Akademik Personelin Disiplin Sorumluluğu ve Usul Kuralları

by Avukat Erdal Ersoy
Akademik Personelin Disiplin Sorumluluğu ve Usul Kuralları

Akademik personelin disiplin sorumluluğu, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Bu madde; disiplin amirlerini, uygulanabilecek ceza türlerini, soruşturma usulünü ve yargılama mercilerini ayrıntılı biçimde belirlemektedir. Öğretim elemanları dışında iş sözleşmesiyle çalışan personel 4857 sayılı İş Kanunu ve iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesine; memurlar ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesine tabidir. 2547 sayılı Kanun'da düzenlenmeyen hususlarda 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.

2547 sayılı YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU m. 53Kaynağı aç
Madde 53 – a. (Değişik: 2/12/2016 – 6764/26 md.) Yükseköğretim Kurulu Başkanı üst kuruluşlar, rektörler ve bağımsız vakıf meslek yüksekokulu müdürlerinin (…)[48]; rektör, üniversitenin; bağımsız vakıf meslek yüksekokulu müdürü, bağımsız vakıf meslek yüksekokulunun; dekan, fakültenin; enstitü ve yüksekokul müdürleri, enstitü ve yüksekokulların; kadrosu bulunan uygulama araştırma merkezi ile bağımsız enstitü müdürleri, uygulama araştırma merkezi ile enstitünün; bu birimlerin genel sekreter veya sekreterleri de bağlı birim personelinin disiplin amirleridir. b. (Değişik: 2/12/2016 – 6764/26 md.) Devlet ve vakıf yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanlarına uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır. (Ek cümleler: 15/4/2020-7243/7 md.) Öğretim elemanları dışında iş sözleşmesiyle çalışan personel 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu ve iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesine tabidir. Memurlar hakkında ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 inci maddesi uygulanır.48 (1) (Değişik: 15/4/2020-7243/7 md.) Uyarma: Öğretim elemanına, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir. Uyarma cezasını gerektiren fiiller şunlardır: a) Maiyetindeki elemanların yetiştirilmesinde özen göstermemek. b) Destek alınarak yürütülen araştırmalar sonucu yapılan yayınlarda destek veren kişi, kurum veya kuruluşlar ile bunların katkılarını belirtmemek. c) Görevin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak. d) Usulsüz müracaat veya şikayette bulunmak. (2) (Ek cümle: 15/4/2020-7243/7 md.) Kınama: Öğretim elemanına, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir. Kınama cezasını gerektiren fiiller şunlardır:[49] a) (Mülga: 15/4/2020-7243/7 md.) b) Resmi olarak ders vermekle yükümlü bulunulan öğrencilere özel ders vermek. c) (Mülga: 15/4/2020-7243/7 md.) d) Üniversite veya bağlı birimlerin sınırları içinde herhangi bir yeri kurumun izni olmadan hizmetin amaçları dışında kullanmak veya kullandırmak. e) Yayınlarında hasta haklarına riayet etmemek. f) İnsanlarla ilgili biyomedikal araştırmalarda veya diğer klinik araştırmalarda ilgili mevzuat hükümlerine aykırı davranmak. g) İncelemek üzere görevlendirildiği bir eserde yer alan bilgileri eser sahibinin açık izni olmaksızın yayımlanmadan önce başkalarıyla paylaşmak. h) Bilimsel bir çalışma kapsamında yapılan anket ve tutum araştırmalarında katılımcıların açık rızasını almadan ya da araştırma bir kurumda yapılacaksa ayrıca kurumun iznini almadan elde edilen verileri yayımlamak. ı) Araştırma ve deneylerde, çalışmalara başlamadan önce alınması gereken izinleri yetkili birimlerden yazılı olarak almamak. j) Araştırma ve deneylerde mevzuatın veya Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin ilgili araştırma ve deneylere dair hükümlerine aykırı çalışmalarda bulunmak. k) Araştırmacılar veya yetkililerce, yapılan bilimsel araştırma ile ilgili olarak muhtemel zararlı uygulamalar konusunda ilgilileri bilgilendirme ve uyarma yükümlülüğüne uymamak. l) (Mülga: 15/4/2020-7243/7 md.) m) İçeriği itibarıyla şiddet veya nefret amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları teşhir etmek yahut kurumların herhangi bir yerine asmak.[50] n) Yükseköğretim kurumları içinde siyasi parti faaliyetinde bulunmak veya siyasi parti propagandası yapmak. o) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Görevin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, kusurlu davranmak. p) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Mevzuatta öngörülen bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemek. r) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Görevi sırasında amirine sözle saygısızlık etmek. s) (Ek:15/4/2020-7243/7 md.) Görevle ilgili resmi araç, gereç ve benzeri eşyayı özel işlerinde kullanmak, kaybetmek veya kusurlu davranışlarıyla bunlara zarar vermek. t) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) (İptal alt bent: Anayasa Mahkemesinin 28/12/2023 Tarihli ve E: 2020/55, K: 2023/228 Sayılı Kararı ile.) u) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Görevi gereği katılmakla yükümlü olduğu kurul ve toplantılara izinsiz veya özürsüz olarak bir yıl içinde birden fazla katılmamak. (3) Aylıktan veya ücretten kesme: Brüt aylıktan; veya ücretten bir defaya mahsus olmak üzere 1/30 ila 1/8 arasında kesinti yapılmasıdır. Aylıktan veya ücretten kesme cezasını gerektiren fiiller şunlardır:[51] a) Yükseköğretim üst kuruluşları ile yükseköğretim kurumlarının organlarında yapılan konuşma ve alınan kararları, yetkili olmadığı halde organ veya üyelerinin aleyhinde davranışlara yol açmak maksadıyla dışarı yaymak. b) Kuruma ait araç, gereç, belge ve benzeri eşyayı görevin sona ermesine ve kurumca yazı ile istenmesine rağmen belirlenen süre içinde geri vermemek. c) Araştırma ve deneylerde, hayvanlara ve ekolojik dengeye zarar vermek. d) Bilimsel çalışmalarda, diğer kişi ve kurumlardan temin edilen veri ve bilgileri, izin verildiği ölçüde ve şekilde kullanmamak, bu bilgilerin gizliliğine riayet etmemek ve korunmasını sağlamamak. e) Bilimsel araştırma için sağlanan veya ayrılan kaynakları, mekânları, imkânları ve cihazları amaç dışı kullanmak. f) (Mülga: 15/4/2020-7243/7 md.) g) Bir araştırmanın sonuçlarını, araştırmanın bütünlüğünü bozacak şekilde ve uygun olmayan biçimde parçalara ayırıp birden fazla sayıda yayımlayarak bu yayınları akademik atama ve yükselmelerde ayrı yayınlar olarak sunmak. h) Aktif katkısı olmayan kişileri yazarlar arasına dâhil etmek veya olan kişileri dâhil etmemek, yazar sıralamasını gerekçesiz ve uygun olmayan bir biçimde değiştirmek, aktif katkısı olanların isimlerini sonraki baskılarda eserden çıkartmak, aktif katkısı olmadığı hâlde nüfuzunu kullanarak ismini yazarlar arasına dâhil ettirmek. ı) Dayanaksız, yersiz ve kasıtlı olarak suç isnadında bulunmak. j) Hukuka aykırı olarak kurumun bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına kasten girmek veya orada kalmak. k) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Akademik atama ve yükseltmelere ilişkin başvurularda bilimsel araştırma ve yayınlara ilişkin yanlış veya yanıltıcı beyanda bulunmak. l) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Kasıtlı olarak; görevi tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek. m) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Özürsüz ve kesintisiz 3 – 9 gün göreve gelmemek. n) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Görev yeri sınırları içerisinde herhangi bir yerin toplantı, tören ve benzeri amaçlarla izinsiz olarak kullanılmasına yardımcı olmak, bu yeri kullanmak veya kullandırmak. o) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Yasaklanmış her türlü yayını basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya teşhir etmek. (4) Kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme: Devlet yükseköğretim kurumlarında görev yapan aylıklı öğretim elemanlarının bulundukları kademedeki ilerlemelerinin fiilin ağırlık derecesine göre bir ila üç yıl arasında durdurulması; vakıf yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının ise fiilin ağırlık derecesine göre üç ila altı ay süreyle brüt ücretinden 1/30 ila 1/8 arasında kesintiye gidilmesidir. Kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme cezasını gerektiren fiiller şunlardır:[52] a) Hizmet içinde resmi bir belgeyi tahrif etmek, yok etmek, gizlemek veya sahte olarak düzenlemek, sahte belgeyi bilerek kullanmak, kullandırmak. b) Görevi sebebiyle veya görevi sırasında doğrudan veya dolaylı olarak her ne ad altında olursa olsun menfaat sağlamak, iş sahiplerinden veya öğrencilerden borç para istemek veya almak. c) Kamu hizmetlerinin yürütülmesini engellemek, boykot ve işgal eyleminde bulunmak. d) Ders, seminer, konferans, laboratuvar, grafik çalışma ve sınav gibi öğretim çalışmalarının yapılmasına engel olmak; görevlileri, öğrencileri eğitim-öğretim alanı dışına çıkartmak; görev yapılmasına engel olmak; öğrencileri bu tür davranışlara teşvik etmek veya zorlamak ya da bu maksatla yapılacak hareketlere iştirak etmek. e) Basın-yayın veya bilişim sistemlerini kullanarak amiri, iş arkadaşları, personeli, hizmetten yararlananlar veya öğrencileri hakkında gerçeğe aykırı açıklamada veya haksız isnatta bulunmak veya rızaları olmaksızın özel hayatlarıyla ilgili açıklama yapmak. f) İnsanlarla ilgili biyomedikal araştırmalarda ve diğer klinik araştırmalarda ilgili mevzuat hükümlerine aykırı davranmak suretiyle kişilere zarar vermek. g) Bilimsel araştırmalarda gerçekte var olmayan veya tahrif edilmiş verileri kullanmak, araştırma kayıtları veya elde edilen verileri tahrif etmek, araştırmada kullanılmayan cihaz veya materyalleri kullanılmış gibi göstermek, destek alınan kişi ve kuruluşların çıkarları doğrultusunda araştırma sonuçlarını tahrif etmek veya şekillendirmek. h) Görevin yerine getirilmesinde dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapmak, görevin gereklerine aykırı davranmak suretiyle kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak.52 ı) (Mülga: 15/4/2020-7243/7 md.) j) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Mükerrer yayınlarını akademik atama ve yükselmelerde ayrı yayınlar olarak sunmak. k) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Göreve sarhoş gelmek, görev yerinde alkollü içki içmek. l) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek. m) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) İlgili kanunların tanıdığı istisnalar dışında ticaret yapmak, yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak. n) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Görevi gereği öğrendiği ve gizli kalması gereken bilgi ve belgeleri açıklamak. o) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Amirine, maiyetindekilere, iş arkadaşları veya hizmetten yararlananlara hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek. (5) Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma: Akademik bir kadroya bir daha atanmamak üzere üniversite öğretim mesleğinden çıkarmadır. (Değişik cümle: 15/4/2020-7243/7 md.) Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektiren fiiller şunlardır: a) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Başkalarına ait özgün fikir, metot, veri veya eserleri bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendisine ait gibi göstermek. b) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Atama ve yükselmelerde, unvan veya derece kazanılmasında; anket uygulama, veri toplama gibi akademik değerlendirme içermeyen katkılar dışında kişisel emek ve birikimine dayanmayan, başkaları tarafından ücret karşılığında veya ücretsiz olarak üretilmiş yayın ve çalışmalar kullanmak. c) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Özürsüz veya izinsiz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek. (6) Kamu görevinden çıkarma: Kamu kurum ve kuruluşları ile vakıf yükseköğretim kurumlarında öğretim elemanı ve memur olarak bir daha atanmamak üzere kamu görevinden çıkarmadır. Kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren fiiller şunlardır:[53] a) (Değişik: 15/4/2020-7243/7 md.) Terör niteliğinde eylemlerde bulunmak veya bu eylemleri desteklemek, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütler için kullanmak ya da kullandırmak. b) Amire, iş arkadaşlarına, personeline, hizmetten yararlananlara veya öğrencilerine fiili saldırıda veya cinsel tacizde bulunmak. c) Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak. d) Uyuşturucu veya uyuşturucu olarak kabul edilen diğer uyarıcı maddeleri kullanmak, bulundurmak, başkalarına vermek, kullanılmasını özendirmek, satmak, imal etmek. e) Hukuka aykırı olarak kurumun verilerini elde etmek, kaydetmek, kullanmak, depolamak, dağıtmak, değiştirmek veya yok etmek. f) Kurumun bilişim sistemlerinin işleyişini kasten engellemek veya bozmak. c. (Değişik: 14/4/1982 – 2653/3 md.) Ceza soruşturması usulü: Yükseköğretim üst kuruluşları başkan ve üyeleri ile yükseköğretim kurumları yöneticilerinin, kadrolu ve sözleşmeli öğretim elemanlarının ve bu kuruluş ve kurumların 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlarının görevleri dolayısıyla ya da görevlerini yaptıkları sırada işledikleri ileri sürülen suçlar hakkında yetkili makamlarca inceleme başlatılabilir, inceleme sonucunda soruşturma açılmasına karar verilmesi ya da doğrudan soruşturma başlatılması hâlinde aşağıdaki hükümler uygulanır:[54] (1) İlk soruşturma: Yükseköğretim Kurulu Başkanı için, kendisinin katılmadığı, Milli Eğitim Bakanının başkanlığındaki bir toplantıda, Yükseköğretim Kurulu üyelerinden teşkil edilecek en az üç kişilik bir kurulca, diğerleri için, Yükseköğretim Kurulu Başkanınca veya diğer disiplin amirlerince doğrudan veya görevlendirecekleri uygun sayıda soruşturmacı tarafından yapılır. Öğretim elemanlarından soruşturmacı tayin edilmesi halinde, bunların, hakkında soruşturma yapılacak öğretim elemanının akademik unvanına veya daha üst akademik unvana sahip olmaları şarttır. (2) Son soruşturmanın açılıp açılmamasına; a) Yükseköğretim Kurulu Başkan ve üyeleri ile Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri hakkında Danıştayın 2 nci Dairesi, b) Devlet ve vakıf yükseköğretim kurumu rektörleri, rektör yardımcıları ile üst kuruluş genel sekreterleri hakkında, Yükseköğretim Kurulu üyelerinden teşkil edilecek üç kişilik kurul,[55] c) Üniversite, fakülte, enstitü ve yüksekokul yönetim kurulu üyeleri, fakülte dekanları ve dekan yardımcıları, enstitü ve yüksekokul müdürleri ve yardımcıları ile üniversite genel sekreterleri hakkında, rektörün başkanlığında rektörce görevlendirilen rektör yardımcılarından oluşacak üç kişilik kurul, d) Öğretim elemanları, fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreterleri hakkında üniversite yönetim kurulu üyeleri arasından oluşturulacak üç kişilik kurul, e) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlar hakkında, mahal itibariyle yetkili il idare kurulu, Karar verir. f) Yükseköğretim Kurulu ile üniversite yönetim kurullarınca oluşturulacak kurullarda görevlendirilecek asıl ve yedek üyeler bir yıl için seçilirler. Süresi sona erenlerin tekrar seçilmeleri mümkündür. (3) Son soruşturmanın açılıp açılmamasına karar verecek kurullar üye tamsayısı ile toplanır. Kurullara ilk soruşturmayı yapmış olan üyeler ile haklarında karar verilecek üyeler katılamazlar. Noksanlar yedek üyelerle tamamlanır. Diğer hususlarda bu Kanunun 61 inci maddesi hükümleri uygulanır. (4) Yükseköğretim Kurulu ve Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri hakkında Danıştayın 2 nci Dairesinde verilen lüzum-u muhakeme kararına itiraz ile men-i muhakeme kararlarının kendiliğinden incelenmesi Danıştayın İdari İşler Kuruluna aittir. Diğer kurullarca verilen lüzum-u muhakeme kararına ilgililerce yapılacak itiraz ile men-i muhakeme kararları kendiliğinden Danıştay 2 nci Dairesince incelenerek karara bağlanır. Lüzum-u muhakemesi kesinleşen Yükseköğretim Kurulu ve Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyelerinin yargılanması Yargıtay ilgili ceza dairesine, temyiz incelemesi Ceza Genel Kuruluna, diğer görevlilerin yargılanmaları suçun işlendiği yer adliye mahkemelerine aittir. (5) Değişik statüdeki kişilerin birlikte suç işlemeleri halinde soruşturma usulü ve yetkili yargılama mercii görev itibariyle üst dereceliye göre tayin olunur. (6) Yükseköğretim Kurulu Başkanı ve rektörler hakkında 19/4/1990 tarihli ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarından dolayı yapılacak ceza soruşturmasında yukarıda belirtilen ceza kovuşturması usulü tatbik edilir. (Mülga cümle:15/4/2020-7243/7 md.) (…)[56] 3628 sayılı Kanun kapsamına giren suçlarından dolayı kanuni kovuşturma için gereken izin, Yükseköğretim Kurulu üyeleri ile Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri ve bu kuruluşların memurları (Üniversitelerarası Kurul memurları dahil) hakkında Yükseköğretim Kurulu Başkanından, üniversite yöneticileri ve öğretim elemanları ile memurlar hakkında üniversite rektörlerinden alınır.56 (7) İdeolojik amaçlarla Anayasada yer alan temel hak ve hürriyetleri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü veya dil, ırk, sınıf, din ve mezhep ayrılığına dayanılarak nitelikleri Anayasada belirtilen Cumhuriyeti ortadan kaldırmak maksadıyla işlenen suçlarla bunlara irtibatlı suçlar, öğrenme ve öğretme hürriyetini doğrudan veya dolaylı olarak kısıtlayan, kurumların sükün, huzur ve çalışma düzenini bozan boykot, işgal, engelleme, bunları teşvik ve tahrik, anarşik ve ideolojik olaylara ilişkin suçlar ile ağır cezayı gerektiren suçüstü hallerinde, yukarıda yazılı usuller uygulanmaz; bu hallerde kovuşturmayı Cumhuriyet Savcısı doğrudan yapar. (8) Bu Kanunda yer almamış hususlarda 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.[57] Disiplin soruşturması ve savunma hakkı:

Disiplin Amirleri Kimlerdir?

2547 sayılı Kanun'un 53/a maddesi disiplin amirlerini açıkça saymaktadır. Buna göre rektör üniversitenin, bağımsız vakıf meslek yüksekokulu müdürü kendi okulunun, dekan fakültenin, enstitü ve yüksekokul müdürleri kendi birimlerinin, kadrosu bulunan uygulama araştırma merkezi ile bağımsız enstitü müdürleri de ilgili birimin disiplin amiridir. Bu birimlerin genel sekreter veya sekreterleri ise bağlı birim personelinin disiplin amiri konumundadır. Madde 2/12/2016 tarihli ve 6764 sayılı Kanun'un 26. maddesiyle değiştirilmiştir.

Hangi Disiplin Cezaları Uygulanabilir?

2547 sayılı Kanun'un 53/b maddesi, devlet ve vakıf yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarına uygulanabilecek ceza türlerini şu şekilde belirlemektedir: uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma. Bu düzenleme 15/4/2020 tarihli ve 7243 sayılı Kanun'un 7. maddesiyle değiştirilmiştir.

Uyarma cezası, öğretim elemanına görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir. Bu cezayı gerektiren fiiller arasında maiyetindeki elemanların yetiştirilmesinde özen göstermemek ve destek alınarak yürütülen araştırmalar sonucu yapılan yayınlarda destek veren kişi, kurum veya kuruluşlar ile katkılarını belirtmemek sayılmaktadır.

Kınama cezasını gerektiren fiiller arasında insanlarla ilgili biyomedikal araştırmalarda veya diğer klinik araştırmalarda ilgili mevzuat hükümlerine aykırı davranmak ve incelemek üzere görevlendirildiği bir eserde yer alan bilgileri eser sahibinin açık izni olmaksızın yayımlanmadan önce başkalarıyla paylaşmak sayılmaktadır. Söz konusu bentlerin bir kısmı 15/4/2020 tarihli değişiklikle eklenmiştir. Kınama cezasını gerektiren fiiller arasında sayılan (t) bendi ise Anayasa Mahkemesi'nin E: 2020/55, K: 2023/228 sayılı kararıyla iptal edilmiş olup bu bendin öngördüğü fiil artık kınama cezasını gerektirmemektedir.

Aylıktan veya ücretten kesme cezası, brüt aylıktan ya da ücretten bir defaya mahsus olmak üzere 1/30 ile 1/8 arasında kesinti yapılmasıdır. Bu cezayı gerektiren fiiller arasında bir araştırmanın sonuçlarını araştırmanın bütünlüğünü bozacak şekilde parçalara ayırıp birden fazla yayın olarak akademik atama ve yükselmelerde ayrı yayın gibi sunmak ile aktif katkısı olmayan kişileri yazarlar arasına dahil etmek veya katkısı olan kişileri dahil etmemek yer almaktadır.

Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, devlet yükseköğretim kurumlarında aylıklı öğretim elemanları için fiilin ağırlığına göre bir ila üç yıl arasında kademe ilerlemesini durdurma; vakıf yükseköğretim kurumları öğretim elemanları içinse fiilin ağırlığına göre üç ila altı ay süreyle brüt ücretten 1/30 ile 1/8 arasında kesinti yapılması biçiminde uygulanır. Bu cezayı gerektiren fiiller arasında hizmet içinde resmî bir belgeyi tahrif etmek, yok etmek, gizlemek veya sahte olarak düzenlemek; görevi sebebiyle ya da görevi sırasında her ne ad altında olursa olsun menfaat sağlamak; bilimsel araştırmalarda gerçekte var olmayan veya tahrif edilmiş verileri kullanmak sayılmaktadır.

Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası, akademik bir kadroya bir daha atanmamak üzere meslekten çıkarma yaptırımıdır. Bu cezayı gerektiren fiiller arasında başkalarına ait özgün fikir, metot, veri veya eserleri bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendisine ait gibi göstermek (intihal), atama ve yükselmelerde kişisel emek ve birikimine dayanmayan, başkaları tarafından üretilmiş yayın ve çalışmaları kullanmak ile özürsüz veya izinsiz olarak bir yılda toplam yirmi gün göreve gelmemek sayılmaktadır.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2021/3774, K. 2022/963Kaynağı aç
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/3774 E.  ,  2022/963 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2021/3774 Karar No : 2022/963 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLLERİ : Av. …, Av. … KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Başkanlığı VEKİLİ : Av. … 2- … Üniversitesi Rektörlüğü – … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: … Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53/b-5 maddesi uyarınca üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Hukuk Müşavirliğinin … tarih ve … sayılı işlemi ile bildirilen Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinin (b) fıkrasının (5) numaralı alt bendi, 53/C maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi, 53/Ç maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi ile 10/11/2016 tarihinde Yükseköğretim Kurulu Genel Kurulu tarafından kabul edilen Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan kurallar aktarılarak, Dosyanın incelenmesinden; … Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, TÜBİTAK Türkiye adresli Uluslararası Bilimsel Yayınları Teşvik Programına (UBYT) "…" künyeli makalesi ile teşvik için başvurduğu, TÜBİTAK Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu (AYEK) tarafından bu makalenin incelenmesi sonucunda makalede "aşırma" tespitinde bulunulduğu ve 2 (iki) yıl süreyle yaptırım uygulanmasına karar verildiği ve bu durumun davalı Üniversiteye bildirildiği, Davalı Üniversite tarafından TÜBİTAK'a gönderilen 06/06/2016 tarihli yazıda, davacı hakkında yapılacak işlemlere esas olmak üzere gerekli bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği, istenilen bilgilerin 13/07/2016 tarihinde gönderilmesi üzerine konuyla ilgili araştırma yapmak üzere görevlendirilen Üniversitenin Kimya Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. … tarafından yapılan incelemede, etik ihlali yapıldığı yönünde görüş bildirilmesi neticesinde Üniversitenin Fen ve Mühendislik Bilimleri Araştırma ve Yayın Etiği Kurulunca çalışmalara başlandığı, bu kapsamda üç farklı üniversitenin alanında uzman öğretim üyesinden etik inceleme raporu talep edildiği, Bu konuda görevlendirilen Yıldız Teknik Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. … ve Prof. Dr. …, Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. … ve Gazi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. … tarafından hazırlanan 07/06/2017, 22/06/2017 ve 06/11/2017 tarihli bilirkişi raporlarında, davacı tarafından etik ihlalinin gerçekleştirildiği yönünde kanaatlere yer verildiği, Bunun üzerine, Rektörlük Makamının 20/02/2018 tarihli yazısı ile görevlendirilen soruşturmacı tarafından düzenlenen 04/04/2018 tarihli soruşturma raporunda; 2547 sayılı Kanun'un 53/A maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca inceleme yapan Fen ve Mühendislik Bilimleri Araştırma ve Yayın Etiği Kurulunca üç farklı üniversitenin alanında uzman öğretim üyesinden etik inceleme raporu talep edildiği, bu konuda görevlendirilen öğretim üyeleri tarafından düzenlenen bilirkişi raporlarında davacı hakkındaki iddianın doğrulandığı, alınan bilirkişi raporlarının hepsinin birleştiği ortak görüşün TÜBİTAK Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu tarafından ortaya konulan "aşırma" olarak tanımlanan görüş ile aynı olduğu, iddiaya ilişkin davacının alınan ifadesinde, atıf yapılmamasının bilinçli olarak gerçekleşmediği belirtilmekte ise de fiilin ortaya çıktığının anlaşıldığı, davacının 2547 sayılı Kanun'un 53/b-5 maddesinde yer alan "Akademik bir kadroya bir daha atanmamak üzere üniversite öğretim mesleğinden çıkarmadır. Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektiren fiil, başkalarının özgün fikirlerini, metotlarını, verilerini veya eserlerini bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendi eseri gibi göstermektir." hükmü gereğince üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası ile cezalandırılması gerektiği, ancak, alınan sicil özetinde geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmalarının olumlu olduğu ve makalenin yayımlandığı saygın derginin de bu tür olaylara zemin hazırlamamak adına makalenin yayımdan önce intihal taraması yapmadığı anlaşıldığından, 2547 sayılı Kanun'un 53/D maddesi gereğince bir alt ceza olan bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırılması gerektiğinin belirtildiği, Rektörlükçe soruşturma dosyasının 12/04/2018 tarihinde Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına gönderildiği, 20/09/2018 tarihinde Yükseköğretim Disiplin Kurulu nezdinde davacının sözlü savunmasını verdiği, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca dosyanın Yüksek Disiplin Kuruluna tevdi edildiği, Yüksek Disiplin Kurulunun yapmış olduğu incelemeler sonucunda; davacının kendisinin olmayan makalelerde atıfta bulunmadan alıntılar yapmak suretiyle etik ihlalinde bulunduğu ve "başkalarının fikirlerini, metotlarını, verilerini veya eserlerini bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendi eseri gibi göstermek" disiplin suçunu işlediği hususlarının bilirkişi incelemeleri ile de sabit olduğu, söz konusu fiilin üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektirdiği, fiilin niteliği itibarıyla 2547 sayılı Kanun'un 53/D maddesinde yer alan "iyi hal" hükmünün uygulanmasına imkan bulunmadığı sonucuna varılarak, davacının 2547 sayılı Kanun'un 53/b-5 maddesi uyarınca üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası ile cezalandırılması üzerine bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı, Uyuşmazlığın özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle Mahkemelerinin 21/02/2019 tarihli ara kararı ile dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, re'sen seçilen bilirkişiler … Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. …, Mühendislik Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. … ve Fen Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. … tarafından düzenlenen 25/04/2019 kayıt tarihli bilirkişi raporunda; Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile taraf beyanları, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu, Üniversitelerarası Kurul Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi, TÜBİTAK Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu Yönetmeliği, ilgili diğer mevzuat, uluslararası akademik kriterler, diğer objektif kriterler ve Bilirkişi Heyetimizin değerlendirmeleri birlikte ele alındığında, Davacı …’ın “…” künyeli makalesinde intihal yaptığı, buna göre fiiline uyan düzenlemenin 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53/b-5 maddesinde öngörülen “Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma” cezası ile cezalandırılması gerektiği, Ancak dava konusu yayında içerik olarak alıntı yapılan makalelerden farklılıkların olduğu, makalenin yayımlandığı derginin de intihal taraması yapmadığı bunun yanında dosyada mevcut geçmiş hizmetleri sırasındaki olumlu çalışmaları, aldığı ödül ve başarı belgeleri dikkate alındığında, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53/D maddesi gereğince bir alt cezanın verilebileceği, yine aynı Kanunun 53/b-4 maddesine göre fiilin ağırlık derecesi dikkate alındığında “3 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması” cezası verilebileceği ortak görüş ve kanaatine varılmıştır." yönünde ortak görüş belirtildiği, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile Prof. Dr. … tarafından hazırlanan 31/10/2016 tarihli raporda yer alan görüşler, davalı … Üniversitesince görevlendirilen Prof. Dr. …, Prof. Dr. …, Prof. Dr. … ve Prof. Dr. … tarafından hazırlanan 07/06/2017, 22/06/2017 ve 06/11/2017 tarihli bilirkişi raporlarında yer alan görüş ve kanaatler, soruşturmacı tarafından düzenlenen rapor ve Mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde; davacının "…" künyeli makalesinde intihal yaptığı hususunun sabit olduğu, 2547 sayılı Kanun'un 53/b-5 maddesindeki başkalarının özgün fikirlerini, metotlarını, verilerini veya eserlerini bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendi eseri gibi göstermek fiilini işlediği sabit olan davacıya, bu fiilinin karşılığı olarak maddede düzenlenmiş olan üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasının, atamaya yetkili amirin teklifi üzerine yetkili kurul tarafından verildiği, Her ne kadar, davacı tarafından soruşturma ve ceza zamanaşımı sürelerinin ihlal edildiği ve savunmasının alınmadığı ileri sürülmekte ise de; soruşturma kapsamında davacının 05/03/2018 tarihinde yazılı savunmasının alındığı, 20/09/2018 tarihinde de Yükseköğretim Disiplin Kurulu nezdinde sözlü savunmasını verdiğinin görüldüğü, davacıya ait makalenin 01/01/2015 tarihinde yayımlandığı, TÜBİTAK Araştırma ve Yayın Etiği Kurulunca etik ihlalin tespit edilmesi üzerine 13/07/2016 tarihli yazı ile konuyla ilgili işlem yapılmak üzere davalı … Üniversitesine durumun bildirildiği, bunun üzerine davalı Üniversite tarafından 27/07/2016 tarihinde Prof. Dr. …'ten görüş istenilerek konuyla ilgili kısa süre içerisinde durumun araştırılması için işlemlerin başlatıldığı, devam eden süreçte Fen ve Mühendislik Bilimleri Araştırma ve Yayın Etiği Kurulunca görevlendirilen öğretim üyeleri tarafından hazırlanan bilirkişi raporlarının Üniversiteye gönderildiği, en son bilirkişi raporunun 06/11/2017 tarihinde davalı Üniversiteye gönderildiği, dolayısıyla davalı Üniversitenin intihal yapıldığını öğrendiği tarihin 06/11/2017 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, anılan tarihten itibaren soruşturmaya başlama süresi olan altı aydan daha kısa bir süre sonra 20/02/2018 tarihinde soruşturmacı görevlendirilmek suretiyle soruşturmaya başlanıldığı ve soruşturmanın 04/04/2018 tarihinde tamamlandığı hususları dikkate alındığında; soruşturmanın usulüne uygun olarak yürütüldüğü, soruşturma ve ceza zamanaşımından söz edilemeyeceğinin anlaşıldığı, Bu durumda, davacının anılan fiili nedeniyle 2547 sayılı Kanun'un 53/b-5 maddesi uyarınca üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, Öte yandan, disiplin soruşturma raporu ile bilirkişi raporunda bir alt ceza uygulaması yapılarak kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilebileceği yönünde kanaatlere yer verilmiş ve davacı tarafından da bir alt cezanın verilip verilmeyeceğinin tartışılmadığı, takdir yetkisi kullanılırken geçmiş hizmetleri ve sicil durumu ile ilgili değerlendirme yapılmadığı ileri sürülmüş ise de; 2547 sayılı Kanun'un 53/D maddesinin 3. fıkrasında, geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alanlara bir derece hafif olan disiplin cezasını uygulamak konusunda idareye takdir hakkı tanındığı, söz konusu yetkinin kullanılması açısından idarenin yargı kararıyla yönlendirilmesine veya takdir hakkına müdahale edilmesine hukuken olanak bulunmadığı ve davacının fiilinin ağırlığı dikkate alındığında takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olarak kullanıldığından da bahsedilemeyeceği anlaşıldığından, davacının bu iddiasına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 30/06/2021 tarih ve E:2020/3830, K:2021/3483 sayılı kararıyla; 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinin (b) fıkrasının (5) numaralı alt bendi ile 53/D maddesinde yer alan kurallar aktarılarak, Takdir yetkisinin, temel amacının faaliyetlerinde kamu yararını gerçekleştirmek olan idarenin belli bir konuda karar alıp almama yahut karar alma hususunda birden fazla seçenek arasında seçim yapma serbestisine sahip olması şeklinde tanımlandığı, idarenin takdir yetkisinin yargı denetimine tabi olduğu hususunun İdare Hukukunun bilinen ilkelerinden olduğu, 2547 sayılı Kanun'da alt ceza uygulanması konusunda idarelere takdir yetkisinin verildiğinin tartışmasız olduğu, ancak bu takdir hakkı kullanılırken, olayın oluş şekli ve işleniş biçimi ile ağırlık derecesine göre alt ceza uygulanıp uygulanmamasına karar verilmesi gerektiği, dolayısıyla, bu takdir hakkının yerinde kullanılıp kullanılmadığının tespitinin Mahkemelerce yapılması gerektiği, Dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporlarının incelenmesinden, davacının dergide yayınlamış olduğu makalesinde intihal eylemini gerçekleştirdiğinin kabulü ile birlikte; daha önceki çalışmalarının ve sicilinin olumlu olması ve soruşturmacının da alt ceza uygulanması gerektiğine yönelik görüşü dikkate alındığında, davacıya iyi hal indiriminin uygulanması gerektiği sonucuna varıldığı, dolayısıyla davacıya iyi hal indirimi yapılmayarak bir alt ceza uygulanmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, Bu itibarla, davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 2547 sayılı Kanun'da bir alt ceza uygulanması konusunda idarelere takdir yetkisi verildiği, ancak bu takdir hakkı kullanılırken, olayın oluş şekli ve işleniş biçimi ile ağırlık derecesine göre alt ceza uygulanıp uygulanmamasına karar verilmesi gerektiği, dolayısıyla, bu takdir hakkının yerinde kullanılıp kullanılmadığının tespitinin yargı yerince yapılması gerektiği, bakılan davada da, dava konusu işlemde, 2547 sayılı Kanun'un 53/D maddesi uyarınca değerlendirme yapılarak alt ceza uygulaması konusunda sonuca varıldığı, İdare Mahkemesi kararında da, söz konusu takdir hakkı hususunda değerlendirme yapılarak hukuka aykırılık bulunmadığı noktasında gerekçe oluşturulduğunun anlaşıldığı, Dairelerince yeniden yapılan istinaf incelemesinde de, tüm bu hususlar ile davacının disiplin cezasına konu fiilinin niteliği ve ağırlığı tekrar dikkate alındığında, davacıya iyi hal indirimi yapılmayarak bir alt ceza uygulanmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde ve İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna yeniden varıldığı gerekçesi eklenmek suretiyle davacının istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, TÜBİTAK tarafından intihal bildiriminin yapıldığı 13/04/2016 tarihinde davalı Üniversitenin eylemden haberdar olduğu, davalı Üniversite tarafından TÜBİTAK'a gönderilen 06/06/2016 tarihli yazıda, kendisi hakkında yapılacak işlemlere esas olmak üzere gerekli bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği, bu yazı tarihinin öğrenme tarihi olarak kabul edilmesi halinde dahi 20/02/2018 tarihinde başlatılan soruşturmada, altı aylık soruşturma zamanaşımı süresinin dolduğu, Üniversitenin Fen ve Mühendislik Bilimleri Araştırma ve Yayın Etiği Kurulunca savunma hakkının kullandırılmadığı, idarenin takdir yetkisinin mutlak ve sınırsız olmadığı, kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun kullanılıp kullanılmadığı yönünden yargı denetimine tabi olduğu, davalı idarenin takdir yetkisini kullanırken geçmiş hizmetlerini, sicil durumunu ve başarılarını değerlendirmediği, Anayasal bir ilke olan ölçülülük ilkesinin ihlal edilmesi suretiyle bir alt ceza uygulanmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile İzmir Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava daireleri ile bölge idare mahkemelerinin temyize tabi kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının ONANMASINA, 3. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, 4. Bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 24/03/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinin (b) fıkrasının (5) numaralı alt bendinde "Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma: Akademik bir kadroya bir daha atanmamak üzere üniversite öğretim mesleğinden çıkarmadır. Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektiren fiil, başkalarının özgün fikirlerini, metotlarını, verilerini veya eserlerini bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendi eseri gibi göstermektir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanun'un "Zamanaşımı" başlıklı 53/C maddesinde "Disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme cezalarında bir ay içinde, b) Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin soruşturması açılamaz. Disiplin cezası verilmesini gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektiren fiil açısından altı yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez. Bilimsel bir eserin akademik atama ve terfilerde kullanılması ya da kısmen veya tamamen yeniden yayımlanması hâlinde ikinci fıkrada belirtilen zamanaşımı süreleri yeniden işlemeye başlar. Disiplin cezasının yargı kararıyla iptal edilmesi hâlinde, kararın idareye ulaştığı tarihten itibaren kalan disiplin ceza zamanaşımı süresi içerisinde, zamanaşımı süresinin dolması veya üç aydan daha az süre kalması hâlinde en geç üç ay içerisinde karar gerekçesi dikkate alınarak yeniden disiplin cezası tesis edilebilir." hükmü yer almaktadır. 2547 sayılı Kanun'un 53/C maddesinde, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasında fiilin işlenildiğinin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde disiplin soruşturmasına başlanılması gerektiği, ancak eserin yeniden yayımı yahut akademik atama ve terfilerde kullanılması halinde zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başlayacağı hükme bağlanmıştır. Dosyanın incelenmesinden; … Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, TÜBİTAK Türkiye adresli Uluslararası Bilimsel Yayınları Teşvik Programına (UBYT) "…" künyeli makalesi ile teşvik için başvurduğu, TÜBİTAK Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu (AYEK) tarafından bu makalenin incelenmesi sonucunda makalede "aşırma" tespitinde bulunulduğu ve 2 (iki) yıl süreyle yaptırım uygulanmasına karar verildiği, bu durumun 13/04/2016 tarihli yazı ile davalı Üniversiteye bildirildiği, davalı Üniversite tarafından TÜBİTAK'a gönderilen 06/06/2016 tarihli yazıda, davacı hakkında yapılacak işlemlere esas olmak üzere gerekli bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği, dava konusu disiplin cezasına dayanak teşkil eden disiplin soruşturmasının ise Rektörlüğün … tarih ve … sayılı yazısı ile başlatıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, TÜBİTAK tarafından davalı Üniversiteye gönderilen 13/04/2016 tarihli yazının hangi tarihte Üniversite kaydına girdiği hususu dosyadan anlaşılamamakta ise de, bu yazı üzerine davalı Üniversite tarafından TÜBİTAK'a 06/06/2016 tarihli yazının gönderildiği ve davacı hakkında yapılacak işlemlere esas olmak üzere gerekli bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği anlaşıldığından, davacının fiilinin en geç bu yazı tarihi itibarıyla öğrenildiğinin kabulü gerekmektedir. Diğer taraftan, bu tarihten sonra dava konusu makalenin akademik atama ve terfilerde kullanılması ya da kısmen veya tamamen yeniden yayımlanması gibi bir durumun da söz konusu olmadığı görülmektedir. Bu durumda, 06/06/2016 tarihinden itibaren işlemeye başlayan altı aylık zamanaşımı süresi geçtikten çok sonra 20/02/2018 tarihinde başlatılan disiplin soruşturmasının zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından, 2547 sayılı Kanun'un 53/C maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresine riayet edilmeksizin yapılan disiplin soruşturması sonucunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin temyize konu ısrar kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.

Soruşturma Usulü: Temel Güvenceler

2547 sayılı Kanun'un 53/c-(1) maddesi, soruşturmacı tayininde önemli bir güvence öngörmektedir: öğretim elemanlarından soruşturmacı tayin edilmesi hâlinde bu kişilerin, hakkında soruşturma yapılacak öğretim elemanının akademik unvanına veya daha üst akademik unvana sahip olmaları şarttır.

Son soruşturmanın açılıp açılmamasına karar verecek kurullar, 2547 sayılı Kanun'un 53/c-(3) maddesi gereğince üye tam sayısıyla toplanır. İlk soruşturmayı yapmış olan üyeler ile haklarında karar verilecek üyeler bu kurullara katılamaz; eksiklikler yedek üyelerle tamamlanır. Öğretim elemanları, fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreterleri hakkında ise üniversite yönetim kurulu üyeleri arasından oluşturulacak üç kişilik kurul karar verir.

Diğer kurullarca verilen lüzum-u muhakeme kararına ilgililerce yapılacak itiraz ile men-i muhakeme kararları kendiliğinden Danıştay 2. Dairesince incelenerek karara bağlanır. Değişik statüdeki kişilerin birlikte suç işlemeleri hâlinde soruşturma usulü ve yetkili yargılama mercii, görev bakımından üst dereceliye göre belirlenir.

İdeolojik amaçlı suçlar, öğrenme ve öğretme özgürlüğünü kısıtlayan boykot, işgal, engelleme ile bunları teşvik ve tahrik niteliğindeki eylemler ve ağır cezayı gerektiren suçüstü hâllerinde 2547 sayılı Kanun'un 53/c-(7) maddesince yukarıda açıklanan özel soruşturma usulleri uygulanmaz; bu hâllerde kovuşturmayı Cumhuriyet Savcısı doğrudan yürütür.

Savunma Hakkı ve Soruşturma Dosyası

Disiplin soruşturması sürecinde personele savunmasını hazırlayabilmesi için süre tanınması zorunludur; bu sürenin en az yedi gün olması gerektiği belirtilmektedir. Savunma istem yazısında personelin hangi fiille suçlandığı ve disiplin mevzuatının hangi maddesine dayanıldığı açıkça gösterilmelidir. Soruşturulan personelin soruşturma dosyasını inceleme hakkı da bulunmaktadır. Bu kurallara ilişkin kanun maddesi düzeyindeki ayrıntılar tam olarak doğrulanamamaktadır; bu nedenle söz konusu güvenceler ihtiyatla aktarılmaktadır.

Karar Aşaması: Ölçülülük ve İyi Hal İndirimi

İdare disiplin cezası belirlerken sınırsız takdir yetkisine sahip değildir; fiil ile ceza arasında ölçülülük bulunması gerektiği kabul edilmektedir. 2547 sayılı Kanun'un 53/D maddesi, geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alanlara bir derece hafif olan disiplin cezasının uygulanması konusunda idareye takdir hakkı tanımaktadır. Bu takdir yetkisinin kullanımında yargı denetimi; yetkinin hukuka, eşitlik ilkesine ve kamu yararına uygun olup olmadığıyla sınırlıdır. Fiilin ağırlığına göre alt ceza uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirmesinde idarenin fiili dikkate alarak farklı sonuçlara ulaşabileceği Danıştay içtihadında da tartışılmıştır.

Danıştay 8. Daire, E. 2023/5917, K. 2025/201Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2023/5917 E.  ,  2025/201 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/5917 Karar No : 2025/201 DAVACI: … VEKİLİ: Av. … DAVALILAR : 1- … Kurulu Başkanlığı VEKİLİ : Av. … 2- … Kurul Başkanlığı VEKİLLERİ : Av. … DAVANIN KONUSU :Doçentlik Başvuru Şartlarına Yönelik Yükseköğretim Genel Kurulu’nun 15/06/2023 tarih ve 2023.10.183 sayılı kararında (17/08/2023 tarih ve 12 sayılı oturumunda alınan karar ile güncellenen) Sağlık Bilimleri Temel Alanından yapılacak başvurularda eğitim öğretim faaliyetleri kapsamında 4 Dönem (2 Yıl) ders vermiş olmak şeklinde getirilen kriterin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI :Davacı tarafından, tıp doktoru olduğu, getirilen düzenleme ile sadece Tıp Fakültesinde değil herhangi bir fakültenin herhangi bir bölümünde 2 yıl ders vermiş olmanın yeterli olacağı, bu nedenle düzenlemenin doçentlik alanı ile ilgili gelişimi hedeflemediği, akademik kadro ve unvanların birbirinden farklı kavramlar olduğu, unvan almanın kadro şartına bağlanamayacağı, düzenleme ile çalıştığı işi bırakarak 2 yıl düşük miktarda ücretle çalışmak zorunda bırakılacağı, yapılan değişikliğin Mart 2024 dönemi Doçentlik Başvurularında geçerli olması nedeniyle, düzenlemenin ilanı ile ilk başvuru tarihi arasında 2 yıl ders verme şartının fiilen sağlanmasının imkânsız olduğu, bu nedenle düzenlemenin hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir. DAVALI İDARELERİN SAVUNMASI : Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının Savunması : Usule ilişkin davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır. Esasa ilişkin ise; akademik unvana sahip olanların sadece bilimsel araştırma değil eğitim – öğretim faaliyeti de yürüttüğü, eğitim ve öğretim faaliyetinin de öncelikli ders anlatmayı kapsadığı, akademik unvanların gerektirdiği yükümlülükler arasında ders anlatmanın olduğu, özellikle mesleği akademisyenlik olmayıp lisansüstü eğitimini tamamlayan kişilerin, belli bir akademik tecrübe ve birikime sahip olmadan, üniversitede çalışmadan, yeterli ders verme ve araştırma yapma imkânına sahip olamadan doçentlik unvanı başvurusunda bulundukları, dava konusu düzenleme ile adayların asgari akademik tecrübeye sahip olmalarının amaçlandığı, düzenlemenin üst hukuk normlarına ve hukuka uygun olduğu savunulmaktadır. Üniversitelerarası Kurul Başkanlığının Savunması : Dava konusu düzenlemenin uzun bilimsel çalışmalar sonucu bilimsel kaliteyi artırmak amacıyla getirildiği, doçent unvanına sahip olan kişilerin sadece bilimsel araştırma faaliyeti değil, eğitim – öğretim faaliyeti de yürüttüğü, eğitim ve öğretim faaliyetinin öncelikle ders anlatmayı kapsayan bir alan olduğu, 2547 sayılı Kanun’un “Unvanların korunması” başlıklı 29. maddesi gereğince doçent adaylarının doçent oldukları takdirde, unvanlarını kullanmalarının ancak yükseköğretim kurumlarında fiilen 2 yıl görev yapmaları halinde mümkün olduğu, düzenlemenin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ :… DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : … DÜŞÜNCESİ : Dava; Doçentlik Başvuru Şartlarına Yönelik Yükseköğretim Genel Kurulu’nun 15/06/2023 tarih ve 2023.10.183 sayılı kararında (17/08/2023 tarih ve 12 sayılı oturumunda alınan karar ile güncellenen) Sağlık Bilimleri Temel Alanından yapılacak başvurularda eğitim öğretim faaliyetleri kapsamında 4 Dönem (2 Yıl) ders vermiş olmak şeklinde getirilen kriterin iptali istemiyle açılmıştır. Kamu idareleri, kendi görev alanlarını ilgilendiren konularda düzenleyici işlemler çıkarma yetkisine sahiptirler. Hatta bu düzenleyici işlemleri de günün koşullarına ve kamu hizmetlerinin özelliklerine göre yeniden düzenleme ve değiştirme yetkisine sahiptirler. Temel amacı faaliyetlerinde kamu yararını gerçekleştirmek olan idarenin, belli bir konuda karar alıp almama hususunda takdir yetkisine sahip olduğu tartışmasızdır. Düzenleyici işlemler bakımından idareye bu konuda yetki veren üst normlarda düzenlemenin içeriği itibarıyla belli bir sınır çizilmemesi durumunda, idarenin takdir yetkisi söz konusu olmaktadır. Kendisine düzenleme yapma yetkisi tanınan idarece, düzenlemenin içeriğini belirleme konusundaki takdir yetkisinin Anayasa ve diğer üst normların çizdiği sınırlar içerisinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütleri gözetilerek kullanılması gerekmektedir. Üniversitelerde profesör, doçent ve doktor öğretim üyeleri; bilimsel araştırma yapan, yaptıran, alanında ders veren ve öğrenci yetiştiren bilim insanları olup, bu unvanlara sahip olanlar, salt bilimsel araştırma faaliyeti değil, eğitim öğretim faaliyetlerini de yürütmektedirler. Akademik anlamda eğitim öğretim faaliyeti ise salt lisanüstü çalışma yaparak değil,belli bir birikim ve tecrübeyi de kapsamakta, bu birikim ve tecrübe de ders olarak anlatılmakla taçlanmaktadır. Öte yandan; doçentlik unvanı için ders anlatma koşulunun istenmemesi halinde, özellikle mesleği akademisyenlik olmayan, ancak lisanüstü eğitimini tamamlayarak doktorasını tamamlayan kişilerin belli bir akademik birikim ve tecrübeye sahip olmadan ,üniversite ortamında çalışmadan, yeterli ders verme, araştırma yapma imkanına sahip olmadan doçentlik unvanı için başvuruda bulunmaları ve akabinde doçent olmaları sonucunu da doğuracaktır. Bu nedenle; doçent unvanını taşıyan kişinin,bu unvanı aldığı bilim alanında hem ders anlatmada hem de araştırma yapma ve yaptırmada belli bir yetkinliğe sahip olan kişi olarak kabul edildiği göz önünde bulundurulduğunda, iş bu davaya konu olan doçentlik başvuru şartlarındaki değişiklik ile doçentlik başvurusunda bulunacak adaylarda asgari akademik tecrübe birikimine sahip olmaları amaçlanarak, akademik üretimde bilimsel nitelik ve kaliteyi artırmaya ve liyakatli personeli göreve getirmeye yönelik düzenleme yapılmış olduğu sonucuna varılarak, bu düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu da kuşkusuzdur. Açıklanan nedenlerle, davanın reddinin gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 29/01/2025 tarihinde, davacı vekili Av. …'nın ve davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı vekili Av…. ile davalı Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı Av. …'in geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ SÜREÇ : Doçentlik Başvuru Şartlarına Yönelik Yükseköğretim Genel Kurulu’nun 15/06/2023 tarih ve 2023.10.183 sayılı kararı ile (17/08/2023 tarih ve 12 sayılı oturumunda alınan karar ile güncellenen) Sağlık Bilimleri Temel Alanından yapılacak başvurularda eğitim öğretim faaliyetleri kapsamında 4 Dönem (2 Yıl) ders vermiş olmak şeklinde düzenleme yapılmıştır. Davacı tarafından; anılan düzenlemenin, doçentlik başvurusunda bulunacak adayların başvurmasını imkansız hale getirmeyi amaçladığı, imkan ve fırsat eşitliğini yok saydığı, eşitlik ilkesine ve ayrımcılık yasağına aykırı olduğu iddia edilerek iptaline karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: Davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın usule yönelik iddiası kabul edilmeyerek işin esası incelendi: ESAS YÖNÜNDEN: İLGİLİ MEVZUAT: 2547 sayılı Kanun’un “Yükseköğretim Kurulu” başlıklı 6. maddesinde – (Değişik: 2/12/1987 – KHK – 301/1 md.) a. Yükseköğretim Kurulu, tüm yükseköğretimi düzenleyen ve yükseköğretim kurumlarının faaliyetlerine yön veren, bu kanunla kendisine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip, bir kuruluştur. Yükseköğretim Kuruluna; Yükseköğretim Denetleme Kurulu ile gerekli planlama, araştırma, geliştirme, değerlendirme, bütçe, yatırım ve koordinasyon faaliyetleri ile ilgili birimler bağlıdır.” hükmüne; “Yükseköğretim Kurulunun görevleri” başlıklı 7.maddesi – (Değişik: 17/8/1983 – 2880/3 md.) Yükseköğretim Kurulunun görevleri; a) Yükseköğretim kurumlarının bu Kanunda belirlenen amaç, hedef ve ilkeler doğrultusunda kurulması, geliştirilmesi, eğitim – öğretim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi ve yükseköğretim alanlarının ihtiyaç duyduğu öğretim elemanlarının yurt içinde ve yurt dışında yetiştirilmesi için kısa ve uzun vadeli planlar hazırlamak, üniversitelere tahsis edilen kaynakların, bu plan ve programlar çerçevesinde etkili bir biçimde kullanılmasını gözetim ve denetim altında bulundurmak, b) Yükseköğretim kurumları arasında bu Kanunda belirlenen amaç, ilke ve hedefler doğrultusunda birleştirici, bütünleştirici, sürekli, ahenkli ve geliştirici işbirliği ve koordinasyonu sağlamak,” hükmüne; “Üniversitelerarası Kurul” başlıklı 11.maddesinde "(3) Üniversitelerin tümünü ilgilendiren eğitim – öğretim, bilimsel araştırma ve yayım faaliyetleri ile ilgili yönetmelikleri hazırlamak veya görüş bildirmek" hükmü yer almıştır. 2547 sayılı Kanun'un "Doçentlik ve atama" başlıklı 24. maddesinde; a) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılır. Doçentlik başvuruları için aşağıdaki şartlar aranır: (1) Bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak. (2) Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olmak; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması halinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermek.(3) Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak. b) Üniversitelerarası Kurul, adayın başvurduğu bilim veya sanat dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit eder. İlgili bilim veya sanat dalında yeterli öğretim üyesinin bulunmaması halinde, jüri üç üye ile teşkil edilebilir. Doçentlik sınav jürisinde yer alan asıl ve yedek üyeler, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurula gönderirler. Asıl üyelerin hukuken geçerli bir mazerete dayalı olarak raporunu verememesi halinde, yedek üyelerin raporları, sırasına göre değerlendirmeye esas alınır. (Değişik cümle: 15/4/2020-7243/2 md.) Jüri üyelikleri, jüri, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu ilgililere elektronik ortamda erişime açılır ve bu bilgiler, erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. c) Üniversitelerarası Kurulca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verilir. ç) Doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. d) Yükseköğretim kurumları, doçent kadrosuna atama için, doçentlik unvanına sahip olmanın yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim veya sanat disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Yükseköğretim kurumlarının belirlediği ek koşullar arasında sözlü sınavın yer alması halinde bu sınav Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulacak jürilerce yapılır. e) Doçentlik unvanına sahip olanlar yükseköğretim kurumları tarafından ilan edilen doçent kadrolarına başvurur. Doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından, varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar." hükümlerine yer verilmiştir. Aynı Kanunun “Unvanların korunması” başlıklı 29. maddesinde ise "Öğretim üyeleri, bu kanunda yazılı hükümler dışında kazanmış oldukları akademik unvanlardan yoksun bırakılamazlar. Başka bir işe geçmek, emekli olmak veya çekilmek ya da işten çekilmiş sayılmak yoluyla öğretim görevinden ayrılanlar, akademik unvanlarını taşıyabilirler. Ancak profesörlük, doçentlik veya doktor öğretim üyesi unvanlarını kazananlar her unvan dönemi içinde yükseköğretim kurumlarında fiilen iki yıl görev yapmadıkları takdirde yükseköğretim kurumları dışındaki çalışmalarında bu unvanı kullanamazlar." hükmüne; “Yönetmelikler” başlıklı 65. maddesinde de "a. Aşağıdaki hususlar Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir: … (4) Bu kanun kapsamındaki yükseköğretim kurumlarında doktor öğretim üyeliğine, doçentlik ve profesörlüğe yükseltilme ve atanma işlemleri” hükmüne yer verilmiştir. 15/04/2018 tarih ve 30392 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Doçentlik Yönetmeliği'nin 3. maddesinde; "Doçentlik değerlendirmesi, Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen bilim/sanat alanlarında adayın akademik yayın ve çalışmalarının incelenmesi çerçevesinde yapılır. Bilim/sanat alanlarındaki güncellemeler izleyen dönemde, doçentlik kriterlerindeki güncellemeler ise kabul edildikleri tarihten sonraki ikinci doçentlik başvuru döneminde uygulanır." hükmüne; "Başvuru zamanı, şartları ve usulleri başlıklı" 4. maddesinde "c) Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek asgari sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak" düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yükseköğretim Genel Kurulu’nun 15/06/2023 tarih ve 2023.10.183 sayılı kararı ile (17/08/2023 tarih ve 12 sayılı oturumunda alınan karar ile güncellenen) "Doçentlik Başvuru Kriterlerinde" yapılan düzenleme ile Sağlık Bilimleri Temel Alanından yapılacak başvurularda eğitim – öğretim faaliyetleri kapsamında doçent adaylarının doçentlik başvurusu yapabilmesi için, onüç (13) başlık halinde sayılan kriterler içerisinde beyan edilen eserlerin ve akademik faaliyetlerin başvuruda bulunan bilim alanı ile ilgili olması ve bu çalışmalardan en az doksan (90) puanın doktora unvanının alınmasından sonra gerçekleştirilen çalışmalardan ("3. Lisansüstü Tezlerden Üretilmiş Yayın" başlığından alınan puanlar hariç) elde edilmiş olması kaydıyla asgari yüz (100) puanın sağlanmış olması gerektiği belirtilmiş, "9. Eğitim – Öğretim" başlığı altında ise dönemlik programlarda 4 dönem, yıllık programlarda 2 yıl lisans ya da lisansüstü ders verme şartı getirilmiştir. İdareler, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, hizmet etkinliğinin sağlanması için gerekli önlemleri alma, bu kapsamda mevzuat değişikliği yapma hususunda takdir yetkisine sahiptir. Kamu hizmetlerinin hangi koşullar altında ve nasıl yürütüleceğini önceden saptamak her zaman mümkün olmadığı için, gelişen durumlara ayak uydurmak ve ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla düzenleyici işlemler üzerinde gerekli değişiklikleri yapma hususunda idarelerin takdir yetkisi bulunduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır. İdareye tanınan bu takdir yetkisinin, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmeyeceği de izahtan varestedir. Takdir yetkisinin yargısal denetimi, bu yetkinin hukuka, eşitlik ilkesine ve kamu yararına uygun olup olmadığı ile sınırlıdır. Dosyanın incelenmesinden; Yükseköğretim Genel Kurulu’nun 15/06/2023 tarih ve 2023.10.183 sayılı kararı ile "Doktora veya uzmanlık eğitimini tamamladıktan sonra; a) Dönemlik programlarda dört farklı yarıyılda lisans/lisansüstü dersi vermiş olmak b) Yıllık programlarda iki farklı yılda lisans/lisansüstü dersi vermiş olmak Bu madde kapsamında en az 2 puan almak zorunludur. Bu maddeden en fazla 6 puan alınabilir. Doktora veya eşdeğeri uzmanlık unvanının alınmasından sonra, yükseköğretim kurumlarında en az 2 yıl kadrolu öğretim elemanı olarak görev yapanlar 2 puan almış sayılır." şartının getirildiği, puan değerlerinin ise dönemlik veya yıllık programlarda ders verme açısından her biri için "1" olarak belirlendiği, akabinde 17/08/2023 tarih ve 2023.12.218 sayılı Genel Kurul kararı ile puan karşılıklarının her biri için ayrı ayrı "2" olarak belirlenmesine karar verildiği, davacı tarafından anılan düzenlemenin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Üniversitelerde görev alan profesör, doçent ve doktor öğretim üyeleri; bilimsel araştırma yapan, yaptıran, alanında ders veren ve öğrenci yetiştiren bilim insanlarıdır. Bu unvanlara sahip olanlar, salt bilimsel araştırma faaliyeti değil, eğitim öğretim faaliyetlerini de yürütmektedirler. Akademik anlamda eğitim öğretim faaliyeti ise salt lisanüstü çalışma yaparak değil,belli bir birikim ve tecrübeyi de kapsamaktadır. Bununla birlikte; özellikle mesleği akademisyenlik olmayan, ancak lisanüstü eğitimini tamamlayarak doktorasını tamamlayan kişilerin belli bir akademik birikim ve tecrübeye sahip olmadan, üniversite ortamında çalışmadan, yeterli ders verme, araştırma yapma imkânına sahip olmadan doçentlik unvanı için başvuruda bulunmaları ve akabinde doçent olmaları sonucu da doğabilmektedir. Üniversitelerin doçentlik kadrolarına atanma, görevde yükselme usulüne değil açıktan atanma usulüne tabiidir. Söz konusu kadroya atanma için gerekli olan yöntem 2547 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatta gösterilmiştir. Bu nedenle üniversitelerin akademik kadrolarında görev almak isteyen doçent unvanlı kişilerin diğer şartları da taşımaları halinde akademik kadrolara atanabilecekleri açıktır. Üniversitelerde çalışan akademisyenlerin araştırma, bilimsel faaliyette bulunmaları esas olmakla birlikte; birer eğitim merkezi konumunda olan bu kurumların hem lisans hem de lisansüstü öğrenci yetiştirmeleri de gerekmektedir. Bu nedenle; asgari akademik tecrübe birikimine sahip olmaları amaçlanarak, akademik üretimde bilimsel nitelik ve kaliteyi artırmaya ve liyakatli personeli göreve getirmeye yönelik düzenleme yapılmış olduğu sonucuna varılarak, bu düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu, düzenlemenin takdir yetkisi sınırları dahilinde kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek yapıldığı anlaşılmaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam…-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 29/01/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulunun 15/06/2023 tarih ve 10 sayılı oturumunda alınan 2023.10.183 sayılı kararı ile kabul edilen Doçentlik Başvuru Şartları'nın Sağlık Bilimleri Temel Alanı kısmında, bu temel alandan doçentliğe başvuracak adaylardan istenilen bilimsel yayın ve çalışmalar 13 başlık halinde sayılarak bu çalışmalara verilecek puanlar belirlenmiş ve söz konusu çalışmalardan en az doksan (90) puanın doktora unvanının alınmasından sonra gerçekleştirilen çalışmalardan ("3. Lisansüstü Tezlerden Üretilmiş Yayın" başlığından alınan puanlar hariç) elde edilmiş olması kaydıyla asgari yüz (100) puanın sağlanmış olması gerektiği belirtilmiştir. Sağlık Bilimleri Temel Alanının "9. Eğitim-Öğretim" başlıklı maddesinde ise, doktora veya uzmanlık eğitimi aldıktan sonra dönemlik programlarda dört yarıyıl lisans/lisansüstü ders vermenin karşılığı 1 puan, yıllık programlarda iki yıl lisans/lisansüstü ders vermenin karşılığı 1 puan olarak belirlenmiş ve bu madde kapsamında en az 2 puan almanın zorunlu olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla, Sağlık Bilimleri Temel Alanından doçentliğe başvuracak adayların bu madde kapsamında 2 puan şartını sağlayabilmeleri için dönemlik programlarda sekiz yarıyıl veya yıllık programlarda dört yıl lisans ya da lisansüstü ders vermeleri zorunlu tutulmuştur. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulunun 17/08/2023 tarih ve 12 sayılı oturumunda alınan 2023.12.218 sayılı kararı ile de, Sağlık Bilimleri Temel Alanının "9. Eğitim-Öğretim" başlıklı maddesi değiştirilmiş ve dava konusu halini almıştır. Düzenlemenin dava konusu halinde, dönemlik programlarda dört yarıyıl lisans/lisansüstü ders vermenin karşılığı 2 puan, yıllık programlarda iki yıl lisans/lisansüstü ders vermenin karşılığı 2 puan olarak belirlenmiş, bu madde kapsamında en az 2 puan almanın zorunlu olduğu belirtilmiştir. Böylece, Sağlık Bilimleri Temel Alanından doçentliğe başvuracak adayların bu madde kapsamında 2 puan şartını sağlayabilmeleri için dönemlik programlarda dört yarıyıl veya yıllık programlarda iki yıl lisans ya da lisansüstü ders vermeleri zorunlu hale gelmiştir. Söz konusu düzenlemenin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulunun 15/06/2023 tarih ve 10 sayılı oturumunda alınan 2023.10.183 sayılı kararı ile değiştirilmeden önceki halinde, bir dönem yüksek lisans, doktora veya doktoraya eşdeğer uzmanlık dersi vermenin karşılığı 3 puan, bir dönem önlisans veya lisans dersi vermenin karşılığı 2 puan olarak belirlendiği ve bu madde kapsamında en az 2 puan almanın zorunlu tutulduğu görüldüğünden, ders verme şartını sağlayabilmek için bir dönem önlisans veya lisans dersi vermenin yeterli olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından; eski düzenlemedeki bir dönem ders verme şartının dava konusu düzenleme ile dönemlik programlarda dört dönem veya yıllık programlarda iki yıl ders verme şeklinde değiştirilmesi nedeniyle yükseköğretim kurumlarında kadrolu olarak görev yapmayan adayların doçentliğe başvurmasının fiilen engellendiği ileri sürülmektedir. Yükseköğretim kurumlarında kadrolu olarak görev yapan adaylar, kurumlarında iki yıl görev yapmaları halinde ders verme şartını sağlarken, Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde çalışan uzman hekimlerin kurumlarındaki faaliyetlerinin ders verme yükümlüğüne karşılık gelmediği ve bu şartı sağlayabilmeleri için herhangi bir devlet ya da vakıf üniversitesinde görevlendirme yoluyla dört dönem veya iki yıl ders vermeleri gerektiği anlaşılmaktadır. Bu adaylar tarafından ders verilecek bir üniversitenin bulunamaması veya Bakanlıkça görevlendirmenin yapılmaması halinde ise bu şartın sağlanamayacağı, dolayısıyla da doçentliğe başvuru yapılamayacağı görülmektedir. Ayrıca, özel hastane, özel sağlık kuruluşları veya kendi özel muayenehanesinde çalışan uzman hekimler yönünden de benzer durumların geçerli olduğu açıktır. Bu nedenle, doçentlik başvuru şartları arasında yer alan ders verme şartının yükseköğretim kurumlarında kadrolu olarak görev yapmayan adaylar aleyhine zorlaştırıldığı anlaşılmaktadır. İdari işlemlerin bir sebebe ve gerekçeye dayalı olması hukukun genel ilkelerinden olup, bu ilke genel anlamda düzenleme veya işlem tesis eden idareyi, uyguladığı ve düzenleme yaptığı alanda, doğru ve anlamlı olgular ortaya koymaya ve bilimsel gerekçeleri tespit etmek suretiyle, bilimsel gerekçelere uygun hareket etmeye zorlar. Uyuşmazlıkta; davalı idarece, dava konusu düzenlemenin amacının akademik unvanın niteliğinin artırılması ve kalitenin yükseltilmesi olduğu belirtilmekte ise de, söz konusu düzenlemenin bilimsel gerekçesinin ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulunun 15/06/2023 tarih ve 10 sayılı oturumunda alınan 2023.10.183 sayılı kararı ile kabul edilen Doçentlik Başvuru Şartları'ndaki Sağlık Bilimleri Temel Alanından yapılacak başvurularda eğitim – öğretim faaliyetleri kapsamında 4 dönem (2 yıl) ders vermiş olmak şeklinde getirilen kriterde hukuka uygunluk görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği görüşü ile karşı yönde oluşan çoğunluk kararına katılmamaktayız.

Disiplin Kurulunda Akademik Hiyerarşi

Disiplin kurulunun oluşumunda akademik hiyerarşinin korunması gerekmektedir. 2547 sayılı Kanun'un 53/c-(1) maddesindeki soruşturmacı unvan şartı bu ilkenin somut bir yansımasıdır: hakkında soruşturma yapılacak öğretim elemanından daha düşük akademik unvana sahip kişilerin soruşturmacı olarak tayin edilmesi mümkün değildir.

Cezai Yargılama ile İdari Soruşturmanın İlişkisi

Adli soruşturma ile idari disiplin soruşturması birbirinden bağımsız yürütülür. Ceza mahkemesinde verilen beraat kararı, disiplin soruşturmasını kendiliğinden sona erdirmez. Benzer biçimde aynı fiil nedeniyle Türk Ceza Kanunu kapsamında yargılama sürmekte iken idari disiplin süreci de devam edebilir. Bu ilkenin kanun maddesi düzeyindeki dayanağı doğrulanamamaktadır; uygulamada bu yönde genel bir kabul bulunduğu belirtilmektedir.

Soruşturma İstifa ve Emeklilik Hâlinde Devam Eder

Başlatılmış olan disiplin soruşturması, personelin istifa etmesi hâlinde de sonuçlandırılır ve disiplin kararı sicile işlenir. Emeklilik talebinde bulunmak da devam eden soruşturmayı durdurmaz; soruşturma sürecinde ve sonrasında mevzuata göre çeşitli özlük sonuçları doğabilmektedir. Bu kuralların kanun maddesi düzeyindeki dayanağı doğrulanamamaktadır.

Özel Kovuşturma İzni

3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar için kovuşturma izni, 2547 sayılı Kanun'un 53/c-(6) maddesi uyarınca farklı makamlara aittir. YÖK üyeleri ve YÖK Denetleme Kurulu başkan ve üyeleri ile bu kuruluşların memurları hakkında izin YÖK Başkanından; üniversite yöneticileri ve öğretim elemanları ile memurlar hakkında ise üniversite rektörlerinden alınır.

İtiraz ve Yargısal Denetim

Rektör tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı üniversite disiplin kuruluna itiraz yoluna başvurulabilmektedir. Daha ağır nitelikteki cezalar için ise doğrudan idari yargı yoluna gidilebileceği belirtilmektedir. Bu usul ayrımının kanun maddesi düzeyindeki dayanağı tam olarak doğrulanamamaktadır.

İdari itiraz yoluna başvurulmuş ve itiraz reddedilmişse, ret kararının tebliğinden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilmektedir. İtiraz başvurusu için öngörülen süre ile doğrudan dava açılması hâlinde sürenin hangi tarihten işleyeceği kanun maddesi düzeyinde doğrulanamamaktadır.

İptal davasında yetkili mahkeme, personelin görev yaptığı yerdeki idare mahkemesidir. YÖK merkez teşkilatında görev yapan personel bakımından ise yetkili yer Ankara idare mahkemeleridir. Bu yetki kuralının dayandığı kanun maddesi doğrulanamamaktadır.

Disiplin Cezasının Sicilden Silinmesi

Uyarma ve kınama cezaları için beş yıl, diğer disiplin cezaları için on yıl geçtikten sonra ilgilinin olumlu sicil durumu da değerlendirilerek cezanın sicilden silinmesi talep edilebileceği belirtilmektedir. Bu sürelerin dayandığı kanun maddesi ve silinmenin talebe bağlı mı yoksa başka bir usule mi tabi olduğu doğrulanamamaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Akademik personele hangi disiplin cezaları verilebilir?

2547 sayılı Kanun'un 53/b maddesi kapsamında uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezaları verilebilir.

Soruşturmacı kimler arasından tayin edilebilir?

Öğretim elemanlarından soruşturmacı tayin edilmesi hâlinde, soruşturmacının hakkında soruşturma yapılacak kişinin akademik unvanına veya daha üst bir unvana sahip olması 2547 sayılı Kanun'un 53/c-(1) maddesiyle zorunlu tutulmuştur.

Ceza mahkemesinde beraat edersem disiplin cezasını da ortadan kaldırır mı?

Kural olarak kaldırmaz. Adli soruşturma ile idari disiplin soruşturması birbirinden bağımsız yürütülmektedir; ceza yargılamasındaki beraat kararı disiplin soruşturmasının ayrıca sonuçlandırılmasına engel olmaz.

İstifa edersem disiplin soruşturması durur mu?

Hayır. Başlatılmış olan soruşturma istifa hâlinde de sonuçlandırılır ve verilen disiplin kararı sicile işlenir.

Disiplin soruşturması dosyasını inceleme hakkım var mı?

Soruşturulan personelin soruşturma dosyasını inceleme hakkı bulunmaktadır. Bu hak, etkili bir savunma hazırlanabilmesinin temel ön koşullarından biridir; ancak bu güvencenin dayandığı kanun maddesi tam olarak doğrulanamamaktadır.

Araştırma yayınlarına ilişkin hangi fiiller disiplin cezasını gerektirir?

Araştırma sonuçlarını bütünlüğü bozacak biçimde parçalara ayırarak birden fazla yayın olarak sunmak ve aktif katkısı olmayan kişileri yazarlar arasına dahil etmek ya da katkısı olan kişileri dahil etmemek aylıktan veya ücretten kesme cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmaktadır. Destek alınarak yürütülen araştırmalarda destek veren kişi ve kurumların belirtilmemesi ise uyarma cezasını gerektiren fiiller arasında yer almaktadır.

YÖK üyesi hakkında 3628 sayılı Kanun kapsamında kovuşturma izni kimden alınır?

YÖK üyeleri ve YÖK Denetleme Kurulu başkan ve üyeleri hakkında kovuşturma izni YÖK Başkanından; üniversite yöneticileri, öğretim elemanları ve memurlar hakkında ise üniversite rektörlerinden alınır. Bu kural 2547 sayılı Kanun'un 53/c-(6) maddesinde düzenlenmiştir.

İntihal disiplin cezasını hangi boyuta taşır?

2547 sayılı Kanun'un 53/b-(5)/a maddesi uyarınca başkalarına ait özgün fikir, metot, veri veya eserleri bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendine ait gibi göstermek, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasındadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu