Faiz Alacaklarında Kanuni Zamanaşımı Süreleri
Borçlar hukukunda genel kural, aksine yasal bir düzenleme bulunmadığı takdirde alacakların on yıllık zamanaşımına tabi olmasıdır. Buna karşılık 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesinin birinci fıkrası; kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi dönemsel edim niteliğindeki alacaklar bakımından beş yıllık özel zamanaşımı süresi öngörmüştür. Söz konusu düzenlemede dönemsel edimlerin uzun süre askıda kalmasını engelleme gayesi gözetilmiş olup maddedeki sayım sınırlayıcı değildir; dönemsel nitelik taşıyan diğer edimler de bu kapsama dahil edilebilir. 6098 sayılı Kanun'un 148. maddesi uyarınca zamanaşımı süreleri kesin niteliktedir ve sözleşmeyle uzatılamaz veya kısaltılamaz.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 147Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/709, K. 2022/176Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/712, K. 2022/179Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/706, K. 2022/173Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/705, K. 2022/172Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/707, K. 2022/174Kaynağı aç
Faiz alacaklarının zamanaşımı rejimi belirlenirken alacağın bağımsız bir edim mi yoksa fer'i nitelikte bir hak mı olduğu ayrımı önem taşır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 152. maddesi gereğince, asıl alacak zamanaşımına uğradığında ona bağlı olan faiz ve diğer fer'i alacaklar da zamanaşımına uğramış sayılır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin E. 2010/21936, K. 2012/32772 ve E. 2015/23891, K. 2018/2030 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, asıl alacağa bağlı olarak talep edilen faiz hakları kural olarak asıl alacağın tabi olduğu zamanaşımını izler.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 152Kaynağı aç
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2010/21936, K. 2012/32772Kaynağı aç
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/23891, K. 2018/2030Kaynağı aç
Zamanaşımının Başlangıcı ve Süre Hesabının Usulü
Zamanaşımı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 149. maddesi doğrultusunda alacağın muaccel olduğu, yani ifa zamanının geldiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Borcun ifası henüz talep edilebilecek durumda değilse muacceliyetten söz edilemez. Alacağın muaccel kılınması bir bildirime bağlanmışsa zamanaşımı süresi bildirimin yapılabileceği tarihten itibaren yürür. Alacaklının alacağın varlığından bizzat haberdar olması sürenin başlaması yönünden bir ön şart değildir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 149Kaynağı aç
Sürelerin hesaplanmasında 6098 sayılı Kanun'un 151. maddesi uyarınca borçların ifasındaki sürelerin hesaplanmasına ilişkin hükümler uygulanır. Zamanaşımının başladığı gün hesaba katılmaz ve zamanaşımı ancak sürenin son gününün de alacak hakkı ileri sürülmeksizin sona ermesiyle tamamlanır. Ömür boyunca gelir ve benzeri dönemsel edimlerde alacağın tamamı yönünden zamanaşımı, Kanun'un 150. maddesi uyarınca ifa edilmemiş ilk dönemsel edimin muacceliyet kazandığı tarihten itibaren işlemeye başlar.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 151Kaynağı aç
Temerrüt Hükümleri ve Faiz Oranlarının Sınırları
Faiz borcunun doğumu ve muacceliyeti borçlunun temerrüdü ile doğrudan bağlantılıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa günü sözleşmeyle veya usulüne uygun bildirimle belirlenmişse bu günün geçmesiyle de temerrüt gerçekleşebilir. İyiniyetli olmayan sebepsiz zenginleşmede bildirim yapılabildiği andan itibaren temerrüt söz konusu olabilirken, iyiniyetli sebepsiz zenginleşmede temerrüt için bildirim şartı aranır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 117Kaynağı aç
Sözleşmede faiz oranı kararlaştırılmamışsa 6098 sayılı Kanun'un 88. maddesi uyarınca faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri uygulanır; taraflarca sözleşmeyle kararlaştırılacak yıllık faiz oranı mevzuatça belirlenen yıllık oranın yüzde elli fazlasını aşamaz. Temerrüt faizi oranında da 120. maddeye göre yasal oran esas alınır ve sözleşmeyle tespit edilecek temerrüt faizi oranı yasal faiz oranının yüzde yüz fazlası ile sınırlıdır. Akdi faiz kararlaştırılıp temerrüt faizi belirlenmemişse ve akdi faiz yasal faizden yüksekse temerrüt faizi hakkında akdi faiz oranı geçerli olur.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 88Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 120Kaynağı aç
6098 sayılı Kanun'un 121. maddesi uyarınca faiz veya irat borcunu ya da bağışlanan bir para miktarını ödemekte temerrüde düşen borçlu, ancak aleyhine icra takibine girişildiği veya dava açıldığı tarihten itibaren temerrüt faizi ödemekle yükümlü tutulabilir. Bu hükme aykırı anlaşmalar ceza koşulu hükümlerine tabi kılınmış olup temerrüt faizine ayrıca temerrüt faizi yürütülmesi kanunen yasaklanmıştır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 121Kaynağı aç
Zamanaşımının Durması ve Kesilmesi
Zamanaşımını durduran veya kesen sebeplerin varlığı süre hesabını temelden etkiler. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 153. maddesinde düzenlenen velayet, vesayet, evlilik, ev hizmeti, intifa hakkı, Türk mahkemelerinde dava açma imkanının bulunmaması veya alacaklı ve borçlu sıfatının birleşmesi gibi kanuni engeller mevcut olduğunda zamanaşımı işlemez, başlamışsa durur. Durma sebebi kalktığında günün bitiminde süre kaldığı yerden işlemeye devam eder.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 153Kaynağı aç
6098 sayılı Kanun'un 154. maddesi uyarınca borçlunun borcu ikrar etmesi, özellikle faiz ödemesinde bulunması, kısmi ifa yapması, rehin vermesi veya kefil göstermesi zamanaşımını keser. İkrar alacaklıya veya temsilcisine yöneltilmelidir; borçlunun üçüncü kişiye ikrarda bulunurken bunun alacaklının bilgisine sunulacağını öngörmesi hâlinde de ikrar geçerlidir. İkrar açık, zımni veya mahkeme dışında yapılabilir. Ayrıca alacaklının dava veya def'i yoluyla mahkemeye ya da hakeme başvurması, icra takibi yapması veya iflas masasına kaydolması zamanaşımını kesen yasal işlemlerdir. Dava açılması suretiyle zamanaşımının kesilmesi kural olarak yalnızca dava konusu edilen kısım bakımından hüküm ifade eder.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 154Kaynağı aç
6098 sayılı Kanun'un 156. maddesi uyarınca zamanaşımının kesilmesiyle birlikte yeni bir süre işlemeye başlar. Borcun bir senetle ikrar edilmiş olması veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanması durumunda yeni zamanaşımı süresi on yıldır. Alacağın mahkeme hükmüyle sabit kılınması hâlinde bu on yıllık süre hükmün kesinleştiği tarihten itibaren yürür; icra mahkemesinin itirazın kaldırılması kararı bu anlamda hüküm sayılmaz. TBK m. 156/2 kapsamında senet sayılabilmesi için belgenin borcun hem varlığını hem de miktarını açıkça içermesi gerekir; yalnızca borcun varlığını kabul eden, miktar içermeyen yazılar senet niteliği taşımaz. Senetle ikrar veya mahkeme ya da hakem kararına bağlanma koşullarından birinin bulunmadığı durumlarda kesilmeden sonra yeniden işleyecek sürenin uzunluğu, kanun metninde açıkça belirlenmemiş olup doktrin ve uygulama bu hâlde kural olarak alacağın tabi olduğu önceki sürenin aynen yeniden işleyeceği görüşünü benimsemektedir; ancak bu sonuca itiraz eden görüşler de mevcuttur.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 156Kaynağı aç
Ayrı Faiz Davasında Geriye Dönük Hesap ve Def'i Kuralı
Asıl alacak davası ikame edilirken faiz açıkça talep edilmemişse, asıl davanın görülmekte olması faiz talebi yönünden zamanaşımını kendiliğinden kesmez. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin E. 2021/5517, K. 2021/1758 sayılı kararında çoğunluk görüşü; asıl davada istenmeyip sonradan birleşen dava ile talep edilen faiz yönünden davanın açıldığı tarihten geriye doğru beş yıllık dönemin faizinin hesaplanması gerektiği sonucuna varmıştır. Buna karşılık anılan karardaki karşı görüş, asıl alacak ödenmediği ve dava derdest kaldığı sürece faizin zamanaşımına uğramayacağını savunmuştur. Bu ayrım, ayrı faiz taleplerinde dava tarihinden geriye dönük beş yıllık sınırın somut olayın özelliklerine göre tartışmalı olduğunu göstermektedir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/5517, K. 2021/1758Kaynağı aç
Zamanaşımı süresinin dolması alacak hakkını sona erdirmez; borcu eksik borç hâline getirerek dava yoluyla takip kabiliyetini ortadan kaldırır. Zamanaşımı bir itiraz değil def'i niteliğinde olduğundan, davalı tarafça usulüne ve süresine uygun şekilde ileri sürülmedikçe hâkim zamanaşımını kendiliğinden gözetemez.
Faiz alacaklarında zamanaşımı süresi kaç yıldır?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesi uyarınca anapara faizi gibi dönemsel edim niteliğindeki faiz alacakları beş yıllık zamanaşımına tabidir. Asıl alacağa bağlı fer'i faiz talepleri bakımından ise Kanun'un 152. maddesi gereğince asıl alacağın zamanaşımına uğraması faizin de zamanaşımına uğraması sonucunu doğurur.
Asıl alacak davası açılması faiz zamanaşımını keser mi?
Asıl alacak davasında faiz ayrıca talep edilmemişse, bu davanın açılmış olması faiz istemi yönünden zamanaşımını kesmez. Yalnızca dava konusu edilen alacak tutarı yönünden zamanaşımı kesilir ve talep edilmeyen faiz alacağı için zamanaşımı işlemeye devam eder.
Borçlunun faiz ödemesi zamanaşımı süresini nasıl etkiler?
Borçlunun faiz ödemesi borcun ikrarı niteliğindedir ve 6098 sayılı Kanun'un 154. maddesi gereğince zamanaşımını keser. Kesilmenin ardından borcun bir senetle ikrar edilmesi veya mahkeme ya da hakem kararına bağlanması hâlinde on yıllık yeni süre işler. Bu koşulların bulunmadığı durumlarda yeniden işleyecek sürenin uzunluğu kanun metninde açıkça belirlenmemiş olup doktrin ve uygulamada alacağın tabi olduğu önceki sürenin esas alınması gerektiği görüşü ağırlık taşımakla birlikte farklı değerlendirmeler de mevcuttur.
Mahkeme zamanaşımı süresini kendiliğinden dikkate alabilir mi?
Zamanaşımı bir def'i niteliğindedir ve alacağı tamamen söndürmeyip eksik borca dönüştürür. Borçlu taraf yasal süresi içinde zamanaşımı def'ini ileri sürmediği takdirde mahkeme hâkimi zamanaşımının gerçekleştiğini kendiliğinden inceleyemez.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

