HMK Madde 405'in Kapsamı
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 405. maddesi, delil tespiti dosyasının asıl yargılamayla ilişkisini ve tespite dayanan belgelerin hangi koşullarda kullanılabileceğini düzenlemektedir. Maddenin gerekçesinde, bu düzenlemenin mülga 1086 sayılı Kanun'un 374. maddesinin karşılığı olduğu belirtilmektedir. İki temel kural öne çıkmaktadır: dosyanın birleştirilmesi ve her iki tarafın bu dosyadan yararlanabilmesi.
Delil Tespiti Dosyasının Asıl Davayla Birleştirilmesi
HMK m. 405/1 uyarınca delil tespiti dosyası, asıl dava dosyasının eki sayılır ve onunla birleştirilir. Bu birleştirme, tespite ilişkin tutanak ve raporların asıl yargılamanın bir parçası haline gelmesini sağlar.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 405Kaynağı aç
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/19132, K. 2023/4392Kaynağı aç
Her İki Tarafın Tutanak ve Raporlara Dayanma Hakkı
Delil tespiti, yalnızca tespiti talep eden tarafın lehine işleyen bir mekanizma değildir. HMK m. 405/1 açıkça, asıl davanın taraflarından her birinin iddia veya savunmasını ispat için bu tutanak ve raporlara dayanabileceğini öngörmektedir. Dolayısıyla karşı taraf da delil tespiti yoluyla elde edilen bilirkişi raporu veya tutanağa kendi iddia ya da savunmasını desteklemek amacıyla başvurabilir.
Tespit Raporuna İtiraz Edilmemesinin Hukuki Sonucu
HMK m. 405, belirli sürede itiraz edilmemesi halinde tespit raporunun kesinleşeceğine ya da aleyhine tespit yapılan kişi bakımından kesin delil niteliği kazanacağına dair bir düzenleme içermemektedir. Bu nedenle tespit yoluyla alınan bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olan taraf, bu itirazını hüküm verilinceye kadar mahkemeye bildirebilir. Öte yandan tespit raporunun iddiayı ve savunmayı karşılayıp karşılamadığını, hüküm kurmaya yeterli olup olmadığını değerlendirmek hâkime ait bir görevdir.
Delil Tespiti İçin Hukuki Yarar Şartı
Delil tespiti talebinde bulunulabilmesi için hukuki yararın varlığı gerekir. HMK m. 400/1 uyarınca bu talep; görülmekte olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş vakıalar için ya da ileride açılacak bir davada ileri sürülecek vakıaların tespiti amacıyla yapılabilir. HMK m. 400/2 ise kanunda açıkça öngörülen haller dışında hukuki yararın nasıl değerlendirileceğini düzenlemekte; delilin hemen tespit edilmemesi halinde kaybolacağının ya da ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağının ihtimal dahilinde bulunması koşulunu aramaktadır. Bu koşulun gerçekleşmesi durumunda hukuki yarar var sayılır.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 400Kaynağı aç
Delil Tespiti Giderlerinin Hukuki Niteliği
Dava ile ilgili olan delil tespiti dosyası sebebiyle yapılan giderler, HMK m. 405/1 ile m. 323 çerçevesinde yargılama gideri niteliğindedir. Bu giderlerin yargılama gideri sayılmasının pratik sonucu açıktır: söz konusu tutarlar dava değerine dahil edilemez ve ayrı bir dava açılarak asıl alacak olarak talep edilemez. Talep edilmiş olsa dahi mahkeme bu tutarı asıl alacak olarak hükme bağlayamaz.
Tespit giderlerinin paylaştırılma yöntemi de kanunla belirlenmiştir. HMK m. 323 kapsamında ele alınan bu giderler, davanın kabul ve ret oranına göre taraflar arasında paylaştırılarak hükme bağlanır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/19132, K. 2023/4392 sayılı kararında davacının delil tespiti sırasında yaptığı harcamalar hakkında mahkemece karar verilmemesini bozma sebebi olarak değerlendirmiş; bu giderlerin HMK m. 323 gereğince tarafların haklılık oranında paylaştırılarak sonuca göre hükme bağlanması gerektiğini vurgulamıştır.
Tespit Masraflarının Asıl Alacağa Eklenmesi Neden Bozma Sebebidir
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2017/1563, K. 2020/4774 sayılı kararında delil tespiti dosyasında yapılan masrafların asıl alacağa eklenerek hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu açıkça belirlemiştir. Bu kararın belirlediği doğru yöntem şudur: söz konusu giderler, asıl davadaki kabul ve ret oranına göre taraflardan tahsil edilmek üzere yargılama giderleri kapsamında hükme bağlanmalıdır. Tespit masraflarının esas alacağa eklenmesi bu kurala aykırı olup bozma nedeni sayılmaktadır.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2017/1563, K. 2020/4774Kaynağı aç
Sık Sorulan Sorular
Delil tespiti dosyası asıl davayla nasıl birleşir?
HMK m. 405/1 uyarınca delil tespiti dosyası, asıl dava dosyasının eki sayılır ve onunla birleştirilir. Bu birleştirme sayesinde tespit tutanakları ve bilirkişi raporları asıl yargılamanın malzemesi haline gelir.
Tespiti talep etmeyen taraf da tespit raporuna dayanabilir mi?
Evet. HMK m. 405/1, asıl davanın taraflarından her birinin bu tutanak ve raporlara dayanabileceğini öngörmektedir. Hak yalnızca tespiti talep eden tarafla sınırlı değildir; karşı taraf da aynı belgelere kendi iddia veya savunması için başvurabilir.
Tespit raporuna itiraz etmezsen ne olur?
HMK m. 405, belirli sürede itiraz edilmemesi halinde raporun kesinleşeceğine ya da kesin delil niteliği kazanacağına dair bir düzenleme içermemektedir. Bu nedenle itiraz hakkı ortadan kalkmaz; taraf itirazını hüküm verilinceye kadar mahkemeye bildirebilir.
Delil tespiti giderlerini ayrı bir dava açarak talep edebilir miyim?
Hayır. Bu giderler yargılama gideri niteliğinde olduğundan dava değerine dahil edilemez ve ayrı bir dava açılarak asıl alacak olarak istenemez. Talep edilmiş olsa bile mahkeme bu tutarı asıl alacak olarak hükme bağlayamaz.
Delil tespiti giderleri davanın sonunda nasıl paylaştırılır?
HMK m. 323 kapsamında yargılama gideri olarak ele alınan bu giderler, davanın kabul ve ret oranına göre taraflar arasında paylaştırılır ve mahkeme bu paylaştırmayı hükmünde belirler.
Delil tespiti için hukuki yarar şartı nasıl değerlendirilir?
HMK m. 400/2 uyarınca, kanunda açıkça öngörülen haller dışında, delilin hemen tespit edilmemesi halinde kaybolacağının ya da ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağının ihtimal dahilinde bulunması gerekir. Bu koşulun varlığı halinde hukuki yarar var sayılır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

