hal Komisyonları tarafından dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda "başvurunun reddine" ya da "kabulüne" karar verilebileceği aynı Kanunda hüküm altına alınmıştır. Bu noktada, komisyonun aslında idare tarafından tesis edilen işlemin denetimini gerçekleştirdiği ve ilgililerin gerçekten millî güvenlik aleyhine faaliyette bulunan örgüt veya oluşumlarla irtibat ve iltisaklı olup olmadıklarını değerlendirdiği, başka bir ifadeyle, komisyon tarafından, idare tarafından alınan tedbirin denetlendiği anlaşılmaktadır. Olağanüstü Hal Komisyonunun kararının ilgililer açısından olumlu olması durumunda, tıpkı yargı makamlarınca verilen iptal kararlarında olduğu gibi işlemin tüm hüküm ve sonuçlarının ortadan kalkacağı; ilgililerin kamu görevine iade edileceği ve bu kapsamda göreve başlarlarsa, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden ay başından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden yoksun kaldıkları mali ve sosyal hakların ödeneceği 7075 sayılı Kanunda belirtilmiştir. Bu itibarla, 7075 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde kurulan Olağanüstü Hal Komsiyonlarınca, ilgililerin başvurusu kabul edilirse, yapılan incelemeler sonucunda bir nevi idarenin tesis ettiği işlemin hukuka aykırılığının tespit edildiği anlamına da gelmektedir. Bu bağlamda, idari işlemin hukuka aykırı olduğunun komisyonca tespiti halinde kişilerin de yoksun kaldıkları mali ve sosyal hakları ödenmektedir. Dolayısıyla, Olağanüstü Hal Komisyonunun "kabul" kararlarının, bir nevi yargı makamlarınca verilen iptal kararları niteliğinde olduğu ve tıpkı iptal kararları gibi, tesis edilen idari işlemi tesis edildiği tarihten itibaren etkisiz hale getiren, tüm hüküm ve sonuçlarıyla ortadan kaldıran hatta tesis edildiği tarihten itibaren hiç tesis edilmemiş gibi ilgililerin mali ve sosyal haklarının da karşılanması sonucunu doğuran kararlar olduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan, İzmir Bölge İdare Mahkemesinin aykırılığa konu edilen dosyasının davacısı, 697 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde kararname ile göreve iade edilmiş olup,anılan KHK'ın "iade hükümleri" başlıklı 2. maddesinde, kararnameye ekli (2) sayılı listede belirtilen kişilerin, ilgili kanun hükmünde kararnamenin eki listelerin sırasından çıkarıldığı belirtilmiş ve ilgili kanun hükmünde kararname hükümlerinin, bu listede belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ilgili kanun hükmünde kararnamenin yayımı tarihinden geçerli olmak üzere ortadan kalkmış sayılacağı vurgulanmıştır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının ödeneceği de hüküm altına alınmıştır. 697 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinde de, ekli (2) sayılı listede belirtilen kişiler açısından kamu görevinden çıkarıldıkları kanun hükmünde kararname hükümlerinin tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte, ilgili kanun hükmünde kararnamenin yayımı tarihinden geçerli olmak üzere, ortadan kalkmış sayılacağı hüküm altına alındığından, idare tarafından, kendiliğinden, anılan Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (2) sayılı listede yer alan kişilerle ilgili tesis edilen kamu görevinden çıkarma işleminin hukuka aykırılığının tespit edildiği ve bu nedenle, tıpkı yargı makamlarınca verilen iptal kararları gibi, bu işlemlerin tüm hüküm ve sonuçlarıyla tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kalkmış sayılacağına ve kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının ödeneceğine ilişkin düzenleme yapıldığı görülmektedir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, aykırılığın giderilmesine konu edilen dosyalarda; öğretmen olarak görev yapan davacıların olağanüstü hal kararnameleri ile kamu görevinden çıkarıldığı; ilgililerin, ya Olağanüstü Hal Komisyonunca yapılan incelemeler sonucunda verilen kabul kararları ile ya da idarenin kendi yaptığı değerlendirmeler sonucunda 697 sayılı KHK aracılığıyla görevlerine iade edildiği anlaşılmaktadır. Davacılar tarafından bu suretle, hukuka aykırı olduğu tespit edilen meslekten çıkarma işlemlerinden dolayı yoksun kaldıkları ek ders ücretlerinin tazmin edilmesi istenilmektedir. Bu aşamada, "mülkiyet hakkı" kavramına da değinilmesi gerekmektedir. Anayasanın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı, sadece taşınmaz/gayrimenkul ve taşınırlar/menkul mallar üzerindeki mülkiyet veya intifa gibi diğer ayni haklar ile fikri ürünler üzerinde kurulan fikri mülkiyet gibi mutlak hakları kapsamamaktadır; aynı zamanda, alacak haklarını, sosyal güvenlik pozisyonlarından kaynaklanan talep hakları gibi şahsi/nisbi hakları da kapsamaktadır. Mülkten yoksun bırakma ve mülkiyetin düzenlenmesi, mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimlerini oluşturmaktadır. OHAL KHK’larıyla doğrudan kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarılan ya da ilişiği kesilen kişilerin, anılan işlemlerin hukuka aykırılığı tespit edilerek görevlerine iade edilmeleri durumunda, hukuka aykırı bir şekilde kamu görevinden çıkarılarak mali ve sosyal haklardan mahrum edilmeleriyle birlikte mülkiyet haklarına da sınırlama getirildiğinin kabulü gerekmektedir. Hukuk devletinde idare, hukuka aykırı olarak tesis ettiği işlemlerin sebep olduğu ihlalleri giderme yükümlülüğü altındadır; bu yükümlülük nedeniyle idarenin, ilgili hakkında, hukuka aykırı işlem tesis edilmemiş olsaydı kişi hangi durumda olacaksa onu mümkün olduğunca en yakın konuma getirmek amacıyla ilgili işlemleri tesis etmesi gerekmektedir. Hukuka aykırı olduğu tespit edilen işlemler ile ilgililerin, mülkiyet haklarına yönelik getirilen sınırlama nedeniyle oluşan mağduriyetin tam olarak giderildiğinden söz edilebilmesi için hukuka aykırı işlem tesis edilmemiş olsaydı kamu görevinden çıkarılan kişilerin, anılan döneme ilişkin mali, sosyal ve özlük haklarının tazmin edilmesi gerekmektedir. Kararın "ilgili mevzuat" başlığı altında "ek ders" konusuna ilişkin aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca, her ne kadar, ek ders ücreti ödemesinin yapılabilmesi için "fiilen çalışma şartı" getirilmiş olsa da aykırılığın giderilmesine konu edilen dosyaların davacıları, kendi iradeleri dışında, "fiilen çalışma şartı"nı yerine getirememişlerdir yani görevden ihraç edildikleri dönemde ilgililer çalışmak isteseler bile fiilen anılan görevi yerine getirmeleri mümkün değildir. OHAL KHK’larıyla doğrudan kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarılan ya da ilişiği kesilen ilgililer hakkında tesis edilen işlemlerin hukuka aykırılığı her ne kadar yargı makamlarınca verilen iptal kararlarıyla tespit edilmemiş ise de, gerek 7075 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde kurulan komisyonlar tarafından verilen kabul kararlarının, gerek idarenin kendi yaptığı incelemeler neticesinde işlemin hukuka aykırı olduğunu tespit ederek göreve iade yolunda 697 sayılı KHK'nın 2.maddesinde yaptığı düzenlemenin iptal kararlarının etkisine benzer sonuçlar doğurması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Nitekim 7075 sayılı Kanunun 10. maddesinde de, 697 sayılı KHK'nın 2. maddesinde düzenlenen iade hükümlerinde de, tıpkı iptal kararları gibi, ilgililer bakımından kamu görevinden çıkarma işlemlerinin tüm hüküm ve sonuçlarının ortadan kalkacağı kurala bağlanmıştır. Dolayısıyla, hukuka aykırılığı anılan kararlar ile saptanan işlemler nedeniyle, ek ders görevini fiilen yerine getiremediği açık olan ilgililerin, bu işlemler sonucu uğradığı zararların Anayasanın 125. maddesi uyarınca davalı idarece tazmini gerekmektedir. Bu nedenle, ilgililerin “fiilen” çalışamaması hukuka aykırı bulunan işlemlerden kaynaklandığından ve ek ders ücreti ödemesi de davacıların yoksun kaldığı parasal hak kalemlerinden birisi olduğundan, yukarıda aktarılan anayasal hükümler ve idare hukuku ilkeleri çerçevesinde ek ders ücretlerinin idare tarafından tazminen ödenmesi gerekmektedir. III- SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; Bölge İdare Mahkemesi kararları arasındaki aykırılığın, "görevine OHAL Komisyon kararı veya KHK hükümleri kapsamında iade olunan "öğretmenlerin kamu görevinden çıkarıldıkları döneme ilişkin ek ders ücretlerinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği" yolunda giderilmesine, kesin olarak, 08/10/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- 439 sayılı Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Yüksek ve Orta Dereceli Okullar Öğretmenleri ile İlkokul Öğretmenlerinin Haftalık Ders Saatleri ile Ek Ders Ücretleri Hakkında Kanunun Ek 1. maddesinde "Anaokullarında, anasınıflarında, yetiştirme yurtlarında, okuma yazma kurslarında, gezici köy kurslarında görevli öğretmenler ile ilköğretim kurumlarında görevli sınıf öğretmenleri aylıkları karşılığında haftada 18 saat, branş öğretmenleri 15 saat ders okutmakla yükümlüdürler. Bunlara; kanun, tüzük, yönetmelik ve eğitim programlarında verilen görevlerin yerine getirilebilmesi için zorunlu olarak ek ders görevi verilir. Belirtilen kurumlarda öğretmen ve yönetici olarak görev alanlarla diğer eğitim kurumlarında ve Milli Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında görev alanlardan kimlerin zorunlu ek ders görevi alacağı ve haftalık çalışmalarının ne kadarının zorunlu ek ders görevinden sayılacağı; birden fazla sınıf okutan öğretmenlere verilecek haftalık zorunlu ders görevinin sayısı, öğretmen ve yöneticilere haftada verilecek zorunlu ek ders sayısı ve diğer hususlar 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 89 uncu maddesi hükümleri uyarınca düzenlenir. İkinci fıkrada belirtilenlere ilave olarak, Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfına dahil denetim elemanlarına da ek ders ücreti ödenir. (Değişik fıkra: 21/3/2006-5473/6 md.) Hazırlık ve plan çalışmaları karşılığında öğretmenlere, haftada 3 saati geçmemek kaydıyla, aylık ve ücret karşılığı okuttukları her 10 saat için 1 saat ek ders ücreti ayrıca ödenebilir. (Ek fıkra: 21/3/2006-5473/6 md.) Yarıyıl ve yaz tatillerinde yapılan ders görevleri, ders görevinin yapılmış sayılacağı haller ile yüz yüze yapılan ders görevleri dışındaki ek ders görevleri hariç, örgün ve yaygın eğitim kurumlarında aylık karşılığı ders görevini doldurmayanlara ek ders ücreti ödenmez." hükmü yer almaktadır. Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararının 4. maddesinin (f) bendinde ise,"Ek ders görevi: Aylık karşılığı ders görevi dışında ek ders ücreti karşılığında okutulan dersleri" şeklinde tanımlanmıştır. Anılan Kararın 6. maddesinde; "(1) Kapsama dâhil örgün ve yaygın eğitim kurumlarında görevli olup, aylık karşılığı ders görevini tamamlayan;……… b) Genel bilgi ve meslek dersleri öğretmenlerine 6 saati zorunlu olmak üzere haftada 15 saate,…. verilebilir." düzenlemesi mevcuttur. Aynı Kararın 25. maddesinde ise, "Bu Karar kapsamında ek ders ücreti ödenebilmesi için, ek ders görevinin fiilen yapılmış olması, ek ders görevinden sayılan veya ek ders görevinin yapılmış sayılacağı hâller bakımından ise bu Kararda belirlenen koşulların oluşması şarttır…." kuralı yer almaktadır. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere "ek ders görevi" zorunlu bir görev olmayıp, aylık karşılığı ders görevini tamamlayan öğretmenlere gerekli hallerde verilebilecek bir görev olup, ek ders ücreti ödenebilmesi için fiilen yerine getirilmesi gereken bir görevdir. Aykırılığın giderilmesine konu edilen dosyaların davacıları, öğretmen olarak görev yapmakta iken ihraç edilmiş olup; dolayısıyla, fiilen ek ders görevini yerine getirmemişlerdir. Öte yandan, ilgililere, görevleri başında olsalar bile maaşa esas ders saatini tamamladıktan sonra ek ders görevinin verilip verilmeyeceği de belirsizdir. Bu itibarla; fiilen ek ders görevini yerine getirmeyenlere, yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca ek ders ücretinin ödenmeyeceği açık olduğundan, Bölge İdare Mahkemesi kararları arasındaki aykırılığın, "öğretmenlerin kamu görevinden çıkarıldıkları döneme ilişkin ek ders ücretlerinin yasal faiziyle birlikte ödenmemesine ilişkin işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği" yolunda giderilmesi gerektiği görüşüyle, çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Geriye Dönük Ödemelerde Yasal Faiz ve Dava Açma Süreleri

Geriye dönük mali hak ödemelerinde, ödemenin yapılması gereken dönemlerden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri çerçevesinde yasal faiz talep edilebilmektedir. Danıştay kararlarında, personelin görevden uzakta kaldığı döneme ilişkin maaş alacaklarının hak ediş tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle ödenmesi mülkiyet hakkının gereği olarak nitelendirilmektedir.

3095 sayılı KANUNİ FAİZ VE TEMERRÜT FAİZİNE İLİŞKİN KANUN m. 1Kaynağı aç
Madde 1 – (Değişik : 21/4/2005 – 5335/14 md.) Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık yüzde oniki oranı üzerinden yapılır. Cumhurbaşkanı, bu oranı aylık olarak belirlemeye, yüzde onuna kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkilidir.[1][2][3] Temerrüt faizi
Danıştay 8. Daire, E. 2022/4295, K. 2025/8465Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/4295 E.  ,  2025/8465 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2022/4295 Karar No : 2025/8465 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1- (DAVACI) … VEKİLİ : Av. … 2- (DAVALI) … Üniversitesi VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Selçuk Üniversitesi Tıp fakültesi … Anabilim Dalında Prof. unvanı ile öğretim üyesi olarak çalışmaktayken açığa alındığı 08/08/2016 tarihinden yeniden göreve başladığı 23/10/2019 tarihine kadar eksik ödenen maaş alacağı için 50.000,00 TL, ek ders ücreti için 50.000,00 TL ve döner sermaye ücreti için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 150.000,00TL'nin (30/12/2020 tarihli ıslah dilekçesi sonucu döner sermaye ücreti alacağı 410.543,14 TL, Ek ders ücreti alacağı 107.077,92 TL) ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının açığa alındığı 08/08/2016 tarihinden göreve başladığı 23/10/2019 tarihine kadar ödenmeyen döner sermaye alacağının tazmini isteminin kabulü ile davalı idarece hesaplanan döner sermaye tutarının 50.000,00 TL'lik kısmının tahakkuk tarihlerinden itibaren, 360.543,14 TL'lik kısmının ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 11/01/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, davacının açığa alındığı 08/08/2016 tarihinden göreve başladığı 23/10/2019 tarihine kadar ödenmeyen 107.077,92 TL ek ders ücretinin tazmini istemi yönünden davanın reddine, davacının açığa alındığı 08/08/2016 tarihinden göreve başladığı 23/10/2019 tarihine kadar eksik ödenen maaşlarından 50.000,00 TL'nin tazmini istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ödemesi yapılan 1/3 maaş dışında ki ana maaşların ödenmeyen faizlerinin tahakkuk tarihlerinden itibaren hesaplanarak davacıya ödenmesine, davacının açıkta kaldığı döneme ilişkin ödenen1/3 oranındaki maaşının ödenmeyen yasal faizlerinin tazmini isteminin reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : DAVACININ İDDİALARI : Ek ders ücretlerinin ödenmesi gerektiği, bu kısım yönünden Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir. DAVALI İDARENİN İDDİALARI : Davacının açığa alınma süresi için ve emekli olunan dönem için ödenmesi gereken bütün ödemelerin yapıldığı, yapılan ödemeler haricinde davacıya ayrıca fiili çalışmaya dayalı olan döner sermaye ücreti ve haftalık ders programında yer almadığından ve fiilen yapılmadığından ek ders ücreti ödenemeyeceği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından istemin reddi gerektiği savunulmakta olup, davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dava, Selçuk Üniversitesi Tıp fakültesi … Anabilim Dalında Prof. unvanı ile öğretim üyesi olarak çalışmaktayken açığa alındığı 08/08/2016 tarihinden yeniden göreve başladığı 23/10/2019 tarihine kadar eksik ödenen maaş alacağı için 50.000,00 TL, ek ders ücreti için 50.000,00 TL ve döner sermaye ücreti için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 150.000,00TL'nin (30/12/2020 tarihli ıslah dilekçesi sonucu döner sermaye ücreti alacağı 410.543,14 TL, Ek ders ücreti alacağı 107.077,92 TL) ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge İdare Mahkemesi kararının, maaş ve 29/10/2016-23/10/2019 dönemine ait maaş faizi ile sabit döner sermaye alacağına ilişkin kısmının incelenmesi; Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının ek ders ücretine ilişkin kısmının incelenmesi; 2914 sayılı Kanun'un 11. maddesi "… (Değişik birinci fıkra : 26/6/2001 – 4689/4 md.) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 36 ncı maddesine göre haftalık okutulması mecburi ders yükü saati dışında, kısmi statüde bulunanlar dahil öğretim elamanlarına görev unvanlarına göre Maliye Bakanlığının görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen mecburi ve isteğe bağlı dersler ve diğer faaliyetler için bu ders ve faaliyetlerin haftalık ders programında yer alması ve fiilen yapılması şartıyla en çok yirmi saate kadar, ikinci öğretimde ise en çok on saate kadar ek ders ücreti ödenir. Ders yüklerinin tamamlanmasında öncelikle normal örgün öğretimde verilen ders ve faaliyetler dikkate alınır…." düzenlemesi bulunmaktadır. Uyuşmazlıkta, yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre davacıya talep etmiş olduğu ek ders ücretlerinin ödenebilmesi için fiili olarak çalışma şartını yerine getirmesi (fiilen çalışması) gerektiği düzenlenmiş ise de, davacının davalı üniversitede öğretim üyesi olarak görev yapmakta iken idarenin hukuka aykırı işlemleri nedeniyle fiili olarak görevini yapamadığı, davacı istese dahi fiilen çalışma olanağına sahip olmadığı gibi kamu görevinden uzaklaştırılmamış veya ihraç edilmiş olmasaydı fiilen çalışma şartını yerine getireceği de tartışmasız olduğu anlaşıldığından, davacıya kamu görevinden uzak kaldığı döneme ilişkin olarak ek ders ücretleri ve yasal faizinin davacıya ödenmesi gerekmekte iken ek ders ücretlerinin ödenmesine ilişkin başvurusunun reddine dair dava konusu işlemin bu kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda; davacının kamu görevinden çıkarıldığı dönemde yoksun kaldığı ek ders ücretleri miktarının davalı idareye tespit ettirilerek, ayrı ayrı ilgili olduğu dönemden (hak edildiği tarihten) başlamak üzere hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi gerekmektedir. Nitekim, Bölge İdare Mahkemesi kararları arasındaki aykırılığın giderilmesi için yapılan başvuru üzerine verilen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 08/10/2024 tarih ve E:2024/21, K:2024/45 sayılı kararı da bu yöndedir. Bölge İdare Mahkemesi kararının, 8/8/2016-29/10/2016 dönemine ait maaş faizine ilişkin kısmı ile sabit döner sermaye faizine ilişkin kısımlarının incelenmesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin, insan haklarına saygılı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu; 'Mülkiyet hakkı' başlıklı 35. maddesinde herkesin mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğu ve bu hakların ancak kamu yararı amacıyla, yasayla sınırlanabileceği, 'Yargı yolu' başlıklı 125. maddesinin 1. fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yoluna başvurulabileceği, 7. fıkrasında ise, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü bulunduğu hükme bağlanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir hukuk devleti olduğu yukarıda belirtilen anayasal kurallarla düzenlenmiştir. Hukuk devleti; insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her türlü eylem ve işlemi yargı denetimine açık olan, hukuka aykırı durum ve tutumlardan sakınan, hukuku devletin tüm organlarına hakim kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan devlettir. 6098 sayılı Türk Borçlar Yasası'nın 131. maddesinde asıl borcun ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde buna bağlı bir borç olan faiz borcunun da sona ereceği, ancak işlemiş faizin ifasını isteme hakkı saklı tutulmuş veya durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa bu faizin istenebileceği hükmü düzenlenmiştir. Ekonomilerde değişim vasıtası olan para, çeşitli ticari, sınai, zirai vs. faaliyetlerde kullanılmakla, sahibine, kazanç, kira, nema vs. adları altında kimi yararlar sağlayan ekonomik bir değerdir. Faiz ise, Anayasa Mahkemesi'nin 14.5.2011 tarihli ve 27934 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 10.2.2011 gün, E:2008/58, K:2011/37 sayılı kararında da belirtildiği gibi, ekonomik açıdan paranın fiyatıdır. Herhangi bir kişinin kendisine ait olmayan parayı belirli süre kullanması, asıl para sahibinin bu ekonomik değerden mahrum bırakılması sonucunu doğuracağı gibi, enflasyona maruz kalan ekonomilerde, paranın değerini, yani alım gücünü enflasyon oranında yitirmesine de neden olacağından, parası uhdesi dışında kalan ve mülkiyet hakkı ihlal edilen bu kişiye haksız kullanım karşığında faiz ödenmesi gerekmektedir. 657 sayılı Kanun'un 137 ve devamı maddeleri uyarınca kamu görevinden uzaklaştırılanların veya tutuklananların, görevden uzaklaştırıldıkları veya tutuklu kaldıkları süre boyunca maaşlarında kesinti yapıldığı, ancak bu kişilerin anılan süreç sonunda, kamu görevine iade edilmeleri veya iade edilme koşullarını elde etmeleri durumunda, maaşlarından yapılan kesintilerinin kendilerine geri ödeneceğinde duraksama bulunmadığı, ancak bu kesintilere ayrıca faiz işletilip işletilemeyeceği, işletilecek ise bu faizin başlangıç tarihinin nereden başlatılacağı, örneğin kesintinin yapıldığı tarihlerden itibaren mi ya da eksik ödemelerin yapılması talebiyle başvuruların yapıldığı tarihlerden mi faiz işletileceği hususlarının bu zamana kadar yargı makamları önlerinde dava konusu edildiği, Danıştayın istikrar kazanmış içtihatları doğrultusunda bu zamana kadar verilen kararlarda, yapılan kesintilere faiz verilebilecek ise de, kesinti yapılan tarihlerden itibaren verilemeyeceği, ancak göreve iade edilme veya göreve iade edilme koşulunun elde edilmesinden sonra eksik ödenen maaş kesintilerinin ödenmesi istemiyle yapılan başvurular üzerine idarelerce ilgililere yapılan ödemelerin makul süre geçirilerek yapılması durumunda, bahsedilen makul sürenin aşıldığı süreler boyunca faiz işletilebileceğine karar verildiği, fakat; açığa alınan bir kamu görevlisinin kesilen maaşının göreve iade edildikten sonra değer kaybına uğratılarak ödenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine yaptığı bireysel başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi'nce verilen 07/02/2019 günlü, 2015/4812 başvuru sayılı kararda, "Sonuç olarak başvurucunun maaşından kesintilerin yapıldığı tarihlerden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki enflasyon oranları dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen sözkonusu alacakların enflasyon oranları karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşılmaktadır. Buna karşın başvurucuya herhangi bir faiz ödemesi ise yapılmamış, faiz ödenmesi yönündeki başvurucunun talebi de idare ve yargısal makamlarca reddedilmiştir. Söz konusu değer kaybının oranı gözetildiğinde müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu lehine bozduğu kanaatine varılmıştır. (…) başvurucunun maaşından yapılan kesintilerin daha sonra göreve iade edildiğinde enflasyon oranları karşısında değer kaybına uğratılarak ödenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır." gerekçesiyle, mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına hükmedildiği anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesinin 2021/7047 Başvuru Numaralı kararında da "14. Somut olayda ilk derece mahkemesi davayı reddetmiş, … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi ise başvurucunun açıkta geçirdiği 15/6/2011 ile 2/5/2016 tarihleri arasındaki dönemde maaşından yapılan kesintilerin idareye başvuru tarihi olan 13/5/2019'dan itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmetmiştir. Başvurucuya geriye dönük olarak maaşının eksik ödenen kısmının iade edilmesi gerektiği kamu makamlarınca kabul edilmiş bir olgudur. Bununla birlikte başvurucunun maaş alacağının doğduğu tarihlerden idareye başvuru tarihine kadar geçen süre dikkate alındığında enflasyon karşısında alacaktaki değer kaybını giderebilecek bir faiz ödemesi yapılmaması başvurucuya şahsi olarak aykırı ve olağan dışı bir külfet yüklemektedir. Dolayısıyla söz konusu müdahalenin kanunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu sonucuna varılmalıdır. 15. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir" hükmünü sevketmiştir. Bu kapsamda, Anayasa Mahkemesinin anılan kararları da dikkate alındığında, maaş kesintilerinin yapıldığı tarihlerden itibaren faiz ödenmesi gerektiğine dair bahsedilen Anayasa Mahkemesi kararına uygun olarak karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış olup, davacının görevden uzaklaştırıldığı dönemde maaşından yapılan kesintiler, daha sonra ödenmiş olsa dahi, değer kaybına uğratılarak ödendiği açık olduğundan, davacının görevden uzaklaştırıldığı döneme ilişkin maaş alacağının, maaşlarının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizinin ödenmesi gerektiği hususunun, mülkiyet hakkının bir gereği olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Bu durumda; dava konusu işlemin, davacının görevden uzaklaştırıldığı dönemde maaşından yapılan 1/3'lük oranında kesintilerin faizinin ödenmemesine ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir. Dava konusu işlemin, davacının görevden uzaklaştırıldığı döneme ilişkin maaş alacaklarının ödenmeyen faizlerinin ödenmemesine ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmediğinden, davacının görevden uzaklaştırıldığı döneme ilişkin maaş alacaklarının ödenmeyen faizlerinin her bir maaşın tahakkuk tarihinden hesaplanarak davacıya ödenmesi gerekmektedir. Ayrıca; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ile istinaf isteminin reddine karar verilen Konya 2. İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan "döner sermaye tutarının 50.000,00 TL'lik kısmının tahakkuk tarihlerinden itibaren, 360.543,14 TL'lik kısmının ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 11/01/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte" ifadesi çıkarılarak yerine "hükmedilen 410.543,14 TL döner sermayen ücretlerinin herbirinin ayrı ayrı tahakkuk ettiği tarihlerden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte" ifadesi eklenmek suretiyle düzeltilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin… tarih ve E:…, K:… sayılı kararının a) Maaş ve 29/10/2016-23/10/2019 dönemine ilişkin maaş faizi ile sabit döner sermayeye ilişkin kısmının ONANMASINA, oybirliği ile, b) Sabit döner sermaye faizine ilişkin kısmının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, oybirliği ile, c) Ek ders ücreti ile 8/8/2016-29/10/2016 dönemine ilişkin maaş faizine ilişkin kısmının BOZULMASINA, oyçokluğu ile, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak, 10/11/2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY : (X)- Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, kararın ek ders ücreti ile 8/8/2016-29/10/2016 dönemine ilişkin maaş faizine ilişkin kısımlarının da onanması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Mali hakların ve yasal faizin ödenmesi istemiyle idareye yapılan başvurularda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca otuz gün içinde cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır. Başvurunun açıkça reddedilmesi veya otuz günlük sürenin sessiz kalınarak dolması halinde, ilgililer anılan sürenin bittiği veya yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren aynı Kanun'un 7. maddesi uyarınca altmış gün içinde idare mahkemesinde dava açabilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 10Kaynağı aç
Madde 10 – 1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. 2. (Değişik: 10/6/1994-4001/5 md.) Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Otuz günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.[7] 3. (Mülga: 10/6/1994-4001/5 md.) Üst makamlara başvurma:

Geriye Dönük Maaşlarda Gelir Vergisi Matrahı ve Yargı Yolu

Açıkta kalınan dönemlere ilişkin hak edişlerin toplu biçimde ödenmesi durumunda, ödemenin yapıldığı tarihteki vergi dilimleri yerine ilgili hak ediş dönemlerinin vergi dilimlerinin esas alınması talebiyle idareye başvurulabilmektedir. İdarenin bu yöndeki talebi reddetmesi veya gerekli matrah düzeltmesini yapmaması durumunda, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca vergi mahkemelerinde otuz gün, idari yargı genelinde ise altmış günlük yasal dava açma süreleri gözetilerek uyuşmazlık yargıya taşınabilir.

Ek Ders, Döner Sermaye ve Sosyal Yardımların Ödenme Şartları

Göreve iade edilen eğitim personelinin sabit nitelikteki ek ders ücretleri ile sağlık ve güvenlik personelinin periyodik nöbet ya da performans ödemeleri bakımından idareler kural olarak fiili çalışma koşulunu ileri sürmektedir. Nitekim Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar'ın 25. maddesi uyarınca ek ders ücreti ödenebilmesi, ek ders görevinin fiilen yapılmış olmasına veya ilgili düzenlemede sayılan yapılmış sayılma hallerinin gerçekleşmesine bağlıdır.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu kararına göre, görevden uzaklaştırma tedbiri idari yargı mercii tarafından iptal edilerek idarenin hukuka aykırı işlemi ortaya konulmadıkça, memura 657 sayılı Kanun'da belirtilen aylık ve sosyal hak/yardım kapsamı dışındaki parasal unsurların ödenmesi kanunen mümkün bulunmamaktadır. Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararında kabul edilen döner sermaye ek ödemelerinin geriye dönük karşılanması kuralı ise görevden uzaklaştırma tedbirine değil; naklen atama veya ikinci görevin alınması işlemlerinin yargı kararıyla iptal edildiği hallere özgü bulunmaktadır.

Göreve iade edilen personelin görevden ayrı kaldığı döneme ilişkin giyim yardımı ve yemek ücreti gibi sosyal ödeme talepleri, ilgilinin unvanı, görev yeri ve mevzuatında öngörülen hak sahipliği koşulları çerçevesinde idarece değerlendirilmektedir.

Derece, Kademe İlerlemesi ve Emeklilik Kesintileri

657 sayılı Kanun'un 141. maddesi uyarınca, aynı Kanun'un 143. maddesinde sayılan beraat veya diğer yasal koşulların gerçekleşmesi halinde görevden uzakta geçirilen süreler memurun kademe ilerlemesinde ve derece yükselmesinde değerlendirilir. Danıştay kararlarına göre, 144. madde kapsamında idarenin takdir yetkisiyle göreve başlatılan personelin açıkta geçirdiği sürenin terfide sayılabilmesi için hakkındaki beraat hükmünün kesinleşmesi zorunlu olup bu koşul gerçekleştiğinde intibak işlemleri idarece kendiliğinden yerine getirilir.

5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 15 ve 31. maddeleri kapsamında, fiili hizmet müddeti tam kesenek ödenen süredir ve görevden uzaklaştırma döneminde yarım kesenek yatırılan memurların süreleri yarım hesaplanır. Ancak görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılarak görevine iade edilen ve aylıklarından tam kesenek alınan memurların açıkta geçen süreleri emeklilik fiili hizmet süresine dahil edilir.

Açıkta Geçen Sürede Yıllık İzin Haklarının Durumu

Disiplin soruşturması veya benzeri idari nedenlerle görevden uzaklaştırılıp ardından iade edilen memurlar bakımından, açıkta geçen tüm süreler 657 sayılı Kanun'un 102 ve 103. maddeleri kapsamında yıllık izin hesabına dahil edilir ve bu sürelere ait izinler kullandırılır. Buna karşılık, Kanun Hükmünde Kararnameler ile ihraç edilip iade edilen personel yönünden idari uygulamada genellikle yalnızca iade olunan takvim yılı ile bir önceki yıla ait yıllık izinlerin kullandırıldığı görülmekte olup, tüm ihraç süresinin izne dahil edilip edilmeyeceği uyuşmazlık konusudur.

Askeri Personelin Göreve İadesi ve OYAK Kesintileri

Görevine iade edilen Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin hukuki durumu 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ve 205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanunu çerçevesinde ele alınmaktadır. İhraç süresince ödenmeyen OYAK kesenekleri ile bu döneme ilişkin birikmiş nema tutarlarının, ilgilinin hizmet süresine eklenmesi suretiyle telafi edilmesi öngörülmektedir.

Manevi Tazminat Talebi ve Hukuki Esaslar

Kamu görevinden çıkarılan personelin manevi varlığında meydana gelen zararlar, Anayasa'nın 17. maddesinde güvenceye bağlanan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamındadır. 7075 sayılı Kanun kapsamında olağanüstü hal işlemlerine muhatap olup göreve iade edilenlerin manevi tazminat taleplerinin bu anayasal çerçeve gözetilerek ileri sürülmesi mümkündür.

657 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tesis edilen memurluktan çıkarma işleminin idari yargı mercii tarafından iptal edilmesi halinde, Anayasa'nın 17 ve 36. maddelerine dayanılarak idare mahkemelerinde manevi tazminat talebinde bulunulabilir. Bu davalarda personelin maruz kaldığı mesleki ve sosyal itibar kaybı ile psikolojik etkiler tazminat takdirinde dikkate alınmaktadır.

Eski Kadroya İade Güvencesi ve Göreve Başlama Usulü

Olağanüstü hal döneminde kamu görevinden çıkarılıp sonradan göreve iade edilen personelin eski görevleri yerine araştırma merkezlerine atanmasını öngören yasal düzenleme, kanun önünde eşitlik ve çalışma hakkı ilkeleri kapsamında Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir.

Göreve iade kararı sonrası tesis edilen atama işlemlerinde göreve başlama süreleri mevzuat hükümlerine tabidir. Olağanüstü hal iade düzenlemelerinde atama emrinin tebliğini izleyen on gün içinde göreve başlanmaması halinde atanma hakkının düşeceği öngörülmüşken, 657 sayılı Kanun'un 62. maddesinde aynı yerdeki görevler için tebliği izleyen iş günü, başka yerdeki görevler için ise 15 günlük yol süresini izleyen iş gününde göreve başlama kuralı yer almaktadır. Usulüne uygun tebligat yapılmaksızın ilgilinin göreve başlamadığından söz edilemez.

Danıştay 8. Daire, E. 2021/5092, K. 2023/7510Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/5092 E.  ,  2023/7510 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/5092 Karar No : 2023/7510 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü … Anabilim Dalı doktor öğretim üyesi kadrosuna ataması yapılan davacı tarafından, Sağlık Bakanlığındaki vazifesinden ayrılmadığından bahisle atama onayının iptal edilmesine ilişkin … tarih ve E… sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen 27/11/2020 tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının, Sağlık Bakanlığı İstanbul Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde uzman tabip olarak görev yapmakta iken, Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü … Anabilim Dalı doktor öğretim üyesi kadrosuna atanması ile ilgili olarak açmış olduğu davada … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı gereğince, … tarih ve E… sayılı atama oluru ile Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü … Anabilim Dalı doktor öğretim üyesi kadrosuna atandığı, Kastamonu Üniversitesi Rektörlüğü Personel Daire Başkanlığınca Sağlık Bakanlığına hitaben yazılan … tarih ve E… sayılı yazı ile; durumun davacıya tebliği ile vazifesinden ayrılış tarihinin bildirilmesinin istenildiği, yine Kastamonu Üniversitesi Rektörlüğü Personel Daire Başkanlığın … tarih ve E… sayılı yazısı ile Sağlık Bakanlığından, davacının halen üniversitede vazifeye başlamadığı belirtilerek, atama işlemine ilişkin … tarih ve E…. sayılı yazının davacıya tebliğ edilip edilmediğinin, tebliğ edilmiş ise tebliğ tarihinin ve ayrılma tarihinin bildirilmesinin istenildiği, Sağlık Bakanlığının … tarih ve E… sayılı yazısı ile davacının eşinin sağlık durumu mazereti nedeniyle görevden ayrılma işleminin ileri bir tarihte yapılması talepli dilekçesinin ek olarak davalı idareye gönderildiği, Kastamonu Üniversitesi Rektörlüğü Personel Daire Başkanlığının … tarih ve E… sayılı yazısı ile, davacının Kastamonu Devlet Hastanesi bünyesinde sürekli işçi olarak görev yapan eşinin 31.01.2019-01.03.2019 tarihleri arasında hastalık izninde olduğu ve 02.03.2019 tarihi itibariyle vazifesine devam ettiği, davacının ise halen üniversitedeki vazifesine başlamadığı belirtilerek, Sağlık Bakanlığından atama işlemine ilişkin … tarih ve E… sayılı yazının davacıya ivedi olarak en geç 27.03.2019 tarihine kadar tebliğ edilerek vazifesinden ayrılmasının sağlanması hususunda gereğinin yapılmasının, aksi takdirde tayin tasdikinin iptal edileceğinin davacıya bildirilmesinin istenildiği, söz konusu yazıların davacıya tebliğ edildiğine dair dosyada bilgi ve belgenin mevcut olmadığı, Mahkemenin 24.02.2020 tarihli ara kararı üzerine davalı idare tarafından verilen cevabi yazıda davacıya ait özlük dosyası incelenmesinde tebliğ-tebellüğ belgesine rastlanılmadığının belirtildiği, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 62. maddesi uyarınca mevzuatta belirtilen tebliğ gerekliliği yerine getirilmemiş olduğundan davacının atandığı görevine başlamadığından söz edilemeyeceği gerekçesi ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile; davacı tarafından atama işlemine ilişkin … tarih ve E… sayılı yazının ve davalı idarece bu yazının davacıya ivedi olarak en geç 27.03.2019 tarihine kadar tebliğ edilerek vazifesinden ayrılmasının sağlanması hususunda gereğinin yapılmasının, aksi takdirde tayin tasdikinin iptal edileceğinin bildirilmesinin istenilmesine ilişkin … tarih ve E… sayılı yazının tarafına tebliğ edilmemiş ve gerek Sağlık Bakanlığı'nca gerekse de davalı idarece bu hususta bilgi ve belge sunulamamış ise de, davacı tarafından 19.02.2019 tarihinde görev yaptığı kuruma verilen, eşinin sağlık durumu mazereti nedeniyle görevden ayrılma işleminin ileri bir tarihte yapılması talepli dilekçesinin incelenmesinden, söz konusu atama işleminden haberdar olduğunun kabulünün gerektiği, öte yandan eşinin sağlık durumunun görev yaptığı kurumdan ilişiğin kesilmesine hukuken engel teşkil etmediği, ilişiğini kesip davalı idarede göreve başladıktan sonra da eşinin sağlık durumu nedeniyle davalı idareden mazeret izni almasına hukuken bir engel bulunmadığı, davacının eşinin sağlık raporunda belirtilen bir aylık sürenin de 01.03.2019 tarihinde dolmuş olmasına rağmen, davacı tarafından göreve başlamak için herhangi bir başvuru yapılmadığı, diğer taraftan, eski görev yerinden ayrılış işlemlerinin yapılması hususunda mevzuatta herhangi bir süre öngörülmediği ileri sürülmekte ise de, uyuşmazlık konusu atamanın naklen atama değil, açıktan atama niteliğinde olduğu, dolayısıyla göreve başlama hususunda yükümlülüğün ataması yapılan personele ait olduğu göz önüne alındığında, söz konusu iddiaların dava konusu işlemi hukuken sakatlayıcı nitelikte olmadığı değerlendirildiği; sorumlu olduğu kamu hizmetini eksiksiz ve zamanında yerine getirmekle görevli ve sorumlu olan davalı idarece, doktor öğretim üyesi kadrosuna atanmasına rağmen görevine başlamayan davacının, söz konusu atamasının iptal edilmesine yönelik dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yönde değerlendirme ile işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılarak istinaf isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Kastamonu Üniversitesi Rektörlüğünce tesis edilen atama işlemine ilişkin … tarih ve E… sayılı yazı ile … tarih ve E… sayılı ayrılış yapmadığı takdirde atamasının iptal edileceğine ilişkin yazının tarafına tebliğ edilmediği, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı gereğince, … tarih ve E… sayılı atama oluru ile davacının atamasının yapıldığı, davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu 62. maddesi uyarınca belirlenen süre içerisinde görevine başlamadığı, tesis edilen dava konusu işlemin mevzuata uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacının, Sağlık Bakanlığı İstanbul Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde uzman tabip olarak görev yapmakta iken, Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü … Anabilim Dalı doktor öğretim üyesi kadrosuna atanması ile ilgili olarak açmış olduğu davada … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı gereğince, … tarih ve E… sayılı atama oluru ile Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü … Anabilim Dalı doktor öğretim üyesi kadrosuna atandığı; Sağlık Bakanlığındaki vazifesinden ayrılmadığından bahisle atama onayının iptal edilmesine ilişkin … tarih ve E…. sayılı dava konusu işlemin işlemin tesis edildiği, davacı tarafından … tarihli dilekçe ile, Kastamonu Üniversitesi Rektörlüğü Personel Daire Başkanlığının … tarih ve E… sayılı yazısı ile … tarih ve E… sayılı yazısının tarafına tebliğ edilmediği, bu yazıları 14.06.2020 tarihinde elden teslim aldığı belirtilerek atama işlemlerinin yapılması talebiyle davalı idareye yaptığı başvurunun … tarih ve E… sayılı işlem ile reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Doktor Öğretim Üyesi" başlıklı 23.maddesinde "a) Yükseköğretim kurumlarında açık bulunan doktor öğretim üyesi kadroları rektörlükçe ilan edilir. İlan edilen bu kadrolara fakültelerde dekan; diğer birimlerde müdürler, biri o birimin yöneticisi biri de o yükseköğretim kurumunun dışından olmak üzere üç profesör veya doçent tespit ederek bunlardan adayların her biri hakkında yazılı mütalaa isterler. Dekan veya ilgili müdür yönetim kurullarının görüşünü aldıktan sonra önerilerini rektöre sunar. Atama rektör tarafından en çok dört yıl süre ile yapılır. Her atama süresinin sonunda görev kendiliğinden sona erer. Görev süresi sona erenler yeniden atanabilirler." hükmüne, "Özlük hakları" başlıklı 62.maddesinde de "Üniversite öğretim elemanları ve üst kuruluşlar ile üniversitelerdeki memur ve diğer görevlilerin özlük hakları için bu kanun, bu kanunda belirtilmeyen hususlar için Üniversite Personel Kanunu, Üniversite Personel Kanununda bulunmayan hususlar için ise genel hükümler uygulanır." hükmüne yer verilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Atamalarda görev yerine hareket ve işe başlama süresi" başlıklı 62. maddesinde; "İlk defa veya yeniden veyahut yer değiştirme suretiyle; a) Aynı yerdeki görevlere atananlar atama emirlerinin kendilerine tebliğ gününü, b) Başka yerdeki görevlere atananlar, atama emirlerinin kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde o yere hareket ederek belli yol süresini, izleyen iş günü içinde işe başlamak zorundadırlar. Savaş ve olağanüstü hallerde bu süre Cumhurbaşkanı Kararı ile kısaltılabilir. Yukarıdaki süreler; 1 – Kanuni izinlerin kullanılması veya geçici bir görevin yapılması sırasında başka bir göreve atanan memurlar için iznin veya geçici görevin bitimi, 2 – Hesaplarını, yerlerine gelenlere devir zorunda bulunan sayman ve sayman mutemetleri için devrin sona ermesi, 3 – Eski görevlerine devamları kurumlarınca yazılı olarak tebliğ edilenler için yerlerine atanan memurların gelmesi veya yeni görev yerlerine hareketlerinin kurumlarınca tebliği, tarihinde başlar. Yer değiştirme suretiyle yapılan atamalarda memurlara atama emirleri tebliğ edilince yollukları, ödeme emri aranmaksızın, saymanlıklarca derhal ödenir. Memurun izinli ve raporlu olması tebligata engel olmamakla beraber (a) ve (b) bentlerindeki süreler izin ve rapor müddetinin bitmesinde başlar. Bu maddede geçen "yer" deyiminin kapsamı İçişleri ve Maliye Bakanlıklarınca birlikte belirtilir." kuralına, "İşe başlamama halinde yapılacak işlem" başlıklı 63. maddesinde ise; "Bir göreve ilk defa veya yeniden atananlardan belge ile isbatı mümkün zorlayıcı sebepler olmaksızın 62 nci maddedeki süre içinde işe başlamayanların atanmaları iptal edilir ve bunlar 1 yıl süreyle Devlet memuru olarak istihdam edilemezler. Bunların belge ile isbatı mümkün zorlayıcı sebepler nedeniyle göreve başlamama hali iki ayı aştığı takdirde atama işlemi atamaya yetkili makamlarca iptal edilir. Başka yerdeki bir göreve atananlardan 62 nci maddedeki süre içinde hareket ederek belli yol süresi sonunda yeni görevlerine başlamıyanlara, eski görevlerinden ayrılış ve yeni görevlerine başlayış tarihleri arasında aylık verilmemek şartı ile 10 günlük bir süre daha verilebilir. Belge ile isbatı mümkün zorlayıcı sebepler olmaksızın bu süre sonunda da yeni görevlerinde işe başlamıyanlar memuriyetten çekilmiş sayılırlar." hükmüne yer verilmiştir. Anayasa'nın 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir." hükmü, 11. maddesinde; "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır…" hükmü, Anayasa'nın 125. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesinde, "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır." hükmü; 138. maddesinin 4. fıkrasında, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." hükmü yer almaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinde, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlıkta; İdare Mahkemesinin 24.02.2020 tarihli ara kararıyla, davalı idareden ve dava dışı Sağlık Bakanlığından, davacının Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü … Anabilim Dalı doktor öğretim üyesi kadrosuna atanmasına ilişkin işlemin davacıya tebliğ edilip edilmediğinin sorularak, tebliğ edilmiş ise tebliğ-tebellüğ belgesinin gönderilmesinin istenilmesi üzerine, davalı idarece davacıya atama kararnamesi ile ilgili tebliğ yapılıp yapılmadığı bilgisinin bulunmadığının belirtildiği, Sağlık Bakanlığı tarafından verilen cevabi yazıda da, davacıya ait özlük dosyası incelenmesinde tebliğ-tebellüğ belgesine rastlanılmadığının belirtildiği, söz konusu cevabi yazı ekinde gönderilen bilgi ve belgeler arasında, davacının Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü … Anabilim Dalı doktor öğretim üyesi kadrosuna atanmasına ilişkin işlemin davacıya tebliğ edildiğine dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, Sağlık Bakanlığındaki vazifesinden ayrılmadığı takdirde tayin tasdikinin iptal edileceğine dair 22.03.2019 tarih ve E.2364 sayılı yazısının davacıya tebliğ edildiğine ilişkin bir belgenin de dosyada mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Kastamonu Üniversitesi Rektörlüğünce tesis edilen atama işlemine ilişkin … tarih ve E… sayılı yazı ile … tarih ve E… sayılı vazifesinden ayrılış yapmadığı takdirde atamasının iptal edileceğine ilişkin yazının tebliğ edilmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle; Sağlık Bakanlığındaki vazifesinden ayrılmadığından bahisle atama onayının iptal edilmesine ilişkin … tarih ve E… sayılı işlemin iptaline karar verilmesi sonucunda, Kastamonu Üniversitesi Rektörlüğü Personel Daire Başkanlığı tarafından Sağlık Bakanlığına yazılan … tarih ve E… sayılı yazı ile davacının … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı neticesinde Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü … Anabilim Dalı Doktor Öğretim Üyesi kadrosuna atamasının yapıldığı görülmektedir. Bu durumda, yukarıda yer alan mevzuat hükümleri gereğince tebliğ gerekliliği yerine getirilmemiş olduğundan, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak 20/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Açıkta Geçen Sürede Özel Sektör Gelirlerinin Mahsubu

Kamu görevinden ayrı kalınan dönemde memurların özel sektörde çalışarak elde ettikleri kazançların, göreve iade üzerine ödenecek geçmiş mali haklardan mahsup edilmesi Anayasa'nın 35. maddesinde korunan mülkiyet hakkını ihlal eder; Anayasa Mahkemesi'nin 05/09/2023 tarihli Davut Yıldız kararında (Başvuru No: 2020/12623), memurun özel sektör kazancının kamu görevinden kaynaklanan mali alacaklardan bağımsız olduğu vurgulanmıştır.

Geriye dönük mali haklarından özel sektör kazancı mahsup edilen personel, idareye yazılı dilekçe ile başvurarak yapılan kesintinin ödenmesini talep edebilir. İdarenin talebi reddetmesi veya 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca otuz gün içinde cevap vermeyerek zımnen reddetmiş sayılması halinde, aynı Kanun'un 7. maddesi uyarınca altmış günlük yasal süre içinde idare mahkemesinde dava açılabilir.

Görevden Uzaklaştırma Tedbirinin Hukuki Niteliği ve İdari Denetim

657 sayılı Kanun'un 137 ve 140. maddelerine göre görevden uzaklaştırma, kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde görevi başında kalmasında sakınca görülecek devlet memurları veya haklarında cezai kovuşturma yürütülenler hakkında uygulanan ihtiyati bir tedbirdir. Bu tedbir soruşturmanın herhangi bir safhasında alınabilir. Kanunun 139. maddesi gereğince görevden uzaklaştırılan memur hakkında 10 iş günü içinde soruşturmaya başlanması zorunludur; keyfi, garaz veya kin sebebiyle bu işlemi uygulayan ya da derhal soruşturma başlatmayan amirler hukuki, mali ve cezai sorumluluk taşır.

Soruşturma sonunda memurluktan çıkarma veya cezai bir işlem uygulanmasına gerek kalmadığı anlaşılan memurlar hakkındaki görevden uzaklaştırma tedbiri, 657 sayılı Kanun'un 142. maddesi gereğince yetkili amirlerce derhal kaldırılır. İdari yargı yerlerinde görülen iptal davalarında ilk derece mahkemesince adli yardım talebi kabul edilmiş olan hallerde ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri uyarınca bu yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam etmektedir.

Danıştay 5. Daire, E. 2022/13528, K. 2022/7337Kaynağı aç
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2022/13528 E.  ,  2022/7337 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/13528 Karar No : 2022/7337 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / … Vekili : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde astsubay başçavuş olarak görev yapmakta iken 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarılma tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; davacının kesinleşmiş mahkeme kararı ile terör örgütü FETÖ/PDY ile üyelik düzeyinde ilişkisinin varlığı tespit edilmiş olduğundan, kamu görevinden çıkarılmayı gerektiren diğer delillerin incelenmesine gerek kalmaksızın, kamu görevine iadesi istemiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvurunun reddine dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığını ileri sürdüğü parasal haklarının ödenmesi isteminin reddi gerektiği belirtilmiştir. Açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının istinaf başvurusunda bulunması üzerine … Bölge İdare Mahkemesi …İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu kararın hukuka uygunluk denetiminin ceza yargılamasından bağımsız olarak yapılması gerektiği, bu kapsamda dava dosyasındaki deliller ve UYAP kayıtları üzerinden incelenen davacı hakkındaki ceza yargılamasındaki delillerin birlikte incelenmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna ulaşıldığı açıklamasına yer verilip istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Savunma hakkı tanınmadan ve soruşturma yürütülmeden tesis edilen dava konusu işlemin açıkça hukuka aykırı olduğu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri ile suç isnadında bulunulamayacağı, irtibat ve iltisak kavramlarının muğlak ve keyfiliğe açık olduğu, mahkumiyetin dava konusu işlemden sonra ortaya çıktığı, dayanılan tüm delillerin kamu görevinden çıkarıldıktan sonra elde edildiği, tedbir niteliğini aşan, kalıcı sonuçlara neden olan bireysel işlem tesisinin yasal olarak mümkün olmadığı, dava konusu işlem ile suç ve cezada kanunilik ilkesinin, suç ve cezaların geriye yürümezliği ilkesinin, masumiyet karinesinin, özel hayata saygı hakkının, şeref ve itibara saygı hakkının, mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma dilekçesi verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Davaya konu idari işlemin hukuka uygunluk denetimini yapmakla görevli idari yargı mercilerince, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde sayılan unsurlar yönünden, işlemin hukuka aykırı olup olmadığı yönünde yargısal denetim yapılması ve bu denetim sonucunda ulaşılan kararın gerekçeli olarak ortaya konulması gerekmekte iken; Anayasa'nın 141. maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkına aykırı olarak dava konusu Komisyon kararının sebebini oluşturan delil ve tespitlere ilişkin yeterli gerekçeye yer verilmeden davacının kesinleşmiş mahkeme kararı ile FETÖ/PDY ile üyelik düzeyinde ilişkisinin varlığı tespit edilmiş olduğundan diğer delillerin incelenmesine gerek kalmaksızın dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu gerekçesi ile davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmadığı, temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… sayılı kararıyla kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı, astsubay başçavuş olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmıştır. Göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvuru, Komisyonun … tarih ve … sayılı işlemi ile reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarılma tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa’nın 36. maddesinin 1. fıkrasında, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” ; 141. maddesinin 3. fıkrasında, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” düzenlemelerine yer verilmiş; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 24. maddesinin (e) fıkrasında, kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçe, kararlarda bulunacak hususlar arasında sayılmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Adil Yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinde, herkesin, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiş olup, adil yargılanma hakkının düzenlendiği bu maddede, kanun ile kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davanın görülmesi, davanın makul bir süre içinde sonuçlandırılması, hakkaniyete uygun yargılama ve aleni yargılama ilkelerine açıkça yer verildiği görülmektedir. Hakkaniyete uygun yargılama ilkesi, silahların eşitliği, çelişmeli yargılama ve gerekçeli karar hakkı unsurlarının bir arada mevcut olmasını gerektirmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde, gerekçeli karar hakkı denetiminin, gerekçenin yasal olup olmadığı, yeterli ve makul olup olmadığı, gerekçenin öğrenilip öğrenilmediği, tarafların iddialarının karşılanıp karşılanmadığı, gerekçenin makul sürede yazılıp yazılmadığı ilkeleri açısından yapıldığı görülmektedir. Bu bağlamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, bir uyuşmazlık ayrıntılı ve yeterli gerekçeye yer verilmeden karara bağlanıyorsa adil ve hakkaniyete uygun yargılama açısından ihlal gerçekleşebilmektedir. Soyut, genel ve belirsiz kavramların veya kanunda yer alan ifadelerin tekrarından ibaret olan, maddi ve hukuki unsurların yüzeysel olarak ele alındığı gerekçelendirme şekli, yetersiz gerekçelendirme olarak ifade edilir. Buna örnek olarak, kararda yalnız yasal ifadelere atıf yapılması, başka bir anlatımla kanunda yer alan terim ve kavramların tekrarlanması hali gösterilebilir. Dolayısıyla, soyut yasal anlatımların tekrarlanması başlı başına yeterli olarak görülmemekte olup, yasadaki soyut kavramların gerekçe aracılığıyla analiz edilerek somutlaştırılması gerekmektedir. Yetersiz gerekçeyle verilmiş bu kararlarda da, aslında gerekçe bulunmakla birlikte, bu gerekçelendirme içerik ve format bakımından tatmin edici düzeyde olmamaktadır. Bu durum ise, tek başına hükmün etkinliğini ve saygınlığını zedelemektedir. Anayasa Mahkemesi'nin 13/06/2013 tarih ve Başvuru No: 2013/1235 sayılı kararında da, ilke olarak mahkeme kararlarının gerekçeli olmasının, adil yargılanma hakkının bir gereği olduğu; mahkemelerin dava konusu maddi olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varılmasında kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini makul bir şekilde gerekçelendirmek zorunda olduğu; bu gerekçelerin oluşturulmasında açıkça bir keyfilik görüntüsünün olmaması ve makul bir biçimde gerekçe gösterilmesi halinde adil yargılanma hakkının ihlâlinden söz edilemeyeceği; makul gerekçenin, davaya konu olay ve olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuki düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerektiği; zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunmasının zorunlu olduğu; bununla birlikte, derece mahkemelerinin, taraflarca ileri sürülen tüm iddialara cevap verme zorunluluğunun bulunmadığı, hükme esas teşkil eden gerekçelerin nelerden ibaret olduğunu ortaya koymasının yeterli olduğu belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut irtibatı olduğu değerlendirilen ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmasına karar verilen davacının, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvuru, Komisyon tarafından davacı hakkında bu yönde birtakım tespitlere yer verilmek suretiyle reddedilmiştir. Bununla birlikte kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden olan "silahlı terör örgütüne üye olma" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Bu nedenle idari yargı yerlerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda; ilgililer hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararları ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması, anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitler yönünden ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Şüphesiz terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden önemli bir veri olmakla birlikte dava konusu işlemin irtibat ve iltisak sebebine dayanması nedeniyle idari yargı yerlerince ceza yargılamasından bağımsız olarak işlemin sebep unsuruna uygun ayrıca değerlendirme yapılması zorunludur. Söz konusu değerlendirmeler ışığında, kanun hükmünde kararname eki listede kamu görevinden çıkarılan kişilerin, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvuruların Komisyon tarafından reddi üzerine açılan davalarda; idari yargı mercilerince, ceza yargılamasından bağımsız olarak kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, Komisyon kararında yer alan veya davalı idarece dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi gerekmektedir. Bu durumda, temyize konu İdari Dava Dairesi kararında, davacının kamu görevinden çıkarılmasının sebep unsuru olarak dosyaya sunulan delil ve tespitlere ilişkin iltisak ve irtibat kavramları yönünden irdeleme ve değerlendirme yapılmadan, "… dava dosyasındaki deliller ve UYAP kayıtları üzerinden incelenen davacı hakkındaki ceza yargılamasındaki delillerin birlikte incelenmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu …" gerekçesiyle verilen hükmün Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olan gerekçeli karar hakkına aykırı olduğu açıktır. Bu itibarla, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun açıklamalı olarak reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 19/10/2022 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.
Göreve iade edilen memurlar geriye dönük maaşları için faiz alabilir mi?

Evet, yargı kararları uyarınca personelin görevden uzak kaldığı döneme ilişkin ödenmeyen veya kesilen maaş alacakları için tahakkuk tarihlerinden itibaren 3095 sayılı Kanun çerçevesinde yasal faiz talep edilebilmektedir.

Görevden uzaklaştırılan öğretmene fiilen yapılmayan ek ders ücreti ödenir mi?

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulunun oyçokluğuyla verdiği karara göre, görevden uzaklaştırma tedbiri bir yargı kararıyla iptal edilmedikçe açıkta geçen döneme ilişkin fiilen yapılmayan ek ders ücretlerinin yasal faiziyle ödenmesi mümkün değildir; karardaki azınlık görüşü ise ihtiyati tedbir sebebiyle görev yapamayan personele bu ücretlerin ödenmesi gerektiğini savunmuştur.

Açıkta geçen sürede özel sektörde elde edilen gelir maaştan mahsup edilebilir mi?

Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararında, kamu görevinden ayrı kalınan dönemde personelin özel sektörde elde ettiği kazançların geçmişe dönük kamu mali haklarından mahsup edilmesi mülkiyet hakkına aykırı bulunmuştur.

Göreve iade edilen memurların açıkta kaldığı süreler emekliliğe sayılır mı?

Evet, görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılarak görevine iade edilen ve kesintileri tam keseneğe tamamlanan memurların açıkta geçen süreleri emeklilik fiili hizmet süresine dahil edilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu