İdarenin Hizmet Kusuru ve Hukuki Dayanağı
Kamu hizmetinin hiç yürütülmemesi, gereği gibi yerine getirilmemesi veya geç işletilmesi idarenin hizmet kusurunu oluşturur. Hizmet kusuru neticesinde meydana gelen zararlardan kamu hizmetini yürüten memur değil, kamu düzenini kurmak ve işlemi yürütmekle yükümlü olan idare sorumludur. İdarenin kendi eylemlerinden kaynaklanan zararları tazmin etme yükümlülüğünün anayasal dayanağı ise Anayasa'nın 125. maddesinin 7. fıkrasıdır.
İdarenin hizmet kusuruna dayalı sorumluluğu idari sözleşmelerden, idari işlemlerden veya idarenin ihmali tutumlarından kaynaklanabilmektedir. Zarara uğrayan kişinin kamu hizmetinin kusurlu yürütüldüğüne dair iddiası karşısında idare, hizmetin olması gerektiği gibi ve usulünce yerine getirildiğini ispat etmekle yükümlüdür.
Dava Türleri ve Mahkemece Kendiliğinden İncelenen Şartlar
İdarenin eylem ve işlemlerinden kaynaklanan hizmet kusuru nedeniyle kişilerin uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında tam yargı davası açılır. Hizmet kusuru sebebiyle zarara uğrayan kişiler zararın tazmini için tam yargı davası açabileceği gibi, zararın doğumuna yol açan idari işlemin iptali istemiyle iptal davası da açabilirler.
Hizmet kusuruna dayalı bir tazminat davasının açılabilmesi için dava öncesinde idareye usulüne uygun başvuruda bulunularak zararın giderilmesinin istenmiş olması gerekir. Uyuşmazlık konusu işlemin kamu hizmetine ilişkin bulunması, idarenin kusurunun mevcudiyeti, somut bir zararın gerçekleşmesi, idareye süresinde başvurulması ve davanın kanuni süresinde açılması mahkemece kendiliğinden araştırılır; bu şartların eksikliği davanın reddine yol açar.
İdari Eylemlerde Ön Başvuru ve Dava Açma Süreleri
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinin 1. fıkrası kapsamında, idarenin eylemlerinden ötürü hak kaybına uğrayan kişilerin doğrudan dava yoluna gitmeden evvel ön karar prosedürünü işletmesi zorunludur. Buna göre ilgililer, zarara sebebiyet veren eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halükarda eylemin gerçekleşmesinden itibaren beş yıl içerisinde ilgili idari mercie müracaat ederek haklarının tesisini talep etmelidir. Söz konusu müracaatın idarece kısmen veya tamamen reddedilmesi halinde ret bildiriminin tebliğinden, idarenin otuz günlük yasal bekleme süresi boyunca sessiz kalarak cevap vermemesi halinde ise bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içerisinde yargı mercilerine başvurulabilir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
Hizmet kusuruna dayalı tam yargı davalarında idare mahkemelerinde genel dava açma süresi altmış gündür ve bu süre zamanaşımı niteliğinde olmayıp hak düşürücüdür. Zarar doğuran idari işlemlere ilişkin uyuşmazlıklarda dava açma süresi zararın öğrenilmesi ve yazılı bildirime göre hesaplanırken, idari eylemlerden doğan uyuşmazlıklarda altmış günlük süre idareye yapılan zorunlu başvurunun kısmen veya tamamen reddi yahut otuz günlük sessizlik süresinin sona ermesiyle birlikte başlar. Öte yandan 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, adli yargı mercilerine açılan ve görev yönünden reddedilen tam yargı davalarının ardından idari yargıda açılacak davalarda idareye ön başvuru yapılması koşulu aranmaz.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Görevli ve Yetkili Mahkemenin Tespiti
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca idarenin hizmet kusurundan doğan zararların tazmini idari yargının görev alanındadır. Bu nedenle hizmet kusuruna dayalı tam yargı davalarında görevli yargı yeri idare mahkemeleridir. 2577 sayılı Kanun'un 36. maddesinin (a) bendi uyarınca, idari sözleşmelerden doğanlar dışındaki tam yargı davalarında yetkili mahkeme sırasıyla zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili yer mahkemesidir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 36Kaynağı aç
Aynı Kanun'un 36. maddesinin (b) bendi gereğince zararın bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğması durumunda tam yargı davasında yetkili mahkeme hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer idare mahkemesidir. Kanunda sayılan bu durumların haricindeki diğer hallerde ise 36. maddenin (c) bendi uyarınca davacının ikametgahının bulunduğu yer idare mahkemesi yetkili kılınmıştır.
Hükmün Etkisi ve Kanun Yolu
Hizmet kusuruna dayalı tazminat davasının sonuçları kural olarak yalnızca davanın tarafı olan davacı bakımından bağlayıcılık doğurur. Mahkemece davanın reddedilmesi halinde idarece tesis edilen işlemin hukuka uygunluğu tespit edilmiş olur. İlk derece idare mahkemesince verilen bu kararlara karşı kanun yolu olarak istinaf merciine başvurulması mümkündür.
Hizmet kusuru davası açılmadan önce idareye başvuru zorunlu mudur?
Evet, 2577 sayılı Kanun uyarınca dava öncesinde idareye usulüne uygun şekilde başvurularak zararın tazmininin istenmesi zorunlu bir dava şartıdır; ancak adli yargıda görev yönünden reddedilen davalardan sonra idari yargıda açılacak tam yargı davasında bu ön başvuru şartı aranmaz.
İdari eylemlerden doğan zararlarda başvuru ve dava süreleri nasıldır?
İdari eylemlerde eylemin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve her halde eylemden itibaren 5 yıl içinde idareye başvurulmalıdır. Başvurunun reddi veya 30 gün boyunca cevapsız kalması üzerine 60 günlük hak düşürücü dava açma süresi içinde idare mahkemesinde dava açılır.
Hizmet kusuruna dayalı tazminat davasında ispat yükü kime aittir?
Zarara uğrayan davacının hizmetin kusurlu yürütüldüğünü ileri sürmesi durumunda, idare kamu hizmetinin gereği gibi ve usulüne uygun ifa edildiğini ispatlamakla yükümlü hale gelir.
Hizmet kusuru tazminat davasında görevli ve yetkili mahkeme neresidir?
Görevli mahkeme idare mahkemesidir. Yetki ise sırasıyla zararı doğuran uyuşmazlığı çözmeye yetkili mahkemeye; ulaştırma, bayındırlık veya eylemlerde hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer mahkemesine; diğer hallerde ise davacının ikametgahı mahkemesine aittir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

