Boşanma Davasında Telefon Arama ve HTS Kayıtları

by Avukat Erdal Ersoy
Boşanma Davasında Telefon Arama ve HTS Kayıtları

Boşanma Davasında Operatörden İstenen HTS Kayıtlarının Kapsamı

Boşanma davalarında mahkeme aracılığıyla ilgili operatöre müzekkere yazılarak temin edilen HTS kayıtları; arama ve SMS işlemlerinin gerçekleştiği tarih, saat, iletişim süresi ile arayan, aranan veya kısa mesaj iletimine konu olan telefon numarası bilgilerini içerir. Buna karşılık operatörlerden celbedilen bu kayıtlarda tarafların yaptığı telefon görüşmelerinin ses kaydı yer almaz. Aynı şekilde operatör üzerinden gönderilen kısa mesajların (SMS) yazılı metin içerikleri de bu dökümlerde bulunmaz.

HTS ve Arama Kayıtlarının Mahkemeden Talep Edilmesi Usulü

GSM operatörlerinde bulunan geriye dönük arama ve kısa mesaj dökümlerinin celbi için ilgililerin bu delilleri bizzat elinde bulundurması gerekmez. Davacı veya davalının dilekçelerin teatisi aşamasında ve sunduğu delil dilekçesinde operatör kayıtları deliline dayanması yeterlidir. Talepte bulunulurken inceleme yapılması istenen telefon numarasının ve ilgili operatörün açıkça belirtilmesi gerekir.

Sosyal Medya Uygulamaları ve Casus Yazılımların Hukuki Durumu

Boşanma davalarında mahkeme müzekkeresi yoluyla Facebook, Instagram, WhatsApp, Twitter, TikTok gibi sosyal medya ve mesajlaşma servisleri ile Tinder ve Happn benzeri flört ve arkadaşlık uygulamalarına ilişkin geçmiş kayıt ve içerikler temin edilememektedir.

Boşanma davalarında casus yazılım kullanılarak elde edilen deliller hukuka aykırı delil niteliğindedir ve mahkemece hükme esas alınamaz. Ayrıca bu nitelikteki delilleri ileri süren eş hakkında cezai soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin başlatılması gündeme gelebilmektedir.

Telefon Görüşmelerinin Sadakat ve Güven Yükümlülüğüne Etkisi

Evli bir kişinin özellikle akşam saatlerinin sonrasında sık sık ve uzun süreli olarak karşı cinsten bir kişi ile görüşmeler yapması, zina olgusunun ispatı için yeterli görülmese dahi sadakat yükümlülüğünün ihlali veya güven sarsıcı davranış nedeniyle boşanmada kusurlu davranış olarak kabul görebilmektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2014/25657 Esas ve 2015/10545 Karar sayılı ilamında; ceza yargılamasındaki veriler ve telefon iletişim kayıtlarıyla gece vakti başka bir şahısla uzun süreli telefon görüşmeleri yaptığı belirlenen eşin bu eylemi güven sarsıcı davranış kabul edilmiş, bu tarihten sonra eşin affedildiğine ilişkin somut bir olgu bulunmadığı takdirde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmaya karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Nitekim 4721 sayılı Kanun'un 166. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. (Değişik dördüncü fıkra:14/11/2024-7532/13 md.) Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. B. Dava I. Konusu
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/25657, K. 2015/10545Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2014/25657 E.  ,  2015/10545 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki "boşanma" ve "karşı boşanma" davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı (…) tarafından her iki davaya yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Yapılan soruşturma ve toplanan delillerle, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davacı-karşı davalının eşine fiziksel şiddet uyguladığı, davalı-karşı davacının da başka bir erkekle telefon görüşmeleri yapmak suretiyle güven sarsıcı tutum ve davranışlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Telefon görüşmelerinin davacı -karşı davalı tarafından öğrenilmesinden hemen sonra ortak konuttan ayrılan kadının, yaklaşık bir ay sonra ortak konuta dönmesi ve bir yıla yakın bir süre ile birlikte yaşamış olmaları mahkemece af kabul edilerek, davacı-karşı davalı tarafından açılan boşanma davasının reddine karar verilmiştir. Ancak davalı-karşı davacının tüm aşamalarda kendisinin istememesine rağmen telefonla rahatsız edildiğini ileri sürdüğü, ceza yargılaması sırasında sanığın savunması ve telefon iletişim kayıtlarının getirtilmesinden sonra 2013 yılı mart ayında, davalı-karşı davacının da Nazım adlı kişiyi aradığı ve gece vakti uzun süreli telefon görüşmelerinin bulunduğu ortaya çıkmıştır. Bu tarihten sonra davacı-karşı davalının eşini affettiğine ilişkin somut olgu bulunmamaktadır. Davalı-karşı davacının güven sarsıcı davranışlarının varlığı kanıtlandığına göre; davacı-karşı davalı tarafından açılan davanın da kabulü ile boşanmaya (TMK.md. 166/1) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile reddi doğru bulunmamıştır. SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre her iki boşanma davası ve boşanmanın fer'i (eki) niteliğindeki talepler yönünden yeniden ve birlikte hüküm kurulması zorunlu hale geldiğinden, davalı-karşı davacı tarafından açılan boşanma davasına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.25.05.2015(Pzt.)

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2015/19875 Esas ve 2016/12496 Karar sayılı kararında, kadının cevap dilekçesindeki beyanı ve dosyadaki telefon kayıtları nazara alındığında başka bir kişiyle olağan dışı konuşma kayıtlarının bulunması güven sarsıcı davranış olarak değerlendirilmiş, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik sabit görülerek davanın kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/19875, K. 2016/12496Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2015/19875 E.  ,  2016/12496 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Mahkemece, davacının iki haftalık kesin süre içerisinde delil ve tanık bildirmediğinden bahisle boşanma davasının reddine karar verilmiş ise de ; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davalının cevap dilekçesinde; … isimli şahıs ile telefonla konuştuğunu ve müşterek çocuğu da alarak yüz yüze görüşmeye gittiğini ve bu görüşmenin duygusal bir yön içermediğini beyan ettiği, böylelikle… isimli şahıs ile telefonla konuştuğunu ve görüştüğünü ikrar ettiği, ayrıca dosya arasına alınan telefon kayıtlarında da davalı kadının… isimli şahısla olağanının dışında konuşma kayıtlarının olduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göıc, kadının cevap dilekçesindeki beyanı ve telefon kayıtları nazara alındığında davalının güven sarsıcı davranış içerinde bulunduğunun ve mevcut dosya kapsamına göre de erkeğin iddiasının ispatladığının kabulü gerekir. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen bu duruma göre, erkeğin davasının kabulü ile boşanmaya karar verilecek yerde, davasının reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektımıiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 28.06.2016 (Salı)

Görüşülen Numaraların Aidiyetinin Araştırılması ve Eksik İnceleme

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2015/26822 Esas ve 2016/1688 Karar sayılı kararında, telefon kayıtlarına göre çok sayıda ve sıklıkla görüşme yapıldığı tespit edilen bazı numaraların kime ait olduğunun ilgili yerlerden sorulması, gelecek cevaba göre tanık beyanları ve tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerektiği; bu tespit yapılmadan karar verilmesinin eksik inceleme teşkil ettiği ifade edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/26822, K. 2016/1688Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2015/26822 E.  ,  2016/1688 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-davacı erkek tarafından her iki boşanma davası ve ziynet alacağı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı erkeğin ziynet eşyalarına yönelik temyiz itirazları yersizdir. 2-Davalı-davacı erkeğin her iki boşanma davasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Davalı-davacı erkek birleşen dava dilekçesi ile eşinin sadakatsiz olduğu iddiasını ileri sürmüş ve delil olarak telefon kayıtlarına dayanmıştır. Mahkemece telefon numaralarına ait görüşme tutanakları istenerek dosya içerisine alınmıştır. Telefon kayıtlarına göre tespit edilen bazı numaralarla çok sayıda vc sıklıkta görüşmeler yapıldığı anlaşılmakta ise de bu numaraların kime ait olduğu tespit edilmemiştir. O halde mahkemece bu telefon numaralarının kimlere ait olduğu ilgili yerlerden sorulmak suretiyle gelecek cevaba göre, tanık beyanları ve tüm deliller birlikle değerlendirilerek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre yeniden hüküm verilmesi zorunlu hale gelen davacı-davalı kadının boşanma davası ve fer'ilerine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, davalı-davacının ziynetlere yönelik temyiz itirazının yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden …'a yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 136.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.03.02.2016 (Çrş.)

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2022/3734 Esas ve 2022/6108 Karar sayılı kararında, zina hukuki sebebine dayalı boşanma davasında dava tarihinden geriye dönük iki yıllık döküm istenmesine rağmen operatör tarafından gönderilen iki aylık kısa bir döneme ait kayıtlarla yetinilmesi ve olağan dışı görüşmelerin bulunduğu telefon numarasının kime ait olduğunun araştırılmaması eksik inceleme sayılarak hükmün bozulması gerektiği kabul edilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2021/9054 Esas ve 2022/49 Karar sayılı kararında da sadakatsizlik iddiasına dayalı davada, telefon kayıtlarında sık ve uzun süreli görüşme yapıldığı belirlenen hattın kime ait olduğu araştırılmadan ve tanık beyanları ile diğer deliller birlikte değerlendirilmeden karar verilmesi eksik inceleme nedeniyle bozma sebebi sayılmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/3734, K. 2022/6108Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2022/3734 E.  ,  2022/6108 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından zinaya dayalı davasının reddi, erkeğin kabul edilen davası, kusur belirlemesi, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi, iştirak ve yoksulluk nafakası miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Taraflar arasında görülen karşılıklı boşanma davasının yapılan yargılaması sonucunda, davacı-karşı davalı erkek ile davalı-karşı davacı kadının TMK m.166/1’e dayalı davalarının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve ferilerine, kadının zinaya dayalı davasının ise reddine karar verilmiş, karara karşı kadın tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge adliye mahkemesince kadının istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından temyiz edilmiştir. Davalı-karşı davacı kadın, zina hukuki nedenine dayalı olarak açtığı boşanma davasında delil olarak, erkek tarafından kullandığı bilinen telefon numarasına ait HTS kayıtlarına dayanmış ve aşamalarda telefon dökümleri üzerindeki incelemenin dava tarihinden geriye doğru 2 yılı kapsayacak şekilde yapılmasını istemiştir. İlk derece mahkemesince ilgili GSM operatörüne müzekkere yazılarak davacı-karşı davalı erkek tarafından kullanılan telefon numarasına ait kayıtlar dosya içeriğine kazandırılmış ise de; ilgili operatörce iki aylık kısa bir zaman dilimini kapsayacak şekilde gönderilen HTS dökümleri üzerinde yapılan inceleme kadının zina davası hakkında hüküm kurmak için yeterli değildir. O halde; kadının iddiaları doğrultusunda dava tarihinden itibaren geriye dönük 2 yıla ait telefon dökümleri üzerinde yapılacak incelemeyle ve özellikle erkeğin mutad dışı görüşmelerinin bulunduğu “62 03” ile biten telefon numarasının kime ait olduğu yönündeki araştırmanın sonucuna göre tüm deliller toplandıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu hüküm tesisi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeple bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre, kadının TMK 166/1 maddesine dayalı davasında verilen boşanma hükmünün kesinleştiği de dikkate alınarak, kadının ve erkeğin davaları hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiğinden diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi. 22.06.2022 (Çrş.)
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/9054, K. 2022/49Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2021/9054 E.  ,  2022/49 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Taraflarca karşılıklı açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince her iki davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi hükmünü her iki taraf istinaf etmiş, bölge adliye mahkemesince kadının istinaf talepleri reddedilmiş, erkeğin istinaf taleplerinin kabulüyle davalı-karşı davacı kadın tam kusurlu kabul edilerek erkeğin boşanma davasının kabulüne, tarafların boşanmalarına ve boşanmanın ferilerine karar verilmiştir. Davacı-karşı davalı erkek dava dilekçesi ile diğer iddiaları yanında eşinin sadakatsiz olduğu iddiasını ileri sürmüş ve delil olarak telefon iletişim kayıtlarına dayanmıştır. Dosya kapsamında yer alan telefon iletişim kayıtlarına davalı-karşı davacı kadın tarafından kullanılan numaralı telefon hattı ile sonu 43 30 ile biten numaralı telefon hattı arasında sık ve uzun süreli görüşmeler yapıldığı tespit edilmiş, davalı-karşı davacı kadının görüşme yaptığı bu telefon hattının sahibinin tespiti için Turkcell İletişim Hizmetleri Anonim Şirketine yazılan müzekkerenin cevabında 31.05.2017 tarihinden dava tarihi olan 28.12.2017 tarihine kadar dönem itibarıyla herhangi bir abone kaydının olmadığı belirtilmiş, davalı-karşı davacı kadın vekili 28.05.2019 havale tarihli beyan dilekçesiyle bahsedilen numaranın müvekkilinin eski eşinin gelini olduğunu belirttiği N. isimli kişi tarafından kullanıldığını beyan etmiş ve bu numaranın kime ait olduğunun araştırılmasını talep etmiş, davacı-karşı davalı erkek vekili ise 04.07.2019 havale tarihli beyan dilekçesiyle sonu 43 40 ile biten numaranın B.A. isimli kişi tarafından kullanıldığını iddia ederek diğer GSM operatörlerine müzekkere yazılarak kime ait olduğunun tespiti için müzekkere yazılmasını talep etmiştir. Ancak ilk derece mahkemesince bu konuda araştırma yapılmaksızın hüküm tesis edilmiştir. O halde yukarıda belirtilen telefon numarasının kime ait olduğu ilgili yerlerden sorulmak suretiyle gelecek cevaba göre, tanık beyanları ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi. 17.01.2022 (Pzt.)

Kusur Tespiti ile Maddi ve Manevi Tazminat Talepleri

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2020/2549 Esas ve 2020/3717 Karar sayılı kararında, dosya içerisindeki telefon kayıtlarından başka kadınlarla telefon görüşmeleri yaparak eşine karşı güven sarsıcı davranışta bulunduğu anlaşılan erkeğin boşanmaya sebebiyet veren olaylarda ağır kusurlu sayılması gerektiği kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/2549, K. 2020/3717Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2020/2549 E.  ,  2020/3717 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma – Tedbir Nafakası Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi ve nafakaların miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, bozmaya uygun işlem ve araştırma yapılmış olmasına, delillerin takdirinde bir yanlışlık bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Mahkemece ilk kararda tarafların Türk Medeni Kanunu'nun 166/1. maddesine dayalı karşılıklı davalarının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş, davalı-karşı davacı kadının temyiz yoluna başvurması üzerine Dairemizin 05.04.2017 tarihli ilamıyla karar, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi nedeniyle bozulmuştur. Bozmaya uyulmakla ilk kararla aynı hüküm kurulmuş, hükmün davalı-karşı davacı kadın tarafından erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminat talebinin reddi, nafakaların miktarı ve vekalet ücreti yönünden temyizi üzerine Dairemizin 19.12.2018 tarihli ilamıyla kadının delil olarak dayandığı telefon görüşme dökümlerinin eksik incelenmesi ile hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. Bozma üzerine kurulan hükümde her iki boşanma davası hakkında yeniden hüküm kurularak karşılıklı davaların kabulüyle tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Ancak; davalı-karşı davacı kadının Türk Medeni Kanunu'nun 166/1. maddesine dayalı kabul edilen boşanma davasındaki boşanma hükmü temyizin kapsamı dışında kalarak kesinleştiğinden erkeğin davası konusuz hale gelmiştir. Bu durumda konusuz hale gelen erkeğin boşanma davasının esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi ve dava tarihindeki haklılık durumuna göre yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden hüküm kurulması gerekirken esas hakkında yeniden karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. 3-Mahkemece taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanma kararı verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden tarafların mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında, davacı-karşı davalı erkeğin başka kadınlarla telefon görüşmeleri yapmak sureti ile eşine karşı güven sarsıcı davranışta bulunduğu dosya içerisindeki telefon kayıtlarından anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı-karşı davalı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi doğru bulunmamıştır. 4-Yukarıda 3. bentte açıklandığı üzere boşanmaya neden olan olaylarda davacı-karşı davalı erkek ağır kusurlu olup, bu kusurlu davranışlar aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder niteliktedir. Kadın boşanma sonucu eşin maddi desteğinden yoksun kalacaktır. Türk Medeni Kanunu'nun 174/1-2. maddesi koşulları kadın yararına oluşmuştur. Bu durumda tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusurun ağırlığı, hakkaniyet kuralları gözetilerek davalı-karşı davacı kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerin yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 15.09.2020 (Salı)

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesinin birinci fıkrasına göre mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat talep edebilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca da boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. Güven sarsıcı telefon görüşmeleri neticesinde kusurlu kabul edilen eş aleyhine bu şartlar çerçevesinde tazminata hükmedilebilmektedir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
Madde 174- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. 2. Yoksulluk nafakası

Telefon Kayıtlarının Gerekçeli Kararda Tartışılması

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca bölge adliye mahkemesi kararında; taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışılması, ret ve üstün tutma sebepleri ile sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin gösterilmesi zorunludur.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 359Kaynağı aç
MADDE 359- (1) Karar aşağıdaki hususları içerir: a) Kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi ile başkan, üyeler ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları, sicil numaraları. b) Tarafların ve davaya ilk derece mahkemesinde müdahil olarak katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin adı, soyadı ve adresleri. c) Tarafların iddia ve savunmalarının özeti. ç) İlk derece mahkemesi kararının özeti. d) İleri sürülen istinaf sebepleri. e) Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep. f) Hüküm sonucu ile varsa kanun yolu ve süresi. g) Kararın verildiği tarih, başkan ve üyeler ile zabıt kâtibinin imzaları. ğ) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. (3) (Ek:22/7/2020-7251/38 md.) Bölge adliye mahkemesi, başvurunun esastan reddi kararında, ileri sürülen istinaf sebeplerini özetlemek ve ret sebeplerini açıklamak kaydıyla, kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermekle yetinebilir. (4) (Ek: 20/7/2017-7035/30 md.)Temyizi kabil olmayan kararlar, ilk derece mahkemesi tarafından; temyizi kabil olan kararlar ise bölge adliye mahkemesi tarafından resen tebliğe çıkarılır. Uygulanacak diğer hükümler

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2021/2985 Esas ve 2021/3792 Karar sayılı kararında, dosyada şifreli CD olarak yer alan telefon kayıtlarının mahkemece incelenip incelenmediğinin kararda belirtilmemesi ve incelenmiş ise kayıtlara itibar edilip edilmeme gerekçelerinin tartışılmaması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine aykırı bulunmuş, delilin tartışılarak ret ve üstün tutma sebebinin değerlendirilmemesi bozma nedeni sayılmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/2985, K. 2021/3792Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2021/2985 E.  ,  2021/3792 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı-davalı kadın tarafından açılan evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma davası ile davalı-davacı erkeğin açtığı aynı hukuki nedene dayalı birleşen davanın yapılan yargılaması sonunda; ilk derece mahkemesince erkeğin davasının reddine ve kadının davasının kabulü ile boşanmanın ferilerine hükmedilmiş ve hükme karşı erkek tarafından her iki dava yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge adliye mahkemesince, erkeğin başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine, davalı-davacı erkek kararın tamamı yönünden temyize başvurmuştur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun "Hükmün kapsamı" başlıklı 297/1-c maddesinde; hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerinin gösterileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı Kanunun “Karar ve tebliği” başlıklı 359/1-e maddesine göre de kararda taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin gösterilmesi zorunludur. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için; kararda hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, özenle seçilmiş ifadelerin bulunduğu, delillerin değerlendirilerek ret ve üstün tutma sebeplerinin tartışıldığı ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. Somut olay bu kapsamda değerlendirildiğinde; davalı-davacı erkeğin açtığı birleşen boşanma davasının dilekçesinde “Sadakatsizlik” vakıasına dayanılmış ve vakıanın ispatı için kadının telefon kayıtlarının istenmesi talep edilmiştir. İlk derece mahkemesince, ilgili operatörden talep edilmek suretiyle dosya arasına alınan telefon kayıtları CD olarak dosyada bulunmakta olup, operatör firmanın yazısında CD’ye şifre konulduğu belirtilmiş ve şifrenin temini için izlenmesi gereken prosedür gösterilmiştir. Mahkeme kararında, dosyada şifreli CD olarak bulunan telefon kayıtlarının incelenip incelenmediği belirtilmediği gibi, incelenmiş ise kayıtlara itibar edilme/edilmeme nedenleri de tartışılmamıştır. Bu itibarla, HMK m.359/1-e maddesine aykırı olarak, gerekçeli kararda dosya arasına alınan delilin tartışılarak ret ve üstün tutma sebebinin değerlendirilmemiş olması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Yukarıda gösterilen sebeplerle bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırına geri verilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. 24.05.2021 (Pzt.)
HTS kayıtlarında konuşmaların ses kaydı ve SMS metinleri çıkar mı?

Hayır, operatörden celbedilen HTS kayıtlarında yapılan görüşmelerin ses kayıtları veya kısa mesajların (SMS) yazılı metin içerikleri yer almaz; yalnızca iletişim tarihi, saati, süresi ve arayan veya aranan numara bilgileri bulunur.

Mahkeme aracılığıyla WhatsApp yazışmaları getirilebilir mi?

Hayır, boşanma davalarında mahkeme müzekkeresi yoluyla WhatsApp, Facebook, Instagram, Twitter, TikTok gibi sosyal medya veya mesajlaşma uygulamalarına ait geçmiş kayıt ve içerikler getirilememektedir.

Casus yazılım kullanılarak elde edilen telefon kayıtları delil olur mu?

Hayır, boşanma davalarında casus yazılım kullanılarak temin edilen deliller hukuka aykırı delil niteliğindedir, mahkemece hükme esas alınamaz ve bunları sunan taraf hakkında cezai süreç başlatılabilir.

Akşam saatlerinden sonra yapılan telefon görüşmeleri boşanmada nasıl değerlendirilir?

Evli bir kişinin özellikle akşam saatlerinin sonrasında karşı cinsten biriyle sık sık ve uzun süreli görüşmeler yapması, zina olgusunun ispatı için yeterli görülmese dahi sadakat yükümlülüğünün ihlali veya güven sarsıcı davranış nedeniyle boşanmada kusurlu davranış olarak kabul edilebilmektedir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu