İşe iade davası, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18 ila 21. maddeleri kapsamında iş güvencesinden yararlanan işçinin, iş sözleşmesinin işveren tarafından geçerli bir neden gösterilmeksizin feshedilmesi halinde feshin geçersizliğinin tespiti ve işe iadesi talebiyle açtığı davadır. Feshin geçersizliğine hükmedildiğinde işveren işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır; başlatmaması halinde ise İş Kanunu m. 21 uyarınca en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücret tutarında tazminat ile en çok dört aylık boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar gündeme gelir.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 21Kaynağı aç
İşe İade Davası Açabilmenin Kanuni Şartları
Bir işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanarak işe iade davası açabilmesi için öncelikle tabi olduğu kanunun bu korumayı sağlaması gerekir. İşe iade davası açabilmek için işçinin 4857 sayılı İş Kanunu veya 5953 sayılı Basın İş Kanunu kapsamında çalışması zorunludur. Deniz İş Kanunu veya 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabi çalışanlar ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamındaki memurlar işe iade davası açamaz.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca, feshin geçerli bir sebebe dayandırılması zorunluluğu otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde uygulanır. İşçinin kıdemi ve işyerindeki işçi sayısı belirlenirken yalnızca işçinin fiilen çalıştığı işyeri değil, işverenin aynı işkolunda yer alan tüm işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısı ile aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilir. Tarım ve orman işlerinde bu işçi sayısı eşiğinin ne olduğu ikincil anlatımda farklı biçimde aktarılmakta olup bu husus madde metninde bağımsız olarak doğrulanamamıştır.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 18Kaynağı aç
İş güvencesinden yararlanabilmek için işçinin fesih tarihi itibarıyla en az altı aylık kıdeme sahip olması şarttır. Altı aylık kıdem hesabında İş Kanunu'nun 66. maddesindeki sürelerin dikkate alınacağı belirtilmektedir; bu süreler aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen dönemlerin birleştirilmesi yoluyla hesaplanır. İhbar öneli bu kıdem süresine dahil edilmez. Yer altı işlerinde çalışan işçiler bakımından altı aylık kıdem şartı aranmaz.
İşe iade davası kural olarak belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçiler tarafından açılabilir. Belirli süreli iş sözleşmeleri sürenin bitimiyle kendiliğinden sona erdiğinden, bu tür sözleşmelerle çalışanlar bakımından kural olarak işe iade talep edilemez. Ancak belirli süreli iş sözleşmesinin süresi bitmesine rağmen çalışmanın sürdürülmesi halinde iş ilişkisi belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüşmüş sayılır ve işe iade davası açılabilir.
4857 sayılı Kanun'un 18. maddesinin son fıkrası uyarınca, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçi alma ile işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz ve işe iade davası açamaz.
Fesih Bildirimi, Savunma Zorunluluğu ve İspat Yükü
4857 sayılı İş Kanunu'nun 19. maddesi gereğince işveren, fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Ayrıca işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için önceden hakkındaki iddialara karşı savunmasının alınması zorunludur; ancak işverenin 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinin (II) numaralı bendindeki şartlara uygun fesih hakkı saklıdır.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 19Kaynağı aç
Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında ya da işverenin rızasıyla çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak, işyeri sendika temsilciliği yapmak, hak aramak amacıyla işveren aleyhine idari veya adli mercilere başvurmak fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz. Irk, renk, cinsiyet, medeni hâl, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler de 4857 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca feshe geçerli dayanak oluşturmaz.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca, iş sözleşmesinin feshinde geçerli bir sebebe dayanıldığını ispat etme yükümlülüğü işverene aittir. İşçi feshin bildirimde gösterilenden başka bir sebebe dayandığını iddia ederse, bu iddiasını ispatlamakla yükümlü olur.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 20Kaynağı aç
Haklı Nedenle Fesih ve İşe İade Davası İlişkisi
4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesi, işverene süresi belirli olsun veya olmasın iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshetme hakkı tanıyan halleri düzenler. Söz konusu maddenin son fıkrası uyarınca, bu kapsamda gerçekleştirilen bir feshe karşı işçi, feshin öngörülen sebeplere uygun olmadığını ileri sürerek 18, 20 ve 21. madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Bu hüküm, m. 25'e dayalı bir feshin işe iade yolunu otomatik olarak kapamadığını açıkça ortaya koymaktadır.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Zorunlu Arabuluculuk ve Dava Açma Usulü
4857 sayılı Kanun'un 20. maddesi gereğince iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya geçerli bir sebep olmadığı iddiasıyla fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabulucuya başvurulmaksızın doğrudan dava açılması durumunda mahkeme davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder; bu usulden ret kararının kesinleşerek resen tebliğ edilmesinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir.
Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması halinde son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir; taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı süre içinde özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvuru ve dava açma süreleri hak düşürücü niteliktedir.
İşe iade davalarında görevli mahkeme İş Mahkemesidir; iş mahkemesinin kurulmadığı yargı çevrelerinde davaya Asliye Hukuk Mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetkili mahkeme ise 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca işçinin işini yaptığı işyerinin bulunduğu yer mahkemesi veya davalı işverenin yerleşim yeri mahkemesidir; işçi bu iki yetkili mahkemeden birini seçebilir.
4857 sayılı Kanun'un 20. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulması durumunda bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir; bu aşamadan sonra temyiz yolu kapalıdır.
Boşta Geçen Süre Ücreti ve İşe Başlatmama Tazminatı
Mahkeme veya özel hakem tarafından feshin geçersizliğine karar verildiğinde, kararın kesinleşmesine kadar işçinin çalıştırılmadığı süre için en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca mahkeme veya özel hakem, boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakları ile işe başlatmama tazminatını dava tarihindeki ücret esas alınarak parasal olarak belirler. Bu boşta geçen süre üst sınır olup sözleşmeyle değiştirilemez; aksi hükümler geçersizdir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/25330, K. 2019/23459Kaynağı aç
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/25330, K. 2019/23459 sayılı kararında boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların hesabında feshin geçersiz sayıldığı tarihten itibaren işçi çalışmaya devam ediyormuş gibi hesaplama yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bu süre içinde ücret zammı ya da toplu iş sözleşmesi yürürlüğe girmişse her iki dönem için ayrı ayrı hesaplamaya gidilmelidir. Boşta geçen süre kapsamına ikramiye, yol yardımı, gıda yardımı ve servis gibi para ile ölçülebilen düzenli haklar dahil edilirken, fiili çalışmaya bağlı fazla çalışma ücreti, tatil çalışma ücreti ve satışa bağlı prim bu kapsamda değerlendirilemez.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesi gereğince işçi, kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak üzere işverene yazılı başvuruda bulunmak zorundadır. Bu süre içinde başvuruda bulunulmazsa işverence yapılmış olan fesih geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur; boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı hakları bu durumda kaybedilir, şartları varsa yalnızca kıdem ve ihbar tazminatı hakları saklı kalır.
İşveren, süresinde başvuruda bulunan işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. Başlatmaması halinde 4857 sayılı Kanun'un 21. maddesi uyarınca en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücret tutarında iş güvencesi tazminatı ile boşta geçen süreye ait en çok dört aylık ücret ve diğer hakları ödemekle yükümlü olur. İşe başlatılmaması durumunda iş sözleşmesi, işverenin işçiyi işe başlatmadığı tarihte feshedilmiş kabul edilir; kıdem ve ihbar tazminatları bu tarihteki ücrete göre hesaplanır.
İşçi işe başlatılırsa, fesih öncesinde peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, 21. madde hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya ücreti peşin ödenmemişse bu tutar ayrıca ödenir.
İşe Başlama Başvurusunun Usulü ve Samimilik Şartı
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/25330, K. 2019/23459 sayılı kararına göre on işgünlük başvuru süresinin hesabı, kesinleşen kararın işçiye tebliğ edildiği tarihten başlar; tebligatın postada gecikmesinden işçi sorumlu tutulamaz. Başvuru bizzat işverene iletilebileceği gibi vekil ya da üyesi olunulan sendika aracılığıyla da yapılabilir; yasada şahsen başvurma zorunluluğuna dair bir hüküm bulunmamaktadır.
İşçinin işe başlamak için yapacağı başvurunun samimi olması gerekir. Süresinde yapılan başvuruya karşın işverenin daveti üzerine haklı bir neden olmaksızın işe başlamayan işçi, hiç başvurmamış gibi değerlendirilir; bu halde fesih geçerli hâle gelir ve işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti talep edilemez. Arabuluculukta işe başlatılma konusunda anlaşmaya varılmış olmasına rağmen kararlaştırılan tarihte işe başlanmaması halinde de fesih geçerli hâle gelir ve işveren yalnızca bu feshin hukuki sonuçlarından sorumlu olur.
İşverenin işe davet bildiriminin ardından işçinin işe başlaması için tanınan süre, işçinin işyerinin bulunduğu yerde ikamet etmesi durumunda en fazla iki gün olarak değerlendirilebilir. İşçinin tebligatı işyerinden farklı bir yerde alması halinde ise 4857 sayılı Kanun'un 56. maddesindeki izinler için öngörülen yol süresi kıyasen esas alınarak en fazla dört günlük bir süre makul kabul edilebilir.
Dava Sırasında Başka İşte Çalışma
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/25330, K. 2019/23459 sayılı kararında, fesihten sonra işçinin başka bir işyerinde çalışmaya başlamasının feshin geçersizliğine bağlı ikincil sonuçları ortadan kaldırmayacağı ve boşta geçen süre ücretinden indirim yapılmasını gerektirmeyeceği hükme bağlanmıştır. Aynı ilke Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/25331, K. 2019/23460 ve E. 2016/25329, K. 2019/23458 sayılı kararlarında da yinelenmiştir.
Dava devam ederken işverenin işçiyi eski işine başlatması halinde, feshin geçersizliği fiilen kabul edildiğinden mahkeme işe iade konusunda ayrıca karar veremez; ancak işçinin boşta geçirdiği süreye ilişkin ücret ve diğer parasal haklarına hükmedilebilir.
İşe iade davası açma süresi ne kadardır?
İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmak; arabuluculukta anlaşma sağlanamaması halinde ise son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde dava açmak zorundadır. Bu süreler hak düşürücüdür.
Hangi çalışanlar işe iade davası açamaz?
Deniz İş Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve 657 sayılı Kanun kapsamındaki çalışanlar bu davayı açamaz. Bunlara ek olarak işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare edip işçi alma-çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri de iş güvencesi kapsamı dışında tutulmuştur.
Fesih öncesinde işçinin savunmasının alınması zorunlu mudur?
İşçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle iş sözleşmesinin feshedilmesi durumunda önceden savunmasının alınması zorunludur. 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinin (II) numaralı bendindeki şartlara uygun fesih hakkı bu zorunluluğun istisnasıdır.
İşe iade kararı kesinleştikten sonra başvuru süresi ne kadardır?
İşçi, kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak üzere işverene başvurmak zorundadır. Bu sürede başvurulmazsa işverence yapılmış fesih geçerli sayılır; boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı hakkı kaybedilir.
Dava sürerken başka bir işyerinde çalışmak tazminatı etkiler mi?
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/25330, K. 2019/23459 sayılı kararına göre fesihten sonra başka bir işyerinde çalışmaya başlanması, feshin geçersizliğine bağlı ikincil sonuçları ortadan kaldırmamakta ve boşta geçen süre ücretinden indirim yapılmasını gerektirmemektedir.
m. 25 kapsamında yapılan haklı nedenle feshe karşı işe iade davası açılabilir mi?
4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin son fıkrası uyarınca işçi, feshin söz konusu maddede öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiasıyla 18, 20 ve 21. maddeler çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Bu hüküm, m. 25'e dayalı bir feshin işe iade yolunu otomatik olarak kapamadığını açıkça düzenlemektedir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

