Diş hekimliği uygulamalarında tıbbi hata; muayene, teşhis, cerrahi müdahale, implant, dolgu, protez, kanal tedavisi veya estetik işlemler esnasında mesleki kurallara aykırı davranılması ve bu fiil neticesinde hastada bir zarar meydana gelmesi durumunda ortaya çıkar.
Tıbbi Hata ve Komplikasyon Ayrımı
Diş tedavilerinde meydana gelen her istenmeyen sonuç hekimin kusuru olarak nitelendirilemez. Uygulanan implantın tutmaması, tedavi sonrası hissedilen ağrı, geçici hassasiyet, şişlik veya revizyon ihtiyacı somut duruma göre komplikasyon kapsamında değerlendirilebilir. Buna karşılık hekimin yeterli muayene yapmaması, röntgen veya tomografi değerlendirmesini eksik gerçekleştirmesi, hastaya uygun olmayan tedavi planlaması kurması, yanlış implant seçimi, hatalı cerrahi müdahale, sinir hasarı, enfeksiyonun yönetilememesi, aydınlatma eksikliği ya da tedavinin yarım bırakılması hallerinde hukuki sorumluluk gündeme gelir.
Ortaya çıkan bir tablonun komplikasyon sayılabilmesi için öncelikle uygulanan tedavinin tıp bilimi standartlarına uygun olarak planlanmış ve yürütülmüş olması zorunludur. Bunun yanında hastanın mevcut riskler hakkında işlem öncesinde bilgilendirilerek rızasının alınması ve komplikasyon geliştiği anda hekim tarafından gerekli tıbbi müdahalenin zamanında yapılması şarttır.
Aydınlatılmış Onam ve Hasta Hakları
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 70. maddesi uyarınca diş hekimleri, yapacakları her türlü ameliye için hastanın, hasta küçük veya kısıtlı ise veli veya vasisinin önceden muvafakatini almakla yükümlüdür. Büyük cerrahi ameliyelerde ise bu muvafakatin yazılı olması kanuni bir zorunluluktur. Kanun gereğince bu kapsamda alınacak muvafakat elektronik ortamda da temin edilebilir. Hastanın veli veya vasisi bulunmadığı ya da üzerinde ameliye yapılacak kişinin iradesini açıklamaya muktedir olmadığı hallerde muvafakat şartı aranmaz.
1219 sayılı TABABET VE ŞUABATI SAN´ATLARININ TARZI İCRASINA DAİR KANUN m. 70Kaynağı aç
Hasta Hakları Yönetmeliği resmi ve özel tüm sağlık kurum ve kuruluşlarını kapsamakta olup sağlık hizmeti alan bireylerin hak ihlallerine karşı korunmasını amaçlar. Bu çerçevede hasta, sağlık durumuyla ilgili klinik kayıtları inceleme ve suret alma hakkına sahiptir.
Hukuki Nitelendirme ve Hekimin Özen Borcu
Diş hekimliği uygulamalarında hasta ile hekim arasındaki ilişkinin niteliği yapılan işleme göre farklılık gösterebilir. Klasik tedavi ilişkileri vekâlet sözleşmesi kapsamında değerlendirilebilirken; implant, protez, kaplama ve estetik diş uygulamalarında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. maddesinde düzenlenen eser sözleşmesi nitelendirmesi tartışılabilmektedir. Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği akittir. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2015/12780 Esas, 2016/5642 Karar sayılı ilamında, dişlerin gerçek işlevine kavuşturulması amacıyla yapılan tedavide taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğu ve yüklenicinin sonuç sorumluluğu altına girdiği belirtilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/12780, K. 2016/5642Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 470Kaynağı aç
Türk Borçlar Kanunu'nun 471. maddesi gereğince yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Özen borcundan doğan sorumluluğun tayininde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. Aksine adet veya anlaşma bulunmadıkça eser için kullanılacak araç ve gereçleri yüklenici sağlar; işin meydana getirilmesinde yüklenicinin kişisel özellikleri önem taşımıyorsa iş başkasına da gördürtebilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2013/5626 Esas, 2013/7287 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere somut uyuşmazlıkta insan vücuduna yönelik bu tür uygulamalarda yükleniciden beklenen özenin en üst derecede olması olağandır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/5626, K. 2013/7287Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 471Kaynağı aç
Ayıplı İfa ve Hastanın Seçimlik Hakları
Meydana getirilen eserin sözleşmede kararlaştırılan niteliklere veya iş sahibinin beklediği amaca uygun olmaması yahut lüzumlu vasıflardan bir ya da birkaçından yoksun bulunması durumunda eserin ayıplı yapıldığı kabul edilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2015/19891 Esas, 2016/13962 Karar sayılı ilamı doğrultusunda yüklenici hekim; hastanın zarar görmemesi adına mesleki tüm şartları yerine getirdiği, gerekli tedbirleri noksansız aldığı, uygun tedaviyi belirleyip uyguladığı, nadir de olsa görülebilecek olumsuz sonuçlara karşı aydınlatarak rıza aldığı ve eseri beklenen amaca uygun tamamlayarak teslim ettiği takdirde ücrete hak kazanır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/19891, K. 2016/13962Kaynağı aç
Eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilen ilişkilerde eserde ayıp bulunması hâlinde Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesi uyarınca iş sahibi belirli seçimlik haklara sahiptir. Eser iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönülebilir; eser alıkonularak ayıp oranında bedelden indirim istenebilir ya da aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarılması talep edilebilir. Ayrıca iş sahibinin genel hükümlere göre tazminat talep etme hakkı saklıdır. Eser iş sahibinin taşınmazı üzerinde yapılmış olup sökülüp kaldırılması aşırı zarar doğuracaksa iş sahibi sözleşmeden dönme hakkını kullanamaz.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 475Kaynağı aç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2015/12780 Esas, 2016/5642 Karar sayılı ilamına göre onarım hakkının seçilmesi hâlinde iş sahibi, gideri yükleniciye ait olmak üzere bunun yapılmasını üçüncü bir kişiye verebilir ve bundan doğan giderleri yükleniciden tazminat olarak isteyebilir. Bununla birlikte anılan kararda açıklandığı üzere iş sahibi, hem yanlış teşhis ve tedavi sebebiyle ödenen bedeli hem de yaptırılan onarım bedelini birlikte talep edemez; seçimlik haklardan birini kullanmalıdır.
Kliniklerin Sorumluluğu ve Görevli Yargı Yolu
Özel diş klinikleri veya sağlık kuruluşları sundukları hizmetin organizasyonundan, kullanılan cihaz ve malzemelerden, sterilizasyon koşullarından, hasta kayıtlarının tutulmasından, personel seçiminden, randevu ve takip sisteminden kaynaklanan kusurlar sebebiyle sorumlu tutulabilir.
Özel diş kliniği ile hasta arasındaki ilişki birçok durumda tüketici işlemi sayılmakta; hasta hizmet alan tüketici, klinik veya hastane ise hizmet sunan taraf kabul edilmektedir. Bu nedenle özel klinik hatalarında görevli mahkeme çoğu zaman Tüketici Mahkemesi olabilmektedir. Ancak her dosyada bu sonuç otomatik değildir; serbest diş hekimi muayenehanesi, özel klinik, özel hastane, şirket bünyesinde sunulan hizmet, estetik amaçlı müdahale veya kamu kurumlarındaki tedavi ihtimalleri somut duruma göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Tüketici mahkemesi yoluna başvurulurken dava şartı arabuluculuk ve parasal sınırlar da dikkate alınmalıdır.
Tedavi devlet hastanesinde, ağız ve diş sağlığı merkezinde veya kamu üniversitesi diş hekimliği fakültesinde gerçekleştirilmişse sunulan hizmet kamu hizmeti vasfı taşır. Bu hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi durumunda idarenin hizmet kusuru gündeme gelebilir ve idari yargıda tam yargı davası açılması değerlendirilir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca idari eylemlerden hakları ihlal edilenlerin idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri şarttır. İsteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde tebliği izleyen günden itibaren veya istek hakkında 30 gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresinde dava açılabilir. Görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde ise sonradan idari yargıda açılacak davalarda önceden idareye başvurma koşulu aranmaz.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
Tazminat Kapsamı ve Yargılama Kuralları
Diş tedavisindeki kusurlardan doğan maddi tazminat davalarında, usulsüz veya hatalı işlem için ödenen paranın iadesi ile durumu düzeltmeye yönelik yeni harcamalar istenebilir. Bu çerçevede implantların yerinden çıkarılıp yeniden uygulanması, protezlerin yenilenmesi, greft ve sinüs lifting masrafları talep konusu yapılabilir. Ayrıca röntgen ve tomografi incelemeleri, muayene, ilaç ve yol giderleri ile kişinin geçici iş göremezliğinden veya iş gücü kaybından kaynaklanan zararlarının tazmini de talep edilebilir.
Manevi tazminat istemleri ise hekim kusuru sonucu hastanın maruz kaldığı bedensel ve ruhsal ızdırap, tedavi esnasındaki ağrılı süreç, çiğneme ve konuşma yetilerinin bozulması, kalıcı his kayıpları veya yüz yapısındaki görünüm bozukluğu temeline dayanır. Ayrıca uzun süre dişsiz kalmanın getirdiği estetik rahatsızlıklar ile buna bağlı yaşanan özgüven kaybı ve sosyal çevreden uzaklaşma durumları da manevi tazminatın gerekçeleri arasında yer alır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesinde yer alan taleple bağlılık ilkesi gereğince hâkim tarafların talepleriyle bağlı olup talepten fazlasına veya başka bir şeye hükmedemez. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2015/12780 Esas, 2016/5642 Karar sayılı kararında da talep miktarının aşılarak daha yüksek bir maddi tazminata hükmedilmesi bozma sebebi yapılmıştır.
Bilirkişi İncelemesi ve Delillerin Korunması
Diş hekimliği uyuşmazlıkları teknik nitelik taşıdığından hekimin yükümlülüklerine ve tıbbın gereklerine uygun tedavi yapıp yapmadığı uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak tespit edilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2015/19891 Esas, 2016/13962 Karar sayılı ilamına göre mahkemece üniversitelerin diş hekimliği fakültelerinden seçilecek uzman heyetten rapor alınmalıdır. Dosyanın ve uyuşmazlığın niteliğine göre bilirkişi heyetinde ağız, diş ve çene cerrahisi, periodontoloji, protetik diş tedavisi, endodonti, ortodonti veya radyoloji uzmanı diş hekimlerinin bulunması gündeme gelebilir.
Yargılama öncesinde mevcut deliller toplanmadan veya delil tespiti yaptırılmadan implantların sökülmesi veya tedavinin tamamen değiştirilmesi halinde önceki hatanın ispatı güçleşebilir.
Cezai ve İdari İzin Süreci
Yükseköğretim Kanununun 53 üncü maddesinde yer alan soruşturma usulüne tabi olanlar hariç olmak üzere kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimlerinin muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi uygulamaları nedeniyle yapılan soruşturmalarda 4483 sayılı Kanun hükümleri uygulanır ve soruşturma izni Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir.
3359 sayılı SAĞLIK HİZMETLERİ TEMEL KANUNU m. ek 18Kaynağı aç
Mesleki Sorumluluk Kurulu, özel sağlık kurumları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri bakımından il sağlık müdürlüklerinde görevli başkan veya yardımcılarını ön inceleme yapmak üzere görevlendirebilir. Soruşturma izni verilmesine dair yasal süreler iki kat olarak uygulanır ve Kurul kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir. Kurul, Sağlık Bakanı tarafından belirlenen Bakan yardımcısı başkanlığında genel müdürler veya yardımcıları ile cerrahi ve dahili branşlardan iki hekim olmak üzere yedi üyeden teşekkül eder; üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanıp karar alır ve çekimser oy kullanılamaz. Kurul üyeleri rücu kararları sebebiyle görevin gereklerine aykırı hareket ettikleri kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararıyla saptanmadıkça mali ve idari yönden sorumlu tutulamaz.
Kamu kurumları ve Devlet üniversitelerinde görevli hekim ve diş hekimlerinin tıbbi işlemleri sebebiyle idarece ödenen tazminatın rücu edilip edilmeyeceğine Kurul tarafından bir yıl içinde karar verilir. Devlet üniversitelerinde görev yapanlar yönünden ise üniversite tarafından altı ay içinde nihai karar tesis edilir. İdare, kesinleşen mahkeme ilamı uyarınca avukatlık vekalet ücreti ve yargılama masrafları dahil tazminatı ödedikten sonra sağlık meslek mensubunun yerine geçer ve kusur oranında zorunlu mali mesleki sorumluluk sigortasından talepte bulunur.
İmplantın tutmaması tek başına diş hekiminin kusurlu olduğunu gösterir mi?
Hayır, implantın tutmaması, ağrı veya revizyon ihtiyacı bazı durumlarda komplikasyon sayılabilir; ancak eksik muayene, hatalı planlama, yanlış cerrahi teknik, sinir hasarı veya aydınlatma eksikliği gibi hallerde hekimin hukuki sorumluluğu gündeme gelir.
Diş ameliyelerinde hastadan muvafakat alınması zorunlu mudur?
1219 sayılı Kanun'un 70. maddesi gereğince diş tabiplerinin yapacakları her türlü ameliye için hastanın veya veli/vasisinin önceden muvafakati alınmalıdır; büyük cerrahi ameliyelerde bu muvafakatin yazılı olması şarttır ve muvafakat elektronik ortamda da temin edilebilir. Kişinin veli veya vasisi yoksa ya da ifadeye muktedir değilse muvafakat aranmaz.
Ayıplı yapılan protez veya implant üçüncü bir hekime düzelttirilebilir mi?
Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, eser sözleşmesinde onarım seçimlik hakkını kullanan iş sahibi, gideri yüklenici hekime ait olmak üzere onarımın üçüncü bir kişiye yaptırılmasını isteyebilir ve bundan doğan giderleri tazminat olarak talep edebilir. Bununla birlikte hatalı uygulamanın bedeli ile yeni onarım masrafı aynı anda birlikte talep edilemez; kanunun tanıdığı seçimlik haklardan birinin kullanılması gerekir.
Kamu hastanesinde yapılan hatalı diş tedavisinde nasıl bir yol izlenir?
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca eylemin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl ve her hâlde 5 yıl içinde ilgili idareye başvurulması gerekir; talebin reddi veya 30 gün içinde cevap verilmemesi durumunda dava süresi içinde idare mahkemesinde tam yargı davası açılabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

