Danıştay Görevleri, Kararları ve İdari Yargı Yetkisi

by Avukat Erdal Ersoy
Danıştay Görevleri, Kararları ve İdari Yargı Yetkisi

Danıştay'ın Anayasal Konumu ve Karar Organları

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 155. maddesi uyarınca Danıştay, idari mahkemelerce verilen kararların son inceleme merciidir. Yüksek mahkeme, kanunla belirlenen davalara ilk ve son derece mahkemesi sıfatıyla bakmakta, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında görüş bildirmekte ve mevzuatın öngördüğü diğer görevleri yerine getirmektedir. 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 5. maddesi gereğince karar organları; daireler, Danıştay Genel Kurulu, İdari İşler Kurulu, İdari Dava Daireleri Kurulu, Vergi Dava Daireleri Kurulu, İçtihatları Birleştirme Kurulu, Başkanlar Kurulu, Başkanlık Kurulu, Yüksek Disiplin Kurulu ve Disiplin Kurulundan oluşur.

2575 sayılı DANIŞTAY KANUNU m. 5Kaynağı aç
Madde 5 – Danıştayın karar organları şunlardır: a) Daireler, b) Danıştay Genel Kurulu, c) İdari İşler Kurulu, d) İdari Dava Daireleri Kurulu, e) Vergi Dava Daireleri Kurulu, f) İçtihatları Birleştirme Kurulu, g) (Değişik: 8/8/2011-KHK-650/4 md.; İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 18/7/2012 tarihli ve E.: 2011/113 K.: 2012/108 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 27/6/2013-6494/3 md.) Başkanlar Kurulu, h) (Ek: 8/8/2011-KHK-650/4 md.; İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 18/7/2012 tarihli ve E.: 2011/113 K.: 2012/108 sayılı Kararı ile; Yeniden düzenleme: 27/6/2013-6494/3 md.) Başkanlık Kurulu, ı) Yüksek Disiplin Kurulu, i) Disiplin Kurulu, Genel sekreterlik

Danıştay üyeliğine atanacakların dörtte üçü, birinci sınıfa ayrılmış idari yargı mensupları ile kanunun bu meslekten saydığı kişiler arasından Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenir. Kalan dörtte birlik oran ise mevzuatta aranan nitelikleri taşıyan görevliler arasından Cumhurbaşkanınca seçilmektedir. 2575 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca üyelerin görev süresi on iki yıl ile sınırlandırılmış olup bir kimsenin iki defa üye seçilmesi kanunen mümkün bulunmamaktadır.

2575 sayılı DANIŞTAY KANUNU m. 9Kaynağı aç
Madde 9 – 1. Danıştayda boşalan üyeliklerin dörtte üçü idari yargı hakim ve savcılığından, dörtte biri ise diğer görevliler arasından seçilir. 2. İdari yargı hakim ve savcıları, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca; diğer görevlerde bulunanlar ise, Cumhurbaşkanınca Danıştay üyeliğine seçilirler. 3. (Ek: 1/7/2016 – 6723/1 md.) Danıştay üyeleri on iki yıl için seçilir. Bir kimse iki defa Danıştay üyesi seçilemez. 4. (Ek: 1/7/2016 – 6723/1 md.) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından Danıştay üyeliğine seçilip görev süresi sona erenler, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ilgili dairesi tarafından, idari yargıda sınıf ve derecelerine uygun bir göreve atanır. 5. (Ek: 1/7/2016 – 6723/1 md.) Cumhurbaşkanı tarafından Danıştay üyeliğine seçilip idari yargıda bir göreve atanmak isteyenler, görev sürelerinin bitiminden bir ay öncesine kadar, idari yargıda bir göreve atanmak için talepte bulunur. Talepte bulunanlar Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ilgili dairesi tarafından idari yargıda sınıf ve derecelerine uygun bir göreve atanır. Talepte bulunmayanlar, başka bir göreve atanmak üzere Danıştay Başkanlığı tarafından Cumhurbaşkanlığına bildirilir.[11] 6. (Ek: 1/7/2016 – 6723/1 md.) Görevi sona eren üyelerin Danıştay ile ilişkileri kesilir; ancak atamaları gerçekleşinceye kadar, özlük hakları Danıştay tarafından karşılanmaya devam olunur. 7. (Değişik: 27/6/2013-6494/5 md.) Danıştayda boşalan üye sayısı dördü bulunca, dördüncü üyeliğin boşaldığı tarihten itibaren en geç üç gün içinde durum Danıştay Başkanlığınca, boşalan üyeliklerin idare veya vergi dairesi üyeliği olduğu da belirtilmek suretiyle, Cumhurbaşkanlığına ve Adalet Bakanlığına duyurulur.[12] 8. Cumhurbaşkanı ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu duyurudan sonra en geç iki ay içinde seçim yapılır. Danıştay Başkanı, Başsavcısı, Başkanvekilleri ve Daire Başkanlarının nitelikleri, seçimleri ve görev süreleri

Danıştay Başkanı, Başsavcı, başkanvekilleri ve daire başkanları, Danıştay Genel Kurulunca kendi üyeleri arasından gizli oyla ve üye tamsayısının salt çoğunluğu ile 4 yıl süre için seçilir. Görev süresi sona erenlerin tekrar seçilme imkânı bulunmaktadır. Başkan veya Başsavcı seçilebilmek için asgari altı yıl, başkanvekili ve daire başkanı seçilebilmek için asgari üç yıl süreyle üyelik sıfatını taşımak şarttır. Genel Kurul ayrıca kanunla verilen diğer seçim vazifelerini icra etmek ve içtüzük ile yönetmelikleri kabul etmekle yetkilidir.

Dava Dairelerinin Yapısı ve Kurulların Görev Alanı

Danıştay bünyesinde yargısal uyuşmazlıkları karara bağlayan daireler, vergi dava daireleri ve idari dava daireleri olarak ayrılır. 2575 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca Üçüncü, Dördüncü, Yedinci ve Dokuzuncu daireler vergi uyuşmazlıklarına bakmakla görevli vergi dava daireleridir; diğer daireler ise idari dava dairesi sıfatıyla çalışır. Dairelerin kendi arasındaki iş bölümü düzenlemesi Başkanlık Kurulu tarafından belirlenmektedir.

2575 sayılı DANIŞTAY KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27 – (Değişik : 9/2/2011-6110/4 md.) Dava dairelerinden Üçüncü, Dördüncü, Yedinci ve Dokuzuncu daireler vergi dava dairesi; diğer dava daireleri ise idari dava dairesi olarak görev yapar. İdari dava daireleri ile vergi dava daireleri kendi aralarında işbölümü esasına göre çalışır. (Yeniden düzenlenen ikinci cümle: 27/6/2013 – 6494/12 md.; Değişik ikinci cümle: 2/12/2014-6572/14 md.) Özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde dava daireleri arasındaki iş bölümü aşağıdaki esaslar uyarınca Başkanlık Kurulu tarafından belirlenir. (Mülga üçüncü ve dördüncü cümleler: 2/12/2014-6572/14 md.)(…) 1. İptal davaları ve idari sözleşmelerden doğan davalar yönünden, daireler arasındaki işbölümünün belirlenmesinde uyuşmazlığın kaynaklandığı mevzuat esas alınır. 2. Tam yargı davaları yönünden işbölümü; a) Zarara neden olan idari işlemden doğan uyuşmazlığı çözmekle görevli daireye göre, b) Zarar idari eylemden kaynaklanmışsa hizmetin niteliğine göre, belirlenir. 3. Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlere ilişkin davalarda vergi dava daireleri arasındaki işbölümünün belirlenmesinde uyuşmazlığın kaynaklandığı mevzuat esas alınır. 4. Temyiz incelemesi yapmakla görevli daire, aynı konuda ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülecek davalara bakmak ve olağanüstü kanun yolları incelemelerini de yapmakla görevlidir. 5. İdare mahkemeleri arasında görev ve yetkiye ilişkin uyuşmazlıklarda ve bağlantılı davalarda merci tayini, uyuşmazlığın esasını çözümlemekle görevli idari dava dairesince yapılır. 6. Vergi mahkemeleri arasında görev ve yetkiye ilişkin uyuşmazlıklarda ve bağlantılı davalarda merci tayini, uyuşmazlığın esasını çözümlemekle görevli vergi dava dairesince yapılır. 7. İşbölümünde idari ve vergi dava dairelerinden herhangi birinin görevinde olduğu belirlenmemiş davalara bakmak üzere birer idari ve vergi dava dairesi görevlendirilir. 8. İşbölümünde aynı mevzuattan kaynaklanan uyuşmazlıkların birden fazla dairede çözümlenmesi konusunda farklı esaslar belirlenebilir. Dairelerden birinin yıl içinde gelen işleri normal çalışma ile karşılanamayacak oranda artmış ve daireler arasında iş bakımından bir dengesizlik meydana gelmiş ise takvim yılı başında ikinci fıkrada belirlenen usule göre bir kısım işler başka daireye verilebilir. Bu madde uyarınca alınan kararlar Resmî Gazetede yayımlanır ve yayımı izleyen ay başından itibaren uygulanır. Dördüncü dairenin görevleri

İlk derece sıfatıyla verilen daire kararları ile bölge idare mahkemesi veya ilk derece mahkemelerinin direnme kararları temyiz incelemesine tabi tutulur. 2575 sayılı Kanun'un 38. maddesi kapsamında İdari Dava Daireleri Kurulu, idare mahkemelerince verilen ısrar kararları ile idari dava dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği hükümleri temyizen inceler. Vergi Dava Daireleri Kurulu ise vergi mahkemelerinin direnme kararları ile vergi dava dairelerinin ilk derece aşamasında verdiği kararların temyiz merciidir.

2575 sayılı DANIŞTAY KANUNU m. 38Kaynağı aç
Madde 38 – (Değişik: 22/3/1990 – 3619/6 md.) 1. İdari Dava Daireleri Kurulu; a) İdare mahkemelerinden verilen ısrar kararlarını, b) İdari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları, Temyizen inceler. 2. Vergi Dava Daireleri Kurulu; a) Vergi mahkemelerinden verilen ısrar kararlarını, b) Vergi dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları, Temyizen inceler. İçtihatları birleştirme kurulunun görevleri

Dava dairelerinin veya kurulların kendi kararları ya da birbirleri arasında verdikleri kararlar arasında aykırılık bulunması veya içtihatların değiştirilmesinin gerekmesi hâlinde 2575 sayılı Kanun'un 39. maddesi gereğince İçtihatları Birleştirme Kurulu toplanır. Danıştay Başkanının havalesi ve Başsavcının düşüncesi doğrultusunda Kurul inceleme yaparak içtihadın birleştirilmesi ya da değiştirilmesi yönünde karar verir. Resmî Gazete'de yayımlanan bu kararlara Danıştay daireleri, kurulları, idari mahkemeler ve idare teşkilatı uymak zorundadır.

2575 sayılı DANIŞTAY KANUNU m. 39Kaynağı aç
Madde 39 – İçtihatları Birleştirme Kurulu, dava dairelerinin veya idari ve vergi dava daireleri kurullarının kendi kararları veya ayrı ayrı verdikleri kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık görüldüğü veyahut birleştirilmiş içtihatların değiştirilmesi gerekli görüldüğü takdirde, Danıştay Başkanının havalesi üzerine, Başsavcının düşüncesi alındıktan sonra işi inceler ve lüzumlu görürse, içtihadın birleştirilmesi veya değiştirilmesi hakkında karar verir. İçtihatların birleştirilmesini istemeye yetkili olanlar

İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla Görülen Davalar

Danıştay, belirli uyuşmazlıklar yönünden ilk derece mahkemesi sıfatını haizdir. 2575 sayılı Kanun'un 24. maddesi uyarınca; Cumhurbaşkanı kararlarına, Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulan kararnameler dışındaki düzenleyici işlemlere ve bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkartılan ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal ve tam yargı davaları ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görülür.

2575 sayılı DANIŞTAY KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24 – (Değişik: 2/6/2000 – 4575/2 md.) 1. Danıştay ilk derece mahkemesi olarak: a) (Değişik: 2/7/2018 – KHK-703/184 md.) Cumhurbaşkanı kararlarına, b) (Değişik: 2/7/2018 – KHK-703/184 md.) Cumhurbaşkanınca çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri dışındaki düzenleyici işlemlere, c) (Değişik: 2/7/2012-6352/45 md.) Bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere, d) Danıştay İdari Dairesince veya İdari İşler Kurulunca verilen kararlar üzerine uygulanan eylem ve işlemlere,[30] e) Birden çok idare veya vergi mahkemesinin yetki alanına giren işlere, f) Danıştay Yüksek Disiplin Kurulu kararları ile bu Kurulun görev alanı ile ilgili Danıştay Başkanlığı işlemlerine, Karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları ile tahkim yolu öngörülmeyen kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan idari davaları karara bağlar. 2. Danıştay, belediyeler ile il özel idarelerinin seçimle gelen organlarının organlık sıfatlarını kaybetmeleri hakkındaki istemleri inceler ve karara bağlar. Temyiz yoluyla Danıştay'da görülecek davalar

Kanunun 24. maddesi uyarınca ayrıca Danıştay İdari Dairesi veya İdari İşler Kurulu kararları üzerine tesis edilen işlem ve eylemlere, birden çok idare veya vergi mahkemesinin yetki alanına giren işlere, tahkim şartı bulunmayan kamu hizmeti imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklara ve Danıştay Yüksek Disiplin Kurulu kararları ile Danıştay Başkanlığı işlemlerine karşı açılan davalara ilk derece sıfatıyla Danıştay bakar. Belediyeler ile il özel idarelerinin seçimle gelen organlarının bu sıfatlarını kaybetmelerine ilişkin talepler de Danıştay tarafından karara bağlanır.

Temyiz Kanun Yolu, Bozma Sebepleri ve Karar Türleri

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesine göre, özel düzenlemeler saklı kalmak üzere Danıştay dava dairelerinin ilk derece kararları ile bölge idare mahkemelerinin kanunda belirtilen kararlarına karşı tebliğden itibaren otuz gün içinde temyiz kanun yoluna başvurulabilir. Danıştay inceleme sonucunda hükmü hukuka uygun bulursa onama kararı verir; gerekçeyi hatalı veya eksik bulursa gerekçeyi değiştirerek onar. Yeniden yargılamayı gerektirmeyen maddi hatalarda ise düzelterek onama kararı verilir.

Temyiz denetimi sürecinde; görev veya yetki alanı dışındaki bir uyuşmazlığa bakılmış olması, kararın hukuka aykırı bulunması ya da usul kurallarının uygulanmasında kararın sonucuna etki edecek derecede aykırılık ve eksiklik bulunması hâllerinde bozma kararı verilir. Bölge idare mahkemesinin bozmaya uymayarak direnmesi durumunda dosya, uyuşmazlığın niteliğine göre İdari Dava Daireleri Kurulu veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna intikal eder ve bu kurulların vereceği kararlara uyulması zorunludur.

Yargı Kararlarının Uygulanması ve İdarenin Hukuki Sorumluluğu

2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin birinci fıkrası uyarınca idare; Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu zorunluluğun yerine getirilmesi için kanunda tanınan azami süre, kararın idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren otuz günü geçemez.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 28Kaynağı aç
Madde 28 – 1.(Değişik:10/6/1994-4001/13 md.) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 10/7/2013 tarihli ve E.: 2012/107 K.: 2013/90 sayılı Kararı ile.) (…) (Ek cümleler: 21/2/2014-6526/18 md.; Değişik üçüncü ve dördüncü cümleler: 10/9/2014-6552/97 md.; İptal üçüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 25/11/2015 tarihli ve E.: 2014/86, K.: 2015/109 sayılı Kararı ile.) (…)22 (İptal dördüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 25/11/2015 tarihli ve E.: 2014/86, K.: 2015/109 sayılı Kararı ile.) (Ek cümle: 10/9/2014-6552/97 md.) (…)22 ancak disiplin hükümleri saklıdır. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/58 md.) Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur. 3. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. 4. (Değişik: 21/2/2014-6526/18 md.) Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir. 5. Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin mahkeme kararlarının idareye tebliğinden sonra bu kararlara göre tespit edilecek vergi, resim, harçlar ve benzeri mali yükümler ile zam ve cezaların miktarı ilgili idarece mükellefe bildirilir. 6. (Değişik: 2/7/2012-6352/58 md.) Tazminat ve vergi davalarında idarece, mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süreye 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiz ödenir. Ancak mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işlemez. Açıklama:

İdari yargı mercilerinin kararlarına göre işlem tesis edilmemesi veya eylemde bulunulmaması durumunda idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılması mümkündür. 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, mahkeme kararlarının yasal süre içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi durumunda tazminat talepleri kamu görevlisinin şahsına değil, ancak ilgili idare aleyhine yöneltilebilir.

Danıştay İçtihatlarında İspat Külfeti ve Güvenlik Denetimleri

İdari yargı usulünde re'sen araştırma ilkesi uygulanmakta olup somut bilgi ve belgelere dayandırılmaksızın tesis edilen işlemlerde sebebin hukuki ve fiili dayanaklarını ortaya koyma ve ispat külfeti öncelikle idareye aittir. Danıştay 2. Dairesinin E. 2004/6213, K. 2005/329 sayılı kararında belirtildiği üzere, tasarrufu gerçekleştiren idare somut dayanakları sunmakla mükelleftir ve ispat külfetinin davacı tarafa yükletilmesi suretiyle davanın reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Danıştay 2. Daire, E. 2004/6213, K. 2005/329Kaynağı aç
2. Daire         2004/6213 E.  ,  2005/329 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2004/6213 Karar No: 2005/329 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): … Vekili: … Karşı Taraf: Malatya Valiliği İsteğin Özeti: … İdare Mahkemesi'nin … günlü, E: …, K: … sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. Cevabın Özeti : Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, bu nedenle istemin reddi gerektiği yolundadır. Danıştay Tetkik Hakimi : … Düşüncesi: İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür. Danıştay Savcısı : … Düşüncesi: İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü: Dava, … İlçesi … İlköğretim Okulu Sosyal Bilgiler Öğretmeni olan davacının, orta olarak düzenlenen 1998 yılı sicil raporunun iptali istemiyle açılmıştır. … İdare Mahkemesi'nin … günlü, E: …, K: … sayılı kararıyla; "davacının 1998 yılı sicilinin dava dilekçesinde iddia edildiği gibi olumsuz düzenlenmediği, dava konusu sicil raporunun 1. sicil amirince 61, 2. sicil amirince 70 puan verilmek suretiyle 66 sicil notu ortalamasıyla orta düzeyde ve olumlu düzenlendiği; değerlendirmeye etki eden hususların nitelikleri itibariyle gözlem ve kanaate dayalı oluşu ve zaman içinde değişkenlik arzedebilecek özellikler taşıması nedeniyle başarı düzeyinin de yıllar itibariyle farklılık gösterebileceğinin muhakkak olduğu: bu durumda, olumlu düzeyde olmakla birlikte not olarak düşük takdir edilen sicil ve başarı notları denetlenirken, sicil amirlerinin memura karşı şahsi maksatlarla düşük not takdiri yoluna gittiklerinin kanıtlanması gerekmekte olup, davacının ortalama 66 puan verilerek düzenlenen 1998 sicilinin kasıtlı olarak düşük takdir edildiği yönünde hukuken geçerli objektif bilgi ve belge bulunmadığından, mevzuat hükümlerine uygun olarak doldurulduğu sonucuna ulaşılan dava konusu 1998 yılı sicil raporunda hukuka aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, 1998 yılı sicil notunun orta olarak düzenlenmesinin, subjektif nedenlere dayalı olduğunu öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 111. maddesinde, Devlet memurlarının ehliyetlerinin tespitinde, kademe ilerlemelerinde, derece yükselmelerinde, emekliye çıkarma veya hizmetle ilişkilerinin kesilmesinde özlük ve sicil dosyalarının başlıca dayanak olduğu; 113. maddesinde, sicil amirlerinin belli zamanlarda düzenleyecekleri sicil raporlarında, memurların liyakat derecesini not esasına göre kıymetlendirerek tespit edecekleri; 115. maddesinde, sicil amirlerinin maiyetlerindeki memurların sicil raporları ile birlikte, bunların genel durum ve davranışları bakımından da olumlu ve olumsuz nitelikleri, kusur ve eksiklikleri hakkında mütalaalarını bildirecekleri; 119. maddesinde de, sicil raporlarındaki sicil notu ortalaması 100 üzerinden 60 ve daha yukarı olanların olumlu sicil almış sayılacağı, sicil raporlarındaki sicil notu ortalaması 60'ın altında olanların olumsuz sicil almış sayılacağı belirtilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 121. maddesi hükmü uyarınca çıkarılan Devlet Memurları Sicil Yönetmeliği'nde de benzer düzenlemelere yer verilmiştir. Anılan Yönetmeliğin 17. maddesinde, sicil amirlerinin sicil raporunu doldurdukları her memuru; a) dış görünüşü (kılık, kıyafet), b) zeka derecesi ve kavrayış kabiliyeti, c) azim ve sebatkarlık, dürüstlük, sır saklamada güvenirlilik ve beşeri münasebetlerdeki başarısı, d) alkol, kumar, vb. alışkanlıkları memuriyetle bağdaşmayacak ölçüde sürdürme, dedikodu yapma, kıskançlık, kin tutma gibi kötü huy davranışları, bakımından genel bir değerlendirmeye tabi tutacakları, sicil döneminde edinilen bilgi ve müşahadelerden yararlanılarak yapılacak değerlendirme sonuçlarına göre memurların olumlu ve olumsuz yönleri, kusur ve noksanları hakkındaki düşüncelerin sicil raporunun şahsiyet değerlendirilmesine ait bölümüne ayrı ayrı açık ve gereğine göre kısa veya teferruatlı olarak yazılacağı, sicil amirlerinin memurların genel durum ve davranışları hakkındaki düşüncelerinin, not takdirlerinde dikkate alınacağı; 19. maddesinde, sicil amirlerinin sicil raporlarını itinalı, doğru ve tarafsız bir şekilde düzenlerken, Devlete sadakat ve bağlılığı, memuriyet sıfatının gerektirdiği şeref ve itibar ile hizmetlerin süratli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesini, güvenilir ve yetenekli memurların yükselmelerini, diğerlerinin ise kamu hizmetlerinden uzaklaştırılmaları gerektiğini esas alacakları; 20. maddesinde de, her derecedeki sicil amirlerinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak memurlar hakkında sicil raporlarında yaptıkları değerlendirmelerin birbirinden bağımsız ve 16 ncı madde hükümlerine göre etkili ve geçerli olduğu hükme bağlanmıştır. Değerlendirme bir sistem olarak, personele ilişkin uygulamaların dayanağını oluşturmakta olup, personelin değerlendirilmesi ise; personelin yükseltilmesi, gelecekte göstereceği gelişme potansiyeli, eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi, başarı durumunun ortaya çıkması, ödüllendirilmesi, ücretinin artırılması, görev yerinin değiştirilmesi, görevine son verilmesi, emekliye ayrılması gibi amaçlara hizmet etmektedir. Yukarıda belirtildiği şekilde yetkili sicil amirlerince düzenlenen sicil raporlarının doğurduğu hukuki sonuçların ağırlığı dikkate alındığında; her yıl için yeniden düzenlenmek suretiyle ilgili memurun o yıl içindeki mesleki bilgisini, deneyimini, tutum ve davranışlarını ortaya koyan ve tüm bu hususların değerlendirilmesinden sonra oluşan hukuki bir belge niteliği taşıyan sicil raporlarında, "Sicillerin Objektifliği" ilkesi çerçevesinde yetkili sicil amirlerinin kanaatinin oluşmasına etki eden hususların somut bilgi ve belgeye dayandırılmasının bir zorunluluk arzedeceği tartışmasızdır. Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dosyaların İncelenmesi" başlıklı 20 nci maddesinin 1 inci fıkrasında, Danıştay ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yaparlar, mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir." hükmü yer almaktadır. Anılan hüküm ile uyuşmazlığı çözmekle görevli yargı yerlerine, dava konusu işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırılığını saptama konusunda re'sen araştırma yetkisi verildiği görülmektedir. Ayrıca, taraflar davalarını ispat yönünden, yargı yerleri önünde eşit seviyede olduklarından, davasını ispat külfetinin sadece bir tarafa yüklenmesi de mümkün değildir. Olayda, davacının 1998 yılı sicil notunun orta olarak düzenlenmesine neden olarak herhangi bir somut olay bilgi veya belge gösterilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda, olumsuz düzenlenen sicile karşı açılan davalarda uygulanan çözüm yönteminin, düşük not takdir edilmek suretiyle olumlu olarak düzenlenen sicillere karşı açılan davalarda da uygulanması gerektiği tartışmasız olup, uyuşmazlığın çözümü uyuşmazlığa konu idari işlemin sebebinin ortaya konulmasının olduğu ve bu sebebin, davalı idarece ileri sürülmesinin yanında bilgi ve belgeyle ispatlanması gerekliliği de dikkate alındığında; somut bilgi ve belgeye dayandırılmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde ve ispat külfeti, öncelikle olayda aktif durumda bulunan davalı idareye yükletilmesi gerekeceğinden, sicilin orta düzeyde belirlenmesi sırasında sicil amirlerince objektif davranılmadığının ortaya konulması hususunun davacıya yükletilmesi suretiyle davanın reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle … İdare Mahkemesi'nce verilen … günlü, E: …, K: … sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanunla değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 31.1.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

İdari işlemin kurulduğu tarihte ilgili hakkında derdest bir ceza davasının bulunması, yargılama neticesinde ortaya çıkan kesin beraat hükmünün gözetilmesine engel değildir. Danıştay 8. Dairesinin E. 2011/7930, K. 2013/3154 sayılı kararında, ceza davasından beraat edilmesi ve kararın kesinleşmesi hâlinde meydana gelen yeni hukuki durumun işlemin hukuka uygunluğunun denetiminde dikkate alınmasının zorunlu olduğu hüküm altına alınmıştır.

Danıştay 8. Daire, E. 2011/7930, K. 2013/3154Kaynağı aç
8. Daire         2011/7930 E.  ,  2013/3154 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2011/7930 Karar No : 2013/3154 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : … Vekili : … Karşı Taraf (Davalı) : İçişleri Bakanlığı Vekili : … İstemin Özeti : … İdare Mahkemesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir. Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : … Düşüncesi : Anayasanın suç ve cezalara ilişkin 38. maddesinde, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimsenin suçlu sayılamayacağının düzenlenmesi ve davacının yargılandığı ceza davasının beraatle sonuçlanması karşısında, davacı hakkında açılan kamu davasının devam ettiği gerekçesiyle tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Dava; … Meslek Yüksek Okulu öğrencisi olan davacının, okuldan ilişiğinin kesilmesine ilişkin 12.11.2010 günlü, 4748-6766 sayılı Polis Akademisi Başkanlığı işleminin iptali istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince, … Meslek Yüksek Okuluna geçici kaydı yapılan davacının Yönetmelik gereği yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda “kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde satın almak, kullanmak veya bulundurmak” suçundan dolayı hakkında devam eden bir kamu davasının bulunduğu dikkate alındığında, Yönetmeliğin 8/h-3.maddesinde aranılan “Devam etmekte olan bir kovuşturma bulunmamak” şartını taşımadığı kanaatine varılmakla, Polis Meslek Yüksek Okulundan ilişiğinin kesilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 17/05/2008 tarih ve 26879 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Polis Meslek Yüksekokulları Giriş Yönetmeliği'nin “Adaylarda aranılacak nitelikler” başlıklı 8. maddesinin (h) bendinde; “Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; üst sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezası öngörülen kasten işlenmiş suçlar ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48/A-5 maddesinde sayılan suçlardan dolayı, 1) Affa uğramış veya yasaklanmış haklar geri verilmiş olsa dahi mahkûmiyeti bulunmamak. 2) Hükmün açıklamasının geri bırakılmasına karar verilmemiş olmak. 3) Devam etmekte olan bir kovuşturma bulunmamak veya kovuşturması uzlaşma ile neticelenmemiş olmak.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin 18. maddesinde; “(1) Yüksekokullara geçici kaydı yapılan adaylar en az iki hafta süre ile intibak eğitimine tabi tutulurlar. Bu süre içinde Yüksekokul Müdürlükleri tarafından Sağlık Yönetmeliği hükümlerine göre sağlık kurulu raporları aldırılır. Ayrıca, intibak eğitimi başlangıcından itibaren adayların güvenlik soruşturmaları ve arşiv araştırmaları yaptırılır. Yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması ile ilgili sonuçlar Yüksekokul Yönetim Kurulunca değerlendirilerek karara bağlanır.” hükmü, “Kesin kayıt-kabul” başlıklı 22. maddesinde ise; “ (1) Geçici kaydı yapılan adayların 8 inci maddede belirtilen esaslara göre Yüksekokul Müdürlüklerince güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması tamamlattırılır. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumlu olan ve 17 nci ve 18 inci maddelerde belirtilen şartları yerine getiren adayların kesin kayıtları yapılır. (2) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumsuz olan veya Sağlık Yönetmeliğinde belirtilen nitelikleri taşımadıkları anlaşılan, istifa eden, ya da vefat eden adayların dosyaları Yüksekokul Müdürlüğü tarafından Başkanın onayı ile işlemden kaldırılmak üzere Başkanlığa gönderilir.” hükmü yer almıştır. Dava dosyasının incelenmesinden, davacının, 03.07.2010 tarihinde Polis Meslek Yüksek Okulu öğrenci adaylığı için yapılan yazılı sınavda başarılı olarak İzmir Rüştü Ünsal Polis Meslek Yüksek Okuluna geçici kaydının yapıldığı, Polis Meslek Yüksekokulları Giriş Yönetmeliği'nin 18. maddesi gereğince yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda “kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde satın almak, kullanmak veya bulundurmak” suçundan Karşıyaka 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nde hakkında kamu davası açıldığı ve davanın devam ettiğinin tespiti üzerine Polis Akademisi Başkanlığı'nın 11.11.2010 tarih ve 6766 sayılı Olur'u ile Yönetmeliğin 22/2. maddesi gereğince güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğundan bahisle Polis Meslek Yüksek Okulundan ilişiğinin kesildiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davacının yargılandığı … Sulh Ceza Mahkemesi'nin E:… sayılı dosyasında verilen … tarih ve K:… sayılı karar ile beraat ettiği ve bu Kararın 07.12.2010 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği, bu şekilde davacının hakkında devam eden bir kovuşturmanın bulunmadığı, buna göre de davacının polis meslek yüksek okulu ile ilişiğinin kesilmesine sebep olabilecek bir nedenin kalmadığı görülmektedir. Her ne kadar dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte davacı hakkında devam eden bir yargılama bulunmakta ise de, davacı hakkında isnat edilen suçlamaların yerinde olmadığının kesinleşen mahkeme kararı ile ortaya konulmuş olması karşısında, oluşan yeni durumun dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun denetiminde dikkate alınması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu durumda, davacının polis meslek yüksekokulu ile ilişiğinin kesilmesine sebep olan ceza yargılamasında beraat etmiş olması ve bu kararın da kesinleşmiş olması karşısında, davacının okul ile ilişiğinin kesilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamakta olup; aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; … İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 15/04/2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Kamu görevine giriş aşamasındaki arşiv araştırması ve güvenlik denetimleri de somut veri şartına bağlıdır. Danıştay 12. Dairesinin E. 2015/3408, K. 2015/5510 sayılı kararı uyarınca arşiv araştırması mevzuatta tanımlı kayıtlarla sınırlı olup hakkında dava açılmamış, yargılaması ve kesinleşmiş mahkûmiyeti bulunmayan kişilerin araştırması olumsuz sayılamaz. Danıştay 12. Dairesinin E. 2015/440, K. 2015/4835 sayılı ilamında da somut bilgi ve belgelerle desteklenmeyen istihbari nitelikteki bilgilerin veya kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmayan değerlendirmelerin atamaya engel oluşturmayacağı vurgulanmıştır.

Danıştay Danıştay 12. Daire Başkanlığı, E. 2015/3408, K. 2015/5510Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2015/3408 E.  ,  2015/5510 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2015/3408 Karar No : 2015/5510 Kararın Düzeltilmesini İsteyen (Davacı) : Karşı Taraf (Davalılar) : 1- 2- İstemin Özeti : Danıştay Onikinci Dairesince verilen 10.12.2013 tarihli ve E:2013/197, K:2013/10316 sayılı kararın; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. Başkanlığı Savunmasının Özeti : Savunma verilmemiştir. Savunmasının Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hâkimi : Düşüncesi : Karar düzeltme isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17/2. maddesi uyarınca duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek işin gereği düşünüldü: Dava; 06.02.2011 tarihinde yapılan sözleşmeli zabıt katipliği sınavını kazanarak … Adliyesi Sözleşmeli Zabıt Katipliğine atanan davacı tarafından, arşiv araştırmasının olumsuz olduğundan bahisle atamasının iptal edilmesine ilişkin 22.06.2011 tarihli ve 2011/411 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. … İdare Mahkemesinin …. tarihli ve E:…; K:…sayılı kararı ile davacı hakkında yürütülen soruşturmanın içeriği ve isnat edilen suçun niteliği ile davacının atanmak istediği görevin önemi dikkate alındığında, hakkındaki arşiv araştırmasının olumlu olduğunun kabulü mümkün bulunmadığından, davacının zabıt katipliğine yapılan atamasının iptaline ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Danıştay Onikinci Dairesinin 10.12.2013 tarihli, E:2013/197, K:2013/10316 sayılı kararıyla İdare Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından, karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemiz kararının kaldırılarak İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi istenilmektedir. Danıştay Dava Daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları tarafından verilen kararların düzeltme yolu ile yeniden incelenebilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesinde yazılı sebeplerden birinin varlığı ile mümkündür Davacının kararın düzeltilmesi istemini içeren dilekçede ileri sürdüğü sebepler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca, Dairemiz kararının düzeltilmesini gerektirecek nitelikte bulunduğundan, kararın düzeltilmesi istemi kabul edilerek anılan kararın kaldırılmasından sonra uyuşmazlığın esası yeniden incelendi; Anayasa'nın 128. maddesinde; "Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin, nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir." hükmü yer almış, 70. maddesinin 2.fıkrasında da; "Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayrım gözetilmez." kuralına yer verilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinde; Devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak genel ve özel şartlar sayılmış, özel şartların düzenlendiği (B) bölümünün 2. bendinde; Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartların taşınması gerektiği hüküm altına alınmıştır. 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun Ek 1. maddesinde; “Hâkim ve savcı adaylığına atanacaklar ile hâkimlik ve savcılık mesleğine kabul edilecekler ve hâkim ve savcı sınıfı dışında kalan adlî ve idarî yargıda çalıştırılacak tüm personel hakkında 26.10.1994 tarihli ve 4045 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre arşiv araştırması yapılır.” hükmü yer almaktadır. 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli İle Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 1. maddesinde; "Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması; kamu kurum ve kuruluşlarında, yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile askeri, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ve ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılır. Devletin güvenliğini, ulusun varlığını ve bütünlüğünü iç ve dış menfaatlerinin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeler ile gizlilik dereceli kamu personeli ile meslek gruplarının tespiti, birim ve kısımların tanımlarının yapılması, güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının usul ve esasları ile bunu yapacak merciler ve üst kademe yöneticilerinin kimler olduğu Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulacak yönetmelik ile düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir. Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği`nin 6. maddesinde; atama için aranacak genel şartların yanında, atama yapılacak kadroların niteliğine göre aşağıdaki şartlar aranır, hükmüne yer verildikten sonra maddenin 19. bendinde; "Adlî ve idarî yargıda görev yapmak üzere atanacak tüm personel hakkında yapılacak arşiv araştırması olumlu olmak" şartının gerektiği hükme bağlanmıştır. Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği’nin 1. maddesinde; “Bu Yönetmeliğin amacı; yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde Devletin güvenliğinin, iç ve dış menfaatlerinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının gizlilik dereceli birim ve kısımlarını belirlemek, Türk Silahlı Kuvvetlerinde, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını düzenlemektir.”hükmüne, “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinde; “f)Arşiv araştırması: Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adli sicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının mevcut kayıtlardan saptanmasını,”, “g)Güvenlik soruşturması: Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adli sicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının, yıkıcı ve bölücü faaliyetlerde bulunup bulunmadığının, ahlaki durumunun, yabancılar ile ilgisinin ve sır saklama yeteniğinin mevcut kayıtlardan ve yerinden araştırılmak suretiyle saptanması ve değerlendirilmesini,” tanımlarına yer verilmiş, “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında araştırılacak hususlar” başlıklı 11. maddesinde de; ”Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında kişinin içinde bulunduğu ortam da dikkate alınarak: a) Kimlik kontrolü, kimlik kayıtlarının doğruluk derecesi, uyrukluğu, geçmişte yabancı bir devletin uyrukluğuna girip girmediği, b) Kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığı, kolluk kuvvetlerinin ve istihbarat ünitelerinin arşivlerinde bilgiler bulunup bulunmadığı, adli sicil kaydının ve hakkında bir tahdidin olup olmadığı, c) Yıkıcı faaliyetlerde bulunup bulunmadığı ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanuna ve Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı davranıp davranmadığı. d) Şeref ve haysiyetini ihlal edecek ve görevine yansıyacak şekilde kumara, uyuşturucuya, içkiye, paraya ve aşırı bir şekilde menfaatine düşkün olup olmadığı, ahlak ve adaba aykırı davranıp davranmadığı, e) Yabancılarla, özellikle hasım ve hasım olması muhtemel Devlet mensupları ve temsilcileriyle ilgili derecesinin iç yüzü ve nedeni, f) Sır saklama yeteneğinin olup olmadığı, araştırılır.” kuralı yer almıştır. Dosyanın incelenmesinden; 06.02.2011 tarihinde yapılan sözleşmeli zabıt katipliği sınavını kazanan davacının 04.05.2011 tarihli ve 2011/275 sayılı Başkanlığı işlemiyle sözleşmeli zabıt katipliğine açıktan atamasının yapıldığı, bu işlemin onay için 'na sunulduğu, nca yapılan değerlendirmede, davacı hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığı'nın … soruşturma nolu dosyasında bilişim sistemine girmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçu nedeniyle soruşturma yapıldığının tespit edildiği, bu nedenle arşiv araştırması olumsuz olduğundan bahisle 21.06.2011 tarihli ve 8719 sayılı işlemle atamasının uygun görülmediğinin Komisyona bildirildiği, 22.06.2011 tarihli ve 2011/411 Komisyon işlemiyle anılan gerekçeyle davacının atamasının iptal edilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; zabıt katiplerinin, 2802 sayılı Kanun’un Ek 1. maddesi ile Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği’nin 6/19. maddesi hükümlerine tabi oldukları ve anılan mevzuat uyarınca haklarında sadece "arşiv araştırması" yapılması gerektiği, arşiv araştırmasının da; Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği’nde tanımlandığı şekliyle; “Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adli sicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının mevcut kayıtlardan saptanması” ile sınırlı olması gerektiği anlaşılmaktadır. Bakılan olayda; davacı hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığı'nın… soruşturma nolu dosyasında bilişim sistemine girmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçu nedeniyle soruşturma yapıldığı, ancak söz konusu isnada ilişkin olarak hakkında henüz bir dava açılmadığı görülmektedir. Bu durumda; davacıya isnad edilen suça ilişkin olarak hakkında henüz bir dava açılmadığı, dolayısıyla bu konuda yargılaması ve mahkumiyeti bulunmadığı anlaşıldığından, arşiv araştırmasının olumsuz olmasına neden olacak bir durumu bulunmayan davacının bu sebeple atamasının iptal edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, aksi yönde verilen İdare Mahkemesi kararında da hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine 22/10/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Danıştay Danıştay 12. Daire Başkanlığı, E. 2015/440, K. 2015/4835Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2015/440 E.  ,  2015/4835 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2015/440 Karar No : 2015/4835 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): Karşı Taraf (Davalı) : Vekili : Av. İstemin Özeti : … 3. İdare Mahkemesince verilen … tarihli ve … sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hâkimi : Düşüncesi : Kararın onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin işin gereği düşünüldü: Dava, davalı idarece sivil memur alımı için yapılan sınava katılarak bu sınavda başarılı olan davacı tarafından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin (B) bendinin (2.) fıkrasında aranan koşulları taşımadığından bahisle atamasının yapılmayacağı yolundaki 24/01/2013 gün ve 1300-54 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İdare mahkemesince, davacı hakkında yapılmış olan güvenlik soruşturmasında, davacının 2008-2009 yılları arasında … Üniversitesi'nde öğrenci iken, bölücü terör örgütü görüşleri doğrultusunda faaliyet gösteren oluşumun sempatizanı olarak tanındığı şeklinde görüşlere yer verildiği, davacının atanacağı görevin önem ve özelliği dikkate alındığında güvenlik soruşturması olumlu sonuçlanmayan davacının atamasının yapılmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinde, devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak genel ve özel şartlar belirlenmiş ve aynı maddenin (B) bendinin (2.) fıkrasında "kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak gerektiği" koşuluna yer verilmiştir. Öte yandan, 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 1. maddesine dayanılarak çıkartılan "Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği"nin 9. maddesinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kadro ve kuruluşlarında yer alacak personelin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının, Türk Silahlı Kuvvetlerince bu yönetmeliğe uygun olarak hazırlanacak yönerge ile yapılacağı belirtilmiş, 11. maddesinde de, ''Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında kişinin içinde bulunduğu ortam da dikkate alınarak'' a) Kimlik kontrolü, kimlik kayıtlarının doğruluk derecesi, uyrukluğu, geçmişte yabancı bir devletin uyrukluğuna girip girmediği, b) Kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığı, kolluk kuvvetlerinin ve istihbarat ünitelerinin arşivlerinde bilgiler bulunup bulunmadığı, adli sicil kaydının ve hakkında bir tahdidin olup olmadığı, c) Yıkıcı faaliyetlerde bulunup bulunmadığı ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanuna ve Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı davranıp davranmadığı, d) Şeref ve haysiyetini ihlal edecek ve görevine yansıyacak şekilde kumara, uyuşturucuya, içkiye, paraya ve aşırı bir şekilde menfaatine düşkün olup olmadığı, ahlak ve adaba aykırı davranıp davranmadığı, e) Yabancılarla, özellikle hasım ve hasım olması muhtemel Devlet mensupları ve temsilcileriyle ilgi derecesinin iç yüzü ve nedeni, f) Sır saklama yeteneğinin olup olmadığının araştırılacağı şeklinde düzenleme getirilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, 'nca 25.04.2012 tarihinde yapılan personel alım sınavı sonucunda … İli için açılan gıda mühendisliği kadrosuna asil olarak atanmaya hak kazanan davacı hakkında davalı idarece yapılan inceleme sonucunda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin (B) bendinin (2.) fıkrasında yer alan şartları taşımadığından bahisle davacının atamasının yapılmaması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Her ne kadar, kamu hizmetine alınmada, görevin gerektirdiği niteliklere uygun olarak genel şartlar yanında özel şartlar aranmasında ve bu kapsamda görevin önem ve özelliği de gözönünde bulundurularak güvenlik ve arşiv araştırmasının olumlu olması şartı getirilmesinde mevzuata aykırılık bulunmamakta ise de, olayda, yapılan güvenlik soruşturması kapsamında elde edilen ve davacının 2008-2009 yılları arasında … Üniversitesi'nde öğrenci iken, bölücü terör örgütü görüşleri doğrultusunda faaliyet gösteren oluşumun sempatizanı olarak tanındığına ilişkin istihbari nitelikte bilginin, somut bilgi veya belgelerle desteklenmediği sürece, bu örgütün ya da başka bir örgütün üyesi olduğunu veya yasadışı siyasi, yıkıcı, bölücü ideolojik görüş veya eylem içinde olduğunu kanıtlayan hukuken geçerli bir belge olarak kabulüne olanak bulunmadığı gibi, bu nedenle hakkında yapılmış bir işlem ya da açılmış bir kamu davası sonucunda verilmiş bir mahkumiyet kararı da olmaması karşısında, davacının anılan göreve atanmasında şahsı açısından bir engel bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda, hakkında hukuken geçerli kabul edilebilecek herhangi bir olumsuz tespit bulunmayan davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığı ileri sürülerek tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, aksi yönde verilen mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın idare mahkemesine gönderilmesine, …-TL yürütmenin durdurulması harcı ile artan posta ücretinin isteği halinde davacıya iadesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 16/09/2015 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. (X) KARŞI OY: İdare mahkemesince verilen karar hukuka ve mevzuata uygun olduğundan onanması gerektiği düşüncesiyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Danıştay kararlarının yerine getirilmesi için idareye tanınan süre nedir?

İdare, esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin Danıştay kararlarının gereklerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlü olup bu süre tebliğden itibaren hiçbir şekilde otuz günü geçemez.

Danıştay'ın bozma kararına karşı direnildiğinde süreç nasıl işler?

Bölge idare mahkemesinin bozma ilamına uymayarak verdiği ısrar kararları uyuşmazlığın niteliğine göre İdari Dava Daireleri Kurulu veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca temyizen incelenir ve kurul kararına uyulması zorunludur.

Danıştay üyelerinin görev süresi kaç yıldır ve yeniden seçilmek mümkün müdür?

Danıştay üyeleri on iki yıl süreyle görev yapmak üzere seçilir ve bir kimsenin iki defa Danıştay üyesi olarak seçilmesi kanunen mümkün değildir.

İçtihatları Birleştirme Kurulu kararlarının hukuki etkisi nedir?

Resmî Gazete'de yayımlanan içtihatları birleştirme veya değiştirme kararlarına Danıştay daire ve kurulları ile idari mahkemeler ve idare teşkilatı bütünüyle uymak zorundadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu