Genel İşlem Koşullarında Yazılmamış Sayılma Yaptırımı

by Avukat Erdal Ersoy
Genel İşlem Koşullarında Yazılmamış Sayılma Yaptırımı

Genel İşlem Koşullarında Yazılmamış Sayılma Kuralı

Genel işlem koşullarında yer alan hükümlerin Türk Borçlar Kanunu tarafından belirlenen yürürlük testinden geçememesi halinde bu hükümler yazılmamış sayılır.

Genel İşlem Koşulu Tanımı ve Kapsamı

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 20. maddesine göre genel işlem koşulları; bir sözleşmenin akdedilmesi esnasında, ileride çok sayıdaki benzer ilişkide kullanılmak üzere düzenleyen tarafından tek taraflı olarak önceden oluşturulup diğer tarafa sunulan şartlardır. Söz konusu kayıtların sözleşme metnine dercedilmesi veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı tipi ya da biçimi genel işlem koşulu niteliğini etkilemez. Aynı hedef doğrultusunda hazırlanan sözleşmelerin birebir aynı metne sahip olmaması da bu hükümleri genel işlem koşulu olmaktan çıkarmaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 20Kaynağı aç
MADDE 20- Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Bu koşulların, sözleşme metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü ve şekli, nitelendirmede önem taşımaz. Aynı amaçla düzenlenen sözleşmelerin metinlerinin özdeş olmaması, bu sözleşmelerin içerdiği hükümlerin, genel işlem koşulu sayılmasını engellemez. Genel işlem koşulları içeren sözleşmeye veya ayrı bir sözleşmeye konulan bu koşulların her birinin tartışılarak kabul edildiğine ilişkin kayıtlar, tek başına, onları genel işlem koşulu olmaktan çıkarmaz. Genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler, sundukları hizmetleri kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi ve kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de, niteliklerine bakılmaksızın uygulanır. II. Kapsamı 1. Yazılmamış sayılma

Mevzuat veya yetkili mercilerce verilen izin çerçevesinde hizmet yürüten kişi ve kuruluşların hazırladıkları sözleşmeler, hukuki niteliklerine bakılmaksızın genel işlem koşullarına ilişkin kanun hükümlerine tabidir.

Yürürlük Denetimi ve Yazılmamış Sayılma Koşulları

Sözleşmede karşı tarafın menfaatine aykırı nitelikteki genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına dahil olabilmesi; sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa bu şartların varlığı hakkında açıkça bilgi vermesine, içeriğini öğrenme imkânı sunmasına ve karşı tarafın da bunları kabul etmesine bağlıdır. Kanunda öngörülen bu gerekliliklerin gerçekleşmemesi halinde ilgili genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 21Kaynağı aç
MADDE 21- Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır. 2. Yazılmamış sayılmanın sözleşmeye etkisi

Sözleşmenin hukuki niteliğine ve yürütülen işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da Türk Borçlar Kanunu'nun 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yazılmamış sayılır.

Genel işlem koşullarının yer aldığı bir sözleşmede veya ayrı bir sözleşmede bulunan ve düzenleyene tek yanlı olarak karşı taraf aleyhine bir hükmü değiştirme ya da yeni düzenleme getirme yetkisi tanıyan sözleşme kayıtları da Türk Borçlar Kanunu'nun 24. maddesi gereğince yazılmamış sayılmaktadır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 24Kaynağı aç
MADDE 24- Genel işlem koşullarının bulunduğu bir sözleşmede veya ayrı bir sözleşmede yer alan ve düzenleyene tek yanlı olarak karşı taraf aleyhine genel işlem koşulları içeren sözleşmenin bir hükmünü değiştirme ya da yeni düzenleme getirme yetkisi veren kayıtlar yazılmamış sayılır. V. İçerik denetimi

Yazılmamış Sayılma Yaptırımının Niteliği ve Sözleşmenin Geçerliliğine Etkisi

Yazılmamış sayılma yaptırımının hukuki niteliği konusunda doktrinde farklı değerlendirmeler yer almaktadır. Bir görüşe göre bu yaptırım taraflar arasındaki mutabakatın ilgili kaydı kapsamaması sebebiyle yokluk hükmündedir. Diğer bir yaklaşım yazılmamış sayılmayı kesin hükümsüzlük olarak nitelendirirken, bazı hukukçular düzenlemenin klasik geçersizlik türlerinden bağımsız, kendine özgü bir yaptırım oluşturduğunu savunmaktadır.

Sözleşmede yer alan genel işlem koşullarının yazılmamış sayılması durumunda, bu kayıtlar haricindeki sözleşme hükümleri geçerliliğini korumaya devam eder. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 22. maddesi doğrultusunda düzenleyen, söz konusu koşullar bulunmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi akdetmeyecek olduğunu ileri sürerek sözleşmenin tümünü geçersiz kılamaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 22Kaynağı aç
MADDE 22- Sözleşmenin yazılmamış sayılan genel işlem koşulları dışındaki hükümleri geçerliliğini korur. Bu durumda düzenleyen, yazılmamış sayılan koşullar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremez. III. Yorumlanması

Dürüstlük Kuralı ve İçerik Denetimi

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 25. maddesi gereğince, genel işlem koşullarına dürüstlük kurallarına aykırı olarak karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 25Kaynağı aç
MADDE 25- Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz. F. Sözleşmenin içeriği I. Sözleşme özgürlüğü

Tacirler Yönünden Değerlendirme ve Hükümlerin Zaman Bakımından Uygulanması

Türk Borçlar Kanunu genel işlem koşullarına dair kuralların kimler hakkında tatbik edileceğine ilişkin bir kişi ayrımı yapmamıştır. Bununla birlikte Yargıtay, basiretli davranma kanuni yükümlülüğü altında bulunan tacirlere bu kuralların uygulanması hususunda çekinceli bir yaklaşım sürdürmektedir.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/6276 Esas ve 2015/16034 Karar sayılı ilamında; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun genel işlem koşullarını düzenleyen 20 ila 25. maddelerinin kamu düzeni ve genel ahlaka ilişkin kural niteliğinde bulunmaması sebebiyle yürürlük tarihi öncesindeki sözleşmelere geçmişe etkili uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2015/6276, K. 2015/16034Kaynağı aç
19. Hukuk Dairesi         2015/6276 E.  ,  2015/16034 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. – K A R A R – Davacı vekili, müvekkili banka ile davadışı …. arasında akdolunan genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi uyarınca anılan şirkete kredi kullandırıldığını, davalının ise adına tescilli taşınmaz üzerinde davadışı şirket borçlarının teminatını oluşturmak üzere müvekkili yararına ipotek tesis ettirdiği gibi aynı ipotek senedi kapsamında ipotek limiti miktarınca müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olmayı da taahhüt ettiğini, davadışı şirketin kredi borcunu ödememesi üzerine bu müteselsil sorumluluk vaadi gereğince müvekkilince kat ihtarnamesi düzenlenerek talepte bulunulmuş ise de sonuç alınamadığını, alacağın tahsili amacıyla aleyhine girişilen takibe davalının itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaliyle, takibin devamına ve %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece dosyaya sunulan ipotek senedi içeriği ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek somut olayda ipotek tesisi 6098 sayılı TBK yürürlükte bulunmadığı sırada düzenlenmiş ise de, 6101 sayılı TBK.nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 2. maddesi uyarınca 6098 sayılı TBK'nun 20 v.d. maddelerinde düzenlenen genel işlem koşulları hükümlerinin kamu düzeni ve genel ahlaka ilişkin bulunması nedeniyle davaya konu işleme de uygulanması gerektiği, bu bağlamda ipotek senedi 5. maddesinde yapılan müteselsil kefalete yönelik düzenlemenin taraflar arasında konuşulup tartışılarak genel işlem koşullarına uygun şekilda gerçekleştirildiğinin davacı yanca kanıtlanamadığı, o halde davalının ipotek tesisi yanısıra kefalet sorumluluğunun da kabulünün hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu ve ipotek senedine yazılan bu hükmün 6098 sayılı TBK 21 ve 22. maddeleri uyarınca yok hükmünde olduğu, bu durumda davalının takibe konu borçtan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Davaya temel olan icra takibinin dayanağı ipotek senedinde davalı taraf adına kayıtlı taşınmaz üzerinde davadışı şirketin doğmuş ve doğacak kredi borçlarının teminatını oluşturmak üzere davacı banka yararına ipotek tesis ettirmiştir. İpotek senedinin 5. maddesinde ise "ipotek limiti miktarınca borcun tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu olmanın yanında ayrıca ipotek limiti miktarınca müteselsil kefil sıfatıyla da sorumlu olduğunu kabul ve taahhüt ettiği" düzenlenmiştir. İpotek tesisi 28/11/2008 tarihinde 818 sayılı B.K yürürlükte iken gerçekleştirilmiştir. Davanın bu düzenleme ile ipotek sorumluluğunun yanısıra ipotek limiti kadar davadışı …'nin kredi borçlarına kefil olduğunu da taahhüt etmiştir. Genel işlem koşulları ile ilgili düzenlemeler 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nun 20-25. maddeleri arasında yer almaktadır. İpotek senedinin düzenlendiği tarih itibariyle 6098 sayılı TBK yürürlükte olmadığından genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler somut olaya uygulanamayacağı gibi, bu hükümlerin 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 2. maddesi uyarınca kamu düzeni ve genel ahlaka ilişkin bir kural niteliğinde bulunmaması nedeniyle geçmişe etkili şekilde somut olaya uygulanması da mümkün değildir. Bu olgular karşısında ipotek senedinin düzenlendiği tarih itibariyle davalının ipotek sorumluluğunun yanısıra davadışı şirket lehine müteselsil kefil olmayı da taahhüt ettiğinin gözetilerek tüm deliller birlikte değerlendirip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararınca BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 02.12.2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Dava, ipotek senedinde yer alan kefalet kaydına dayalı itirazın iptali davasıdır. Kural olarak banka kredilerinin teminatı için verilen ipotek senedi tapu sicil müdürlüğünde, kefalet sözleşmesi ise bankada düzenlenip imzalanır. Banka tarafından verilecek kredi için sınırlı bir teminat vermek isteyen kişiye tapu sicil müdürlüğünde düzenlenen ipotek senedi içine bir kefalet kaydı yerleştirerek imzalatılması halinde bu kefalet kaydı sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı bir genel işlem şartı olup 6098 sayılı TBK’nun 21/2.maddesi gereğince yazılmamış sayılır. Ayrıca banka tarafından düzenlettirilen ipotek senedinde kullandırılan krediye sadece ipotek ile sınırlı bir teminat vermek isteyen kişi aleyhine ipotek senedine ayrıca kefalet kaydı eklenmesi dürüstlük kuralına aykırı olarak onun aleyhine ve onun durumunu ağırlaştıracak nitelikte bir genel işlem şartıdır. Bu işlem 6098 sayılı TBK’nun 25.maddesi gereğince yasaklanmış olduğundan, mutlak butlanla batıldır. Davaya dayanak yapılan ipotek senedi TBK’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce düzenlenmiştir. Ancak 6101 sayılı TBK’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 2.ve 7.maddeleri gereğince TBK’nun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın görülmekte olan davalarda da uygulanır. Banka tarafından verilecek bir krediye hem ipotek vererek hem de kefil olarak teminat vermek isteyen kişiye ipotek senedi tapu sicil müdürlüğünde, kefalet sözleşmesi ise bankada imzalatılmalıdır. Nitekim ipotek vermeyen kişiler kefalet sözleşmesini bankada imzalamaktadırlar. Bir krediye sadece ipotek teminatı veren kişiye tapu sicil müdürlüğünde düzenlenen ipotek senedi içine bir cümle kefalet kaydı eklenerek onun banka kredisine kefil yapılmak istenmesi ipoteğin tesisi amacına aykırıdır. Böyle bir davranışın bir itibar ve güven müessesesi olan bankalar tarafından yapılmış olması hukuk düzenince kabul edilemez. Somut olayda TBK’nun 21/1 ve 25.maddeleri gereğince hem yazılmamış sayılma (yokluk), hem de mutlak butlan (hükümsüzlük) nedenleriyle hukuki kıymeti bulunmayan ipotek senedinde yer alan kefalet kaydına değer verilmesi mümkün değildir. Bu itibarla doğru bir hukuki değerlendirmeye dayalı olan yerel mahkeme kararının onanması gerekirken, aksi düşüncelerle verilen saygıdeğer çoğunluğun bozma kararına muhalifim. 02.12.2015
Genel işlem koşullarının yazılmamış sayılması sözleşmeyi bütünüyle geçersiz kılar mı?

Hayır, sözleşmenin yazılmamış sayılan genel işlem koşulları dışındaki hükümleri geçerliliğini korur ve düzenleyen taraf bu koşullar olmasaydı sözleşmeyi yapmayacağını ileri süremez.

Aleyhe genel işlem koşullarının sözleşmeye dahil edilmesi hangi şartlara bağlıdır?

Düzenleyenin sözleşme kurulurken karşı tarafa koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi vermesi, içeriğini öğrenme imkânı tanıması ve karşı tarafın da bu hükümleri kabul etmesi şarttır; aksi halde koşullar yazılmamış sayılır.

Düzenleyene tek taraflı değişiklik hakkı veren sözleşme hükümleri geçerli midir?

Hayır, genel işlem koşullarında düzenleyene tek yanlı olarak karşı taraf aleyhine hüküm değiştirme veya yeni düzenleme getirme yetkisi veren kayıtlar kanunen yazılmamış sayılır.

Sözleşmenin niteliğine yabancı genel işlem koşullarının hukuki sonucu nedir?

Sözleşmenin niteliğine ve yapılan işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları Türk Borçlar Kanunu uyarınca yazılmamış sayılır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu