Delil Tespitinin Hukuki Niteliği ve İstenebileceği Durumlar
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 400. maddesinin birinci fıkrasına göre uyuşmazlığın tarafları, derdest bir davada tahkikat sırası henüz gelmemiş yahut ileride açmayı planladıkları bir davada ileri sürecekleri maddi vakıaların tespiti amacıyla keşif icrasını, bilirkişi incelemesini veya tanıkların dinlenmesini talep edebilir. Bu kurum, uyuşmazlığın esasına dair bağlayıcı bir nihai karar niteliği taşımayıp, ileride doğabilecek ispat güçlüklerini önlemeye yönelik bir geçici hukuki koruma tedbiridir.
Delil tespiti müstakil bir dava niteliğinde değildir. Yargılama usulü bakımından bağımsız bir dava hüviyeti taşımadığından, delil tespiti talebine karşı üçüncü şahısların davaya müdahale talebinde bulunması veya karşı dava ikame etmesi hukuken mümkün değildir.
Hukuki Yarar Koşulu ve Talep Sınırları
6100 sayılı Kanun'un 400. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca delil tespitinin istenebilmesi için talepte bulunan tarafın hukuki yararının mevcudiyeti zorunludur. Kanunda açıkça gösterilen ayrık durumlar haricinde, delilin zaman kaybetmeksizin tespit edilmemesi durumunda kaybolacağı veya yargılamada ileri sürülmesinin belirgin ölçüde güçleşeceği ihtimal dahilindeyse hukuki yararın bulunduğu kabul edilir. Sonradan açılacak dava konusuyla somut irtibatı bulunmayan vakıalar tespite konu edilemeyeceği gibi, delillerin derhal güvenceye alınmaması durumunda kaybolacağına dair haklı ve ciddi bir kaygının varlığı aranır.
Banka kayıtları ile icra müdürlüğü dosyalarına makbuz karşılığında yapılmış ödemelerin kaybolması veya sonradan tespitinin zorlaşması ihtimali bulunmadığından, bu ödemelerin delil tespitine konu edilmesinde hukuki yarar görülmemektedir.
Benzer şekilde, dava aşamasında her an incelenmesi ve denetime sunulması olanaklı bulunan şirket ticari defterleri, kayıtları ve dayanak belgelerinin tespiti taleplerinde de 6100 sayılı Kanun'un 400. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen şartlar vücut bulmaz.
Zamanın geçmesiyle fiziki durumun değişme tehlikesi taşıdığı hallerde ise hukuki yararın varlığı benimsenir. Tahliyesine hükmedilmiş olmasına karşın tahliye kararı henüz infaz edilmemiş olan kiralanandaki demirbaşların söküldüğü ve mecura hasar verildiği iddiasıyla açılacak tazminat davasına esas oluşturmak üzere mevcut durumun saptanması isteminde hukuki yarar mevcuttur.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
6100 sayılı Kanun'un 401. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, henüz dava açılmamış olan hallerde delil tespiti talebi esas hakkındaki davaya bakacak olan mahkemeden veya üzerinde keşif yahut bilirkişi incelemesi yapılacak olan şeyin bulunduğu ya da tanık olarak dinlenilecek kişinin oturduğu yer sulh mahkemesinden talep edilir. Noterlerin 1512 sayılı Noterlik Kanunu gereğince yapacağı vakıa tespitine ilişkin yasal düzenlemeler saklı tutulmuştur.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 401Kaynağı aç
Dava açıldıktan sonra yapılacak her türlü delil tespiti talebinde münhasıran davanın görülmekte olduğu mahkeme görevli ve yetkilidir; bu aşamada derdest bir uyuşmazlığın konusu başka bir mahkemede ayrı bir tespite konu edilemez. Ayrıca 6100 sayılı Kanun'un 401. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, esas hakkında açılan davada delil tespitini gerçekleştiren mahkemenin yetkisiz ve görevsiz olduğu iddiası ileri sürülemez.
Tespit Talebi ve Mahkemece Uygulanan Usul
6100 sayılı Kanun'un 402. maddesinin birinci fıkrasına göre tespit talebi dilekçeyle yapılır. Dilekçede tespiti istenen vakıa, tanıklara veya bilirkişilere sorulması istenen sorular, delillerin kaybolacağı veya gösterilmesinde zorlukla karşılaşılacağı endişesini uyandıran sebepler ile aleyhine delil tespiti istenen kişinin ad, soyad ve adresi gösterilir. Talepte bulunan tarafın, durum ve koşulların imkân vermemesi sebebiyle aleyhine delil tespiti yapılacak kişiyi gösteremediği hâllerde de talep geçerli sayılır.
Delil tespiti işlemlerine başlanabilmesi mahkemece takdir olunan tespit gider avansının karşılanmasına bağlıdır. 6100 sayılı Kanun'un 402. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenen giderler peşin avans olarak ödenmedikçe sonraki usuli işlemler yürütülmez. Tespitine karar verilen vakıa hangi delille aydınlatılacaksa, o kararın ifasında anılan Kanun'un 404. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ilgili delilin toplanmasına ilişkin kanuni usul kuralları uygulanır.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 403Kaynağı aç
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 404Kaynağı aç
6100 sayılı Kanun'un 402. maddesinin üçüncü fıkrası doğrultusunda, tespit talebi yerinde görülürse karar tespit dilekçesiyle birlikte karşı tarafa tebliğ olunur. Bu tebliğ kararında tespitin nasıl ve hangi tarihte icra edileceği, karşı tarafın da bu işlemde hazır bulunabileceği, varsa itiraz ve ek soruların bir haftalık süre içinde bildirilmesi gerektiği açıkça belirtilir. Tespitin ifasından sonra ise tanzim edilen tespit tutanağı ile varsa bilirkişi raporunun bir sureti Kanun'un 402. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca mahkemece resen karşı tarafa iletilir.
Karşı Tarafın Yokluğunda Delil Tespiti ve İtiraz Süresi
Talep sahibinin haklarının korunması bakımından zorunluluk bulunan durumlarda, 6100 sayılı Kanun'un 403. maddesinin birinci fıkrası gereğince karşı tarafa önceden bildirim yapılmaksızın delil tespiti icra edilebilir. Tespitin gerçekleştirilmesini takiben tespit dilekçesi, tespit kararı, tutanak ve bilirkişi raporunun birer örneği mahkemece re'sen karşı tarafa tebliğ edilir. Karşı taraf, tebliğden itibaren bir hafta içinde delil tespiti kararına itiraz etme hakkına sahiptir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 402Kaynağı aç
Karşı tarafın yokluğunda yapılan delil tespitinde evrakın tebliğ edilmesi kanuni bir zorunluluktur. Karşı tarafa tebliği sağlanmamış delil tespiti tutanak ve raporları, asıl uyuşmazlık kapsamında aleyhe hükme esas alınamaz ve delil vasfı kazanamaz.
Tespit Raporunun Asıl Davadaki İspat Gücü
6100 sayılı Kanun'un 405. maddesi uyarınca delil tespiti dosyası, esas dava dosyasının eki sayılır ve onunla birleştirilir. Davanın taraflarından her biri, iddia veya savunmasını ispatlamak için bu tutanak ve raporlara dayanabilir.
Kendi başvurusuyla delil tespiti yaptıran ve işlem sırasında veya rapora karşı herhangi bir itiraz ileri sürmeyen taraf, karşı tarafın o tespite dayanması durumunda kendi yaptırdığı delil tespitinin aksini iddia ve ispat edemez.
Delil tespitinin konusunu somut maddi vakıalar teşkil eder; raporda yer alan hasar veya alacak tutarı talep eden lehine kesinleşmiş bir hak sağlamaz. Keşif veya bilirkişi vasıtasıyla temin edilen delil tespiti takdiri delil niteliğindedir. Asıl davanın tahkikat evresinde taraflar tespit edilen delilin ispat gücünü tartışmaya açabilir ve aksi yönde karşı delil sunabilirler.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 400Kaynağı aç
Dava öncesi alınan rapordaki zarar miktarına karşı tarafça aşırı olduğu gerekçesiyle itiraz edilmişse, mahkemenin yalnızca itiraza konu tespit raporunu dayanak alarak eksik incelemeyle karar vermesi hukuka uygun düşmez; yerinde keşif yapılarak ve sunulan tüm kanıtlar tartışılarak gerçek durum saptanmalıdır. Hâkim özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bizzat bilirkişi yerine geçemeyeceği gibi, delil tespiti dosyasındaki rapor ile yargılama esnasında temin edilen diğer bilirkişi raporları arasında uyumsuzluk ve çelişki mevcutsa bu durum açıklığa kavuşturulmadan hüküm tesis edilemez.
Delil tespiti neticesinde düzenlenen rapora süresinde itiraz edilmemesinin sonuçlarına ilişkin olarak, kanunda kesin delil haline geleceğine dair açık bir düzenleme bulunmadığı için tarafın bu itirazlarını asıl davada nihai karar verilinceye kadar iletebileceği yönünde bir yaklaşım bulunduğu gibi; Kanun'un 281. maddesi çerçevesinde süresinde itiraz edilmeyen tespitin taraflar bakımından kesinleşeceği ancak hâkimi bağlamayacağı yönünde bir yaklaşım da mevcuttur. Her iki halde de itiraz edilmemiş tespit raporu davanın esasına dair kesin delil hüviyeti taşımaz.
Delil Tespiti Masraflarının Yargılama Gideri Niteliği
Davanın açılmasından önce yapılan delil tespiti giderleri asıl dava konusu alacak tutarına eklenemez. Bu masraflar yargılama gideri niteliğinde olup, ayrıca dava açılmasından önce gönderilen alacağın ödenmesi ihtarı için yapılan giderlerle birlikte yargılama giderleri kapsamında asıl davadaki haklılık oranına göre taraflar arasında paylaştırılır.
Delil tespiti talebinde bulunmak için davanın açılmış olması zorunlu mudur?
Hayır, delil tespiti henüz dava ikame edilmeden önce açılabilecek bir davada kullanılmak üzere talep edilebileceği gibi, açılmış bir davada henüz tahkikat sırası gelmemiş vakıalar için de talep edilebilir.
Dava açılmadan önce delil tespiti hangi mahkemeden istenir?
Henüz dava açılmamışsa delil tespiti, esas hakkındaki davaya bakacak mahkemeden veya inceleme konusu şeyin bulunduğu yahut tanığın oturduğu yer sulh mahkemesinden istenir.
Dava açıldıktan sonra delil tespiti ayrı bir mahkemeden talep edilebilir mi?
Hayır, dava açıldıktan sonra yapılacak her türlü delil tespiti talebinde münhasıran davanın görülmekte olduğu mahkeme yetkili ve görevlidir.
Yoklukta yapılan delil tespitine karşı itiraz süresi ne kadardır?
Karşı tarafın yokluğunda icra edilen delil tespitinde, tespit kararının ve tutanakların tebliğinden itibaren bir hafta içinde tespite itiraz edilebilir.
Delil tespiti raporundaki tespitler mahkemeyi kesin olarak bağlar mı?
Hayır, keşif ve bilirkişi marifetiyle icra edilen delil tespiti takdiri delil niteliğindedir; asıl davada taraflar raporun ispat gücünü tartışabilir ve aksine karşı delil sunabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

