Cezaevi iaşe bedeli, hükümlünün ceza infaz kurumunda kaldığı süre boyunca kendisi için yapılan günlük yeme ve içme giderinden kamunun karşıladığı kısmın geri alınmasıdır. Bu bedel bir ceza uygulaması değildir. Devletin, kurumda bulunan hükümlüye sunduğu hizmetin bedelinin geri ödenmesidir. Tahsil mutlak bir yükümlülük değildir. Alacak tahsil edilirken ilgili mevzuat hükümlerine göre hareket edilmesi zorunludur.
İaşe bedelinin niteliği
İaşe bedeli, Türk Ceza Kanunu içinde düzenlenen bir yaptırım veya adli para cezası değildir. Bedel, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında amme alacağıdır ve kamu alacağı niteliği taşır. Ödenmemesi hâlinde gündeme gelebilecek yaptırımlar bu nedenle mali veya idari niteliktedir.
Hükümlü, borcunu ödemediği için hapis cezasıyla cezalandırılmaz. Ödenmemeye bağlanan yaptırımlar genel olarak kişinin özgürlüğüne değil malvarlığına yönelir.
Bu ayrımın tek istisnası, ödeme emri tebliğ edilen borçlunun mal bildiriminde bulunmamasıdır. Borçlu, kendisine verilen süre içinde borcu ödemez ve mal bildirimi de yapmazsa, bildirimi yapıncaya kadar süren ve üç ayı geçmeyen hapisle tazyik uygulanır. Bu tazyik, iaşe bedelini ödememenin hapis cezası değil, mal bildiriminde bulunmamaya bağlanan bir yoldur.
Kimden tahsil edilir, kim muaf tutulur
2548 sayılı Kanunun 2. maddesine göre her mahkûm, cezaevinde bulunduğu süre boyunca yemek bedeli ödemek zorundadır. Aynı konuda tahsilin mutlak olmadığı ve bedelin ancak ödeme gücü bulunan kimseden alınabildiği de yer alır. Ödeme gücü bulunmayan hükümlüden yiyecek bedeli alınamaz. Her mahkûma yönelen ödeme yükümlülüğü ile tahsilin ödeme gücüne bağlanması yan yana duran iki ölçüdür. Bunlardan biri, diğerinin yerine tek kesin kural olarak konulamaz.
2548 sayılı Kanunun 2. maddesi bağlamında alacak yemek bedeli ve yiyecek bedeli olarak da geçer. Altı ayda bir tahakkuk ettirilen tutar yiyecek bedelidir. Ödeme gücü bulunmayandan alınamayacak olan da yiyecek bedelidir.
Bedelden sorumlu olanlar, cezası kesinleştiği için ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerdir. Tutuklu yönünden kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmadığından tutukludan iaşe bedeli istenemez. Ödemekten muaf tutulanlar tutuklular, işyurtlarında çalışan hükümlüler ve ödeme gücü olmadığı tespit edilen hükümlülerdir.
2548 sayılı Kanun, ceza infaz kurumunun bünyesindeki iş yurtlarında çalışan hükümlülerden iaşe bedeli alınmayacağını düzenler. Ayrıca hükümlü iş yurtlarında çalışmışsa ya da ödeme gücünün olmadığı tespit edilmişse bedel tahsil edilemez. Çalışan hükümlü ile iş yurtlarında çalışmış hükümlü, tahsil edilmeme sonucu bakımından birlikte ele alınır. Çalışmanın hangi dönemi kapsadığı, çalışan ve çalışmış ifadelerinden tek bir süre ölçüsüne bağlanamaz.
Tahakkuk ve bordronun hazırlanması
Yiyecek bedellerini cezaevi idaresi tahakkuk ettirir. Tahakkuk, altı ayda bir düzenlenen bordro ile yapılır. Mahkûmiyet süresi altı aydan kısa olan hükümlüde bordro, salıverilmeden bir hafta önce hazırlanır. Bordronun hükümlüye tebliğ edilmesi bu usulün esasıdır.
Hükümlü hakkında düzenlenen iaşe bordrosu cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. Muhatap savcılık, ceza infaz kurumunun bağlı olduğu cumhuriyet başsavcılığıdır.
Bedel hesaplanırken kişinin kurumda geçirdiği süre, günlük iaşe bedelinin miktarı ve diğer hususlar gözetilir. İdarenin yapacağı hesap keyfî olamaz. Hesabın hem hukuk hem maliye yönünden açık olması ve denetlenebilmesi gerekir.
Ödeme gücünün araştırılması
Tebliğ edilen bedeli ödemeyen hükümlünün ödeme gücünü araştırmak cumhuriyet savcısının yükümlülüğündedir. Ödeme emri, bu araştırma yapılmadan vergi dairesince tebliğ edilemez. 2548 sayılı Kanunun 2. maddesine göre yiyecek bedeli, ödeme gücü bulunmayan hükümlüden alınamaz.
Savcılık araştırmayı, hükümlünün ikametinin bağlı olduğu belediye aracılığıyla yürütür. Belediye teşkilatı yoksa araştırma kaymakamlık veya nahiye müdürlüğü aracılığıyla yapılır. İncelemede üzerine kayıtlı malvarlığı, banka hesabı veya SGK kaydı bulunup bulunmadığı gibi hususlara bakılır.
Vergi dairesine devir ve ödeme emri
Savcılık inceleme sonunda ödeme gücü bulunduğunu tespit ederse iaşe bordrosunun vergi dairesine veya mal müdürlüğüne devrini sağlar. Borç vergi dairesine devredildikten sonra süreç, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre yürür.
Ödeme emri, borçlunun MERNİS'te kayıtlı adresine tebliğ edilir. Emir, borcun zorla tahsiline yönelik resmî takibin başlangıcıdır.
Savcılık gerekli incelemeyi yapmadan dosyanın doğrudan vergi dairesine veya mal müdürlüğüne gönderilmesine karar verirse, bu işleme karşı infaz hâkimliğine şikâyet yoluna gidilebilir.
Haciz ve gecikme zammı
Ödeme emri tebliğ edildikten sonra hükümlünün, emirde gösterilen süre içinde iaşe bedelini ödemesi beklenir. Süre içinde ödeme olmazsa vergi dairesi veya mal müdürlüğü borcu zorla tahsil eder. Banka hesaplarına, araçlar dâhil taşınırlara, gayrimenkuller dâhil taşınmazlara ve miras hisselerine haciz uygulanabilir. Haciz, her borçta kendiliğinden doğan bir sonuç olarak değil, uygulanabilecek bir yol olarak öngörülmüştür.
İaşe bedeli 6183 sayılı Kanun kapsamında bir kamu alacağıdır. Vaktinde ödenmeyen kamu alacaklarına gecikme zammı uygulanması esastır. Bedeli zamanında ödemeyen hükümlünün borcu zaman içinde artar.
Beş yıllık sürenin iki ölçüsü
İaşe borcu için öngörülen süre beş yıldır. Bir ölçüye göre mahkûmiyet hukuken sona erdikten beş yıl geçince bu borcun tahsil edilmesi mümkün değildir. Diğer ölçüye göre, hükümlünün ödeme gücü olmadığı tespit edilmişse beş yıl boyunca tahsil edilemeyen iaşe bedeli silinir. İkinci ölçüde beş yılın başlangıcı, mahkûmiyetin sona erdiği güne bağlanmaz. Tahsil edilememe ile silinme aynı şart ve aynı sonuç gibi birleştirilemez. Sürenin hangi olaydan işleyeceği ve süre sonunda borcun yalnız tahsil edilemeyeceği mi yoksa silineceği mi konusunda tek kesin kural verilemez.
Ödeme emrine karşı başvuru
Ödeme gücü bulunmayan hükümlü iaşe bedelini ödemekle yükümlü değildir. Vergi dairesinin kendisine gönderdiği ödeme emrine karşı iptal davası açabilir.
Hükümlü, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal süre içinde yetkili ve görevli mahkemede ödeme emrinin iptali davasını açabilir. Ödeme gücünün yeterince araştırılmadan emrin tebliğ edilmesi, borcun zamanaşımına uğraması veya hükümlünün işyurtlarında çalışması gibi hususlar bu davaya konu olabilir.
Amme alacağında tecil
İaşe bedeli, 6183 sayılı Kanun kapsamında amme alacağı niteliği taşır. Savcılık ödeme gücü bulunduğunu tespit eder ve bordroyu vergi dairesine veya mal müdürlüğüne devrederse tahsil süreci bu Kanunun hükümlerine göre yürür.
6183 sayılı Kanunun 48. maddesine göre amme borcunun vadesinde ödenmesi, haczin tatbiki veya haczolunmuş malların paraya çevrilmesi borçluyu çok zor duruma düşürecekse tecil gündeme gelebilir. Borçlunun bunu yazı ile istemesi gerekir. Alacaklı amme idaresi veya yetkili kılacağı makam, alacağı 36 ayı geçmeyecek bir süreyle ve faiz alarak tecil edebilir. Teminat gösterilmesi de bu hükmün şartları arasındadır. Bununla birlikte alacaklı tahsil daireleri itibarıyla tecil edilen borçların toplamı ellibin Yeni Türk Lirasını aşmıyorsa teminat şartı aranmaz. Hükümde bu tutarla birlikte, parantez içinde ikiyüzellibin Yeni Türk Lirası da bu tutar dâhil olarak yer alır. İki tutar aynı hükümde yan yana durur. Eşik, bunlardan biri seçilerek tek rakama kapatılamaz. Toplam bu tutarı aşarsa gösterilmesi zorunlu teminat, aşılan kısmın yarısıdır. Hüküm tecil edilebileceğini belirtir. Her yazılı istemin kabul edileceği sonucu çıkmaz. 36 ay bir üst sınırdır.
6183 sayılı AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN m. 48Kaynağı aç
Teminatın aranmadığı tutar üzerinde Cumhurbaşkanının ayrı bir yetkisi vardır. Bu tutarı on katına kadar yükseltebilir, yarısına kadar düşürebilir, kanunda yazılı tutara yeniden döndürebilir ve alacaklı amme idarelerine göre bu sınırlar arasında değişik tutarlar saptayabilir.
Tecil istemi uygun görülmeyip reddedilen borçlu için ayrı bir imkân vardır. İdare, ret kararının tebliğinden başlayarak 30 güne kadar bir ödeme süresi verebilir. Borçlu borcunu bu süre içinde öderse amme alacağı, ödendiği güne kadar faiz alınarak tecil olunur. Süre her dosyada kendiliğinden 30 gün işlemez.
Tecil yetkisini kullanacak ve bu yetkiyi devredecek makam, alacağın kime ait olduğuna göre değişir. Devlete ait amme alacaklarında ilgili vekiller, vilayet hususi idarelerine ait amme alacaklarında valiler, belediyelere ait amme alacaklarında ise belediye reisleri bu yetkiyi taşır. Aynı maddede bu makamlar, tecile konu amme alacaklarını tür ve tutar yönünden belirleyebilir, borçlunun faaliyetine devam edip etmediğini esas alarak hangi alacakların tecil edileceğini tespit edebilir, taksit zamanlarını ve diğer şartları tayin edebilir. Yetki, gelen her istemin kabulünü gerektirmez. İki düzenleme birbirinin yerine konulamaz.
Tecilde haciz ve teminatın akıbeti
Haciz yapılmışsa mahcuz mal, değeri tutarınca teminat yerine geçer. Tecil edilen amme alacağı için daha önce uygulanan ve borcun tamamını karşılayacak değerde olan hacizler, yapılan ödemeler oranında kaldırılır. Kaldırılan hacze isabet eden teminat iade edilir. Kaldırma, borcun tamamını karşılayan hacizler içindir.
Mahcuz malların değeri tecil edilen borç tutarından az, buna karşılık zorunlu teminat tutarından fazla ise uygulanan hacizler kaldırılmaz. Bunun için tecil şartlarına uygun ödemeler sonunda kalan tecilli borç tutarının mahcuz malın değerinin altına inmemiş olması gerekir. İki değer şartı birlikte aranır.
Tecilli borca karşılık alınan teminat, her ödemeyle birlikte kalkmaz. Tecil şartlarına uygun ödemeler sonunda kalan tecilli borç tutarı zorunlu teminat tutarının altına inerse teminat, yapılan ödemeler oranında kaldırılır. Kaldırma hem bu değer şartına hem tecil şartlarına uygun ödemeye bağlıdır.
Mücbir sebep, muacceliyet ve tecil faizi
213 sayılı Kanuna göre Maliye Bakanlığınca ilan edilen mücbir sebep hâli kapsamındaki amme borçluları için ayrı bir yetki vardır. Mücbir sebebin sona erdiği tarihe kadar ödenmesi gereken amme borçları ile mücbir sebep nedeniyle ödeme süresi ertelenen amme borçları, faiz alınmadan veya yürürlükteki faiz oranından daha düşük bir oranla tecil edilebilir. Bu bir yetkidir. Mücbir sebep hâlinde de tecil zorunlu değildir.
Tecil şartlarına uyulmaması, değerini kaybeden teminatın veya mahcuz malların tamamlanmaması ya da yerlerine başkalarının gösterilmemesi hâllerinden biri gerçekleşirse amme alacağı muaccel olur. Muacceliyet bu hâllere bağlanır.
Tecil edilen amme alacağı, gecikme zammı uygulanmayan alacaklardan ise ödenen tecil faizleri iade edilmez ve mahsup da edilmez.
Sık sorulan sorular
Cezaevi iaşe bedeli nedir?
Cezaevi iaşe bedeli, hükümlünün kurumda kaldığı sürede kamunun karşıladığı günlük yeme ve içme giderinin ilgili kısmının geri alınmasıdır. Bedel bir ceza uygulaması değildir. Kurumda sunulan hizmetin bedelinin geri ödenmesidir. Tahsil mutlak bir yükümlülük olmayıp ilgili mevzuat hükümlerine göre yapılır.
Tutuklu iaşe bedeli öder mi?
Hayır. Tutukludan iaşe bedeli istenemez. Sorumluluk, cezası kesinleştiği için kurumda bulunan hükümlüye aittir. Tutuklular, işyurtlarında çalışan hükümlüler ve ödeme gücü olmadığı tespit edilen hükümlüler muaf tutulanlar arasındadır.
İş yurdunda çalışan hükümlüden iaşe bedeli alınır mı?
Kurum bünyesindeki iş yurtlarında çalışan hükümlüden iaşe bedeli alınmaz. Hükümlünün iş yurtlarında çalışmış olması da tahsil edilmeme hâlleri arasındadır. Çalışmanın hangi dönemi kapsadığı iki ifadeden tek süreye bağlanamaz. Ödeme gücünün bulunmadığı tespit edilmişse bedel tahsil edilemez.
Ödeme gücü yoksa iaşe bedeli tahsil edilir mi?
Hayır. İaşe bedeli ancak ödeme gücü bulunan kimseden tahsil edilebilir. Gücü bulunmayan hükümlü bedeli ödemekle yükümlü değildir ve ondan yiyecek bedeli alınamaz. Araştırma yapılmadan vergi dairesinin ödeme emri tebliğ etmesi de mümkün değildir.
İaşe bedeli ödenmezse hapis cezası olur mu?
Hayır. Bedeli ödemeyen hükümlü, ödemediği için hapis cezasıyla cezalandırılmaz. Yaptırımlar genel olarak malvarlığına yöneliktir. Ayrı tutulan hâl, ödeme emrine rağmen süresi içinde borcun ödenmemesi ve mal bildiriminde bulunulmamasıdır. Bu durumda kişi, mal bildiriminde bulunana kadar ve üç ayı geçmemek şartıyla hapisle tazyik olunur.
İaşe bordrosu hangi aralıkla düzenlenir?
Yiyecek bedelleri altı ayda bir bordro yapılarak tahakkuk ettirilir. Mahkûmiyet altı aydan kısa ise bordro salıverilmeden bir hafta önce hazırlanır. Bordronun hükümlüye tebliği esastır. Bordro, kurumun bağlı olduğu cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.
Ödeme emrine karşı hangi yol vardır?
Ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal süre içinde yetkili ve görevli mahkemede iptal davası açılabilir. Gücün yeterli araştırılmaması, zamanaşımı ve işyurtlarında çalışma gibi hususlar davaya konu olabilir. İnceleme yapılmadan dosya doğrudan vergi dairesine veya mal müdürlüğüne gönderilmişse infaz hâkimliğine şikâyet yolu da mümkündür.
Beş yıl sonunda iaşe borcu ne olur?
Beş yıl için iki ölçü vardır ve bunlar tek sonuca bağlanamaz. Bir ölçüye göre mahkûmiyet hukuken sona erdikten beş yıl geçince tahsil mümkün değildir. Diğer ölçüye göre ödeme gücü olmadığı tespit edilen hükümlüde beş yıl tahsil edilemeyen bedel silinir.
Tecilde teminat her zaman aranır mı?
Hayır. Teminat, 6183 sayılı Kanunun 48. maddesindeki tecil şartları arasında yer alır. Alacaklı tahsil daireleri itibarıyla tecil edilen borç toplamı ellibin Yeni Türk Lirasını aşmıyorsa teminat aranmaz. Hükümde bu tutarla birlikte, parantez içinde ikiyüzellibin Yeni Türk Lirası da bu tutar dâhil olarak yer alır. İki tutardan biri seçilerek eşik tek rakama indirilemez. Toplam aşılırsa zorunlu teminat, aşılan kısmın yarısıdır. Tecil her başvuruda zorunlu değildir. Çok zor duruma düşme, yazılı istem ve 36 ayı geçmeyen süre aranır. Genel hükümde tecil faiz alınarak yapılabilir. 213 sayılı Kanuna göre Maliye Bakanlığınca ilan edilen mücbir sebep hâli kapsamındaki amme borçlularının, mücbir sebebin sona erdiği tarihe kadar ödemeleri gereken amme borçları ile mücbir sebep nedeniyle ödeme süreleri ertelenen amme borçları bakımından faiz alınmaksızın veya yürürlükteki faiz oranından daha düşük bir oranla tecil etme yetkisi vardır. Bu bir yetkidir. Mücbir sebep hâlinde de tecil zorunlu değildir. İaşe bedeli amme alacağı niteliğindedir ve devirden sonra tahsil 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre yürür.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

