Müteselsil Sorumluluk Kavramı ve Temel Özellikleri
Müteselsil sorumluluk; kanun veya tarafların iradesiyle kurulan sözleşme sebebiyle birden çok borçlunun her birinin borcun tamamının ifasından sorumlu tutulduğu borç ilişkisidir. Bu sorumluluk düzeninde alacaklı, borcun tamamını dilediği borçludan talep etme hakkına sahiptir. Kendisinden ifa istenen borçlu, ödemenin diğer borçlular tarafından yapılmasını ileri süremez veya alacaklıyı diğer sorumlulara yönlendiremez.
Borcun tamamı müteselsil borçlulardan biri tarafından yerine getirildiğinde veya herhangi bir surette sona erdirildiğinde, sorumluluk tüm müteselsil borçlular bakımından ortadan kalkar. Borcun tamamını tahsil eden alacaklı, diğer borçlulardan mükerrer talepte bulunamaz.
Birlikte verilen vekâlet, miras ortaklığı ve haksız fiilden birlikte sorumluluk durumları, müteselsil sorumluluk ilişkisinin uygulamada sıklıkla karşılaşılan örnekleri arasında yer alır.
Müteselsil Sorumluluğun Doğuş Şartları ve Müşterek Sorumluluktan Farkı
Müteselsil sorumluluğun doğabilmesi için borcun muaccel olması, yani ifa zamanının gelmiş bulunması gerekir. Bunun yanı sıra birden çok kişinin birlikte zarara sebebiyet vermesi ya da aynı zarardan çeşitli hukuki sebeplerle sorumlu tutulması ve meydana gelen zararla sorumluların fiilleri arasında uygun illiyet bağının bulunması şarttır.
Kanunda açıkça öngörülmeyen veya taraflarca sözleşmeyle kararlaştırılmayan borç ilişkilerinde kural müşterek sorumluluktur. Müşterek sorumlulukta her borçlu borcun tamamından değil, sadece kendi payı oranında sorumludur ve alacaklı her bir borçludan yalnızca onun hissesine düşen miktarı isteyebilir. Bu ayrım takip hukuku bakımından da geçerlidir. İcra takibinde müşterek sorumlulukta her borçluya payı nispetinde takip yapılabilirken, müteselsil sorumlulukta alacaklı borçluların dilediği aleyhine borcun tamamı için icra takibi başlatabilir.
İç İlişkide Rücu Hakkı ve Halefiyet Esasları
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 62. maddesinin birinci fıkrası gereğince, aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında tazminatın paylaştırılmasında bütün durum ve koşullar, özellikle borçlulardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu dikkate alınır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 62Kaynağı aç
6098 sayılı Kanun'un 62. maddesinin ikinci fıkrası ile 167. maddesi uyarınca, kendi hissesine düşen tazminat miktarından fazlasını ifa eden borçlu, ödediği bu fazla kısım için diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip olur. Bu kapsamda ödemede bulunan borçlu, ifa ettiği miktar oranında zarar görenin haklarına halef kılınır.
6098 sayılı Kanun'un 167. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına göre, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça veya aralarındaki hukuki ilişkinin niteliğinden farklı bir sonuç anlaşılmadıkça, borçlular alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludur. Kendi payından fazla ifada bulunan borçlu, ödediği fazlalığı diğer borçlulardan isteme hakkını haizdir; ancak her bir borçluya karşı yalnız o borçlunun hissesi oranında rücu edebilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 167Kaynağı aç
Müteselsil borçlulardan birinden tahsil edilemeyen pay miktarını diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdür. Bununla birlikte borcu ifa eden borçlu, yapılan ödemeyi diğer borçlulara bildirmez ve bu ihmali neticesinde mükerrer ödemeye sebebiyet verirse rücu isteminde bulunma hakkını kaybeder.
Alacaklı, diğer müteselsil borçluların aleyhine olacak şekilde borçlulardan birinin durumunu kolaylaştırıcı işlemler gerçekleştirirse, bu tasarrufunun hukuki neticelerine bizzat katlanmak zorundadır.
Kanundan Doğan Müteselsil Sorumluluk ve Kefalet İlişkisi
Müteselsil sorumluluk sözleşmesel anlaşmanın yanı sıra kanun hükümlerinden de kaynaklanabilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 189. maddesi gereğince, evlilik birliğini temsil yetkisinin kullanıldığı hâllerde eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olurlar. Temsil yetkisi bulunmaksızın yapılan işlemlerden dolayı işlemi yapan eş kural olarak kişisel sorumluluk altında kalsa da temsil yetkisinin üçüncü kişilerce anlaşılamayacak biçimde aşılması durumunda da eşler müteselsilen sorumlu tutulur.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 189Kaynağı aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586. maddesinin birinci fıkrası uyarınca kefil, müteselsil kefil sıfatıyla yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, asıl borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak bu yolun işletilebilmesi için borçlunun ifada gecikmesi ve borçluya yöneltilen ihtarın sonuçsuz kalması veya borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde bulunması şarttır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 586Kaynağı aç
6098 sayılı Kanun'un 586. maddesinin ikinci fıkrası doğrultusunda alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehniyle teminat altına alınmışsa rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Bununla birlikte alacağın rehnin paraya çevrilmesiyle tamamen karşılanamayacağının hâkim tarafından önceden belirlenmesi, borçlunun iflas etmesi veya konkordato mehli verilmesi hâllerinde rehnin paraya çevrilmesi beklenmeksizin kefile başvurulması mümkündür.
Borçlular arasındaki müteselsillikten farklı olarak 6098 sayılı Kanun'un 169. maddesinde müteselsil alacaklılık hüküm altına alınmıştır. Müteselsil alacaklılıkta borçlu, alacaklılardan birine yapacağı ödeme ile diğer alacaklılara karşı da borcundan kurtulur. Kendisine düşen paydan daha fazlasını tahsil eden alacaklı ise bu fazlalığı payını alamamış olan diğer alacaklılara ödemek zorundadır.
Müteselsil Sorumlulukta Zamanaşımı Hükümleri
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi gereğince, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
Müteselsil borçlular arasındaki rücu istemleri ise borcun ödendiği ve ödemenin diğer borçlular tarafından öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde borcun ödenmesinden itibaren on yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.
Müteselsil borçlulardan birine karşı zamanaşımının kesilmesi, kural olarak diğer müteselsil borçlular bakımından da zamanaşımını kesici sonuç doğurur. Borçluların kanunen öngörülen zamanaşımından önceden feragat etmesi hukuken geçerli sayılmaz.
Alacaklı borcun tamamını tek bir müteselsil borçludan isteyebilir mi?
Evet, alacaklı borcun tamamının ifasını dilediği müteselsil borçludan talep edebilir ve talepte bulunulan borçlu alacaklıyı diğer borçlulara yönlendiremez.
Borcu ödeyen müteselsil borçlu diğer borçlulara nasıl rücu eder?
Kendi payına düşenden fazlasını ödeyen borçlu, olayın durumuna, kusur ağırlığına ve yarattığı tehlike yoğunluğuna göre diğer borçlulara payları oranında rücu edebilir ve ödediği miktar oranında zarar görenin haklarına halef olur.
Müteselsil kefile hangi hâllerde başvurulabilir?
Müteselsil kefile başvurulabilmesi için asıl borcun ifasının gecikmesi ve yapılan ihtarın sonuçsuz kalması veya borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde bulunması gerekir.
Müteselsil borçlulardan birine zamanaşımının kesilmesi diğerlerini etkiler mi?
Kural olarak müteselsil borçlulardan birine karşı zamanaşımının kesilmesi, diğer müteselsil borçlular aleyhine de zamanaşımını keser.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

