Estetik Ameliyatlarda Hukuki Sorumluluk ve Yargıtay Kararları

by Avukat Erdal Ersoy
Estetik Ameliyatlarda Hukuki Sorumluluk ve Yargıtay Kararları

Estetik Müdahalelerin Hukuki Niteliği ve Yüklenicinin Borçları

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. maddesi gereğince eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Yargı kararlarında estetik amaçla gerçekleştirilen tıbbi ameliyatlar kural olarak eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilmekte; hekimin alelade tedavi ilişkisinden ayrılarak kararlaştırılan amaca uygun sonucu temin etme borcu altına girdiği kabul edilmektedir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 470Kaynağı aç
MADDE 470- Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. B. Hükümleri I. Yüklenicinin borçları 1. Genel olarak
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/2706, K. 2022/2509Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2021/2706 E.  ,  2022/2509 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen kararın temyizen tetkiki asıl davada davacı birleşen davada davalı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 23.02.2011-26.07.2011 tarihleri arasında davalı …’ın sahibi olduğu diğer davalı tıp merkezinde meme protez, büyütme ve dikleştirme, karın, yüz, kol, bacak germe, yağ aldırma, göz kapağı, burun ve genital bölge estetiği ile ilgili estetik operasyonlar geçirdiğini, karşılığında 18.000,00 Euro ödendiğini, ancak bazı operasyonların hiç yapılmadığını, yapılan operasyonların ise hatalı ve yanlış yapıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ameliyat bedeli olarak ödenen 18.000,00 Euro karşılığı 45.180,00 TL maddi tazminat ve 100.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili merkezin taraf sıfatı olmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili hekimin tüm operasyonlarda tıbbın gereklerine uygun hareket ederek, hastaya yapılan müdahaleler hususunda aydınlatılıp onayının alındığını, kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiş, birleşen davada ise; müvekkilinin 18 yıllık çabası ile oluşturduğu kariyerine zarar verildiğini ileri sürerek; 100.000,00 TL manevi tazminatın davacı – birleşen dosyada davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava, eser sözleşmesi niteliğinde estetik tıbbi müdahaleden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat, birleşen dava ise manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı-birleşen dosyada davalı iş sahibi, davalı -birleşen dosyada davacı … ise yüklenicidir. İlk derece mahkemesince; bilirkişi raporları nazara alınarak davalının kusuru, birleşen davada ise kişilik haklarına saldırı kastı bulunmadığından asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, verilen kararın davacı-birleşen dosyada davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 03.11.2020 tarih, 2018/1871 Esas, 2020/1340 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, davanın reddine, davalı Dr. … Estetik Cerrahi ve Saç Ekim Merkezi hakkındaki davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı-birleşen dosyada davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK’nun 355. maddedeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre davacı-birleşen dosyada davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2- Taraflar arasında imzalanan sözleşme ile davacıya estetik müdahalelerde bulunulması kararlaştırılmıştır. Bu sözleşme niteliği itibariyle hekim ile hasta arasında tedaviye ilişkin sözleşmeden farklı olduğu bu itibarla eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesini düzenleyen BK'nın 355. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin edimi ise, karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir. Eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. Davacı meme protez, büyütme ve dikleştirme, karın, yüz, kol, bacak germe, yağ aldırma, göz kapağı, burun ve genital bölge estetiği gayesiyle yani estetik amaçla davalıya başvurmuş olduğuna göre, estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanması ve sürecin sağlıklı bir şekilde neticelendirilmesi hususlarının taraflar arasındaki eser sözleşmesinin konusu olduğu açıktır. Burada sözleşme yapılmasının nedeni belli bir sonucun ortaya çıkmasıdır. Eser yüklenicinin sanat ve becerisini gerektiren bir emek sarfı ile gerçekleşen sonuç olup, yüklenici eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır. Diğer yandan yüklenici olan hekimin edimini sadakat ve özenle ifa etmek yükümlülüğü bulunmaktadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunda benzer alanlardaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kuralların esas alınacağı da açıklanmıştır. Yine eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmiş sayılmalıdır. Komplikasyonlarda ise aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine yüklenicinin sorumluluğundadır. Somut olayda; ilk derece mahkemesince Adli Tıp Kurulu 2. İhtisas Kurulu’ndan 20.04.2015 tarihli rapor alınmış, bu rapora itiraz üzerine Estetik, Plastik ve Rekonstürktif Cerrahi uzmanı bilirkişi kurulu 10.12.2015 tarihli raporunu mahkemeye sunmuştur. Alınan bu raporlar gözetilerek davalı hekimin kusurunun bulunmadığı gerekçesi asıl dava reddedilmiş ise de; taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu ve yukarıda yapılan açıklamalar gözetildiğinde davacının meme protez, büyütme ve dikleştirme ile ilgili isteminin yüklenici tarafından daha güzel bir görünüme kavuşturulacağı yönünde bir garanti verilmesi ve müdahale sonrası sürecin sağlıklı bir şekilde neticelendirilmesi niteliğinde olduğu, ancak operasyon sonrasında davacının meme ucunu ve simetrisini kaybetmiş olduğu gözetildiğinde, davacıya yapılan estetik müdahalenin sonucu itibariyle davacı iş sahibi yararına sonuç vermediği anlaşılmaktadır. Bu durumda meme protez, büyütme ve dikleştirme operasyonu bakımından yeterli gerekçe içermeyen bilirkişi raporlarına dayanılması hatalı olmuştur. Bu nedenlerle mahkemece yapılacak iş, davalı hekimin davacının meme ucunu ve simetrisini kaybetmesi bakımından kusurlu olduğu gözetilerek davacının istek kalemlerini değerlendirmek, hükme esas alınan 10.12.2015 tarihli bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarını hesaplattırmak, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre manevi tazminat miktarını da değerlendirmek ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar vermekten ibarettir. Açıklanan bu nedenlerle kararın bozulması uygun bulunmuştur. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı-birleşen dosyada davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nin 03.11.2020 tarih, 2018/1871 Esas, 2020/1340 Karar sayılı kararının BOZULMASINA, temyiz peşin harcın talep halinde davacı- birleşen davada davalı …'a iadesine, dosyanın kararı bozulan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi Başkanlığı'na gönderilmesine, 28.04.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Türk Borçlar Kanunu'nun 471. maddesi kapsamında hekim, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek ifa etmekle yükümlüdür. Bu mesleki özen borcunun sınırları belirlenirken, benzer alandaki tıbbi işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin uyması zorunlu mesleki ve teknik kurallar dikkate alınır. Meydana getirilen eserin iş sahibinin sözleşmeden kaynaklanan meşru beklentilerini karşılamaması ve fen kurallarına aykırı bulunması durumunda eserin ayıplı olduğu değerlendirilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 471Kaynağı aç
MADDE 471- Yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. Yüklenici, meydana getirilecek eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında yaptırmakla yükümlüdür. Ancak, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin kişisel özellikleri önem taşımıyorsa, işi başkasına da yaptırabilir. Aksine âdet veya anlaşma olmadıkça yüklenici, eserin meydana getirilmesi için kullanılacak olan araç ve gereçleri kendisi sağlamak zorundadır. 2. Malzeme bakımından
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/4602, K. 2022/3189Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2021/4602 E.  ,  2022/3189 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Tüketici Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen kararın temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Dava, eser sözleşmesi niteliğinde estetik tıbbı müdahaleden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Davacı vekili, müvekkilinin burnundan estetik operasyon yaptırmaya karar verdiğini ve operasyondan önce gerekli tetkik ve tahlillerin yapılarak davalı tarafından 11/06/2011 tarihinde ilk operasyonun gerçekleştirildiğini, ancak müvekkilinin şikayetlerinin giderilmemesi nedeni ile 08/05/2013 tarihinde ikinci bir operasyonun daha gerçekleştirildiğini, ancak ikinci operasyondan sonra müvekkilinin durumunun iyileşmek yerine daha kötüye gittiğini, Almanya’da yaşayan müvekkilinin oradaki doktorlara başvurduğunu ve burnun ek kıkırdak yardımı ile yeniden yapılandırılması gerektiğini bildirdiklerini, dilekçe ekinde yurt dışında tespit edilen durumun giderilmesi için yapılan operasyonun ayrıntıları ve masraflarının sunulduğunu belirterek, gerekli özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalıdan hatalı ameliyatların sonuçlarının giderilmesi için yapılan masraflara karşılık 10.000 Euro ve ruhsal sağlığını yitiren müvekkili için 20.000 Euro manevi tazminat bedelinin tahsilini talep etmiştir. Davalı süresinde cevap dilekçesi sunmamış, yargılama sürecindeki beyanlarında ise; yapılan işlemde bir kusurunun bulunmadığını, davacıya gerekli bilgilendirmenin yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Yerel mahkemece, dosya kapsamında alınan 26/08/2019 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak davalının uygulamasının tıbbi standartlara uygun olarak gerçekleştirildiği, davacının şikayetlerinin burun ameliyatlarından sonra görülebilecek şikayetler olduğu, davalının belirtilen şikayetlerde bir kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekilince istinaf edilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi, dosya kapsamında alınan 26/08/2019 tarihli raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu ve 12/06/2011 tarihli aydınlatılmış onam formunda operasyonun olası sonuçları hakkında davacının bilgilendirildiği gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiş, bu karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. Taraflar arasında 818 sayılı BK'nın 355 ve 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ihtilaf konusu değildir. Sözleşme ile davacıya estetik müdahalelerde bulunulması kararlaştırılmıştır. Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin niteliği itibariyle hekim ile hasta arasında tedaviye ilişkin sözleşmeden farklı olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesini düzenleyen TBK'nın 470. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmeyi; iş sahibinin edimi ise, karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir. Eser sözleşmelerini, diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran önemli hususlardan birisi de sonuç sorumluluğu, yani tarafların iradeleri doğrultusunda yüklenici tarafından bir sonucun meydana getirilmesi taahhüdüdür. Burada, vekâlet akdindeki gibi sonuç taahhüt edilmeksizin sadece bir işin görülmesi taahhüdü bulunmamakta, bir eserin-sonucun yaratılıp teslim edilmesi borcu altına girilmektedir. Bu borcun altına giren taraf, yani yüklenici, BK'nun 356/1 (TBK'nun 471/1) maddesi ve işin mahiyeti gereği, işi sadakat ve özenle yerine getirmek zorundadır. Sadakat borcu, yüklenicinin iş sahibinin yararına olacak şeyleri yapma ve ona zarar verecek her türlü eylemden kaçınması anlamını taşır. Eser, yüklenicinin sanat ve beceriyi gerektiren, bir emek sarfı ile gerçekleştirilen sonuçtur. Yüklenicinin eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmesi, davalı yüklenicinin hem sadakat hem de özen borcunu kapsar. Burada belli bir sonucun ortaya çıkması amaçlanır. Meydana getirilen eserin iş sahibinin beklentisini karşılamaması halinde ise, sözleşmedeki yarar dengesi iş sahibi aleyhine bozulmuş olur. Bu bakımdan eserin fen ve sanat kurallarına uygun, iş sahibinin beklentilerini karşılar özellikleri taşıması aranır. Aksi halde eserin ayıplı olduğu kabul edilir. Ayıplı eseri meydana getiren yüklenici ise, ortaya çıkan ayıp ve eksiklerden sadakat ve özen borcu nedeniyle sorumludur. Yüklenici, hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız olarak ortaya çıkması gerekmekte olup, diğer bir deyişle eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. Davacı estetik amaçlı olarak davalıya başvurmuş olduğuna göre, estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanması ve sürecin sağlıklı bir şekilde neticelendirilmesi hususlarının taraflar arasındaki eser sözleşmesinin konusu olduğu açıktır. Burada yüklenici, eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır. Komplikasyonlarda ise aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine yüklenicinin sorumluluğundadır. Ayrıca, 04.04.1997 tarihinde imzalanan ve 09.12.2003 tarihinde 25311 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe giren ve iç hukukumuzun bir parçası haline gelen AVRUPA BİYOTIP SÖZLEŞMESİ 16.03.2004 tarihinde onaylanmış olup, sözleşmenin "Meslek Kurallarına Uyma" başlıklı 4. maddesinde, "araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir." düzenlemesi karşısında, davacıya tıbbi müdahalede bulunulduğuna göre bu sözleşme hükümleri de esas alınarak uyuşmazlığın çözümü zorunludur. Sözleşmenin 4. maddesinde kastedilen standardın da, tıbbi standart olduğu tartışmasız olup, tıbbi standartlara aykırılık teşhis ya da tedavi aşamasında ya da müdahale sonrasındaki süreçte noksanlık ya da yanlışlık şeklinde gerçekleşebilir. “Tıbbi Standart” hekimin tedavinin amacına ulaşması için gerekli olan ve denenerek ispatlanmış bulunan, hekim tecrübesi ve doğa bilimlerinin o anki ulaştığı düzeyi ifade etmekte olup, denenmiş ve bilinen temel meslek kurallarıdır. Sözleşmenin eser niteliğindeki “estetik müdahalelerde” de uygulanacağının kabulü zorunludur. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Yerel mahkemece, genel cerrahi ve adli tıp uzmanı, plastik cerrahi uzmanı ve hukukçu bilirkişiden alınan 26/08/2019 tarihli raporda davacı şikayetlerinin, herhangi bir tıbbi ihmal ve kusura izafe edilemeyen komplikasyon olarak değerlendirildiği açıklanmış, bu rapor yerel mahkemece ve bölge adliye mahkemesince denetime elverişli olduğu belirtilerek davacının talepleri reddedilmiş ise de, eser sözleşmesi hükümlerine göre yüklenicinin sonuç taahhüdü olup, ayıptan sorumluluğu için kusurlu olmasının zorunlu olmadığı değerlendirilmediğinden raporun hükme yeterli olduğunun kabulü mümkün değildir. Bölge Adliye Mahkemesince aydınlatılmış onama formunda davacıya bilgilendirmenin yapıldığı belirtilmiş ise de; davacıdan alınan 12/06/2011 tarihli aydınlatılmış onam formunda davacı tarafından yazılıp paraf edilmesi gereken kısımların boş olduğu, komplikasyonlar arasında ‘’ nadir olarak burun tıkanıklığının tekrarlaması nedeniyle ileride başka bir ameliyat gerekebilir.’’ aydınlatması dışında, davacının şikayetlerini kapsayan bir aydınlatmanın yerine getirilmediği, aynı aydınlatılmış onam formunu imzalayan hekimin ise, davalı … değil dava dışı Serdar Öztürk olduğu, 08/05/2013 tarihli ikinci operasyon için ise, aydınlatılmış onam formu bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu haliyle aydınlatmanın da yeterli olduğundan söz edilemez. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; dosyanın üniversitelerin plastik ve rekonstrüktif cerrahi ve kulak burun boğaz rinoplasti uzmanı öğretim üyelerinden oluşturulacak bilirkişi kuruluna tevdii edilerek, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olup yüklenicinin sonuç taahhüdünün olduğu ve yine eser sözleşmelerinde yüklenicinin ayıptan TBK’nın 475. maddesine göre sorumlu olması için kusurlu bulunması gerekmediği gözönünde tutularak; estetik amaçlı ameliyatın, tıbbın gereklerine ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun şekilde yapılıp yapılmadığı, yapılan işlemin amacına ulaşıp ulaşmadığı, eserin ayıplı olarak yapılıp yapılmadığı, ameliyat nedeniyle davacının burnunda geçici veya kalıcı bir rahatsızlığın ortaya çıkıp çıkmadığı hususlarında gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp, davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin değerlendirilerek hüküm kurulmasından ibarettir. Belirtilen hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme sonucu, yeterli olmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın redi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 6100 sayılı HMK 373. madde hükümleri gözetilerek dosyanın İlk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ise bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Eserde Ayıp ve İş Sahibinin Seçimlik Hakları

Eser sözleşmesinde yüklenici sonuç taahhüdünde bulunduğundan, meydana gelen ayıptan Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesine göre sorumlu tutulabilmesi için kusurlu bulunması zorunlu değildir.

Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hallerde iş sahibi; eserin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olması durumunda sözleşmeden dönme, eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme veya aşırı masraf gerektirmediği takdirde bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarılmasını isteme haklarına sahiptir. İş sahibinin genel hükümlere göre tazminat talep etme hakkı saklıdır. Ancak eser, iş sahibinin taşınmazı üzerinde yapılmış olup sökülüp kaldırılması aşırı zarar doğuracaksa iş sahibi sözleşmeden dönme hakkını kullanamaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 475Kaynağı aç
MADDE 475- Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde işsahibi, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme. 2. Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme. İşsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Eser, işsahibinin taşınmazı üzerinde yapılmış olup, sökülüp kaldırılması aşırı zarar doğuracaksa işsahibi, sözleşmeden dönme hakkını kullanamaz. c. İşsahibinin sorumluluğu

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/2706 Esas, 2022/2509 Karar sayılı ilamına konu somut uyuşmazlıkta; meme protezi, büyütme ve dikleştirme operasyonu sonrasında hastanın meme ucunu ve simetrisini kaybetmiş olması karşısında, müdahalenin iş sahibi yararına neticelenmediği ve hekimin kusurlu bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Tıbbi Müdahalelerde Muvafakat ve Komplikasyon Yönetimi

1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 70. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları ameliyatlar için hastanın; hasta küçük veya vesayet altında ise veli veya vasisinin muvafakatini almakla yükümlüdür. Büyük cerrahi ameliyatlar için bu muvafakatin yazılı olması şarttır. Veli veya vasisi bulunmayan veya hazır olmayan ya da üzerinde ameliyat yapılacak kişinin iradesini açıklamaya muktedir olmadığı hallerde ise muvafakat aranmaz.

1219 sayılı TABABET VE ŞUABATI SAN´ATLARININ TARZI İCRASINA DAİR KANUN m. 70Kaynağı aç
Madde 70 – (Değişik: 23/1/2008-5728/38 md.) Tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatını alırlar. Büyük ameliyei cerrahiyeler için bu muvafakatin tahriri olması lazımdır. (Ek cümleler: 21/7/2025-7557/3 md.)  Bu fıkra kapsamında alınacak muvafakat elektronik ortamda da alınabilir. Elektronik ortamda alınacak muvafakat, bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek ve ilgilinin kimliğinin doğrulama kabiliyetini haiz kimlik belgeleriyle veya biyometrik yöntemlerle ya da elektronik kimlik doğrulanmasına imkân verecek yöntemler kullanılarak alınır. (Veli veya vasisi olmadığı veya bulunmadığı veya üzerinde ameliye yapılacak şahıs ifadeye muktedir olmadığı takdirde muvafakat şart değildir.) Hilafında hareket edenlere ikiyüzelli Türk Lirası idarî para cezası verilir. Bu Kanunda yazılı olan idarî para cezaları mahallî mülkî amir tarafından verilir. (Ek fıkra: 21/7/2025-7557/3 md.) Bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden alınacak muvafakatlerle ilgili usul ve esaslar Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun uygun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenir.

1219 sayılı Kanun'un 70. maddesi kapsamında alınacak muvafakat, bilişim veya elektronik haberleşme cihazları vasıtasıyla ilgilinin kimliğini doğrulamaya elverişli kimlik belgeleri, biyometrik yöntemler yahut elektronik kimlik doğrulamasına imkân tanıyan usullerle elektronik ortamda da temin edilebilir. Bu sürecin usul ve esasları Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun uygun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığınca düzenlenir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/4602 Esas, 2022/3189 Karar sayılı ilamına konu somut olayda; aydınlatılmış onam formunda hastanın doldurup paraf etmesi gereken kısımların boş bırakılması, operasyonu yapan hekim yerine başka bir hekimin imzasının yer alması, hastanın somut şikayetlerini kapsamaması ve müteakip ameliyat için ayrıca düzenlenmemesi nedenleriyle aydınlatma yükümlülüğünün usulünce yerine getirilmediği kabul edilmiştir.

Estetik operasyonlarda komplikasyon ortaya çıktığında, hastayı aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yüklenici hekimin sorumluluğundadır.

Bedensel Bütünlüğün Zedelenmesi ve Manevi Tazminat

Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinin birinci fıkrasına göre bedensel bütünlüğü ihlal edilen kimse, somut olayın kendine has özellikleri çerçevesinde hâkim tarafından belirlenecek adalete uygun bir manevi tazminatın tahsilini talep edebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 56Kaynağı aç
MADDE 56- Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. 2. Haksız rekabet

Maddi zarardan farklı olarak manevi tazminatta kesin bir hesaplama yapılması olanaksızdır. 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca kanunun takdir yetkisi tanıdığı konularda hâkim hukuka ve hakkaniyete göre karar verir. Bu doğrultuda manevi tazminat miktarı; somut olayın niteliği, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile duyulan elem dikkate alınarak hâkim tarafından takdir edilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 4Kaynağı aç
Madde 4 – Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir. C. Genel nitelikli hükümler
Estetik ameliyatlarda hekim ile hasta arasındaki hukuki ilişki nasıl nitelendirilir?

Yargı içtihatlarında estetik amaçlı ameliyatlar Türk Borçlar Kanunu'nun 470. maddesi kapsamında eser sözleşmesi niteliğinde görülmekte ve yüklenici hekimin kararlaştırılan amaca uygun sonucu taahhüt ettiği kabul edilmektedir.

Ayıplı estetik operasyonda hekimin sorumluluğu kusura bağlı mıdır?

Eser sözleşmesinde hekim kararlaştırılan sonucu taahhüt ettiğinden, eserde ayıp bulunması halinde Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesine dayalı ayıba karşı tekeffül sorumluluğu için hekimin kusurlu bulunması şartı aranmamaktadır.

Estetik ameliyatlarda hastadan muvafakat alınması zorunlu mudur?

1219 sayılı Kanun'un 70. maddesi gereğince cerrahi ameliyatlarda hastadan, kısıtlı veya küçüklerde veli veya vasiden muvafakat alınması şarttır; büyük cerrahi ameliyatlarda bu rıza yazılı veya elektronik doğrulamayla alınmalıdır. Kanuni temsilcisi bulunmayan ya da iradesini açıklamaya muktedir olmayan kişilerde ise muvafakat aranmaz.

Estetik müdahale kaynaklı manevi tazminat tutarı nasıl belirlenir?

Manevi tazminatta kesin hesaplama yapılamaz; Türk Medenî Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca olayın özellikleri, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile duyulan elem gözetilerek hâkim tarafından hakkaniyete göre takdir edilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu