HMK Madde 372 Uyarınca Yargıtay Kararlarının Tebliği

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 372 Uyarınca Yargıtay Kararlarının Tebliği

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 372 nci maddesinin birinci fıkrasına göre, Yargıtayın bozma kararları ile onama kararları mahkeme yazı işleri müdürü tarafından derhâl taraflara tebliğ edilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 372Kaynağı aç
MADDE 372- (1) Yargıtayın bozma kararları ile onama kararları mahkeme yazı işleri müdürü tarafından derhâl taraflara tebliğ edilir. (2) Tebliğ giderleri, temyiz dilekçesiyle birlikte, temyiz talebinde bulunandan peşin olarak alınır. Bu giderlerin ödenmemesi hâlinde 344 üncü madde hükmü uygulanır. Bozmaya uyma veya direnme[61]

Tebliğ Giderlerinin Alınması ve Uygulanacak Usul

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 372 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, tebliğ giderleri temyiz dilekçesiyle birlikte temyiz talebinde bulunandan peşin olarak alınır. Bu giderlerin ödenmemesi hâlinde aynı Kanun'un 344 üncü maddesi hükmü tatbik edilir.

Bozma Kararı Sonrasında Mahkemenin İzleyeceği Usul

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2021/4557 Esas ve 2022/2795 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere yerel mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle kendiliğinden tarafları duruşmaya davet eder ve dinledikten sonra Yargıtay'ın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/4557, K. 2022/2795Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2021/4557 E.  ,  2022/2795 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06/03/2015 gününde verilen dilekçe ile tespit ve elatmanın önlenmesi talebi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın elatmanın önlenmesi istemi yönünden kabulüne, tespit istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 05/10/2020 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, tespit ve elatmanın önlenmesi istemlerine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin sulama işlerinde kullanmak üzere su kuyusu açtırmak için yer sahibinden izin aldığını, dava dışı Hazineye ait olan 102 ada 3 parsel sayılı taşınmazda bulunan kuyunun müvekkili tarafından yapıldığını, davalının bu kuyuyu izinsiz kullanmaya başlayarak davacının kullanımına engel olduğunu belirterek, kuyunun kullanımının davacıya ait olduğunun tespitine ve davalı tarafından elatmasının önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, tarafların kuyuyu birlikte açtırdıklarını, masraflarını ortak ödediklerini ve davanın reddini savunmuştur. Mahkemece ilk kararda, davanın reddine karar verilmiş, bu kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2016/16701 E. 2020/2717 K. sayılı ve 01.06.2020 tarihli ilamında, "Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (TMK mad.684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad.718). Somut olayda dava konusu 102 ada 3 parsel sayılı taşınmaz 2/B parseli olup dava dışı Hazine adına kayıtlı ve kullanıcısı … olup, su kuyusunun mülkiyeti tapulu taşınmazdan ayrı düşünülemeyeceğinden, mülkiyete ilişkin tespit talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Zilyetliğin korunması talebine gelince; taşınmaz dava dışı Hazine adına kayıtlı olup, keşif sırasında ve celsede dinlenen tanık beyanlarına göre kuyunun davacı ve davalı tarafından birlikte yaptırıldığı anlaşılmakla, tarafların payları belli olmadığından her iki tarafın da yarı oranda kuyuyu kullanma hakkı olup, bilirkişi raporuna göre kuyunun çıkış ağzı borusuna ahşap materyal sıkıştırılarak davacının kullanması engellendiğinden, davacının payına vaki elatmasının önlenmesine karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. " gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, davanın kabulü ile davalının su kuyusundaki davacı payına vaki elatmasının önlenmesine karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. Temyiz incelemesi usul ve esas olmak üzere 2 aşamadan oluşur. Ön inceleme aşamasında dosya usulen incelenir, sonra esasa girilir. Esasta ise hukuka uygunluk denetlenir. Karine olarak Yargıtay dosya üzerinden inceleme yapar. Temyiz duruşması istisnai hallerde bir defaya mahsus olmak üzere yapılır. Duruşma dosyanın esasına girilince yapılır. Duruşmalı yargılamayı taraflardan biri isteyebileceği gibi Yargıtay kendiliğinden de duruşma kararı verebilir. Yapılan inceleme sonucunda Yargıtay şu kararları verebilir; yerel mahkeme kararının doğru olduğu kanaati ile onama kararı, yargılama hatası, eksiklikler, hukukun yanlış uygulanması gibi esasa ilişkin sebeplerle bozma kararı, karar esas yönünden uygunsa maddi hatalar ya da usul hataları için düzelterek onama kararı verilebilir. Bu kararlar verildikten sonra Yargıtay tarafından dosya ilgili yerel mahkemeye gönderilir. HMK'nın 370. ve 371. maddelerinde onama kararları ve bozma sebepleri, HMK'nın 372. maddesinde Yargıtay kararlarının tebliği düzenlenmiştir. HMK'nın 372. maddesine göre, Yargıtay'ın bozma kararları ile onama kararları mahkeme yazı işleri müdürü tarafından derhal taraflara tebliğ edilmelidir. Yerel mahkeme, HMK uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra, Yargıtay'ın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir. HMK'nın 27. maddesinde, " (1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir." şeklinde düzenlenmiştir. Yukarıda açıklanan ilkeler gereğince somut olayda, davalı vekiline, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 01.06.2020 tarihli ilamının, bozma sonrası hazırlanan tensip zaptının ve 05.10.2020 tarihli duruşma gününün tebliği gerekirken dosya içerisinde bozma kararı sonrasında davalıya çıkartılan tebligat bulunmamaktadır. Davalı vekili, 05.10.2020 tarihli duruşmaya katılmamasına rağmen mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, aynı gün davalı tarafın yokluğunda hüküm tesis edilmiştir. Mahkemece, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 01.06.2020 tarihli ilamı davalı vekiline tebliğ edilmeden duruşma günü açılarak davalı tarafın yokluğunda yargılama yapılıp, bozma ilamına uyulmasına karar verilmesi ve aynı gün hüküm tesis edilmesi HMK'nın 27. maddesinde açıklanan hukuki dinlenilme hakkına aykırı olacağından, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yol açık olmak üzere, 13.04.2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2021/4557 Esas ve 2022/2795 Karar sayılı ilamına konu uyuşmazlıkta mahkemenin, Yargıtay bozma ilamını davalı vekiline tebliğ etmeden duruşma günü açarak davalı tarafın yokluğunda yargılama yapması, bozma ilamına uyulmasına karar vermesi ve aynı gün hüküm tesis etmesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27 nci maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına aykırı görülerek kararın bozulması gerekmiştir.

Hukuki Dinlenilme Hakkının Kapsamı

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27 nci maddesinin birinci fıkrasına göre davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 27Kaynağı aç
MADDE 27- (1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir. Aleniyet ilkesi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hukuki dinlenilme hakkı; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir.

Yargıtay onama ve bozma kararlarını kim tebliğ eder?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 372 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Yargıtayın bozma ve onama kararları mahkeme yazı işleri müdürü tarafından derhâl taraflara tebliğ edilir.

Temyiz tebliğ giderleri ne zaman ve kimden alınır?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 372 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ giderleri, temyiz dilekçesiyle birlikte temyiz talebinde bulunandan peşin olarak tahsil edilir; ödenmemesi durumunda 344 üncü madde hükmü uygulanır.

Bozma kararı tebliğ edilmeden tarafların yokluğunda hüküm kurulabilir mi?

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2021/4557 Esas ve 2022/2795 Karar sayılı kararında, bozma ilamı tebliğ edilmeksizin duruşma açılarak tarafın yokluğunda bozmaya uyulması ve hüküm kurulması hukuki dinlenilme hakkına aykırı bulunmuş; yerel mahkemenin peşin alınan giderle tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra karar vermesi gerektiği belirtilmiştir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu