Ceza Davası Sürerken Memurluktan Çıkarma Cezası

by Avukat Erdal Ersoy
Ceza Davası Sürerken Memurluktan Çıkarma Cezası

Hakkında ceza davası bulunan memura, ceza mahkemesi kararı kesinleşmeden devlet memurluğundan çıkarma cezası verilemeyeceği her olay için geçerli bir kural değildir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 131. maddesine göre aynı olaydan dolayı ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması disiplin kovuşturmasını geciktiremez; memurun ceza kanununa göre mahkûm olması veya olmaması da disiplin cezasının uygulanmasına ayrıca engel olamaz. İsnat edilen fiiller Türk Ceza Kanunu kapsamında cezalandırmayı gerektiriyor, mevcut deliller disiplin kararı için yeterli görülmüyor ve ceza mahkemesi kararına ihtiyaç duyuluyorsa, disiplin cezasının hukuki denetiminden önce ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bazı dosyalarda ise çıkarma işlemi, fiilin kanundaki disiplin tanımına uymaması veya sonraki mevzuatta yaptırıma bağlanmaması nedeniyle hukuka uygun bulunmamıştır.

Danıştay 12. Daire, E. 2019/4813, K. 2022/5618Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2019/4813 E.  ,  2022/5618 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2019/4813 Karar No : 2022/5618 KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) :… VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Başkanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…. sayılı kararının kısmen onanmasına kısmen bozulmasına dair Danıştay Onikinci Dairesinin 26/12/2018 tarih ve E:2018/1247, K:2018/6782 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Dava, İstanbul İli, … Vergi Dairesi müdürü olarak görev yapmakta iken, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca iki ayrı "Devlet Memurluğundan Çıkarma" cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … karar sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince,dava dosyası ve eki klasörlerde mevcut bulunan disiplin soruşturma raporu, emniyet birimlerce düzenlenen 17/06/2014 tarihli fezleke, 01/07/2014 tarihli iddianame, sorgulama tutanakları, tanık beyanları, teknik ve fiziki takip çözümleri birlikte değerlendirildiğinde, firma sahibi … ile olay tarihi itibariyle Hisar Vergi Dairesi Müdürü olan …'nın (şirketleri ile ilgili olmak üzere) sık sık görüştükleri ve bu görüşmelerin … tarafından davacıya aktarıldığı, ödemelerin çek ile yapıldığı, çeklerin … adlı şahıs tarafından tahsil edildiği yolundaki tespitler dikkate alındığında davacı üzerine atılı, … adlı şahsa ait firmaları koruma ve kollama karşılığında menfaat temin ettiği yolundaki iddianın disiplin hukuku yönünden sübut bulduğu, bu hususta ceza hukuku yönünden devam eden yargılama sonucuna göre ağır ceza mahkemesince ayrıca değerlendirme yapılacağı ve hüküm tesis edileceği, bu nedenle belirtilen fiilden hareketle davacıya memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunduğundan bahisle verilen dava konusu meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı, …'ye ait firmalardan … İnşaat A.Ş'ne sahte fatura düzenlenmesi ve kullanılması fiiline aracılık etmek fillerinden dolayı verilen meslekten çıkarma cezasına gelince; … adlı şahsın sahibi olduğu firmalardan … İnşaat A.Ş'ne toplam 14.163.942TL tutarında sahte fatura düzenlenmesine davacının da aracılık ettiği ve bundan menfaat elde ettiği yolundaki tespit ve deliller nedeniyle "yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilinden dolayı davacıya ikinci kez meslekten çıkarma cezası verilmiş ise de sahte fatura düzenlenmesine aracılık etmek ve bundan çıkar sağlamak şeklindeki fiilin yüz kızartıcı ve utanç verici hareket olarak değerlendirilemeyeceği, yargı içtihatlarıyla yüz kızartıcı suçlar olarak genel kabul gören rüşvet, zimmet, hırsızlık, dolandırıcılık gibi suçlardan olmadığı, bu nedenle anılan gerekçeyle verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin, …'ye ait firmalardan … İnşaat A.Ş'ne sahte fatura düzenlenmesi ve kullanılması fiiline aracılık etmek fillinden dolayı verilen meslekten çıkarma cezasına ilişkin kısmının iptaline, … adlı şahsa ait firmaları koruma ve kollama karşılığında menfaat temin ettiği gerekçesiyle davacıya verilen meslekten çıkarma cezası yönünden davanın reddine hükmedilmiştir. Daire kararının özeti: Tarafların temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onikinci Dairesince, uyuşmazlık konusu olayda, her ne kadar davacı hakkında ''rüşvet'' suçundan açılan kamu davasında, davacının CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca delil yetersizliğinden beraatine karar verilmiş ise de, bu kararın kesinleşmediği, adı geçenin ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması halleri ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı gibi sübuta eren eylemlerinin yüz kızartıcı nitelikte olduğu dikkate alındığında, disiplin hukuku açısından bir suç oluşmadığının kabulüne olanak bulunmadığı, kaldı ki bu durum … Ağır Ceza Mahkemesi'nin … tarihli E:…, K:… sayılı kararında "Sanıklar …, … ve …'nün vergi dairesi müdürü olarak çalıştıkları, kendi mükellefleri olan ya da olmayan mükelleflerle şahsi ilişki kurdukları, onların vergi ile ilgili işlerinde yardımcı oldukları, yol gösterdikleri anlaşılmış ise de; karşılığında para aldıkları fiilen tespit edilemediği fakat görevleri esnasında bu tür eylemlerin disiplin soruşturması gerektirir nitelikte olduğu anlaşılmıştır." şeklinde açıkça ifade edildiği, dava konusu işleme dayanak alınan soruşturma raporu ve ekleri incelendiğinde, davacının sahte fatura düzenleyen firmanın mali müşaviri … ile buluşup, telefonla da konuştuğu, anılan mali müşavirin … İnşaat A.Ş. sahibi ve yönetim kurulu başkanı … görüştüğü, bu görüşmelerden, sahte fatura düzenleme ve kullanma fiillerine yönelik olarak, komisyon oranı, fatura tutarı, fatura içeriği, hangi dönemler için düzenleneceği ve komisyonun ödeme biçimi gibi konuların konuşulduğu, anılan firmaya 2013 Nisan-Mayıs-Haziran ayları için 14.163.942 TL fatura düzenlendiği, firmanın sahte fatura düzenleyerek 2.549.000 TL KDV ve 3.500.000 TL kurumlar vergisi ödemesinden kurtulmuş olduğu, davacının bu şekilde sahte fatura düzenleme sürecinde aracılık yaptığı hususlarının sübuta erdiğinin görüldüğü, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının sübuta eren fiillerinin, 657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) maddesinde belirlenen memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler kapsamında kaldığı anlaşıldığından bunun karşılığı olarak verilen disiplin cezasında hukuka aykırılık, mahkeme kararının anılan cezaya yönelik kısmında ise hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davacının temyiz isteminin reddi ile idare mahkemesi kararının, davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına; davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiştir. KARAR DÜZELTME TALEP EDENİN İDDİALARI : Disiplin cezasına konu fiiller ile ilgili olarak Ceza Mahkemesinde beraat kararı verildiği, lekelenmeme hakkının ihlal edildiği temyiz aşamasında ileri sürdüğü iddiaların değerlendirilmediği, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek Danıştay Onikinci Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Düzeltilmesi istenen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme istemine konu Daire kararı hukuk ve usule uygun olduğundan, davacının karar düzeltme isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onikinci Dairesinin 26/12/2018 tarih ve E:2018/1247, K:2018/6782 sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlık yeniden incelendi: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dosyanın incelenmesinden; İstanbul (Anadolu) Cumhuriyet Başsavcılığı'na gelen bir ihbar üzerine başlatılan ceza soruşturması sonucu, 2013 yılı Temmuz ayına kadar Sultanbeyli Vergi Dairesi Müdürü olarak, bu tarihten sonra ise eğitim müdürlüğünde koordinatör olarak görev yapan davacı ve diğer bazı kişiler hakkında … sayılı iddianame ile ceza davası açıldığı, ayrıca soruşturmada adı geçenler hakkında davalı idarenin 11/09/2014 tarihli onayı ile başlatılan disiplin soruşturması sonucu … tarihli, … sayılı düzenlenen Disiplin Soruşturması raporunda, davacının … ile birlikte … adlı kişiye ait üç firmayı korumaları karşılığında maddi menfaat temin ettikleri, … Ltd. Şirketi yetkilisi …'ya yönelik irtikaba teşebbüs eyleminde bulundukları, …'ye ait firmalardan … İnşaat A.Ş'ne sahte fatura düzenlenmesi ve kullanılması fiiline aracılık etmek fillerini işlediklerinin sabit olduğu sonucuna varılarak 657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) bendi uyarınca üç ayrı meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmalarının teklif edildiği, Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla da davacıya, irtikaba teşebbüs fiilinin disiplin cezası yönünden zamanaşımına uğraması nedeniyle ceza verilmediği, yukarıda belirtilen diğer iki fiil nedeniyle ise iki ayrı "Devlet Memurluğundan Çıkarma" cezasının verildiği anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde, “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” fiili, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren haller arasında belirtilmiş, 131. maddesinde ise, "Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması disiplin kovuşturmasını geciktiremez. Memurun ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz." hükmü öngörülmüştür. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Kanun koyucu, kamu hizmetlerinin uyum ve düzen içinde yürütülmesini sağlamak amacıyla, bu hizmeti sunan kamu görevlileri için bazı kurallar öngörebilir ve bu kurallara uyulmasını temin etmek amacıyla çeşitli disiplin yaptırımları da belirleyebilir. Memurlara disiplin cezası verilmesindeki amaç, kamu hizmetinin yerine getirilmesinde, mevzuat ile belirlenen kuralları eksiksiz bir şekilde yerine getirmekle yükümlü ve yine mevzuat ile getirilen yasaklı davranışları yapmakla yasaklı kamu görevlilerinin hizmeti aksatan veya disiplin düzenini bozan davranışları cezalandırılması suretiyle kamu personelini disiplini bozacak davranışlardan caydırmak ve sonuçta bozulan kamu hizmeti düzenini sağlamaktır. Kamu hizmetlerinden sürekli uzaklaştırılabilmek gibi ağır sonuçlara neden olabilen disiplin cezaları, ağırlığı ve önemi sebebiyle Anayasa'nın 38. maddesindeki suç ve cezalara ilişkin kurallara tabi tutulmuşlardır. "Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi uyarınca, ceza yaptırımına bağlanan her bir fiilin tanımının yapılması ve kanunun ne tür fiilleri suç sayarak yasakladığının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde önceden belirtilmesi gerekmektedir. Sözü edilen suç tanımlaması yapıldıktan sonra, suçun karşılığı olan cezanın ve suç sayılan fiili gerçekleştiren kamu görevlisinin hangi disiplin kuralını ihlal ettiğinin açık bir şekilde ortaya konulması da zorunludur. Sözkonusu fiil, mevzuatta öngörülen tanıma uymuyorsa verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olacağı açıktır. 657 sayılı Kanun'un yukarıda anılan hükmü kapsamında ceza mahkemesi kararlarının disiplin cezalarına etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Disiplin cezasının sebebini oluşturan eylem ve davranışlar, aynı zamanda ceza kanununda da suç sayılabilir. Bu durumda, disiplin cezası yaptırımı ile birlikte adli ceza yaptırımı da uygulanabilir. Bu iki yaptırım türünün hukuki dayanağı, amaç ve sonuçları birbirlerinden farklıdır. Ceza yargılamasında suçun niteliği ve delillerin takdirinde uygulanan ilke ve kurallar ile disiplin hukuku açısından uygulanan ilke ve kurallar birbirinden farklı olduğundan, idarenin, kamu görevlisi hakkında disiplin cezası vermemesi, ceza mahkemelerince ceza verilmesine hukuki engel oluşturmayacağı gibi, aynı şekilde, ceza yargılaması sonucu beraat kararı verilmiş olmasının da, kuramsal olarak, disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyeceği açıktır. Ancak; ceza yargılaması neticesinde suçun unsurlarının oluşmadığı ya da suçun o kişi tarafından işlenmediği gerekçesiyle verilen beraat kararının, disiplin cezası bakımından da sadece aynı suç nev'i bakımından bağlayıcı olacağı; bir başka ifadeyle, ceza yargılamasının (beraat kararının) konusunu teşkil eden suç, disiplin hukuku yönünden de aynı suç kapsamında değerlendirilerek disiplin cezası verilemeyeceği kuşkusuzdur. Ayrıca, ceza yargılaması neticesinde suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle ya da delil yetersizliğinden dolayı beraat eden memurun eylem, tutum ve davranışlarının tanımlanan bir başka disiplin suçu kapsamına girmesi halinde, disiplin hukuku yönünden yaptırım uygulanmasında hukuki bir engel bulunmamaktadır. Bir memura isnat olunan disiplin cezasına konu fiillerin, Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre cezalandırılmasının gerekli olduğu durumda, disiplin cezası hakkında karar verilmesi için mevcut deliller yeterli görülmeyerek ceza mahkemesi kararına ihtiyaç duyulduğu kanaati hasıl olmuş ise, disiplin cezasına konu fiilin hukuki denetiminden önce ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlık konusu olayda; disiplin cezasına konu fiillerin aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında da suç olması nedeniyle, davacının birden fazla fiil nedeniyle "rüşvet almak" suçundan yargılandığı ceza davasında, … Ağır Ceza Mahkemesi'nin … tarihli E:…, K:… sayılı kararı sayılı kararı ile suçun işlendiğine dair yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden davacının üzerine atılı suçları işlediğinin sabit olmaması nedeniyle beraatine karar verildiği, bu kararın da Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla onanmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, davacının hem ceza davasına hem de disiplin soruşturmasına konu olan fiilleri nedeniyle hakkında dava konusu işlemin tesis edildiği görülmekte ise de, "rüşvet almak" iddiasıyla yapılan ceza yargılamasında ise beraat kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi karşısında, ceza yargılaması sonucuna göre disiplin cezasına konu fiillerin işlenip işlenmediği konusunda bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeksizin ve ceza yargılaması sonucu beklenilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının ve davalı idarenin temyiz istemlerinin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen iptaline kısmen reddine ilişkin, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 17/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Danıştay 2. Daire, E. 2021/10018, K. 2025/2890Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/10018 E.  ,  2025/2890 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/10018 Karar No : 2025/2890 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; … Valiliği … olarak görev yapan davacı tarafından, … olarak görevli olduğu dönemde ''İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükün ve çalışma düzenini bozmak'' ve ''Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak'' fiillerini işlediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(a) ve (g) maddeleri uyarınca ''Devlet memurluğundan çıkarma'' cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararla; dosya içerisindeki bilgi ve belgelerle, disiplin soruşturma raporu ve eki bilgi belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, soruşturma konusu sosyal medya mesajlarının, "…" kullanıcısına ait … adlı twitter hesabından gönderildiğinin ve davacıya zimmetle verilmiş bilgisayarında yapılan inceleme sonucunda Konya İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce hazırlanan … günlü inceleme raporunda; mesajların atılmasından/paylaşılmasından sonra bilgisayarın … tarihinde formatlanmasına rağmen, bilgisayarın silinen alanlarında yapılan incelemede … adlı twitter hesabından giriş yapıldığının belirlendiği, adı geçen hesaptan yapılan paylaşım ve mesajlara ait … İl Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memurlarınca 19/06/2014 (sehven 2015 yazılmıştır) tarihinde tutulan tutanak içeriği ile karşılaştırılması ve adı geçen hesabın davacının tanıdığı ve bir kısmı kamu görevlisi olan kişilerce takip edilen bir hesap olması, bu kişilerin hesapları ile davacının hesabından yapılan paylaşımların karşılıklı olarak incelenmesi ve ifade ve bilgisine başvurulan kişilerin beyanlarından, anılan hesaptan yapılan paylaşımların davacı tarafından yapıldığının sabit olduğunun anlaşıldığı, paylaşım içeriklerinin, dönemin başbakanı ve hükümeti ile seçmenleri aleyhine hakaret içeren paylaşım ve mesajlar niteliğinde bulunduğu, çok sayıda kişi ve kamu personeli tarafından paylaşımların görüldüğü ve gazetede haber konusu edilerek kamuoyunun bilgisine sunulduğu, bu mesaj ve paylaşımların, içeriği itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(a) ve (g) maddesinde düzenlenen "İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak" ve "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili kapsamında bulunduğundan, davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemin, hukuka ve mevzuat kurallarına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı temyize konu kararla; İdare Mahkemesi kararının dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın, hem 657 sayılı Kanun'a hem de 2577 sayılı Kanun'a aykırı olduğu, … Sulh Ceza Hakimliğince verilen kararın, Bölge İdare Mahkemesi tarafından dikkate alınmadığı, isnat edilen suç ile ceza arasında illiyet bağı bulunmamakla birlikte bu suçun karşılığının, 657 sayılı Kanun'da tanımlanmadığı ileri sürülerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI : Davalı idare tarafından; davacının, kendisine ait olan ''…'' adlı twitter hesabından, dönemin Başbakanı R.T.E.'ye yönelik hakaret mesajları attığı, bu suretle ''İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak…'' ve ''Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak'' fiillerini işlediğine ilişkin mülkiye müfettişlerince yapılan disiplin soruşturması sonucunda eylemine uyan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(a) ve (g) maddeleri uyarınca dava konusu işlemin tesis edildiği, bu nedenle temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, … olarak görev yaptığı dönemde, "…" kullanıcısına ait … adlı twitter hesabından, dönemin Başbakanı R.T.E.'ye yönelik hakaret mesajları attığı iddiasıyla hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucunda, Mülkiye Müfettişleri tarafından düzenlenen … günlü, … sayılı disiplin raporunda; ''… tarih ve … sayılı yazısı ile Karaman Valiliğinden, davacının kullandığı … seri nolu … marka dizüstü bilgisayarın, idari soruşturma kapsamında IP kayıtlarının ve diğer delillerin incelenmek üzere Konya İl Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Müdürlüğüne gönderildiğinin, Konya Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün hazırladığı … tarihli raporda, … adlı twitter hesabına giriş yapıldığının tespit edildiğinin, ''…'' … adlı twitter hesabının, … davacının kendisi tarafından kullanılan Karaman Valiliğine ait olan … marka … seri nolu Notebook bilgisayarda kullanıldığının tespit edildiğinin, … tarih ve … sayılı yazı ile görevlendirilen polis memurları tarafından hazırlanan 19/06/2014 tarihli tutanakta da ''…'' kullanıcı adına ait … twitter hesabı dokuman A adlı Word dokümanının 1.sayfasında görülen tweetlerin, ''…'' kullanıcı adına ait … twitter hesabından olduğunun aşikar olduğunun, ayrıca disiplin soruşturması sırasında alınan ifadelerden, ''…'' isimli twitter hesabı üzerindeki resmin, davacıya ait olduğunun, davacıya ait olduğu anlaşılan ''…'' adlı hesaptan, davacının değişik tarihlerde; ''Yapma recep din kardeşiyiz'', ''Türkiye zenginleşiyor derken Başbakan Türkiye'yi kendi ailesinden ibaret zannetmiş belli ki'', ''ulan biri çıkar kelle der diğeri çıkar bikse … der oburu çıkar Hindistanda da oluyor der AhKahPe siyaset şehitlerin üzerinden çek elini'' '' … '' şeklinde tweetler attığının, bu ve benzeri tweetlerle davacı tarafından, dönemin Başbakanı R.T.E.'ye yönelik ağır ve siyasi ifadeler kullanıldığının görüldüğü ve eyleminin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125 inci maddesinin E fikrasının (a) ve (g) hükümlerine göre cezalandırılması gerektiği'' kanaatinin belirtildiği; Ayrıca, … günlü, … ve … sayılı tevdi raporunda, Karaman Cumhuriyet Başsavcılığının konu hakkında takipsizlik kararı verdiğinin, ancak Konya Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün verdiği … günlü raporda, davacının kullandığı dizüstü bilgisayarda, ''…'' adlı twitter hesabının kullanıldığının anlaşıldığı ve bu suretle yeni delil elde edildiği anlaşıldığından, dosya ve belgelerin, soruşturma yürütmekle görevli ve yetkili … Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiğinin belirtildiği, … günlü, … ve … sayılı değerlendirme raporunda da; davacının, anılan twitter hesabından, dönemin Başbakanı R.T.E.'ye yönelik siyasi içerikli ve ağır ifadeler kullanmak suretiyle memuriyet esaslarına yakışmayan tutum ve davranışlar sergilediğinin, mülki idare amirliği görevleri olan Kaymakamlık ve Vali Yardımcılığı görevini yerine getirmesinin mümkün olmadığından, başka bir ilde … olarak atanmasının uygun olacağı sonucuna varıldığının belirtildiği; Davacı hakkında iddia edilen suçlama ile ilgili olarak yapılan disiplin soruşturması sonucu düzenlenen disiplin raporu ve ekleri birlikte değerlendirildiğinde; isnat edilen fiille ilgili kendisine ait olan ''…'' adlı twitter hesabından, dönemin Başbakanı R.T.E.'ye yönelik hakaret mesajları attığı, bu nedenle ''İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükün ve çalışma düzenini bozmak'' ve ''Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak'' fiillerini işlediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(a), (g) maddeleri uyarınca ''Devlet memurluğundan çıkarma'' cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 25/08/2015 günlü dava konusu işlemin tesis edildiği ve anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle 15/10/2015 tarihinde temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Öte yandan; uyuşmazlığa konu olayla ilgili olarak … Cumhuriyet Başsavcılığının … günlü, Soruşturma No:…, Karar No:… sayılı kararıyla, '' … davacının, hakaret suçunu işlediğine dair somut ve yeterli delil elde edilemediği, ayrıca bahse konu paylaşımların, ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı ve hakaret suçunun unsurları oluşmadığından …'' kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş ve anılan karara karşı yapılan itiraz, … Sulh Ceza Hakimliğinin … günlü, Değişik İş No:… sayılı kararıyla kesin olarak reddedilmiş ise de … Sulh Ceza Hakimliğinin … günlü, Değişik İş No:… sayılı kararıyla, '' … Takipsizlik kararının kesinleşmesinin ardından idari tahkikata devam edildiği, idari tahkikat esnasında davacının mesajları göndermiş olabileceği bilgisayarının istendiği ve incelendiği, davacı ve ait bilgisayarın iletişim sistemini … tarihinde saat 16:16:26'da formatlandığının, … adlı twitter hesabına giriş yapıldığının, ''…'' … hesabının … davacının kendisi tarafından kullanılan … marka … seri nolu notebook bilgisayarında kullanıldığının tespit edildiği, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliğinin … tarih ve … sayılı ve (37/1) … numaralı tevdi raporu ve bu rapora dayanak teşkil eden Konya İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün … tarihli raporlarının, 5271 sayılı CMK'nın 172/6. maddesi anlamında davacı aleyhinde yeni delil teşkil ettiği anlaşıldığından'' davacı hakkında kamu davası açılmasına karar verildiği, bunun üzerine, … Ağır Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla, davacı hakkında '' … davacının diz üstü bilgisayarı üzerinde yapılan kriminal inceleme sonucunda söz konusu hesabın davacıya ait diz üstü bilgisayardan kullanıldığının tespit edildiği, twitter hesabındaki profil fotoğrafının davacıya ait olduğu, davacının, raporu düzenleyenlerin FETÖ üyeliğinden ihraç olmaları nedeniyle raporu kabul etmediği, yapılan araştırmada rapor düzenleyen polis memurlarının FETÖ üyeliğinden ihraç olduklarının anlaşıldığı, bunun üzerine davacının, Karaman Valiliği tarafından kendisine görevi gereği tahsisi edilmiş dizüstü bilgisayar üzerinde inceleme yaptırılarak bilirkişi raporu alındığı, 23-03-2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle … twitter hesabıyla ilgili kelime araması yapılınca 895 sonucun çıktığının belirtildiği, ayrıca yapılan incelemede TC … adıyla facebook profil hesabına ait üyelik üzerinden yapılan paylaşımlar ve durum güncelleme mesajlarının yine bilgisayarın silinmiş işletim sistemi tarafından kullanılmayan bölümlerinde yer aldığının tespit edildiği, söz konusu mesajlar ve güncellemeler incelendiğinde …… isimli twitter hesabı üzerinde paylaşılan mesajlar ile TC … tarafından paylaşılan mesajlar ile aynı veya benzer olduğunun tespit edildiği ve ilgili mesajların rapor ekine yazıldığı görülmüş olup davacının üzerine atılı kamu görevlisine görevinden dolayı aleni ortamda zincirleme şekilde hakaret suçunu işlediğinden mahkumiyetine karar verilmiştir.'' gerekçesiyle ''kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret'' suçundan 1 yıl karşılığı 365 tam gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, şartları oluştuğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve anılan kararın 05/11/2020 tarihinde kesinleştiği, ancak … Ağır Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla, davacının, denetim süresi içerisinde … Asliye Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı dosyasındaki basit yaralama suçunu işlediği anlaşıldığından, Mahkemenin E:…, K:… sayılı hükmünün açıklanmasına, 1 yıl karşılığı 365 tam gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, şartları oluştuğundan 8.860-TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun, … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla, '' … tüm dosya kapsamına göre davacının üzerine atılı kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunu işlediğinin sabit olduğu, savunmalarının inandırıcı gerekçelerle reddedildiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, Ancak; davacının eylemini birden fazla gerçekleştirmesi nedeniyle TCK'nın 43. maddesi gereğince 1/4 oranında arttırım yapılırken 531 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, 532 gün adli para cezası ve TCK'nın 62. maddesi gereğince 1/6 indirim yapılarak 443 gün adli para ve sonuç cezanın 8.860 TL olarak hesaplanması nedeniyle fazla ceza tayin edildiği, olayın daha ziyade aydınlanmasının gerekmediği ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen hukuka aykırılığın CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a bentleri uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğu anlaşılmakla, hükmün 4,5,6 maddelerinin hükümden çıkarılması, …, davacının 8.840-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına şeklinde ibarelerin hükme eklenmesi, bu şekilde kararın düzeltilmesi … '' gerekçesiyle düzeltilerek esastan reddine karar verildiği, anılan kararın, Yargıtay … Ceza Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla bozulduğu anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" başlıklı 125. maddesinin (E) fıkrasında, "Devlet Memurluğundan çıkarma: Bir daha Devlet Memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarmaktır." şeklinde tanımlama yapıldıktan sonra maddenin devamında, "Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: a) İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükün ve çalışma düzenini bozmak …, … g) Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak, …" hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Dava konusu işlem, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(a) ve (g) maddeleri uyarınca tesis edilmiş olup, uyuşmazlık, anılan maddeler çerçevesinde incelendiğinde; her ne kadar, davalı idarece, davacının eyleminin ''İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükün ve çalışma düzenini bozmak'' fiilini oluşturduğundan bahisle 657 sayılı Kanun'un 125/E-(a) maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelere göre, davacının eyleminin, bu fiil çerçevesinde değerlendirilemeyeceği, işlemin bu hukuki dayanağı ve davanın reddine karar veren İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında bu yönüyle hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Davacının eylemi, 657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) maddesi kapsamında incelendiğinde ise; Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi için kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler. "Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi uyarınca, ceza yaptırımına bağlanan her bir fiilin tanımının yapılması ve yasanın hangi tür fiilleri suç sayarak yasakladığının hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde belirtilmesi gerekmektedir. Sözü edilen suç tanımlaması yapıldıktan sonra, suçun karşılığı olan cezanın ve suç sayılan fiili gerçekleştiren kamu görevlisinin hangi disiplin kuralını ihlal ettiğinin açık bir şekilde ortaya konulması ve tesis edilen işlemde disiplin cezasının yasal dayanağının belirtilmesi zorunludur. Söz konusu fiil, mevzuatta öngörülen tanıma uymuyorsa verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olacağı açıktır. Olayda; davacı hakkında yürütülen disiplin soruşturması ve yukarıda anılan ceza yargılaması süreci birlikte değerlendirildiğinde; davacının uyuşmazlığa konu eyleminin, adli yargılama sürecinde "hakaret" suçu olarak vasıflandırıldığı görülmüş olup, bu eylemin, 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddelerinde yer alan "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili kapsamında bulunmadığı, anılan fiilin, kanunilik ve tipiklik ilkesi uyarınca Kanun'da belirlenen suç tanımına uymadığı anlaşıldığından, davacının Devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin işlemde bu yönüyle de hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Bu durumda, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 11/06/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Disiplin hukuku; kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir alandır. Mevzuatımızda, kamu hizmetini yürütenlerin; disiplin yaptırımını gerektiren, eylem, işlem ve davranışlarını ve verilecek disiplin cezalarını belirleyen farklı düzenlemeler bulunmakla birlikte; disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışın aynı zamanda cezai suç teşkil ettiği haller yönünden ayrıca düzenleme yapılarak, farklı bir ispat standardı veya oluşumsal unsurların belirtilmediği ve bu sürece ilişkin genel bir usul kanunu bulunmadığından, uygulamada ceza hukuku ilkelerine atıf yapıldığı; idari ve adli makamlarca yapılan değerlendirmelerin farklı sonuçlara ulaşabildiği görülmektedir. Nitekim, AİHM "… yasaklanan ve disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem ve davranışlar, cezai suç teşkil etmektedir. Bununla birlikte, disiplin makamlarının bu gerekçelere dayanabilmesi için cezai bir hükmün gerekip gerekmediği hususunda herhangi bir bulgu mevcut değildir… bu yönde herhangi bir netliğin bulunmadığını dikkate alan AİHM, başvuranın davasında disiplin sorumluluğu ve cezai sorumluluk arasındaki çizgilerin, disiplin soruşturmasının en başından beri bulanık olduğunu" (AHİM- SEVEN / TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 60392/08)"; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 131. maddesi uyarınca, suçlamalardan beraat etmenin, aynı olaylar nedeniyle disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı kuralı yönünden ise; "Danıştay kararında geçen “ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması hallerinin ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı” ifadesinin, bu hususların hiçbirini aydınlatmadığı… ceza yargılamalarıyla eşzamanlı veya ceza yargılamalarının ardından yürütülen disiplin incelemelerinde üzerine atılı suç bulunan bir kişinin suçu yetkili bir mahkeme tarafından sabit bulununcaya kadar masum sayılma hakkının güvence altına alınması amacıyla izlenecek herhangi bir ilkeden" (AHİM KEMAL ÇOŞKUN/TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 45028/07) bahsetmediği görüşündedir. Anayasa Mahkemesi ise; "adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabileceği, (Galip Şahin, B. No: 2015/6075), idari makamlarca veya mahkemelerce salt bir kimsenin suç isnadı altında olduğunun ifade edilmesi masumiyet karinesini zedelemeyeceği, bu bakımdan kişinin suç isnadı altında olduğunun belirtilmesi ile hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı hâlde onun mahkûm olduğunun kesin bir dille ifade edilmesi veya bu yönde kanaat oluşmasına yol açacak nitelikte açıklamalarda bulunulması arasındaki ayrıma özen gösterilmesi gerektiği,… disiplin suçuna ve ceza yargılamasına konu eylemlerin aynı olduğu hâllerde disiplin soruşturmasıyla ilgili uyuşmazlıklara bakan idari mahkemelerin fiilin sübutuyla ilgili olarak ceza mahkemesinin ulaştığı kanaate saygı göstermesi ve bunu sorgulayacak ifadeler kullanmamasının beklendiği, aksi takdirde kişinin ceza mahkemesinde beraat etmiş olmasının bir anlamı kalmayacağını (Barış Baş, B.No 2016/14253) belirtmektedir. Yukarıda aktarılan duruma göre, disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışların; cezai suç teşkil ettiği durumda, ceza yargılaması kanaatinin esas alınması gerekir. Öte yandan; Anayasa Mahkemesinin, Başvuru Numarası:2016/14253, 2/7/2020 tarihli kararında belirtildiği üzere,"…Masumiyet karinesi, aynı olay kapsamında bile olsa ceza soruşturmasına konu suçun kurucu unsurunu oluşturmayan fiillerle ilgili olarak idari makamların değerlendirme yapmasını engellememektedir… Bu itibarla disiplin hukukundaki bir haksızlık ile ceza hukuku alanındaki haksızlığın kurucu unsurlarının aynı olduğu hâllerde idarenin kurucu unsurları ceza hukukununkiyle aynı olmayan başka bir haksızlık temelinde disiplin cezası uygulamasına herhangi bir mâni bulunmamaktadır." Somut uyuşmazlıkta; davacının, isnat edilen eyleme yönelik yargılandığı ceza davasında, … Ağır Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla, davacı hakkında ''kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret'' suçundan 1 yıl karşılığı 365 tam gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, şartları oluştuğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve anılan kararın 05/11/2020 tarihinde kesinleştiği, ancak … Ağır Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla, davacının, denetim süresi içerisinde … Asliye Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı dosyasındaki basit yaralama suçunu işlediği anlaşıldığından, Mahkemenin E:…, K:… sayılı hükmünün açıklanmasına, 1 yıl karşılığı 365 tam gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, şartları oluştuğundan 8.860-TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun, … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla düzeltilerek esastan reddine karar verildiği, anılan kararın, Yargıtay … Ceza Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla bozulduğu anlaşılmıştır. Bu açıklamalar doğrultusunda, hakaret suçunu "yüz kızartıcı ve utanç verici" olarak belirleyen yasal bir düzenleme bulunmamakta ise de; davacıya isnat edilen fiilin aynı zamanda Ceza Kanunu bakımından da suç olduğu ve ceza yargılamasının halen devam ettiği, adli yargı kararının "hakaret" suçundan mahkumiyet olarak kesinleşmediği; ceza yargılaması sonuçlandıktan sonra, 657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) maddesi yönünden disiplin soruşturma raporuyla birlikte yeniden değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği oyu ile işlemin hukuki dayanağı olan 657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) maddesi yönünden çoğunluk kararına katılmıyorum.
Danıştay 2. Daire, E. 2021/8264, K. 2023/323Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/8264 E.  ,  2023/323 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/8264 Karar No : 2023/323 KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 09/01/2019 günlü, E:2016/23050, K:2019/175 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; polis memuru olarak görev yapan davacının, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinde yer alan "dolandırıcılık" suçunu işlediğinden bahisle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali ile işlem nedeniyle açıkta geçen süreye ilişkin maaş ve parasal haklarının faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; soruşturma raporu ve dava dosyasının birlikte değerlendirilmesinden, yapılan soruşturma sonucu davacının "dolandırıcılık" suçunu işlediği ve iyi halinin bulunmadığı gerekçesiyle alt ceza uygulamasına gidilmeden tesis edilen Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine hükmedilmiştir. Daire Kararının Özeti : Danıştay Beşinci Dairesinin 09/01/2019 günlü, E:2016/23050, K:2019/175 sayılı kararıyla; davacının, disiplin cezasına konu fiili nedeniyle… Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla "Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Suretiyle Hırsızlık" suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırıldığı, bu kararın Yargıtay nezdinde temyiz edildiği ve kesinleşmemiş olduğunun görüldüğü; her ne kadar davacının Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinde sayılmış olan "dolandırıcılık" suçunu işlediği gerekçesiyle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş ve davacı hakkında dolandırıcılık suçundan devam eden bir ceza yargılamasının mevcut olmadığı görülmüş ise de, davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına neden olan fiili ile ilgili olarak anılan Tüzüğün 8/6. maddesinde sayılmış bir diğer suç olan "hırsızlık" suçundan mahkumiyetinin bulunduğu, bu suçun da 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda açıkça tanımlanmış olması nedeniyle, davacının bu fiili işleyip işlemediğinin ancak ceza mahkemesince verilecek kararın kesinleşmesi sonucunda belirlenebileceği; bu durumda söz konusu ceza yargılamasının sonuçlanıp sonuçlanmadığı hususunun İdare Mahkemesince araştırılması ve davacı hakkındaki ceza yargılaması sonuçlandıktan sonra disiplin cezasına konu fiilin işlenip işlenmediği konusunda yeniden bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle, bozulmuştur. KARAR DÜZELTME TALEBİNDE BULUNANIN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; davacının disiplin cezasına konu fiilleri sübuta erdiğinden, eylemine uyan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesi uyarınca tesis edilen meslekten çıkarma cezasının hukuka uygun olduğu ileri sürülerek, Danıştay Beşinci Dairesince verilen bozma kararının düzeltilmesi istenilmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, davalı idarenin karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Beşinci Dairesinin 09/01/2019 günlü, E:2016/23050, K:2019/175 sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlığın esası yeniden incelendi: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Polis memuru olarak görev yapan davacı hakkında, T.T. isimli vatandaşın, BİMER'e gönderdiği şikayet dilekçesinde, eşi H.T.'nin davacı tarafından tehdit, şantaj ve duygusal istismar yoluyla etki altına alınarak, maaşının ve birikimlerinin davacının hesabına aktarılmak suretiyle dolandırıcılığa maruz bırakıldığını belirtmesi üzerine, davacı hakkında disiplin soruşturmasına başlanılmıştır. Yapılan disiplin soruşturması sonucunda davacının, T.T. isimli vatandaşın eşi olan H.T. ile gönül ilişkisi kurarak kendisine para aktardığı, Kırıkkale ilinde bulunan H.T.'ye ait arsayı, H.T.'den vekalet alarak sattığı, yine H.T.'yi kandırarak T.T.'nin iş yeri vasıtasıyla kendi hesabına 42.243,20 TL aktarttığı ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinde yer alan "dolandırıcılık" suçu sübuta erdiğinden bahisle, meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi üzerine işbu dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : Uyuşmazlığa konu disiplin cezasının tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinde; "Hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, irtikap, rüşvet, zimmet, ihtilas, ırza geçme, ırza tasaddi, sahtecilik, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, kalpazanlık, kasden adam öldürme, veya bu suçları işlemeye teşebbüs etmek, emniyeti suiistimal, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, suç tasnii, iftira" fiilleri meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü uyarınca verilen dava konusu disiplin cezasının yasal dayanağı olan, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, "yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememesi ve bireylerin hangi somut olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımaması nedeniyle, Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ve anılan madde, 08/03/2018 günlü, 30354 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7068 sayılı "Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Kabul Edilmesine Dair Kanun"un 37. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Öte yandan, 7068 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları, bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." hükmüne yer verildiğinden, dava konusu uyuşmazlığın bu Kanun uyarınca incelenip çözümlenmesi gerekmektedir. 7068 sayılı Kanun'un 8. maddesinde, disiplin cezası verilmesini gerektirecek fiiller sayma suretiyle belirtilmiş, ancak bu fiiller arasında davacının cezalandırılmasına dayanak olan "hırsızlık, dolandırıcılık" fiillerine yer verilmemiş; bir başka ifadeyle emniyet teşkilatı personelinin disiplin suç ve cezalarını düzenleyen yeni Kanun uyarınca davacıya isnat edilen eylem disiplin cezasını gerektiren bir eylem olmaktan çıkarılmıştır. Ceza Hukuku kökenli bir ilke olan lehe olan hükmün uygulanması ilkesi; işlendiği zamanın hukuki normları uyarınca suç sayılan bir fiil sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmış bulunuyorsa veya sonradan yürürlüğe giren düzenleme suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre suçlunun lehinde ise, sonraki normun daha önce işlenmiş olan fiillere uygulanmasını öngörmektedir. Kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi, tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. Bu anlamda, idari işlem niteliğindeki disiplin yaptırımının da tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, ilke olarak suç ve cezada lehe olan normun uygulanması kuralının disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise, disiplin cezası ile cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü dikkate alınmalıdır. Ancak, lehe hükmün uygulanması amacıyla verilecek bir iptal kararının, davacının eylemine uyan başka bir disiplin cezasının uygulanmasına engel olmayacağı da açıktır. Bu bağlamda, davacının disiplin cezası ile cezalandırılmasına temel olan ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinde yer alan "hırsızlık, dolandırıcılık" fiilleri, mevcut hukuki durum itibarıyla 7068 sayılı Kanun ile herhangi bir cezai yaptırıma bağlanmayarak disiplin suçu olmaktan çıkarıldığından, davacı hakkında tesis edilen dava konusu disiplin cezasında hukuka uyarlık; davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/05/2019 günlü, E:2018/1314, K:2019/2098 sayılı; 16/03/2020 günlü, E:2019/2706, K:2020/765 sayılı ve 28/01/2021 günlü, E:2020/3248, K:2021/145 sayılı kararları da bu yöndedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE; 2. … İdare Mahkemesince verilen …günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı Kanun’un temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49/1-b maddesi uyarınca BOZULMASINA; 3. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 3622 sayılı Kanun ile değişik 3. fıkrası uyarınca ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 14/02/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinde; "Hırsızlık, … dolandırıcılık …" fiilleri meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmış; 9. maddesinde memurluktan çıkarma cezası için Devlet Memurları Kanunu hükümlerinin uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir. 08/03/2018 günlü, 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesi ile "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre re'sen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." kuralı getirilmiştir. 7068 sayılı Kanun'da, Tüzük'ün 8/6. maddesinde sayılan fiillere (Hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, irtikap, rüşvet, zimmet, ihtilas, ırza geçme, ırza tasaddi, sahtecilik, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, kalpazanlık, kasden adam öldürme veya bu suçları işlemeye teşebbüs etmek, emniyeti suiistimal, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, suç tasnii, iftira) ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiş; anılan Kanun'un 9. maddesinde, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiiller ile ilgili olarak 657 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. 7068 sayılı Kanun'un atıfta bulunduğu 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesinde, "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır. 09/05/2014 günlü, 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 16/01/2014 günlü, E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararıyla; "Dava konusu kuralda belirsiz olduğu ileri sürülen “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin” tümünün önceden öngörülmesinin ve tespitinin olanaksız olduğu ve söz konusu hareketlerin tek tek ortaya konulmasının mümkün olmadığı, normun daha kesin ve açık bir düzenlemeye olanak tanımaması nedeniyle kullanıldığı anlaşıldığından anılan kavramların kullanılmasında belirlilik ilkesine aykırılık bulunmamaktadır." … "İdarenin faaliyetleri çok çeşitli, karmaşık ve değişken olduğundan disiplin cezasını gerektirecek fiillerin tümünün kanunda tek tek belirlenmesi güçtür. Kuralın incelenmesinden de görüleceği üzere memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler denilmek suretiyle disiplin cezası gerektiren fiil ve hareketlerin çerçevesinin çizildiği anlaşılmaktadır." gerekçesiyle 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verilmiştir. Anayasa'nın milletvekili seçilme yeterliğini düzenleyen 76. maddesinin 2. fıkrasında "zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas" gibi suçlar, yüz kızartıcı suçlar olarak sayılmış; eylemin yüz kızartıcı olup olmadığına ilişkin belirleme yapılmıştır. Öte yandan, idare hukuku alanında, kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. İdari işlem niteliğindeki disiplin cezasının da tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, lehe olan normun uygulanması ilkesinin disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla, fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise disiplin cezası ile cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda, davacıya isnat edilen fiilin, 657 sayılı Kanun'un "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasını gerektiren fiil ve hallerin sayıldığı 125. maddesinin 1. fıkrasının E bendinin (g) alt bendinde yer verilen "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili kapsamında olduğu, bu nedenle dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinin "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasından daha hafif bir yaptırım olan "meslekten çıkarma" cezasını gerektirmesi nedeniyle sonraki düzenlemenin davacı açısından lehe bir hüküm getirmediği anlaşıldığından davacının eyleminin, dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükmü uyarınca işin esasına yönelik olarak yapılan değerlendirmede, davalı idarece davacıya isnat edilen "dolandırılık" suçunun aynı zamanda ceza hukuku kapsamında bir suç olması ve Türk Ceza Kanunu'nda açıkça tanımlanmış olması nedeniyle yapılacak ceza yargılaması sonucunda suçun işlendiğinin sabit görülüp kişinin cezalandırılması halinde "dolandırıcılık" suçunun işlendiğinden bahsetmek mümkün olacaktır. Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile soruşturma raporunun incelenmesinden davacının "Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Suretiyle Hırsızlık" suçunu işlediği anlaşılmaktadır. Kaldı ki, UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına neden olan "Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Suretiyle Hırsızlık" suç isnadıyla adli yargı yerinde açılan ceza davasında, … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırıldığı, bu kararın Yargıtay nezdinde onanarak kesinleştiği görülmektedir. Her ne kadar, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinde yer alan "dolandırıcılık" suçunu işlediğinden bahisle davacı meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmış ise de; davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına neden olan fiili ile ilgili olarak anılan Tüzüğün 8/6. maddesinde sayılmış bir diğer suç olan "hırsızlık" suçundan mahkumiyetinin bulunması ve bu mahkumiyetinin de kesinleşmesi karşısında, tesis edilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Bu itibarla; yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda davalı idarenin karar düzeltme istemi kabul edilerek, Danıştay Beşinci Dairesinin 09/01/2019 günlü, E:2016/23050, K:2019/175 sayılı kararı kaldırılmak suretiyle davanın reddine ilişkin Mahkeme kararının onanması gerekirken bozulması yolundaki çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Soruşturma ve ispat ölçüsü

Kamu görevlisinin disiplin cezasıyla cezalandırılabilmesi için, disipline aykırı eylem veya işleminin sübut bulup bulmadığı usulüne uygun soruşturmayla ortaya konulmalıdır. Soruşturmada lehe ve aleyhe her türlü bilgi ve belge toplanır. Disipline aykırı davranış olarak tespit edilen eylemin şüpheye yer bırakmayacak biçimde ispatlanması, ardından bu eyleme uygun disiplin cezası maddesinin tayin edilip uygulanması gerekir.

Disiplin cezası verilebilmesi için suça esas fiilin sübutuna ilişkin tespit, hukuken geçerli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillere dayanmalıdır. Aksi durumda, Anayasa, uluslararası sözleşmeler ve yargı kararlarıyla güvence altına alınmış masumiyet karinesinin ihlali sonucu doğabilir. Bu açıklama, somut bir fiilin sübut bulmadığı yönünde kesin bir tespit değildir; disiplin cezasının denetiminde aranan ispat ölçüsünü gösterir.

Danıştay 2. Daire, E. 2021/18496, K. 2025/3420Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/18496 E.  ,  2025/3420 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/18496 Karar No : 2025/3420 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd. V. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; Muğla İl Emniyet Müdürlüğü emrinde … olarak görev yapan davacının, "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilin işlediğinden bahisle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesi uyarınca "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasıyla tecziyesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı kararının iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti : … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; uyuşmazlık konusu olaya ilişkin olarak davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması sonucunda, … Ağır Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; "çocuğun cinsel istismarı suçunu gerçekleştirdiği mahkememizce sabit görülmüştür'' gerekçesiyle, davacının neticeten 6 yıl 21 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun, … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla, kararda düzeltme yapılmak suretiyle esastan reddedildiğinin görüldüğü; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin bir bütün olarak incelenmesi neticesinde, dosyada mübrez … Ağır Ceza Mahkemesinin kararı da göz önüne alındığında davacıya isnat edilen fiilin sübuta erdiğinin anlaşıldığı, Devlet memurlarının, resmi sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki davranışlarıyla göstermek zorunda oldukları, davacının cinsel istismar suçundan ceza almasının polislik mesleğinin özelliği de dikkate alındığında, disiplin hukuku bakımından Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektirecek nitelik ve ağırlıkta olduğu ve 657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) maddesi kapsamına girdiği; bu itibarla, davacının sübut bulun eyleminin karşılığı olarak Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziye edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen temyize konu kararla; istinaf başvurusuna konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; ceza mahkemesince verilen mahkumiyet kararının kesinleşmediği ve kesinleşmeyen bir mahkeme kararı esas alınarak fiilin sübuta erdiğinden bahsedilemeyeceği, disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı, son savunması alınmadan disiplin cezası verildiği, şartları oluşmasına rağmen alt ceza uygulamasına gidilmediği, eksik incelemeye dayalı olarak verilen mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dava dosyasının incelenmesinden; polis memuru olarak görev yapan davacının, Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan … sayılı soruşturma kapsamında gözaltına alınması üzerine başlatılan disiplin soruşturmasında, mağdur Y.N.T. isimli çocuğa yönelik "sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı" niteliğindeki davranışıyla, "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle, 657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) maddesi gereğince "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasıyla tecziye edilmesine ilişkin dava konusu işlemin tesis edilmesi üzerine, temyizen bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT : 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Devlet memurluğundan çıkarma" başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasında; "Devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanacak fiiller ve bu cezayı verme yetkisi ile ilgili olarak 657 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. …" kuralı öngörülmüştür. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" başlıklı 125. maddesinin (E) fıkrasında, "Devlet Memurluğundan çıkarma: Bir daha Devlet Memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarmaktır." şeklinde tanımlama yapıldıktan sonra maddenin devamında, "Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: … g) Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak, …" hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Kamu görevlilerinin disiplin cezasıyla cezalandırılabilmeleri için, disipline aykırı eylem veya işlemlerinin sübut bulup bulmadığının, usulüne uygun olarak yapılacak soruşturma ile ortaya konulması, soruşturma aşamasında kamu görevlisinin lehinde ve aleyhinde olan her türlü bilgi ve belgenin toplanması, bilahare disipline aykırı davranış olarak tespit edilen eylemin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanarak bu eyleme uygun olan disiplin cezası maddesinin tayini ve uygulanması gerekmektedir. Bu bağlamda, yapılan soruşturma sonucunda disiplin cezası verilebilmesi için, suça esas fiilin sübuta erdiğine ilişkin tespitin, hukuken geçerli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillere dayanması gerektiği; aksi durumda, Anayasa, uluslararası sözleşmeler ve yargı kararları ile güvence altına alınmış bulunan masumiyet karinesinin ihlali sonucunun doğabileceği açıktır. Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden gerçekleştirilen incelemelerde; davacının, dava konusu işleme dayanak gösterilen eylemleri nedeniyle yargılandığı ceza davasında, … Ağır Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla, "sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı" suçunu işlediği sabit görülerek neticeten 6 yıl 21 ay 22 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun, … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla, hüküm fıkrasında düzeltme yapılarak ve temyiz yolu açık olarak esastan reddedildiği, Yargıtay … Ceza Dairesinin E:… sayılı dosyasında ise yargılamanın devam ettiği ve henüz kesinleşmediği görülmüştür. Bakılmakta olan işbu davada; davacıya isnat edilen disiplin suçunun "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" olduğu, ceza yargılamasına konu suçun da "sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı" olarak belirlendiği, bir başka ifadeyle, disiplin cezasına konu eylem ile ceza yargılamasına konu eylemin örtüştüğü görülmektedir. Bu itibarla; Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkındaki ceza yargılaması sonucunda verilecek karar kesinleştikten sonra, disiplin cezasına konu fiillerin işlenip işlenmediği konusunda, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile ceza mahkemesi kararının birlikte değerlendirilmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığından, temyize konu kararda hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA, 3. 2577 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 09/09/2025 tarihinde gerekçede oyçokluğuyla, esasta oybirliğiyle karar verildi. (X) KARŞI OY : 7068 sayılı Kanun'un "Devlet memurluğundan çıkarma" başlıklı 9. maddesinde, Devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanacak fiiller ve bu cezayı verme yetkisi ile ilgili olarak 657 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde, "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır. 09/05/2014 tarih ve 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 16/01/2014 tarih ve E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararında da; 657 sayılı Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde yer alan kuralın,… fıkrada genel bir belirleme yapılmadığı, disiplin cezası gerektiren hareketlerin, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olması gerektiği düzenlenerek çerçevesinin çizildiği, kaldı ki; kural dayanak alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı yargı yolu açık olup belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramların belirttiği hareketler yargı kararları yoluyla da somutlaştırıldığından, Anayasa'nın 2., 38. ve 128. maddelerine aykırı olmadığına karar verilmiştir. Yasa ile yüz kızartıcı olan eylemlerin hangileri olduğuna dair genel bir belirleme yapılmamış ise de; bazı kanunlarda yüz kızartıcı suçlara ilişkin düzenlemeler yer almış olup, bu düzenlemelerin; 657 sayılı Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde yer alan "yüz kızartıcı" kavramının somutlaştırılmasında esas alınıp, belirlilik ve öngörülebilirliğin sağlanacağı sonucuna ulaşılmıştır. Eylem tarihinden önce yürürlükte bulunan, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun (17/02/2004 – 5085 Kanun 7. md) 12. maddesinde; " Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlar ile basit ve nitelikli zimmet, irtikâp, iftira, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, cürüm tasniî, ırza geçmek, sarkıntılık, kız, kadın veya erkek kaçırmak, fuhşiyata tahrik, gayri tabiî mukarenet, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçlar ile… mahkûm olanlar" hükmüne yer verilerek cinsel taciz (sarkıntılık), yüz kızartıcı sayıldığından, davacıya atfedilen bu eylemin sübut bulması halinde; 657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmesi, hukuksal denetimin de bu çerçevede yapılması gerekir. Bu durumda; yüz kızartıcı hal ve davranışlar nedeniyle verilen disiplin cezasına ilişkin temyize konu kararın yukarıda aktarılan gerekçe ile bozulması gerektiğinden, gerekçe yönünden karara katılmıyorum.

Ceza kovuşturması ile disiplin kovuşturması

657 sayılı Kanun'un 131. maddesi, aynı olay nedeniyle başlayan ceza kovuşturmasının disiplin kovuşturmasını geciktiremeyeceğini düzenler. Mahkûmiyet veya mahkûm olmama da disiplin cezasının uygulanmasına ayrıca engel olamaz. Ceza ve disiplin yaptırımlarının dayanak, amaç ve sonuçları farklıdır. Bu nedenle ceza yargılaması sonunda beraat verilmiş olması, kuramsal olarak disiplin cezası verilmesine engel oluşturmaz.

Bu hüküm, ceza mahkemesi kararının her dosyada beklenmeden disiplin denetiminin tamamlanacağı anlamına da gelmez. Danıştay 12. Daire, fiillerin Türk Ceza Kanunu kapsamında cezalandırmayı gerektirmesi, eldeki delillerin yeterli görülmemesi ve ceza mahkemesi kararına ihtiyaç duyulması koşulları birlikte gerçekleştiğinde, disiplin cezasına konu fiilin hukuki denetiminden önce ceza kararının kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini belirtmiştir. Bekleme, devam eden her ceza davası için kurulan bir yasak değildir.

Çıkarma cezasının kanuni çerçevesi

657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin (E) fıkrası, devlet memurluğundan çıkarmayı bir daha devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarma olarak tanımlar. Aynı fıkrada bu cezayı gerektiren hâller arasında, ideolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükûn ve çalışma düzenini bozmak ile memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak sayılır.

Danıştay 2. Daire, E. 2022/2225, K. 2025/5497Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2022/2225 E.  ,  2025/5497 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2022/2225 Karar No : 2025/5497 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- … Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … 2- …Müdürlüğü VEKİLİ : Av…. İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi… İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava Konusu İstem : Dava; davacının İzmir İl Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yaptığı dönemde hakkında yapılan disiplin soruşturması sonucunda ''Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak'' fiilini işlediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin … günlü,… sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti : … İdare Mahkemesinin … günlü, E:… K:… sayılı kararıyla; dava dosyasının incelenmesinden, davacının İzmir İl Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yaptığı dönemde, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamında bulunan bir tabancayı, polis memuru C.Ş. İle birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek C.Y. isimli şahsa satmaya çalıştıkları sırada suçüstü yakalandıkları iddiasıyla hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı, "İzinsiz Olarak Ateşli Silah ve Mermileri Ülkeye Sokma, İmal Etme, Nakletme, Satma" suçundan davacının sanık sıfatıyla yargılandığı ceza davasında… Ağır Ceza Mahkemesinin… günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla "6136 sayılı Yasaya aykırılık" suçunu işlediği sabit görülerek davacının mahkumiyetine hükmedildiği, anılan kararın istinaf incelemesinin devam ettiği, bu süreçte davacı hakkında düzenlenen… günlü,… sayılı soruşturma raporunda belirtilen teklif doğrultusunda dava konusu işlemle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesi gereğince Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile tecziye edilmesine karar verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı; olayda, anılan disiplin soruşturma raporunda özetle; "silahın satışı için aracılık yapan ve güvence veren kişinin A.S. isimli şahıs olduğu, ruhsatsız silahı hizmet otosunda satmak amacıyla taşıyan ve pazarlık yapan personelin polis memuru C.Ş olduğu, alıcıya silahı veren ve işlenen suça duyarsız kalan personelin davacı olduğu, taraflar arasındaki 11/06/2018 tarihli buluşmanın hizmet otosunda gerçekleştiği, operasyon için önceden seri numaraları alınmış 4.000 TL paranın C.Ş.'nin oturduğu koltuğun önündeki koltuk altına sıkıştırılmış halde ele geçirildiği, davacının pazarlık aşamasında bizzat işin içinde olup silahı alıcıya teslim eden kişi olduğu, alıcı konumundaki C.Y'nin ifadesinde yer alan, "bu tabanca 4.000 TL, sen babanın oğluna 5000 TL’den satarsın… bizi kimseyle muhatap etme, sen A. ile irtibat kur, o bizimle irtibat kurar…" şeklinde polis memuru C.Ş.'nin söylediği iddia edilen sözlerin işlenen suçta müşterek hareket ettiklerinin karinesi olarak değerlendirildiği, davacının bahse konu silahın pazarlama ve satışında aracı olan A.S.'nin yakın arkadaşı olduğu, silahın pazarlanması aşamasında yer aldığı, satış esnasında bulunmasa da süreçten haberdar olduğu, ekip amiri vekili olduğu hizmet otosunda suç aletinin taşındığını bildiği, alıcıya teşhir amacıyla bulunduğu yerden silahı verip geri alan kişi konumunda olduğu, üstlendiği görevin sağladığı imkanları istismar ederek alıcıya güvence verenlerden birisi olduğu, dolayısıyla silahın taşınması ve satışında polis memuru C. Ş. ile iştirak halinde birlikte hareket etmek suretiyle bilerek ve isteyerek eylemi gerçekleştirdiği kanaatine varıldığı"nın belirtildiği söz konusu iddialar ile davacının savunması ve soruşturma raporu ekinde yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; 6136 sayılı Kanun kapsamında yer alan tabancanın 11/06/2018 tarihinde yapılan görüşmede davacı tarafından alıcıya gösterildiği, bahsi geçen tabancanın pazarlama aşamasında davacının da aktif olarak yer aldığı ve dosya kapsamında yer alan diğer ifadelerden davacının diğer polis memuru C.Ş. ile eylem birliği içinde olduğu anlaşıldığından, davacının eyleminin "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" kapsamında görülerek hakkında 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : … Bölge İdare Mahkemesi… İdari Dava Dairesince verilen temyize konu kararla; Mahkeme kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından; dava konusu işleme dayanak gösterilen olaydaki fiili nedeniyle yapılan ceza yargılamasının istinaf aşamasında, ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak tarafına isnat edilen suçun "memur suçu" tanımından çıkartılmış olduğu, bu hükmün de temyiz edildiği, dosyanın halen Yargıtayda olduğu, somut uyuşmazlıkta ceza davasının sonucunun "bekletici mesele" yapılması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi, davanın ilk açıldığı… İdare Mahkemesinin…günlü, E:…, K:… sayılı dilekçe ret kararı ile birlikte kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince, adli yardım istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek ve davacının duruşma istemi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17/2. maddesi uyarınca yerinde görülmeyerek, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacının İzmir İl Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yaptığı dönemde, hakkında yapılan disiplin soruşturması sonucunda ''Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak'' fiilini işlediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin… günlü,… sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" başlıklı 125. maddesinin (E) fıkrasında, "Devlet memurluğundan çıkarma: Bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarmaktır." şeklinde tanımlama yapıldıktan sonra maddenin devamında Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller sayılmış ve (g) bendinde "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilinin Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektirdiği hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Kamu görevlilerinin disiplin cezasıyla cezalandırılabilmeleri için, disipline aykırı eylem veya işlemlerinin sübut bulup bulmadığının, usulüne uygun olarak yapılacak soruşturma ile ortaya konulması, soruşturma aşamasında kamu görevlisinin lehinde ve aleyhinde olan her türlü bilgi ve belgenin toplanması, bilahare disipline aykırı davranış olarak tespit edilen eylemin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanarak bu eyleme uygun olan disiplin cezası maddesinin tayini ve uygulanması gerekmektedir. Ceza yargılaması sonucunda aynı zamanda disiplin cezasının da konusunu oluşturan fiilin kamu görevlisi tarafından işlenip işlenmediği ile ilgili olarak ceza mahkemesinin ulaştığı kanaatin kesin hüküm halini alması durumunda, başka bir yargı merci tarafından maddi olayın oluşu ile ilgili olarak aksi yönde bir yargıya varılamayacağından, fiilin kamu görevlisi tarafından işlenip işlenmediğine ilişkin ceza mahkemesi hükmünün disiplin cezasına ilişkin yargılamada da dikkate alınması gerekmektedir. Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden gerçekleştirilen incelemelerden; davacının, dava konusu işleme dayanak gösterilen olaydaki fiili nedeniyle "6136 sayılı Yasaya aykırılık" suçundan yargılandığı davada… Ağır Ceza Mahkemesinin … günlü, E…, K:… sayılı kararıyla "8 yıl 10 ay 20 gün hapis ve 22.000,00 TL adli para cezasıyla" cezalandırılmasına karar verildiği, yapılan istinaf başvurusu sonucunda … Bölge Adliye Mahkemesi …. Ceza Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla "Mahkeme kararı kaldırılarak 6 yıl 8 ay hapis ve 16.660,00 TL adli para cezasıyla" cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine dosyanın Yargıtay …. Ceza Dairesinde E:… numarasıyla esas aldığı ve temyiz incelemesinin halen devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; davacıya isnat edilen filin aynı zamanda Ceza Kanunu bakımından da suç olduğu göz önüne alındığında; Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkındaki ceza yargılaması sonucunda verilecek karar kesinleştikten sonra, disiplin cezasına konu fiillerin işlenip işlenmediği konusunda, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile ceza mahkemesi kararının birlikte değerlendirilmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığından, temyize konu kararda hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE, 2. … Bölge İdare Mahkemesi, … İdari Dava Dairesince verilen… günlü, E:… K:…sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 26/11/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 08/03/2018 günlü, 30354 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 9. maddesinde; Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiiller ile ilgili olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesinde, "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır. 09/05/2014 günlü, 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 16/01/2014 günlü, E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararında da; 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddesinde yer alan kuralın, … fıkrada genel bir belirleme yapılmadığı, disiplin cezası gerektiren hareketlerin, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olması gerektiği düzenlenerek çerçevesinin çizildiği, kaldı ki; kural dayanak alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı yargı yolu açık olup belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramların belirttiği hareketler yargı kararları yoluyla da somutlaştırıldığından, Anayasa'nın 2 38 ve 128. maddelerine aykırı olmadığına karar verilmiştir. Yasa ile yüz kızartıcı olan eylemlerin hangileri olduğuna dair genel bir belirleme yapılmamış ise de; Anayasa'da ve bazı kanunlarda yüz kızartıcı suçlara ilişkin düzenlemeler yer almış olup, bu düzenlemelerin; 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddesinde yer alan "yüz kızartıcı" kavramının somutlaştırılmasında esas alınıp, belirlilik ve öngörülebilirliğin sağlanacağı sonucuna ulaşılmıştır. Eylem tarihinde yürürlükte bulunan, yüz kızartıcı sayıldığından davacıya atfedilen bu eylemin sübut bulması halinde; 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmesi, hukuksal denetimin de bu çerçevede yapılması gerekir. Diğer yandan; disiplin hukuku; kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir alandır. Mevzuatımızda, kamu hizmetini yürütenlerin; disiplin yaptırımını gerektiren, eylem, işlem ve davranışlarını ve verilecek disiplin cezalarını belirleyen farklı düzenlemeler bulunmakla birlikte; disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışın aynı zamanda cezai suç teşkil ettiği haller yönünden ayrıca düzenleme yapılarak, farklı bir ispat standardı veya oluşumsal unsurların belirtilmediği ve bu sürece ilişkin genel bir usul kanunu bulunmadığından, uygulamada ceza hukuku ilkelerine atıf yapıldığı; idari ve adli makamlarca yapılan değerlendirmelerin farklı sonuçlara ulaşabildiği görülmektedir. Nitekim, AİHM; "… yasaklanan ve disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem ve davranışlar, cezai suç teşkil etmektedir. Bununla birlikte, disiplin makamlarının bu gerekçelere dayanabilmesi için cezai bir hükmün gerekip gerekmediği hususunda herhangi bir bulgu mevcut değildir… bu yönde herhangi bir netliğin bulunmadığını dikkate alan AİHM, başvuranın davasında disiplin sorumluluğu ve cezai sorumluluk arasındaki çizgilerin, disiplin soruşturmasının en başından beri bulanık olduğunu" (AHİM- SEVEN / TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 60392/08); 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 131. maddesi uyarınca, suçlamalardan beraat etmenin, aynı olaylar nedeniyle disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı kuralı yönünden ise; "Danıştay kararında geçen “ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması hallerinin ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı” ifadesinin, bu hususların hiçbirini aydınlatmadığı … ceza yargılamalarıyla eşzamanlı veya ceza yargılamalarının ardından yürütülen disiplin incelemelerinde üzerine atılı suç bulunan bir kişinin suçu yetkili bir mahkeme tarafından sabit bulununcaya kadar masum sayılma hakkının güvence altına alınması amacıyla izlenecek herhangi bir ilkeden" (AHİM KEMAL ÇOŞKUN/TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 45028/07) bahsetmediği görüşündedir. Anayasa Mahkemesi ise; "adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabileceği (Galip Şahin, B. No: 2015/6075), idari makamlarca veya mahkemelerce salt bir kimsenin suç isnadı altında olduğunun ifade edilmesi masumiyet karinesini zedelemeyeceği, bu bakımdan kişinin suç isnadı altında olduğunun belirtilmesi ile hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı hâlde onun mahkûm olduğunun kesin bir dille ifade edilmesi veya bu yönde kanaat oluşmasına yol açacak nitelikte açıklamalarda bulunulması arasındaki ayrıma özen gösterilmesi gerektiği, … disiplin suçuna ve ceza yargılamasına konu eylemlerin aynı olduğu hâllerde disiplin soruşturmasıyla ilgili uyuşmazlıklara bakan idari mahkemelerin fiilin sübutuyla ilgili olarak ceza mahkemesinin ulaştığı kanaate saygı göstermesi ve bunu sorgulayacak ifadeler kullanmamasının beklendiği, aksi takdirde kişinin ceza mahkemesinde beraat etmiş olmasının bir anlamı kalmayacağını (Barış Baş, B.No 2016/14253) belirtmektedir. Yukarıda aktarılan duruma göre, disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışların; cezai suç teşkil ettiği durumda, ceza yargılaması kanaatinin esas alınacağı açıktır. Türk Ceza Kanunu'nda açıkça tanımlanmış bir suçun yapılacak ceza yargılaması sonucunda işlendiğinin sabit görülüp, kişinin cezalandırılması halinde, eylemin işlendiğinden bahsetmek mümkün olacaktır. Dosyada yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davalı idarece davacıya isnat edilen eylem nedeniyle, 6136 sayılı Yasa'ya aykırılık suçundan yürütülen kovuşturma sonucunda verilen karara ilşkin temyiz incelemesinin halen devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; adli yargıda süren dava sonucunda, davacının disiplin cezası verilmesine ilişkin fiili nedeniyle yüz kızartıcı ve utanç verici bir suçtan ceza alması halinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesi uyarınca disiplin cezası verilebileceği dikkate alındığında; bu süreçte verilecek kararın kesinleşmesinden sonra, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile ceza mahkemesi kararının birlikte değerlendirilmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararın, yukarıda açıklanan gerekçeyle bozulması gerektiği oyu ile gerekçe yönünden karara katılmıyorum.

7068 sayılı Kanun'un 9. maddesinin birinci fıkrasına göre devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanacak fiiller ve bu cezayı verme yetkisi bakımından 657 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Aynı Kanun, çıkarma cezasını gerektiren fiiller için 657 sayılı Kanun hükümlerinin, Kanun'da hüküm bulunmayan hâllerde ise 657 sayılı Kanun'un disiplin hükümlerinin uygulanacağını belirtir.

7068 sayılı GENEL KOLLUK DİSİPLİN HÜKÜMLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN KABUL EDİLMESİNE DAİR KANUN m. 9Kaynağı aç
MADDE 9- (1) Devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanacak fiiller ve bu cezayı verme yetkisi ile ilgili olarak 657 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Ayrıca, aşağıdaki filleri işleyen personel de Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılır; a) Ülkenin bağımsızlığını zedelemeye, bütünlüğünü bozmaya ve milli güvenliği tehlikeye düşürmeye yönelik herhangi bir faaliyette bulunmak veya aynı nitelikte faaliyet gösteren herhangi bir harekete, gruplaşmaya, vakıf, dernek ve benzeri teşekküle katılmak, bunlara yardım etmek veya bu yapılarla ilişki içerisinde bulunmak. b) İşkence yapmak. Ağırlaştırıcı nedenler

Fiilin kanundaki tanıma uymaması

Danıştay 2. Daire, E. 2021/10018, K. 2025/2890 sayılı kararında davacının temyiz istemini kabul etmiş, bölge idare mahkemesi kararını 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca bozmuş ve dosyanın yeniden karar için ilgili bölge idare mahkemesine gönderilmesine hükmetmiştir. Karar oyçokluğuyladır.

Çoğunluk, uyuşmazlık konusu eylemin 657 sayılı Kanun'un 125/E-(a) maddesindeki ideolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükûn ve çalışma düzenini bozmak fiili çerçevesinde değerlendirilemeyeceği sonucuna varmıştır. Bölge idare mahkemesi kararında bu yönden hukuki isabet bulunmadığı kabul edilmiştir. Değerlendirme bu dosyadaki eyleme ilişkindir ve genel bir fiil tanımı oluşturmaz.

Çoğunluk, adli yargılamada hakaret suçu olarak vasıflandırılan eylemin 125/E-(g) maddesindeki memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak yüz kızartıcı ve utanç verici hareket kapsamında olmadığını da belirtmiştir. Kanunilik ve tipiklik ilkesi uyarınca eylemin Kanundaki suç tanımına uymadığı anlaşıldığından, devlet memurluğundan çıkarma işleminde bu yönden hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Gerekçe, ceza kararının kesinleşmemesine değil, fiilin anılan disiplin tanımına uymamasına dayanır.

Kesinleşmiş ceza hükmü ve süren yargılama

Danıştay 2. Daire, E. 2022/2225, K. 2025/5497 sayılı kararında çoğunluk, disiplin cezasının konusunu da oluşturan fiilin işlenip işlenmediğine ilişkin ceza mahkemesi kanaati kesin hüküm hâline gelirse başka bir yargı merciinin maddi olayın oluşu hakkında aksi sonuca varamayacağını ifade etmiştir. Fiilin kamu görevlisi tarafından işlenip işlenmediğine ilişkin bu hüküm, disiplin cezasına ilişkin yargılamada dikkate alınır. Kural, aynı fiile ve kesinleşmiş hükme bağlıdır.

Aynı dosyada 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçuna ilişkin ceza kararının temyiz incelemesinin Yargıtayda devam ettiği tespit edilmiştir. Çoğunluk, bölge idare mahkemesinin ceza yargılaması sonucunda verilecek karar kesinleştikten sonra fiillerin işlenip işlenmediğini dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile ceza mahkemesi kararını birlikte değerlendirerek karar vermesi gerektiğini, temyize konu kararda bu nedenle hukuki isabet görülmediğini belirtmiştir. Sonuç, bu dosyada ceza hükmünün kesinleşmemiş olmasına bağlıdır; idarenin cezayı hiçbir hâlde veremeyeceği biçiminde kurulmamıştır. Daire, temyiz istemini kabul ederek bölge idare mahkemesi kararını 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca bozmuştur.

Danıştay 12. Daire, E. 2019/4961, K. 2023/2242 sayılı kararında gümrük muhafaza memuruna 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca verilen çıkarma cezasını incelemiştir. İsnat edilen fiillerin Türk Ceza Kanunu ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nda açıkça tanımlanan ve ceza yargılamasına konu edilen fiiller olması nedeniyle, fiilin işlenip işlenmediğinin ancak ceza mahkemesince verilecek kararın kesinleşmesiyle belirlenebileceği sonucuna varılmıştır. Bu sonuç, kaçakçılık kapsamında ve ceza yargılamasına konu edilmiş somut fiillere ilişkindir.

Danıştay 12. Daire, E. 2019/4961, K. 2023/2242Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2019/4961 E.  ,  2023/2242 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2019/4961 Karar No : 2023/2242 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … KARŞI TARAF (DAVALI) : …Bakanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kaçkar Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünde gümrük muhafaza memuru olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun …tarih ve …sayılı işleminin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler, soruşturma raporu, iddianameler, CD görüntüleri ve CD izleme raporları, tape kayıtlarının dökümü ve maddi ve hukuki süreç birlikte değerlendirildiğinde; kaçak sigara yüklü tırların muhtelif tarihlerde Sarp Gümrük Kapısından kayıt yaptırmadan yasal olmayan geçişlerinin olduğu, bu geçişlerin yaşandığı tarihlerde ve geçişlerin yapıldığı yerlerde çalışan personelin nöbet yerlerinin gümrük muhafaza kısım amir vekili tarafından belirlendiği ve bahsi geçen tarihlerde davacının da aralarında bulunduğu aynı memurların görevlendirildiğinin ve davacının da 27/04/2015-17/05/2015 tarihleri arasında yurt içine ve yurt dışına Sarp Gümrük kapısından kayıt yaptırmadan geçiş yapan kaçak sigara yüklü tır araçlarının Kara Kapıları Taşıt Takip Programına kayıtları yapılmaksızın geçişi esnasında Sarp Gümrük Sahasında görevli olduğunun görüldüğü, söz konusu kaçak yüklü tırların hiçbir resmi işleme tabi tutulmaksızın ülkemize sokulması konusunda davacı tarafından tır şoförlerine ve kaçak sigara sahiplerine yardımcı olunduğu, davacıya isnat edilen eylemlerin disiplin hukuku yönünden sübuta erdiği, bu durumda 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde düzenlenen "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilinin gerçekleştiği, davacının eylemine karşılık mevzuatta öngörülen Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan; disiplin hukuku ile ceza hukukunun soruşturma ve yargılama usullerinin, verilen cezanın niteliği ve bu cezanın doğurduğu sonuçlar, cezanın etkileri, ceza ve suçların tanımı ve konuluş amaçları yönlerinden birbirinden farklı özellikler taşıdığı, bir kamu görevlisinin ceza yasasına göre mahkum olması veya olmaması, kamu görevlisinin eyleminin, disiplin hukukuna göre değerlendirilmesine ve disiplin suçu kabul edilip disiplin cezası ile cezalandırılmasına engel olmadığı, disiplin hukuku açısından adli yargı mercilerince yapılacak soruşturma sonucunun beklenme zorunluluğu bulunmadığı, 657 sayılı Kanun'un "Cezai kovuşturma ile disiplin kovuşturmasının bir arada yürütülmesi" başlıklı 131. maddesinde yer alan, "Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması, disiplin kovuşturmasını geciktiremez. Memurun ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz." şeklindeki açık hüküm karşısında davacının isnat edilen fiil ile ilgili olarak hakkında verilmiş bir mahkumiyet kararı olmaksızın memurluktan çıkarılmasının hukuka aykırı olduğu şeklindeki iddialarının da yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Görevlendirmelerin kısım amiri tarafından yapıldığı, 29/04/2015 tarihinde yasal olmayan geçiş yapıldığının kaydını bizzat yaptığı ancak kısım amiri tarafından silindiği, …Ağır Ceza Mahkemesinin E:…esas sayılı dosyasında yargılamasının devam ettiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Dava konusu işlemin usul ve hukuka uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacı, Kaçkar Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünde gümrük muhafaza memuru olarak görev yapmaktadır. 04/08/2015 tarihinde kaçak sigara yüklerinin yakalanması olayı ile ilgili olarak, aralarında Kaçkar Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünde görev yapan, davacının da aralarında yer aldığı 5 kişi görevden uzaklaştırılmış ve haklarında soruşturma açılmıştır. Yürütülen disiplin soruşturması sonucunda düzenlenen 11/08/2016 tarihli soruşturma raporunda 27/04/2015 ile 17/05/2015 tarihleri arasında yurt içine ve yurt dışına Sarp Gümrük Kapısından kayıt yaptırmadan illegal olarak geçiş yapan ve Hopa Cumhuriyet Başsavcılığının …sayılı iddianamesinde, Gürcistan ve Türkiye arasında var olan ortak kapı verilerine göre yurda gelen tır araçlarının sigara yüklü oldukları ve Gürcistan Gümrüğüne sigara yüklü şeklinde beyan edildikleri ifade edilen beş tır aracının geçişi sırasında tır giriş çıkışında görevli olan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması teklifi getirilmiş, personelin nöbet yerlerinin kısım amiri tarafından belirlendiği, söz konusu araçların Türkiye'ye giriş çıkışında, hem CD izleme raporlarında hem de Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Kara Kapıları Taşıt Takip Programından yapılan sorgulamada, aynı memurların bu tarihlerde görevli olarak yazıldığı ve gümrük sahasında araçlara refakat ettiklerinden organize bir biçimde davrandıklarının görüldüğü, bu hususların kısım amirine ilişkin 26/07/2015 tarihli tape kayıtları, dosyadaki belgeler, Artvin Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesi, CD izleme raporları, kamera görüntüleri ve diğer deliller ile sübut bulduğu, organize davranarak kaçakçılığa sebebiyet verdiği değerlendirilerek, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun …tarih ve …sayılı kararı ile davacı “Devlet memurluğundan çıkarma” cezası ile cezalandırılmıştır. Bunun üzerine temyizen bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde; "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak," fiili, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin, dosyada yer alan bilgi ve belgelerin ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacının dava konusu işleme gerekçe olan eylemi sebebiyle ceza mahkemesinde yargılandığı, …Ağır Ceza Mahkemesinin E:…esas sayılı dosyasında yargılamanın halen devam ettiği anlaşılmıştır. Her ne kadar Bölge İdare Mahkemesince, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf isteminin reddine karar verilmiş ise de; davacının üzerine atılı fiillerin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda ve 5607 Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nda açıkça tanımlanan fiillerden olması ve ceza yargılamasına da konu edilmesi nedeniyle, davacının anılan fiili işleyip işlemediği ancak ceza mahkemesince verilecek kararın kesinleşmesi üzerine belirlenebileceği sonucuna varılmıştır. Bu durumda, söz konusu ceza davasının sonuçlanıp sonuçlanmadığı hususunun araştırılması ve davacı hakkındaki ceza yargılaması sonuçlandıktan sonra disiplin cezasına konu fiillerin işlenip işlenmediği konusunda yeniden bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeksizin verilen davanın reddine dair İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 26/04/2023 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Daire, ilgili ağır ceza mahkemesinde yargılamanın sürdüğünü belirlemiş; ceza yargılaması sonuçlandıktan sonra fiillerin işlenip işlenmediği yeniden değerlendirilmeden verilen ret kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin bölge idare mahkemesi kararını bozmuş ve dosyayı yeniden karar için göndermiştir. Karar, disiplin cezasının iptal edildiğini değil, alt kararın bozulduğunu göstermektedir.

Beraatin disiplin cezasına etkisi

Suçun unsurlarının oluşmadığı veya suçun o kişi tarafından işlenmediği gerekçesiyle verilen beraat, disiplin cezası yönünden yalnız aynı suç türü bakımından bağlayıcıdır ve bu kapsamda disiplin cezası verilemez. Bağlayıcılık aynı suç türüyle sınırlıdır.

Unsurların oluşmaması veya delil yetersizliği nedeniyle beraat eden memurun eylem, tutum ve davranışları başka bir tanımlı disiplin suçuna giriyorsa, disiplin yaptırımı uygulanmasında hukuki engel bulunmaz. Bu imkân, eylemin başka bir tanımlı disiplin suçuna girmesi şartına bağlıdır.

Danıştay 12. Daire, E. 2019/4813, K. 2022/5618 sayılı kararında rüşvet almak suçundan verilen ve kesinleşen beraat karşısında ceza yargılaması sonucuna göre değerlendirme yapılması gerekirken bunun gözetilmediği gerekçesiyle idare mahkemesinin kısmen iptal, kısmen ret kararını bozmuş ve dosyayı yeniden karar verilmek üzere mahkemeye göndermiştir. Bozma eksik inceleme nedeniyledir; disiplin cezasının hukuka aykırı olduğu sonucuna kesin olarak hükmedilmemiştir.

Örtüşen fiilde birlikte değerlendirme

Danıştay 2. Daire, E. 2021/18496, K. 2025/3420 sayılı kararında yüz kızartıcı hareket iddiası ile sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunun örtüştüğü ve Yargıtay incelemesinin devam ettiği olayı incelemiştir. Ceza yargılaması sonucunda verilecek karar kesinleştikten sonra fiillerin dava dosyasındaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bölge idare mahkemesi kararı bozulmuştur. Sonuç, eylemlerin örtüştüğü bu olaya ilişkindir.

Karşı oy, bozma gerekçesine katılmamış; sarkıntılık eyleminin sübut bulması hâlinde 657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) maddesi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmesinin ve hukuki denetimin bu çerçevede yapılmasının gerektiği görüşünü açıklamıştır. Karşı oy, kararın çoğunluk gerekçesi veya bağlayıcı sonucu değildir.

Kolluk disiplininde sonraki mevzuat

Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinde hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, irtikap, rüşvet, zimmet, ihtilas ve sahtecilik dahil sayılan fiiller meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylemler arasında hükme bağlanmıştır.

Danıştay 2. Daire, karar düzeltme istemini kabul ederek Danıştay Beşinci Dairesinin 09/01/2019 günlü, E:2016/23050, K:2019/175 sayılı kararını kaldırmış ve uyuşmazlığı yeniden incelemiştir. Kaldırılan kararın ceza yargılamasının sonucunun araştırılmasına ilişkin gerekçesi, İkinci Dairenin benimsediği gerekçe değildir.

Danıştay 2. Daire, E. 2021/8264, K. 2023/323 sayılı kararında çoğunluk, polis memuru hakkında Tüzük'ün 8/6. maddesindeki hırsızlık ve dolandırıcılık fiillerine dayanılarak verilen meslekten çıkarma cezasını hukuka uygun bulmamıştır. Gerekçe, bu fiillerin 7068 sayılı Kanun'da disiplin yaptırımına bağlanmayıp disiplin suçu olmaktan çıkarılmasıdır. İdare mahkemesinin davayı reddeden kararı bozulmuştur. Oyçokluğuyla verilen bozma, ceza mahkemesi kararının kesinleşmemesine dayanmamaktadır.

Çoğunluk, lehe olan hükmün uygulanması amacıyla verilecek iptal kararının, eyleme uyan başka bir disiplin cezasının uygulanmasına engel olmayacağını belirtmiştir. Bu sınır, başka bir cezanın somut olayda uygulanmasına karar verildiği anlamına gelmez.

Sık sorulan sorular

Ceza davası sürerken çıkarma cezası verilemez mi?

Hayır, her olay için böyle bir yasak yoktur. 657 sayılı Kanun'un 131. maddesi ceza kovuşturmasının disiplin kovuşturmasını geciktiremeyeceğini ve mahkûmiyet ya da mahkûm olmamanın disiplin cezasını ayrıca engelleyemeyeceğini düzenler. Bekleme, fiillerin Türk Ceza Kanunu kapsamında olması, delillerin yeterli görülmemesi ve ceza kararına ihtiyaç duyulması koşullarına bağlanmıştır.

Kesinleşmiş ceza hükmü disiplin yargılamasını bağlar mı?

Aynı fiilin işlenip işlenmediğine ilişkin ceza mahkemesi kanaati kesin hüküm hâline gelmişse, başka bir yargı mercii maddi olayın oluşu hakkında aksi sonuca varamaz. Bu hüküm disiplin cezasına ilişkin yargılamada dikkate alınır.

Beraat her disiplin cezasını engeller mi?

Hayır. Suçun unsurlarının oluşmadığı ya da suçun o kişi tarafından işlenmediği gerekçesiyle verilen beraat, disiplin cezası bakımından yalnız aynı suç türü yönünden bağlayıcıdır. Delil yetersizliği nedeniyle beraat eden memurun eylem, tutum ve davranışları tanımlanan başka bir disiplin suçuna giriyorsa disiplin yaptırımı uygulanmasında hukuki engel bulunmaz.

Hakaret suçu yüz kızartıcı hareket sayılır mı?

Danıştay 2. Daire, E. 2021/10018, K. 2025/2890 sayılı kararında çoğunluk, adli yargılamada hakaret olarak vasıflandırılan somut eylemin 657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) bendindeki tanıma uymadığını kabul etmiştir. Bu sonuç her hakaret fiili için ayrıca kurulmuş genel bir kural değildir.

Bozma kararı çıkarma cezasını iptal eder mi?

Hayır. Temyiz isteminin kabulü ve 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca bozma, dosyanın yeniden karar için gönderilmesi sonucunu doğurur. Bu sonuç, çıkarma cezasının her olayda iptal edildiği anlamına gelmez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu