Elektronik Kelepçe ve Elektronik İzleme Nedir?

by Avukat Erdal Ersoy
Elektronik Kelepçe ve Elektronik İzleme Nedir?

Elektronik izleme, şüpheli, sanık veya hükümlülerin elektronik yöntem ve araçlarla toplum içinde izlenmesini, gözetim ve denetim altında tutulmasını sağlayan ve mağdurun veya toplumun korunmasını destekleyen uygulamalardır. Hakkında belirli adli kontrol tedbirlerine karar verilen şüpheli veya sanığın toplum içinde izlenmesi, denetimi ve takibi elektronik cihazlarla yerine getirilebilir. Bu hüküm bir imkân tanır; cihaz kullanılmasını her adli kontrol tedbirinde ve her olayda zorunlu kılmaz.

39039 sayılı DENETİMLİ SERBESTLİK HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİ m. 4Kaynağı aç
MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte yer alan; a) Adalet komisyonu: Adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunu, b) Bakanlık: Adalet Bakanlığını, c) Biyometrik imza: Şüpheli, sanık veya hükümlülerin denetimleri amacıyla elektronik cihazlar ile izlenmesinde, kişinin ses, yüz, parmak izi ve benzeri biyometrik kimlik bilgilerinin kullanılarak kimliğinin doğrulanması yöntemini, ç) Büro: Denetimli serbestlik müdürlüklerindeki bürolar ile müdürlük bulunmayan ilçelerde denetimli serbestlik hizmetlerini yürütmek üzere denetimli serbestlik müdürlüğüne bağlı olarak kurulan büroyu, d) Daire Başkanlığı: Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığını, e) Danışma Kurulu: Denetimli Serbestlik Hizmetleri Danışma Kurulunu, f) Denetimli serbestlik: Şüpheli, sanık veya hükümlünün toplum içinde denetim ve takibinin yapıldığı, iyileştirilmesi ve topluma kazandırılması için ihtiyaç duyulan her türlü hizmet, program ve kaynakların sağlandığı bir infaz sistemini, g) Denetimli serbestlik kararı: Şüpheli, sanık veya hükümlüler hakkında verilen seçenek ceza veya tedbirler ile denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenen tedbir veya yükümlülükleri, ğ) Denetimli serbestlik memuru: Denetimli serbestlik müdürlüğü veya bürosunda kadrolu veya sözleşmeli olarak görev yapan infaz ve koruma memuru ile diğer memurları, h) Denetimli serbestlik personeli: Denetimli serbestlik müdürünü, müdür yardımcısını, şefi, denetimli serbestlik uzmanını ve denetimli serbestlik memuruyla diğer görevlileri, ı) Denetimli serbestlik uzmanı: Denetimli serbestlik müdürlüğünde ek ders karşılığı görev yapan öğretmenler ile geçici veya kadrolu görev yapan psikolog, sosyal çalışmacı, sosyolog ve öğretmeni, i) Elektronik izleme: Şüpheli, sanık veya hükümlülerin elektronik yöntem ve araçlar ile toplum içinde izlenmesini, gözetim ve denetim altında tutulmasını sağlayan, mağdurun veya toplumun korunmasını destekleyen uygulamaları, j) Genel Müdürlük: Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünü, k) Gönüllü çalışan: Denetimli serbestlik müdürlüğünde bilgi, beceri ve ilgi alanları doğrultusunda gönüllülük esasına göre çalışan kişiyi, l) İzleme merkezi: Şüpheli, sanık veya hükümlülerin elektronik yöntem ve araçlarla toplum içinde izlenmesi, gözetimi ve denetimi için oluşturulan elektronik izleme merkezini, m) Kanun: 5402 sayılı Kanunu, n) Koruma Kurulu: Adli yargı ilk derece mahkemeleri adalet komisyonlarının bulunduğu yerde oluşturulan kurulu, o) Komisyon: İnfaz işlemleri değerlendirme komisyonunu, ö) Mağdur: Kendisine veya birinci dereceden aile üyelerinden birine karşı işlenen suçun fiziksel, duygusal veya maddi sonuçları sebebiyle desteğe ihtiyaç duyan kişiyi, p) Müdahale ekibi: Müdürlüklerde denetim bürosunda görevli personel içerisinden, izleme merkezi ile birebir çalışmak ve iletişimi sağlamak üzere oluşturulan elektronik izleme müdahale ekibini, r) Müdür: Denetimli serbestlik müdürünü, s) Müdürlük: Adli yargı ilk derece mahkemeleri adalet komisyonlarının bulunduğu yerde kurulan denetimli serbestlik müdürlüğünü, ş) Müdür Yardımcısı: Denetimli serbestlik müdür yardımcısını, t) Rehberlik: Hükümlünün; yeniden suç işlemesini önlemek amacıyla iyileştirilmesini, topluma yeniden kazandırılmasını ve uyum sağlamasını, doğru seçim yapmasını, problemlerini etkili çözmesini, kapasitesini geliştirmesini sağlamak için yapılan çalışmaları, u) Şef: Denetimli serbestlik müdürlüklerindeki bürolar ile müdürlük bulunmayan ilçelerde denetimli serbestlik hizmetlerini yürütmek üzere denetimli serbestlik müdürlüğüne bağlı olarak kurulan bürolarda görevli denetimli serbestlik şefini, ü) Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP): Adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulan bilişim sistemini, v) Vaka sorumlusu: Yükümlülere yönelik iyileştirme ve denetime ilişkin belirlenen programlar ile kararların infazına ilişkin çalışmaların yürütülmesini koordine eden denetimli serbestlik memurunu, y) Yetişkin: On sekiz yaşını doldurmuş şüpheli, sanık veya hükümlüyü, z) Yükümlü: Haklarında yükümlülük kararı verilen, denetim altına alınan veya tedbir kararı verilen ve denetimli serbestlik müdürlüğünce toplum içinde denetim, takip ve iyileştirilmesi yapılan şüpheli, sanık veya hükümlüyü, ifade eder. İKİNCİ BÖLÜM Temel İlkeler Temel ilkeler
39039 sayılı DENETİMLİ SERBESTLİK HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİ m. 57Kaynağı aç
MADDE 57 – (1) Adli kontrol kararı kaydedildikten sonra, infaz işlemlerinin başlatılması için karar doğrudan vaka sorumlusuna gönderilir. Hakkında adli kontrol kararı verilen şüpheli veya sanığa gönderilen tebligatta; adli kontrol tedbirinin türü, tedbirin ne şekilde ve ne zaman yerine getirileceği, uyulması gereken kurallar, tedbire uymamanın sonuçları ile adli kontrol tedbirinin gereklerinin derhal yerine getirilmesi gerektiği açıklanır. Kararın niteliğine göre gerekli ise ilgili kişi, kurum veya kuruluşa derhal yazı yazılarak adli kontrol tedbirinin içeriği açıklanır; şüpheli veya sanığın hakkındaki adli kontrol tedbirinin gereklerini süresinde yerine getirip getirmediği ve adli kontrol tedbirine devam edip etmediği hususlarında bilgi istenir. (2) Tebligata rağmen mazereti olmaksızın ve kasıtlı olarak adli kontrol tedbirinin gereklerini yerine getirmeyen, tedbirin infazına başlandıktan sonra tedbirin gereklerini yerine getirmeye devam etmeyen veya tedbiri ihlal eden şüpheli veya sanık uyarılmaksızın hakkında karar verilmesi için dosya Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla ilgili yargı merciine gönderilir. İlgili yargı merciinden karar gelene kadar adli kontrol tedbirinin infazına devam edilir. (3) Suça sürüklenen çocuklara yönelik adli kontrol kararlarının infazında çocuğun ailesi veya sosyal çevresi ile iş birliği yapılmasının gerekli olması halinde her aşamada özel hayatın gizliliğine dikkat edilir ve çocuğun ifşa olmaması için gerekli önlemler alınır. (4) Adli kontrol tedbirlerinin yerine getirilmesinde, şüpheli veya sanıklar hakkında risk ve ihtiyaç değerlendirilmesi yapılmaz, denetim planı hazırlanmaz. Suça sürüklenen çocuklar hakkında, tespit edilen ihtiyaçlara uygun eğitim ve iyileştirme çalışmaları planlanır. (5) Haklarında 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (a), (ç), (d) ve (e) bentlerinde sayılan adli kontrol tedbirlerine karar verilen şüpheli veya sanıkların toplum içinde izlenmesi, denetim ve takibi elektronik cihazlar kullanılmak suretiyle yerine getirilebilir. (6) Adli kontrol tedbirinin mazeret olmaksızın ve kasıtlı olarak ihlal edilmesi halinde yargı merciine yapılan bildirimlerde suça sürüklenen çocuk ile yürütülen çalışmalara yer verilir. Bu kapsamdaki iş ve işlemler, çocuk hizmetleri bürosu tarafından yerine getirilir. (7) 5395 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca rehberlik hizmeti alan suça sürüklenen çocuklar hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin infazında önce ihtiyaç değerlendirmesi yapılarak denetim planı hazırlanır. Denetim planında, yapılacak rehberlik çalışmaları açıkça belirtilir; çocuğun ilgisi ve ihtiyaçları belirlenerek uygun etkinliklere ve meslek edindirmeye yönelik kurs ya da programlara yönlendirilmesi sağlanır. Bu çalışmalar kapsamında müdürlükçe, ilgili kurum ve sivil toplum kuruluşlarının yürüttükleri faaliyetler belirlenerek ve gönüllü kişilerle iş birliği yapılarak çocuklara topluma uyum konusunda destek verilir. Adli kontrol süresi boyunca, suça sürüklenen çocuğa uygun eğitim ve iyileştirme çalışmaları yürütülür, çalışmaların çocuk üzerindeki etkileri izlenir. Suça sürüklenen çocuk, belirtilen süre içerisinde müdürlüğe müracaat etmez veya denetim planında belirlenen programlara katılmaz ya da rehberlik çalışmalarını kabul etmezse, rehberlik hizmeti olmaksızın adli kontrol tedbirine devam edilir. Bu sebeple uyarı ve ihlal işlemi yapılmaz. İKİNCİ BÖLÜM Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Kapsamında Hükmedilen Denetimli Serbestlik Tedbirleri ve Bu Tedbirlerin Yerine Getirilmesi Eğitim programına devam etme

İzleme merkezi ve müdahale ekibi

İzleme merkezi, şüpheli, sanık veya hükümlünün toplum içindeki izleme, gözetim ve denetim faaliyetinin yürütülmesi için kurulan birimdir. Müdürlüklerdeki denetim bürosu personeli arasından, bu merkezle karşılıklı çalışmak ve iletişimi sürdürmek üzere elektronik izleme müdahale ekibi oluşturulur.

Adli kontrol kararı

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 109. maddesinin birinci fıkrasına göre, bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada 100. maddedeki tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Tutuklama sebebinin bulunması, adli kontrol kararını kendiliğinden zorunlu hâle getirmez. Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde de adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 109Kaynağı aç
Madde 109 – (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/98 md.) Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. (2) Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir. (3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir: a) Yurt dışına çıkamamak. b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak. c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak. d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek. e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek. f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak. g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek. h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak. i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek. j) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Konutunu terk etmemek. k) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek. l) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek. (4) (Ek: 25/5/2005 – 5353/14 md.)[22] (Mülga: 2/7/2012-6352/98 md.) (Yeniden Düzenleme:14/4/2020-7242/15 md.) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de adlî kontrol kararı verebilir. (5) Hâkim veya Cumhuriyet savcısı (d) bendinde belirtilen yükümlülüğün uygulamasında şüphelinin meslekî uğraşılarında araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir. (6) Adlî kontrol altında geçen süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm, maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde belirtilen hallerde uygulanmaz. (Ek cümle:8/7/2021-7331/15 md.) Ancak, (j) bendinde belirtilen konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.[23] (7) (Ek: 6/12/2006 – 5560/19 md.) Kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.[24] Adlî kontrol kararı ve hükmedecek merciler

Adli kontrol, hâkim tarafından belirlenen yerlere belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurma yükümlülüğünü içerebilir. Elektronik cihazla izleme, yönetmeliğin 57. maddesinin beşinci fıkrasında, 56. maddenin birinci fıkrasının (a), (ç), (d) ve (e) bentlerinde sayılan adli kontrol tedbirleri bakımından yerine getirilebilecek bir yöntem olarak düzenlenir. Bu bentlerin dışındaki her yükümlülüğün elektronik cihazla uygulanacağı sonucu bu hükümden çıkmaz.

Tutuklama kararı ve tutuklama yasağı

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesinin birinci fıkrasına göre tutuklama kararı, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeni bulunursa verilebilir. Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa tutuklama nedeni var sayılabilir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında sayılan suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı hâlinde de tutuklama nedeni var sayılabilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 100Kaynağı aç
Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.[13] (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; 1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, 2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:[14] a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;[15] 1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78), 2. (Ek:6/12/2019-7196/58 md.)[16] Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) 3. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83), 4.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent b, e ve f) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),[17] 5. İşkence (madde 94, 95) 6. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102), 7. Çocukların cinsel istismarı (madde 103), 8.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149), 9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188), 10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220), 11. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308), 12. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları. c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu. d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar. e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar. f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları. g) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar. h) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar. i) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Kadına karşı işlenen kasten yaralama suçu. j) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu. k) (Ek:10/10/2024-7528/35 md.) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu öğrencilerin eğitimine yönelik Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen projelerde öğretici/öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu. (4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.[18] Tutuklama kararı

Yalnız adli para cezasını gerektiren suçlarda tutuklama kararı verilemez. Vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda da tutuklama kararı verilemez. Bu yasak tutuklamaya ilişkindir. Tutuklamanın yasak olduğu hâllerde adli kontrole ilişkin hükümler ayrıca uygulanabilir.

Adli kontrol süreleri ve mahsup

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 110/A maddesi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrolü en fazla iki yılla sınırlar. Zorunlu hâl gerekçesi gösterilirse bu süre bir yıl daha uzayabilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde üst sınır üç yıldır. Zorunlu hâllerde gerekçe gösterilerek yapılan uzatma toplam üç yılı aşamaz. Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümündeki suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda uzatma dört yılı geçemez.

Aynı maddede öngörülen adli kontrol süreleri çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır. Adli kontrol altında geçen süre kural olarak şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilmez. Bu hüküm, 109. maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde belirtilen hâllerde uygulanmaz.

Yükümlülüğün değiştirilmesi ve itiraz

Şüpheli veya sanığın istemi üzerine Cumhuriyet savcısının görüşü alındıktan sonra hâkim veya mahkeme, 110. maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir. Bu hüküm, yükümlülüğe ilişkin istem üzerine karar verilebileceğini düzenler. Adli kontrole ilişkin kararlara ise 111. maddenin ikinci fıkrası uyarınca itiraz edilebilir. Beş günlük karar ile itiraz aynı işlem değildir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 111Kaynağı aç
Madde 111 – (1) Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir. (2) Adlî kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir. Tedbirlere uymama

Cihazın kurulması ve yükümlünün ödevleri

Elektronik cihazlar kullanılmak suretiyle izlenmesine karar verilen yükümlü, görevli denetimli serbestlik personeli tarafından bilgilendirilir. Cihazın özelliğine göre yükümlü müdürlüğe çağrılarak veya evine gidilerek elektronik izleme ünitesi kurulur ve devreye alınır. Yükümlünün kimlik bilgileri görevli personelce kontrol edilir. Yükümlü, denetim ve takipte kullanılacak cihazların kullanımı, uyulacak kurallar ve uymamanın sonuçları hakkında yazılı olarak bilgilendirilir.

39039 sayılı DENETİMLİ SERBESTLİK HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİ m. 101Kaynağı aç
MADDE 101 – (1) Elektronik cihazlar kullanılmak suretiyle izlenmesine karar verilen yükümlüler, görevli denetimli serbestlik personeli tarafından bilgilendirilir. Elektronik cihazın özelliğine göre yükümlü müdürlüğe davet edilerek veya yükümlünün evine gidilerek elektronik izleme ünitesi kurulur ve devreye sokulur. Elektronik cihazlarla takip edilecek yükümlünün kimlik bilgileri görevli personel tarafından kontrol edilir. (2) Yükümlü, denetim ve takip amacıyla kullanılacak olan elektronik cihazların kullanımı ile uyulması gereken kurallar ve uymamanın sonuçları konusunda yazılı olarak bilgilendirilir. (3) Elektronik cihazlar kullanılmak suretiyle takibine karar verilen yükümlü, elektronik cihaz takılmasına ve ilgili ünitenin kurulmasına rıza göstermek, elektronik cihazları kullanılır durumda bulundurmak, kararın infazı için gerekli olan kısıtlamalara ve elektronik cihazların kullanımına ilişkin belirlenen kurallara uygun hareket etmek zorundadır. Bu kurallara aykırı davranış yükümlülüğünün ihlali sayılır. (4) İzleme merkezi tarafından yükümlünün kurallara aykırı davrandığının belirlenmesi halinde, müdahale ekibi durumdan derhal haberdar edilir. Daire Başkanlığının ilgili şube müdürlüğü, yükümlünün kurala aykırı davranışını denetimli serbestlik müdürlüğüne yazılı olarak da bildirir. Kurala aykırı davranışın vaka sorumlusu tarafından yükümlülüğün ihlali olarak değerlendirilmesi halinde durum komisyona iletilir. Elektronik cihazların sökülmesi, izlemenin sonlandırılması

Elektronik cihazla takibine karar verilen yükümlü, cihazın takılmasına ve ilgili ünitenin kurulmasına rıza göstermek, cihazları kullanılır durumda bulundurmak, kararın infazı için gerekli kısıtlamalara ve cihazların kullanımına ilişkin belirlenen kurallara uygun hareket etmek zorundadır. Bu kurallara aykırı davranış yükümlülüğün ihlali sayılır.

İzleme merkezi, yükümlünün kurallara aykırı davrandığını belirlerse müdahale ekibini derhal haberdar eder. Daire Başkanlığının ilgili şube müdürlüğü, aykırılığı denetimli serbestlik müdürlüğüne yazılı olarak da bildirir. Aykırılık vaka sorumlusu tarafından yükümlülüğün ihlali sayılırsa bu değerlendirme komisyona iletilir.

Konutta infaz ve elektronik takip

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 74. maddesinin dokuzuncu fıkrası, hapis cezasının konutta çektirilmesine ilişkin kararların infazının elektronik cihazlar kullanılmak suretiyle de yapılabileceğini düzenler. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 110. maddesinin üçüncü fıkrası ise ağır hastalık veya engellilik nedeniyle konutta infaza karar verilen ve toplam cezası on yıldan fazla olan hükümlülerin elektronik cihazlarla takibini zorunlu tutar. Zorunluluk bu fıkradaki hâlle sınırlıdır. Aynı fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilirse cezanın konutunda çektirilmesine dair karar infaz hâkimliğince kaldırılır.

39039 sayılı DENETİMLİ SERBESTLİK HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİ m. 74Kaynağı aç
MADDE 74 – (1) Hapis cezasının konutta infazı; 5275 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinde sayılan şartları taşıyan hükümlünün, hapis cezasının konutunda çektirilmesidir. Hapis cezasının konutta infazı; a) Kadın, çocuk veya altmış beş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları toplam bir yıl, b) Yetmiş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları toplam iki yıl, c) Yetmiş beş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları toplam dört yıl, veya daha az süreli hapis cezasının tamamının veya kalan kısmının, ç) Toplam beş yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olan veya adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlülerden 5275 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirlenen usule göre maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceği tespit edilenlerin cezasının, d) Doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçen ve toplam üç yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olan ya da adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlü kadınların cezasının, infaz hakimliği kararıyla konutunda yerine getirilmesini ifade eder. (2) Bu kararın yerine getirilmesinde konut; hükümlünün ailesiyle birlikte veya tek başına yaşamını devam ettirdiği, kendisine ait veya kiracı olarak oturduğu ve bu kararın yerine getirilmesinde infaz hâkimliğine bildirdiği veya infaz hâkimliği kararında belirtilen yeri ve eklentilerini ifade eder. (3) Hapis cezasının konutta infazına ilişkin kararın kaydedilmesinden itibaren on gün içerisinde denetim bürosunda görevli denetimli serbestlik memuru hükümlünün adresine giderek konutu inceler. Haklarında hapis cezasının konutta infazına karar verilen çocuklar ile 5275 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin dördüncü fıkrası kapsamındaki kadınlar için denetimli serbestlik memuruna ilgisine göre çocuk hizmetleri veya eğitim ve iyileştirme bürosunda görevli denetimli serbestlik uzmanı da eşlik eder ve hükümlünün tespit edilen ihtiyaçlarını içeren bir rapor hazırlanır. Hükümlünün belirlenen ihtiyaçları dikkate alınarak hükümlü ile iş birliği içerisinde hükümlünün uyması gereken kurallar belirlenir ve vaka sorumlusuna iletilir. Vaka sorumlusu üç gün içerisinde bir planlama yaparak konutta infazın ne şekilde yerine getirileceğini ve uyması gereken kuralları hükümlüye tebliğ eder. (4) Hapis cezasının konutta infazına karar verilen çocuklar ile 5275 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin dördüncü fıkrası kapsamındaki kadınların varsa barınma, ekonomik destek, eğitim ve benzeri ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla uygun sosyal hizmet modelinin belirlenmesi için aile ve sosyal hizmetler il müdürlüğü ve ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşlarına bilgi verilir. (5) Hapis cezasının konutta infazında, hükümlünün risk ve ihtiyaçları, kurallara uymadaki başarısı ve iş birliği dikkate alınarak; a) İlk altı ay için günde bir, b) İkinci altı ay için günde iki, c) Üçüncü altı ay için günde üç, ç) On sekizinci aydan sonra günde dört, saat süreyle konutundan ayrılmasına vaka sorumlusunun önerisi üzerine komisyon tarafından karar verilebilir. (6) Hapis cezasının konutta infazına karar verilen hükümlülerden; a) Örgün eğitimine devam eden çocuklar, b) Kronik bir rahatsızlığı sebebiyle düzenli olarak sağlık kuruluşuna gitmesi gerekenler, hakkında bu durumlarını belgelendirmeleri ve talep etmeleri halinde ileri sürülen mazeretlerin doğruluğu ve haklılığı araştırılır. Gerekirse mazeretli olacakları günlerde yeteri kadar süre ile konutlarından ayrılabilmelerine vaka sorumlusunun önerisi üzerine komisyon tarafından izin verilebilir. (7) Cezanın konutta infazı sırasında hükümlüyle iletişim sağlanacak araçlar tespit edilir. İletişim araçları, hükümlünün denetlenmesine ilişkin esaslar ve denetimli serbestlik personeli ile kolluk görevlilerinin denetimle ilgili görevleri hükümlüye açıkça bildirilir. (8) Hükümlü, denetim bürosunda görevli denetimli serbestlik memuru veya kolluk tarafından bizzat konutuna gidilmek suretiyle kontrol edilebilir. Yapılan kontroller kayıt altına alınarak vaka sorumlusuna iletilir. (9) Cezanın konutta çektirilmesine ilişkin kararların infazı, elektronik cihazların kullanılması suretiyle de yapılabilir. (10) Cezanın konutta infazında, hükümlünün sağlık, eğitim, ibadet gibi temel ihtiyaçları dikkate alınır. Hükümlünün acil sağlık durumu, deprem, yangın, doğal afetler gibi öngörülemeyen nedenlerden dolayı konuttan ayrılması ihlal sayılmaz. Zaruret nedeniyle konutunu terk eden hükümlü, bu zorunluluğun ortadan kalkmasından itibaren üç gün içerisinde müdürlüğe başvurmak zorundadır. Bu durumda konut dışında geçen süreler infazdan sayılır. (11) Hükümlü, mazereti olmaksızın infaz süresince kararın yerine getirildiği konutu değiştiremez. Hükümlü, bir mazeret nedeniyle konutunu değiştirme talebini müdürlüğe yazılı olarak iletmek zorundadır. Komisyon hükümlünün talebini değerlendirerek konutun değiştirilip değiştirilmeyeceğine karar verir. (12) Hükümlünün haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen bir mazereti olmaksızın yirmi dört saatten fazla süreyle izinsiz olarak konuttan ayrılması veya iznin bitmesinden itibaren bu süre içerisinde konuta dönmemesi halinde uyarı yapılmaksızın dosya kapatılarak Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla infaz hâkimliğine gönderilir. (13) 5275 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca cezasının konutta infazına karar verilen kadının çocuğunun ölmesi veya velayetinin anneden başka birine verilmesi halinde, durum derhal infaz hâkimliğine bildirilir. (14) Cezanın konutta infazı, cezanın konutta çektirilmesi kararına ilişkin hazırlanan planın hükümlüye tebliğinden on gün sonra başlar ve kararda belirtilen sürenin dolmasıyla sona erer. (15) Cezanın konutta çektirilmesine ilişkin karar verilen hükümlüler hakkında, 88 inci maddedeki ilgili hükümler uygulanır. Denetim altına alınan çocukların iyileştirilmesi
5275 sayılı CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN m. 110Kaynağı aç
Madde 110- (Değişik:14/4/2020-7242/50 md.) (1) İnfaz hâkimi, hükümlünün talebi üzerine kasten işlenen suçlarda toplam üç yıl, taksirle öldürme suçu hariç olmak üzere taksirle işlenen suçlarda ise toplam beş yıl veya daha az süreli hapis cezasının; a) Her hafta cuma günleri saat 19.00’da girmek ve pazar günleri aynı saatte çıkmak suretiyle hafta sonları, b) Hafta sonları hariç, her gün saat 19.00’da girmek ve ertesi gün saat 07.00’de çıkmak suretiyle geceleri, Ceza infaz kurumlarında çektirilmesine karar verebilir. (Ek cümle:4/6/2025-7550/15 md.) (a) bendinde belirtilen infaz usulü, hükümlünün iş yaşamı ve ailevi durumu ile ceza infaz kurumlarının düzen ve işleyişine göre ceza infaz kurumu tarafından, süresi aynı olmak koşuluyla hafta içi günlerde de uygulanabilir. (2) Mahkûmiyete konu suç nedeniyle doğmuş zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesine dair hukukî sorumlulukları saklı kalmak üzere; a) Kadın, çocuk veya altmışbeş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları toplam üç yıl, b) Yetmiş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları toplam dört yıl, c) Yetmişbeş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları toplam beş yıl, d) (Ek:4/6/2025-7550/15 md.) Seksen yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları toplam altı yıl, veya daha az süreli hapis cezasının konutunda çektirilmesine infaz hâkimi tarafından karar verilebilir. (3) (Değişik:4/6/2025-7550/15 md.) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar hariç olmak üzere hapis cezasına mahkûm olan veya adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlülerden 16 ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirlenen usule göre maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceği tespit edilen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilenlerin cezasının konutunda çektirilmesine infaz hâkimi tarafından karar verilebilir. Mahkûmun durumu, Cumhuriyet başsavcılığınca birer yıllık dönemlere göre 16 ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirlenen usule göre incelettirilir. İnceleme sonuçlarına göre hükümlünün iyileştiğinin tespit edilmesi halinde infaz hâkimi, cezanın konutta çektirilmesine dair kararı kaldırır. Mahkûm, denetimli serbestlik müdürlüğü ve bulunduğu yer kolluk makamlarınca izlenir. Toplam cezası on yıldan fazla olan hükümlülerin elektronik cihazların kullanılması suretiyle takibi zorunludur. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde cezanın konutunda çektirilmesine dair karar infaz hâkimliğince kaldırılır. (4) Doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçen ve toplam beş yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olan ya da adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlü kadınların cezasının konutunda çektirilmesine infaz hâkimi tarafından karar verilebilir. Bu fıkra uyarınca talepte bulunulabilmesi için kadının doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay geçmemiş olması gerekir. Konutta infaza karar verdikten sonra çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa infaz hâkimi konutta infaz uygulamasına ilişkin kararını kaldırır. (5) (Değişik:4/6/2025-7550/15 md.) Cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesine karar verilenler hakkında tabi oldukları infaz rejimine göre koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı hükümleri uygulanır. (6) Cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesi kararı, infaza başlandıktan sonra da verilebilir. (7) İnfaz hâkimi talep üzerine, cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesi sırasında bu usulün uygulanmasına son verebilir. Özel infaz usulünün gereklerine geçerli bir mazeret olmaksızın uyulmaması hâlinde ise bu usulün uygulanmasına son verilir ve bu hâlde infaza genel hükümlere göre ceza infaz kurumlarında devam edilir. Özel infaz usulüne göre geçirilen süre, infaz aşamasında mahsup edilir. Bu fıkranın uygulandığı hâllerde 105/A maddesi hükümleri uygulanmaz. (8) Bu madde hükümlerine göre verilen kararlara itiraz yolu açıktır. (9) Üçüncü ve dördüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri; a) Terör suçları ile örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçlarından ya da örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan mahkûm olanlar, b) Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar, c) Adlî para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilenler, d) Koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniyle cezası aynen infaz edilenler, e) (Ek:4/6/2025-7550/15 md.) 105/A maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca açık ceza infaz kurumuna gönderilenler, hakkında uygulanmaz. (10) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir. İKİNCİ BÖLÜM Tutuklama Kararının Yerine Getirilmesi Tutuklama kararının yerine getirildiği kurumlar

Konutta infazın süreleri iki düzenlemede aynı değildir. Yönetmeliğin 74. maddesinin birinci fıkrası, kadın, çocuk veya 65 yaşını bitirmiş kişilerde toplam bir yıl, 70 yaşını bitirmişlerde iki yıl, 75 yaşını bitirmişlerde dört yıl veya daha az hapis cezası ile belirtilen hastalık, engellilik ve doğum hâllerini infaz hâkimliği kararıyla konutta infaz kapsamında tanımlar. Kanun'un 110. maddesinin ikinci fıkrası ise kadın, çocuk veya 65 yaşını bitirmişlerde toplam üç yıl, 70 yaşını bitirmişlerde dört yıl, 75 yaşını bitirmişlerde beş yıl ve 80 yaşını bitirmişlerde altı yıl veya daha az hapis cezası için infaz hâkimince karar verilebileceğini düzenler. Bu süreler tek bir ölçüye indirilemez.

Cihaza zarar verilmesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 152. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi; kamu kurum ve kuruluşlarının malı olan, kamu hizmetine ayrılmış veya kamunun yararlanmasına bırakılmış yer, bina, tesis ve diğer eşyayı nitelikli hâl olarak sayar. Bu bent kapsamındaki mala zarar verme için bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülür. Madde, elektronik kelepçeyi ayrıca adlandırmamaktadır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 152Kaynağı aç
Madde 152- (1) Mala zarar verme suçunun; a) Kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşya hakkında, b) Yangına, sel ve taşkına, kazaya ve diğer felaketlere karşı korunmaya tahsis edilmiş her türlü eşya veya tesis hakkında, c) Devlet ormanı statüsündeki yerler hariç, nerede olursa olsun, her türlü dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğu hakkında, d) Sulamaya, içme sularının sağlanmasına veya afetlerden korumaya yarayan tesisler hakkında, e) Grev veya lokavt hallerinde işverenlerin veya işçilerin veya işveren veya işçi sendika veya konfederasyonlarının maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında, f) Siyasi partilerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve üst kuruluşlarının maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında, g) Sona ermiş olsa bile, görevinden ötürü öç almak amacıyla bir kamu görevlisinin zararına olarak, İşlenmesi halinde, fail hakkında bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (2) Mala zarar verme suçunun; a) Yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde kullanarak, b) Toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olmak suretiyle, c) Radyasyona maruz bırakarak, nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanarak, işlenmesi halinde, verilecek ceza bir katına kadar artırılır. (3) (Ek: 18/6/2014-6545/65 md.) Mala zarar verme suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksaması hâlinde, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır. İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin E. 2018/5082, K. 2019/878 sayılı kararında, sanık hakkında denetimli serbestlik tedbiri verildiği, bu kapsamda elektronik izleme amacıyla sağlam çalışan elektronik kelepçe takıldığı ve 14.09.2013 tarihinde kelepçenin kırıldığı esas alınmıştır. Daire, sanığın duvara tekme atması sonucu kelepçenin kırıldığı yönündeki savunmaya göre eylemin Türk Ceza Kanunu'nun 152. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki kamu malına zarar verme suçunu ve doğrudan kastı oluşturduğunu belirtmiştir. Suç vasfındaki yanılgı nedeniyle yerel hükmün bozulmasına karar verilmiş; Daire yeni bir mahkûmiyet hükmü kurmamıştır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2018/5082, K. 2019/878Kaynağı aç
8. Ceza Dairesi         2018/5082 E.  ,  2019/878 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Mala zarar verme HÜKÜM : Mahkumiyet Gereği görüşülüp düşünüldü: Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre, sanık hakkında denetimli serbestlik tedbiri verildiği, bu kapsamda elektronik izleme amacıyla sağlam çalışır elektronik kelepçe takıldığı, 14.09.2013 tarihinde elektronik kelepçenin kırıldığı ve sanığın savunmasında duvara tekme atması sonucunda kırıldığı beyan etmesi karşısında; sanığın eyleminin TCK.nun 152/1-a maddesindeki kamu malına zarar verme suçunu oluşturduğu ve eyleminin doğrudan kastla işlendiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabul ve uygulamaya göre de; sanığın savunmasında; zarar miktarı bildirildiğinde, zararı giderip gidermeyeceği hususunda beyanda bulunacağını beyan etmesi ve Çorlu Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nün 23.07.2014 tarihli yazı cevabında; gönderilen yazının içeriğinden neden gönderildiği anlaşılamadığına ilişkin tespiti karşısında; suç nedeniyle ortaya çıkan zararın Çorlu Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne açıklayıcı olarak sorulması, gerektiğinde suç tarihi itibariyle oluşan kurum zararının bilirkişi vasıtasıyla tespit edilerek sanığa bildirilip bu yönde imkan tanındıktan sonra, sonucuna göre sanık hakkında TCK.nun 168/2 maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.01.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Aynı karardaki bozma nedenlerinden biri, oluşan kurum zararının Çorlu Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne açıklayıcı biçimde sorulmaması, gerektiğinde suç tarihi itibarıyla bilirkişi aracılığıyla belirlenip sanığa bildirilerek imkân tanınmaması ve sonucuna göre Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesinin ikinci fıkrasındaki etkin pişmanlık hükümlerinin tartışılmamasıdır.

Yargıtay 23. Ceza Dairesinin E. 2015/18875, K. 2016/10717 sayılı kararında, sanığa Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 105/A maddesi uyarınca elektronik kelepçe uygulanarak saat 20.00 ile 06.00 arasında konutu terk etmeme yükümlülüğü verildiği açıklanmıştır. Sanığın elektronik kelepçeyi kırıp attığının tespit edildiği olayda Daire, kamu malına zarar verme eyleminin sabit olduğunu ve mahkûmiyete ilişkin yerel kabulde isabetsizlik bulunmadığını belirterek hükmün onanmasına karar vermiştir.

Yargıtay 23. Ceza Dairesi, E. 2015/18875, K. 2016/10717Kaynağı aç
23. Ceza Dairesi         2015/18875 E.  ,  2016/10717 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kamu malına zarar verme HÜKÜM : TCK'nın 152/1-a, 62/1, 53, 58. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası, mükerrirlik Dosya incelenerek gereği düşünüldü: İşlediği bir suç nedeniyle hakkında Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Kanunu 105/a maddesi gereğince elektronik kelepçe uygulanmak suretiyle 20.00-06.00 saatleri arasında konutu terk etmeme yükümlülüğü verilen sanığın 18/09/2013 günü 20.00 eve gelmediğinin tespit edilmesi üzerine Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğü tarafından haber verilen polis memurlarınca yapılan soruşturmada sanığın elektronik kelepçeyi kırarak attığının tespit edildiği bu suretle kamu malına zarar verme suçunu işlediği iddia ve kabul olunan olayda; İddia, sanığın tevil yollu ikrar içeren savunması, tutanaklar ve tüm dosya kapsamından, sanığın mala zarar verme eyleminin sabit olduğu anlaşıldığından mahkumiyeti yönündeki mahkeme kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 14.12.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin E. 2021/16982, K. 2022/12111 sayılı kararında, sanığın elektronik kelepçeyi tarlada düşürdüğünü ve kırmadığını beyan etmesine karşın kelepçeyi bir şekilde yok ettiğinin anlaşılması üzerine kamu malına zarar verme suçunun sabit olduğu kabul edilmiştir. Daire bu kabulü bozma gerekçesine esas almış ve kendisi yeni bir mahkûmiyet hükmü kurmamıştır. Kararda Türk Ceza Kanunu'nun 151. maddesinin birinci fıkrası, başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hâle getiren veya kirleten kişi yönünden aktarılmıştır. Kararın sonuç ibaresi ile gövdesi aynı yerel hüküm niteliğinde birleşmediğinden bu olay beraat veya mahkûmiyet biçiminde tek sonuca bağlanamaz.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2021/16982, K. 2022/12111Kaynağı aç
6. Ceza Dairesi         2021/16982 E.  ,  2022/12111 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kamu malına zarar verme HÜKÜM : Mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Sanığa yüklenen kamu malına zarar verme suçundan doğrudan zarar gören ve davaya katılma hakkı bulunan … davadan haberdar edilmeyip CMK'nın 233. maddesine aykırı şekilde yokluğunda yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmuş ise de, suçtan zarar görenin vekili aracılığıyla şikayetçi olup davaya katılma ve temyiz talebinde bulunduğu görülmekle; katılma talebinin kabulü ile yapılan temyiz incelemesinde; TCK'nın 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçunun; "Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten.." olarak tanımlandığı, somut olayda sanığın elektronik kelepçeyi tarlada düşürdüğünü, kırmadığını beyan ettiği, sanığın bir şekilde elektronik kelepçeyi yok ettiğinin anlaşılması karşısında, sanığın üzerine atılı kamu malına zarar verme suçunu işlediği sabit olmakla hatalı değerlendirme ile mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısı ile katılan … vekilinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 21.09.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Üç karar kendi olayındaki tespit ve savunmaya dayanır. Birinde yerel hüküm bozulmuş, birinde yerel mahkûmiyet kabulü onanmış, diğerinde suçun sabit görülmesi bozma gerekçesinde yer almıştır. Kelepçenin kırılması, atılması veya yok edilmesi her olayda aynı sonucu doğuran genel bir kural değildir.

Sık sorulan sorular

Elektronik izleme ne anlama gelir?

Elektronik izleme, şüpheli, sanık veya hükümlünün elektronik yöntem ve araçlarla toplum içinde izlenmesi, gözetimi ve denetim altında tutulmasıdır. Tanım, mağdurun veya toplumun korunmasını destekleyen uygulamaları da kapsar.

Elektronik cihaz her adli kontrolde zorunlu mudur?

Hayır. Yönetmeliğin 56. maddesinin birinci fıkrasının (a), (ç), (d) ve (e) bentlerindeki adli kontrol tedbirlerinde toplum içindeki izleme, denetim ve takip elektronik cihazlarla yerine getirilebilir. Hüküm zorunluluk değil imkân öngörür.

Tutuklama yasağı varken adli kontrol uygulanabilir mi?

Evet. Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde de adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.

Adli kontrol süresi ne kadardır?

Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde süre en çok iki yıldır ve zorunlu hâllerde gerekçeyle bir yıl uzatılabilir. Ağır ceza işlerinde en çok üç yıldır; uzatma toplam üç yılı, belirtilen suçlarda dört yılı geçemez. Çocuklarda bu süreler yarı oranında uygulanır.

Adli kontrolde geçen süre cezadan mahsup edilir mi?

Kural olarak edilmez. Adli kontrol altında geçen süre şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilmez. Bu hüküm, 109. maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde uygulanmaz.

Adli kontrol kararına itiraz edilebilir mi?

Evet. Adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir. Şüpheli veya sanığın 110. maddenin ikinci fıkrasına dayanan istemi ise savcının görüşü alındıktan sonra hâkim veya mahkemece beş gün içinde karara bağlanabilir; bu istem itiraz değildir.

Cihaz kurallarına uymamak ne sonuç doğurur?

Cihazın takılmasına veya ünitenin kurulmasına rıza göstermemek, cihazı kullanılır durumda bulundurmamak ya da belirlenen kısıtlama ve kullanım kurallarına aykırı davranmak yükümlülüğün ihlali sayılır. İzleme merkezi aykırılığı müdahale ekibine derhal bildirir.

Konutta infazda elektronik takip her zaman zorunlu mudur?

Hayır. Yönetmelik, konutta infazın elektronik cihazla da yapılabileceğini düzenler. On yıldan fazla toplam cezası olup ağır hastalık veya engellilik nedeniyle konutta infazı kararlaştırılan hükümlülerde ise Kanun'un 110. maddesinin üçüncü fıkrası elektronik takibi zorunlu tutar.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu