Cerrahi operasyonun ardından hastanın iyileşme periyodunun tıbbi standartlara göre izlenmemesi, ortaya çıkan komplikasyon emarelerinin vaktinde saptanmaması, gereken kontrol ve tetkiklerin aksatılması, kişinin klinik tablosu elverişli olmadan taburcu edilmesi yahut taburculuk evresinde lüzumlu ikazların yapılmaması neticesinde zarara uğranılması ameliyat sonrası takip eksikliği kapsamında değerlendirilir.
Tıbbi Özen Borcu ve Komplikasyon Yönetimi
Hasta Hakları Yönetmeliği uyarınca hasta, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun teşhis, tedavi ve bakım isteme hakkına sahip olup sağlık personeli hastanın durumunun gerektirdiği tıbbi özeni göstermekle yükümlüdür. Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi'nin 4. maddesi uyarınca sağlık alanında yapılacak her türlü müdahalenin ilgili mesleki yükümlülüklere ve standartlara uygun olarak gerçekleştirilmesi gerekir.
Danıştay 10. Daire, E. 2019/2711, K. 2023/4592Kaynağı aç
Cerrahi müdahalenin ardından hekim, hastanın şikâyetlerini olağan sayarak geçiştiremez. Ağrı ve şişlik gibi bulgular iyileşme sürecinde görülebilse de şikâyetin olağan sınırları aşıp aşmadığını değerlendirme yükümlülüğü hekime aittir. Danıştay 10. Dairesinin E. 2019/2711, K. 2023/4592 sayılı kararında, tıbbi müdahale sonrasında gelişen komplikasyonun tanı ve tedavisine dönük girişimlerin yapılması ve sürecin tıbben uygun yönetilmesi halinde hekim ve sağlık personelinin eylemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu kabul edilmiştir. Benzer şekilde Danıştay 10. Dairesinin E. 2021/7394, K. 2025/1516 sayılı kararında, cerrahi operasyon sonrasında gelişen komplikasyonun zamanında ve multidisipliner yaklaşımla uygun biçimde yönetildiği ve takiplerin eksiksiz yapıldığı somut olayda, sağlık personeline kusur atfedilemediğinden ve idarenin hizmet kusuru kanıtlanamadığından maddi tazminat koşullarının oluşmadığı belirtilmiştir.
Danıştay 10. Daire, E. 2021/7394, K. 2025/1516Kaynağı aç
Aydınlatılmış Onam ve Bilgilendirme Yükümlülüğü
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 70. maddesi uyarınca tabipler yapacakları her ameliyat için hastanın, küçük veya kısıtlı ise veli veya vasisinin muvafakatini almakla yükümlüdür; büyük cerrahi ameliyatlarda bu onamın yazılı olması kanuni zorunluluktur. Ancak veli veya vasisi bulunmayan ya da üzerinde işlem yapılacak kişinin beyanda bulunamayacak durumda olduğu hallerde muvafakat şartı aranmaz. Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi'nin 5. maddesi gereğince sağlık alanındaki müdahaleler ilgilinin amacı, niteliği, sonuçları ve tehlikeleri konusunda önceden bilgilendirilip özgür iradesiyle rıza göstermesine bağlıdır. Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 15. maddesi ise hastaya hastalığın muhtemel seyri, müdahalenin kim tarafından ve nasıl yapılacağı, diğer tedavi seçenekleri, beklenen riskler, olası komplikasyonlar, müdahaleyi reddetmenin sonuçları ve kritik yaşam tarzı önerileri hususlarında bilgi verilmesini düzenler. Yönetmeliğin 31. maddesi kapsamında rızanın müdahalenin gerektirdiği zorunlu rutin işlemleri de kapsayacağı ve kural olarak rıza sınırlarında kalınması gerektiği, yalnızca müdahale genişletilmediğinde organ veya fonksiyon kaybına yol açabilecek tıbbi zaruret hallerinde rıza aranmaksızın müdahalenin genişletilebileceği öngörülmektedir.
4847 sayılı HASTA HAKLARI YÖNETMELİĞİ m. 15Kaynağı aç
4847 sayılı HASTA HAKLARI YÖNETMELİĞİ m. 31Kaynağı aç
Danıştay 10. Dairesinin E. 2021/7394, K. 2025/1516 sayılı kararında, cerrahi müdahale öncesinde risk ve komplikasyonların aktarıldığına dair yazılı ve imzalı aydınlatılmış onamın alınıp alınmadığının araştırılması gerektiği, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde hastanın aydınlatılarak onay verme hakkı elinden alınmış olacağından manevi tazminata hükmedilmesi lüzumu ifade edilmiştir. Danıştay 10. Dairesinin E. 2019/6892, K. 2021/4881 sayılı kararında da enjeksiyon komplikasyonunda personele kusur yüklenemese dahi yazılı onam alınmamasının manevi tazminat doğurabileceği belirtilmiş; buna karşılık Danıştay 10. Dairesinin E. 2019/2711, K. 2023/4592 sayılı kararında açıklandığı üzere aydınlatma borcu eksiksiz yerine getirilmiş ve hizmet kusuru da bulunmuyorsa manevi tazminat şartları oluşmamaktadır. Manevi zarar yalnızca vücut bütünlüğünün yitirilmesi veya ölüm haline bağlı olmayıp, idarenin kamu hizmetini eksiksiz sunamaması neticesinde ilgililerin duyduğu elem ve sıkıntı da manevi tazminat takdirine gerekçe oluşturabilir.
Danıştay 10. Daire, E. 2019/6892, K. 2021/4881Kaynağı aç
Hastanenin Organizasyon Kusuru ve Hatalı Taburculuk
Kamu idaresinin yürüttüğü sağlık hizmetinin yapısında, işleyişinde veya düzenlenişinde görülen aksaklık, geç işleme ya da nesnel bozukluklar idarenin doğrudan ve asli sorumluluk sebebi olan hizmet kusurunu teşkil eder. Danıştay 10. Dairesinin E. 2019/2711, K. 2023/4592 sayılı kararında vurgulandığı üzere idare, hizmetin niteliğine uygun yetişmiş personel istihdam etmek, yeterli teknik donanım ve bina organizasyonunu eksiksiz tesis etmekle mükelleftir. Hastane işleyişinde hemşire gözlem kayıtlarının düzenli tutulmaması, yaşamsal bulguların işlenmemesi, hekim direktiflerinin yerine getirilmemesi, laboratuvar ve tetkik neticelerinin sorumlu hekime bildirilmemesi, hasta şikâyetlerinin kayıt altına alınmaması veya nöbetçi hekime haber verilmeyerek yoğun bakım gereksiniminin geç fark edilmesi gibi aksaklıklar ise hastanenin organizasyon kusuru kapsamında ileri sürülebilmektedir.
Cerrahi operasyon geçiren bir hastanın klinik tablosu durağanlaşmadan, tahlil sonuçları dengeye kavuşmadan, ameliyat sahası denetlenmeden, mevcut ağrının kaynağı tespit edilmeden veya kanama ve enfeksiyon gibi tehlikeler elenmeden taburcu edilmesi durumunda, söz konusu taburculuk işlemi tıbbi ve hukuki yönden kusur tartışması doğurabilir.
Tazminat Talepleri, Başvuru Usulü ve Yargı Yolu
Hasta Hakları Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde hastalar, kendi sağlık verilerini ve dosya evrakını doğrudan yahut kanuni temsilcileri ya da vekilleri vasıtasıyla tetkik etme ve suretini edinme yetkisine sahiptir. Hasta haklarının çiğnenmesi vaziyetinde ilgili personeli istihdam eden kurum ve kuruluşlara karşı maddi veya manevi tazminat davası ikame edilebilmektedir. Ameliyat sonrasındaki takip yetersizliğinden zarar gören kişiler ek cerrahi operasyon masrafları, hastane ve ilaç harcamaları, pansuman ve bakım masrafları, fizik tedavi, medikal malzeme ve yoğun bakım giderleri, ulaşım ve bakıcı maliyetleri ile geçici ya da sürekli iş göremezlik, gelir kaybı ve manevi tazminat istemlerini dava yoluyla ileri sürebilirler.
Özel sağlık tesislerinde yürütülen hizmetlerin hukuki mahiyeti somut olayın niteliğine göre 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun dairesinde ele alınabilmekte; bu çerçevede tüketici mahkemeleri ve dava şartı arabuluculuk yolu gündeme gelebilmektedir. Bununla birlikte vefat, ağır bedensel sakatlık, çalışma gücü kaybı ve yüksek meblağlı manevi tazminat ihtiva eden takip eksikliği uyuşmazlıkları yalın bir bedel iadesi uyuşmazlığı şeklinde değerlendirilmemelidir. Kamu sağlık tesislerinde gerçekleşen zararlar bakımından ise Hasta Hakları Yönetmeliği uyarınca zarara yol açan eylemin öğrenilmesinden başlayarak en geç bir sene zarfında maddi ve manevi talepler ayrı ayrı belirtilmek suretiyle ilgili idareye başvuru yapılması öngörülmüştür.
Mesleki Sorumluluk Kurulu ve Rücu Süreci
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun Ek 18. maddesi uyarınca; Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesindeki soruşturma usulüne tabi olanlar hariç tutulmak üzere kamu, özel sağlık kurumları ile vakıf üniversitelerinde çalışan hekim, diş hekimi ve diğer sağlık personelinin mesleki muayene, teşhis ve tedavi işlemlerine ilişkin ceza soruşturmalarında 4483 sayılı Kanun hükümleri tatbik olunur. Soruşturma izni Sağlık Bakanlığı bünyesinde teşekkül eden Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir. Bu kurul bakımından 4483 sayılı Kanun'un 7. maddesinde gösterilen süreler iki kat şeklinde işletilir ve Kurulun kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir.
3359 sayılı SAĞLIK HİZMETLERİ TEMEL KANUNU m. Ek Madde 18Kaynağı aç
Kamu kurum ve kuruluşları ile devlet üniversitelerinde görev yapan personelin tıbbi işlem ve uygulamaları nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı ilgilisine rücu edilip edilmeyeceğine ve rücu miktarına, görevin kötüye kullanılıp kullanılmadığı ve kusur durumu gözetilerek Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından bir yıl içinde karar verilir. Devlet üniversitelerinde görev yapanlar bakımından ilgili üniversite tarafından Mesleki Sorumluluk Kurulu kararı ve varsa kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı dikkate alınarak altı ay içinde nihai karar verilir. İdare, kesinleşen mahkeme kararında hüküm altına alınan tazminatı ödedikten sonra zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortası bulunan personelin hukuken yerine geçer; ödenen tazminat, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri personelin kusuru oranında ve teminat dahilinde sigorta şirketinden talep edilir.
Ameliyat sonrası şikâyetlerin hekimce incelenmemesi sorumluluk doğurur mu?
Cerrahi operasyon sonrasında ortaya çıkan ağrı veya şişlik doğal bir sürecin parçası olabilmekle birlikte, şikâyetin olağan sınırı aşıp aşmadığını değerlendirmek hekimin yükümlülüğündedir; doktor şikâyetleri normal kabul ederek geçiştiremez.
Komplikasyonun tıp kurallarına uygun yönetilmesi tazminat sorumluluğunu nasıl etkiler?
Danıştay içtihadında, cerrahi müdahale sonrasında oluşan komplikasyona zamanında ve multidisipliner biçimde müdahale edilerek takipleri yapılmışsa idareye hizmet kusuru yüklenemeyeceği ve maddi tazminat koşullarının oluşmayacağı değerlendirilmiştir. Bununla birlikte hastadan ameliyat öncesinde olası risklere dair yazılı aydınlatılmış onam alınıp alınmadığının araştırılması gerektiği, onam bulunmadığı takdirde manevi tazminat sorumluluğunun tartışılabileceği belirtilmektedir.
Ameliyat öncesinde hastadan onay alınması hangi hallerde zorunludur?
1219 sayılı Kanun'un 70. maddesine göre hekimler yapacakları ameliyatlar için hastadan ya da veli veya vasisinden muvafakat almakla yükümlü olup büyük cerrahi operasyonlarda bu onayın yazılı olması aranır. Ancak veli veya vasinin bulunmaması veya hastanın iradesini beyan edemeyecek durumda olması halinde kanun muvafakati şart koşmamaktadır.
Kamu hastanesindeki takip hatası nedeniyle idareye başvuru süresi ne kadardır?
Kamu hastanelerinde sunulan sağlık hizmetinden zarar görüldüğünde, zarara yol açan durumun öğrenildiği tarihten itibaren en geç bir sene içerisinde maddi ve manevi zarar kalemleri ayrı şekilde belirtilerek ilgili kamu idaresine başvuru yapılması öngörülmektedir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

