Devlet Hastanesinde Doktor Hatası Nedeniyle Tazminat Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Devlet Hastanesinde Doktor Hatası Nedeniyle Tazminat Davası

Devlet Hastanesinde Hizmet Kusuru ve Tazminat Sorumluluğu

Devlet hastanelerinde yürütülen teşhis, tedavi ve tıbbi bakım faaliyetleri kamu hizmeti niteliğindedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesi uyarınca idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları tazmin etmekle yükümlüdür. Sağlık hizmetinin hiç işlememesi, geç işlemesi veya gereği gibi yürütülmemesi hizmet kusuru kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle devlet hastanesindeki tıbbi müdahalelerden doğan zararların giderilmesi talebi kural olarak doğrudan hekime değil, kamu hizmetini yürüten idareye karşı idare mahkemelerinde tam yargı davası açılarak ileri sürülür.

2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 125Kaynağı aç
Madde 125 – İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. (Ek hüküm: 13/8/1999-4446/2 md.) Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir. (…) (Ek cümle: 7/5/2010-5982/11 md.) (…)[68] Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıktır. İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar. (Değişik birinci cümle: 7/5/2010-5982/11 md.) Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez. İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. Kanun, olağanüstü hallerde, (…)[69] seferberlik ve savaş halinde ayrıca milli güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık nedenleri ile yürütmenin durdurulması kararı verilmesini sınırlayabilir. İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. C. İdarenin kuruluşu 1. Merkezi idare

Davalı İdarenin Belirlenmesi ve Personele Rücu Usulü

Tam yargı davasında taraf ehliyeti ve husumet, tıbbi müdahalenin gerçekleştirildiği kamu kurumunun yapısına göre belirlenir. Sağlık Bakanlığına bağlı devlet hastanelerinde meydana gelen eylemlerde dava çoğunlukla Sağlık Bakanlığına karşı yöneltilirken, kamu üniversitesi hastanelerindeki eylemlerde ilgili üniversite veya idare davalı konumunda yer alabilir.

İdare, şartların gerçekleşmesi halinde kesinleşen mahkeme ilamı doğrultusunda hak sahibine ödediği tazminatı ilgili personele rücu edebilir. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun Ek 18. maddesi uyarınca, kamu kurum ve kuruluşları ile devlet üniversitelerinde görev yapan hekim, diş hekimi ve diğer sağlık personelinin tıbbi uygulamalarından doğan tazminatın rücu edilip edilmeyeceğine ve rücu miktarına, personelin görevini kötüye kullanıp kullanmadığı ve kusur durumu gözetilerek Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından bir yıl içinde karar verilir. Devlet üniversitelerinde görevli personel bakımından ise nihai rücu kararı, Kurul kararı ve varsa görevi kötüye kullanmaya ilişkin kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı dikkate alınarak ilgili üniversite tarafından altı ay içinde verilir. Tazminatı ödeyen idare, personelin yerine geçerek kusur oranında ve teminat dahilinde zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortasından ödeme talep eder.

3359 sayılı SAĞLIK HİZMETLERİ TEMEL KANUNU m. Ek 18Kaynağı aç
Ek Madde 18- (Ek:12/5/2022-7406/14 md.) Yükseköğretim Kanununun 53 üncü maddesinde yer alan soruşturma usulüne tabi olanlar hariç olmak üzere, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yapılan soruşturmalar hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Soruşturma izni, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir. Mesleki Sorumluluk Kurulu, özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensupları bakımından il sağlık müdürlüklerinde görevli başkan veya yardımcılarını da ön inceleme yapmak üzere görevlendirebilir. Soruşturma izni verilmesine ilişkin 4483 sayılı Kanunun 7 nci maddesindeki süreler, iki kat olarak uygulanır. Mesleki Sorumluluk Kurulunun kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir. Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı ilgilisine rücu edilip edilmeyeceğine ve rücu miktarına, ilgilinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanıp kullanmadığı ve kusur durumu gözetilerek Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından bir yıl içinde karar verilir. (Ek cümle:21/2/2024-7496/21 md.) Devlet üniversitelerinde görev yapanlar bakımından, ilgili üniversite tarafından Mesleki Sorumluluk Kurulu kararı ve varsa ilgili hakkında görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullandığına dair kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı dikkate alınarak altı ay içinde nihai karar verilir. (Ek fıkra:21/2/2024-7496/21 md.) İdare, kesinleşen mahkeme kararında hüküm altına alınan tazminatı ödedikten sonra hukuken sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle tazminatın ödenmesine sebep olan ve zorunlu meslekî malî sorumluluk sigortası bulunan kamu kurum ve kuruluşları ile devlet üniversitelerinde görev yapan sağlık meslek mensuplarının yerine geçer. Bu sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle her türlü kusuru ve görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek verdikleri zararlardan dolayı idare tarafından ödenen avukatlık vekâlet ücreti ve yargılama masrafları dâhil tazminat sağlık meslek mensubunun kusuru oranında ve sigorta teminatı dâhilinde tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu malî sorumluluk sigortası yaptırdığı sigorta şirketinden talep edilir. Mesleki Sorumluluk Kurulu, Sağlık Bakanı tarafından belirlenen;[15] a) Bakan yardımcısı, b) Sağlık Hizmetleri, Kamu Hastaneleri, Hukuk Hizmetleri, Yönetim Hizmetleri genel müdürleri veya yardımcıları, c) Profesör veya doçent unvanlı biri dâhilî, diğeri cerrahi branştan iki hekim, olmak üzere yedi üyeden oluşur. Mesleki Sorumluluk Kurulunun başkanı Bakan yardımcısıdır. (c) bendi uyarınca belirlenen üyelerin görev süresi iki yıldır. Mesleki Sorumluluk Kurulu, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve üye tam sayısının salt çoğunluğuyla karar alır. Oylamalarda çekimser oy kullanılamaz. Sağlık Bakanı gelen işin niteliği ve sayısına göre, başka bir Bakan yardımcısının başkanlığında dördüncü fıkrada gösterilenlerden, yeni kurullar oluşturabilir.[16] Mesleki Sorumluluk Kurulu üyeleri, ikinci fıkra kapsamında verdikleri kararlar sebebiyle görevinin gereklerine aykırı hareket ettiklerinin kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararıyla tespit edilmesi dışında mali ve idari yönden sorumlu tutulamaz. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. Bilgi toplama, işleme ve paylaşma yetkisi

İdareye Yazılı Ön Başvuru Şartı ve Dava Açma Süreleri

İdarenin tıbbi eylemlerinden kaynaklanan tam yargı davalarında yargılama usulü özel kurallara bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinin 1. fıkrası gereğince, hakları ihlal edilen kişilerin doğrudan idare mahkemesine gitmeden önce eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak zararın giderilmesini talep etmeleri zorunludur. Ön başvuru yapılmaksızın doğrudan dava açılması durumunda idari merci tecavüzü veya usul eksikliği gündeme gelebilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
Madde 13 – 1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.[9] 2. Görevli olmayan adli (…)[10] yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz. Dilekçeler üzerine ilk inceleme:

Yapılan ön başvurunun idarece kısmen veya tamamen reddedilmesi durumunda bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya otuz gün içinde cevap verilmemesi halinde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabilir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca, özel kanunlarında ayrı bir süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde genel dava açma süresi altmış gündür ve idari uyuşmazlıklarda bu süre yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. Görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddedilmesi halinde ise sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda idareye başvurma şartı aranmaz.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar

Komplikasyon ve Hizmet Kusuru Ayrımı

Tıbbi müdahaleler sırasında veya sonrasında gelişen enfeksiyonlar, kanamalar, his kayıpları veya fonksiyon bozuklukları tıbbi komplikasyon niteliğinde olabilir ve ortaya çıkan her olumsuz sonuç tazminat sorumluluğu doğurmaz. Bununla birlikte komplikasyonun hastaya önceden anlatılması, risk gerçekleştiğinde zamanında fark edilmesi ve uygun tedavinin yapılması gerekir. Bu şartların yerine getirilmemesi halinde başlangıçta komplikasyon olarak değerlendirilebilecek bir durum, kötü yönetim nedeniyle idarenin hizmet kusuruna dönüşebilir.

Hatalı Tıbbi Müdahale Nedeniyle Vefat Durumunda Tazminat

Tıbbi uygulama hatası sonucu hastanın hayatını kaybetmesi durumunda, müteveffanın desteğinden yoksun kalan yakınları idareden maddi tazminat kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebinde bulunabilir. Bu davayı ölenin eşi, çocukları, anne ve babası ile somut olayda kendileriyle ölen kişi arasındaki destek ilişkisini ispatlayan diğer kişiler açabilir.

Sağlık Meslek Mensupları Hakkında Ceza Soruşturması İzni

3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun Ek 18. maddesinin 1. fıkrasına göre; kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim, diş hekimi ve diğer sağlık meslek mensuplarının mesleğin icrası kapsamındaki muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalarından doğan soruşturmalarda 4483 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinde yer alan soruşturma usulüne tabi olanların hariç tutulduğu bu süreçte soruşturma izni verme yetkisi Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kuruluna aittir. Kurul bakımından soruşturma izni verilmesine ilişkin 4483 sayılı Kanun'un 7. maddesindeki süreler iki kat olarak uygulanır ve Kurul kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir.

Devlet hastanesindeki doktor hatası nedeniyle doğrudan doktora dava açılabilir mi?

Devlet hastanelerindeki tıbbi hatalarda dava kural olarak doğrudan doktora karşı değil, sağlık hizmetini yürüten ve Anayasa uyarınca hizmet kusurundan sorumlu olan idareye karşı idare mahkemesinde tam yargı davası şeklinde açılır.

Tam yargı davası açılmadan önce idareye başvurulması zorunlu mudur?

2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi gereğince, eylemin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde beş yıl içinde ilgili idareye yazılı başvuruda bulunulması zorunludur; ancak görevsiz adli yargı merciinin görev ret kararından sonra idari yargıda açılan davalarda bu başvuru şartı aranmaz.

İdarenin başvuruyu reddetmesi veya cevapsız bırakması halinde dava açma süresi ne kadardır?

İdarenin ret yazısının tebliğinden veya başvuruya otuz gün içinde cevap verilmemesi halinde bu sürenin dolmasından itibaren, özel kanunlarda farklı bir süre yer almadığı müddetçe altmış gün içinde tam yargı davası açılabilir.

Tıbbi komplikasyonlar idarenin tazminat ödemesini gerektirir mi?

Her komplikasyon tazminat doğurmaz; ancak komplikasyon riskinin önceden hastaya anlatılmaması, zamanında fark edilmemesi veya uygun tıbbi yöntemlerle yönetilmemesi idarenin hizmet kusuruna dönüşebilir.

Tıbbi hata sonucu vefat gerçekleştiğinde kimler tazminat talep edebilir?

Ölüm halinde müteveffanın eşi, çocukları, anne ve babası ile somut olayda destek ilişkisinin varlığını ispatlayan diğer kişiler manevi tazminat ve destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir.

İdarenin ödediği tazminatı doktora rücu etme süreci nasıl işler?

Kamu kurum ve kuruluşları ile Devlet üniversitelerinde görev yapan sağlık meslek mensuplarının tıbbi uygulamaları sebebiyle idarece ödenen tazminatın rücu edilip edilmeyeceğine ve miktarına, görevini kötüye kullanma ve kusur durumu gözetilerek Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından bir yıl içinde karar verilir. Devlet üniversitelerinde görev yapanlar bakımından nihai karar ilgili üniversite tarafından altı ay içinde verilir; kesinleşen mahkeme ilamı doğrultusunda tazminatı ödeyen idare, zorunlu sigortası bulunan personelin kusuru oranında ve sigorta teminatı dahilinde ilgili sigorta şirketinden talepte bulunur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu