Deepfake ile İtibar Zedelemenin Hukuki Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
Deepfake ile İtibar Zedelemenin Hukuki Sonuçları

Türk hukukunda deepfake ile itibar zedeleme adı altında bağımsız ve tek bir suç tipi bulunmamaktadır. Bununla birlikte deepfake içeriğin niteliğine ve kullanım biçimine göre hakaret, iftira veya kişisel verilere ilişkin suçlar gündeme gelebilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 24 uyarınca hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir; kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça kişilik haklarına yapılan saldırılar hukuka aykırılık teşkil eder.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24- Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır. 2. Davalar

Bir kimsenin fotoğraf, video veya ses verilerinin internet ortamında herkese açık şekilde yer alması, bu materyallerin yapay zekâ yoluyla rıza hilafına işlenmesine dayanak oluşturmaz. Sosyal medya paylaşımlarının kamuya açık olması; kişi adına sahte suç görüntüsü üretilmesine, cinsel içerikli deepfake kayıtları hazırlanmasına veya ticari reklamlarda itibar zedeleyici biçimde kullanılmasına hukuki izin verildiği anlamına gelmez.

Deepfake Yoluyla İşlenen Suçlar ve Cezai Yaptırımlar

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 125/2 uyarınca, hakaret fiilinin mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi durumunda temel cezaya hükmolunur. Deepfake ile üretilen ses ve görüntülerin hakaret teşkil etmesi ve fiilin kamu görevlisine görevinden dolayı ya da dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç ve kutsal değerlerden bahisle işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Kanunun 125. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca hakaretin alenen işlenmesi durumunda ise ceza altıda biri oranında artırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 125Kaynağı aç
Madde 125- (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (…)[56] veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. (2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. (3) Hakaret suçunun; a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. (4) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır. (5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır. Mağdurun belirlenmesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 267 uyarınca, yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak yahut basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği hâlde bir kimseye soruşturma veya kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla hukuka aykırı fiil isnat eden kişi bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Suç isnadına konu fiilin maddi eser ve delilleri uydurularak iftira edilmesi durumunda ceza yarı oranında artırılır. Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde ise mahkeme kararı aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilan edilir ve ilan masrafı hükümlüden tahsil edilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 267Kaynağı aç
Madde 267- (1) Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır. (3) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (4) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur. (5) Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; (…)[103] hükmolunur. (6) Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır. (7) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 17/11/2011 tarihli ve E.: 2010/115, K.: 2011/154 sayılı Kararı ile.) (8) İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar. (9) Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilan olunur. İlan masrafı, hükümlüden tahsil edilir. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması

Deepfake aracılığıyla bir suç isnadının sosyal medyada paylaşılması iftira suçunun unsurlarını kendiliğinden oluşturmaz. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 267 kapsamında iftira suçunun değerlendirilmesinde mağdur hakkında soruşturma, kovuşturma başlatılmasını veya idari yaptırım uygulanmasını sağlama amacı önem taşımaktadır. Bu nedenle sahte suç isnadının varlığı hâlinde iftira suçunun mutlaka oluştuğuna yönelik otomatik bir değerlendirme yapılmamalıdır.

Üreten ve Yayan Kişilerin Hukuki Sorumluluğu

Deepfake kaydını bizzat hazırlamayıp sahte ve hukuka aykırı olduğunu bilerek sosyal medya ortamında yayımlayan veya toplu gruplara gönderen kişilerin sorumluluğu kendi kastları ve eylemleri çerçevesinde tayin edilir. İçeriğin ilk üreticisi olmamak, hukuka aykırılığı bilinerek yapılan yayma fiilinde mutlak bir sorumsuzluk sağlamaz.

Yapay zekâ ile üretilen sahte içerik henüz üçüncü kişilerle paylaşılmamış olsa dahi, içeriğin hazırlanması sırasında kişisel verilerin veya özel görüntülerin hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesi bağımsız bir hukuka aykırılık oluşturabilir.

Kişilik Haklarının Korunması ve Tazminat Talepleri

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 25/1 uyarınca kişilik hakkı hukuka aykırı bir saldırıya uğrayan kimse, hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini veya sona ermiş olsa bile etkileri süren saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir. Davacı bu taleplerle birlikte düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesini ya da yayımlanmasını talep edebilir. Kanunun 25. maddesinin beşinci fıkrası gereğince kişilik haklarının korunması davası, davacının kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25- Davacı, hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir. Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir. Davacının, maddî ve manevî tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı saklıdır. Manevî tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; miras bırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez. Davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir. III. Ad üzerindeki hak 1. Adın korunması

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 58 uyarınca kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören kimse manevi tazminat talebinde bulunabilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine veya tazminata ek olarak saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. 4721 sayılı Kanun m. 25/3 uyarınca davacının maddi ve manevi tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre verilmesini isteme hakkı saklıdır. Ancak manevi tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez ve miras bırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara intikal etmez.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 58Kaynağı aç
MADDE 58- Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. 4. Ayırt etme gücünün geçici kaybı

Deepfake videosu veya ses kaydı sebebiyle iş, müşteri ya da gelir kaybına maruz kalan kişiler, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil sorumluluğu hükümleri doğrultusunda maddi tazminat isteyebilir. Hukuka aykırı ve kusurlu davranışla meydana getirilen ekonomik zararın giderilebilmesi için zararın miktarı ile deepfake içerik arasındaki uygun illiyet bağının somut verilerle ortaya konulması gerekir.

Tüzel Kişilerin Ticari İtibarı ve Haksız Rekabet

Tüzel kişilerin ticari itibarı da özel hukuk kapsamında korunabilmekte ve tüzel kişilerin kişilik haklarına saldırı iddiaları 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 24 ve m. 25 hükümleri çerçevesinde ele alınabilmektedir. Şirket yöneticileri veya ticari ürünleri hakkında rakipler ya da piyasa aktörlerince yanıltıcı deepfake içerikler üretilmesi hâlinde, somut olayın koşullarına göre 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabet hükümleri de gündeme gelebilir. Anılan Kanun'un 54. maddesi uyarınca haksız rekabet hükümlerinin amacı bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır; rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 54Kaynağı aç
MADDE 54- (1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. II – Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 55 uyarınca dürüstlük kuralına aykırı nitelikteki muhtelif fiiller haksız rekabet teşkil eder. Bu çerçevede başkalarını ya da onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı yahut gereksiz biçimde incitici beyanlarla kötülemek hukuka aykırıdır. Benzer şekilde bir kimsenin kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyaları veya iş ilişkileri hakkında gerçeğe aykırı yahut aldatıcı nitelikte beyanlarda bulunması ya da aynı yollarla üçüncü bir kişiyi rekabette öne geçirmesi dürüstlük kuralını ihlal eder. Ayrıca başkalarının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleriyle karışıklığa yol açan tedbirlerin alınması; kişinin kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini veya fiyatlarını gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyecek yahut onun tanınmışlığından yararlanacak biçimde başkalarıyla, onların mallarıyla, iş ürünleriyle veya fiyatlarıyla karşılaştırması ya da üçüncü şahısları benzer yöntemlerle öne çıkarması da haksız rekabet hâlleri arasında düzenlenmiştir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 55Kaynağı aç
MADDE 55- (1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle; 1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, 2. Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek, 3. Paye, diploma veya ödül almadığı hâlde bunlara sahipmişçesine hareket ederek müstesna yeteneğe malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya buna elverişli doğru olmayan meslek adları ve sembolleri kullanmak, 4. Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak, 5. Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek, 6. Seçilmiş bazı malları, iş ürünlerini veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunmak, bu sunumları reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu şekilde müşterilerini, kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanıltmak; şu kadar ki, satış fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması hâlinde yanıltmanın varlığı karine olarak kabul olunur; davalı, gerçek tedarik fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlendirmeye esas olur, 7. Müşteriyi ek edimlerle sunumun gerçek değeri hakkında yanıltmak, 8. Müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleri ile sınırlamak, 9. Malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerin özelliklerini, miktarını, kullanım amaçlarını, yararlarını veya tehlikelerini gizlemek ve bu şekilde müşteriyi yanıltmak, 10. Taksitle satım sözleşmelerine veya buna benzer hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek, peşin veya toplam satış fiyatını veya taksitle satımdan kaynaklanan ek maliyeti Türk Lirası ve yıllık oranlar üzerinden belirtmemek, 11. Tüketici kredilerine ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek veya kredilerin net tutarlarına, toplam giderlerine, efektif yıllık faizlerine ilişkin açık beyanlarda bulunmamak, 12. İşletmesine ilişkin faaliyetleri çerçevesinde, taksitle satım veya tüketici kredisi sözleşmeleri sunan veya akdeden ve bu bağlamda sözleşmenin konusu, fiyatı, ödeme şartları, sözleşme süresi, müşterinin cayma veya fesih hakkına veya kalan borcu vadeden önce ödeme hakkına ilişkin eksik veya yanlış bilgiler içeren sözleşme formülleri kullanmak. b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; özellikle; 1. Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek, 2. Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak, 3. İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek, 4. Onunla kendisinin bu tür bir sözleşme yapabilmesi için, taksitle satış, peşin satış veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış olan alıcının veya kredi alan kişinin, bu sözleşmeden caymasına veya peşin satış sözleşmesi yapmış olan alıcının bu sözleşmeyi feshetmesine yöneltmek. c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma; özellikle; 1. Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak, 2. Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde, yararlanmak, 3. Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak. d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur. e) İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur. f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak. Özellikle yanıltıcı bir şekilde diğer taraf aleyhine; 1. Doğrudan veya yorum yoluyla uygulanacak kanuni düzenlemeden önemli ölçüde ayrılan, veya 2. Sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde aykırı haklar ve borçlar dağılımını öngören, önceden yazılmış genel işlem şartlarını kullananlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur. B) Hukuki sorumluluk I – Çeşitli davalar
Deepfake ile sahte suç isnadı yapılması iftira suçunu oluşturur mu?

Sahte bir suç isnadının varlığı hâlinde iftira suçunun oluştuğuna dair otomatik bir değerlendirme yapılmamalıdır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 267 uyarınca iftiranın meydana gelebilmesi için failin yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği hâlde bir kimseye hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını veya idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir.

Fotoğrafların internette kamuya açık olması deepfake yapılmasına rıza sayılır mı?

Görsel veya işitsel verilerin internette herkese açık bulunması, bu verilerin rıza hilafına yapay zekâ marifetiyle manipüle edilerek sahte görüntü ve kayıt üretilmesine hukuki izin verildiği anlamına gelmez.

Deepfake videoyu üretmeyip sadece sosyal medyada paylaşan kişi sorumlu mudur?

İçeriği bizzat üretmemiş olmak kişiye mutlak sorumsuzluk sağlamaz; materyalin sahte ve hukuka aykırı olduğunu bilerek yayımını gerçekleştiren kişinin hukuki ve cezai sorumluluğu kendi kastı ve fiili kapsamında değerlendirilir.

Kişilik hakları saldırıya uğrayan mağdur davayı nerede açabilir?

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 25/5 uyarınca davacı, kişilik haklarının korunması davasını kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde açabilir.

Deepfake nedeniyle doğan manevi tazminat istemi mirasçılara geçer mi?

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 25/4 gereğince manevi tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez ve miras bırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu