Denetimli Serbestlik Yükümlülüğü ve İhlal Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
Denetimli Serbestlik Yükümlülüğü ve İhlal Sonuçları

Denetimli serbestlik tedbiriyle cezanın infazı, koşulları bulunan iyi hâlli hükümlü için infaz hâkiminin verebileceği bir usuldür. Kurumdan ayrılan hükümlü, talebinde gösterdiği denetimli serbestlik müdürlüğüne beş gün içinde başvurmak zorundadır. Yükümlülüğe aykırılık ihlal sayılır; ısrar veya süresinde başvurmamak, açık ceza infaz kurumuna gönderilmeyi gündeme getirebilir. Kanundaki beş gün sonucu ile yönetmelikteki bekleme ve mazeret düzeni aynı otomatik işleme indirgenemez.

5275 sayılı CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN m. 105/AKaynağı aç
Madde 105/A – (Ek: 5/4/2012-6291/1 md.) (1) (Değişik:14/4/2020-7242/46 md.) Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla, açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, hükmün infazına ilişkin işlemleri yapan Cumhuriyet başsavcılığının bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilebilir. (Ek cümle:4/6/2025-7550/13 md.) Hükümlünün bu infaz usulünden yararlanabilmesi için beş günden az olmamak üzere koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini ceza infaz kurumunda geçirmiş olması gerekir. (2) (Değişik:14/4/2020-7242/46 md.) Açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları oluşmasına karşın, iradesi dışındaki bir nedenle açık ceza infaz kurumuna ayrılamayan veya bu nedenle kapalı ceza infaz kurumuna geri gönderilen iyi hâlli hükümlüler, diğer şartları da taşımaları hâlinde, birinci fıkrada düzenlenen infaz usulünden yararlanabilirler. (3) Yukarıdaki fıkralarda düzenlenen infaz usulünden;[45] a) Sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan ve koşullu salıverilmesine iki yıl veya daha az süre kalan kadın hükümlüler, b) Maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalan hükümlüler, diğer şartları da taşımaları hâlinde yararlanabilirler. Ağır hastalık, engellilik veya kocama hâli, Adlî Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirilmelidir. (4) (Değişik: 18/6/2014-6545/80 md.) Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle, cezası hapse çevrilen hükümlüler yukarıdaki fıkralardaki infaz usulünden yararlanamazlar. (5) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezasının infazına karar verilen hükümlünün, koşullu salıverilme tarihine kadar; a) Kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılması, b) Bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulması, c) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemesi, d) Belirlenen programlara katılması, yükümlülüklerinden bir veya birden fazlasına tabi tutulmasına, denetimli serbestlik müdürlüğünce karar verilir. Hükümlünün risk ve ihtiyaçları dikkate alınarak yükümlülükleri değiştirilebilir. (Ek cümle: 28/3/2023-7445/25 md.) Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde yer alan kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçundan hükümlü olanlar ayrıca tedavi ve rehabilitasyon programlarına katılma yükümlülüğüne tabi tutulur. (6) Hükümlünün;[46] a) Ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra, talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne beş gün içinde müracaat etmemesi, b) Hakkında belirlenen yükümlülüklere, denetimli serbestlik müdürlüğünün hazırladığı denetim ve iyileştirme programına, denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerileriyle hakkında hazırlanan denetim planına uymamakta ısrar etmesi, c) Ceza infaz kurumuna geri dönmek istemesi, hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazı için açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine, denetimli serbestlik müdürlüğünün bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilir. (7) (Yeniden Düzenleme:14/4/2020-7242/46 md.) Hükümlü hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı kamu davası açılmış olması hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hâkimi tarafından, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilebilir. Kovuşturma sonucunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararı verilmesi hâlinde, hükümlünün cezasının infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam olunmasına infaz hâkimi tarafından karar verilir. (8) Denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına karşın müracaat etmeyenler ile (…)[47] ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmayan hükümlüler hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 292 nci ve 293 üncü maddelerinde yazılı hükümler uygulanır. (9) Yükümlülüklerin gereklerine ve denetim planına uygun davranan hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından hazırlanan gerekçeli rapor, 107 nci ve 108 inci maddeler uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir. (10) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezaların infazına ilişkin esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir. Adlî para cezasının infazı
39039 sayılı DENETİMLİ SERBESTLİK HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİ m. 44Kaynağı aç
MADDE 44 – (1) Yükümlülüğün yerine getirilmesi için uyulması gereken kurallar ile karara uygun olarak hazırlanan programa ve denetimli serbestlik personelinin bu kapsamdaki uyarı ve çağrılarına uyulmaması yükümlülüğün ihlali sayılır. Yükümlülüğün ihlal edilmesi durumunda vaka sorumlusunun teklifi üzerine yükümlü, komisyon tarafından veya Kanunda yazılı hâllerde komisyonun önerisi üzerine infaz hâkimi tarafından uyarılır. (2) Uyarı bir yazı ile yükümlüye tebliğ edilir. Gerektiğinde yükümlü, müdürlüğe davet edilerek yükümlülüklerine ilişkin hususlar ve ihlalin sonuçları vaka sorumlusu tarafından kendisine sözlü olarak da açıklanır. Yükümlünün gelmemesi durumunda daha önce yapılmış olan yazılı uyarı yeterli sayılır. (3) Denetimli serbestlik kararlarının infazında, yükümlülüğün bir yıl içerisinde mazereti olmaksızın ve kasıtlı olarak üç defa ihlal edilmesi yükümlülüğe uymamada ısrar etme sayılır. Yükümlünün ikinci kez uyarılmasının ardından bir yıl içerisinde üçüncü ihlalin tespit edilmesi halinde dosyanın kapatılması ile ilgili süreç başlatılır. Suça sürüklenen çocuklar ve denetimli serbestlik kararının infazına başlandığı tarihte çocuk olup infaz sürecinde on sekiz yaşını dolduranlar bakımından ise yükümlünün bir yıl içerisinde üçüncü kez uyarılmasının ardından bir yıl içinde dördüncü ihlalin tespit edilmesi halinde dosyanın kapatılması ile ilgili süreç başlatılır. (4) Uyarı için yapılan tebligatta, bir yıl içerisinde suça sürüklenen çocuklar ve denetimli serbestlik kararının infazına başlandığı tarihte çocuk olup infaz sürecinde on sekiz yaşını dolduranlar bakımından dördüncü kez, diğer yükümlüler bakımından üçüncü kez ihlal durumunun tespit edilmesi halinde tekrar bir uyarının yapılmayacağı, dosyanın kapatılması ile ilgili sürecin başlatılacağı ve dosyanın ilgili yargı merciine gönderileceği yükümlüye ihtar edilir. (5) Bu Yönetmeliğin dördüncü kısmının dördüncü bölümü ile beşinci kısmının üçüncü bölümünde düzenlenen yükümlülüklerin ihlali halinde yükümlünün uyarılmasına infaz hâkimi tarafından, diğer yükümlülüklerin ihlalinde ise komisyon tarafından karar verilir. (6) Adli kontrol tedbirlerinin infazında tedbir kararının gereklerini mazereti olmaksızın ve kasıtlı olarak ihlal eden şüpheli veya sanık uyarılmaz, varsa mazereti komisyon tarafından değerlendirilir. Suça sürüklenen çocukların adli kontrol tedbirini ihlal etmeleri halinde yargı merciine yapılan bildirimde adli kontrol süresince çocuğa rehberlik eden uzman tarafından gerçekleştirilen ihtiyaç değerlendirmesine, yürütülen iyileştirme çalışmalarına ve çocuğun ilgili çalışmalara katılım durumuna yer verilir. Denetimli serbestlik kararlarının değiştirilmesi, durdurulması veya kaldırılması
39039 sayılı DENETİMLİ SERBESTLİK HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİ m. 79Kaynağı aç
MADDE 79 – (1) Hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına karar verilen hükümlü ceza infaz kurumundan çıktıktan sonra beş gün içerisinde talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmek zorundadır. (2) Müdürlüğe müracaat için gereken beş günlük süre, hükümlünün ceza infaz kurumundan ayrılışını takip eden günden itibaren başlar. Son gün bir tatile rastlarsa, süre tatilin ertesi günü mesai saati bitiminde sona erer. (3) Hükümlü müracaatında kimliğini ispata yarayan bir belgeyi ibraz etmek zorundadır. Müracaat edenin, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına karar verilen hükümlü olup olmadığı, ceza infaz kurumundan alınan fotoğraflı hükümlü bilgi formu ile de teyit edilir. (4) Kimliğini ispata yarayan bir belgeyi ibraz edemeyen hükümlülerin kayıtları yapılmaz, müracaatları tutanakla tespit edilerek hükümlüye müdürlüğe müracaat etmesi gereken tarihin sonuna kadar kimliğini ispata yarayan bir belgeyle müracaat etmesi için süre verilir. Hükümlünün son gün içerisinde müracaat etmesi halinde T.C. kimlik kartını çıkartarak müdürlüğe başvurması için üç güne kadar süre verilir. Süresi içerisinde müracaat etmeyen hükümlüler hakkında altıncı ve yedinci fıkralara göre işlem yapılır. (5) Hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına karar verilen hükümlünün, talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğü dışında başka bir müdürlüğe müracaat etmesi halinde, hükümlü bilgilendirilir ve ilgili müdürlüğe yönlendirilir. Hükümlünün mazereti ve varsa başka talebi tutanakla tespit edilerek ilgili müdürlüğe gönderilir. (6) Hükümlü, denetimli serbestlik müdürlüğüne beş gün içerisinde müracaat etmezse yedinci günü mesai bitimine kadar beklenir. Yedinci günden sonra kayıt kapatılarak herhangi bir işlem yapılmadan infaz hâkiminden hükümlünün açık ceza infaz kurumuna iadesi istenir. (7) Hükümlünün altıncı veya yedinci günü müracaat etmesi ve mazeret bildirmesi halinde kayıt kapatılmaz; hükümlünün beyanı, varsa mazereti ve buna ilişkin belge, bilgi veya beyan tutanak altına alınarak, hazırlanan tutanak dosyası ile birlikte karar verilmek üzere infaz hâkimine gönderilir. İnfaz hâkiminin kararına göre işlem yapılır. (8) Denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına karşın müracaat etmeyen hükümlüler hakkında 5237 sayılı Kanunun 292 nci ve 293 üncü maddeleri uyarınca işlem yapılmak üzere evrakın bir sureti Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. (9) Hükümlünün kayıt işlemleri tamamlandıktan sonra infaz dosyası incelenir, dosya içeriğinden, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına dair kararın süre yönünden ilgili mevzuata uygun olmadığı anlaşılırsa, durum bir tutanakla tespit edilerek, karar verilmek üzere infaz dosyası Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. Yükümlülüklerin belirlenmesi

Kimler bu infaz usulünden yararlanabilir

5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesi, açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan, koşullu salıverilmesine bir yıl ya da daha az süre kalan iyi hâlli hükümlünün istemi üzerine bu usulün uygulanabileceğini düzenler. Cezanın koşullu salıverilme tarihine kadar olan bölümü denetimli serbestlik tedbiriyle infaz edilebilir. Değerlendirmede kurum idaresinin raporu dikkate alınır. Kararı, hükmün infaz işlemlerini yürüten Cumhuriyet başsavcılığının bulunduğu yer infaz hâkimi verebilir. Koşulların bulunması, uygulamanın zorunlu olduğu anlamına gelmez.

Yararlanma için, beş günden az olmamak üzere koşullu salıverilmeye kadar kurumda geçirilmesi gereken sürenin en az onda birinin ceza infaz kurumunda geçirilmiş olması aranır. Açık kuruma ayrılma koşulları oluştuğu hâlde iradesi dışındaki nedenle ayrılamayan veya aynı nedenle kapalı kuruma geri gönderilen iyi hâlli hükümlüler, diğer koşulları da taşıyorsa birinci fıkradaki usulden yararlanabilir.

Sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan ve koşullu salıverilmesine iki yıl veya daha az kalan kadın hükümlüler ile ağır hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az kalan hükümlüler, diğer koşulları taşımaları hâlinde yararlanabilir. Ağır hastalık, engellilik veya kocama; Adlî Tıp Kurumundan alınan ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan raporla belgelendirilir. Adli para cezasının ödenmemesi yüzünden cezası hapse çevrilen hükümlüler bu önceki fıkralardaki usulden yararlanamaz.

Hangi yükümlülükler belirlenebilir

105/A maddesinde, koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanabilecek yükümlülükler dört başlıkta sayılır: kamuya yararlı bir işte ücretsiz çalıştırma, bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurma, belirlenen yer ya da bölgelere gitmeme ve belirlenen programlara katılma. Bunlardan birine veya birkaçına karar vermek denetimli serbestlik müdürlüğüne aittir. Risk ve ihtiyaçlar değiştikçe yükümlülükler de değiştirilebilir. Bu fıkrada sayılanlar imza yükümlülüğü adıyla anılmaz.

Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesindeki, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme, bulundurma ya da kullanma suçundan hükümlü olanlar, ceza infazındaki denetimli serbestlik tedbiri sırasında ayrıca tedavi ve rehabilitasyon programına katılmakla yükümlüdür.

Kurumdan ayrıldıktan sonraki başvuru

105/A maddesi ve Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 79. maddesi, infazına bu tedbirle devamına karar verilen hükümlünün kurumdan çıktıktan sonra beş gün içinde talebinde belirttiği müdürlüğe başvurmasını zorunlu kılar. Süre, kurumdan ayrılışı izleyen günden işlemeye başlar. Son gün tatile denk gelirse süre, tatili izleyen günün mesai bitiminde dolar.

Başvuruda kimliği gösteren bir belge sunulması zorunludur. Başvuranın gerçekten bu infaza karar verilen hükümlü olup olmadığı, kurumdan gelen fotoğraflı hükümlü bilgi formuyla da kontrol edilir. Kimlik belgesi sunamayan kişinin kaydı açılmaz; başvurusu tutanakla saptanır ve başvuru süresinin sonuna kadar belgeyle gelmesi için süre verilir. Hükümlünün son gün içerisinde başvurması hâlinde T.C. kimlik kartını çıkartarak müdürlüğe başvurması için üç güne kadar süre verilir.

Hükümlü, talebinde yazdığı müdürlük yerine başka müdürlüğe giderse bilgilendirilir ve ilgili müdürlüğe yönlendirilir. Mazereti ve varsa başka istemi tutanağa geçirilerek ilgili müdürlüğe iletilir. Kayıt tamamlandıktan sonra dosyadan, infaz kararının süre bakımından ilgili mevzuata uygun olmadığı anlaşılırsa bu durum tutanakla belirlenir ve infaz dosyası karar için Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.

Beş gün ile sonraki iki günün düzeni

105/A maddesine göre kurumdan ayrıldıktan sonra belirtilen müdürlüğe beş gün içinde başvurulmaması, müdürlüğün istemi üzerine infaz hâkiminin açık ceza infaz kurumuna gönderme kararı vereceği hâllerdendir. Aynı karar, belirlenen yükümlülüklere, denetim ve iyileştirme programına, görevlilerin bu kapsamdaki uyarı ve önerileri ile denetim planına uymamakta ısrar edilmesi veya kuruma dönülmek istenmesi hâlinde de verilir. Gönderme, koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezanın infazı içindir.

Yönetmeliğin 79. maddesi farklı bir zaman çizelgesi kurar. Beş gün içinde başvuru olmazsa yedinci günün mesai bitimine kadar beklenir. Yedinci günden sonra kayıt kapatılır ve başka bir işlem yapılmaksızın infaz hâkiminden hükümlünün açık kuruma iadesi istenir. Altıncı veya yedinci gün gelinip mazeret bildirilmişse kayıt kapatılmaz. Beyan, mazeret ve buna ilişkin belge ya da bilgi tutanağa bağlanır; dosyayla birlikte infaz hâkimine gönderilir ve işlem hâkimin kararına göre yürür.

Kanun, beş gün içinde başvurmamayı açık kuruma gönderme sebepleri arasında sayar. Yönetmelik ise beşinci günden sonra yedinci günün mesai sonuna kadar beklenmesini ve altıncı ya da yedinci gündeki mazeretin hâkime götürülmesini öngörür. Bu iki düzenlemenin birbirinin yerine geçeceği metinlerde kesinleştirilmemiştir; biri diğerini ortadan kaldıran tek süre kuralı gibi uygulanamaz.

Yönetmeliğe göre başvuru süresinin bitiminden itibaren iki gün geçtiği hâlde gelinmemişse, 5237 sayılı Kanun'un 292 ve 293. maddeleri uyarınca işlem yapılmak üzere evrakın bir örneği Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.

İhlal, uyarı ve ısrar

Yönetmeliğin 44. maddesine göre yükümlülüğün yerine getirilmesi için uyulacak kurallara, karara uygun hazırlanan programa ve denetimli serbestlik personelinin bu kapsamdaki uyarı ile çağrılarına uyulmaması ihlal sayılır. İhlalde vaka sorumlusunun önerisi üzerine yükümlü, komisyonca veya kanunda yazılı hâllerde komisyonun önerisiyle infaz hâkimince uyarılır.

Uyarı yazıyla tebliğ edilir. Gerekirse yükümlü müdürlüğe çağrılarak yükümlülükler ve ihlalin sonuçları vaka sorumlusu tarafından sözlü de anlatılır. Çağrıya gelinmemesi, daha önce yapılan yazılı uyarıyı yeterli kılar. Yönetmeliğin dördüncü kısmının dördüncü bölümü ile beşinci kısmının üçüncü bölümündeki yükümlülüklerde uyarı kararı infaz hâkimine, diğer yükümlülüklerde komisyona aittir.

Denetimli serbestlik kararlarının infazında, bir yıl içinde mazeretsiz ve kasıtlı üç ihlal, yükümlülüğe uymamada ısrar sayılır. İkinci uyarıdan sonra bir yıl içinde üçüncü ihlal saptanırsa dosyanın kapatılmasına ilişkin süreç başlar. Bu hüküm, üçüncü ihlalin dosyayı kendiliğinden kapattığını veya hâkimin belirli bir kararını verdiğini söylemez.

Suça sürüklenen çocuklar ile infaza başlandığı sırada çocuk olup süreç içinde on sekiz yaşını dolduranlar için eşik ayrıdır. Bu kişilerde bir yıl içindeki üçüncü uyarıdan sonra bir yıl içinde dördüncü ihlal saptanırsa dosya kapatma süreci başlar. Çocuklar için öngörülen eşik, yetişkinlere uygulanan üç ihlal ölçüsünün yerine geçmez.

Yeni suç iddiası ve koşullu salıverilme

Denetim başladıktan sonra işlendiği ileri sürülen ve alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan kamu davası açılırsa, müdürlüğün istemi üzerine infaz hâkimi hükümlünün açık kuruma gönderilmesine karar verebilir. Buradaki sonuç, beş gün içinde başvurmamadaki ifade gibi kesin bir karar verme biçiminde değil, verilebilen bir karar olarak düzenlenmiştir.

Kovuşturma beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararıyla sonuçlanırsa infaz hâkimi, cezanın infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam edilmesine karar verir. Yükümlülüklere ve denetim planına uygun davranan hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında müdürlük gerekçeli rapor hazırlar. Rapor, 107 ve 108. maddeler uyarınca işlem yapılması için ilgili mahkemeye gönderilir.

5275 sayılı Kanun'un geçici 10. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, 105/A kapsamında denetimli serbestlikle cezası infaz edilip geçici 9. maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19 nedeniyle 31/7/2023 itibarıyla izinde bulunan hükümlüler, koşullu salıverilme tarihine kadar olan süreyi 105/A'nın beşinci fıkrasındaki yükümlülüklere tabi olmadan geçirir. Hüküm, bu izindeki hükümlü grubuyla sınırlıdır.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2024/6510, K. 2025/1080Kaynağı aç
1. Ceza Dairesi         2024/6510 E.  ,  2025/1080 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/961 değişik iş İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın kabulüne TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2023 tarihli ve 2023/393 Esas, 2023/999 Karar sayılı kararıyla 7 ay 15 gün hapis cezasına hükümlü …'ın, bu cezasının infazı sırasında, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 105/A ve geçici 10. maddeleri gereğince cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına dair İstanbul Anadolu 3. İnfaz Hâkimliğinin 28.03.2024 tarihli ve 2024/4808 Esas, 2024/4707 Karar sayılı kararını müteakip, hükümlünün süresi içinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurması üzerine, anılan Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce hükümlü hakkında denetim planı hazırlanmasını takiben, hükümlü müdafii tarafından anılan denetim planınındaki imza yükümlülüğünün iptal edilmesine yönelik talebin reddine ilişkin İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 17.04.2024 tarihli kararına karşı yapılan şikayetin reddine dair İstanbul 2. İnfaz Hakimliğinin 25.04.2024 tarihli ve 2024/3607 Esas, 2024/3566 Karar sayılı kararına yönelik itirazın, suç tarihinin ve denetimli serbestlik süresinin 31.07.2023 tarihi öncesine denk geldiğinden bahisle kabulüne, İstanbul 2. İnfaz Hakimliğinin 25.04.2024 tarihli kararının kaldırılmasına ve hükümlü hakkında denetim tedbiri uygulanmasına yer olmadığına ilişkin mercii İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.05.2024 tarihli ve 2024/961 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak; Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 18.09.2024 tarihli ve 94660652-105-34-21041-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2024 tarihli ve 2024/97249 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü; I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2024 tarihli ve 2024/97249 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, mercii İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.05.2024 tarihli kararı ile suç tarihinin ve denetimli serbestlik süresinin 31.07.2023 tarihi öncesine denk geldiğinden bahisle itirazın kabulüne ve hükümlü hakkında denetim tedbiri uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, Hükümlünün 02.11.2019 tarihinde işlemiş olduğu trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2023 tarihli ve 2023/393 Esas, 2023/999 Karar sayılı kararı ile 7 ay 15 gün hapis cezasına mahkum olduğu, anılan kararın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 26.01.2024 tarihli ve 2023/3243 Esas, 2024/326 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleştiği, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 27.03.2024 tarihli ve 2024/7-11224 sayılı müddetnamesine göre hükümlünün 27.03.2024 tarihinde cezasını infaz etmek üzere açık ceza infaz kurumuna girdiği, koşullu salıverilme tarihinin 16.07.2024, hakederek tahliye tarihinin 06.11.2024 olduğu, Hükümlünün İstanbul Anadolu 3. İnfaz Hâkimliğinin 28.03.2024 tarihli ve 2024/4808 Esas, 2024/4707 Karar sayılı kararı ile 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesi uyarınca şartla tahliye tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik uygulanarak infazına karar verildiği, 5275 sayılı Kanun'un geçici 10/2. maddesinde yer alan " 31/7/2023 tarihi itibarıyla geçici 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunan ve ilgili mevzuat uyarınca cezalarının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına beş yıl ve daha az süre kalan hükümlülerin talebi aranmaksızın, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına infaz hakimi tarafından karar verilebilir." ile geçici 10/4. maddesinde yer alan '' 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezası infaz edilip geçici 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle 31/7/2023 tarihi itibarıyla izinde bulunan hükümlüler, koşullu salıverilme tarihine kadar olan süreleri 105/A maddesinin beşinci fıkrasında belirtilen yükümlülüklere tabi olmadan geçirirler. '' şeklindeki düzenlemeler karşısında, daha önceden denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezalarını infaz etmekte iken Covid-19 iznine ayrılan hükümlülerin, izin bitiminden sonra da 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesinin 5. fıkrasındaki yükümlülüklere tabi olmayacakları, ancak açık ceza infaz kurumunda cezasını infaz etmekte iken Covid-19 iznine ayrılıp sonradan geçici 10/2. madde kapsamında cezalarının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilen hükümlülerin ise söz konusu yükümlülüklere tabi olacakları, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 27.03.2024 tarihli ve 2024/7-11224 sayılı müddetnamesine göre hükümlünün 27.03.2024 tarihinde cezasını infaz etmek üzere açık ceza infaz kurumuna girdiği, mahkemenin sehven dosyada bulunan eski tarihli başka bir müddetnameye göre karar verdiği anlaşılmakla, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin, (1), (2) ve (3) üncü fıkraları; (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar. 2. 7242 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi ile 5275 sayılı Kanun’a eklenen geçici 9 uncu maddesinin beşinci fıkrası; (5) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle, açık ceza infaz kurumlarında bulunanlar ile kapalı ceza infaz kurumunda bulunup da açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanan hükümlüler, 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına karar verilen hükümlüler ve 106 ncı madde veya diğer kanunlar uyarınca denetimli serbestlik tedbirinden yararlanan hükümlüler, 31/5/2020 tarihine kadar izinli sayılır. Salgının devam etmesi hâlinde bu süre, Sağlık Bakanlığının önerisi üzerine Adalet Bakanlığı tarafından her defasında iki ayı geçmemek üzere ondokuz kez uzatılabilir. Bu fıkra uyarınca izinli sayılanlar hakkında 95 ve 97 nci madde hükümleri uygulanır. 3. 7456 sayılı Kanun’un 15 inci maddesi ile 5275 sayılı Kanun’a eklenen geçici 10 uncu maddenin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları; (1) 31/7/2023 tarihi itibarıyla geçici 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunan hükümlüler, izin bitimini takip eden onbeş gün içinde infaz işlemlerinin devam ettiği kurumlara dönmek zorundadır. (2) 31/7/2023 tarihi itibarıyla geçici 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunan ve ilgili mevzuat uyarınca cezalarının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına beş yıl ve daha az süre kalan hükümlülerin talebi aranmaksızın, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına infaz hakimi tarafından karar verilebilir. (3) Yukarıdaki fıkralar uyarınca, izinden dönecek hükümlüler ile hakkında denetimli serbestlik kararı verilecek hükümlülere ilişkin hususlar, Adalet Bakanlığının resmî internet sitesinde duyurulur. (4) 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezası infaz edilip geçici 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle 31/7/2023 tarihi itibarıyla izinde bulunan hükümlüler, koşullu salıverilme tarihine kadar olan süreleri 105/A maddesinin beşinci fıkrasında belirtilen yükümlülüklere tabi olmadan geçirirler. Şeklinde düzenlenmiştir. 4. Trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan verilen ve kesinleşen 7 ay 15 gün hapis cezasının infazı amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27.03.2024 tarihli ve 2024/7-11224 sayılı müddetnameye göre, hükümlünün 27.03.2024 tarihinde cezasını infaz etmek üzere ceza infaz kurumuna alındığı, şartla tahliye tarihinin 16.07.2024, bihakkın tahliye tarihinin ise 06.11.2024 olarak tespit edildiği, İnfaz Hakimliğinin 28.03.2024 tarihli ve 2024/4808 Esas, 2024/4707 Karar sayılı kararı ile cezasının şartla tahliye tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik uygulanarak infazına karar verildiği anlaşılmaktadır. 5. Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından hükümlü ile ilgili denetim planı hazırlanarak hükümlüye tebliğ edildiği, hükümlü vekilinin 01.04.2024 tarihli dilekçe ile denetim planındaki imza yükümlülüğünün iptal edilmesine karar verilmesini isteyip, denetim planına itiraz ettiği, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 17.04.2024 tarihli ve 2024/16335 sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, hükümlü vekilinin karara itiraz etmesi üzerine dosyanın İnfaz Hakimliğine gönderildiği ve İnfaz Hakimliğinin 25.04.2024 tarihli ve 2024/3607 Esas, 2024/3566 Karar sayılı kararı ile "….hükümlünün makul ve kabul edilebilir bir mazeretinin bulunmadığının değerlendirildiği, kaldıki cezasını denetimli serbestlik suretiyle infaz eden hükümlünün Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 43. maddesi gereğince hakkında verilen yükümlülükleri etkisiz kılacak yada aksatacak şekilde müdürlüğün yetki sınırları dışına izinsiz çıkamayacağı, … bu nedenle hükümlünün yurt dışında yaşaması ve çalışması sebebiyle imza yükümlülüğünün kaldırılması talebinin Hakimliğimizce yerinde görülmediği," gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği, hükümlü vekilinin bu karara karşı itiraz ettiği anlaşılmakla, hükümlü hakkında cezasının infazına başlandığı, hakkında denetimli serbestlik kararının verildiği tarih dikkate alındığında hükümlünün 5275 sayılı Kanun'un Geçici 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan, “105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezası infaz edilip geçici 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle 31/7/2023 tarihi itibarıyla izinde bulunan hükümlüler, koşullu salıverilme tarihine kadar olan süreleri 105/A maddesinin beşinci fıkrasında belirtilen yükümlülüklere tabi olmadan geçirirler.'' şeklindeki düzenlemeden yararlanmasının mümkün olmadığı gözetilerek, itiraz merciince hükümlünün denetim planında yer alan imza atma yükümlülüğünün kaldırılması isteminin reddine ilişkin İnfaz Hakimliğince verilen kararın yerinde olup olmadığı yönünden inceleme yapılarak hükümlünün hukuki durumunun değerlendirilmesi ve bir karar verilmesi gerekirken, "….denetimli serbestlik süresinin 1 (bir) yıl olarak belirlendiği ve 31.07.2023 tarihi öncesine denk geldiği " gerekçesiyle " hükümlü hakkında denetim tedbiri uygulanmasına yer olmadığına" dair verilen karar Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 06.05.2024 tarihli ve 2024/961 değişik iş sayılı kararın 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.02.2025 tarihinde karar verildi.

Adli kontrol tedbirindeki ayrı işlem

Yönetmeliğin 44. maddesi, adli kontrol tedbirinin infazını denetimli serbestlik kararlarının infazındaki uyarı düzeninden ayırır. Tedbirin gereklerini mazeretsiz ve kasıtlı ihlal eden şüpheli veya sanık uyarılmaz; varsa mazereti komisyon değerlendirir. Suça sürüklenen çocuğun adli kontrol tedbirini ihlalinde yargı merciine yapılan bildirimde, çocuğa rehberlik eden uzmanın ihtiyaç değerlendirmesine, yürütülen iyileştirme çalışmalarına ve çocuğun bu çalışmalara katılımına yer verilir.

İtiraz ve infaz hâkimliğine şikâyet

Yükümlüler ve kanuni temsilcileri, denetim planları, raporlar ve uyarılar gibi işlemlerin Kanun, Yönetmelik ve ilgili mevzuata aykırı olduğunu ileri sürerek müdürlüğe itiraz edebilir veya infaz hâkimliğine şikâyette bulunabilir. Şikâyet, işlemin veya eylemin öğrenildiği tarihten itibaren on beş gün ve her hâlde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde açılabilir.

39039 sayılı DENETİMLİ SERBESTLİK HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİ m. 48Kaynağı aç
MADDE 48 – (1) Yükümlüler ile kanuni temsilcileri, infaz hizmetlerinin yürütülmesi sırasında müdürlükçe hazırlanan denetim planları ve raporları ile müdürlükçe yapılan uyarılar gibi işlem ve eylemlerin Kanun ve bu Yönetmelik ile ilgili diğer mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle müdürlüğe itirazda ya da infaz hâkimliğine şikâyette bulunabilirler. (2) Yükümlü, hakkındaki işlem ve eylemleri öğrendiği tarihten itibaren on beş gün, her halde işlem ve eylemlerin yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyet yoluyla infaz hâkimliğine başvurabilir. (3) Şikâyet, dilekçe ile doğrudan infaz hâkimliğine yapılabileceği gibi; Cumhuriyet başsavcılığı veya denetimli serbestlik müdürlüğü aracılığıyla da yapılabilir. Doğrudan infaz hâkimliğine yapılmayan başvurular hemen ve en geç üç gün içinde infaz hâkimliğine gönderilir. Sözlü yapılan şikâyet, tutanağa bağlanır ve tutanağın bir sureti başvurana verilir. (4) Şikâyet yoluna başvurulması, yapılan işlem veya faaliyetin yerine getirilmesini durdurmaz. Ancak infaz hâkimi giderilmesi güç veya imkânsız sonuçların doğması ve işlem veya faaliyetin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda işlem veya faaliyetin ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir. (5) Müdürlük işlemlerine karşı yapılan itirazlar komisyon tarafından, koruma kurulu kararlarına karşı itirazlar koruma kurulu tarafından incelenerek sonuçlandırılır. Kararlara karşı infaz hâkimliğine şikâyette bulunulabilir. Müdürlük işlemlerine ve koruma kurulu kararlarına yapılan itirazlar şikâyetteki usullere tabidir. (6) Yükümlüyle ilgili birinci fıkra kapsamında yapılan karar ve işlemlere ilişkin yazışmalarda veya belgelerde, yükümlülerin şikâyet ve itiraz hakkı ile süresi açıkça belirtilir. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Kararların İnfazında Kişi ve Kurumlarla İş birliği Diğer kurumların görevleri, teşvik ve iş birliği

Şikâyet dilekçesi doğrudan infaz hâkimliğine verilebileceği gibi Cumhuriyet başsavcılığı veya denetimli serbestlik müdürlüğü aracılığıyla da yapılabilir. Doğrudan hâkimliğe verilmeyen başvurular hemen ve en geç üç gün içinde hâkimliğe ulaştırılır. Sözlü şikâyet tutanağa bağlanır. Birinci fıkra kapsamındaki yazışma ve belgelerde şikâyet ile itiraz hakkı ve süresi açıkça gösterilir.

Şikâyet, işlem veya faaliyetin yerine getirilmesini durdurmaz. Giderilmesi güç veya imkânsız bir sonucun doğması ve işlemin ya da faaliyetin açıkça hukuka aykırı olması birlikte bulunursa infaz hâkimi erteleme veya durdurma kararı verebilir. Sonuç zorunlu değildir; hâkime tanınan bir yetkidir.

Müdürlük işlemlerine yapılan itirazı komisyon, koruma kurulu kararlarına yapılan itirazı koruma kurulu inceler. Bu kararlara karşı infaz hâkimliğine şikâyet edilebilir. İtirazlar da şikâyet usulüne bağlıdır.

Sağlık mazeretine bağlanan kararlar

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin E. 2024/5591, K. 2025/844 sayılı kararı, Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.02.2024 tarihli ve 2024/812 değişik iş sayılı itirazın reddi kararını oy birliğiyle kanun yararına bozmuştur. Gerekçede, son ihlal sayılan günde hastane muayenesi ve diş hekimi başvurusu bulunduğu, imzanın denetim planındaki saatin dışında olsa da aynı gün saat 21.55'te atıldığı ve sağlık mazeretinin geçerli sayılarak itirazın kabul edilmesi gerekirken reddin kanuna aykırı olduğu belirtilmiştir. Değerlendirme bu muayene, başvuru ve aynı günkü imza bulgularına bağlıdır.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2024/5591, K. 2025/844Kaynağı aç
1. Ceza Dairesi         2024/5591 E.  ,  2025/844 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/812 değişik iş İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Silahla tehdit suçundan Sarıoğlan Asliye Ceza Mahkemesinin 09.03.2022 tarihli ve 2021/319 Esas, 2022/56 Karar sayılı kararıyla 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasına hükümlü …'un, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 105/A ve geçici 10/2. maddeleri gereğince cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına dair Kayseri 1. İnfaz Hâkimliğinin 20.07.2023 tarihli ve 2023/6094 Esas, 2023/6123 Karar sayılı kararını müteakip, hükümlünün yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiğinden bahisle anılan kararın kaldırılarak açık ceza infaz kurumuna iade edilmesine ilişkin Kayseri 1. İnfaz Hâkimliğinin 26.01.2024 tarihli ve 2024/1126 Esas, 2024/1116 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair mercii Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.02.2024 tarihli ve 2024/812 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak; Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 05.06.2024 tarihli ve 94660652-105-38-9595-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.07.2024 tarihli ve 2024/67213 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü; I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.07.2024 tarihli ve 2024/67213 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, hükümlü hakkında Kayseri 1. İnfaz Hâkimliğinin 20.07.2023 tarihli kararı ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar verilmesini müteakip, anılan Mahkemenin 26.01.2024 tarihli ve 2024/1126 Esas, 2024/1116 Karar sayılı kararı ile, hükümlünün yükümlülüklerini ihlal etmesi nedeniyle Kayseri Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce iki kez uyarılmasına karşın, 17.01.2024 tarihinde yükümlülüğünü üçüncü kez ihlal ettiğinden bahisle açık ceza infaz kurumuna iade edilmesine dair karar verilmiş ise de, hükümlü müdafiinin itiraz dilekçesi ekinde, hükümlünün 17.01.2024 tarihinde Sarıoğlan İlçe Devlet Hastanesinde muayene olduğuna dair hastane kaydı ile anılan tarihte diş tedavisi olduğuna ilişkin hekim raporunu ibraz ettiği, bu haliyle hükümlünün denetimli serbestlik yükümlülüğünü sağlık mazereti nedeniyle yerine getiremediğinin anlaşılması karşısında, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin, (1), (2) ve (3) üncü fıkraları; (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar. Şeklinde düzenlenmiştir. 2. Şartla tahliye tarihine kadar olan cezasının denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infaz edilmesine karar verilen hükümlünün hakkında Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından hazırlanan denetim planınına uyarıya rağmen ısrarla uymadığı gerekçesiyle hakkında verilen denetimli serbestlik kararının kaldırılarak Açık Ceza İnfaz Kurumuna gönderilmesine karar verilmiş ise de, yükümlülüğü son ihlal tarihi olarak kabul edilen 17.01.2024 tarihinde hükümlünün sağlık sorunları nedeniyle Devlet Hastanesine gittiği ve orada muayene olduğu ve aynı gün diş tedavisi amacıyla diş hekimine müracaat ettiği, imza yükümlülüğünü denetim planında belirlenen saat dışında olsa da aynı gün saat 21.55 de yerine getirdiği İlçe Jandarma Komutanlığının 18.01.2024 tarihli ve 2023/1468 muh. Sayılı yazısı içeriğinden anlaşılmakla, sağlık mazereti nedeniyle yükümlülüğünü zamanında yerine getiremediğine ilişkin mazeretinin geçerli olduğu kabul edilerek itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine dair itiraz merciince verilen karar Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 13.02.2024 tarihli ve 2024/812 değişik iş sayılı kararın 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.02.2025 tarihinde karar verildi.

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin E. 2025/910, K. 2025/3757 sayılı kararı da Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2024 tarihli ve 2024/355 değişik iş sayılı kararını oy birliğiyle kanun yararına bozmuştur. Son ihlal tarihi sayılan günde devlet hastanesinde muayene ve aynı gün eczaneden ilaç alımına ilişkin kayıt bulunduğundan, sağlık mazeretinin geçerli kabul edilip itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken ret kanuna aykırı görülmüştür. Sonuç, kararda açıklanan aynı günkü sağlık kayıtlarına dayanır.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2025/910, K. 2025/3757Kaynağı aç
1. Ceza Dairesi         2025/910 E.  ,  2025/3757 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/355 değişik iş İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddine KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama ve bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık suçlarından Akhisar İnfaz Hâkimliğinin 22.02.2023 tarihli ve 2023/818 Esas, 2023/785 Karar sayılı içtima kararıyla 6 yıl 4 ay 20 gün hapis cezasına hükümlü …'in, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 105/A ve geçici 10/2. maddeleri gereğince cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına dair Akhisar İnfaz Hâkimliğinin 28.07.2023 tarihli ve 2023/3754 Esas, 2023/3705 Karar sayılı kararını müteâkip, hükümlünün yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiğinden bahisle anılan kararın kaldırılarak açık ceza infaz kurumuna iade edilmesine ilişkin Akhisar İnfaz Hâkimliğinin 29.12.2023 tarihli ve 2023/5760 Esas, 2023/6067 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair mercii Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2024 tarihli ve 2024/355 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak; Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve 94660652-105-45-24812-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.02.2025 tarihli ve 2025/12173 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü; I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.02.2025 tarihli ve 2025/12173 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, hükümlü hakkında Akhisar İnfaz Hâkimliğinin 22.02.2023 tarihli kararı ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar verilmesini müteâkip, anılan Mahkemenin 28.07.2023 tarihli ve 2023/3754 Esas, 2023/3705 Karar sayılı kararı ile hükümlünün yükümlülüklerini ihlal etmesi nedeniyle Akhisar Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce iki kez uyarılmasına karşın, 21.11.2023 tarihinde yükümlülüğünü üçüncü kez ihlal ettiğinden bahisle açık ceza infaz kurumuna iade edilmesine dair karar verilmiş ise de, hükümlünün itiraz dilekçesi ekinde, hükümlünün 21.11.2023 tarihinde Manisa Akhisar Mustafa Kirazoğlu Devlet Hastanesinde muayene olduğuna dair kaydı ile anılan tarihte reçete tanzim edildiğine dair … Eczane sistemi ekran görüntüsü ibraz ettiği, bu haliyle hükümlünün denetimli serbestlik yükümlülüğünü sağlık mazereti nedeniyle yerine getiremediğinin anlaşılması karşısında, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin, (1), (2) ve (3) üncü fıkraları; (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar. Şeklinde düzenlenmiştir. 2. Şartla tahliye tarihine kadar olan cezasının denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infaz edilmesine karar verilen hükümlünün hakkında Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından hazırlanan denetim planınına uyarıya rağmen ısrarla uymadığı gerekçesiyle hakkında verilen denetimli serbestlik kararının kaldırılarak Açık Ceza İnfaz Kurumuna gönderilmesine karar verilmiş ise de, yükümlülüğü son ihlal tarihi olarak kabul edilen 21.11.2023 tarihinde hükümlünün sağlık sorunları nedeniyle Devlet Hastanesine gittiği ve orada muayene olduğu ve aynı gün Eczaneden ilaç aldığına dair ekran görüntüsü bulunduğu anlaşılmakla, sağlık mazereti nedeniyle yükümlülüğünü zamanında yerine getiremediğine ilişkin mazeretinin geçerli olduğu kabul edilerek itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine dair itiraz merciince verilen karar Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Akhisar Ağır Ceza Mahkemesince verilen 05.03.2024 tarihli ve 2024/355 değişik iş sayılı kararın 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.05.2025 tarihinde karar verildi.

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin E. 2025/2315, K. 2025/3752 sayılı kararında, hükümlünün beş gün içinde müdürlüğe başvurmadığı kabulüne dayalı açık kuruma gönderme ve itirazın reddi kararlarında usul ve kanuna aykırılık görülmemiş, kanun yararına bozma istemi oy birliğiyle reddedilmiştir. Ret, dosyadaki başvuru ve mazeret tarihlerine dayanır; her başvurmamayı ayrıca ihlal sayan genel bir kurala dönüştürülemez.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2025/2315, K. 2025/3752Kaynağı aç
1. Ceza Dairesi         2025/2315 E.  ,  2025/3752 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/842 değişik iş İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddine KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan Patnos Ağır Ceza Mahkemesinin 10.11.2020 tarihli ve 2020/10 Esas, 2020/127 Karar sayılı kararıyla 7 yıl 6 ay hapis cezasına hükümlü …'in, bu cezasının infazı sırasında, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 105/A maddesi gereğince cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilmesine dair Patnos İnfaz Hâkimliğinin 28.08.2024 tarihli ve 2024/2397 Esas, 2024/2408 Karar sayılı kararını müteâkip, hükümlünün belirtilen süre içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmadığı gerekçesiyle açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine ilişkin Patnos İnfaz Hâkimliğinin 06.09.2024 tarihli ve 2024/2469 Esas, 2024/2503 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair mercii Patnos Ağır Ceza Mahkemesinin 16.09.2024 tarihli ve 2024/842 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak; Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 21.03.2025 tarihli ve 94660652-105-04-5867-2025-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.04.2025 tarihli ve 2025/39598 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü; I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.04.2025 tarihli ve 2025/39598 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 105/A- 6. maddesinde "Hükümlünün, a) Ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra, talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne beş gün içinde müracaat etmemesi, b) Hakkında belirlenen yükümlülüklere, denetimli serbestlik müdürlüğünün hazırladığı denetim ve iyileştirme programına, denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerileriyle hakkında hazırlanan denetim planına uymamakta ısrar etmesi, c) Ceza infaz kurumuna geri dönmek istemesi, hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazı için açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine, denetimli serbestlik müdürlüğünün bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilir." şeklinde düzenleme bulunduğu, Dosya kapsamına göre, Patnos İnfaz Hâkimliğinin 28.08.2024 tarihli kararı ile hükümlünün açık ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunmakta iken cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilmesine karar verildiği, hükümlü müdafiinin yaptığı itirazlarında, hükümlünün 03.02.1960 doğumlu olduğu, belirtilen süre içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başka bir dosyasından adli kontrol yükümlülüğü kapsamında imza atmak amacıyla başvuru yaptığı ancak yaşlılığından dolayı denetimli serbestlik müdürlüğüne de başvuru yapması gerektiğini unuttuğu, başvuru yapmamak kastının bulunmadığını belirttiği anlaşılmakla, ilgili adli kontrol dosyası ve denetimli serbestlik dosyası incelendikten sonra her iki imza atma yükümlülüğünün de aynı bina içerisinde olup olmadığı araştırılarak bir karar verilmesi gerektiği kaldı ki belirtilen eylem hakkında Patnos 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.02.2025 tarihli ve 2024/428 Esas, 2025/116 Karar sayılı kararı ile beraat kararı da verildiği cihetle, itirazın bu sebeple kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1.Hükümlünün 7 yıl 6 ay hapis cezasının infazı amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27.08.2024 tarihli ve 2024/5507 sayılı müddetnameye göre, hükümlünün 27.08.2024 tarihinde cezasının infazı için Ceza İnfaz Kurumuna alındığı, hükümlünün 28.08.2024 tarihli dilekçesi ile hakkında denetimli serbestlik kararı verilmesini talep ettiği, şartla tahliye tarihi 06.04.2026 olarak belirlenen hükümlü hakkında İnfaz Hakimliğinin 28.08.2024 tarihli ve 2024/2397 Esas, 2024/2408 Karar sayılı kararı ile şartla tahliye tarihine kadar olan cezasının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verildiği anlaşılmaktadır. 2.Hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilen hükümlünün Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü tarafından düzenlenen 28.08.2024 tarihli ve 2024/840 sayılı "Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğüne Nakil ve Tebliğ Tebellüğ Belgesine" göre ceza infaz kurumundan 28.08.2024 tarihinde tahliye edilerek, 02.09.2024 tarihine kadar Patnos Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmesi gerektiğinin bildirildiği ancak hükümlünün kendisine verilen 5 günlük süre içinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmemesi üzerine 2 gün bekleme süresi geçtikten sonra Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 79. maddesinin 6. fıkrası gereğince hükümlünün dosyasının kaydı kapatılarak Açık Ceza İnfaz Kurumuna iadesi konusunda İnfaz Hakimliğinden karar aldırılması için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği görülmektedir. 3.Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilen hükümlünün, kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edilen karara rağmen, Ceza İnfaz Kurumundan tahliye edildikten sonra kendisine tanınan 5 günlük yasal süre içerisinde geçerli bir mazereti olmaksızın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmediği kabul edilerek 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesinin 7 fıkrası gereğince hakkında verilen denetimli serbestlik kararının kaldırılarak, şartla tahliye tarihine kadar olan cezasının infazı amacıyla Açık Ceza İnfaz Kurumuna gönderilmesine karar verildiği, bu karara karşı yapılan itirazında itiraz merciince reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. 4.Hükümlü vekilinin, hükümlü hakkında aynı süre içerisinde başka bir dosyadan verilen adli kontrol kararı bulunduğu ve adli kontrol kararı gereği imza atmak amacıyla karakola müracaat ettiğini ancak yaşı gereği Denetimli Serbestlik Müdürlüğündeki dosyası için müracaat etmesi gerektiğini unuttuğunu, adli kontrol kararı ile denetimli serbestlik kararını birbirinden ayırt edemediğini ileri sürüp, kanun yararına bozma istem yazısında da adli kontrol ve denetimli serbestlik dosyalarının incelenerek her iki imza atma yükümlülüğünün de aynı bina içerisinde olup olmadığı araştırılarak bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın kanun yararına bozulmasına karar verilmesi talep edilmiş ise de, dosya kapsamına göre, hükümlü hakkında Patnos Sulh Ceza Hakimliği tarafından 05.09.2024 tarihli ve 2024/1094 değişik iş sayılı kararı ile yakalama kararı verildiği, Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/35 Esas sayılı dosyası kapsamında verilen adli kontrol kararına ilişkin imza yükümlülüğünü yerine getirmek amacıyla 09.09.2024 tarihinde …. Jandarma Karakol Komutanlığına başvurduğu, adli kontrol kararının verildiği tarih, imza atma yükümlülüğünü yerine getirmek için yaptığı başvuru tarihi dikkate alındığında, savunmada ileri sürüldüğü gibi Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmesi gereken tarih ile adli kontrol kararının aynı sürede olmadığı gibi karıştırılması gibi bir durumunda söz konusu olmadığı, Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmesi gereken son tarih 02.09.2024 olmasına rağmen, hükümlü hakkında başka bir dosyadan 05.09.2024 tarihinde karar verildiği gibi hükümlünün bu adli kontrol kararı kapsamında müracaat ettiği tarihinin Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmesi gereken tarihten 7 gün sonra olması dikkate alındığında savunmada ileri sürülen mazeretin geçerli ve yasal olmadığı gibi adli kontrol kararı ile denetimli serbestlik kararının aynı binada yerine getirilip getirilmediği konusunda araştırma yapılmamasının açıklanan mevcut duruma göre bir eksiklik olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, İnfaz hakimliğince hükümlünün Açık Ceza İnfaz Kurumuna gönderilmesine dair verilen karara karşı yapılan itirazın reddine dair itiraz merciince verilen karar da usul ve kanuna aykırılık görülmediğinden, haklı sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.05.2025 tarihinde karar verildi.

Kovuşturma şartına bağlı ayrı uygulama

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin sekizinci fıkrasına göre Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hâlinde davanın düşmesine karar verilir. Soruşturma veya kovuşturma yapılması şarta bağlı olup şart henüz gerçekleşmemişse, gerçekleşmesi beklenerek durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 223Kaynağı aç
Madde 223 – (1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür. (2) Beraat kararı; a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması, e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması, Hallerinde verilir. (3) Sanık hakkında; a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması, b) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/30 md.) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi, c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması, d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi, Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir. (4) İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen; a) Etkin pişmanlık, b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı, c) Karşılıklı hakaret, d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı, Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir. (5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilir. (6) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur. (7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir. (8) Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir. (9) Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. (10) Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı kanun yolu bakımından hüküm sayılır. Karar ve hükümlerde gerekli oy sayısı

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin E. 2024/286, K. 2025/7743 sayılı kararı, 10.05.2022 tarihli mahkûmiyet kararını oy birliğiyle kanun yararına bozmuş ve dosyanın işlem için mahkemeye gönderilmesini kararlaştırmıştır. Gerekçe, somut olayda ısrar biçimindeki kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken mahkûmiyet kurulmasını hukuka aykırı sayar. Daire durma kararı vermemiştir. Olay, 105/A kapsamındaki ceza infazı yükümlülüğünden farklı olarak Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesi kapsamındaki denetimli serbestlik tedbiriyle ilgilidir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2024/286, K. 2025/7743Kaynağı aç
10. Ceza Dairesi         2024/286 E.  ,  2025/7743 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/128 E., 2022/348 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bursa 32. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 18.05.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 20.11.2023 tarihli ve 2023/22289 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.12.2023 tarihli ve KYB – 2023/125363 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.12.2023 tarihli ve KYB – 2023/125363 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Yargıtay 10. Ceza Dairesinin yerleşik içtihadları ve suç tarihi ile şüphelinin denetimli serbestlik tedbirinin uygulandığı süreçte yürürlükte olan Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 44/3. maddesinde; "Denetimli serbestlik kararlarının infazında, yükümlülüğün bir yıl içerisinde iki defa ihlal edilmesi yükümlülüğe uymamada ısrar etme sayılır. Yükümlünün uyarılmasının ardından bir yıl içerisinde ikinci ihlalin tespit edilmesi halinde ise infaza son verilerek kayıtlar kapatılır" şeklinde belirtildiği üzere, şüphelinin yükümlülüklere uymamakta ısrar şartının gerçekleşmesi için yükümlülüğün iki defa ihlal edilmesi gerektiği, denetim dosyasının kapatılması için ise yükümlülüğün ilk ihlali sonrasında uyarı tebliğinin yapılmasını müteakip ikinci ihlalin gerçekleşmesi gerektiği, bu açıklamalar ve yönetmelik uyarınca incelemeye konu dosyada işlemlerin usulüne uygun olduğu, Ancak 10.11.2021 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 5/1. maddesinde yer alan, "(1) Hakkında herhangi bir tedbire hükmedilen kişi, karara uygun olarak müdürlüğün hazırladığı programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymak ve katlanmak zorundadır." şeklindeki ve aynı Yönetmeliğin 44. maddesinde yer alan, "(3) Denetimli serbestlik kararlarının infazında, yükümlülüğün bir yıl içerisinde mazereti olmaksızın ve kasıtlı olarak üç defa ihlal edilmesi yükümlülüğe uymamada ısrar etme sayılır. Yükümlünün ikinci kez uyarılmasının ardından bir yıl içerisinde üçüncü ihlalin tespit edilmesi halinde dosyanın kapatılması ile ilgili süreç başlatılır. Suça sürüklenen çocuklar ve denetimli serbestlik kararının infazına başlandığı tarihte çocuk olup infaz sürecinde on sekiz yaşını dolduranlar bakımından ise yükümlünün bir yıl içerisinde üçüncü kez uyarılmasının ardından bir yıl içinde dördüncü ihlalin tespit edilmesi halinde dosyanın kapatılması ile ilgili süreç başlatılır. (4) Uyarı için yapılan tebligatta, bir yıl içerisinde suça sürüklenen çocuklar ve denetimli serbestlik kararının infazına başlandığı tarihte çocuk olup infaz sürecinde on sekiz yaşını dolduranlar bakımından dördüncü kez, diğer yükümlüler bakımından üçüncü kez ihlal durumunun tespit edilmesi halinde tekrar bir uyarının yapılmayacağı, dosyanın kapatılması ile ilgili sürecin başlatılacağı ve dosyanın ilgili yargı merciine gönderileceği yükümlüye ihtar edilir." şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında, yükümlülüğe uymamada ısrarın, yükümlülüğün üç defa ihlal edilmesi olarak sayıldığı, iki defa uyarılma sonrası üçüncü kez yükümlülüğün ihlal edilmesi halinde ise infaz dosyasının kapatılacağı şeklindeki değişikliğin şüpheli lehine bir düzenleme içerdiği, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davası açılmasının ertelenmesi kararı şüpheliye 21.02.2021 tarihinde tebliğ edilerek infazına başlanıldığı, şüphelinin denetimli serbestlik tedbiri kapsamında Bursa Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 19.03.2021 tarihli ve 2021/1176 DS sayılı yazısıyla 10 gün içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiğine dair çağrı yazısı kendisine 29.03.2021 tarihinde tebliğ edildiği, şüphelinin yasal süresi içerisinde 06.04.2021 tarihinde müdürlüğe başvurması üzerine denetimli serbestlik tedbiri kararının infazına başlandığı, 31.08.2021 tarihinde Amateme sevkinin yapılması için müdürlüğe başvurması gerekirken başvuruda bulunmadığı, bu şekilde denetimli serbestlik tedbirini ihlal ettiği, bunun üzerine 07.09.2021 tarihli uyarı usulüne uygun olarak mernis adresine tebliğ edildiği, on gün içinde müracaatta bulunmaması üzerine anılan kurum tarafından şüphelinin tedavi gereklerine uymamada ısrar etmesi sebebiyle anılan müdürlüğün 27.10.2021 tarihli ve 2021/6027 İİDK sayılı kararıyla kaydının kapatıldığı, bu bağlamda tedavi gereklerine uygun davranmadığının 10.01.2022 tarihli ve 2021/1176 DS sayılı yazıyla Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi üzerine kamu davası açıldığı anlaşılmakla, Her ne kadar, denetimli serbestlik kararının infazı sırasında şüphelinin iki defa yükümlülüğü ihlal etmesi ve Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından bir kez uyarılması sürecinde mevcut olan yürürlükteki anılan Yönetmelik ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin yerleşik içtihatlarına göre yükümlülüğe uymamakta ısrar olarak kabul edilebilecek ise de, Bursa 32. Asliye Ceza Mahkemesinin yargılaması sırasında yürürlüğe girmiş olan anılan Yönetmeliğin 44/3. maddesi uyarınca şüphelinin ikinci ihlalinden sonra ikinci kez yazılı olarak uyarılması ve sonrasında üçüncü kez yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde yükümlülüğe uymamakta ısrar etmiş sayılacağı, şüphelinin iki defa yükümlülüğe uymaması ve bir kez uyarılması şeklinde gelişen süreçte sonradan yürürlüğe giren anılan Yönetmelik düzenlemesi uyarınca yükümlülüğe uymamakta ısrar şartının gerçekleşmiş sayılamayacağı cihetle, Bu doğrultuda, Bursa 32. Asliye Ceza Mahkemesince yargılama sırasında yükümlülüklere uymamada ısrar koşuluna ilişkin sanık lehine düzenleme içeren 11.10.2021 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelik düzenlemesinin dikkate alınmadığı, ayrıca yargılama sırasında yürürlüğe giren anılan Yönetmelik'teki düzenleme ile yükümlülüklere uymamada ısrar şartına ilişkin yapılan değişiklik doğrultusunda somut olayda "kovuşturma şartı" olan "ısrar koşulu"nun gerçekleşmediği cihetle, kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 17.11.2020 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 05.01.2021 tarihli ve 2020/95567 Soruşturma, 2021/25 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın şüpheliye 23.02.2021 tarihinde usulûne uygun şekilde tebliğ edilerek 18.03.2021 tarihinde Bursa Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine erteleme kararının kaldırılarak Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 02.02.2022 tarihli ve 2020/95567 Soruşturma, 2022/4666 Esas, 2022/3444 sayılı iddianamesi ile Bursa 32. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, C. Yapılan yargılama sonucunda, Bursa 32. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 10.05.2022 tarihli ve 2022/128 Esas, 2022/348 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. Dosya kapsamına göre; Dairemizin yerleşik uygulamaları ve suç tarihi ile denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında yürürlükte olan Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 44/3. maddesinde; "Denetimli serbestlik kararlarının infazında, yükümlülüğün bir yıl içerisinde iki defa ihlal edilmesi yükümlülüğe uymamada ısrar etme sayılır. Yükümlünün uyarılmasının ardından bir yıl içerisinde ikinci ihlalin tespit edilmesi halinde ise infaza son verilerek kayıtlar kapatılır" şeklinde belirtildiği üzere, şüphelinin yükümlülüklere uymamakta ısrar şartının gerçekleşmesi için yükümlülüğün iki defa ihlal edilmesi gerektiği, denetim dosyasının kapatılması için ise yükümlülüğün ilk ihlali sonrasında uyarı tebliğinin yapılmasını takiben ikinci ihlalin gerçekleşmesi gerektiği, Ancak 10.11.2021 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 5/1. maddesinde yer alan, "(1) Hakkında herhangi bir tedbire hükmedilen kişi, karara uygun olarak müdürlüğün hazırladığı programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymak ve katlanmak zorundadır." şeklindeki ve aynı Yönetmeliğin 44. maddesinde yer alan, "(3) Denetimli serbestlik kararlarının infazında, yükümlülüğün bir yıl içerisinde mazereti olmaksızın ve kasıtlı olarak üç defa ihlal edilmesi yükümlülüğe uymamada ısrar etme sayılır. Yükümlünün ikinci kez uyarılmasının ardından bir yıl içerisinde üçüncü ihlalin tespit edilmesi halinde dosyanın kapatılması ile ilgili süreç başlatılır. Suça sürüklenen çocuklar ve denetimli serbestlik kararının infazına başlandığı tarihte çocuk olup infaz sürecinde on sekiz yaşını dolduranlar bakımından ise yükümlünün bir yıl içerisinde üçüncü kez uyarılmasının ardından bir yıl içinde dördüncü ihlalin tespit edilmesi halinde dosyanın kapatılması ile ilgili süreç başlatılır. (4) Uyarı için yapılan tebligatta, bir yıl içerisinde suça sürüklenen çocuklar ve denetimli serbestlik kararının infazına başlandığı tarihte çocuk olup infaz sürecinde on sekiz yaşını dolduranlar bakımından dördüncü kez, diğer yükümlüler bakımından üçüncü kez ihlal durumunun tespit edilmesi halinde tekrar bir uyarının yapılmayacağı, dosyanın kapatılması ile ilgili sürecin başlatılacağı ve dosyanın ilgili yargı merciine gönderileceği yükümlüye ihtar edilir." şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında, yükümlülüğe uymamada ısrarın, yükümlülüğün üç defa ihlal edilmesi olarak sayıldığı, iki defa uyarılma sonrası üçüncü kez yükümlülüğün ihlal edilmesi halinde ise infaz dosyasının kapatılacağı şeklindeki değişikliğin şüpheli lehine bir düzenleme içerdiği, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davası açılmasının ertelenmesi kararının şüpheliye tebliğ edilerek infazına başlanıldığı, şüphelinin denetimli serbestlik tedbiri kapsamında Bursa Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 19.03.2021 tarihli ve 2021/1176 DS sayılı yazısıyla 10 gün içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiğine dair çağrı yazısının 29.03.2021 tarihinde tebliğ edildiği, şüphelinin yasal süresi içerisinde 06.04.2021 tarihinde müdürlüğe başvurması üzerine denetimli serbestlik tedbiri kararının infazına başlandığı, 31.08.2021 tarihinde AMATEME sevkinin yapılması için müdürlüğe başvurması gerekirken başvuruda bulunmadığı, bu şekilde denetimli serbestlik tedbirini ihlâl ettiği, bunun üzerine 07.09.2021 tarihli uyarı yazısının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen on gün içinde başvuruda bulunmaması üzerine 27.10.2021 tarihli ve 2021/6027 İİDK sayılı karar ile dosyanın kapatılmasına karar verildiği ve tedavi gereklerine uygun davranmadığının 10.01.2022 tarihli ve 2021/1176 DS sayılı yazıyla Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi üzerine kamu davası açıldığı anlaşılmakla, Her ne kadar, denetimli serbestlik kararının infazı sırasında şüphelinin iki defa yükümlülüğü ihlâl etmesi ve Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından bir kez uyarılmasının yürürlükteki yönetmelik düzenlemesine göre yükümlülüğe uymamakta ısrar olarak kabul edilebilecek ise de, Bursa 32. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında yürürlüğe girmiş olan Yönetmeliğin 44/3. maddesi uyarınca şüphelinin ikinci ihlalinden sonra ikinci kez yazılı olarak uyarılması ve sonrasında üçüncü kez yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde yükümlülüğe uymamakta ısrar etmiş sayılacağı, şüphelinin iki defa yükümlülüğe uymaması ve bir kez uyarılması şeklinde gelişen süreçte sonradan yürürlüğe giren Yönetmelik düzenlemesi uyarınca yükümlülüğe uymamakta ısrar şartının gerçekleşmiş sayılamayacağı, Açıklanan nedenlerle, Bursa 32. Asliye Ceza Mahkemesince yargılama sırasında yükümlülüklere uymamada ısrar koşuluna ilişkin sanık lehine düzenleme içeren 11.10.2021 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelik düzenlemesi ile yükümlülüklere uymamada ısrar şartına ilişkin yapılan değişiklik doğrultusunda somut olayda "kovuşturma şartı" olan "ısrar koşulu"nun gerçekleşmediği anlaşıldığından, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin 2. cümlesi uyarınca "kamu davasının durmasına" karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Bursa 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.05.2022 tarihli ve 2022/128 Esas, 2022/348 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,08.09.2025 tarihinde karar verildi.
Kurumdan çıkınca nereye ve ne zaman başvurulur?

Hükümlü, kurumdan çıktıktan sonra beş gün içinde talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmak zorundadır. Süre ayrılışı izleyen günden başlar; son gün tatile denk gelirse tatili izleyen günün mesai bitiminde sona erer.

Altıncı veya yedinci gün mazeretle başvurulursa ne olur?

Yönetmeliğe göre altıncı veya yedinci gün gelinip mazeret bildirildiğinde kayıt kapatılmaz. Beyan, mazeret ve ilgili bilgi veya belge tutanağa bağlanıp dosyasıyla infaz hâkimine gönderilir; işlem hâkimin kararına göre yapılır.

Üç ihlal dosyayı kendiliğinden kapatır mı?

Hayır. Yetişkinlerde bir yıl içindeki mazeretsiz ve kasıtlı üç ihlal ısrar sayılır; ikinci uyarıdan sonraki bir yıl içinde üçüncü ihlal, dosya kapatma sürecini başlatır. Çocuklar ve infaza çocukken başlayıp süreçte on sekiz yaşını dolduranlar için dördüncü ihlal eşiği geçerlidir.

Şikâyet yükümlülüğün uygulanmasını durdurur mu?

Hayır. Şikâyet, işlem veya faaliyetin yerine getirilmesini durdurmaz. İnfaz hâkimi, giderilmesi güç veya imkânsız sonuç ile açık hukuka aykırılık birlikte gerçekleşirse erteleme ya da durdurma kararı verebilir.

Şikâyet süresi ne kadardır?

Yükümlü, işlemi veya eylemi öğrendiği tarihten itibaren on beş gün ve her hâlde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde infaz hâkimliğine şikâyet edebilir. Başvuru doğrudan hâkimliğe veya Cumhuriyet başsavcılığı ya da müdürlük aracılığıyla yapılabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu