Doktor Disiplin Soruşturması: İtiraz ve İptal Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Doktor Disiplin Soruşturması: İtiraz ve İptal Davası

Hekimler hakkında yürütülen disiplin soruşturması, çalıştıkları kurumun statüsüne göre farklı hukuki rejimlere tabidir. Devlet hastanesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi olarak görev yapan doktorlara hem 657 sayılı Kanun hem de Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliği birlikte uygulanmaktadır. Özel hastane hekimleri bakımından ise yalnızca TTB Disiplin Yönetmeliği hükümleri geçerlidir.

Devlet Hekimlerine Uygulanan 657 Sayılı Kanun Çerçevesi

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesi, hangi fiile karşılık hangi disiplin cezasının verileceğini düzenlemektedir. Ceza türleri uyarmadan devlet memurluğundan çıkarmaya kadar beş basamaktan oluşmaktadır. Cezanın ağırlığına göre yetkili makam da değişmektedir: uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarını disiplin amirleri verebilirken (DMK m. 124), kademe ilerlemesinin durdurulması cezası memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararından sonra atamaya yetkili amirler ya da il disiplin kurullarının kararına dayanan hâllerde valiler tarafından verilmektedir. Devlet memurluğundan çıkarma cezası ise amirlerin talebi üzerine ilgili kurumun Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla uygulanmaktadır.

Disiplin kurulları ve Yüksek Disiplin Kurulu, önerilen cezayı kabul veya reddeder; bu kurulların bağımsız olarak başka bir ceza tayin etme yetkisi yoktur. Ret hâlinde atamaya yetkili amirler on beş gün içinde farklı bir disiplin cezası verme hakkını saklı tutmaktadır.

Disiplin Cezası Verme Süreleri ve Zamanaşımı

657 sayılı Kanun kapsamında ceza verme yetkisi belirli sürelerle sınırlandırılmıştır. Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları soruşturmanın tamamlandığı günden itibaren on beş gün içinde verilmelidir. Kademe ilerlemesinin durdurulmasını gerektiren hâllerde soruşturma dosyası on beş gün içinde yetkili disiplin kuruluna iletilmeli; disiplin kurulu ise dosyayı aldığı tarihten itibaren otuz gün içinde kararını bildirmelidir. Memurluktan çıkarma cezasına ilişkin dosya Yüksek Disiplin Kuruluna iletildikten itibaren en fazla altı ay içinde karara bağlanmaktadır.

DMK m. 125 kapsamında iki ayrı zamanaşımı işlemektedir. İlki, soruşturma başlatma zamanaşımıdır: uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında fiilin öğrenildiği tarihten itibaren bir ay, memurluktan çıkarma cezasında ise öğrenme tarihinden itibaren altı ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmazsa ceza verme yetkisi zamanaşımına uğramaktadır. İkincisi, fiil tarihinden itibaren işleyen zamanaşımıdır: disiplin cezasını gerektiren fiil veya hâlin işlendiği tarihten itibaren her hâlükârda iki yıl içinde disiplin cezası verilmezse ceza verme yetkisi düşmektedir. Bu sürelere uyulmaksızın, yetkisiz amir tarafından ya da savunma alınmadan verilen disiplin cezaları usul hukuku açısından hukuka aykırılık oluşturabilmektedir.

Savunma Hakkı ve Usul Güvenceleri

Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yürüten makam veya yetkili disiplin kurulu, yedi günden az olmamak üzere bir süre tanımak zorundadır; bu süre içinde savunma yapılmaması savunma hakkından feragat olarak kabul edilmektedir. Memurluktan çıkarma cezasının söz konusu olduğu hâllerde hekim, soruşturma evrakını inceleme, tanık dinletme ve disiplin kurulunda bizzat ya da vekili aracılığıyla sözlü veya yazılı savunma yapma hakkına sahiptir.

Ceza yargılaması ile disiplin soruşturması birbirinden bağımsız işlemektedir. Aynı eylem nedeniyle ceza mahkemesinde kovuşturma başlamış olması disiplin sürecini geciktiremez; ceza mahkemesinde mahkûmiyet veya beraat kararı verilmiş olması da ayrıca disiplin cezası uygulanmasına engel teşkil etmez. Aynı şekilde disiplin kovuşturmasının tamamlanmış olması, fiilin genel ceza hükümleri kapsamına girmesi durumunda ceza kovuşturması açılmasını engellemez.

Disiplin Cezalarının Sonuçları ve Sicilden Silinme

Disiplin cezaları verildikleri tarihten itibaren hüküm doğurur ve derhal uygulanır; aylıktan kesme cezası ise cezanın verildiği tarihi izleyen aybaşında uygulanır. Aylıktan kesme cezası alanlar beş yıl, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanlar on yıl süreyle daire başkanlığı ve dengi ya da üstü görevlere, bölge ve il teşkilatlarının en üst yöneticiliğine, düzenleyici ve denetleyici kurum başkanlık ile üyeliklerine, valilik ve büyükelçilik kadrolarına atanamaz.

Devlet memurluğundan çıkarma dışındaki cezalar özlük dosyasına işlenmektedir. Uyarma ve kınama cezalarının uygulanmasından beş yıl, diğer cezaların uygulanmasından on yıl geçtikten sonra memur, atamaya yetkili amire başvurarak cezanın dosyasından silinmesini isteyebilir. Bu hak ancak ilgili süre içindeki davranışların silinme isteğini haklı kılacak nitelikte görülmesi koşuluyla kullanılabilmektedir; silinme kendiliğinden gerçekleşmez. Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının silinmesinde ise ek olarak disiplin kurulunun mütalaası alınması gerekmektedir.

Tekerrür kuralları da cezanın belirlenmesinde önem taşımaktadır. Disiplin cezasına yol açan fiil veya hâlin, cezanın özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre dolmadan yinelenmesi hâlinde bir derece ağır ceza uygulanmaktadır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat birbirinden bağımsız fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında da bir derece ağır ceza verilmektedir. Buna karşılık geçmiş hizmetleri olumlu değerlendirilen ve ödül ya da başarı belgesi bulunan memurlar için bir derece hafif ceza uygulanması mümkündür; ancak bu takdire bağlı bir imkândır, zorunluluk değildir.

TTB Disiplin Yönetmeliği: Yapı, Suçlar ve Yaptırımlar

TTB Disiplin Yönetmeliği kapsamında disiplin soruşturması oda yönetim kurulu tarafından yürütülmekte, disiplin kovuşturması ise onur kurulu ve Yüksek Onur Kurulu tarafından sonuçlandırılmaktadır. Soruşturma dosyası taraflar açısından alenidir. Meslekten alıkoyma cezasını gerektiren eylemler bakımından eylem tarihinden itibaren beş yıl, diğer cezalar için iki yıl içinde yönetim kurulunca soruşturma açılmasına karar verilmemesi hâlinde disiplin işlemi yapılamaz.

Yönetmelik kapsamında bazı eylemlerin hangi ceza türüne karşılık geldiği açıkça belirlenmiştir. Hastanın aydınlatılmış onamı alınmaksızın tıbbi girişimde bulunmak para cezası gerektiren disiplin suçları arasında sayılmaktadır. Acil hastalara gerekli tıbbi tedavinin başlatılmaması veya sevkin geciktirilmesi ile tanı ve tedavide bilimselliği kanıtlanmamış ya da bilim dışı yöntemlerin uygulanması ya da önerilmesi geçici meslekten alıkoyma cezasını gerektiren eylemler arasında yer almaktadır. Gerçeğe uygun olmayan rapor veya belge vermek ile gerçek dışı tıbbi kayıt düzenlenmesi de Yönetmelik'in 5. maddesinin ilgili bentleri kapsamında disiplin yaptırımına bağlanmıştır.

Danıştay 8. Daire, E. 2023/4873, K. 2023/4102Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2023/4873 E.  ,  2023/4102 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/4873 Karar No : 2023/4102 TEMYİZ EDEN (DAVACI): … VEKİLİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVALI): … Odası VEKİLİ: Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, mesul müdür olarak görev yaptığı özel hastanede gerçek dışı tıbbi kayıt düzenlenerek, SGK'dan haksız kazanç elde edilmesinde kusuru bulunduğundan bahisle TTB Disiplin Yönetmeliğinin 5/f ve 5/g maddeleri gereğince "meslekten 1 ay süreyle alıkoyulma" cezası ile tecziyesine ilişkin … tarih ve … sayılı kararın iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; savunma dilekçesinde, davacının 10.05.2022 tarihli dilekçe ile İstanbul Tabip Odası Onur Kurulu'nun davacının "30 gün meslekten men" cezası ile cezalandırılmasına yönelik kararına karşı itiraz ettiğinin belirtildiği, dava konusu işleme karşı yapılan itiraz üzerine Yüksek Onur Kurulu tarafından verilecek karar ile davacının disiplin cezasının kesinleşeceği dikkate alındığında, idari yargıda iptal davasına konu olabilecek kesin sonuç doğuran ve yürütülmesi zorunlu işlem niteliği taşımadığı anlaşılan işlemin iptali istemiyle açılan davanın 2577 sayılı Yasanın 15. maddesinin 1/b bendi uyarınca incelenmeksizin reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Hukuka aykırı olan temyiz istemine konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: … DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "1) İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz. 3) Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir. 6) Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Temyiz" başlıklı 46. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları, (d) bendinde ise, belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında verilen kararların Danıştay'da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği kurala bağlanmıştır. Özel Hastaneler Yönetmeliğinin "Mesul Müdür" başlıklı 16/1. maddesinde, "Özel hastanelerin tıbbi, idari ve teknik hizmetleri bir mesul müdür sorumluluğunda yürütülür."; "Mesul Müdürün Değişmesi" başlıklı 18. maddesinde, "Mesul müdürün görevden alınması, istifası, mesul müdürlük şartlarından herhangi birini kaybetmesi veya vefatı gibi hallerde; hastanenin sahibi tarafından, en geç bir ay içerisinde bu Yönetmelikte belirtilen şartları taşıyan yeni bir mesul müdür görevlendirilerek gerekli bilgi ve belgeler Müdürlüğe verilir. Yeni mesul müdür adına Müdürlükçe mesul müdürlük belgesi düzenlenir. Bu süre zarfında mesul müdür yardımcısı mesul müdürlük görevini yapar. Mesul müdürün değişmesi halinde, özel hastaneye yeni mesul müdür görevlendirilinceye kadar bu görevi geçici olarak mesul müdür yardımcısı vekaleten yürütür ve bu durum Müdürlüğe bildirilir." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; İdare Mahkemelerinin konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları dışında kalan bütün kararlarına karşı mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine istinaf başvurusunda bulunulabileceği, bölge idare mahkemesince istinaf incelemesi üzerine verilen kararlara karşı ise sadece 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde yer alan konular ile sınırlı olarak Danıştay'a temyiz başvurusunda bulunulabileceği, bölge idare mahkemelerince istinaf incelemesi üzerine verilen ve 46. madde kapsamı dışında olan kararların ise kesin olduğu görülmektedir. Olayda, davacı hakkında tesis edilen 1 ay meslekten men cezasına karşı açılan davanın, 2577 sayılı Kanun'un 46/1-(c) bendinde yer alan "belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davası" olarak nitelendirilemeyeceği açıktır. Öte yandan, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri gereği meslekten geçici men cezası alan bir tabibin mesul müdürlük görevinde bulunamayacağı açık ise de adı geçen sağlık kuruluşunda tam zamanlı çalışan ve mesul müdürlük şartını taşıyan bir başka tabibin görevlendirilebileceği mümkün olduğundan dava konusu işlemin ticari faaliyetin engellenmesine yönelik olmadığı ve bakılan davanın 2577 sayılı Kanunun 46/1-d bendi kapsamına da girmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, temyiz istemine esas teşkil eden kararın Bölge İdare Mahkemesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 46. maddesine göre temyiz yolu açık olmayan "kesin" kararlarından olduğu anlaşıldığından temyiz isteminin incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1- TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE, 2- Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kesin olarak, 26/09/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY (X)- 2577 sayılı Kanun'un "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde, "Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştay'da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir: … (d) bendinde; "Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları…" hükmüne yer verilmiştir. Türk Ticaret Kanunu ve sağlık mevzuatı hükümleri uyarınca hekimlik mesleği, ''Ticari bir iş/faaliyet'' değil ise de; davacının yapmış olduğu meslek faaliyetinin, geçimini temin ettiği gelir getirici bir iş olarak pekala ticari faaliyet olarak nitelendirilebileceği, kanun metninden de benzer sonucu doğuran her türlü işlemin temyize tabi olduğu anlaşıldığından, davacının "1 ay süre ile geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma" cezası ile cezalandırılmasına dair kararın da doktor olan davacının ticari faaliyetinin (geçimini temin ettiği mesleki faaliyetinin) icrasını otuz gün süreyle engellemesine sebebiyet verdiği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu nedenle, bahse konu işlemin iptali istemiyle açılan davada temyiz yolu açık bulunduğundan, davacının temyiz isteminin esasının görüşülerek bir karar verilmesi gerektiği görüşü ile temyiz isteminin incelenmeksizin reddine ilişkin aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

Bir hekim oda bölgesinde üç kez meslekten alıkoyma cezası almışsa ve yeni bir geçici meslekten alıkoyma cezasını gerektiren durum tespit edilirse, oda bölgesinde sürekli olarak çalışmaktan alıkonulmasına karar verilmektedir. TTB Yönetmeliği kapsamında uyarı ve para cezaları, aynı veya benzer konuda yeniden ceza alınmamış olması koşuluyla iki yıl sonunda sicilden silinmektedir; ancak aynı ya da benzer eylem nedeniyle ikinci bir ceza verilmesi durumunda ikinci cezadan itibaren dört yıl geçmeden silinme yapılamaz.

TTB Yönetmeliği Kapsamında Cezanın Kesinleşmesi

TTB Disiplin Yönetmeliği kapsamında cezanın kesinleşme yolu, cezanın türüne göre ayrışmaktadır. Uyarma ve para cezaları süresi içinde itiraz edilmezse kesinleşir ve derhal uygulanır. Meslekten alıkoyma cezaları ise itiraz edilip edilmediğine bakılmaksızın Yüksek Onur Kurulu'nun onama kararıyla kesinleşmekte ve Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanmaktadır.

İdari İtiraz Yolları

657 sayılı Kanun kapsamında verilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna; kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı ise Yüksek Disiplin Kuruluna itiraz edilebilmektedir. İtiraz süresi, kararın ilgiliye tebliğ tarihinden itibaren yedi gündür. Bu süre içinde itirazda bulunulmaması cezayı kesinleştirmektedir. İtiraz mercii, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendisine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararını vermek zorundadır. İtirazın kabulü hâlinde disiplin amirleri cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilir.

TTB Yönetmeliği kapsamında oda yönetim kurulunun soruşturma veya kovuşturma açılmasına yer olmadığına ilişkin kararlarına karşı ilgililer, bildirim tarihinden itibaren on beş gün içinde oda onur kuruluna itiraz edebilir. Tabip odası onur kurulunun verdiği her türlü karara karşı ise kararın bildiriminden itibaren on beş gün içinde yazılı olarak itiraz yoluna başvurulabilmekte; meslekten alıkoyma cezası söz konusu olduğunda bu itiraz TTB Yüksek Onur Kurulu'na yöneltilmektedir.

İdare Mahkemesinde İptal Davası

Disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca, özel kanunlarda ayrı bir süre öngörülmemiş hâllerde idare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gündür. Disiplin cezasının tebliğinden itibaren bu süre içinde dava açılmaması durumunda mahkeme, davayı süre aşımı gerekçesiyle reddetmektedir. TTB Yüksek Onur Kurulu kararına karşı da idare mahkemesinde iptal davası açılabilmekte; davanın tabip odası ve TTB Yüksek Onur Kurulu aleyhine yöneltildiği görülmektedir.

Danıştay 8. Daire, E. 2023/48, K. 2023/252Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2023/48 E.  ,  2023/252 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/48 Karar No : 2023/252 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Birliği VEKİLİ : Av. … 2- … Odası Başkanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, … Tıp Merkezi'nde göz hastalıkları uzmanı olarak görev yapmakta iken usule ve fenne uygun olmayan rapor düzenlediği iddiasıyla hakkında başlatılan soruşturma neticesinde Türk Tabipler Birliği Disiplin Yönetmeliği'nin 5. maddesinin üçüncü fıkrasının (g) bendi uyarınca ''6 ay süre ile geçici olarak meslekten alıkoyma cezası'' ile cezalandırılmasına ilişkin Ankara Tabip Odası Onur Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının uygun bulunmasına ilişkin Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu'nun … -… -… tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; … isimli hasta hakkında düzenlenen sağlık kurulu raporlarının fenne uygun olmadığının Diyarbakır Selahaddin Eyyübi Hastanesi'nce tespit edildiği ve davacı hakkında yapılan soruşturma neticesinde Ankara Tabip Odası Onur Kurulu tarafından her iki rapordaki tanı ile rapor sürelerinin uygun olmadığı, birer ay süreyle tanı ile uyumlu olmayan rapor tanzim edildiği ve davacının farklı tarihlerde benzer eylemleri nedeniyle cezalandırılmış olması sebebiyle bu eylemlerin süreklilik arz ettiği hususları da belirlenerek, gerçeğe uygun olmayan rapor veya belge vermek eyleminden üst sınırdan 6 ay süre ile meslekten men cezası uygulanmasına karar verildiği ve Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu tarafından anılan kararın uygun bulunduğunun anlaşıldığı, öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacı hakkında gerçeğe aykırı rapor verilmesine ilişkin başka bir eylemi nedeniyle yapılan soruşturma neticesinde hakkında TTB Disiplin Yönetmeliği'nin 5/g maddesi uyarınca "15 gün süreyle geçici olarak meslekten men cezası verilmesine" ilişkin Ankara Tabip Odası Onur Kurulunun 31/01/2019 tarihli kararına yapılan itirazın reddine ve anılan kararın onanmasına ilişkin Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulunun … -… tarih … sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada, … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı kararı ile davanın reddine karar verildiği ve bu kararın istinaf incelemesi neticesinde onanarak kesinleştiğinin görüldüğü, dava dilekçesinde ileri sürülen hususlar ile dava dosyasında yer alan diğer tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacının da uzman tabip olarak imzasının bulunduğu söz konusu raporların usule ve fenne aykırı olduğu ve gerçeğe uymayan rapor vermek fiilinin sübuta erdiği anlaşılmakla, bu eylemin karşılığı olarak 6 ay süre ile geçici olarak meslekten alıkoyma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ankara Tabip Odası Onur Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararında ve bu kararın uygun bulunmasına ilişkin Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu'nun … -… -… tarih ve … sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hukuka aykırı olduğu belirtilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … 'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "1) İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. 3) Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir. 6) Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Temyiz" başlıklı 46. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan davalar; (d) bendinde ise, belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan davalar hakkında verilen kararların Danıştay'da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; İdare Mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararları dışında kalan bütün kararlarına karşı mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine istinaf başvurusunda bulunulabileceği, bölge idare mahkemesince istinaf incelemesi üzerine verilen kararlara karşı ise sadece 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde yer alan konular ile sınırlı olarak Danıştay'a temyiz başvurusunda bulunulabileceği, bölge idare mahkemelerince istinaf incelemesi üzerine verilen ve 46. madde kapsamı dışında olan kararların ise kesin olduğu görülmektedir. Uyuşmazlıkta, davacının "6 ay süre ile geçici meslekten men cezası ile cezalandırılmasına" ilişkin Ankara Tabip Odası Onur Kurulu kararının uygun bulunmasına dair Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyiz kanun yoluna başvurulabilecek davaların tahdidi olarak sayıldığı 46. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davası" olarak nitelendirilemeyeceği, zira davaya konu disiplin cezasının, davacının hekimlik mesleğinden çıkarılması sonucunu doğuran bir işlem niteliğine sahip olmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, serbest meslek faaliyeti, sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veyahut ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması şeklinde tanımlanmakta olup, belirtilen tanımlamaya göre hekimlik mesleği ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğinden, bakılan davanın 2577 sayılı Kanunun 46. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi kapsamında da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, temyiz istemine esas teşkil eden kararın Bölge İdare Mahkemesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 46. maddesine göre temyiz yolu açık olmayan "kesin" kararlarından olduğu anlaşıldığından temyiz isteminin incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1- TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE, 2- Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan … -TL yürütmeyi durdurma harcının ve varsa posta gideri avansından artan tutarın istemi hâlinde Mahkemesince davacıya iadesine, Kesin olarak, 01/02/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- 2577 sayılı Kanun'un "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde, "Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştay'da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir: (…) (d) Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları." hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, davacının yapmış olduğu serbest meslek faaliyetinin geçimini temin etmesi nedeniyle "ticari faaliyet" olarak nitelendirilebileceği, kanun metninden de benzer sonucu doğuran her türlü işlemin temyize tabi olduğu anlaşıldığından, serbest hekimlik yapmakta olan davacının, ''6 ay süreyle meslekten men" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin de davacının ticari faaliyetinin icrasını otuz günden uzun süreyle engellemesine sebebiyet verdiği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu nedenle, davacı hakkında tesis edilen işlemin iptali istemiyle açılan davada, temyiz yolu açık bulunduğundan, davacının temyiz isteminin incelenmeksizin reddine ilişkin aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar

Önemli bir usul noktası olarak, tabip odası onur kurulu kararı Yüksek Onur Kurulu tarafından incelenerek kesinleşmeden önce açılan iptal davası, kesin sonuç doğuran ve yürütülmesi zorunlu bir işlem niteliği taşımadığı gerekçesiyle 2577 sayılı Kanun'un 15/1-b maddesi uyarınca incelenmeksizin reddedilebilmektedir. Meslekten alıkoyma cezası bakımından Yüksek Onur Kurulu'nun onama kararı kesinleşme koşulunu sağlamaktadır.

Aynı Fiilden Birden Fazla Ceza Verilmesi

Tek bir fiil nedeniyle hekime birden fazla disiplin cezası verilmesi hâlinde 'aynı fiilden dolayı iki kez yargılama olmaz' (non bis in idem) ilkesi gündeme gelebilmektedir. Bu ilke çerçevesinde aynı fiilin tek bir eylem olarak değerlendirilmesi ve yalnızca en ağır cezayı gerektiren hükmün uygulanması gerekebileceği yönünde bölge idare mahkemesince verilmiş bir değerlendirme mevcuttur. Danıştay, bu meseleye ilişkin doğrudan esas hakkında değerlendirme yapmamıştır.

Danıştay 8. Daire, E. 2022/5113, K. 2022/5063Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/5113 E.  ,  2022/5063 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2022/5113 Karar No : 2022/5063 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Birliği VEKİLİ : Av. … 2- … Odası VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 03.11.2018 tarihli …Gazetesi'nin "…" sayfasında yer alan "Bir Operasyonla KOAH Hastalığını Bitirebilirim" başlıklı röportajda davacının, KOAH hastalığının ülkemize yıllık maliyeti konusunda abartılı bilgi verdiğinden bahisle uyarma cezasıyla cezalandırılmasına, hasta yönlendirme amaçlı kişisel reklam niteliğinde bilgi verdiğinden bahisle 1.575,00-TL para cezasıyla cezalandırılmasına, soruşturma gideri 580,00-TL ile birlikte toplam 2.155,00-TL'nin tahsil edilmesine, bilimselliği kanıtlanmamış bir tedavi yöntemi uyguladığından bahisle 1 ay süreyle geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezasıyla cezalandırılmasına yönelik İstanbul Tabip Odası Onur Kurulunun … tarihli……sayılı işleminin ve bu işleme karşı yaptığı itirazın, uyarma cezası yönünden uygulama maddesi düzeltilerek onanmak suretiyle reddine ilişkin TTB Yüksek Onur Kurulunun … tarihli … sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; uyarma cezasına dayanak olan fiil açısından; SGK verilerine göre 500 milyon dolar civarında olan yıllık KOAH giderleri 10 milyar dolar olarak belirtilerek, mesleki ciddiyete yakışmayacak şekilde abartılı bilgi verdiği hususunun açık olduğu; para cezasına dayanak olan fiil açısından; ilaç kesin çözüm değil, ben tünelciyim. 1 operasyonla KOAH'ı bitirebilirim, yurtdışından çağrılar geliyor vb. söylemlerin reklam ve kendisine yönlendirme amacı olduğu; geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezasına dayanak olan fiil açısından; davacının idari savunmasında ileri sürdüğü İnsanlar Üzerinde Yapılan Tıbbi Araştırmalarla İlgili Etik İlkelerine ilişkin Dünya Tabipleri Birliği Helsinki Bildirgesinin "Klinik Uygulamada Kanıtlanmamış Müdahalelerin Kullanımı" başlıklı 37.maddesinde "Bir hastalığın tedavisinde kanıtlanmış müdahaleler mevcut değilse ya da bilinen diğer müdahaleler etkili olamıyorsa hekim; hayat kurtarma, sağlığı düzeltme ya da acıyı hafifletme konusunda işe yarayacağı kanaatinde olursa uzman görüşüne başvurmak ve hastanın veya yasal temsilcisinin bilgilendirilmiş olurunu almak kaydıyla, kanıtlanmamış bir müdahaleyi gönüllüye uygulayabilir. Güvenlilik ve etkililiği değerlendirilmek üzere bu yöntem bir araştırma konusu yapılmalıdır. Bütün vakalarda, yeni bilgiler kayıt edilmeli ve uygun olduğunda yayımlanmalıdır." düzenlemesinin bulunduğu, davacının da yaptığı müdahalenin kanıtlanmamış olduğunu kabul ettiğini göstermekte olup, bu durumlarda da uyguladığı yöntemle ilgili araştırmanın yapılması gerektiği, davacının gerek idari savunmasında gerekse dava dosyasında, bilimsel bir çalışmada yapılması gereken faz çalışmalarını usulüne uygun olarak yaptığına dair bilgi belge sunmadığı dikkate alındığında bilimselliği kanıtlanmış bir çalışmadan söz edilemeyeceği, henüz bilimselliği kanıtlanmamış bir çalışmayı tüm sonuçları alınmış bir uygulama gibi, ulusal basında tanıtarak, son ihtimal değil ilk anda her zaman başvurulabilecek yol olarak göstererek uygulamanın, Helsinki Bildirgesi ile amaçlanan uygulama tarzı olmadığı da dikkate alındığında dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; uyuşmazlık konusu yazıda yer alan ifadeleriyle davacının Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliği'nin belirtilen maddelerini ihlal ettiği açık ise de "Non Bis İn İdem (aynı fiilden dolayı iki kez yargılama olmaz)" prensibi uyarınca, davacının söz konusu ifadeleri tek bir fiil olarak değerlendirilmek suretiyle ağır cezayı gerektiren mevzuat hükmü uygulanmak suretiyle davacıya sadece bir ay geçici olarak meslekten alıkoyma cezası verilmesi gerekirken, bunun yanında anılan Yönetmelik uyarınca ayrı bir uyarma ve para cezası cezası verilmesinin "Non Bis İn İdem (Aynı fiilden dolayı iki kez yargılama olmaz)" ilkesine aykırılık oluşturduğu, bu nedenle davacıya Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliği uyarınca uyarma, para cezası ve bir ay geçici olarak meslekten alıkoyma cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemin, uyarma ve para cezası verilmesine ilişkin kısmında belirtilen nedenle hukuka uyarlık aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında ise yasal isabet görülmediği, bir ay geçici olarak meslekten alıkoyma cezasına ilişkin kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle İdare Mahkemesince verilen kararın TTB Yüksek Onur Kurulunun … tarihli … sayılı işleminin uyarma ve para cezasına ilişkin kısmı yönünden davacının istinaf isteminin kabulüne, bir ay geçici olarak meslekten alıkoyma cezasına ilişkin kısmı yönünden davacının istinaf başvurusunun reddine, Mahkeme kararının davacının uyarma ve para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin kısmının kaldırılarak, TTB Yüksek Onur Kurulunun … tarihli … sayılı işleminin uyarma ve para cezasına ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin bir ay geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezasına ilişkin kısmı yönünden istinaf başvurusunun reddedilmesine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule aykırı olduğu belirtilerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "1) İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. 3) Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir. 6) Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Temyiz" başlıklı 46. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında verilen kararların Danıştay'da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; İdare Mahkemelerinin tek hakim sınırı dışında kalan bütün kararlarına karşı mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine istinaf başvurusunda bulunulabileceği, bölge idare mahkemesince istinaf incelemesi üzerine verilen kararlara karşı ise sadece 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde yer alan konular ile sınırlı olarak Danıştay'a temyiz başvurusunda bulunulabileceği, bölge idare mahkemelerince istinaf incelemesi üzerine verilen ve 46. madde kapsamı dışında olan kararların ise kesin olduğu görülmektedir. Olayda, doktor olarak görev yapan davacının uyarma, para cezası ve 1 ay süreyle geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezasıyla cezalandırılmasına yönelik İstanbul Tabip Odası Onur Kurulu kararının ve bu karara karşı yaptığı itirazın, uyarma cezası yönünden uygulama maddesi düzeltilerek onanmak suretiyle reddine ilişkin TTB Yüksek Onur Kurulun kararının, davacının belli bir meslekten veya kamu görevinden süresiz olarak çıkarılma sonucunu doğuran işlem niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, temyiz istemine esas teşkil eden kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinde tahdidi olarak sayılan davalardan hiçbirine uymadığı, Bölge İdare Mahkemesinin temyiz yolu açık olmayan "kesin" kararlarından olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1- TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE, 2- Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan … TL yürütmenin durdurulması harcı ile fazladan yatırılan … TL harcın ve varsa posta gideri avansından artan tutarın istemi halinde Mahkeme tarafından davacıya iadesine, Kesin olarak, 22/09/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

İstinaf ve Temyiz Aşamaları

İdare mahkemesi kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine istinaf yoluna başvurulabilmektedir (2577 s. İYUK m. 45/1). Bölge idare mahkemesi yaptığı inceleme sonucunda ilk derece kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vermekte; maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vermektedir. 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesine göre temyize açık olmayan bölge idare mahkemesi kararları kesindir.

2577 sayılı Kanun'un 46. maddesi bazı dava türleri için Danıştay'da temyiz yolunu açmaktadır. Güncel madde metninde belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan davalar (m. 46/1-d) ile belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün ya da daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan davalar (m. 46/1-e) temyize açık tutulmaktadır. Bu davalarda kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabilmektedir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 46Kaynağı aç
Madde 46 – (Değişik: 18/6/2014-6545/20 md.) Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir:[34] a) Düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları. b) (İptal bent: Anayasa Mahkemesinin 26/7/2023 tarihli ve E.:2023/36 K.:2023/142 sayılı Kararı ile) (Yeniden Düzenleme:28/7/2024-7524/53 md.) Konusu dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar. c) (Ek:28/7/2024-7524/53 md.) Konusu iki yüz yetmiş bin Türk lirasını aşıp dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşmayan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan ve istinaf kanun yolu incelemesinde kaldırma kararı üzerine yeniden karar verilen davalar. d) Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları. e) Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları. f) Müşterek kararnameyle yapılan atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri ile daire başkanı ve daha üst düzey kamu görevlilerinin atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri hakkında açılan iptal davaları. g) İmar planları, parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalar. h) Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunca itiraz üzerine verilen kararlar ile 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun uygulanmasından doğan davalar. ı) Maden, taşocakları, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular ile ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin işlemlere karşı açılan davalar. i) Ülke çapında uygulanan öğrenim ya da bir meslek veya sanatın icrası veyahut kamu hizmetine giriş amacıyla yapılan sınavlar hakkında açılan davalar. j) Liman, kruvaziyer limanı, yat limanı, marina, iskele, rıhtım, akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı boru hattı gibi kıyı tesislerine işletme izni verilmesine ilişkin mevzuatın uygulanmasından doğan davalar. k) 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun uygulanmasından ve 16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan davalar. l) 6/6/1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun uygulanmasından doğan davalar. m) 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun uygulanmasından doğan davalar. n) Düzenleyici ve denetleyici kurullar tarafından görevli oldukları piyasa veya sektörle ilgili olarak alınan kararlara karşı açılan davalar. Temyiz edilemeyecek kararlar:

Danıştay 8. Dairesi, geçici meslekten men cezalarına ilişkin davalarda bu iki temyiz kapısının açık olup olmadığını birden fazla kararında değerlendirmiştir. Meslekten çıkarılma koşulu bakımından Daire, hem altı aylık hem de bir aylık geçici meslekten men cezalarında 'meslekten çıkarılma' sonucunun oluşmadığını saptamıştır; geçici men cezası kalıcı bir meslekten uzaklaştırma niteliği taşımamaktadır. Ticari faaliyet engeli koşulu bakımından ise, hekimlik mesleğinin sermayeden ziyade kişisel emek ve mesleki bilgiye dayanan serbest meslek niteliği taşıdığı ve ticari faaliyet kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesi, konuyu inceleyen kararlarda çoğunluk görüşü olarak benimsenmiştir. Danıştay 8. Dairesi, E. 2023/48, K. 2023/252 ve Danıştay 8. Dairesi, E. 2023/4873, K. 2023/4102 sayılı kararlar oyçokluğuyla; Danıştay 8. Dairesi, E. 2022/5113, K. 2022/5063 sayılı karar ise oybirliğiyle sonuçlanmış ve söz konusu davalarda bölge idare mahkemesi kararlarının temyiz yolu kapalı kesin kararlar olduğu saptanarak temyiz istemleri incelenmeksizin reddedilmiştir.

Sık Sorulan Sorular

Devlet hastanesinde çalışan bir doktora hangi disiplin mevzuatı uygulanır?

Devlet hastanesinde 657 sayılı Kanun'a tabi olarak görev yapan doktorlara hem 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hem de TTB Disiplin Yönetmeliği birlikte uygulanmaktadır. Özel hastane hekimlerine ise yalnızca TTB Disiplin Yönetmeliği hükümleri geçerlidir.

657 sayılı Kanun kapsamında disiplin cezasına itiraz için süre ne kadardır?

Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları için disiplin kuruluna; kademe ilerlemesinin durdurulması cezası için Yüksek Disiplin Kuruluna yönelik itiraz süresi, kararın tebliğinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen cezalar kesinleşmektedir. İtiraz mercii, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin intikalinden itibaren otuz gün içinde kararını vermek zorundadır.

TTB kapsamında disiplin cezasına itiraz nasıl yapılır?

Oda yönetim kurulunun soruşturma açılmasına yer olmadığına ilişkin kararlarına karşı bildirim tarihinden itibaren on beş gün içinde oda onur kuruluna itiraz edilebilir. Tabip odası onur kurulunun verdiği her türlü karara karşı ise kararın bildiriminden itibaren on beş gün içinde yazılı olarak itiraz yoluna başvurulabilmekte; meslekten alıkoyma cezası itiraz edilip edilmediğine bakılmaksızın Yüksek Onur Kurulu'nun onama kararıyla kesinleşmektedir.

İdare mahkemesinde iptal davası için süre ne zamandan başlar?

2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca, özel kanunlarda ayrı süre öngörülmemiş hâllerde, disiplin cezasının tebliğinden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde dava açılması gerekmektedir. Bu süre içinde dava açılmaması durumunda mahkeme, davayı süre aşımı gerekçesiyle reddetmektedir.

Tabip odası onur kurulu kararına karşı hemen iptal davası açılabilir mi?

Meslekten alıkoyma cezası itiraz edilip edilmediğine bakılmaksızın Yüksek Onur Kurulu'nun onama kararıyla kesinleşmektedir. Kesinleşmeden önce açılan iptal davası, 2577 sayılı Kanun'un 15/1-b maddesi uyarınca kesin sonuç doğuran ve yürütülmesi zorunlu bir işlem niteliği taşınmadığı gerekçesiyle incelenmeksizin reddedilebilmektedir.

Geçici meslekten men cezasına karşı açılan davada Danıştay'a temyiz yolu açık mıdır?

Danıştay 8. Dairesi'nin birden fazla kararında, geçici meslekten men cezasına ilişkin bölge idare mahkemesi kararlarının 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde sayılan temyize açık dava türleri arasında yer almadığı saptanmıştır. Bu kararlarda geçici men cezasının meslekten çıkarılma sonucu doğurmadığı belirlenmiş; hekimliğin ticari faaliyet kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesi de çoğunluk görüşü olarak benimsenmiştir. Söz konusu içtihat çerçevesinde geçici meslekten men davalarında bölge idare mahkemesi kararı kesin nitelik taşımakta ve temyiz yolu kapalı olmaktadır.

Savunma alınmadan veya zamanaşımı geçirilerek verilen disiplin cezası geçerli midir?

657 sayılı Kanun, devlet memuru hakkında savunma alınmadan disiplin cezası verilemeyeceğini açıkça öngörmektedir. Memurluktan çıkarma cezasında soruşturmaya başlama için altı aylık, diğer cezalarda ise bir aylık soruşturma zamanaşımı süresi işlemektedir; ayrıca fiil tarihinden itibaren her hâlükârda iki yıl içinde ceza verilmezse ceza verme yetkisi düşmektedir. Savunma alınmaksızın, zamanaşımı süresi geçirilerek ya da yetkisiz amir tarafından verilen cezalar usul hukuku bakımından hukuka aykırılık oluşturabilmektedir.

Ceza mahkemesinde yargılanmak disiplin soruşturmasını durduruyor mu?

Hayır. Aynı eylem nedeniyle ceza mahkemesinde kovuşturma başlamış olması disiplin soruşturmasını geciktiremez ve mahkemenin verdiği mahkûmiyet ya da beraat kararı disiplin cezası uygulanmasına engel teşkil etmez. Öte yandan disiplin kovuşturmasının tamamlanmış olması da fiilin ceza hukuku kapsamına girmesi durumunda ceza kovuşturması açılmasının önünde duramamaktadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu