DASK Uyuşmazlıklarında Bilirkişi Çelişkisi ve Eksik İnceleme

by Avukat Erdal Ersoy
DASK Uyuşmazlıklarında Bilirkişi Çelişkisi ve Eksik İnceleme

DASK (zorunlu deprem sigortası) tazminat uyuşmazlıklarında en sık karşılaşılan sorunlardan biri, taraflarca sunulan bilirkişi raporları arasındaki açık çelişkidir. Hasarın depremden mi yoksa yapım eksikliğinden mi kaynaklandığının belirlenmesi, tazminatın zorunlu deprem sigortası kapsamında kalıp kalmadığını doğrudan etkilediğinden, bu sorun usul ve esas bakımından belirleyici önem taşımaktadır. Yargıtay, çelişkiyi gidermeden ya da yalnızca dosya üzerinden hüküm kuran kararları eksik inceleme gerekçesiyle bozmaktadır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2018/2465, K. 2020/3243Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2018/2465 E.  ,  2020/3243 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki tahkim davasının istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: – K A R A R – Başvuran (davacı) vekili; Çanakkale ilinde 24.05.2014 tarihinde meydana gelen 6,5 şiddetindeki deprem nedeniyle müvekkilinin taşınmazının hasar görerek kullanılamaz hale geldiğini, muhtelif bilirkişi raporlarında,can güvenliğinin tehlikede olduğu ve acilen tahliye edilmesi gerektiğinin bildirildiğini, Çanakkale Valiliği İl Afet Ve Acil Durum Müdürlüğü bildirisine göre tüm binaların ağır hasarlı olarak sınıflandırıldığını ve can güvenliği açısından tedbiren ivedilikle boşaltılması gerektiğinin tebliğ edildiğini, bu hasarların DASK kapsamında karşılanması gereken zararlar kapsamında olduğunu beyanla, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 41.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiş,26/10/2016 tarihli dilekçesi ile talebini 67.650,00 TL’ye yükseltmiştir. Karşı taraf (davalı) vekili; ekspertiz raporuna göre, deprem nedeniyle söz konusu taşınmazda 3.750,00 TL hasar meydana geldiğinin belirlendiği, yıkım kararının binanın yapısal kusuruna dayanılarak verildiğini hasar miktarından muafiyet düşülerek 2.350,00 TL'nin sigortalıya ödendiğini beyanla başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 30/12/2016 tarih 2016/25816 E.-K-2016/31943 sayılı kararı ile kısmi hasara ilişkin olarak tanzim edilen ekspertiz raporunun aksine bina hakkında yetkili mercilerce yıkım kararı verildiği, dikkate alınarak başvuru öncesi sigortalıya 21.08.2015 tarihinde ödenen 2.350,00 TL'nin tenzili suretiyle davacının bakiye tazminat talebinin (70.000,00-2.350,00 TL)=67.650,00 TL olması gerektiği gerekçesiyle, başvuru sahibinin HMK 107/2. maddesine istinaden artırılan talebinin kabulü ile 67.650,00 TL DASK Poliçesi tazminatının 21.08.2015 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte Doğal Afet Sigortaları Kurumundan alınarak davacı başvuru sahibine ödenmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine İtiraz Hakem Heyetince 08.05.2017 tarih ve 2017/İHK-1543 sayılı kararı ile itirazın reddine,dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından; İstanbul Anadolu 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/2541 D.iş esas, 2017/2542 D.iş karar ve 01.06.2017 tarihli kararı ile saklanmasına karar verilen, Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin 08.05.2017 tarih ve 2017/İHK -1543 karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosya kapsamına göre somut olayda, başvuru sahibine ait mesken olarak kullanılan bağımsız bölümün deprem sonucu ağır hasara uğraması neticesinde kullanılamaz hale geldiği ve yetkili makamlarca verilen yıkım kararı gereği yıkımının yapıldığı anlaşılmaktadır. Dosyaya davalı DASK tarafından sunulan 24/09/2014 tarihli İTÜ raporunda; Yapı taşıyıcı sistemin hafif hasarlı olduğu, kiriş ve bölme duvarlarının uygun yöntemlerle onarımı sonrasında yapının sahip olacağı güvenlik düzeyi İle deprem öncesinde sahip olduğu güvenlik düzeyi arasında kayda değer bir fark olmayacağı belirtilmiştir. Davacı tarafından alınan Çanakkale Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/23 D.İş ve davacı talebi üzerine düzenlenen 2015/5 D.İş sayılı dosyasında düzenlenen 22.12.2014 tarihli tespit bilirkişi raporlarında ise; tespit edilen tüm deformasyonlar ile yapısal ve fiziki hasarların 24/05/2014 tarihinde vuku bulan depremde oluştuğu, hasarın ciddi ve boyutlarının oldukça önemli olduğu, tüm yapısal unsurların da ciddi hasar görüp, deformasyona maruz kaldığı binalarda Çanakkale’nin 1.derece deprem kuşağında yer alması da göz önünde bulundurulduğunda esaslı bakım ve onarım yapılarak kullanılmasının mümkün olmayacağı içinde barınılması halinde can ve mal emniyeti bakımından sakıncalı olacağı belirtilmiş, Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, konutun ağır hasarlı olduğunu belirlemiştir. Bu haliyle İTÜ'den alınan bilirkişi raporu ile tespit dosyasında inşaat mühendisinden alınan bilirkişi raporları arasında açık bir çelişki bulunmaktadır. 6100 sayılı HMK 266 ve devamı maddeleri gereğince çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir, hükmüne yer verilmiştir. Tahkim Heyetince, davacının gerçek zararı ile ilgili olarak konusunda uzman bilirkişi raporu alınmaksızın,sadece sigorta hukukçusu tarafından düzenlenen 24.10.2016 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda poliçe teminatı olan 70.000,00 TL’den başvuru öncesi sigortalıya 21.08.2015 tarihinde ödenen 2.350,00 TL'nin tenzili ile bakiye poliçe limitine hükmedilmiştir. Bu durumda, Hakem Heyetince alanında uzman içinde İnşaat Mühendisi, Jeoloji Mühendisi bilirkişilerin yer aldığı bir bilirkişi heyetinden; daha önce alınan bilirkişi raporları ve itirazlar da değerlendirilmek suretiyle ve dava konusu taşınmazda meydana gelen zararın dava konusu yapının yapım eksikliğinden mi yoksa deprem nedeniyle mi meydana geldiğinin tespit edildiği, hasar ve zarar miktarlarını gösterir ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesi’nce bu hususa yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi’nin davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 08.06.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/16007, K. 2023/7218Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2022/16007 E.  ,  2023/7218 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/İHK-6521 HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulüne/ İtirazın reddine SAYISI : K-2020/99210 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı DASK vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. … kararı davalı DASK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya DASK Poliçesi ile sigortalı olan müvekkiline ait konutun 24.01.2020 tarihinde gerçekleşen Sivrice-Elazığ depremi nedeniyle hasarlandığını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 64.080,00 TL taşınmaz bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı DASK vekili cevap dilekçesinde; ekspertiz incelemesi neticesinde taşınmaz ortak alanında ve konut alanında deprem nedeniyle kısmi hasarların tespit edildiğini ve ortak alan hasar payının da hesaplanarak, muafiyet düşümü de yapıldıktan sonra davacıya ödeme yapıldığını, başka bir sorumluluklarının kalmadığını, avans faizi talebinin yasal olmadığını, temerrüde düşmediklerini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi, davanın reddi gerektiğini belirtmiştir. III. … KARARI …'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada mevcut bilirkişi raporuna göre; ekli evrak ve belgelerin incelenmesinde uyuşmazlığa konu taşınmazın, poliçe vadesi itibari ile DASK Poliçe teminatı kapsamında olacağı, ancak ekli evrak ve belgeler nezdinde devam eden çalışmalarda yapının kesin olarak deprem nedeniyle hasar gördüğüne dair net bir ibarenin bulunmadığı, video kaydı görüntülerinde yapının yıkım işlemlerinin gerçekleştirilmiş olduğu ancak yıkım işleminin yapının deprem nedeniyle ağır hasar gördüğüne kanıt olarak kabul edilmesinin uygun olmayacağı, taşınmazın deprem nedeni ile hasar gördüğüne dair Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından düzenlenen hasar tespit raporları, varsa yıkım kararlarının temininin sağlanması, eksik evrakların temini akabinde değerlendirme yapılmasının uygun olduğu, riskli yapı kapsamındaki taşınmaz bedeli hsaarının %2 DASK muafiyeti kesintisi ile daha önce yapılan ödemenin dikkate alınması neticesinde 60.822,58 TL hasar bedelinin DASK' dan alınarak davacıya verilmesine, taraf ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davalılardan Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketine yönelik davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetin'in yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı DASK vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı DASK vekili itiraz dilekçesinde; Yargıtay içtihatlarına uygun heyet halinde bilirkişilerden keşif yapılarak rapor alınması gerekirken dosya üzerinden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, bu heyette üniversitelerin jeoloji mühendisliği bölümünden seçilecek konusunda uzman, akademik kariyere haiz bilirkişilerin bulunması gerektiğini ve raporda rizokonun yapının yapım eksikliğinden mi yoksa depremden mi meydana geldiğinin saptanması gerektiğini, muafiyet tutarının hasar tutarından değil, sigorta bedelinden karşılanması gerektiğini, meydana gelen depremde taşıyıcı kolonları hasarlanmamış ve rizokodan önceki haline onarımla getirilmesi mümkün olduğu teknik açıdan belirlenmiş hasarların bulunduğu bir binada, binanın yapısal durumu da dikkate alınarak yeni mevzuat gereği afet dönüşüm kapsamına alınarak verilmiş yıkım kararı sonucu oluşan zarar ile deprem sonucu doğrudan meydana gelen hasarlar arasında nedensellik ilişkisinin bulunmadığını, binanın yapısal sorunları ve mevcut yönetmeliklere uymaması nedeni ile yıkılıp yapılmasının yasal olarak iyileştirme olup zorunlu deprem sigortası kapsamında olmadığını belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç …'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar …'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı DASK vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı DASK vekili temyiz dilekçesinde; Yargıtay içtihatlarına uygun heyet halinde bilirkişilerden keşif yapılarak rapor alınması gerekirken dosya üzerinden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporu ile eksper raporu arasındaki farklılık ve çelişki giderilmeden hüküm kurulmaması gerektiğini, binanın yıkılmasına karar veren kamu otoritesinin yalnızca yıkıma karar verdiğini, binanın deprem öncesi durumu ile deprem sonrası durumu arasındaki deprem güvenliği farklılığına ilişkin bir değerlendirme yapmadığını, binanın yapısal sorunları ve mevcut yönetmeliklere uymaması nedeni ile yıkılıp yapılmasının yasal olarak iyileştirme olduğunu, bu durumun DASK kapsamında olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacıya ait davalıya zorunlu deprem sigortası ile sigortalı konutta deprem nedeniyle taşınmaz bedeli talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369, 370 ve 371 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu, Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları. 3.Değerlendirme 1.Davacı taraf, söz konusu hasarın depremden kaynaklandığını ve poliçe teminatı kapsamı içinde olduğunu iddia etmiş, davalı taraf ise zararın depremden değil binanın kendi kusur ve özellikleri nedeniyle zamanla oluştuğunu savunmuş, mahkemece eksper bilirkişiden rapor alınmış, dosyadaki mevcut bilgi ve belgeleri esas alarak raporunu düzenlemiş olup rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. Uyuşmazlık konusu hususlar ve hasar bedelinin belirlenmesi özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği halde HMK'nın 266 ncı maddeleri göre dosya kapsamında teknik bilirkişi raporuna rastlanmamıştır. Eksik inceleme ile karar verilmesi doğru değildir. O halde iddia ve savunmaların karşılanması için hüküm kurmaya ve denetime olanak sağlayacak şekilde jeoloji mühendisi-inşaat mühendisi ve sigorta hukuku alanında uzman bilirkişi heyetinden hasarın depremden kaynaklı olup olmadığı, depremden kaynaklı ise gerçek zararın tespiti hususunda rapor alınıp sonucuna göre karar vermek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır. Kararın bu nedenle bozulması gerekir. 2. Bozma nedenine göre davalı DASK vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenle davalı DASK vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan … kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı DASK vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,30.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Çelişen Raporların Bozma Nedeni Sayılması

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2018/2465, K. 2020/3243 sayılı kararında bu sorun somut biçimde ortaya çıkmıştır. Bir yanda İTÜ tarafından hazırlanan ve yapıyı hafif hasarlı kabul eden rapor, diğer yanda Sulh Hukuk Mahkemesi'nin tespit dosyasında alınan ve deprem kaynaklı ciddi hasar ile onarımla kullanılamama durumunu saptayan inşaat mühendisi raporu bulunmaktaydı. İki rapor arasındaki açık çelişki giderilmeden karar verilmesi, Yargıtay tarafından bozma gerekçesi sayılmıştır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/16007, K. 2023/7218 sayılı kararında da bilirkişi raporu ile eksper raporu arasındaki farklılık ve çelişki giderilmeden hüküm kurulamayacağı; eksik incelemeyle verilen kararın bozulacağı sonucuna varılmıştır. Bu kararda Yargıtay, iddia ve savunmaların karşılanması için hüküm kurmaya ve denetime olanak sağlayacak biçimde uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmadan karar verilmesini isabetsiz bulmuştur.

Yalnızca Sigorta Hukukçusundan Rapor Alınması Neden Yetersizdir

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2018/2465, K. 2020/3243 sayılı kararında, hakem heyetinin davacının gerçek zararına ilişkin olarak teknik uzman bilirkişi raporu almaksızın yalnızca sigorta hukukçusu tarafından düzenlenen raporla karar verdiği saptanmış ve bu yöntem yetersiz bulunarak bozma kararı verilmiştir. Söz konusu kararın gösterdiği üzere, hasarın kaynağının tespiti sigorta hukuku uzmanlığının ötesinde mühendislik bilgisi gerektirmektedir.

Bilirkişi Heyetinin Bileşimi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesi, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi görüşüne başvurulmasını zorunlu kılmaktadır. Aynı Kanun'un 267. maddesi ise bilirkişi olarak kural olarak tek kişinin görevlendirileceğini; ancak gerekçesi açıkça ortaya konulmak kaydıyla tek sayıda birden fazla kişiden oluşan bir kurulun da görevlendirilebileceğini düzenlemektedir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 267Kaynağı aç
MADDE 267- (1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür. Bilirkişilerin görevlendirilmesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/2220, K. 2023/8019Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2022/2220 E.  ,  2023/8019 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/71 E., 2022/70 K. SAYISI : 2021/İHK-40689 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun Reddine / İtirazın Kabulü ile Başvurunun Kabulüne SAYISI : 2021/148695 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun reddine karar verilmiştir. Karara davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kabulüne karar verilmiştir. … kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait olup davalının zorunlu deprem sigortacısı olduğu konutun 30.10.2020 tarihinde (Seferihisar) İzmir açıklarında meydana gelen depremde ağır hasar gördüğünü ve yetkili kurumlarca yıkıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 41.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle talebini 130.914,75 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; eksper tarafından belirlenen kısmi hasar için 13.556,85 TL'nin ödenmesiyle sorumluluklarının son bulduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. … KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Çevre ve Şehircilik Bakanlığının sitesinde başvuruya konu bina için "ağır hasarlı" ibaresi yazmakta olup DASK kurumu tarafından da “az hasarlı” ibareli rapor verildiği, sunulan belgeler arasındaki çelişkinin giderilmesi için binada meydana gelen zararla deprem arasında bağ olup olmadığı ve tazminatın tespiti için yetkili mahkemeden delil tespiti ile bilirkişi raporu getirilmesi için davacı vekiline süre verildiği, verilen süre içerisinde ara kararın gereğinin yerine getirilmediği ve getirilmeyeceğinin de sunulan beyandan anlaşıldığı, bu nedenle başvuru konusu zarar ile risk arasındaki illiyet bağını ispatlayacak rapor sunulmadığından başvuru sahibinin tazminat hakkının olup olmadığının tespit edilemediği gerekçesi ile başvurunun usulden reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davacı vekili itiraz dilekçesinde; Uyuşmazlık Hakem Heyetince hasarla deprem arasında bağ olup olmadığı yönünde delil tespiti istenilmesinin hukuka aykırı olduğunu, verilen süre içinde mahkemeden tespit yaptırılması mümkün olmadığı gibi başvuru konusu edilen yapının yıkıldığını, yıkılma kararı ile deprem arasında illiyet bağı bulunduğunu belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü 21.11.2020 tarihli belgede başvuru konusu yapıyı da kapsar şekilde riskli yapılar için 3 günlük süre içinde yapının tahliye edilmesi gerektiğinin belirtildiği, yine Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden alınan 06.05.2021 tarihli yazıda başvuru konusu edilen binanın yıkık olduğunun ifade edildiği, sunulan belgelerden binanın ağır hasarlı olduğu ve yıkıldığının anlaşıldığı, bu nedenle deprem sigortası poliçesi kapsamında ödenmesi gereken tazminatın tespiti için bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılan bilirkişi raporu doğrultusunda başvuru sahibi vekilinin itirazının kabulü ile … kararının kaldırılarak başvurunun kabulü ile 130.914,75 TL tazminatın 02.05.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte başvuru sahibine ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; üniversitelerin jeoloji mühendisliği bölümünden seçilecek konusunda uzman bilirkişi heyeti ile mahallinde keşif yapılarak rizikonun depremden meydana gelip gelmediği, zararın Zorunlu Deprem Sigortası kapsamında bulunup bulunmadığı konusunda ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile eksper raporu arasındaki farklılık ve çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, avans faizi uygulanmasının hatalı olduğunu, birtakım kamu kuruluşlarının değerlendirmelerine dayanarak rapor düzenlemesinin hatalı olduğunu, meydana gelen depremde taşıyıcı kolonları hasarlanmamış ve rizikodan önceki haline onarımla getirilmesi mümkün olduğu teknik açıdan belirlenmiş hasarların bulunduğu bir binada, binanın yapısal durumu da dikkate alınarak yeni mevzuat gereği afet dönüşüm kapsamına alınarak verilmiş yıkım kararı sonucu oluşan zarar ile deprem sonucu doğrudan meydana gelen hasarlar arasında nedensellik ilişkisi bulunmadığını, bina deprem hasarı görmemiş olsaydı da, ilgili kamu kurumlarına müracaat edilmesi halinde binayı depreme dayanıklı duruma getirmek için yine yıkım kararı verileceğini, bu nedenle riskli yapı kararı ile olan deprem arasında bir nedensellik ilişkisi bulunmadığını, faiz türünün yasal faiz olması gerektiğini belirterek … kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacıya ait davalıya zorunlu deprem sigortası ile sigortalı konutta deprem nedeniyle oluşan hasar bedeli talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266 vd., 369/1, 370, 371 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1453 vd. maddeleri, Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Dava; 30.10.2020 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle DASK poliçesine dayanan tazminat istemine ilişkin olup davacıya ait konutun ağır hasarlı olduğu hususunun Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından tespit edildiği, davacıya ait mesken olarak kullanılan bağımsız bölümün deprem sonucu ağır hasara uğraması neticesinde kullanılamaz hale geldiği ve yetkili makamlarca verilen yıkım kararı gereği yıkımının yapıldığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK 266 ve devamı maddeleri gereğince çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilecektir. Tahkim Heyetince, davalının sorumlu olup olmadığı hususunda bilirkişiden rapor alınarak başvurunun kabulüne karar verilmiş ise de bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Bu durumda, Hakem Heyetince; inşaat mühendisi, jeoloji mühendisi ve sigorta eksperi bilirkişilerin yer aldığı bir bilirkişi heyetinden; daha önce alınan bilirkişi raporu, ekspertiz raporu, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce düzenlenen belgeler ve başvuru sahibine ait bağımsız bölümün bulunduğu binadaki diğer bağımsız bölümlere ilişkin emsal olarak gösterilen dosyalarda değerlendirilerek dava konusu taşınmazda meydana gelen zararın dava konusu yapının yapım eksikliğinden mi yoksa deprem nedeniyle mi meydana geldiğinin tespit edildiği, hasar ve zarar miktarlarını gösterir ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve … kararının bozulması gerekmiştir. 2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan … kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, 587 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi gereğince davalı … (DASK) harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/2047, K. 2025/720Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2023/2047 E.  ,  2025/720 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/1032 Değişik İş – 2022/1114 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : İHK-2022/54510 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2022/234075 İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait binanın 30.10.2020 tarihinde meydana gelen depremde ağır hasar gördüğünün İzmir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce belirlendiğini ve yıkım kararı verildiğini, davalı kurum tarafından yapılan ödemenin eksik olduğunu, yıkım kararı nedeniyle bakiye sigorta bedelinin ödenmesi gerektiğini, bu nedenle kuruma başvuru yapıldığını ancak kurum tarafından yapılan başvuruya olumlu yanıt verilmediğini iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 40.001,00 TL hasar tazminatı bedelinin temerrüt tarihi olan 30.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, talebini 71.005,34 TL'ye ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yapıya ilişkin olarak hasar ihbarı yapılması üzerine eksper atandığını ve ekspertiz raporu dikkate alınarak ve muafiyet bedeli düşülerek sigortalıya ödeme yapıldığını, binada oluşan hasarın deprem nedeniyle mi yoksa yapının yapım eksikliği nedeniyle mi oluştuğunun tespiti gerektiğini, zira yapıda yapım eksikliği nedeniyle meydana gelen hasarların zorunlu deprem sigortası teminatı dışında olduğunu, bu hususun uzman bilirkişiler eli ile belirlenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların iddia ve savunmaları, sunulan delillere ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre davanın kabulüne, 71.005,34 TL tazminatın 04.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından itiraz başvurusunda bulunulması üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; poliçe ve yapı kayıt belgesinin birbiriyle uyumlu olduğu, yapılan bilirkişi incelemesi ile yapıda oluşan hasarın teminat kapsamında yer aldığının belirlendiği, aksinin kurumca ispat edilemediği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince alınan bilirkişi raporunun somut olayın şartlarına, denetime ve karar vermeye elverişli bulunduğu, bilirkişi raporundaki hesaplamada hata bulunmadığı, temerrüt tarihinin davalı lehine hata içerdiği gerekçesiyle bu yönlere ilişkin itirazların reddine, davalı sigorta şirketinin itirazının kısmen kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının üçüncü bendinde ki “…11.360,85 TL vekâlet ücretinin” ibaresinin çıkarılarak yerine “…9.200,00 TL vekâlet ücretinin” şeklinde hüküm ilave edilmesine, belirtilen hükmün düzeltilmiş bu hali ile aynen icrasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; yapının yüzölçümü ve türünün doğru beyan edilmediğini, beyan yükümlülüğüne aykırı davranıldığından davanın usulden reddi gerektiğini, tapu kaydında herhangi bir bankanın alacaklı sıfatıyla yer alıp almadığının araştırılması gerektiğini, hasar aşamasında alınan eksper raporundaki tespitlerin dikkate alınmadığını, dosyadaki bilirkişi raporu ile arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, eksik sigorta hükümlerinin dikkate alınmadığını, sigorta bedelinin yeniden tespit edilmesi gerektiğini, AFAD, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve Belediye' den hasar tespiti raporları, yıkım kararları getirtilerek jeoloji mühendisi, inşaat mühendisi ve sigorta eksperinden oluşacak heyetten hasarın tespiti ve hasarın depremden kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirlenmesi için yeniden rapor alınması gerektiğini, doğru beyan yükümlülüğüne uyulmadığından tazminattan %50 oranında indirim yapılması gerektiğini, binadaki yapısal sorunlar ve mevcut yönetmeliğe uygun olmaması sebebiyle ortaya çıkan hasarların zorunlu deprem sigorta poliçesi kapsamında olmadığını, bu durumun araştırılması gerektiğini, bilirkişi raporunun bu yönden eksik olduğunu, zararın depremden kaynaklandığının ispatı gerektiğini, yapılan ödemenin yeterli olduğunu, hasar ile orantılı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davacıya ait davalıya zorunlu deprem sigortası ile sigortalı konutta deprem nedeniyle oluşan hasar bedeli talebine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitlendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere ispat kurallarına ve temyiz olunan kararın belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Dava; 30.10.2020 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle DASK poliçesine dayanan tazminat istemine ilişkin olup davacıya ait konutun ağır hasarlı olduğu hususunun Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından tespit edildiği, davacıya ait mesken olarak kullanılan bağımsız bölümün deprem sonucu ağır hasara uğraması neticesinde kullanılamaz … geldiği ve yetkili makamlarca verilen yıkım kararı gereği yıkımının yapıldığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK 266 ve devamı maddeleri gereğince çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilecektir. Hakem Heyetince, davalının sorumlu olup olmadığı hususunda bilirkişiden rapor alınarak başvurunun kabulüne karar verilmiş ise de bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Bu durumda, Hakem Heyetince; inşaat mühendisi, jeoloji mühendisi ve sigorta eksperi bilirkişilerin yer aldığı bir bilirkişi heyetinden; daha önce alınan bilirkişi raporu, ekspertiz raporu, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce düzenlenen belgeler değerlendirilerek dava konusu taşınmazda meydana gelen zararın dava konusu yapının yapım eksikliğinden mi yoksa deprem nedeniyle mi meydana geldiğinin tespit edildiği, hasar ve zarar miktarlarını gösterir ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 15.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay içtihadına göre DASK uyuşmazlıklarında hasarın kaynağını belirleyecek bilirkişi heyeti en az jeoloji mühendisi ve inşaat mühendisini kapsamalıdır. Bunların yanı sıra Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/16507, K. 2025/9949, E. 2022/16007, K. 2023/7218 ve E. 2023/2047, K. 2025/720 sayılı kararlarında, somut dosyanın özelliklerine göre heyete sigorta hukuku uzmanı ya da sigorta eksperi de dahil edilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Öte yandan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2018/2465, K. 2020/3243 sayılı kararı heyeti yalnızca inşaat mühendisi ve jeoloji mühendisi olarak belirlemiştir. Bu farklılık, heyet bileşiminin her uyuşmazlığın koşullarına göre şekillendiğini göstermekte olup tek ve sabit bir standart olarak sunulamaz.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/16507, K. 2025/9949Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2022/16507 E.  ,  2025/9949 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/1006 – 2022/1008 İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait binanın 30.10.2020 tarihinde meydana gelen depremde ağır hasar gördüğünün … İl Müdürlüğünce belirlendiğini, davalı kurum tarafından yapılan ödemenin eksik olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 30.001,00 TL hasar tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 123.759,02 TL'ye ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yapıya ilişkin olarak hasar ihbarı yapılması üzerine eksper atandığını ve ekspertiz raporu dikkate alınarak ve muafiyet bedeli düşülerek sigortalıya ödeme yapıldığını, binada oluşan hasarın deprem nedeniyle mi yoksa yapım eksikliği nedeniyle mi oluştuğunun tespiti gerektiğini, zira yapım eksikliği nedeniyle meydana gelen hasarların zorunlu deprem sigortası teminatı dışında olduğunu, bu hususun uzman bilirkişiler eli ile belirlenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile riziko adresinde meydana gelen deprem neticesinde sigortalı bağımsız bölümdeki hasarın derecesini ve miktarını yerinde yapılan inceleme ile kesin ve net bir şekilde gösteren ekspertiz raporu veya uzman mütalaasının mevcut olmadığı, hasara ilişkin tespit yapılamayacağı gerekçesiyle başvurunun usulden reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 21.08.2022 – K-2022/205520 sayılı Uyuşmazlık Hakem Kararına karşı başvuran vekilinin itirazının kabulü ile yeniden hüküm tesisine başvurunun kabulü ile 123.759,02 TL maddi tazminatın 26.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak başvuru sahibine verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; inşaat mühendisi de bulunan bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporu ile eksper raporu arasındaki çelişkinin giderilmediğini, binanın yıkılmasına karar veren kamu otoritesinin yalnızca yıkıma karar verdiğini, binanın deprem öncesi durumu ile deprem sonrası durumu arasındaki deprem güvenliği farklılığına ilişkin bir değerlendirme içermediğini, binanın yapısal sorunları ve mevcut yönetmeliklere uymaması nedeni ile yıkılıp yapılmasının yasal olarak iyileştirme olup Zorunlu Deprem Sigortası kapsamında olmadığını, bina deprem hasarı görmemiş olsaydı da ilgili kamu kurumlarına müracaat edilmesi halinde binayı depreme dayanıklı duruma getirmek için yine yıkım kararı verileceğini, dolayısıyla riskli yapı kararı ile deprem arasında bir nedensellik ilişkisi olmadığını, sigortalının doğru beyan yükümlülüğüne aykırılıktan dolayı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1439 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince tazminattan en az %50 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müvekkili Kurum temerrüde düşmediği için faiz talebinin reddi gerektiğini ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; Zorunlu Deprem Sigortasından kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. 1. Davacı taraf, söz konusu hasarın depremden kaynaklandığını ve poliçe teminatı kapsamı içinde olduğunu iddia etmiş, davalı taraf ise hasarın bina kusurundan ileri gelip gelmediğinin tespiti gerektiğini savunmuş; hakem heyetince jeoloji mühendisi ve dask eksperi bilirkişi tarafından düzenlenen rapor dikkate alınarak karar verilmiştir. Davacıya ait konutun deprem nedeniyle ağır hasar gördüğü, riskli yapı haline geldiği ve yıkım kararı verildiği belirtilmiştir. Bu durumun tespiti ve davacı zararının miktarı ancak konusunda uzmanlığı bulunan jeoloji mühendisi, inşaat mühendisi bilirkişiler tarafından yapılmalıdır. Dosya kapsamı incelendiğinde; dosyada taşınmaza ait yıkım kararının bulunmadığı anlaşılmakta ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda riziko adresinin poliçede belirtilenden farklı olduğu görülmektedir. Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince; dava konusu bağımsız bölümün bulunduğu binaya ait yapı ruhsatı, proje vs. belgeler ve binanın riskli yapı olduğunun tespitine ilişkin tüm belgelerin (okunaklı suretlerinin) ve yıkım kararının ilgili yerlerden temin edilmesinden sonra konusunda uzman bir jeoloji mühendisi, bir inşaat mühendisi ve bir sigorta hukukçusundan oluşan bilirkişi heyetinden, deprem ile binanın yıkılması arasında illiyet bağının olup olmadığı, sigortalı konutun riskli ve ağır hasarlı olarak tespitine neden olan hasarlarının, davaya konu deprem olayının doğrudan etkisiyle mi ? Yoksa binanın yapısal özellikleri (yapım eksiği) ile zaman içinde ortaya çıkan yapısal bozulmaları nedeniyle mi meydana geldiğinin ya da iki olgununda etkisiyle mi oluştuğunun tespiti riziko mahalinin raporda farklı yazılmasının maddi hatadan kaynaklanıp kaynaklanmadığının da belirlenmesi zararın zorunlu deprem sigortası teminatında olduğunun saptanması halinde, ZDS Genel Şartları ve ZDS poliçesi gereği davacının talep edebileceği tazminat miktarının ne olduğu hususlarında ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir. 2. Bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bilirkişi İncelemesinin Yanıtlaması Gereken Sorular

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/16507, K. 2025/9949 sayılı kararına göre bilirkişi heyeti yalnızca hasar miktarını belirlemekle yetinemez; hasarın gerçek kaynağını da somut olarak ortaya koymalıdır. Heyetin yanıtlaması gereken sorular şunlardır: konutun riskli veya ağır hasarlı sayılmasına yol açan hasarlar deprem olayının doğrudan etkisiyle mi, binanın yapısal özellikleri ve yapım eksiklikleri nedeniyle mi, yoksa her iki etkenin birlikte etkisiyle mi oluşmuştur; deprem ile binanın yıkılması arasında illiyet bağı var mıdır; hasar ve zarar miktarları nedir. Bu tespit, tazminatın zorunlu deprem sigortası kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi bakımından belirleyici önemdedir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/16507, K. 2025/9949 sayılı kararında, o uyuşmazlığa özgü koşullar çerçevesinde riziko adresinin bilirkişi raporunda poliçede belirtilenden farklı yazılmasının maddi hatadan kaynaklanıp kaynaklanmadığının da bilirkişi heyetince belirlenmesi gerektiğine dikkat çekilmektedir.

Bilirkişi heyetinden alınacak raporun niteliği de belirlenmiştir: daha önce alınan bilirkişi raporları, ekspertiz raporu ve yetkili makam belgelerini değerlendirerek hasarın kaynağını ve miktarını gösteren ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık bir rapor olması zorunludur. Bu ölçütü karşılamayan raporlar hüküm kurmaya elverişli sayılmamakta ve karar bozulmaktadır.

Yapım Eksikliği Savunması ve Teminat Kapsamı

DASK uyuşmazlıklarında sigorta şirketlerinin öne sürdüğü temel savunmalardan biri, hasarın depremden değil binanın yapısal sorunlarından ve mevcut yönetmeliklere aykırılığından kaynaklandığı, dolayısıyla zararın zorunlu deprem sigortası teminatı dışında kaldığı yönündedir. Bu savunma, Yargıtay önüne taşınan davalarda taraflarca düzenli olarak gündeme getirilmektedir.

Yargıtay bu savunmanın ileri sürüldüğü uyuşmazlıklarda yapım eksikliği iddiasını doğrulamak ya da reddetmek yerine, hasarın kaynağının uzman bilirkişi heyetince teknik olarak belirlenmesi gerektiğini hükme bağlamaktadır. Bir başka deyişle, davalının savunması ile bu savunmaya karşı davacının iddiaları, hakem heyetinin ya da mahkemenin kendiliğinden sonuca bağlayabileceği bir mesele olmayıp teknik incelemenin konusudur.

Sigorta Tahkim Komisyonu Yargılaması ve Yargıtay Denetimi

DASK uyuşmazlıkları Sigorta Tahkim Komisyonu bünyesindeki hakem heyetleri tarafından karara bağlanmaktadır. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına itiraz üzerine verilen İtiraz Hakem Heyeti kararı Yargıtay'da temyize konu olabilmektedir.

Yargıtay bozma kararı verdiğinde HMK'nın 373/1. maddesi devreye girmektedir; bu maddeye göre bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu esastan reddettiği karara ilişkin bozmalarda bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmektedir. Sigorta tahkiminde bozulan kararların doğrudan ilk derece mahkemesine gönderilmesine hükmedildiği görülmektedir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 373Kaynağı aç
MADDE 373- (1) Yargıtay ilgili dairesinin tamamen veya kısmen bozma kararı, başvurunun bölge adliye mahkemesi tarafından esastan reddi kararına ilişkin ise bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren ilk derece mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de bölge adliye mahkemesine gönderilir. (2) Bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir. (3) Bölge adliye mahkemesi, 344 üncü madde uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra Yargıtayın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir. (4) Yargıtayın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. (5) İlk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, kararına direnilen dairece yapılır. Direnme kararı öncelikle incelenir. Daire, direnme kararını yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir.[62] (6) (Ek: 17/4/2013-6460/1 md.) Davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine alt mahkemece verilen kararın temyiz incelemesi, her hâlde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır. (7) Hukuk Genel Kurulunun verdiği karara uymak zorunludur. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Yargılamanın İadesi Konu

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2018/2465, K. 2020/3243 sayılı kararında incelenen uyuşmazlıkta Uyuşmazlık Hakem Heyeti, yetkili mercilerce yıkım kararı verildiğini dikkate alarak tazminat talebini karara bağlamış; ancak iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkiyi gidermeden karar kurmuştur. Yargıtay bu eksikliği bozma gerekçesi saymıştır. Kararda HMK'nın 107/2. maddesi de gündeme gelmiştir; bu madde, tahkikat sonucunda alacak miktarının tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda davacıya iki haftalık kesin süre verileceğini ve davacının bu süre içinde iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini kesinleştirebileceğini düzenlemektedir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 107Kaynağı aç
MADDE 107– (1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır. (3) (Mülga:22/7/2020-7251/7 md.) İnşaî dava

Ağır Hasarlı ve Yıkılan Yapılarda Tazminat Tespiti

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/2220, K. 2023/8019 sayılı kararında incelenen uyuşmazlıkta, binanın ağır hasarlı olduğu ve yıkıldığı belgelenmiş olmakla birlikte Yargıtay alınan bilirkişi raporunu hüküm kurmaya elverişli bulmamış ve kararı bozmuştur. Bozma gerekçesi, heyetin inşaat mühendisi, jeoloji mühendisi ve sigorta eksperi bilirkişilerden oluşturulmamasıydı. Bu karar, tazminata hükmedilebilmesi için teknik açıdan elverişli bir bilirkişi raporu alınmasının zorunlu olduğunu ortaya koymaktadır.

Benzer biçimde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2023/2047, K. 2025/720 sayılı kararında da hakem heyetince alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı saptanmış ve dava yeniden bilirkişi incelemesi yapılmak üzere bozulmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/16007, K. 2023/7218 sayılı kararında da aynı sonuca ulaşılmış; hasarın depremden kaynaklı olup olmadığı ile gerçek zarar miktarının tespiti için jeoloji mühendisi, inşaat mühendisi ve sigorta hukuku alanında uzman bilirkişiden oluşan bir heyetten rapor alınması zorunlu kılınmıştır.

Dosyada Yıkım Kararı ve Belge Eksikliklerinin Etkisi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/16507, K. 2025/9949 sayılı kararında incelenen uyuşmazlıkta Uyuşmazlık Hakem Heyeti, taşınmaza ait yıkım kararının dosyada bulunmadığını ve hükme esas alınan bilirkişi raporundaki riziko adresinin poliçede belirtilenden farklı göründüğünü tespit etmiştir. İtiraz Hakem Heyeti yeniden hüküm tesis etmiş; Yargıtay bu kararı da eksik inceleme gerekçesiyle bozmuştur. Bu karar, bilirkişi incelemesine geçilmeden önce ilgili resmi belgelerin dosyada eksiksiz bulunmasının ve poliçe ile rapordaki riziko adresinin tutarlılığının ayrıca irdelenmesi gerektiğini göstermektedir.

Gerçeğe Aykırı Beyan İddiasının Bilirkişi İncelemesine Etkisi

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2018/3407, K. 2019/2345 sayılı kararı, DASK poliçesi düzenlenirken konutun niteliğinin farklı beyan edilmesinin tazminata etkisinin bilirkişi incelemesi sırasında ayrıca ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Yargıtay bu meseleyi kendisi çözüme bağlamamış; konuyu yeniden yapılacak bilirkişi incelemesine bırakmıştır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2018/3407, K. 2019/2345Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2018/3407 E.  ,  2019/2345 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) Taraflar arasındaki tazminat davasının yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkiline ait taşınmazın 03/12/2010 tarihinde Euro Sigorta AŞ tarafından Zorunlu Deprem Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, taşınmazın Van İlinde 23.10.2011 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle ağır hasar aldığını ve yıkım kararı verildiğini belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 23.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte 55.000,00 TL.nin davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili; davacının konutundaki hasarın miktar ve niteliğinin tespiti amacı ile konusunda uzman bağımsız eksper atandığını, atanan eksper tarafından yapılan inceleme neticesinde düzenlenen raporda, davacının talebinin mevzuata uygun olmadığının tespit edildiğini, bu nedenle talebinin reddine karar verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile bilirkişi raporunda belirlenen tamir ve onarım masrafı olan 2.000,00 TL'den davalı sigorta şirketi tarafından davacıya ödenen 1.356,24 TL'nin mahsubu ile bakiye 643,76 TL maddi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, deprem nedeniyle DASK poliçesine dayanan tazminat istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre somut olayda, davacıya ait taşınmazın AFAD tarafından adresin yazılı olmadığı bir listede deprem sonucu ağır hasarlı olduğunu belirtildiği, ancak yetkili makamlarca verilen yıkım kararı ve yıkımının yapıldığına ilişkin dosya içerisinde bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dosyaya davalı DASK tarafından sunulan 15/03/2012 tarihli eksper raporunda; “…binanın duvarlarında deprem nedeniyle kılcal çatlaklar meydana geldiği, döşeme betonuda ise, mutat oturmaya bağlı çatlaklar oluştuğunun gözlendiği, depreme bağlı olarak az hasarlı bina görünümünde olduğu…” belirtilmiştir. Mahkemece inşaat yüksek mühendisi bilirkişiden alınan 01.10.2013 tarihli bilirkişi raporunda ise; taşınmazın ağır hasarlı olduğu belirtilerek 2012 yılı itibariyle yeniden yapım maliyeti ile hasarların tamir ve onarılması halindeki maliyetlet ayrı ayrı hesaplanmıştır. Mahkemece davacının DASK sigortası yaptırırken evin niteliğini Çelik Betonarme olarak belirttiği ve zorunlu deprem sigortası genel şartlarının C2 maddesinde belirtildiği üzere gerçeğe aykırı beyan sebebiyle hasar tutarından indirim yapılarak davacıya 1356,24 TL ödeme yapıldığı, buna ilişkin makbuz ve ibrarnamenin dosyada bulunduğu, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere her ne kadar dava konusu taşınmaz depremde hasar almış ise de meydana gelen hasarın sırf depremden kaynaklanmadığı, depremin etkisi ve evin ekonomik ömür yaşı sebebiyle ağır hasar gördüğü, evin yaklaşık 30 yıllık bir ev olduğu ve sigortalanırken evin niteliğinin davacı tarafından yanlış bildirildiği ve bu şekilde zorunlu deprem sigortası yapıldığı, deprem sonrasında yapılan ekspertiz incelenmesinde evin niteliğinin sigortalatma esnasındaki niteliği ile aynı olmadığından genel şartlar C2 md.ne göre tazminat indirimi yapılarak kendisine ödemede bulunulduğu, keşifte evin ekonomik ömrünün dolmuş olduğunun gözlemlendiği ve bu hususun da inşaatçi bilirkişi raporu ile de teyit edildiği, evin yeniden yapılma masrafının DASK sigortası kapsamında davacıya ödenemeyeceği, tamir ve onarım masrafının davacıya ödenmesi gerektiği ve sigorta tarafından davacıya ödenen meblağın mahsub edilerek neticeten 643, 76 TL' nin davacıya davalı tarafından ödenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu halde, dosyada mevcut raporlar arasında çelişki bulunduğu, mahkemece, konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyetinden; dosya kapsamındaki raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi yönünde ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak ve hasar durumuna göre DASK yaptırılırken evin niteliğinin farklı beyan edilmesinin tazminata etkisi üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, çelişki giderilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04/03/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Sık Sorulan Sorular

DASK tazminat uyuşmazlıklarında bilirkişi heyeti kimlerden oluşmalıdır?

Yargıtay kararları, DASK uyuşmazlıklarında hasarın kaynağını belirleyecek bilirkişi heyetinin en az jeoloji mühendisi ve inşaat mühendisini kapsaması gerektiği konusunda tutarlı bir tablo ortaya koymaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin birden fazla kararında somut dosyanın özelliklerine göre heyete sigorta hukuku uzmanı ya da sigorta eksperinin de dahil edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin bir başka kararında ise heyetin yalnızca inşaat mühendisi ve jeoloji mühendisinden oluşturulması esas alınmıştır. Heyet bileşimi davanın koşullarına göre şekillenmekte olup tek ve değişmez bir standart olarak sunulamaz.

Çelişen bilirkişi raporları varsa hakem heyeti ne yapmalıdır?

Hakem heyeti, çelişen raporları görmezden gelerek karar veremez. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2018/2465, K. 2020/3243 sayılı kararına göre bu hâlde daha önce alınan raporlar ve tarafların itirazları da değerlendirilerek uzman bilirkişi heyetinden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık yeni bir rapor alınması zorunludur. Çelişkiyi gidermeden kurulan hüküm eksik inceleme sayılarak bozulmaktadır.

Hasarın yapım eksikliğinden kaynaklandığı savunulursa tazminat ödenmez mi?

Sigorta şirketleri hasarın binanın yapısal sorunlarından kaynaklandığını ve bu nedenle zorunlu deprem sigortası teminatının dışında kaldığını savunmaktadır. Yargıtay bu savunmayı doğrulamamış ya da reddetmemiş; hasarın gerçek kaynağının uzman bilirkişi heyetince belirlenmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Hasar yalnızca yapım eksikliğinden mi, yalnızca depremden mi, yoksa her iki etkenin birlikte etkisiyle mi oluştuğu sorusu teknik incelemenin konusudur.

Bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değilse ne olur?

Bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığının belirlenmesi hâlinde eksik incelemeyle karar verilemez; dava yeniden bilirkişi incelemesi yapılmak üzere bozulur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin birden fazla kararında, gerekli uzmanlık alanlarını kapsayan bir heyetten alınmayan raporların bu ölçütü karşılamadığı sonucuna varılmıştır.

Deprem ile yıkım arasındaki illiyet bağı ayrıca ispat edilmeli midir?

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/16507, K. 2025/9949 sayılı kararında, deprem ile binanın yıkılması arasındaki illiyet bağının bulunup bulunmadığının da bilirkişi heyetince ayrıca tespit edilmesi gerektiği, bilirkişiden yanıt aranması gereken konular arasında açıkça sayılmıştır.

Poliçedeki adres ile bilirkişi raporundaki adres farklıysa ne olur?

Bu farklılığın maddi hatadan mı yoksa başka bir nedenle mi oluştuğunun bilirkişi incelemesi sırasında ayrıca belirlenmesi gerekmektedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/16507, K. 2025/9949 sayılı kararı bu soruyu açıkça bilirkişi incelemesinin kapsamına dahil etmektedir.

Sigortalının beyanının gerçeğe aykırı olduğu ileri sürülürse tazminat nasıl etkilenir?

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2018/3407, K. 2019/2345 sayılı kararı, DASK poliçesi düzenlenirken konut niteliğinin farklı beyan edilmesinin tazminata etkisinin bilirkişi incelemesinde ayrıca ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Yargıtay bu meselede somut bir sonuca ulaşmamış; konuyu yeniden yapılacak bilirkişi incelemesine bırakmıştır.

DASK uyuşmazlıklarında 6305 sayılı Kanun'un amacı nedir?

6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu'nun 1. maddesi, binalarda deprem sonucu meydana gelebilecek maddi zararların karşılanmasını teminen yaptırılacak zorunlu deprem sigortasına ve sigorta şirketlerince teminat verilemeyen çeşitli afetler ile riskler sonucu oluşabilecek maddi ve bedeni zararların karşılanabilmesi için sunulacak sigorta ve reasürans teminatlarına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla çıkarıldığını açıklamaktadır.

6305 sayılı AFET SİGORTALARI KANUNU m. 1Kaynağı aç
MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı, binalarda deprem sonucu meydana gelebilecek maddi zararların karşılanmasını teminen yaptırılacak zorunlu deprem sigortası ile sigorta şirketlerince teminat verilemeyen veya teminat verilmesinde güçlükler bulunan çeşitli afetler ve riskler sonucu meydana gelebilecek maddi ve bedeni zararların karşılanabilmesini teminen sunulacak sigorta ve reasürans teminatlarına ilişkin usul ve esasları belirlemektir. Tanımlar

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu