Elektronik izleme, şüpheli, sanık veya hükümlülerin elektronik yöntem ve araçlarla toplum içinde izlenmesini, gözetim ve denetim altında tutulmasını sağlayan ve mağdurun veya toplumun korunmasını destekleyen uygulamalardır. Hakkında belirli adli kontrol tedbirlerine karar verilen şüpheli veya sanığın toplum içinde izlenmesi, denetimi ve takibi elektronik cihazlarla yerine getirilebilir. Bu hüküm bir imkân tanır; cihaz kullanılmasını her adli kontrol tedbirinde ve her olayda zorunlu kılmaz.
39039 sayılı DENETİMLİ SERBESTLİK HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİ m. 4Kaynağı aç
39039 sayılı DENETİMLİ SERBESTLİK HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİ m. 57Kaynağı aç
İzleme merkezi ve müdahale ekibi
İzleme merkezi, şüpheli, sanık veya hükümlünün toplum içindeki izleme, gözetim ve denetim faaliyetinin yürütülmesi için kurulan birimdir. Müdürlüklerdeki denetim bürosu personeli arasından, bu merkezle karşılıklı çalışmak ve iletişimi sürdürmek üzere elektronik izleme müdahale ekibi oluşturulur.
Adli kontrol kararı
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 109. maddesinin birinci fıkrasına göre, bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada 100. maddedeki tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Tutuklama sebebinin bulunması, adli kontrol kararını kendiliğinden zorunlu hâle getirmez. Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde de adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 109Kaynağı aç
Adli kontrol, hâkim tarafından belirlenen yerlere belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurma yükümlülüğünü içerebilir. Elektronik cihazla izleme, yönetmeliğin 57. maddesinin beşinci fıkrasında, 56. maddenin birinci fıkrasının (a), (ç), (d) ve (e) bentlerinde sayılan adli kontrol tedbirleri bakımından yerine getirilebilecek bir yöntem olarak düzenlenir. Bu bentlerin dışındaki her yükümlülüğün elektronik cihazla uygulanacağı sonucu bu hükümden çıkmaz.
Tutuklama kararı ve tutuklama yasağı
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesinin birinci fıkrasına göre tutuklama kararı, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeni bulunursa verilebilir. Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa tutuklama nedeni var sayılabilir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında sayılan suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı hâlinde de tutuklama nedeni var sayılabilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 100Kaynağı aç
Yalnız adli para cezasını gerektiren suçlarda tutuklama kararı verilemez. Vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda da tutuklama kararı verilemez. Bu yasak tutuklamaya ilişkindir. Tutuklamanın yasak olduğu hâllerde adli kontrole ilişkin hükümler ayrıca uygulanabilir.
Adli kontrol süreleri ve mahsup
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 110/A maddesi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrolü en fazla iki yılla sınırlar. Zorunlu hâl gerekçesi gösterilirse bu süre bir yıl daha uzayabilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde üst sınır üç yıldır. Zorunlu hâllerde gerekçe gösterilerek yapılan uzatma toplam üç yılı aşamaz. Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümündeki suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda uzatma dört yılı geçemez.
Aynı maddede öngörülen adli kontrol süreleri çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır. Adli kontrol altında geçen süre kural olarak şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilmez. Bu hüküm, 109. maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde belirtilen hâllerde uygulanmaz.
Yükümlülüğün değiştirilmesi ve itiraz
Şüpheli veya sanığın istemi üzerine Cumhuriyet savcısının görüşü alındıktan sonra hâkim veya mahkeme, 110. maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir. Bu hüküm, yükümlülüğe ilişkin istem üzerine karar verilebileceğini düzenler. Adli kontrole ilişkin kararlara ise 111. maddenin ikinci fıkrası uyarınca itiraz edilebilir. Beş günlük karar ile itiraz aynı işlem değildir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 111Kaynağı aç
Cihazın kurulması ve yükümlünün ödevleri
Elektronik cihazlar kullanılmak suretiyle izlenmesine karar verilen yükümlü, görevli denetimli serbestlik personeli tarafından bilgilendirilir. Cihazın özelliğine göre yükümlü müdürlüğe çağrılarak veya evine gidilerek elektronik izleme ünitesi kurulur ve devreye alınır. Yükümlünün kimlik bilgileri görevli personelce kontrol edilir. Yükümlü, denetim ve takipte kullanılacak cihazların kullanımı, uyulacak kurallar ve uymamanın sonuçları hakkında yazılı olarak bilgilendirilir.
39039 sayılı DENETİMLİ SERBESTLİK HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİ m. 101Kaynağı aç
Elektronik cihazla takibine karar verilen yükümlü, cihazın takılmasına ve ilgili ünitenin kurulmasına rıza göstermek, cihazları kullanılır durumda bulundurmak, kararın infazı için gerekli kısıtlamalara ve cihazların kullanımına ilişkin belirlenen kurallara uygun hareket etmek zorundadır. Bu kurallara aykırı davranış yükümlülüğün ihlali sayılır.
İzleme merkezi, yükümlünün kurallara aykırı davrandığını belirlerse müdahale ekibini derhal haberdar eder. Daire Başkanlığının ilgili şube müdürlüğü, aykırılığı denetimli serbestlik müdürlüğüne yazılı olarak da bildirir. Aykırılık vaka sorumlusu tarafından yükümlülüğün ihlali sayılırsa bu değerlendirme komisyona iletilir.
Konutta infaz ve elektronik takip
Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 74. maddesinin dokuzuncu fıkrası, hapis cezasının konutta çektirilmesine ilişkin kararların infazının elektronik cihazlar kullanılmak suretiyle de yapılabileceğini düzenler. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 110. maddesinin üçüncü fıkrası ise ağır hastalık veya engellilik nedeniyle konutta infaza karar verilen ve toplam cezası on yıldan fazla olan hükümlülerin elektronik cihazlarla takibini zorunlu tutar. Zorunluluk bu fıkradaki hâlle sınırlıdır. Aynı fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilirse cezanın konutunda çektirilmesine dair karar infaz hâkimliğince kaldırılır.
39039 sayılı DENETİMLİ SERBESTLİK HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİ m. 74Kaynağı aç
5275 sayılı CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN m. 110Kaynağı aç
Konutta infazın süreleri iki düzenlemede aynı değildir. Yönetmeliğin 74. maddesinin birinci fıkrası, kadın, çocuk veya 65 yaşını bitirmiş kişilerde toplam bir yıl, 70 yaşını bitirmişlerde iki yıl, 75 yaşını bitirmişlerde dört yıl veya daha az hapis cezası ile belirtilen hastalık, engellilik ve doğum hâllerini infaz hâkimliği kararıyla konutta infaz kapsamında tanımlar. Kanun'un 110. maddesinin ikinci fıkrası ise kadın, çocuk veya 65 yaşını bitirmişlerde toplam üç yıl, 70 yaşını bitirmişlerde dört yıl, 75 yaşını bitirmişlerde beş yıl ve 80 yaşını bitirmişlerde altı yıl veya daha az hapis cezası için infaz hâkimince karar verilebileceğini düzenler. Bu süreler tek bir ölçüye indirilemez.
Cihaza zarar verilmesi
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 152. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi; kamu kurum ve kuruluşlarının malı olan, kamu hizmetine ayrılmış veya kamunun yararlanmasına bırakılmış yer, bina, tesis ve diğer eşyayı nitelikli hâl olarak sayar. Bu bent kapsamındaki mala zarar verme için bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülür. Madde, elektronik kelepçeyi ayrıca adlandırmamaktadır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 152Kaynağı aç
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin E. 2018/5082, K. 2019/878 sayılı kararında, sanık hakkında denetimli serbestlik tedbiri verildiği, bu kapsamda elektronik izleme amacıyla sağlam çalışan elektronik kelepçe takıldığı ve 14.09.2013 tarihinde kelepçenin kırıldığı esas alınmıştır. Daire, sanığın duvara tekme atması sonucu kelepçenin kırıldığı yönündeki savunmaya göre eylemin Türk Ceza Kanunu'nun 152. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki kamu malına zarar verme suçunu ve doğrudan kastı oluşturduğunu belirtmiştir. Suç vasfındaki yanılgı nedeniyle yerel hükmün bozulmasına karar verilmiş; Daire yeni bir mahkûmiyet hükmü kurmamıştır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2018/5082, K. 2019/878Kaynağı aç
Aynı karardaki bozma nedenlerinden biri, oluşan kurum zararının Çorlu Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne açıklayıcı biçimde sorulmaması, gerektiğinde suç tarihi itibarıyla bilirkişi aracılığıyla belirlenip sanığa bildirilerek imkân tanınmaması ve sonucuna göre Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesinin ikinci fıkrasındaki etkin pişmanlık hükümlerinin tartışılmamasıdır.
Yargıtay 23. Ceza Dairesinin E. 2015/18875, K. 2016/10717 sayılı kararında, sanığa Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 105/A maddesi uyarınca elektronik kelepçe uygulanarak saat 20.00 ile 06.00 arasında konutu terk etmeme yükümlülüğü verildiği açıklanmıştır. Sanığın elektronik kelepçeyi kırıp attığının tespit edildiği olayda Daire, kamu malına zarar verme eyleminin sabit olduğunu ve mahkûmiyete ilişkin yerel kabulde isabetsizlik bulunmadığını belirterek hükmün onanmasına karar vermiştir.
Yargıtay 23. Ceza Dairesi, E. 2015/18875, K. 2016/10717Kaynağı aç
Yargıtay 6. Ceza Dairesinin E. 2021/16982, K. 2022/12111 sayılı kararında, sanığın elektronik kelepçeyi tarlada düşürdüğünü ve kırmadığını beyan etmesine karşın kelepçeyi bir şekilde yok ettiğinin anlaşılması üzerine kamu malına zarar verme suçunun sabit olduğu kabul edilmiştir. Daire bu kabulü bozma gerekçesine esas almış ve kendisi yeni bir mahkûmiyet hükmü kurmamıştır. Kararda Türk Ceza Kanunu'nun 151. maddesinin birinci fıkrası, başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hâle getiren veya kirleten kişi yönünden aktarılmıştır. Kararın sonuç ibaresi ile gövdesi aynı yerel hüküm niteliğinde birleşmediğinden bu olay beraat veya mahkûmiyet biçiminde tek sonuca bağlanamaz.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2021/16982, K. 2022/12111Kaynağı aç
Üç karar kendi olayındaki tespit ve savunmaya dayanır. Birinde yerel hüküm bozulmuş, birinde yerel mahkûmiyet kabulü onanmış, diğerinde suçun sabit görülmesi bozma gerekçesinde yer almıştır. Kelepçenin kırılması, atılması veya yok edilmesi her olayda aynı sonucu doğuran genel bir kural değildir.
Sık sorulan sorular
Elektronik izleme ne anlama gelir?
Elektronik izleme, şüpheli, sanık veya hükümlünün elektronik yöntem ve araçlarla toplum içinde izlenmesi, gözetimi ve denetim altında tutulmasıdır. Tanım, mağdurun veya toplumun korunmasını destekleyen uygulamaları da kapsar.
Elektronik cihaz her adli kontrolde zorunlu mudur?
Hayır. Yönetmeliğin 56. maddesinin birinci fıkrasının (a), (ç), (d) ve (e) bentlerindeki adli kontrol tedbirlerinde toplum içindeki izleme, denetim ve takip elektronik cihazlarla yerine getirilebilir. Hüküm zorunluluk değil imkân öngörür.
Tutuklama yasağı varken adli kontrol uygulanabilir mi?
Evet. Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde de adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.
Adli kontrol süresi ne kadardır?
Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde süre en çok iki yıldır ve zorunlu hâllerde gerekçeyle bir yıl uzatılabilir. Ağır ceza işlerinde en çok üç yıldır; uzatma toplam üç yılı, belirtilen suçlarda dört yılı geçemez. Çocuklarda bu süreler yarı oranında uygulanır.
Adli kontrolde geçen süre cezadan mahsup edilir mi?
Kural olarak edilmez. Adli kontrol altında geçen süre şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilmez. Bu hüküm, 109. maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde uygulanmaz.
Adli kontrol kararına itiraz edilebilir mi?
Evet. Adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir. Şüpheli veya sanığın 110. maddenin ikinci fıkrasına dayanan istemi ise savcının görüşü alındıktan sonra hâkim veya mahkemece beş gün içinde karara bağlanabilir; bu istem itiraz değildir.
Cihaz kurallarına uymamak ne sonuç doğurur?
Cihazın takılmasına veya ünitenin kurulmasına rıza göstermemek, cihazı kullanılır durumda bulundurmamak ya da belirlenen kısıtlama ve kullanım kurallarına aykırı davranmak yükümlülüğün ihlali sayılır. İzleme merkezi aykırılığı müdahale ekibine derhal bildirir.
Konutta infazda elektronik takip her zaman zorunlu mudur?
Hayır. Yönetmelik, konutta infazın elektronik cihazla da yapılabileceğini düzenler. On yıldan fazla toplam cezası olup ağır hastalık veya engellilik nedeniyle konutta infazı kararlaştırılan hükümlülerde ise Kanun'un 110. maddesinin üçüncü fıkrası elektronik takibi zorunlu tutar.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

