Boşanma Davasında Banka Kayıtları ve Hesap Dökümleri

by Avukat Erdal Ersoy
Boşanma Davasında Banka Kayıtları ve Hesap Dökümleri

Boşanma Davasında Banka Kayıtlarının Niteliği ve Kapsamı

Boşanma davasında banka kayıtları; tarafların sahip olduğu vadeli ve vadesiz Türk lirası, döviz ya da altın hesap dökümlerini, kredi kartı ekstrelerini ve hesap hareketlerini kapsar. Bu kayıtlar vasıtasıyla eşlerin harcamaları, tasarrufları, borç ve kredi ödemeleri incelenebilir. Ayrıca banka dışına gerçekleştirilen havaleler ve transferler tespit edilerek hisse senedi veya kripto para gibi yatırım araçlarına yönlendirilen malvarlığı hareketleri ortaya çıkarılır.

Mahkeme huzuruna getirilen delillerin hükme esas alınabilmesi için hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması zorunludur. Eşin telefonuna casus yazılım yüklenerek temin edilen bilgiler, izinsiz alınan gizli ses veya görüntü kayıtları hukuka aykırı delil niteliği taşır ve yargılamada dikkate alınmaz; ayrıca üçüncü kişilere ait verilerin hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesi özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu gündeme getirebilir. Buna karşılık, mahkeme aracılığıyla ilgili kurumlara müzekkere yazılarak celbedilen banka hesap hareketleri hukuka uygun delil teşkil eder.

Banka Kayıtlarının Mahkemeden Talep Edilmesi Usulü

Boşanma davasında dilekçelerin teatisi aşamasında ve sonrasında usulüne uygun şekilde ihtarat yapılmak suretiyle verilen süre içerisinde delillerin sunulmaması veya nereden getirtileceğinin mahkemeye bildirilmemesi halinde ilgili delile dayanılamaz.

Eşin hangi bankalarda hesabı bulunduğunun bilinmemesi halinde, banka kayıtlarının getirtilmesi için hizmet alınan kurumların tespiti gerekir. Bu amaçla Merkezi Kayıt Kuruluşu'na müzekkere yazılarak eşin banka hesapları, hisse senedi alım satım hareketleri ile kullanmakta olduğu finansal aracı kurumların bildirilmesi, Türkiye Bankalar Birliği'ne müzekkere yazılarak davalının hangi bankalardan hizmet aldığının sorulması veya tek tek bütün bankalara ve aracı kurumlara müzekkere yazılması yöntemleri uygulanabilir.

Taraflarca usulüne uygun delil olarak dayanılan banka kayıtları ilgili bankalardan temin edilmeden, tanıkların dayandığı vakıalar doğrultusunda yeniden dinlenilmeden ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.

Yatırım Hesapları ve Mal Kaçırma İddialarının İncelenmesi

Dava dilekçesinde yalnızca standart mevduat hesapları değil; fon, hisse senedi gibi yatırım hesapları da talep edilmişse, yalnızca mevduat hesaplarının istenmesiyle yetinilemez. Bildirilen bankalarda kayıtlı tüm banka hesaplarının ayrıntılı dökümleri celbedilerek kapsamlı bir araştırma ve inceleme yapılmalıdır.

Tarafların ayrılık aşamasında erkeğin banka hesabından babasına para aktarması halinde, bu transferlerin katılma alacağını azaltma kastıyla mı yapıldığı yoksa savunulan iş ilişkisinden mi kaynaklandığının belirlenmesi için dosya uzman bankacı bilirkişiye tevdi edilmelidir. Hesap hareketlerinde evlilik süresince düzenli bir para aktarımı bulunup bulunmadığı araştırılarak uyuşmazlık çözümlenir.

Banka Kasaları ve Ziynet Eşyası Talepleri

Düğünde takılan ziynetlerin bankada kasaya konulacağı gerekçesiyle alındığı iddia edilip banka kayıtlarına delil olarak dayanılması halinde, bildirilen banka şubesine yazı yazılmalıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2013/8459 Esas ve 2013/21800 Karar sayılı ilamı doğrultusunda, evlenme tarihinden sonra koca adına kasa kiralanıp kiralanmadığı, kiralanmış ise işlem yapılıp yapılmadığı araştırılmalı ve verilecek cevap diğer delillerle birlikte değerlendirilmelidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/8459, K. 2013/21800Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2013/8459 E.  ,  2013/21800 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İzmir 8. Aile Mahkemesi TARİHİ :05.02.2013 NUMARASI :Esas no:2012/315 Karar no:2013/112 Taraflar arasındaki "boşanma" ve "karşı boşanma" davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı (koca) tarafından; her iki boşanma davası, kadın lehine hükmedilen nafaka ve hüküm altına alınan çeyiz eşyalarının değeri yönünden, davalı-karşı davacı (kadın) tarafından ise; ziynetler yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-karşı davalı (koca)'nın temyiz itirazları yersizdir. 2-Davalı-karşı davacı (kadın)'ın temyizine gelince; Davalı-karşı davacı (kadın), karşı boşanma davasına ilişkin dilekçesinde, "düğünde takılan altın cinsindeki ziynet eşyalarının, kocası tarafından, bankada kasaya koyacağı bahanesiyle elinden alındığını bir daha da kendisine verilmediğini" ileri sürmüş, banka kayıtlarına da delil olarak dayanmış, 07.06.2012 tarihli dilekçesinde de, bankaya yazı yazılarak davacı-karşı davalı (koca) adına kasa kiralanıp kiralanmadığı hususunun araştırılmasını istemiştir. Mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmamıştır. Davalı-karşı davacı (kadın)'ın bildirdiği banka şubesine yazı yazılarak, tarafların evlenme tarihinden sonra koca adına, kasa kiralanıp kiralanmadığı hususunun sorulması, kiralanmış ise, işlem yapılıp yapılmadığının araştırılması ve verilecek cevabın diğer delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın F.a yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 119.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının T.'ya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.23.09.2013(Pzt.)

Nafaka ve Maddi-Manevi Tazminat Miktarının Belirlenmesinde Gelir Tespiti

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesi uyarınca, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf kusurlu taraftan maddi tazminat; kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf ise manevi tazminat talep edebilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi gereğince zarar gören taraf zararını ve failin kusurunu ispatla yükümlüdür; zararın miktarı tam olarak ispatlanamadığında hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri gözeterek zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
Madde 174- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. 2. Yoksulluk nafakası
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 50Kaynağı aç
MADDE 50- Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. III. Tazminat 1. Belirlenmesi

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi uyarınca, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebilir ve nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Nafaka miktarının belirlenmesinde, 4721 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yer alan hâkimin hukuka ve hakkaniyete göre karar verme ilkesi gözetilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
Madde 175- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. 3. Tazminat ve nafakanın ödenme biçimi
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 4Kaynağı aç
Madde 4 – Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir. C. Genel nitelikli hükümler

İştirak nafakası tayin edilirken nafaka yükümlüsünün gelirine dair iddialar eksiksiz araştırılmalıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2014/10835 Esas ve 2014/16970 Karar sayılı ilamına göre, danışmanlık işleri yapılan firmalara yazılan müzekkere cevapları beklenmeli; dosyada mevcut vergi ve banka kayıtları ile ekonomik ve sosyal durum araştırmaları bir bütün olarak değerlendirilerek gelirin denetime imkân verecek nitelikte sağlıklı tespiti sağlanmalıdır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/10835, K. 2014/16970Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2014/10835 E.  ,  2014/16970 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen iştirak nafakası davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, tarafların 07.09.2006 tarihinde boşandıklarını, müşterek çocuk İpek'in velayetinin anneye verildiğini, karar tarihinde çocuğun 6 yaşında olduğunu, şu an 13 yaşında olup gerek okul masraflarının gerekse yaşının getirdiği artan ihtiyaçlarını öğretmen olan annesinin karşılayamaz hale geldiğini, davalının büyük firmalarla çalışan ve ayda en az 15.000,00 TL geliri bulunan bir bilgisayar firmasının sahibi olduğunu, iki evi, iki arabası ,yüksek limitli kredi kartları ve yüklü mevduat hesaplarının bulunduğunu, müşterek çocuk için aylık 1.500,00 TL nafakaya hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; boşanma davası sırasında, taraflar arasında yapılan protokole göre; müvekkilinin 1/2 hissesi kendisine ait taşınmazla ilgili hakkından, davacının da buna karşılık nafaka, tazminat ve bütün maddi manevi taleplerinden vazgeçtiğini, nafaka talebinden vazgeçen davalının iştirak nafakası isteminin dinlenemeyeceğini, davalının yeniden evlendiğini, bu evliliğinden de bir çocuğu bulunduğunu, aylık gelirinin ancak eşi ve çocuğu ile geçimini sağlayacak düzeyde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, tarafların müşterek çocuğu İpek yararına dava tarihinden geçerli olmak üzere aylık 350,00 TL iştirak nafakasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, iştirak nafakası talebine ilişkindir. Davacı annenin velayeti altında bulunan küçüğün menfaatine aykırı olarak, henüz tahakkuk etmemiş (doğmamış bir alacaktan) iştirak nafakasından vazgeçme beyanı, küçüğün ergin olacağı tarihe kadar sürecek nafakayı kapsamaz. İştirak nafakası her an doğup işleyen haklardandır. Bu itibarla vazgeçme beyanı geçersiz olup, davacıyı bağlayıcı nitelikte olmadığından, mahkemenin küçük İpek lehine iştirak nafakası hükmedilmesine yönelik karar vermesinde bir isabetsizlik yoktur. Türk Medeni Kanunu'nun 327/1.maddesinde; çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderlerin anne ve baba tarafından karşılanacağı hükme bağlanmıştır. Aynı yasanın 328/1.maddesi hükmü gereğince ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir. (TMK.nun 329/1. maddesi) Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de gözönünde bulundurulur. (TMK. nun 330/1. maddesi) Somut olayda; yapılan ekonomik sosyal durum araştırmalarında davacının öğretmen olduğu, 2.300,00-2.400,00 TL civarında gelirinin bulunduğu, kendisine ait evde ikamet ettiği, bir aracı olduğu, davalının ise bilgisayar firması işlettiği, aylık ortalama 3.000,00 TL gelirinin olduğu, kendi evinde oturduğu, ikinci evliliğini yaptığı bu evliliğinden de bir çocuğunun bulunduğu, üzerine kayıtlı evi ve iki aracı olduğu hususlarının tespit edildiği, ayrıca davalının gelirinin tespiti bakımından vergi kaydı, banka kayıtları ve kredi kart ekstrelerinin dosyaya celp edildiği görülmüştür. Ancak dosyanın incelenmesinden davalı hakkında yaptırılan sosyal ekonomik durum araştırmalarının yetersiz ve denetime imkan verecek nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça, davalının büyük firmaların danışmanlık işlerini yaptığı iddia edilip, ilgili firmaların isimleri belirtilmek sureti ile, bu firmalardan elde edilen gelirin tespiti talep edilmiştir. Mahkeme talep doğrultusunda ilgili firmalara müzekkereler yazılmış ise de müzekkere cevapları beklenilmeksizin hüküm kurulmuştur. O halde mahkemece, davacı tarafın iddiasını karşılayacak şekilde, ilgili firmalara yazılan müzekkerelerin cevapları dosyaya celp edildikten sonra dosyada mevcut vergi ve banka kayıtlarıyla, ekonomik sosyal durum araştırmaları bir bütün olarak değerlendirilerek, denetime imkan verecek nitelikte davalının gelirinin tam ve sağlıklı olarak tespit edilip, sonucuna göre, müşterek çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçları, tarafların gelir durumu ve nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken, eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Nafaka yükümlüsünün maaş haricinde ikramiye veya kira geliri iddiaları bulunduğu durumlarda da araştırma zorunludur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2015/12723 Esas ve 2015/19130 Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere, davalının çalıştığı bankadan sorularak maaş ve ikramiye gibi diğer hak edişleri dikkate alınıp aylık net geliri saptanmalı; taşınmaz kira gelirleri de ayrıntılı araştırılarak hakkaniyete uygun bir miktar belirlenmelidir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/12723, K. 2015/19130Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2015/12723 E.  ,  2015/19130 K. "İçtihat Metni" Y A R G I T A Y İ L A M I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 15. AİLE MAHKEMESİ TARİHİ : 16/06/2015 NUMARASI : 2015/233-2015/419 Taraflar arasındaki yardım – iştirak nafakasının artırımı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacılar vekili dava dilekçesi ile, 2013 yılında müşterek çocuk Y… için hükmedilen 300 iştirak nafakasının 750 TL ye çıkarılmasını, G… için hükmedilen 300 TL yardım nafakasının 1.000 TL ye çıkarılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile birlikte, tarafların müşterek çocuğu Y… için takdir edilen 300 TL iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren aylık 375 TL'ye çıkarılmasına, davacı G… için takdir edilen 300 TL yardım nafakasının dava tarihinden itibaren aylık 375 TL'ye çıkarılmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 327/1. maddesinde çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderlerin anne ve baba tarafından karşılanacağı hükme bağlanmıştır. Aynı yasanın 328/1.maddesi hükmü gereğince ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir. (TMK. nun 329/1. maddesi) Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de gözönünde bulundurulur. (TMK. nun 330/1. maddesi ) TMK.nun 331.maddesine göre; durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler. Tüm bu maddeler doğrultusunda mahkemece iştirak nafakası artırım oranı belirlenirken; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçları gözönünde bulundurulmalıdır. TMK.nun 328/1.maddesinde ise; "çocuk ergin olduğu halde eğitime devam ediyorsa, ana ve babasının durum ve koşullarına göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler". TMK.nun 364/1.maddesinde; "herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür". TMK.'nun 365/2 maddesinde; "dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir" düzenlemesi yeralmaktadır. Hukuk Genel Kurulunun 07.06.1998 tarih, 1998/656 E; 688 K.sayılı ilamında da; "…yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği…" vurgulanmıştır. Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmamaktadır. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını toplum ve kişilerin vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir. Kişi kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise, yasa maddesinde sayılı kişilerden yardım nafakası isteyebilir. Ne varki; bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır. Bunun için belirlenen nafakanın nafaka isteyenin geçinmesi için gerekli, nafaka yükümlüsünün geliri ile orantılı olacak şekilde TMK 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir. Somut olayda, davalının banka memuru olarak görev yaptığı anlaşılmıştır. Davacı taraf, davalının maaşı yanında ikramiye gelirinin bulunduğunu, ayrıca davalının sahip olduğu evden de kira geliri olduğunu iddia etmiştir. Ancak, mahkemece bu hususlarda araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece; davalının çalıştığı bankadan sorularak maaş ve diğer gelirleri de dikkate alınarak aylık net gelirinin tespit edilmesi, ayrıca davalının dairesinin bulunup bulunmadığı, varsa kira gelirini tespiti hususunda ayrıntılı araştırma yapılarak nafaka talep edenlerin giderleri ile nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olarak, TMK 4.maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi de gözetilecek şekilde karar verilmesi gerekir iken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Banka dökümleri yalnızca nafaka borçlusunun değil, talepte bulunan tarafın gelir durumunu aydınlatmak için de celbedilebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2017/6824 Esas ve 2018/12103 Karar sayılı ilamı uyarınca, yoksulluk nafakası talep eden eşin bankada mevduatının bulunup bulunmadığı, kira gelirinin varlığı, bu gelirlerin düzenli olup olmadığı ve kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı araştırılmalıdır. Ayrıca nafaka alabilmek adına sigorta kaydı açtırmaksızın fiilen çalışan eşin durumunun tespiti amacıyla da banka hesap dökümlerinin celbi talep edilebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/6824, K. 2018/12103Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2017/6824 E.  ,  2018/12103 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ :KarşılıklıBoşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, kadın lehine hükmolunan maddi tazminat ve nafakalar ile reddedilen manevi tazminat talebi yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise kusur belirlemesi, reddedilen manevi tazminat talebi ve lehine hükmolunan tazminat ve nafaka miktarları yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Mahkemece, davacı-karşı davalı erkek tam kusurlu kabul edilerek boşanma kararı verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı-karşı davalı erkeğin mahkemece belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında davalı-karşı davacı kadının da eşine “Allah belanı versin, geberip gider inşallah, inşallah arabaların altında kalırsın” şeklinde beddua ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya neden olan olaylarda taraflar eşit kusurludur. Yanılgılı değerlendirme sonucu davacı-karşı davalı erkeğin tam kusurlu olarak kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. 3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurludur. Bu durumda, Türk Medeni Kanunu'nun 174/1 madde koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemez. O halde, davalı-karşı davacı kadının maddi tazminat isteğinin reddi gerekirken, yazılı şekilde, maddi tazminat takdiri doğru görülmemiştir. 4-Boşanan eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedebilmek için, nafaka talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması gerekir (TMK m. 175). Davalı-karşı davacı kadının ekonomik ve sosyal durumunun tespitinde; çalışmadığı, ev hanımı olduğu bildirilmişse de; davalı- karşı davacı kadının kardeşi olan tanık Gülsün; ablasının kira geliri elde ettiği bir evinin ve aylık 3.000 TL gelir elde ettiği banka mevduatının bulunduğunu ileri sürmüştür. Mahkemece kadının bankada mevduatının bulunup bulunmadığı, adına kayıtlı dairesinin olup olmadığı ve kira gelirinin bulunup bulunmadığı, varsa bu gelirlerin düzenli olup olmadığı ve boşanma halinde kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı hususları araştırılarak sonucuna göre yoksulluk nafakası (TMK m. 175) hakkında hüküm tesisi gerekirken, bu hususta eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 5-Mahkemece verilen hüküm Dairemizin 30.03.2016 tarihli kararı ile kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakalar yönünden bozulmuş, mahkemenin 10.02.2015 tarihli kararında boşanma ve vekalet ücretine ilişkin kısımlar taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.O halde boşanma ve vekalet ücretlerine ilişkin karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken kesinleşen hususlarda yeniden hüküm kurulması doğru olmamıştır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3., 4. ve 5. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 30.10.2018 (Salı)
Eşin hangi bankalarda hesabı olduğu bilinmiyorsa ne yapılır?

Merkezi Kayıt Kuruluşu'na, Türkiye Bankalar Birliği'ne veya tek tek bütün bankalara mahkeme kanalıyla müzekkere yazılarak hesapların tespiti istenebilir.

Gizli kaydedilen banka dökümleri davada delil sayılır mı?

Casus yazılım veya yetkisiz yollarla elde edilen kayıtlar hukuka aykırı delil niteliğinde olduğundan hükme esas alınamaz; kayıtların mahkeme müzekkeresi yoluyla celbi gerekir.

Yoksulluk nafakası isteyen eşin banka mevduatı araştırılır mı?

Nafaka talep eden eşin bankada mevduatının bulunup bulunmadığı, varsa gelirinin düzenliliği ve kendisini yoksulluktan kurtarmaya yetip yetmeyeceği mahkemece araştırılır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu