İdari Para Cezası ve İtiraz Usulü

by Avukat Erdal Ersoy
İdari Para Cezası ve İtiraz Usulü

İdari Para Cezası Kavramı ve Hukuki Niteliği

İdari para cezaları, kamu idareleri tarafından kabahat oluşturan eylemler nedeniyle uygulanan yaptırımlardır. Mahkemelerin ceza yargılaması sonucunda suç teşkil eden fiillere karşılık hükmettiği adli para cezalarından farklı olarak, idari para cezalarının ödenmemesi durumunda hapis cezasına dönüştürülmesi hukuken mümkün değildir. Cezanın ödenmemesi halinde alacaklı idare yalnızca icra takibi ve haciz işlemlerine başvurabilir.

Kabahatler karşılığında uygulanan idari yaptırımlar adli sicil kaydına işlenmez. Bununla birlikte cezaların şahsiliği ilkesi idari para cezaları bakımından da geçerliliğini korur. Fiili işleyen kişi aleyhine uygulanan idari para cezaları borçlunun ölümü halinde mirasçılara intikal etmez ve ceza infaz edilmeden ortadan kalkar.

İdari para cezaları neticede cezai yaptırım niteliğinde olup cezaların şahsiliği ile kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine tabidir. Bu çerçevede, asıl borçlu tüzel kişilik hakkında düzenlenen idari para cezalarından ötürü şirketi temsil ve ilzama yetkili yöneticilerin şahsen sorumlu tutulması mümkün değildir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2016/5298, K. 2018/8678Kaynağı aç
10. Hukuk Dairesi         2016/5298 E.  ,  2018/8678 K. "İçtihat Metni" ….. Dava, ödeme emirlerinin iptali ile Kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtilen gerekçelerle, davanın reddine, karar verilmiştir. Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 6183 sayılı Kanunun “Ödeme Emri” başlıklı 55. maddesinin ilk fıkrasında; kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereğinin bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; “Ödeme Emrine İtiraz” başlığını taşıyan 58. maddesinin birinci fıkrasında; kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişinin, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabileceği belirtilmiştir. Görüldüğü gibi; “menfi tespit” niteliğindeki ödeme emrine itiraz/ödeme emrinin iptali davasının yedi günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması zorunlu olduğu gibi, kendisine ödeme emri gönderilen borçlunun itirazları da üç nedenle sınırlandırılmıştır. Kanun koyucu tarafından, tahsil edilmesi istenen alacak, kamusal nitelikte imtiyazlı olduğundan sürüncemede kalması önlenerek, hızla tahsilinin sağlanması istenmiş, bu nedenle kamu alacağına ilişkin takip kesinleştikten sonra, yeni ve ayrı bir menfi tespit davası açılması yönünde herhangi bir hüküm öngörülmemiştir. Başka bir anlatımla, 6183 sayılı Kanunda, 2004 sayılı Kanunun 72. maddesine koşut bir düzenleme bulunmadığı gibi, 6183 sayılı Kanunda menfi tespit davasına, “Üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi” başlıklı, 08.04.2006 günü yürürlüğe giren 5479 sayılı Kanunun 5. maddesi ile değiştirilen 79. maddesinde “… Herhangi bir nedenle itiraz süresinin geçirilmesi halinde üçüncü şahıs, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme borçlusuna, borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır. …” düzenlemesi ile yalnız üçüncü kişiler yönünden yer verilmiş, bu hak ve olanak, kamu alacağı borçluları için tanınmamıştır. Buna göre; takibin itiraz edilmeksizin/dava açılmaksızın kesinleşmesi veya itirazın/davanın, hak düşürücü sürenin geçirilmesi nedeniyle reddine karar verilmesi durumunda kamu alacağı borçlusunun, aynı konuda menfi tespit veya geri alım (istirdat) davası açabilmesi olanaksızdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.04.2006 gün ve 2006/21-198 Esas, 2006/249 Karar; 03.10.2007 gün ve 2007/21-623 Esas, 2007/717 Karar, 27.02.2008 gün ve 2008/21-139 Esas, 2008/204 Karar numaralı ilâmlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir. Eldeki davada, davacıya tebliğ edilen ödeme emirlerinden 2012/50607 – 2012/50606 ve 2012/16348 sayılı ödeme emirleri bakımından davanın yasal hak düşürücü sürede açılıp açılmadığının tespiti bakımından tebliğ tarihleri araştırılmalı ve davanın süresinde açılıp açılmadığı belirlenmelidir. Diğer taraftan, Tüzel kişi işverenlerin ortak ve yetkililerinin kamu alacaklarından sorumluluğu, 6183 sayılı Kanunun 35, mükerrer 35, mülga 506 sayılı Kanunun 80. ve 5510 sayılı Kanunun 88. maddesinde düzenlenmiştir. 506 sayılı Kanunun 80/12 maddesi, “Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüş, 01.07.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 88/20 maddesi de bazı farklar dışında anılan maddeye paralel düzenleme getirmiş olup, “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dâhil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüştür. 5510 sayılı Kanunun 102’nci (506 sayılı Kanunun 140) maddesinde davalı Kurum tarafından verilen idari para cezaları ile ilgili usul ve esaslar özel bir şekilde düzenlenmiştir. Anılan düzenleme uyarınca; idari para cezasını gerektiren şartlar oluştuğunda Kurum tarafından verilecek idari para cezası ilgiliye tebliğ edilmekle tahakkuk eder ve tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmaması halinde, idari para cezası kesinleşir ve Kurum alacağına dönüşür. Ne var ki; Mahkemeye başvurulması idari para cezasının takip ve tahsilini durdurmayacaktır. Eldeki davada ise, davaya konu ödeme emirlerinin idari para cezalarını konu edindiği dikkate alınarak, davanın süresinde açıldığının anlaşılması halinde, 5510 sayılı Yasanın 102’nci maddesindeki prosedür de gözetilerek, uyuşmazlık çözüme kavuşturulmalıdır. Yapılacak irdelemede; 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesi gereğince, işverenin kanunla düzenlenen yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde idari para cezası ile sorumlu olacağı düzenlenmiş ise de, idari para cezasının, neticede bir cezai yaptırım olup, cezaların şahsiliği ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine göre, asıl borçlu tüzel kişilik hakkında düzenlenmesi nedeniyle, temsil ve ilzama yetkili kişi sıfatı ile hareket edenlerin şahsen sorumlu tutulamayacağı dikkate alınmalı, buna göre, mahkemece, öncelikle, Kurum tarafından bizzat davacıya yönelik olarak ve onun adına düzenlenen idari para cezası kararı bulunup bulunmadığı araştırılarak, varlığı halinde, 5510 sayılı Yasanın 102. maddesi uyarınca başlatılmış prosedürün bulunup bulunmadığı irdelenmeli, prosedür işletilmiş (süresinde dava açılmış veya kuruma itiraz edilmiş) ise, idari para cezasının kesinleşmesi olgusu bekletici sorun yapılarak idari para cezalarının kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli, yapılacak araştırma sonucu, davacıya yönelik düzenlenen idari para cezası kararının bulunmadığının belirlenmesi halinde ise, cezaların şahsiliği ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine göre, asıl borçlu tüzel kişilik hakkında düzenlenen idari para cezasından davacının şahsen sorumlu olmayacağı gözetilerek, bir karar verilmelidir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 31/10/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi. ….

Kabahatler Kanunu Kapsamında Cezanın Belirlenmesi ve Ödeme Usulleri

5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca idari para cezaları maktu veya nispi olabilir. Kanunda alt ve üst sınır gösterildiği durumlarda idari para cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği, failin kusuru ve ekonomik durumu birlikte göz önünde bulundurulur.

5326 sayılı KABAHATLER KANUNU m. 17Kaynağı aç
Madde 17- (1) İdarî para cezası, maktu veya nispi olabilir. (2) İdarî para cezası, kanunda alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebilir. Bu durumda, idarî para cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumu birlikte göz önünde bulundurulur. (3) (Değişik: 6/12/2006-5560/32 md.) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri tarafından verilen idarî para cezalarının ilgili kanunlarında 1/6/2005 tarihinden sonra belirlenen oranın dışındaki kısmı ile Cumhuriyet başsavcılıkları ve mahkemeler tarafından verilen idarî para cezaları Genel Bütçeye gelir kaydedilir. Sosyal güvenlik kurumları ile mahalli idareler tarafından verilen idarî para cezaları kendi bütçelerine gelir kaydedilir. Diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen idarî para cezaları ise, ilgili kanunlarındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, Genel Bütçeye gelir kaydedilir. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının verdiği para cezaları, kendi kanunlarındaki hükümlere tâbidir. Kişinin ekonomik durumunun müsait olmaması halinde, idarî para cezasının, ilk taksitinin peşin ödenmesi koşuluyla, bir yıl içinde ve dört eşit taksit halinde ödenmesine karar verilebilir. Taksitlerin zamanında ve tam olarak ödenmemesi halinde, idarî para cezasının kalan kısmının tamamı tahsil edilir. (4) (Değişik: 6/12/2006-5560/32 md.) Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararlar, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine gönderilir. Sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idareler tarafından verilen idarî para cezaları, ilgili kanunlarında aksine hüküm bulunmadığı takdirde, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre kendileri tarafından tahsil olunur. Diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen ve Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gerekmeyen idarî para cezaları, ilgili kanunlarında özel hüküm bulunmadığı takdirde genel hükümlere göre tahsil olunur. (5) İdarî para cezası tamamen tahsil edildikten itibaren en geç bir ay içinde durum, ilgili kamu kurum ve kuruluşuna bildirilir. (6) Kabahat dolayısıyla idarî para cezası veren kamu görevlisi, ilgilinin rıza göstermesi halinde bunun tahsilatını derhal kendisi gerçekleştirir. (Değişik cümleler: 1/7/2022-7417/46 md.) Kanunlarında ödeme süresi düzenlenmemiş olan idari para cezaları, tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. İdari para cezasının ödeme süresi içinde ödenmesi halinde, cezadan %25 oranında indirim yapılır. (Ek cümle: 1/7/2022-7417/46 md.) Ödeme yapılması, kişinin bu karara karşı kanun yoluna başvurma hakkını etkilemez. (7) İdarî para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Bu suretle idarî para cezasının hesabında bir Türk Lirasının küsuru dikkate alınmaz. Bu fıkra hükmü, nispi nitelikteki idarî para cezaları açısından uygulanmaz. Mülkiyetin kamuya geçirilmesi

Nispi nitelikteki cezalar hariç olmak üzere, maktu idari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Bu hesaplamada bir Türk lirasının küsuru dikkate alınmaz.

Borçlunun mali durumunun elverişli olmaması halinde idari para cezasının, ilk taksiti derhal ödenmek şartıyla bir yıl içerisinde dört eşit taksitte tahsiline karar verilebilir. Taksitlerin vadesinde ve eksiksiz ödenmemesi durumunda ise cezanın kalan miktarının tümü tahsil olunur.

5326 sayılı Kanun'un 17. maddesinin altıncı fıkrasına göre, kanunlarında ödeme süresi düzenlenmemiş olan idari para cezaları tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. İdari para cezasının yasal ödeme süresi içinde ödenmesi halinde cezadan yüzde yirmi beş oranında indirim yapılır. Bu şekilde ödeme yapılması, ilgilinin karara karşı kanun yoluna başvurma hakkını engellemez.

İdari Para Cezalarına İtiraz Yolları ve Başvuru Usulü

5326 sayılı Kabahatler Kanunu idari yaptırımlara ilişkin genel hükümleri belirlemiş olup idari para cezalarının yer aldığı özel kanunlarda ayrı bir başvuru yolu öngörülmemişse bu genel kanun yolu hükümleri geçerli olur. Kanunun 27. maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari yaptırım kararına karşı kural olarak kararın tebliği veya tefhiminden itibaren en geç on beş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulur; bu süre içinde başvuru yapılmaması halinde karar kesinleşir.

5326 sayılı KABAHATLER KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27- (1) İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idarî yaptırım kararı kesinleşir. (2) Mücbir sebebin varlığı dolayısıyla bu sürenin geçirilmiş olması halinde bu sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde karara karşı başvuruda bulunulabilir. Bu başvuru, kararın kesinleşmesini engellemez; ancak, mahkeme yerine getirmeyi durdurabilir. (3) Başvuru, bizzat kanunî temsilci veya avukat tarafından sulh ceza mahkemesine verilecek bir dilekçe ile yapılır. Başvuru dilekçesi, iki nüsha olarak verilir. (4) Başvuru dilekçesinde, idarî yaptırım kararına ilişkin bilgiler, bu karara karşı ileri sürülen deliller açık bir şekilde gösterilir. Dilekçede ayrıca, başvurunun süresinde yapılmasını engelleyen mücbir sebep dayanaklarıyla gösterilir. (5) (Değişik: 6/12/2006-5560/34 md.) İdarî yaptırım kararının mahkeme tarafından verilmesi halinde, bu karara karşı ancak itiraz yoluna gidilebilir. (6) (Ek: 6/12/2006-5560/34 md.) Soruşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle idarî yaptırım kararı verilmesi halinde; kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edildiği takdirde, idarî yaptırım kararına karşı başvuru da bu itiraz merciinde incelenir. (7) (Ek: 6/12/2006-5560/34 md.) Kovuşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle idarî yaptırım kararı verilmesi halinde; fiilin suç oluşturmaması nedeniyle verilen beraat kararına karşı kanun yoluna gidildiği takdirde, idarî yaptırım kararına karşı itiraz da bu kanun yolu merciinde incelenir. (8) (Ek: 6/12/2006-5560/34 md.) İdarî yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idarî yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idarî yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiyle birlikte idarî yargı merciinde görülür. Başvurunun incelenmesi

İdari para cezasına karşı sulh ceza mahkemesine yapılacak başvuru; bizzat, kanuni temsilci veya avukat tarafından mahkemeye verilecek bir dilekçe ile yapılır. Başvuru dilekçesinin iki nüsha olarak verilmesi zorunludur.

Mücbir sebebin varlığı dolayısıyla on beş günlük başvuru süresinin geçirilmiş olması halinde, bu sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde karara karşı sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu başvuru kararın kesinleşmesini kendiliğinden engellemez; ancak mahkeme yerine getirmeyi durdurabilir.

İdari yaptırım kararında itiraz süresinin ve başvuru merciinin gösterilmemiş olması durumunda, hak arama hürriyetinin korunması amacıyla altmış günlük idari dava açma süresi uygulanır.

İdari yaptırım kararının mahkeme tarafından verilmesi halinde bu karara karşı ancak itiraz yoluna gidilebilir. İdari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması durumunda ise idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görülür.

Trafik ve Sosyal Güvenlik Alanındaki Özel İtiraz Kuralları

Trafik idari para cezalarına karşı yapılacak başvurularda genel yetkili merci sulh ceza hakimliğidir. Ancak trafik para cezası ile birlikte aracın trafikten men edilmesine de karar verilmişse, uyuşmazlığın çözümü idare mahkemesinin görev alanına girer. Bu durumda her iki işlemin iptali talebiyle kararın tebliğinden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde dava açılması gerekir.

Sürücü belgesinin geçici olarak geri alınması idari bir yaptırım olmakla birlikte, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 112. maddesindeki düzenleme uyarınca kararın alındığı günden itibaren on beş gün içinde sulh ceza hakimliğine itiraz edilir. Sürücü belgesinin geri alınması mahkeme tarafından bir suç sebebiyle kararlaştırılmışsa yapılacak kanun yolu başvurusu Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine tabidir.

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 5510 sayılı Kanun kapsamında uygulanan idari para cezaları ilgiliye tebliğ edilmekle tahakkuk eder ve tebliğden itibaren on beş gün içinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtirazı reddedilenler kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilir. İdare mahkemesine başvurulması idari para cezasının takip ve tahsilini durdurmaz.

Cezanın Kesinleşmesi, İcra Takibi ve Menfi Tespit Davası

Genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idari para cezalarına ilişkin kesinleşen kararlar, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere tahsil dairelerine gönderilir. Sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idareler tarafından verilen idari para cezaları ise ilgili kanunlarında aksine hüküm bulunmadıkça 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre bizzat kendileri tarafından tahsil olunur.

İdari para cezasının süresi içerisinde itiraz edilmeyerek idari aşamada kesinleşmesinden sonra borcun bulunmadığının tespiti talebiyle adli yargıda menfi tespit davası açılması idari yaptırıma itiraz usulünden ayrı değerlendirilir. Dolayısıyla idari yaptırımın kesinleştiği gerekçesiyle sulh ceza mahkemesinin görevli olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.

İdari para cezası kesinleştikten sonra tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı borçlunun yaptığı itiraz haksız kabul edilir. Zira kesinleşen idari para cezasının yasal olup olmadığı artık yargılama konusu yapılamaz, borç likittir ve alacaklı idare yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekir.

İdari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerine karşı; borcun bulunmadığı, kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı gerekçeleriyle dava açılabilir. 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesi hükmü uyarınca ödeme emrine itiraz süresi tebliğden itibaren on beş gündür; önceki kanuni düzenlemelere dayalı uyuşmazlıklarda ise yedi günlük dava açma süresi değerlendirilmektedir. Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısmın miktarını ve sebebini açıkça göstermesi şarttır; aksi halde itiraz edilmemiş sayılır. Sosyal Güvenlik Kurumunun ödeme emirlerinin iptali davaları adli yargıda iş mahkemelerinde görülür.

6183 sayılı AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN m. 58Kaynağı aç
Madde 58 – Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. İtirazın şekli, incelenmesi ve itiraz incelemelerinin iadesi hususlarında Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur.[27] Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısmın cihet ve miktarını açıkça göstermesi lazımdır, aksi halde itiraz edilmemiş sayılır. (Mülga üçüncü fıkra: 28/1/2010-5951/1 md.) İtiraz komisyonu bu itirazları en geç 7 gün içinde karara bağlamak mecburiyetindedir. (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 21/4/2022 tarihli ve E.: 2021/119, K.: 2022/48 sayılı Kararı ile.) İtiraz komisyonlarının bu konudaki kararları kesindir. Borcun tamamına bu madde gereğince vakı itirazların tamamen veya kısmen reddi halinde, borçlu ret kararının kendisine tebliği tarihinden itibaren 15 gün içinde mal bildiriminde bulunmak mecburiyetindedir.[28] Borcun bir kısmına karşı bu madde gereğince vakı itirazlar mal bildiriminde bulunma müddetini uzatamaz. Mal bildirimi:

Sosyal Güvenlik Kurumunun tebliğ ve itiraz prosedürüne uymaması nedeniyle icra takibine konu edilebilir geçerli bir Kurum alacağı doğmadığının belirlendiği hallerde, uyuşmazlık kamu düzenine aykırılık teşkil eder. Bu durumda açılan menfi tespit niteliğindeki dava 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesinde belirtilen hak düşürücü süre kuralına bağlı kalmaksızın süreye tabi olmadan incelenir.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2014/1675, K. 2014/12560Kaynağı aç
21. Hukuk Dairesi         2014/1675 E.  ,  2014/12560 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri 2. İş Mahkemesi TARİHİ : 14/05/2013 NUMARASI : 2012/684-2013/331 Davacı, Kurum işleminin iptaliyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, görevsizliğine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Dava, dava dışı İ. Gıda ve Tarım Ür. Kom. Nak. San.Tic.Ltd. Şti hakkında düzenlenen iki ayrı idari para cezasının, davacı şirketin ortağı sıfatıyla davacıdan tahsiline dair Kurumun 2003/1359 takip sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, görevsizlik kararı verilerek görevli ve yetkili mahkemenin Kayseri İdare Mahkemesi olduğuna ve kararın kesinleşmesinden sonra dosyanın bu mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. Davacının İ. Gıda ve Tarım Ür. Kom. Nak. San.Tic.Ltd. Şti’nin ortağı olduğu, pay devrine ilişkin ortaklar kurulunun 21.06.2000 tarihli kararının 14.07.2000 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığı, Kurumca belge ibraz edilmemesi ve sigortalı işe giriş bildirgesinin verilmemesi nedenleriyle dava dışı şirket hakkında düzenlenen 1997/10. aya ait 2 ayrı idari para cezasının tahsiline yönelik 2003/1359 takip sayılı ödeme emrinin davacı şirketin ortağı sıfatıyla davacıya tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. İdari para cezalarının düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan, 06.05.1993 tarih ve 3910 sayılı "Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun" 1.maddesi ile değişik 506 sayılı Kanun’un 140.maddesine göre; idarî para cezaları tebliğ tarihinden itibaren (7) gün içinde Kuruma ödenir veya aynı süre içinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren (7) gün içinde yetkili sulh ceza mahkemesine başvurabilirler. Mahkemeye başvurulması cezanın takip ve tahsilini durdurmaz. İdari para cezalarının tahakkuk ve tahsilatında 10 yıllık zamanaşımı uygulanır. Halen yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanun’un 102.maddesine göre; idarî para cezaları ilgiliye tebliğ ile tahakkuk eder. Tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ya da Kurumun ilgili hesaplarına yatırılır veya aynı süre içinde Kuruma itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. İtirazı kurumca reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Mahkemeye başvurulması idari para cezasının takip ve tahsilini durdurmaz. Yukarıda yer alan yasa hükümlerine göre idari para cezasının ilgiliye tebliği zorunlu olup itiraz edilmesi ve Kurumca itirazın reddi halinde idari para cezasının Kurum alacağı olarak 6183 sayılı Kanun’a göre takip ve tahsil işlemleri yapabileceği gibi bu bağlamda ödeme emri de gönderebilir.Bu nedenle ödeme emrinin konusunun idari para cezası olması uyuşmazlığın başlıbaşına idari yargıda görülmesini gerektirmez. Kurumun, idari para cezasını tebliğ etmediği veya itiraz hakkında komisyonca bir karar alınmadığı hallerde, Kurumun davacıya gönderdiği ödeme emrine konu Kurum alacağı, takip ve tahsili mümkün olan bir alacak haline gelmediğinden mahkemece yargı yolu görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddi yerine ödeme emrinin iptaline karar verilmelidir. Dosyada, 21.05.2002 tarih ve 33507 sayılı, 35.437,50 TL tutarındaki idari para cezası kararı ve tebliğ belgesi bulunmakta ise de yine aynı tarihli ve numarası okunamayan 2.664,00 TL tutarındaki idari para cezasının tebliğ belgesi bulunmadığı gibi dava dışı şirketin idari para cezasına itiraz edip etmediği ve itiraz etmiş ise komisyon kararı bulunup bulunmadığı da araştırılmamıştır. Dolayısıyla, mahkemece idari para cezalarının takip ve tahsile konulabilecek aşamaya gelip gelmediği yönünde yeterli bir inceleme ve araştırma yapılmadığı açıktır. Öte yandan, davanın (7) günlük itiraz süresinden sonra açıldığı anlaşılmakta ise de Kurumun tebliğ ve itiraz prosedürüne uymadığı ve bu nedenle icra takibine konu edilebilir bir Kurum alacağı doğmadığı belirlenir ise, davacının iddiasının hukuksal dayanağı, 6183 sayılı Kanun’un 58.maddesinde sınırlı olarak sayılan “böyle bir borcu olmadığı”, “kısmen ödendiği” veya “zamanaşımına uğradığı” yönündeki nedenlerden daha önce gelen Kurumun takibe konu edilebilir bir alacağı olmadığı hukuksal gerekçesine dayanması nedeniyle davanın 6183 sayılı Kanun’un 58.maddede yazılı (7) günlük süre içerisinde açılmamış olması dinlenebilir olmasına engel değildir. Bu yöndeki bir itiraz (savunma) kamu düzenine aykırılık gerekçesine dayandığı gibi Kanun’un 58.maddesinde sınırlı olarak sayılan hallerden birisi olmadığından bu yöndeki bir dava “menfi tespit” davası mahiyetinde olup herhangi bir süreye de tabi değildir. Kaldı ki, davacı adına düzenlenmiş bir idari para cezası ve bunun tebliği söz konusu olmadığından, üçüncü kişi olarak (7) günlük süre kısıtlamasına tabi olmadan bu davayı açabilmelidir. Yapılacak iş, Kurumun 2003/1359 takip sayılı ödeme emrine konu ve dava dışı şirket hakkında düzenlenen idari para cezası kararları ve tebliğ belgelerinin onaylı ve okunaklı örneklerini getirtmek, dava dışı şirketin süresinde itirazı olup olmadığını sormak, Kurumun komisyon kararı var ise onaylı ve okunaklı örneklerini getirtmek, idari para cezalarının takip ve tahsile konulabilecek aşamaya gelmediği anlaşılır ise ödeme emrinin iptaline karar vermek aksi halde davacının pay devri, zamanaşımı ve 6183 sayılı Kanun’un 35.maddelerine dayalı sorumsuzluk iddialarını değerlendirerek sonucunda bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme sonucunda yerinde olmayan gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 05.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İdari para cezası ödenmediğinde hapis cezasına çevrilir mi?

Hayır, kabahat karşılığı verilen idari para cezaları adli para cezalarından farklı olarak ödenmediğinde hapse çevrilemez; yalnızca icra takibi ve haciz işlemlerine konu edilebilir.

İdari para cezasını erken ödemek itiraz hakkını sona erdirir mi?

Hayır, yasal ödeme süresi içinde yüzde yirmi beş oranında peşin ödeme indirimi uygulanarak ödeme yapılması, ilgilinin karara karşı kanun yoluna başvurma hakkını engellemez.

İdari para cezasına hangi sürede ve nasıl itiraz edilir?

Özel kanunda ayrı bir hüküm yoksa kararın tebliği veya tefhiminden itibaren en geç on beş gün içinde sulh ceza mahkemesine bizzat, kanuni temsilci veya avukat vasıtasıyla verilecek iki nüsha dilekçe ile başvurulur.

Borçlunun ölümü durumunda idari para cezası mirasçılara geçer mi?

Hayır, cezaların şahsiliği ilkesi gereğince idari para cezasından yalnızca fail sorumludur; kişinin ölümüyle ceza infaz edilmeden ortadan kalkar ve mirasçılardan istenemez.

Mücbir sebep nedeniyle itiraz süresi kaçırılırsa ne yapılır?

Mücbir sebebin varlığı halinde engelin kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulabilir ve mahkemeden yerine getirmenin durdurulması talep edilebilir.

İdari para cezası taksitle ödenebilir mi?

Ekonomik durumu elverişsiz olanlar için ilk taksiti peşin ödenmek şartıyla bir yıl içinde dört eşit taksitle ödeme kararı verilebilir; taksitler aksatılırsa kalan tutarın tamamı tahsil edilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu