Mahkeme Kararı Şartı ve Dava Türleri
Evlilik birliğinin boşanma yoluyla sona erdirilebilmesi için aile mahkemesi kararı bulunması zorunludur. Çiftlerin kendi aralarındaki uzlaşmaları mahkeme kararı olmaksızın hukuki sonuç doğurmaz.
Boşanma davası somut duruma göre tek bir sebebe dayanılarak açılabileceği gibi, birden fazla nedene dayanılarak terditli şekilde de açılabilir.
Yetkili Mahkeme ve Yargılama Usulü
Boşanma ya da ayrılık davası açmak isteyen eş, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 168. maddesi uyarınca taraflardan herhangi birinin yerleşim yerindeki mahkemeye başvurabilir. Bunun yanı sıra dava açılmadan önceki son altı ay boyunca eşlerin birlikte ikamet ettikleri yerdeki mahkeme de davaya bakmaya yetkilidir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 168Kaynağı aç
Boşanma davası yazılı yargılama usulüne tabidir. Dava dilekçesinin yahut cevaba cevap dilekçesinin tebliğinden itibaren iki hafta içinde bu dilekçelere cevap verilmesi gerekir.
Boşanma davasında vekille temsil söz konusu olduğunda vekâletnamenin fotoğraflı olması şarttır.
Çekişmeli boşanma davasında davalı mazereti olmadan duruşmaya gelmezse yargılama yokluğunda devam eder ve davalı taraf yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.
Zina Sebebiyle Boşanma
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesi, eşlerden birinin zina fiilini işlemesi durumunda diğer eşe dava açma hakkı tanır. Kanuni düzenlemeye göre bu gerekçeyle dava açabilmek için durumun öğrenilmesinden itibaren altı aylık ve her durumda fiilin gerçekleşmesinden itibaren beş yıllık hak düşürücü sürelere uyulmalıdır; anılan sürelerin geçmesiyle dava hakkı düşer. Ayrıca kusurlu eşi affeden tarafın da bu sebebe dayanarak boşanma davası açma imkânı ortadan kalkar.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 161Kaynağı aç
Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması
4721 sayılı Kanun'un 166. maddesinin birinci fıkrasına göre evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Kanunun 166. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının kusuru daha ağır ise davalının açılan davaya itiraz hakkı mevcuttur. Ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Anlaşmalı Boşanma Koşulları
Evliliğin asgari bir yıl devam etmiş olması şartıyla, eşlerin mahkemeye ortaklaşa müracaat etmeleri veya taraflardan birinin diğerince açılan davayı benimsemesi durumunda 4721 sayılı Kanun'un 166. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince birliğin sarsıldığı karine olarak kabul edilir. Mahkemenin boşanma yönünde hüküm kurabilmesi için tarafların bizzat duruşmada dinlenerek serbest iradeleriyle karar verdiklerinin tespit edilmesi ve mali yükümlülükler ile müşterek çocuklara dair varılan mutabakatın hâkim tarafından uygun görülmesi zorunludur.
Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir; bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur.
Reddedilen Davanın Ardından Birlikteliğin Kurulamaması
4721 sayılı Kanun'un 166. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, herhangi bir nedene dayalı olarak ikame edilen boşanma davası reddedildikten sonra bu hükmün kesinleşmesini izleyen bir yıllık süre içinde taraflar arasındaki ortak yaşam yeniden tesis edilememişse birlik temelden sarsılmış kabul edilir ve eşlerden birinin talebi doğrultusunda mahkemece boşanma kararı verilir.
Fiziksel Şiddete Karşı Koruma ve Velayet Kuralları
Boşanma davası sürecinde taraflar, karşı tarafın hareketlerinden ve fiziksel şiddet içerici davranışlarından korunmak amacıyla 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma ve uzaklaştırma tedbirleri talep edebilirler.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 335. maddesi gereğince ergin olmayan çocuk ana ve babasının velayeti altındadır ve yasal sebep olmadıkça velayet ana ve babadan alınamaz. Hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe kısıtlanan ergin çocuklar da ana ve babanın velayeti altında kalır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 335Kaynağı aç
4721 sayılı Kanun'un 348. maddesi doğrultusunda, koruyucu diğer tedbirlerin sonuçsuz kalması veya kifayetsiz olacağının öngörülmesi halinde velayet hakkı mahkemece kaldırılabilir. Bu kapsamda ebeveynlerin hastalık, tecrübesizlik veya başka bir mahalde bulunma gibi nedenlerle görevlerini ifa edememeleri ya da çocuğa gereken özeni göstermeyip sorumluluklarını ağır biçimde aksatmaları velayetin kaldırılmasına zemin oluşturur. Hakkın hem anne hem de babadan birlikte alınması durumunda küçüğe vasi tayin edilir; ayrıca kararda farklı bir kapsam belirtilmedikçe bu karar mevcut ve ileride doğacak tüm çocuklara etki eder.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 348Kaynağı aç
Eşin Vefatı ve Mirasçılık Durumu
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 181. maddesinin ilk fıkrası gereğince, evlilikleri boşanmayla sonlanan taraflar artık kanuni mirasçılık unvanını koruyamazlar. Bununla birlikte evlilik devam ederken tarafların birbirleri lehine düzenledikleri ölüme bağlı tasarruflar, metinden aksi yönde bir irade çıkarılamadığı müddetçe kendiliğinden hükümsüz hale gelir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 181Kaynağı aç
Dava sürerken eşlerden birinin vefat etmesi durumunda, 4721 sayılı Kanun'un 181. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mirasçılardan biri sürece devam ederek hayatta kalan eşin kusurlu olduğunu kanıtlayabilir. Bu şartın gerçekleşmesiyle sağ kalan eş yasal mirasçı sıfatını yitirir ve aksi tasarruf içeriğinde belirtilmedikçe vefattan önceki ölüme bağlı tasarrufların sağladığı haklardan da yoksun kalır.
Anlaşmalı boşanma için hangi şartlar aranır?
Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması veya birinin diğerinin davasını kabul etmesi, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek serbest iradelerine kanaat getirmesi ve malî sonuçlar ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulması gerekir.
Zina sebebiyle boşanma davası açma süreleri nasıldır?
Boşanma sebebinin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer; zina eyleminde bulunan eşi affeden tarafın ise dava hakkı bulunmaz.
Boşanma davası devam ederken eşlerden biri ölürse mirasçılık sona erer mi?
Ölen eşin mirasçılarından birinin davaya devam ederek sağ kalan eşin kusurunu ispatlaması hâlinde, sağ kalan eş yasal mirasçı olamaz ve aksi tasarruftan anlaşılmadıkça ölüme bağlı tasarruflarla sağlanan hakları kaybeder.
Boşanma sürecinde fiziksel şiddete karşı hangi tedbirler istenebilir?
Taraflar, karşı tarafın hareketlerinden ve fiziksel şiddet içerici davranışlarından korunmak amacıyla 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma ve uzaklaştırma tedbirleri talep edebilirler.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

