Devre Tatil ve Devre Mülk Sözleşmesi İptali ile Cayma

by Avukat Erdal Ersoy
Devre Tatil ve Devre Mülk Sözleşmesi İptali ile Cayma

Devre tatil ve devre mülk sözleşmeleri, tüketicilere belirli dönemlerde tatil veya konaklama imkânı sunan hukuki ilişkilerdir; ancak tabi oldukları mevzuat hükümleri ve hak sahipliği yapıları bakımından önemli farklar barındırırlar. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca devre mülk hakkı, mesken niteliği taşıyan bir bağımsız bölüm veya yapı üzerinde ortak maliklerin her biri yararına müşterek mülkiyet payına bağlı biçimde tesis edilen bir irtifak hakkıdır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 50/1 uyarınca devre tatil sözleşmesi ise bir yılı aşan süre için akdedilen ve tüketiciye bu zaman diliminde birden fazla dönem boyunca en az bir gecelik konaklama imkânı sağlayan sözleşmeleri ifade eder.

Devre Mülk Hakkının Temel Esasları ve Tesis Şartları

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 58 ve 59. maddeleri uyarınca devre mülk hakkı yalnızca mesken niteliğinde olan, müstakil ya da kat mülkiyetine veya kat irtifakına bağlanmış yapılarda kurulabilir. Devre mülk hakkı, bağlı bulunduğu müşterek mülkiyet payı ile birlikte devredilebilir, temlik edilebilir ve mirasçılara intikal eder. Ayrıca devre mülk üzerinde bu hak ile bağdaşan ayni haklar kurulması da mümkündür. Kanun gereğince belirlenen devrelerin yılın belli zaman dilimlerine özgülenmesi ve her bir dönemin 15 günden daha kısa süreli olmaması şarttır.

Devre mülk hakkı sahipleri kendilerine ayrılan kullanım dönemi nihayete erdiğinde taşınmazı boşaltmakla yükümlüdür. Kat Mülkiyeti Kanununun 64. maddesi doğrultusunda, tahliye gerçekleşmediği takdirde istifade sırası gelen dönem maliklerinden birinin veya yöneticinin sözleşme ve tapu kaydını ibraz ederek başvurması üzerine, başkaca bir tebligata lüzum kalmaksızın mahallin en büyük mülki amirinin talimatıyla zabıta kanalıyla derhal tahliye işlemi gerçekleştirilir.

Sözleşmenin Şekil Şartı, Geçersizlik ve Tapu Devrinin Etkisi

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 706. maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 237. maddesi hükümleri doğrultusunda, taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan işlemler ve taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli sayılmaz. Devre mülk hakkı mülkiyet payına bağlı bir irtifak hakkı niteliğinde olduğundan resmî şekil zorunluluğuna tabidir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/25519 E., 2019/11699 K. sayılı kararında açıklandığı üzere, resmî biçimde yapılmayan devre mülk satış sözleşmesi geçersizdir ve taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kuralları dairesinde iade etmekle yükümlüdür.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 706Kaynağı aç
Madde 706- Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır. Ölüme bağlı tasarruflar ve mal rejimi sözleşmeleri, kendilerine özgü şekillere tâbidir. 2. İşgal
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 237Kaynağı aç
MADDE 237- Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır. Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz. Önalım sözleşmesinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. B. Satış ilişkisi doğuran haklar I. Süresi ve şerhi

Taşınmaz devrini içeren sözleşme adi yazılı şekilde tanzim edilmiş olsa dahi, taahhüt konusu taşınmazın tapusunun alıcı adına tescil edilmesiyle şekil eksikliği giderilerek sözleşme geçerli hale gelir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2018/2407 E., 2020/2064 K. sayılı ilamına göre, tapunun devredildiği hallerde sözleşmenin salt adi yazılı yapıldığı gerekçesiyle geçersizliği ileri sürülemez; mahkemece yapı kullanma izin belgesi ile iskân ruhsatının mevcudiyeti, yapının tamamlanma durumu ve devre mülk satış sözleşmesinin feshine ilişkin yasal şartların oluşup oluşmadığı araştırılarak taraf delilleri toplanıp sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2018/2407, K. 2020/2064Kaynağı aç
13. Hukuk Dairesi         2018/2407 E.  ,  2020/2064 K. "İçtihat Metni" … vekili avukat … ile … Tur Organizasyon Turizm İnş. Tic. Ltd. Şti. vekili avukat … aralarındaki dava hakkında … Asliye Hukuk Mahkemesince (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) verilen 29/07/2015 tarih ve 2015/106-2015/216 sayılı hükmün Dairemizin 18/01/2018 tarih ve 2017/7320-2018/255 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu. K A R A R Davacı, davalı ile … nolu ve 11.02.2014 tarihli … nolu adi yazılı şekilde devre mülk satış sözleşmeleri imzaladığını, davalıya toplamda 9.665,00 TL ödediğini, sözleşme gereğince 36 adet sıralı toplamı 9.025,00 TL olan senetleri imzalayarak davalıya verdiğini ancak tesisi hiç kullanmadığını, 6502 sayılı TKHK’nun Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri başlıklı 50/2 ve 50/4 md.si nazara alındığında davalı tarafça bahsedilen sözleşmenin kendisine imzalattırılmasının mümkün olmadığını, ilgili maddede belirtilen ön bilgilendirme formunun davalı tarafça verilmediğini, md 50/6’da belirtilen cayma hakkı hakkında da bilgilendirilmediğini, davalıya ihtarname gönderilmesine rağmen davalının ödenen bedeli iade etmediğini belirterek bu nedenlerle sözleşmenin feshi ile ödediği bedelin ödenme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte iadesini ve imzalanan senetlerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile; taraflar arasında imzalanmış olan 11.02.2014 tarihli … sözleşme nolu … … Hisseli Gayrimenkul Satış Sözleşmesi ve yine taraflar arasında imzalanmış olan … sözleşme nolu … Thermal Palace Hisseli Gayrimenkul Satış Sözleşmesinin feshine ve iptaline, bu sözleşmeler gereğince davacı tarafından davalıya ödenen toplam 9.66,00 TL'nin ödenme tarihi olan (ihtarname tarihi olan) 09.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, sözleşme gereğince davacı tarafından davalıya verilen 25/03/2014 vade tarihinden başlayıp 25/02/2017 vade tarihinde sonlanan toplam bedeli 9.025,00 TL olan 36 adet sıra sayılı senetlerin iptaline karar verilmiş; hükmün, davalı tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 18.01.2018 gün, 2017/7320E-2018/255K sayılı ilamı ile bozulmuş; davalı bu kez de karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Dava, davacı tarafından imzalanan devre mülk satış sözleşmesinin iptali, sözleşme nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve ödenen bedelin iadesine ilişkindir. Taraflar arasındaki devremülk satış sözleşmesi imzalanmıştır. Söz konusu sözleşme incelendiğinde tapuda pay devrini içeren bir sözleşme olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmaza ilişkin tapu dava tarihinden önce 25.03.2014 tarihinde davacıya verildiği görülmüştür. Mahkemece, devri gerçekleştirilen tapunun, yapı kullanma izin belgesi olup olmadığı, kullanıma ilişkin iskan ruhsatının olup olmadığı, inşaatın tamamlanıp tamamlanmadığı, fesih koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılmaksızın devre mülk sözleşmesine konu olan … ili Termal ilçesi Killi Orman Mevkii … pafta, 3015 ada 1,4,5,6 ve 7 parsellerin 7/3650 hissesinin tapuda kayıtlı olması, tapuya kayıtlı taşınmazların satışının ise TMK.nun 706, TBK.nun 237, Tapu Kanununun 26 ve Noterlik Kanununun 60. maddeleri gereğince resmi şekilde yapılmasının zorunlu olması nedeniyle dava konusu olan sözleşmenin geçersiz olduğu, bu nedenle davacının her zaman sözleşmenin feshinin geçersiz olduğunun tespiti ile ödediği bedeli geri isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin hüküm kurulmuştur. Her ne kadar taşınmaz devrini içeren sözleşmenin adi yazılı şekilde yapılması geçersiz ise de, taşınmazın tapusunun verilmesi ile geçersiz olan sözleşme geçerlilik kazanacaktır. Bu durumda mahkemece, davalı tarafından tapunun davacıya devredildiği anlaşıldığından yapı kullanma izin belgesi ile kullanıma ilişkin iskan ruhsatının olup olmadığı, inşaatın tamamlanıp tamamlanmadığı ve devre mülk satış sözleşmesinin feshine ilişkin koşulların oluşup oluşmadığı araştırılarak taraf delilleri toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Ayrıca mahkemece, söz konusu devre mülk satış sözleşmesinin feshinin koşullarının anlaşılması halinde, davacı üzerinde yer alan tapunun sözleşmenin feshinin doğal sonucu olarak davalıya iadesi gerekeceğinden tapusu iade edilecek taşınmazın … ilinde yer aldığının gözetilmesi gerekir. Taşınmazın aynına ilişkin davalarda kesin yetki kuralı gereğince taşınmazın bulunduğu yer mahkemeleri yetkilidir. 6100 sayılı HMK’nın 12/1. maddesi gereğince “Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.” hükmüne yer verilmiştir. Tapu kayıtlarına göre taşınmazın … ili, yargı çevresine bağlı Termal ilçesi’nde bulunduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK’nın 12/1. maddesi gereğince taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlıkların taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde çözülmesi hususunda kesin yetki söz konusu olduğundan yetkisizlik kararı verilmesi gerekeceği de değerlendirilerek yukarıda açıklanan ilkeler ışığında sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Açıklanan nedenlerle, mahkeme kararının bozulması gerekirken, Dairemizce 18.01.2018 tarih ve 2017/7320E-2018/255K sayılı ilamda "davalı söz konusu tapuyu 25.03.2014 tarihinde davacıya devretmiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, ancak davacıya devredilen tapunun davalıya iadesi konusunda hüküm kurulmamıştır. O halde, mahkemece, davacıya devredilen tapunun sebepsiz zenginleşmeye neden olmaması ve sözleşmenin feshinin sonucu olarak davalıya iadesinin gerekmesi değerlendirilerek davacı adına tescil edilen tapunun iptali ile davalı adına tesciline karar verilmesi hususunda hüküm kurulması gerekirken" şeklinde kararın bozulduğu bu kez yapılan inceleme ile anlaşılmış olduğundan, davalının karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemizin bozma kararının kaldırılmasına, hükmün yukarıda açıklandığı şekilde bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 18.01.2018 gün, 2017/7320E-2018/255K sayılı bozma kararının kaldırılmasına ve hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 74,80 TL. harcın karar düzeltme isteyen davalıya iadesine, 12/02/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Ön Bilgilendirme Yükümlülüğü ve Sözleşmenin Kurulması

6502 sayılı Kanunun 50. maddesinin 4 ve 5. fıkraları uyarınca devre tatil, uzun süreli tatil hizmeti, değişim ve yeniden satış sözleşmelerinin imzasından en az bir gün önce tüketiciye kanuni hususları içeren ön bilgilendirme formunun sunulması zorunludur. Mesafeli yöntemle akdedilenler haricindeki sözleşmelerde satıcı veya sağlayıcı, tüketicinin sözleşme tarihini kendi el yazısıyla kaydetmesini ve sözleşmeyi bizzat imzalamasını sağlamak zorundadır. Yazılı veya mesafeli kurulan sözleşmenin bir nüshasının kâğıt üzerinde yahut kalıcı veri saklayıcısıyla teslimi emredilmiş olup mevzuattaki daha ağır şekil kuralları saklı tutulmuştur.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 50Kaynağı aç
MADDE 50- (1) Devre tatil sözleşmesi, bir yıldan uzun süre için kurulan ve tüketiciye bu süre zarfında birden fazla dönem için bir veya daha fazla sayıda gecelik konaklama imkânı veren sözleşmelerdir. (2) (Değişik:24/3/2022-7392/8 md.) Devre tatil sözleşmeleri ile sağlanan hakkın şahsi veya ayni bir hak olması ya da devre tatil satışının finansal kiralama ile yapılması bu maddenin uygulanmasını engellemez. 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun sekizinci bölümü hükümleri kapsamında kurulan devre mülk hakkı veren sözleşmeler hariç olmak üzere, tüketicilerle mülkiyet payına bağlı ayni hak sağlayan devre tatil sözleşmesi kurulamaz. Kooperatif veya ticaret şirketi ortaklığı ya da dernek veya vakıf üyeliği suretiyle devre tatil hakkı tanınamaz. Devre tatile konu mal üzerinde ayni hak sahibi olmayanlar devre tatil satışı yapamaz. (3) Uzun süreli tatil hizmeti sözleşmesi, bir yıldan uzun süre için kurulan ve tüketiciye, belirlenen süre zarfında konaklamaya veya konaklama ile birlikte seyahat ya da diğer hizmetlerin beraber sunulduğu durumlara ilişkin indirim yahut diğer menfaatlerden faydalanma hakkı verilen sözleşmelerdir. (4) Tüketicilere aşağıdaki sözleşmelerin kurulmasından en az bir gün önce, Bakanlıkça belirlenen hususları içeren ön bilgilendirme formu verilmesi zorunludur: a) Devre tatil sözleşmeleri b) Uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri c) Değişim sözleşmeleri ç) Satıcı veya sağlayıcının, devre tatil veya uzun süreli tatil hizmetinin alınıp satılması hususunda tüketiciye yardımcı olduğu yeniden satış sözleşmeleri. (5) Mesafeli satış yöntemiyle kurulan sözleşmeler hariç olmak üzere satıcı veya sağlayıcı, tüketicinin kendi el yazısıyla sözleşme tarihini yazmasını ve sözleşmeyi imzalamasını sağlamakla yükümlüdür. Yazılı veya mesafeli olarak kurulan bu sözleşmelerin bir nüshasının kâğıt üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısı ile tüketiciye verilmesi zorunludur. Daha ağır şekil şartları öngören kanun hükümleri saklıdır. (6) Tüketici, on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Cayma süresi dolmadan satıcı veya sağlayıcı, tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya tüketiciyi borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez. (Ek cümleler:24/3/2022-7392/8 md.) Bu yasağa rağmen, tüketiciden herhangi bir bedel alınması durumunda alınan bedel tüketiciye derhâl iade edilir. Ayrıca tüketiciyi borç altına sokan her türlü belge tüketici yönünden geçersizdir. Devre tatil, uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri ve bu sözleşmelerle birlikte düzenlenmiş olan yeniden satım, değişim ve ilgili diğer tüm sözleşmeler cayma hakkının kullanılması ile birlikte kendiliğinden sona erer.[11] (7) Tüketicinin ödeyeceği bedel, kısmen veya tamamen satıcı veya sağlayıcı ile kredi veren arasındaki anlaşmaya dayanılarak bir kredi veren tarafından karşılanıyorsa, tüketicinin sözleşmeden cayması ve buna ilişkin bildirimin cayma süresi içinde ayrıca kredi verene de yöneltilmesi hâlinde, bağlı kredi sözleşmesi de herhangi bir tazminat veya cezai şart ödeme yükümlülüğü olmaksızın sona erer. (8) (Değişik:24/3/2022-7392/8 md.) Devre mülk hakkı veren sözleşmeler de dâhil olmak üzere tüketicilerle ön ödemeli devre tatil sözleşmesi kurulamaz. (9) (Değişik:24/3/2022-7392/8 md.) Devre mülk hakkı veren sözleşmeler hariç olmak üzere, devre tatil sözleşmeleri en fazla on yıl için kurulur. (10) (Değişik:24/3/2022-7392/8 md.) Tüketici, şahsi hak sağlayan devre tatil sözleşmesinden kaynaklanan tatil hakkını belirli bir dönem için kullanmayacağını tatilin başlayacağı tarihten en az doksan gün önce sağlayıcıya bildirirse, o dönem için tüketiciden herhangi bir isim altında bedel talep edilemez. (11) Devre tatil, uzun süreli tatil hizmeti, yeniden satım, değişim sözleşmeleri ve ön bilgilendirmenin içeriği, tüketici ile satıcı ve sağlayıcının hak ve yükümlülükleri, cayma hakkı (…)[12] ile diğer uygulama usul ve esasları yönetmelikle belirlenir. Paket tur sözleşmeleri

Ön bilgilendirme formunun tüketiciye hiç verilmemesi ya da mevzuata uygun sunulmaması durumunda, Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliği hükümleri uyarınca tüketicinin cayma hakkı süresi kanuni 14 günlük sürenin dolduğu andan itibaren bir yıl uzar. Satıcı veya sağlayıcının sözleşmenin kurulduğu anda cayma formunu mevzuata uygun unsurlarla vermemesi halinde de aynı şekilde bir yıllık uzama süresi tatbik edilir.

14 Günlük Cayma Hakkı, Bedel ve Belge Alma Yasağı

6502 sayılı Kanunun 50. maddesinin 6. fıkrasına göre tüketici, on dört gün içinde herhangi bir gerekçe sunmaksızın ve hiçbir cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma imkânına sahiptir. Cayma hakkının kullanılması durumunda ana sözleşmeyle birlikte tanzim edilmiş yeniden satım, değişim veya bağlantılı sair tüm sözleşmeler kendiliğinden sona erer.

6502 sayılı Kanun m. 50/6 hükmü uyarınca, cayma süresi tamamlanmadan tüketiciden hangi ad altında olursa olsun bir ödeme talep edilemez ya da tüketiciyi borç altına sokan herhangi bir senet veya evrak istenemez. Bu yasağa karşın tüketiciden bir ödeme alınması halinde, tahsil edilen meblağ tüketiciye derhâl geri verilir; ayrıca tüketiciyi borçlandıran belgeler tüketici yönünden hukuken geçersiz kabul edilir.

Sözleşme bedelinin kısmen veya tamamen satıcı ya da sağlayıcı ile kredi kuruluşu arasındaki anlaşmaya dayalı olarak karşılandığı hallerde, tüketicinin cayma beyanını süresi içinde kredi verene de iletmesi şartıyla, bağlı kredi sözleşmesi herhangi bir tazminat veya cezai şart yükümlülüğü doğmaksızın kendiliğinden son bulur.

Cayma Bildirim Usulü ve İptal Prosedürü

Cayma hakkına ilişkin bildirimin geçerlilik koşulları hakkın türüne göre farklılaşır. Ayni hakka konu taşınmaz sözleşmelerinde cayma bildiriminin noter kanalıyla yapılması zorunludur. Şahsi hak doğuran ön ödemeli devre tatil sözleşmelerinde ise bildirim yazılı biçimde veya kısa mesaj ve elektronik posta gibi kalıcı veri saklayıcı araçlarla iletilebilir; usulüne uygun yapılmayan bildirimler hukuki sonuç doğurmaz. Uygulamada noter kanalıyla iptal ihtarnamesi yöneltilmesine rağmen bedel veya senetlerin iade edilmemesi durumunda dava yoluna başvurulur.

Ön Ödemeli Sözleşmeler ve Yasal Sınırlamalar

6502 sayılı Kanun m. 50/2 uyarınca, Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında kurulan devre mülk hakkı veren sözleşmeler hariç olmak üzere mülkiyet payına dayalı ayni hak sağlayan devre tatil sözleşmesi kurulamaz. Kooperatif veya ticaret şirketi ortaklığı ya da dernek ve vakıf üyeliği yoluyla devre tatil hakkı tesisi yasaktır ve devre tatile konu malda ayni hak sahibi olmayanlar bu satışı gerçekleştiremez. Ayrıca devre mülk hakkı sağlayan sözleşmeler haricindeki devre tatil sözleşmeleri azami on yıl süreli olarak düzenlenebilir.

7392 sayılı Kanun düzenlemeleri doğrultusunda 1 Nisan 2022 tarihinden sonra yapı ruhsatı alan taşınmazlar için inşaatı devam eden ön ödemeli devre tatil satışı yasaklanmıştır. 6502 sayılı Kanunun 50. maddesinin 8. fıkrası uyarınca devre mülk hakkı veren sözleşmeler de dâhil olmak üzere tüketicilerle ön ödemeli devre tatil sözleşmesi kurulması kısıtlanmıştır.

6502 sayılı Kanunun 50. maddesinin 8. fıkrası uyarınca tüketicilerle ön ödemeli devre tatil sözleşmesi kurulması yasaklanmış olmakla birlikte, ön ödemeli satış düzenlemelerinde devir ve teslim süresinin otuz altı ayı geçemeyeceği ve devir veya teslim tarihine kadar tüketicinin gerekçesiz dönme hakkı bulunduğu hükme bağlanmıştır. Sözleşmeden dönülmesi hâlinde satıcı yükümlülüklerini yerine getirmişse sözleşme bedelinin en fazla yüzde ikisi oranında tazminat isteyebilir; yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmemişse herhangi bir bedel talep edemez. Dönme bildiriminin satıcıya ulaşmasından itibaren en geç doksan gün içinde tahsil edilen tutar ile belgeler iade edilir; tüketici de bu iadeden itibaren on gün içinde edinimlerini geri verir.

Şahsi hak sağlayan devre tatil sözleşmelerinde tüketici hakkını kullanmayacağını tatilin başlangıcından en az 90 gün önce sağlayıcıya iletirse o dönem için aidat veya benzeri bir bedel ödemez. Uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri ise bir yıldan uzun süreli olup konaklama veya seyahat indirimleri sağlayan akitlerdir; bu sözleşmelerde tüketici ilk iki taksiti ödedikten sonra üçüncü yıldan itibaren her taksit bildiriminden sonraki 14 gün içinde sözleşmeyi feshetme hakkına sahiptir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Devre mülk uyuşmazlıklarında tüketici mahkemesinin görevinin belirlenmesinde sözleşmenin resmî şekilde yapılmış olması şartı aranmaz. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 2019/5286 E., 2019/7174 K. sayılı ilamında ifade edildiği üzere, devre mülk hakkı Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında müşterek mülkiyet payına bağlı bir haktır ve şekil şartına uyulup uyulmadığını değerlendirme görevi 6502 sayılı Kanun uyarınca tüketici mahkemelerine aittir.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2019/5286, K. 2019/7174Kaynağı aç
20. Hukuk Dairesi         2019/5286 E.  ,  2019/7174 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) Devremülk sözleşmesinin iptali, ödenen bedelin iadesi ve tapu iptal istemine ilişkin olarak açılan davada …sıfatıyla) Mahkemesi ile ..Tüketici Mahkemelerince ayrı ayrı yetkisizlik kararı verilmesi nedeni ile dosyada son karar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesinden sonra verilmiş ise de iki farklı bölge adliye mahkemesinin yargı çevresinde kalan mahkemelerce karşılıklı olarak yetkisizlik kararı verilmiş olması ve 5235 sayılı Kanunun 36/3. maddesi gereğince bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinin görevinin yargı çevresi içerisinde bulunan adlî yargı ilk derece hukuk mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek olduğundan yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava, taraflar arasında düzenlenen devremülk sözleşmesinin iptali, ödenen bedelin iadesi ve tapunun iptali ve davalı adına tescil istemine ilişkindir. …. Tüketici Mahkemesince, davada, taşınmazın aynına ilişkin bir talep olarak tapu kaydının da iptali istenmiş olup; taşınmazın …. ilçesinde bulunduğu anlaşılmıştır. HMK'nın 12. maddesi gereğince taşınmazın aynına ilişkin davaların taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görüleceğine ilişkin "kesin yetki" kuralının bulunduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. …. 1. Asliye Hukuk (Tüketici mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesince ise davalı tarafça yasal süresinde ve yöntemine uygun şekilde yapılmış yetkisizlik itirazının bulunmadığı anlaşıldığından; mahkemece kendiliğinden yetkisizlik kararı verilemeyeceği gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. Devremülk hakkı Kat Mülkiyeti Kanununda düzenlenen taşınmazın müşterek mülkiyet payına bağlı bir haktır. Mevcut uyuşmazlığın tüketici mahkemelerinde görülmesi için davaya konu sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmesi gerekli olmayıp, şekil şartına uyulup uyulmadığı hususunun tüketici mahkemesince tartışılarak bir karara varılması gerektiğinden, 6502 sayılı Kanun kapsamındaki uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir. 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 73/5. maddesinde tüketici davalarının tüketicinin yerleşim yerinin bağlı bulunduğu mahkemelerde de açılabileceği hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı ile davalılar arasında ilk olarak 20.08.2016 tarihinde toplam 31.295,00 TL bedelli devre tatil sözleşmesi düzenlendiğini ve imzalandığını, daha sonra müvekkilinin arandığını, aralarında yapılan sözleşmenin kırmızı döneme ait olduğunu, 2+1 kişilik olduğunu, 3 kişiden fazla kişinin kalamayacağını, istediği her dönemde tatil yapamayacağını, bu nedenle kırmızı dönemden yüksek kırmızı döneme geçiş yapması gerektiğini, bunun için de ek bir sözleşme ile 12.470,00 TL fark ödemesi gerektiği söylenerek 20.01.2017 tarihinde LM01-0359A sözleşme nolu sözleşmenin imzalandığını, oysa ki müvekkili ile 20.08.2016 tarihli sözleşme imzalanırken bu konulardan hiç bahsedilmediğini, sanki yüksek kırmızı dönem satın alınıyormuş gibi aldatıcı ifadeler kullanıldığını, sözleşmede bunu belirleyen nitelikli yerlerin özellikle boş bırakıldığını, daha sonra şirket tarafından sözleşme imzalandıktan sonra el yazısı ile doldurulduğunu, davaya konu tesislere davet edildiğini, davet üzerine tesislere giden müvekkilinin kendisini müthiş bir baskı altında bulduğunu, müvekkilinin psikolojik baskı altında iradesi sakatlanarak sözleşmeyi imzaladığını, müvekkili ile davalılar arasında imzalanan devre tatil sözleşmesinin hem usule hem de sözleşmenin esasına ilişkin olarak geçersiz olduğunu, davaya konu iş bu sözleşmelerdeki maddelerin haksız şart ve hükümsüz olduğunu, müvekkili ile sözleşme şartlarının kesinlikle müzakere edilmediğini, sözleşmenin konusunu ve mahiyeti konusunda müvekkilinin aldatıldığını, taraflar arasında yapılan sözleşmelerde ilgili kanun ve yönetmelik maddelerine göre bulunması zorunlu olan ifadeler eklenmediği gibi, tüketiciye verilmesi zorunlu olan belgelerin verilmediğini, müvekkiline cayma hakkının bildirilmediğini, cayma hakkının kullanımına ilişkin bilgilendirme evrakının müvekkiline verilmediğini, sözleşme imzalandıktan sonra müvekkilinin oyalanarak cayma hakkının kullanılmasının engellenmeye çalışıldığını, taraflar arasında akdedilen iş bu sözleşmenin resmi şekil şartına uyulmadığından sözleşmenin geçersiz olduğunu, davalı şirketin 6502 sk. Md. 50/6'ya aykırı davranarak müvekkilinden hem peşinat talep ettiğini, hem de müvekkilini borç altına soktuğunu, müvekkilini çaresiz bıraktıklarını, davalı tarafından müvekkiline tapu devri yapıldığı sırada davaya konu şirkete ilişkin tesislerin yapı ruhsat izinlerinin alınmamış olduğunu, inşaatlarına durdurulma kararı verildiğini, buna rağmen şirketin binlerce insana olmayan yerlerin satışının yapmasının şirketin kötü niyetli olduğunu ortaya çıkardığını, tüm bu nedenlerle ….nolu ana sözleşme ile 20.01.2017 tarih ve….sözleşmenin iptali ile, müvekkili tarafından ödenen 28.380,00 TL bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile birlikte iadesine , senetler ve müvekkili borç altına sokan her türlü belgenin müvekkiline iadesine, sözleşmelerin iptali ile birlikte müvekkili adına kayıtlı olan tapu kaydının iptaline, davalı firma adına tapuya devrinin yapılmasını talep etmiştir. Dosya kapsamında dava konusu taşınmazın bulunduğu yer …. olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın, … 1. Asliye Hukuk (Tüketici mahkemesi sıfatıyla ) Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri ve 5235 sayılı Kanunun 36/3. maddesi gereğince …. 1. Asliye Hukuk (Tüketici mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 05/12/2019 gününde oy birliği ile karar verildi.

Yetkili mahkeme konusunda uyuşmazlığın niteliğine göre farklı yasal ölçütler bulunmaktadır. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2018/2407 E., 2020/2064 K. sayılı kararında, tapusu tüketici adına tescil edilmiş devre mülk sözleşmesinin feshinde tapunun iadesi gündeme geleceğinden Hukuk Muhakemeleri Kanununun 12/1. maddesi gereğince taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu kabul edilmiştir. Buna karşılık 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 73/5. maddesi uyarınca tüketici davalarının tüketicinin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabileceği kurala bağlanmıştır.

Devre tatil sözleşmesinde gerekçesiz cayma süresi ne kadardır?

Tüketici, sözleşmenin imzalanmasından itibaren 14 gün içinde herhangi bir gerekçe sunmaksızın ve cezai şart ödemeksizin cayma hakkını kullanabilir.

Ön bilgilendirme formu eksik verilirse cayma süresi değişir mi?

Zorunlu ön bilgilendirme formunun veya kanuni cayma formunun verilmemesi halinde tüketici için cayma süresi 14 günlük sürenin bittiği andan itibaren bir yıl uzar.

Resmî şekilde yapılmayan devre mülk satışı geçerli olur mu?

Taşınmaz devrini hedefleyen devre mülk sözleşmesi resmî şekilde düzenlenmedikçe kural olarak geçersizdir; ancak taşınmaz tapusunun devredilmesi halinde sözleşme geçerlilik kazanır.

Ön ödemeli satışta tüketici teslimden önce sözleşmeden dönebilir mi?

Ön ödemeli devre tatil satışında tüketici devir veya teslim tarihine kadar gerekçe göstermeksizin dönebilir ve bedel iadeleri en geç doksan gün içinde tamamlanır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu