Sözleşmeli Doktor Öğretim Üyesi Sözleşme Yenilememe Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Sözleşmeli Doktor Öğretim Üyesi Sözleşme Yenilememe Davası

Doktor Öğretim Üyesi Kadrosuna Atama ve Görev Süresi

Yükseköğretim kurumlarında doktor öğretim üyeleri belirli süreli sözleşme kapsamında görev yapar. 2547 sayılı Kanun'un 23. maddesine göre bu göreve atanabilmek amacıyla doktora derecesi, tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ya da veteriner hekimlikte uzmanlık belgesi yahut Üniversitelerarası Kurulun önerisi ve YÖK'ün tespitiyle belirlenen sanat alanlarında yeterlik koşulu aranır. Rektörlükçe ilan edilen kadrolar için fakültelerde dekan, enstitü veya yüksekokullarda müdür tarafından, biri ilgili birimin yöneticisi diğeri kurum dışı personelden seçilen üç profesör ya da doçentten yazılı mütalaa temin edilir. Yönetim kurulunun mütalaayı değerlendirmesi akabinde dekan veya müdürün sunduğu teklif üzerine atama rektörce azami dört yıllık süreyle gerçekleştirilir. Bu sürenin dolmasıyla görev kendiliğinden son bulur ve süresi bitenlerin yeniden atanması mümkündür.

2547 sayılı YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU m. 23Kaynağı aç
Madde 23 – (Değişik: 22/2/2018-7100/4 md.) a) Yükseköğretim kurumlarında açık bulunan doktor öğretim üyesi kadroları rektörlükçe ilan edilir. İlan edilen bu kadrolara fakültelerde dekan; diğer birimlerde müdürler, biri o birimin yöneticisi biri de o yükseköğretim kurumunun dışından olmak üzere üç profesör veya doçent tespit ederek bunlardan adayların her biri hakkında yazılı mütalaa isterler. Dekan veya ilgili müdür yönetim kurullarının görüşünü aldıktan sonra önerilerini rektöre sunar. Atama rektör tarafından en çok dört yıl süre ile yapılır. Her atama süresinin sonunda görev kendiliğinden sona erer. Görev süresi sona erenler yeniden atanabilirler. b) Doktor öğretim üyeliğine atanabilmek için, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak gerekir. c) Yükseköğretim kurumları, doktor öğretim üyesi kadrosuna atama için Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Doçentlik ve atama:[21]

Sözleşmenin Yenilenmemesinde İdarenin Takdir Yetkisinin Sınırları

Doktor öğretim üyesinin görev süresinin uzatılmaması işleminde idareye tanınan takdir yetkisi sınırsız değildir; kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olup sebep ve maksat yönünden idari yargı denetimine tabidir. Danıştay 8. Dairesi'nin 2025/4319 Esas ve 2025/9138 Karar sayılı ilamının çoğunluk gerekçesinde, akademik personelin görev süresinin uzatılmamasına ilişkin işlemlerde gerekçelerin soyut iddialarla yetinilmeyip somut biçimde ortaya konulması gerektiği kabul edilmiştir; karardaki karşı oyda ise süresi biten sözleşmenin yenilenmemesinde idareye ispat külfeti yüklenemeyeceği görüşü savunulmuştur. Bu işleme karşı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir.

Danıştay 8. Daire, E. 2025/4319, K. 2025/9138Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2025/4319 E.  ,  2025/9138 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2025/4319 Karar No : 2025/9138 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) :… VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı Üniversitenin Hukuk Fakültesinde araştırma görevlisi olarak görev yapan davacı tarafından, 31/08/2024 tarihinde süresi sona erecek olan hizmet sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin …tarih ve … sayılı davalı idare işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu işlemin davacının "uyumsuz çalışmaları, verilen görevleri hatalı yapıyor olması ve disiplinsiz davranışları" gerekçeleriyle tesis edildiği görülmekte ise de, dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin bu durumu somut ve objektif olarak ortaya koyar nitelikte olmadığı, davacı hakkında bahsi geçen hususlarda başlatılmış bir disiplin soruşturması da bulunmadığı görüldüğünden, akademik personelin genel olarak, normal idari personelden farklı olarak niceliği değil, niteliği önem arz eden görevleri yerine getirdiği, idarece yapılan değerlendirmenin akademik personelin görevine son verilmesi bakımından yeterli bir araştırma sonucunda yapılmış bir değerlendirme olmadığı, davacının sözleşmesinin yenilenmemesine gerekçe oluşturacak nitelik ve ağırlıkta disiplinsiz davranışlarını gösterir bilgi ve belgenin de dava dosyasına sunulmadığı görüldüğünden, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılarak dava konusu işlemin iptaline, hukuka aykırı işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının da yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idarenin davacıyla sözleşme yenilememe gerekçeleri yönünden yapılan incelemede, davacının bağlı hocası tarafından Hukuk Fakültesi Dekanlığına sunulan 13/05/2024 tarihli dilekçede; davacıyla çalışmak istemediğinin belirtmesi, gözetmenlik yaptığı sınava geç katıldığı gerekçesiyle hakkında yürütülen soruşturma sonucunda yazılı olarak uyarılması, ayrıca görev yaptığı Hukuk Fakültesi kontenjanlarının 2021 yılından itibaren azaltılması (2020:120 öğrenci, 2021:47 öğrenci, 2022:46 öğrenci, 2023:58 öğrenci) hususları bir arada değerlendirildiğinde, 2020 tarihinden itibaren davalı idare bünyesinde araştırma görevlisi olarak görev yapan ve doktora eğitimine devam etmekte olan davacının hizmetine ihtiyacının azalması, akademik ilerleme konusunda gelişme gösterememesi ve uyumlu çalışma problemleri bakımından davalı idarenin sözleşme yenilememe gerekçelerinin dayanaksız olduğundan bahsedilemeyeceği, bu itibarla Üniversite idaresinin takdir yetkisi kapsamında davacının sözleşmesinin yenilenmemesine dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak istinafa konu karar kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, görev süresi boyunca idari ve akademik işlerinde titiz ve özenli bir şekilde çalıştığı, sözleşmesine gerekçe olarak gösterilen gözetmenlik sınavına geç kalma fiilinin tek seferlik 20 dakikalık bir gecikmeden ibaret olduğu, bu hususun sözleşme yenilenmemesine gerekçe olamayacağı, kaldı ki geç kaldığı sınavın gecikmeli de olsa gerçekleştirildiği, herhangi bir zararın meydana gelmediği, davalı idarece dava konusu işlemin tesis edilmesi aşamasında kontenjanların azaltılmasına dair herhangi bir sebep ileri sürülmemişken istinaf aşamasında bu sebebin ileri sürülemeyeceği, bağlı olduğu öğretim üyesinin kendisi ile çalışmak istememesi üzerine başka bir öğretim üyesine bağlandığı, dolayısıyla bu sorun ölçülü bir şekilde çözülmüşken sözleşme yenilenmemesine bu hususun da sebep olarak gösterilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek istinaf kararının bozulması istenilmiştir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacının bazı akademik çalışmalarda bulunduğu doğru olmakla birlikte sözleşme yenilenmesinin tek başına akademik çalışmaya bağlı olmadığı, iş disiplinine riayet, verilen görevleri eksiksiz yerine getirme ve uyumlu çalışma gibi kriterlerin de sözleşme yenilenme aşamasında önem arz ettiği, davacının bağlı olduğu öğretim üyesinin davacının uyumsuz tavır ve davranışlarda bulunduğu hususunu bir dilekçe ile ilettiği, gözetmenlik yaptığı sınava geç kalması sebebiyle hakkında yazılı uyarı yaptırımı uygulandığı, bu hususun bile tek başına sözleşme yenilenmemesine gerekçe oluşturacağı, fakültedeki öğrenci sayılarının 2020 yılından itibaren azaldığı, öğrenci sayılarının azalması sebebiyle akademisyen ihtiyacının da azaldığı, dolayısıyla davacının sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin dava konusu işlemin kamu yararı ön planda tutularak tesis edildiği belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davalı üniversitenin Hukuk Fakültesinde araştırma görevlisi olarak görev yapan davacının, 31/08/2024 tarihinde süresi sona erecek olan hizmet sözleşmesi, Fakülte Yönetim Kurulu kararı doğrultusunda, uyumsuz çalışmaları, verilen görevleri hatalı yapıyor olması ve disiplinsiz davranışları sebebiyle yenilenmemiştir. Bunun üzerine, davacı tarafından sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 1982 Anayasası'nın 130. maddesinde; çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversitelerin Devlet tarafından kanunla kurulacağı, kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumlarının kurulabileceği, vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarının, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tabi olduğu kuralı yer almaktadır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun Ek 2. maddesinde, "Vakıflar; kazanç amacına yönelik olmamak şartıyla ve mali ve idari hususlar dışında, akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden bu Kanunda gösterilen esas ve usullere uymak kaydıyla, Yükseköğretim kurumları veya bunlara bağlı birimlerden birini veya birden fazlasını ya da bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne bağlı olmaksızın, ekonominin ihtiyaç duyduğu alanlarda yüksek nitelikli işgücü yetiştirmek amacıyla, bu Kanun hükümleri çerçevesinde kalmak şartıyla meslek yüksekokulu kurabilir." hükmüne yer verilmiş; Ek 5. maddesinde, vakıflarca kurulacak yükseköğretim kurumlarının, vakıf yönetim organı dışında en az yedi kişiden oluşan bir mütevelli heyeti bulunacağı, mütevelli heyetin vakıf yükseköğretim kurumunun tüzelkişiliğini temsil edeceği ve yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerini yapacağı, atamalarını ve görevden alınmalarını onaylayacağı hükme bağlanmış; Ek 8. maddesinde ise, vakıfça kurulacak yükseköğretim kurumlarındaki akademik organların, Devlet yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar gibi düzenleneceği ve onların görevlerini yerine getireceği, öğretim elemanlarının niteliklerinin Devlet yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının nitelikleri ile aynı olacağı, hükmü düzenlenmiştir. Vakıf Yüksek Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin “Öğretim elemanları” başlıklı 23. maddesinde ise, “Öğretim elemanlarının seçimi, değerlendirilmesi, seçilenlerin uygun görülen akademik unvanlarla görevlendirilmeleri ve yükseltilmeleri yürürlükteki kanun ve yönetmelik hükümlerine uyularak vakıf yükseköğretim kurumunun yetkili akademik organlarınca yapılır. Öğretim elemanlarının atamalarında, devlet yükseköğretim kurumlarındaki atamalarda aranan şartlara ilaveten vakıf yükseköğretim kurumunun akademik yönden gerekli gördüğü şartlar da aranabilir. Vakıf meslek yüksekokullarında özellikle uygulamalı derslerde görevlendirilecek öğretim elemanlarının atanmasında çalışma deneyimine sahip olması gözetilir. Vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alacak olan akademik ve idari personelin çalışma esasları 2547 sayılı Kanunda devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabidir.” kuralı yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Devlet ve vakıf üniversitelerine, ataması uygun görülen veya görülmeyen akademik personelin belirlenmesi ve süresi dolan personelin görev sürelerinin uzatılıp uzatılmaması hususlarında takdir yetkisi tanındığı kuşkusuzdur. Anayasa ve İdari Yargılama Usulü Kanununda yer alan, idarenin takdir yetkisini kaldıracak şekilde yargı kararı verilemeyeceği kuralı, takdir yetkisine dayanılarak yapılan işlemlerin yargı denetimi dışında kalacağı anlamına gelmemektedir. Bu sebeple, idarenin takdir yetkisinin hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığı, idari yargı mercilerince denetlenmektedir. İdarelere takdir yetkisi tanınan hallerde idarenin bu konuda yargı kararı ile zorlanamayacağı, diğer bir ifadeyle idari işlem niteliğinde yargı kararı verilemeyeceği, ancak bu takdir yetkisinin de mutlak olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu, takdire dayanan işlemlerin sebep ve maksat bakımından yargı denetimine bağlı bulunduğu hususu açık ise de, idarenin bu takdir yetkisinin denetiminde; görevin niteliği, hizmet alanı, gizliliği, özel durumu gibi şartların kamu yararı da gözetilerek değerlendirileceği tartışmasızdır. Üniversitelerde görev yapan akademik personelin, görev sürelerinin uzatılmamasına ilişkin işlemlerde, gerekçelerin somut bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Aksi durumda sadece davalı idarelerce belirtilen ve soyut iddiaların ötesine geçmeyen beyanlara göre tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğuna karar verilmesi idari yargılamadaki yazılı yargılama usulü ilkesine de aykırı olacağı açıktır. Yukarıda alıntısına yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, Anayasa'nın 130. maddesinde akademik personelin bilimsel özgürlük, serbestçe araştırma ve yayın yapabilme, eğitim ve öğretimi özgürlük ve güvence içinde sürdürebilme hak ve yetkilerinin tanındığı, bu kapsamda akademik personelin sözleşmesinin esaslı bir neden gösterilmeden feshedilmesi veya yenilenmeyeceğini öngören bir işlemin akademik personellerin bilimsel özgürlüğünü, mesleki güvencesini zedeleyeceği, Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin "Öğretim elemanları" başlıklı 23. maddesinde; vakıf yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademik ve idari personelin çalışma esaslarının, 2547 sayılı Yasa'da devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabi olduğunun belirtildiği, vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alan akademik personelin mesleki güvenceleri ile devlet yükseköğretim kurumlarında görev alan akademik personelin mesleki güvenceleri arasında ayırım yapılmadığı ve bu yönden bilimsel özerklik ilkesine uygun bir düzenleme yapıldığı görülmektedir. Dosyada yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının sınav gözetmeni olarak görevlendirildiği 23/11/2022 tarihinde yapılan bir dersin sınavına 20 dakika geç gelmesi sebebiyle sınavın gecikmeli başlamasına sebep olduğu, söz konusu olay ile ilgili yazılı uyarıda bulunulduğu, bağlı olduğu öğretim üyesi ile çeşitli sorunlar yaşayan davacının bağlı olduğu öğretim üyesinin talebi doğrultusunda başka bir öğretim üyesine bağlandığı, davacının bağlı olduğu öğretim üyesinin değiştirilmesi sonrasında eski bağlı öğretim üyesinin yeni asistanı ile görevi olmayan konulara müdahale etmek suretiyle imalı yazışmalar yapması sebebiyle çalışma düzenini bozduğu gerekçeleriyle davacının sözleşmesinin yenilenmemesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacının her ne kadar bağlı olduğu üyesi ile çeşitli sorunlar yaşadığı ve davacının çalışma düzenini bozan davranışları sebebiyle bağlı öğretim üyesi tarafından davacı ile çalışmak istemediği belirtilmişse de, bu hususta davacı hakkında herhangi bir disiplin soruşturması açılmadığı, hangi davranışlarının çalışma düzenini bozduğu yönünde somut tespitlerin yapılmadığı görülmektedir. Sözleşme yenilenmemesine gerekçelerinden birini oluşturan davacının eski bağlı üyesinin yeni asistanına talimatlar vererek görevi olmayan konularda müdahale ettiği yönünden de, dosya kapsamında bulunan yazışmalardan davacının eski bağlı üyesinin şifresinin kendisinde bulunduğu ve bu konuda ilerde bir sorun yaşanmaması amacıyla hocanın şifresinin değiştirilmesinin belirtildiği, yazışmanın bu konudan ibaret olduğu görülmektedir. Diğer taraftan, davacının 2020 yılından itibaren davalı Üniversitede görev yapmaya başladığı, görev yaptığı süre içerisinde bir kez gözetmeni olduğu sınava 20 dakika geç kaldığı, konu ile ilgili de yazılı olarak uyarıldığı, sonrasında da tekrarının yaşanmadığı anlaşıldığından, bu hususun tek başına sözleşme yenilememeye gerekçe oluşturması araç ile amaç arasındaki ilişkiyi açıklayan ölçülülük ilkesine uygun olmayacağı gibi hakkaniyete aykırı olacaktır. Bu durumda, davacının sözleşmesine gerekçe olarak gösterilen hususların sözleşme yenilememeye gerekçe oluşturamayacağı, davacının akademik yönden yetersizliği de davalı idarece ortaya konulamadığı görüldüğünden, davacının sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte taraftan, her ne kadar istinaf aşamasında, davalı idare tarafından davacının sözleşmesinin yenilenmemesine gerekçe olarak, fakültedeki öğrenci sayılarının azalması da gösterilmişse de, dava konusu işlemin tesis edildiği aşamada bu hususa ilişkin herhangi bir gerekçenin belirtilmediği, dava devam ederken ileri sürülen bu gerekçenin de tek başına dava konusu işlemi hukuka uygun hale getirmeyeceği açıktır. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki …İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin kabulü ile davanın reddine ilişkin temyize konu Bölge Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. … Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak 25/11/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- İdareye; sözleşmeli personel çalıştırıp çalıştırmama veya sözleşmesi sona eren bir personelin sözleşmesini yenileyip yenilememe konusunda takdir hakkı tanındığında tartışma bulunmamakta, takdir hakkının kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılacağı hususu ise yargısal içtihatlarla istikrarlı şekilde gözetilmektedir. Kimi hukuk yazınında ve yargı kararlarında; idarenin sözleşme yenilememe yönünde tesis ettiği işlemler ile devam eden bir sözleşmenin feshine yönelik işlemler arasındaki nitelik farkı gözetilmeksizin, sözleşme yenilememe işlemlerinde de idarenin kullandığı takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanıldığının, idarece ispat edilmesi yani somut delillerle ortaya konulması gerektiği ifade edilmektedir. Oysa, devam eden bir sözleşmenin feshi işleminde idarenin, feshin haklılığını ispat etmek diğer bir anlatımla sözleşmenin niçin feshedildiğini somut gerekçelerle ortaya koymak zorunluluğu bulunmasına karşın, süresi bitmiş bir sözleşmenin yenilenmemesi konusunda idareye ispat külfeti yüklemek yani sözleşmenin niçin yenilenmediğinin somut gerekçelerle ortaya konulmasını beklemek ya da mahkeme kararlarıyla idareyi sözleşme yenilemeye zorlamak, kanun koyucunun idareye tanıdığı takdir yetkisini büsbütün ortadan kaldırma, her nasılsa bir defa sözleşme imzalayan bir kişinin disipliner sonuç doğuran bir eylemde bulunmadığı ve bu eylemin soruşturma raporuyla tespit edilmediği sürece sözleşmesinin yargı kararıyla mütemadiyen yenilenmesini sağlama sonucunu doğuracaktır. Öte yandan sözleşme ilişkisinin başlangıcında ilgililer tarafından sözleşmenin süreli olduğu ve sürenin bitiminde kendiliğinden ortadan kalkacağı bilinmekte olup, sözleşmesinin devamı konusunda haklı bir beklenti oluştuğundan da söz edilemez. Yapılan açıklamalar çerçevesinde, davacının süresi biten sözleşmesinin yenilenmeyeceğinin bildirilmesi şeklinde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görmediğimden aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılamıyorum. Dava konusu işlemin hukuka uygun olması nedeniyle davacının parasal ve özlük hak kayıplarının ödenmesi isteminin de reddi gerektiği açıktır.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar

Danıştay 8. Dairesi'nin 2025/4319 Esas ve 2025/9138 Karar sayılı değerlendirmesinde, Anayasa'nın 130. maddesinin akademik personele bilimsel özgürlük, serbestçe araştırma ve yayın yapabilme ile eğitim ve öğretimi güvence içinde sürdürme haklarını tanıdığı, esaslı bir gerekçe sunulmaksızın sözleşmenin yenilenmemesinin bu mesleki güvenceyi zedeleyeceği vurgulanmıştır. Danıştay 8. Dairesi yaklaşımında ayrıca, akademik faaliyetlerini yürüten, yayın yapan ve ders görevlerini yerine getiren bir öğretim üyesinin somut bir dayanak gösterilmeksizin görev süresinin uzatılmamasının hukuk devleti ilkesiyle çeliştiği ifade edilmektedir.

Ek Akademik Kriterlerin Belirlenmesi ve Zaman Bakımından Uygulanması

2547 sayılı Kanun'un 23. maddesinin (c) fıkrası uyarınca yükseköğretim kurumları, YÖK onayını almak kaydıyla, bilimsel kaliteyi yükseltmek amacıyla ve disiplinler arası farklılıkları gözeterek doktor öğretim üyesi atamalarında objektif ve denetlenebilir ek koşullar belirleme yetkisine sahiptir. Üniversitelerin asgari koşulların üzerine çıkarak koyduğu bu kriterlerin ilgililere önceden bildirilmiş ve adaylarca bilinir olması aranmaktadır. Danıştay 8. Dairesi'nin 2025/4915 Esas ve 2025/7673 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, idarenin düzenleyici işlem yapma takdir yetkisi kamu yararı, hizmet gerekleri, hukuk devleti, hukuk güvenliği ve kazanılmış haklara riayet ilkeleri çerçevesinde kullanılmalıdır.

Danıştay 8. Daire, E. 2025/4915, K. 2025/7673Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2025/4915 E.  ,  2025/7673 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2025/4915 Karar No : 2025/7673 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI): … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Atılım Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümünde 10/04/2008-30/06/2019 tarihleri arasında doktor öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, 30/06/2018-30/06/2019 tarihleri arasında geçerli olan belirli süreli iş sözleşmesinin 30/06/2019 tarihinden itibaren yenilenmeyerek sona erdirilmesine ilişkin … tarih ve E… sayılı işlemin iptali ile 5.000,00.TL manevî, 100,00.TL maddî olmak üzere toplam 5.100,00.TL tazminat ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:… İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 10/04/2008 tarihinde Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümünde doktor öğretim üyesi olarak göreve başlayan davacının, aradan 11 yıl geçmesine rağmen yönergede belirlenen azamî sürede doçent olarak atanma veya yükseltilme şartını sağlayamadığı sabit olup, bu doğrultuda davacının belirli süreli iş sözleşmesinin 30/06/2019 tarihinden itibaren yenilenmeyerek sona erdirilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Anılan kararın Dairemizin 29/09/2023 tarih ve E:2022/1481, K:2023/4219 sayılı kararı ile 2547 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi uyarınca, davacının sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin dava konusu işlemin, mütevelli heyet onayı ile veya mütevelli heyetin yetkisini devrettiği vakıf yükseköğretim kurumu yöneticisi tarafından tesis edilmesi gerekirken, mütevelli heyet başkanınca tesis edildiği anlaşıldığından, işlemin yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile uyuşmazlık, bozma kararında belirtilen yönüyle incelendiğinde, davalı idare Mütevelli Heyetinin… tarih ve … toplantı sayılı, "Gündem Maddeleri: Öğretim Elemanları Sözleşmelerinin Sona Erdirilmesi hk." kararıyla "atama/yükselme süreleri 2018-2019 akademik yılı sonunda dolduğu halde atama/yükselme koşullarını sağlamayan/atanmayan öğretim elemanlarının akdetmiş oldukları Atılım Üniversitesi Usul ve Esasları Sözleşmelerinin iş/hizmet akitlerinin 2018-2019 yılı sonunda yenilenmeyerek sona erdirilmesine" karar verildiği, aynı kararın "bu hususta gerekli iş ve işlemleri tesis etmek üzere mütevelli heyeti başkanına yetki verilmesine" ilişkin kısmının, mütevelli heyeti tarafından sona erdirilen iş/hizmet akitlerine ilişkin gerekli iş ve işlemleri tesis etme ile sınırlı olduğu, davacının da atanma/yükselme koşullarını sağlamadığı değerlendirilmekle bahse konu mütevelli heyet kararı kapsamında olduğu, başka bir deyişle mütevelli heyet kararıyla iş/hizmet akdi sonlandırılan personel olduğu sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle Danıştay Sekizinci Dairesi'nin 29/09/2023 tarih ve E:2022/1481, K:2023/4219 sayılı bozma kararına uyulmayarak, davacının istinaf başvurusunun reddine ilişkin ilk kararda ısrar edilmiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 26/03/2025 tarih ve E:2024/792, K:2025/694 sayılı kararıyla …İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin temyize konu… tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ısrar hususu yönünden onanmasına karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, sözleşmenin yenilenmemesine gerekçe gösterilen Yönergenin Nisan 2018 tarihinde yürürlüğe girdiği, yeni yürürlüğe giren yönerge uyarınca aranan şartların müvekkili bakımından uygulanmasının mümkün olmadığı, zira aranan şartların, müvekkilince 1 yıl içerisine tamamlanması mümkün olmayan şartlar olduğu, bu bakımdan da idarenin işlem ve eylemlerinin öngörülebilir ve belirli olması ilkeleri gereği uygulanmasının hukuken mümkün olmadığının açık olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, işlemin hukuka ve mevzuata uygun tesis edildiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 26/03/2025 tarih ve E:2024/792, K:2025/694 sayılı kararı ile işin esası hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın gönderilmesi neticesinde işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dava; Atılım Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümünde 10/04/2008-30/06/2019 tarihleri arasında doktor öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, 30/06/2018-30/06/2019 tarihleri arasında geçerli olan belirli süreli iş sözleşmesinin 30/06/2019 tarihinden itibaren yenilenmeyerek sona erdirilmesine ilişkin… tarih ve E… sayılı işlemin iptali ile 5.000,00.TL manevî, 100,00.TL maddî olmak üzere toplam 5.100,00.TL tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 1982 Anayasası'nın 130. maddesinde; çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversitelerin Devlet tarafından kanunla kurulacağı, kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumlarının kurulabileceği, vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarının, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tabi olduğu kuralı yer almaktadır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun Ek 2. maddesinde, "Vakıflar; kazanç amacına yönelik olmamak şartıyla ve mali ve idari hususlar dışında, akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden bu Kanunda gösterilen esas ve usullere uymak kaydıyla, Yükseköğretim kurumları veya bunlara bağlı birimlerden birini veya birden fazlasını ya da bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne bağlı olmaksızın, ekonominin ihtiyaç duyduğu alanlarda yüksek nitelikli işgücü yetiştirmek amacıyla, bu Kanun hükümleri çerçevesinde kalmak şartıyla meslek yüksekokulu kurabilir." hükmüne yer verilmiş; Ek 5. maddesinde, vakıflarca kurulacak yükseköğretim kurumlarının, vakıf yönetim organı dışında en az yedi kişiden oluşan bir mütevelli heyeti bulunacağı, mütevelli heyetin vakıf yükseköğretim kurumunun tüzelkişiliğini temsil edeceği ve yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerini yapacağı, atamalarını ve görevden alınmalarını onaylayacağı hükme bağlanmış; Ek 8. maddesinde ise, vakıfça kurulacak yükseköğretim kurumlarındaki akademik organların, Devlet yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar gibi düzenleneceği ve onların görevlerini yerine getireceği, öğretim elemanlarının niteliklerinin Devlet yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının nitelikleri ile aynı olacağı, hükmü düzenlenmiştir. Vakıf Yüksek Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin “Öğretim elemanları” başlıklı 23. maddesinde ise, “Öğretim elemanlarının seçimi, değerlendirilmesi, seçilenlerin uygun görülen akademik unvanlarla görevlendirilmeleri ve yükseltilmeleri yürürlükteki kanun ve yönetmelik hükümlerine uyularak vakıf yükseköğretim kurumunun yetkili akademik organlarınca yapılır. Öğretim elemanlarının atamalarında, devlet yükseköğretim kurumlarındaki atamalarda aranan şartlara ilaveten vakıf yükseköğretim kurumunun akademik yönden gerekli gördüğü şartlar da aranabilir. Vakıf meslek yüksekokullarında özellikle uygulamalı derslerde görevlendirilecek öğretim elemanlarının atanmasında çalışma deneyimine sahip olması gözetilir. Vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alacak olan akademik ve idari personelin çalışma esasları 2547 sayılı Kanunda devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabidir.” kuralı yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdareler, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, hizmette etkinliğin sağlanması için gerekli önlemleri alma, bu kapsamda mevzuat değişikliği yapma hususunda takdir yetkisine sahiptirler. Kamu hizmetlerinin hangi koşullar altında ve nasıl yürütüleceğini önceden saptamak her zaman mümkün olmadığı için, gelişen durumlara ayak uydurmak ve ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla düzenleyici işlemler üzerinde gerekli değişiklikleri yapma hususunda idarelerin takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak, idareye tanınan bu takdir yetkisinin, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmeyeceği de açıktır. Zira, takdir yetkisi ile idareye ancak hukuk kuralları içinde hareket özgürlüğü tanınmış olduğundan, yasa koyucu tarafından idareye tanınan bu yetkinin başta kamu yararı olmak üzere hizmet gereklerine, hukuk devleti, hukuk güvenliği ve kazanılmış haklara riayet ilkelerine uygun olarak kullanılması gerekmektedir. Hukuk devleti ilkesinin ön koşullarından biri "hukuk güvenliği" ilkesinin korunmasıdır. Hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda, önceden oluşmuş hukuksal durumların, sonradan yapılacak işlemlerle değiştirilmesi, hukuktan beklenen güvenle bağdaşmayacaktır. Dosyanın incelenmesinden; davacının 10/04/2008 tarihinde Atılım Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümünde doktor öğretim üyesi olarak göreve başladığı, Yönergede belirlenen süre içerisinde doçent olamadığı gerekçesiyle 30/06/2018-30/06/2019 tarihleri arasında geçerli olan belirli süreli iş sözleşmesinin 30/06/2019 tarihinden itibaren yenilenmeyerek sona erdirildiği, bu işlemin iptali ile 5.000,00.TL manevî, 100,00.TL maddî olmak üzere toplam 5.100,00.TL tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, 16/04/2018 tarihli 5 sayılı Atılım Üniversitesi Senato kararıyla yürürlüğe konulan Atılım Üniversitesi Öğretim Elemanı Başarım (Performans) Ölçme Kriterleri Usûl ve Esasları Yönergesinin "Doktor öğretim üyesi" başlıklı 10. maddesinde; "Üniversitede ilk kez doktor öğretim üyesi olarak atanan/yükseltilen öğretim elemanı, doktora mezuniyet tarihinden itibaren azamî altı yıl süre ile bu görevi sürdürebilir. Doktora mezuniyeti sorasında üniversite dışında herhangi bir kurum, kuruluşta çalışmış ve daha sonra üniversitede doktor öğretim üyesi olarak atanan/yükseltilen öğretim elemanı, atama/yükseltme tarihinden itibaren azamî altı yıl süreyle bu görevi sürdürebilir. Bu süreler sonunda üniversitenin doçentlik koşullarını sağlayamamaları sebebiyle doçent olarak atanamayan/yükseltilemeyen doktor öğretim üyelerinin sözleşmeleri, ilgili akademik yıl sonunda yenilenmez" hükmüne, Geçici 6. maddesinde ise; "Bu yönerge yürürlüğe girdiği tarihte üniversitede doktor öğretim üyesi olarak görev yapan ve 10. maddenin 1. fıkrasında belirtilen süreler sonunda doçent olarak atanma/yükseltilme koşulunu sağlayamamış olan kişilerin sözleşmeleri, 2018 – 2019 akademik yılı sonundan başlamak üzere, ilgili akademik yıl sonu sözleşme döneminde yenilenmez" düzenlemesine yer verildiği görülmektedir. Öte yandan; öğretim üyelerinin sözleşme süreleri sonunda aynı kadroya yeniden atanabilmeleri için getirilen ek koşulların, öğretim üyelerine belirli bir süre içinde belli sayıda akademik çalışma yapma zorunluluğu gibi bir mükellefiyet yüklemesi durumunda, öngörülen sürelerin, ek koşulun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren hesaplanması gerekmektedir. Aksi takdirde, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin açık bir şekilde ihlali sonucu ortaya çıkar. Buna göre, 10/04/2008 tarihinde Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümünde doktor öğretim üyesi olarak göreve başlayan davacının en son sözleşmesinin 30/06/2018-30/06/2019 tarihlerini kapsayacak şekilde yenilendiği; 16/04/2018 tarihli 5 sayılı Atılım Üniversitesi Senato kararıyla yürürlüğe konulan Atılım Üniversitesi Öğretim Elemanı Başarım (Performans) Ölçme Kriterleri Usûl ve Esasları Yönergesinin "Doktor öğretim üyesi" başlıklı 10. maddesinde; "Üniversitede ilk kez doktor öğretim üyesi olarak atanan/yükseltilen öğretim elemanı, doktora mezuniyet tarihinden itibaren azamî altı yıl süre ile bu görevi sürdürebilir. Doktora mezuniyeti sorasında üniversite dışında herhangi bir kurum, kuruluşta çalışmış ve daha sonra üniversitede doktor öğretim üyesi olarak atanan/yükseltilen öğretim elemanı, atama/yükseltme tarihinden itibaren azamî altı yıl süreyle bu görevi sürdürebilir. Bu süreler sonunda üniversitenin doçentlik koşullarını sağlayamamaları sebebiyle doçent olarak atanamayan/yükseltilemeyen doktor öğretim üyelerinin sözleşmeleri, ilgili akademik yıl sonunda yenilenmez" hükmü ile, Geçici 6. maddesinde ise; "Bu yönerge yürürlüğe girdiği tarihte üniversitede doktor öğretim üyesi olarak görev yapan ve 10. maddenin 1. fıkrasında belirtilen süreler sonunda doçent olarak atanma/yükseltilme koşulunu sağlayamamış olan kişilerin sözleşmeleri, 2018 – 2019 akademik yılı sonundan başlamak üzere, ilgili akademik yıl sonu sözleşme döneminde yenilenmez" düzenlemeleri gereği davacının sözleşmesinin yenilenmemesine karar verildiği; buna karşın davacının sözleşmesinin sona ermesine 1 yıldan biraz fazla süre kaldığı göz önüne alındığında, bu süre zarfında sözleşme döneminde sağlanması gereken koşulun davacıda aranmasının hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olacağı anlaşıldığından, davacının Yönergede belirlenen ön koşulu sağlayabilmesi ve gerekli hazırlıkları yapabilmesi için süre tanınması amacıyla sözleşmesinin yenilenmesi gerektiği kanaatine varılmaktadır. Bununla birlikte davacının yenilenecek sözleşmesinin sonunda durumunun üniversitenin Akademik Değerlendirme Yönergesi uyarınca yeniden değerlendirmeye tabi tutulacağı açıktır. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki … İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:… K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak 15/10/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- Dava; Atılım Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümünde, Öğretim Üyesi Çalışma Usul ve Esasları Sözleşmesi ile doktor öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, sözleşmesinin 30/06/2019 tarihi itibarıyla yenilenmeyerek sona erdirilmesine ilişkin Mütevelli Heyet Başkanının … tarih ve E… sayılı işlemin iptali ile 5.000,00 TL manevi, 100,00 TL maddi olmak üzere toplam 5.100,00 TL tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İdareye; sözleşmeli personel çalıştırıp çalıştırmama veya sözleşmesi sona eren bir personelin sözleşmesini yenileyip yenilememe konusunda takdir hakkı tanındığında tartışma bulunmamakta, takdir hakkının kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılacağı hususu ise yargısal içtihatlarla istikrarlı şekilde gözetilmektedir. Kimi hukuk yazınında ve yargı kararlarında; idarenin sözleşme yenilememe yönünde tesis ettiği işlemler ile devam eden bir sözleşmenin feshine yönelik işlemler arasındaki nitelik farkı gözetilmeksizin, sözleşme yenilememe işlemlerinde de idarenin kullandığı takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanıldığının, idarece ispat edilmesi yani somut delillerle ortaya konulması gerektiği ifade edilmektedir. Oysa, devam eden bir sözleşmenin feshi işleminde idarenin, feshin haklılığını ispat etmek diğer bir anlatımla sözleşmenin niçin feshedildiğini somut gerekçelerle ortaya koymak zorunluluğu bulunmasına karşın, süresi bitmiş bir sözleşmenin yenilenmemesi konusunda idareye ispat külfeti yüklemek yani sözleşmenin niçin yenilenmediğinin somut gerekçelerle ortaya konulmasını beklemek ya da mahkeme kararlarıyla idareyi sözleşme yenilemeye zorlamak, kanun koyucunun idareye tanıdığı takdir yetkisini büsbütün ortadan kaldırma, her nasılsa bir defa sözleşme imzalayan bir kişinin disipliner sonuç doğuran bir eylemde bulunmadığı ve bu eylemin soruşturma raporuyla tespit edilmediği sürece sözleşmesinin yargı kararıyla mütemadiyen yenilenmesini sağlama sonucunu doğuracaktır. Öte yandan sözleşme ilişkisinin başlangıcında ilgililer tarafından sözleşmenin süreli olduğu ve sürenin bitiminde kendiliğinden ortadan kalkacağı bilinmekte olup, sözleşmesinin devamı konusunda haklı bir beklenti oluştuğundan da söz edilemez ise de; sözleşmenin istikrarlı şekilde yenilendiği durumlarda davalı idarenin sözleşme süresinin bitiminden önce karşı tarafa sözleşmenin yenilenmeyeceğini bildirmesi haklı beklenti ilkesinin tabii sonucu olarak görülebilir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde, davacının süresi bitecek olan sözleşmesinin yenilenmeyeceğinin bildirilmesi şeklinde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görmediğimden aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılamıyorum. Kaldı ki; … tarihli … sayılı Atılım Üniversitesi Senato kararıyla yürürlüğe konulan Atılım Üniversitesi Öğretim Elemanı Başarım (Performans) Ölçme Kriterleri Usûl ve Esasları Yönergesinin Geçici 6. maddesinde; "Bu yönerge yürürlüğe girdiği tarihte üniversitede doktor öğretim üyesi olarak görev yapan ve 10. maddenin 1. fıkrasında belirtilen süreler sonunda doçent olarak atanma/yükseltilme koşulunu sağlayamamış olan kişilerin sözleşmeleri, 2018 – 2019 akademik yılı sonundan başlamak üzere, ilgili akademik yıl sonu sözleşme döneminde yenilenmez" hükmüne yer verildiği, davacının sözleşmesinin 30/06/2018-30/06/2019 tarihlerini kapsayacak şekilde yenilenmesi neticesinde Yönergede yer alan koşulun davacı tarafından karşılanamadığı ve anılan hükmün yürürlükte olduğu düşünüldüğünde işlemin bu yönüyle de hukuka uygun olduğu kanaatine varılmaktadır. Dava konusu işlemin hukuka uygun olması nedeniyle tazminat isteminin de reddi gerektiği açıktır.

Danıştay 8. Dairesi'nin 2025/4915 Esas ve 2025/7673 Karar sayılı ilamına konu uyuşmazlıkta çoğunluk; öğretim üyelerinin görev süresi sonunda yeniden atanabilmeleri için getirilen ve belirli sürede akademik çalışma yükümlülüğü öngören ek koşullarda sürenin kuralın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren hesaplanması gerektiğine, yürürlüğe giren yeni yönergedeki şartı sağlayabilmesi için yeterli hazırlık imkanı verilmeksizin sözleşmenin yenilenmemesinin hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırılık oluşturacağına hükmetmiştir. Buna karşılık aynı karardaki karşı oyda, süresi dolacak sözleşmenin yenilenmeyeceğinin bildirilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı görüşü yer almıştır. Çoğunluk gerekçesinde ayrıca, yenilenecek sözleşme hitamında ilgilinin durumunun yürürlükteki akademik değerlendirme yönergesi uyarınca yeniden inceleneceği belirtilmiştir.

Gerekçelerin Somutlaştırılması, Disiplin Cezaları ve Kadro İhtiyacı

Yargı kararlarına konu olan somut olaylarda; akademik performans değerlendirmesinde dış inceleme mektubu istenen öğretim üyelerinden yanıt vermeyenlerin bu tutumunun aday aleyhine olumsuz puan sayılmasının hukuka aykırı görüldüğü, Üniversitelerarası Kurul tarafından doçentlik unvanı verilmiş bir akademisyenin eş zamanlı olarak bilimsel yetersizlik iddiasıyla sözleşmesinin yenilenmemesinin akademik teamüllere ve hayatın olağan akışına uygun düşmediği kabul edilmiştir. Danıştay 8. Dairesi'nin 2025/4319 Esas ve 2025/9138 Karar sayılı incelemesinde ise, işlem tesis edilirken dayanılmayan öğrenci veya kontenjan azalması gibi gerekçelerin dava sürecinde sonradan öne sürülmesinin işlemi tek başına hukuka uygun kılmayacağı değerlendirilmiştir.

Disiplin yaptırımı ile atama hukuku farklı alanlar olarak değerlendirilmekte olup disiplin cezası almış olmak tek başına akademik yetersizlik neticesini doğurmaz. Bununla birlikte verilen disiplin cezasının hukuka uygun bulunması ve ilgilinin akademik verimliliğini tamamen ortadan kaldırdığının ortaya konulması halinde yenilememe kararına dayanak alınabileceği ileri sürülmektedir. Benzer şekilde, sözleşmenin uzatılmamasının ilgili bölümdeki eğitim ve öğretimi sekteye uğratması ya da kadro ihtiyacının karşılanamaması durumunda işlemin kamu yararı ve hizmet gerekleriyle çelişeceği, idarenin kadro planlamasını gözetmesi gerektiği yönünde yaklaşımlar bulunmaktadır.

Vakıf Üniversitelerinde Görevli Yargı Yolu ve Mesleki Güvence

Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 23. maddesi uyarınca vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan akademik personelin çalışma esasları, 2547 sayılı Kanun'un devlet üniversiteleri için getirdiği hükümlere tabidir. Danıştay 8. Dairesi'nin 2025/4319 Esas ve 2025/9138 Karar sayılı kararında, vakıf yükseköğretim kurumlarındaki akademik personelin mesleki güvenceleri ile devlet üniversitelerindeki personelin mesleki güvenceleri arasında ayrım yapılmadığı belirtilmiştir. Vakıf üniversitelerinde atama, yükseltme ve sözleşme yenilememe gibi akademik görevden kaynaklanan uyuşmazlıkların idare mahkemesinde çözüleceği ve bildirimin tebliğinden itibaren altmış günlük süre içinde iptal davası açılabileceği kabul edilmektedir.

İptal Kararının Sonuçları ve Başka Üniversiteye Geçişin Etkisi

Sözleşme yenilememe işleminin iptaline karar verilmesi halinde, idari işlem hiç tesis edilmemiş gibi sonuç doğurur. Bu doğrultuda ilgili personelin açıkta kaldığı döneme dair maaş, ek ders ve yan ödemeler gibi mali hakları ile özlük haklarını faiziyle birlikte talep edebilme imkanı doğar.

Yargılama sürecinde personelin başka bir üniversitede çalışmaya başlamasının açılmış olan davayı düşürmeyeceği, haksız işlemden kaynaklanan özlük hakkı kayıpları ve manevi zarar yönünden yargılamanın süreceği, davanın lehe sonuçlanması durumunda ise eski kuruma dönüş hakkının korunduğu değerlendirilmektedir.

Sözleşmesi yenilenmeyen doktor öğretim üyesi nerede ve kaç günde dava açmalıdır?

Sözleşmenin yenilenmediğinin tebliğinden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde yürütmeyi durdurma istemli iptal davası açılmalıdır. Bu usul vakıf üniversitelerinde çalışan öğretim elemanları için de geçerlidir.

Üniversitelerin belirlediği ek kriterler devam eden sözleşmelere derhal uygulanabilir mi?

Danıştay 8. Dairesi kararına konu uyuşmazlıkta çoğunluk, çalışma yükümlülüğü getiren ek kriterlerde sürenin kuralın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren hesaplanması ve hazırlık imkanı tanınması gerektiğini belirtmiştir; aynı karardaki karşı oyda ise süresi biten sözleşmenin yenilenmemesi hukuka uygun bulunmuştur.

Disiplin cezası sözleşmenin yenilenmemesine tek başına dayanak yapılabilir mi?

Disiplin cezası kendiliğinden akademik yetersizlik sayılmaz; ancak cezanın hukuka uygun bulunması ve ilgilinin akademik verimliliğini tamamen ortadan kaldırdığının ispatlanması halinde sözleşme yenilememe kararına dayanak oluşturabilir.

Dava sürerken başka bir üniversitede işe başlamak açılan davayı düşürür mü?

Hayır, dava devam ederken başka bir üniversitede göreve başlamak davayı düşürmez; uğranılan manevi zarar ve özlük hak kaybı yönünden yargılama devam eder ve davanın kazanılması halinde eski kuruma dönme hakkı korunur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu