Belediyelerin kamu hizmetlerini yürütürken yaptıkları eylem ve işlemler zaman zaman bireylerin mülkiyet, sağlık veya can güvenliğini doğrudan etkileyen zararlara yol açabilir. 1982 Anayasası'nın 125. maddesi idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu düzenlemektedir. Bu ilke belediyeler bakımından da geçerlidir; hizmetin yetersiz, aksak veya düzensiz yürütülmesi tam yargı davası yoluyla tazminata konu olabilir.
Danıştay 8. Daire, E. 1989/353, K. 1990/909Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire, E. 2022/4434, K. 2025/952Kaynağı aç
Hizmet Kusuru ve Nedensellik Bağı
Belediyelerin tazminat sorumluluğu; zararın, hizmet kusurunun ve bu ikisi arasındaki nedensellik bağının birlikte ortaya konulmasına dayanır. Zarar görenin ya da üçüncü kişinin kusuru bu sorumluluğun kapsamını daraltabilir; ancak idareye ait kusuru tamamen ortadan kaldırmaz. Tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir; böyle bir durumda ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında azaltılmalıdır. Manevi tazminat ise müterafik kusur oranlarına göre matematiksel biçimde azaltılamaz; mahkemece takdiren belirlenmesi gerekir.
Yol ve Altyapı Güvenliğinden Doğan Sorumluluk
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 10. maddesi belediyelere, yapım ve bakımından sorumlu oldukları yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurma yükümlülüğü vermektedir. Aynı madde kapsamında belediyeler; yolda trafik için tehlike oluşturan engelleri gece veya gündüze göre kolayca görülebilecek biçimde işaretlemek ya da ortadan kaldırmak, karayolunda yapılacak çalışmalarda gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve denetlemek, yol yapısı veya işaretleme yetersizliği nedeniyle trafik kazalarının yaşandığı yerlerde yetkililerce önerilen tedbirleri hayata geçirmekle de yükümlüdür.
2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 10Kaynağı aç
Kanalizasyon veya yol çalışması sırasında açılan çukurların kapatılmaması ile gerekli işaret, uyarı ve aydınlatma önlemlerinin alınmaması hizmet kusuru oluşturmaktadır. Kaldırımdaki hasarlı bir menhol kapağının onarılmaması hâlinde belediye tali kusurlu sayılabilir; Danıştay 8. Dairesi, E. 2020/3669, K. 2024/833 sayılı kararında belediyeyi bu gerekçeyle tali kusurlu saymış, bisikletli bireyin gece hızlı ilerlemesini ise asli kusur olarak değerlendirmiştir. Söz konusu davada maddi zarar belgelenmediğinden maddi tazminat reddedilmiş, yaralanma ve kalıcı iz nedeniyle kişi ile anne-babası lehine manevi tazminata hükmedilmiştir.
Danıştay 8. Daire, E. 2020/3669, K. 2024/833Kaynağı aç
İmar Denetimi Eksikliklerinden Doğan Sorumluluk
Ruhsata aykırı ilave katlar için alınan yıkım kararını uygulamayarak yapının satın alınmasına ve yerleşime fiilen imkân veren belediye, yapının depremde yıkılması sonucu oluşan zarardan sorumlu tutulabilir. Depremin zararı doğuran olay olması, belediyenin inşa sürecindeki denetim eksikliğinden ve yıkım kararını uygulamamasından kaynaklanan sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
İdari yargı kararıyla iptal edilmiş olmasına karşın yapının belediyece yıktırılması da hizmet kusuru oluşturabilir. Danıştay 6. Dairesi, E. 1990/1164, K. 1990/2548 sayılı kararında böyle bir hukuka aykırı yıkımda tazminat davasının konusunun yıkılan bina ile uğranılan zarar olduğunu, yıkım dolayısıyla arsa bakımından ayrıca bir zarardan söz edilemeyeceğini hükme bağlamıştır. Aynı kararla, gelecekte elde edilmesi muhtemel gelirler ile kirada olduğu ve kira geliri elde edildiği belgelendirilmeyen taşınmazdan yoksun kalınan kira karşılığı istemler de reddedilmiştir.
Kişinin kendi taşınmazı üzerindeki ruhsatsız yapısının 775 sayılı Gecekondu Kanunu kapsamında yıktırılması da hizmet kusuru oluşturabilmektedir. Danıştay 6. Dairesi bu tür ruhsatsız yapılar için 3194 sayılı İmar Kanunu hükümlerinin uygulanabileceğini; bu husus gözetilmeksizin tesis edilen işlem sonucu oluşan zararda idarenin hizmet kusurunun bulunduğunu belirlemiştir. Tazminat hesabında yapıların ruhsatsız niteliği de gözetilecek bir unsurdur.
Mülkiyet Hakkının İmar Kısıtlamasıyla Engellenmesi
İmar planında park veya yeşil alan olarak ayrılan bir taşınmazın kamulaştırılmaması ve bu kısıtlılığın giderilmemesi, mülkiyet hakkını belirsiz bir süreyle kısıtlayan hizmet kusuru olarak değerlendirilebilir. Danıştay 6. Dairesi, K. 2021/5459 sayılı kararında mülkiyet hakkının belirsiz bir süreyle kısıtlandığının sabit olduğu hâllerde mülkiyetin bedele çevrilmesi yoluyla tazminat ödenmesi gerektiğini hükme bağlamıştır.
İçme Suyu ve Altyapı Hizmetlerinden Doğan Sorumluluk
İçme suyu şebekesinin denetim ve bakımını yapmak, tesisin ömrü ve teknik özelliklerini göz önünde tutarak gerektiğinde onarımını sağlamak belediyenin görevidir. Danıştay 8. Dairesi, E. 1989/353, K. 1990/909 sayılı kararında bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi sonucu boru patlamasından doğan yapı zararının tazmin kapsamında olduğunu; masrafın önceden yapılmamış olmasının tazminat istemine engel teşkil etmediğini belirlemiş ve ilk derece ret kararını bozmuştur.
İskân izni bulunmayan bir konutta idare tarafından sunulan altyapı hizmetlerinden yararlanan kişiler de kanalizasyon ya da yağmur suyu baskınından kaynaklanan zararlarda tazminat talep edebilir. Danıştay 8. Dairesi, K. 2007/6951 sayılı kararında yapı kullanma izninin bulunmamasının, idare tarafından sunulan hizmetlerden yararlanan kişinin bu tür bir zarara katlanmasının beklenemeyeceği gerekçesiyle sorumluluktan kaçınmak için ileri sürülemeyeceğini belirlemiştir.
Park ve Kamusal Alanlarda Güvenlik Önlemlerinin Eksikliği
Belediyeye ait oyun parkının içinden geçen açık su kanalının üzerinin kapatılmaması, koruyucu çit ve uyarı levhası bulunmaması hizmet kusuru oluşturmaktadır. Danıştay 8. Dairesi, E. 2022/4434, K. 2025/952 sayılı kararında; parkın içinde su kanalı geçmesine rağmen çocukların can ve sağlık güvenliği açısından tehlikeyi giderecek herhangi bir önlemin alınmamış olduğunu saptamış ve belediyenin hizmet kusurunun bulunduğunu hükme bağlamıştır. Kanalın bütününün başka bir idareye ait olduğu düşünülse de belediyece çocuk oyun parkına dönüştürülen bölümde güvenlik önlemlerini alma yükümlülüğünün belediyeye ait olduğu da aynı kararda vurgulanmıştır. Mahkeme, tarafların kusur oranlarının ek bilirkişi raporu ile belirlenmesi gerektiğine karar vermiştir.
Yerleşim alanı içindeki sulama kanalı bakımından sorumluluk dağılımı farklı biçimde şekillenebilmektedir. Danıştay 10. Dairesi, E. 2022/4668, K. 2025/4561 sayılı kararında; kanalın yapımı, işletimi ve bakımından yükümlü olan ilgili kamu kurumlarını asli sorumlu, belediyeyi ise mücavir alan sınırları içindeki genel denetim ve gözetim yükümlülüğü nedeniyle tali sorumlu olarak değerlendirmiştir. Aynı kararda manevi tazminatın müterafik kusur oranlarına göre matematiksel biçimde azaltılamayacağı, mahkemece takdiren belirlenmesi gerektiği de vurgulanmıştır.
Sahipsiz hayvanların oluşturduğu tehlikeye karşı gerekli önlemleri almayan belediye hizmet kusuru işlemiş sayılabilir. Danıştay 8. Dairesi, E. 2010/3241, K. 2010/3782 sayılı kararında kamu hizmetinin işleyişindeki yetersizlik ve aksaklığın hizmet kusuru oluşturduğunu; ihale sürecinin uzamasının bu kusuru ortadan kaldırmadığını belirlemiştir. Kamu tarafından karşılanmayan ve belgelenen tedavi giderleri maddi, yaşanan korku ve ızdırap ise manevi tazminat kapsamında değerlendirilmektedir.
Elektrik Altyapısı ve İtfaiye Donanımındaki Eksiklikler
Elektrik hattının bakım, onarım ve işletmesinden sorumlu belediyenin, hatta temas eden ağaçların dallarını EKAT Yönetmeliği'nde öngörülen emniyet mesafesine göre budatmaması hizmet kusuru sayılabilir. Danıştay 8. Dairesi, E. 2023/424, K. 2024/1251 sayılı kararında herhangi bir kişinin dikkatsizlikle dahi yaklaşabileceği uzaklıktaki elektrik hattına dokunulmasının olanaksız kılınması gerektiğini, buna aykırı durumun belediyenin hizmet kusurunu oluşturduğunu hükme bağlamıştır. Aynı olayda tesis çevresindeki çitlerin eskimesi nedeniyle bölgeye giriş çıkışı engelleyememesinin de kusura katkıda bulunan bir etken olarak değerlendirildiği görülmüştür.
Danıştay 8. Daire, E. 2023/424, K. 2024/1251Kaynağı aç
İtfaiye hizmetleri bakımından belediyelerin teşkilatını şehrin yapılaşma düzenine göre kurması ve şehrin en yüksek binasına ulaşabilecek yükseklikte merdivenli araç bulundurması gerektiği Danıştay içtihadında yer almaktadır; bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hizmet kusuru oluşturabilir.
Personel Görevlendirme Hataları
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 45. maddesi hiçbir memurun sınıfının dışında bir görevde çalıştırılamayacağını, 33. maddesi ise kadrosuz memur çalıştırılamayacağını düzenlemektedir. Danıştay 5. Dairesi, E. 2001/2534, K. 2005/3655 sayılı kararında teknisyen kadrosundaki belediye personelinin sınıfı dışında ambulans şoförü olarak il dışına görevlendirilmesini ağır hizmet kusuru olarak nitelendirmiş; personelin önceki benzer görevlendirmelere itiraz etmemiş olmasının bu sorumluluğu ortadan kaldırmadığını belirlemiştir. Aynı kararla, ağır hizmet kusuru sonucu gerçekleşen ölüm olayında hayatını kaybeden kişinin eşi ve çocuklarının manevi zarara uğradıkları kabul edilmiş; idare tarafından ödenecek maddi ve manevi tazminat tutarlarına yasal faiz işletilmesi gerektiğine hükmedilmiştir.
Danıştay 5. Daire, E. 2001/2534, K. 2005/3655Kaynağı aç
Belediye Çalışanının İş Kazası
Belediye çalışanının iş kazası geçirmesi hâlinde; iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmemesi, görev tanımı yapılmaması, kaldırma ekipmanlarının periyodik muayenesinin yaptırılmaması ve ilgili iş ekipmanları için talimat hazırlanmaması gibi eksiklikler hizmet kusuru sayılabilir. Danıştay 8. Dairesi, E. 2016/14819, K. 2021/2182 sayılı kararında bu tespitler doğrultusunda idare mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmını onamış, maddi tazminata ilişkin kısmını ise kusur oranının ve net kazancın yeniden belirlenmesi amacıyla bozmuştur. Sürekli iş gücü kaybına ilişkin davalarda tazminat hesabında net kazancın esas alınması Danıştay'ın yerleşik ilkeleri arasında yer almaktadır. Bu tür davalarda üçüncü kişi aleyhine adli yargıda açılmış bir tazminat davası bulunup bulunmadığı ve ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmalı; mükerrer ödemeye yol açmayacak biçimde karar verilmesi esastır.
Danıştay 8. Daire, E. 2016/14819, K. 2021/2182Kaynağı aç
Nüfus ve Evlilik Hizmetlerindeki Hatalar
Kısıtlı kişinin nüfus kaydındaki kısıtlılık durumunu kontrol etmeden yasal temsilci izni olmaksızın evlenme ehliyet belgesi düzenleyen belediyenin hizmet kusuru işlediği Danıştay 8. Dairesi, E. 2021/1422, K. 2024/5411 sayılı kararında kabul edilmektedir. Bu kararda kısıtlılığın nüfus kayıtlarına önceden işlenmiş olduğu ve evlilik akdi gerçekleştiğinde kişinin halen vesayet altında bulunduğu tespit edilmiş; belediyenin evlenme talebinde kontrol ve denetim görevini gereği gibi yerine getirmediği sonucuna ulaşılmıştır. Kısıtlılığı bilmeyen eşin bu olay nedeniyle manevi tazminat talebi kabul edilebilir. Bununla birlikte aynı kararda evlilik süresince yapılan harcamalar ve mali kayıplar ile idarenin hatalı işlemi arasında illiyet bağı bulunmadığından maddi tazminat istemi reddedilmiştir. Karar oyçokluğuyla verilmiş olmakla birlikte, manevi tazminata ilişkin kısım Danıştay'ca onanmıştır.
Danıştay 8. Daire, E. 2021/1422, K. 2024/5411Kaynağı aç
Hizmet Kusuru Davalarında Usul: İdareye Başvuru ve Dava Açma
İdari eylemlerden hakları ihlal edilenlerin tam yargı davası açabilmesi için öncelikle ilgili idareye başvurmaları gerekmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca bu başvurunun; eylemin yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yapılması zorunludur. İdare başvuruyu kısmen veya tamamen reddederse ret işleminin tebliğini izleyen günden itibaren, otuz gün içinde cevap vermezse bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava açma hakkı doğar. Genel dava açma süresi 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi kapsamında düzenlenmiş olup idare mahkemelerinde altmış gündür. Görevli olmayan adli yargı merciinde açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi hâlinde ise sonradan idari yargıda açılacak davada bu başvuru şartı aranmaz.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
İdari yargılamada miktar artırımı bir defaya mahsus yapılabilmektedir. Kusur bilirkişi raporuna yapılan itirazlar karşılanmadan hüküm kurulması hâlinde davacının bu artırım hakkı saklı tutulmalıdır.
Sık Sorulan Sorular
Belediyenin sorumlu olduğu yolda kaza geçirirsem ne yapmalıyım?
Eylemi öğrendiğiniz tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde belediyeye yazılı başvuruda bulunarak zararınızın tazminini talep etmeniz gerekmektedir. Başvurunun reddi ya da otuz gün içinde yanıt verilmemesi üzerine dava açma hakkı doğar; idare mahkemelerinde genel dava açma süresi altmış gündür. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 10. maddesi belediyelere bakım ve işaretleme yükümlülükleri yüklemektedir; bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hizmet kusuru oluşturur.
Belediye hizmet kusuru davalarında hem maddi hem manevi tazminat istenebilir mi?
Koşulların gerçekleşmesi hâlinde her ikisi birlikte talep edilebilir. Maddi tazminatta zararın somut biçimde belgelenmesi aranmaktadır; belgelenemeyen kayıplar ile gerçekleşmesi kesin olmayan gelecekteki gelirler reddedilebilir. Manevi tazminat ise mahkemece takdiren belirlenir; müterafik kusur oranlarına göre matematiksel olarak azaltılamaz. İdare tarafından ödenecek tutarlara yasal faiz işletilmesi gerekir.
Sokak köpeği saldırısı için belediyeden tazminat alınabilir mi?
Sahipsiz hayvanların oluşturduğu tehlikeye karşı gerekli önlemleri almayan belediye hizmet kusuru işlemiş sayılabilir. Danıştay 8. Dairesi, E. 2010/3241, K. 2010/3782 sayılı kararında ihale sürecinin uzamasının bu kusuru ortadan kaldırmadığını belirlemiştir. Kamu tarafından karşılanmayan ve belgelenen tedavi giderleri maddi, yaşanan korku ve ızdırap ise manevi tazminat kapsamında değerlendirilmektedir.
Deprem sonrası yıkılan bir binada belediyenin denetim eksikliği varsa ne olur?
Ruhsata aykırı ilave katlar için alınan yıkım kararını uygulamayarak yapının satın alınmasına ve yerleşime imkân tanıyan belediye, yapının depremde çökmesi sonucu oluşan zararda sorumlu tutulabilir. Depremin zararı doğuran olay olması bu hizmet kusuru sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
İmar planında park alanına alınan taşınmaz için tazminat davası açılabilir mi?
Taşınmazın imar planında park veya yeşil alan olarak ayrılması ve kamulaştırılmaksızın mülkiyet hakkının belirsiz süreyle kısıtlanması hizmet kusuru olarak değerlendirilebilir. Danıştay 6. Dairesi, K. 2021/5459 sayılı kararında bu tür durumlarda mülkiyetin bedele çevrilmesi yoluyla tazminata hükmedilebileceğini belirlemiştir.
Belediye çalışanı iş kazası geçirirse idare mahkemesine dava açılabilir mi?
Belediye çalışanının iş kazası geçirmesi hâlinde, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmemesi, ekipman muayenelerinin yaptırılmaması ve görev tanımı yapılmaması gibi eksiklikler hizmet kusuru oluşturabilir. Bu davalarda üçüncü kişi aleyhine adli yargıda açılmış tazminat davası bulunup bulunmadığı araştırılır; mükerrer ödemeye yol açmayacak biçimde karar verilmesi esastır. Maddi tazminat hesabında net kazancın esas alınması Danıştay'ın yerleşik ilkeleri arasındadır.
Belediyenin işlettiği iskelede kaza olursa sorumluluk kime aittir?
Belediyenin işletiminden sorumlu olduğu iskele gibi tesislerde meydana gelen kazalarda, belediyenin hizmet kusurunun ağırlığı dikkate alınarak manevi tazminata hükmedilebilir. Danıştay 8. Dairesi, E. 2024/5361, K. 2025/93 sayılı kararında olayda kusuru bulunmayan idare hakkındaki davayı reddederek sorumluluğun kusurlu bulunan belediyeye ait olduğunu hükme bağlamıştır.
Çocuk parkındaki kazada hem idare hem ebeveyn sorumlu olabilir mi?
Danıştay 8. Dairesi, E. 2022/4434, K. 2025/952 sayılı kararında parkın yeterli güvenlik önlemlerinden yoksun olduğu gerekçesiyle belediyenin hizmet kusurunun bulunduğunu saptamıştır. Öte yandan anne ve babanın velayet hakkından kaynaklanan gözetim ve denetim yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirip getirmediği de müterafik kusur değerlendirmesinde dikkate alınmaktadır. Kusur oranlarının dengeli ve oransal bir bilirkişi raporu aracılığıyla belirlenmesi gerekmekte olup ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporları da bu süreçte gözetilmelidir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

