Ticari ilişkilerde borcun üstlenilmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 195 ve devamı maddelerinde iç üstlenme ve dış üstlenme olarak düzenlenmektedir. Borçlu ile borcu üstlenmek isteyen üçüncü kişi arasındaki ilişki borcun iç üstlenilmesini teşkil ederken, borcu üstlenen ile alacaklı arasındaki anlaşma borcun dış üstlenilmesini oluşturur. Borcun iç üstlenilmesinde borç ilişkisinin pasif süjesinde bir değişiklik meydana gelmez; buna karşılık borcun dış üstlenilmesinde alacaklı ile yapılan sözleşme sonucunda borçlu taraf değişir ve borç ilişkisinin varlığı sürer. Kanunun 204. maddesinde mirasın paylaşılması ile rehinli taşınmazların devrine dair özel hükümler saklı tutulmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/928, K. 2023/132Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 204Kaynağı aç
Borcun İç ve Dış Üstlenilmesinin Hukuki Hükümleri
Borcun iç üstlenilmesi, borçlu ile borcu yüklenmek isteyen üçüncü kişi arasında yapılır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 195. maddesinin birinci fıkrasına göre borçlu ile iç üstlenme sözleşmesi akdeden kişi, borcu bizzat ifa ederek veya alacaklının rızasıyla borcu üstlenerek borçluyu borcundan kurtarma yükümlülüğü altına girer. Bu taahhüt borçlunun alacaklıya karşı olan ifa yükümü üzerinde etki yapmaz ve alacaklı ile üçüncü kişi arasında herhangi bir hukuki bağ kurmaz. Kanunun 195. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca borçlu, sözleşmeden doğan borçlarını ifa etmedikçe karşı tarafın yükümlülüğünü yerine getirmesini isteyemez; üçüncü fıkraya göre ise borcundan henüz kurtarılmamışsa diğer taraftan güvence talep edebilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 195Kaynağı aç
Borcun dış üstlenilmesinde ise mevcut borçlunun yerine yenisinin geçmesi ve asıl borçlunun borcundan kurtulması, borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılacak sözleşmeyle gerçekleşir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 196. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iç üstlenme sözleşmesinin borcu üstlenen veya onun izniyle borçlu tarafından alacaklıya bildirilmesi, dış üstlenme sözleşmesinin yapılmasına ilişkin bir öneri niteliğindedir. Alacaklı ile borcu üstlenen arasındaki bu sözleşmenin kurulması için borçlunun katılması ya da rıza göstermesi şart değildir; borçlu karşı çıksa veya itiraz etse dahi dış üstlenme sözleşmesi kurulabilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 196Kaynağı aç
Geçerlilik Koşulları, Borcun Kapsamı ve İleri Sürülebilecek Def'iler
Borcun üstlenilmesi sözleşmesinin kurulması ve geçerliliği kural olarak herhangi bir özel şekil şartına bağlanmamıştır; sözlü, yazılı veya resmî şekilde kurulması mümkündür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 196. maddesinin üçüncü fıkrasına göre alacaklının kabulü açık veya örtülü olabilir; alacaklının çekince ileri sürmeksizin üstlenenin ifasını kabul etmesi veya onun borçlu sıfatıyla gerçekleştirdiği bir işleme rıza göstermesi hâlinde üstlenme kabul edilmiş sayılır. Sözleşmeye konu borç yönünden şarta bağlı, seçimlik, kısmi ve zamanaşımına uğramış borçların üstlenilmesi de hukuken mümkündür.
Borcun üstlenilmesiyle birlikte borç ilişkisinden doğan ve borcun doğumuna, geçerliliğine ya da sona ermesine ilişkin def'iler üstlenene geçer. Bununla birlikte, sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça eski borçluya ait şahsi def'iler alacaklıya karşı ileri sürülemez. Eski borçlunun şahsına bağlı olmayan fer'î haklar üstlenene karşı da varlığını korur. Ancak kefillerin sorumluluğu ile üçüncü kişilerin borç için tesis ettiği rehin teminatları, bu kişilerin borcun yüklenilmesine muvafakat etmeleri hâlinde devam eder.
Kefalet ve Üçüncü Kişinin Fiilini Üstlenmeden Ayrım
Borcun üstlenilmesi, benzer hukuki kurumlardan sorumluluğun niteliği itibarıyla ayrışır. Kefalet ilişkisinde kefil asıl borca bağlı, fer'î ve tali nitelikte bir borç altına girerken; borcun üstlenilmesinde üstlenen taraf asıl borçluyu borcundan kurtararak borcun asli borçlusu konumuna geçer. Diğer taraftan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 128. maddesinde düzenlenen üçüncü kişinin fiilini üstlenmede, edimi üstlenen kişi borcun naklini değil, üçüncü kişinin ediminin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermeyi üstlenir. Bu üstlenmede belirli bir süre öngörülmüşse, sürenin bitimine kadar üstlenene edimini ifa etmesi için yazılı olarak başvurulmaması hâlinde sorumluluğun sona ereceği de kararlaştırılabilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 128Kaynağı aç
Şirket Çalışanlarının Yazışmaları ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Değerlendirmesi
Ticari ilişkilerde şirket çalışanlarının kurumsal yazışmalarının şirketi bağlayıcılığı uyuşmazlıklarda değerlendirilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/928 Esas ve 2023/132 Karar sayılı ilamında somut uyuşmazlık, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 173 ve devamı maddelerinde düzenlenen borcun nakli hükümleri kapsamında incelenmiştir. Kararda, şirket çalışanının yöneticilerinin talimatı doğrultusunda kurumsal e-posta adresinden ilettiği ve yöneticilerin bilgi listesinde yer aldığı yazışmalar; dosyada bulunan sözleşmeler, toplantı notu başlıklı belge, mutabakat mektubu ve virman talimatları ile birlikte değerlendirilerek borcun naklinin gerçekleştiği kabul edilmiştir. Kurul görüşmelerinde uyuşmazlığa borcun nakli yerine üçüncü kişinin fiilini taahhüt kurallarının uygulanması gerektiği ileri sürülmüşse de bu karşı görüş çoğunluk tarafından benimsenmemiştir.
İşletme bünyesinde çalışanların eylemlerinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinde düzenlenen adam çalıştıranın sorumluluğu gündeme gelebilir. Anılan maddenin birinci fıkrasına göre adam çalıştıran, personelin kendisine verilen işin ifası sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Kanunun ikinci fıkrası gereğince adam çalıştıran; çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimatta bulunurken, gözetim ve denetim görevini icra ederken zararın ortaya çıkmasını engellemek adına gerekli dikkati sergilediğini ispatlarsa sorumlu olmaz. Maddenin üçüncü fıkrası uyarınca ise bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın meydana gelmesini önlemeye elverişli olduğunu kanıtlamadıkça faaliyetlerden doğan zararı tazmin etmekle yükümlüdür.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 66Kaynağı aç
Borcun dış üstlenilmesinde asıl borçlunun onayı gerekir mi?
Hayır, borcun dış üstlenilmesi alacaklı ile borcu üstlenen arasında kurulan bir sözleşmedir; borçlunun bu sözleşmeye katılması veya izin vermesi gerekmediği gibi, borçlu itiraz etse dahi sözleşme geçerli olarak kurulabilir.
Şirket çalışanının e-posta yazışması borcun nakli için yeterli midir?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/928 Esas ve 2023/132 Karar sayılı ilamında, yöneticilerin talimatı ve bilgisi dahilinde kurumsal e-postadan iletilen yazışmalar; sözleşmeler, toplantı notu başlıklı belge, mutabakat mektubu ve virman talimatları ile birlikte değerlendirilerek borcun naklinin gerçekleştiği sonucuna varılmıştır.
Borcun üstlenilmesinde kefillerin ve rehinlerin durumu ne olur?
Borcun üstlenilmesi durumunda kefillerin sorumluluğu ile üçüncü kişilerin borca teminat olarak kurmuş oldukları rehinlerden kaynaklanan sorumlulukları, ancak ilgililerin borcun yüklenilmesine muvafakat etmeleri hâlinde devam eder.
Zamanaşımına uğramış borçlar üstlenmeye konu edilebilir mi?
Evet, şarta bağlı, seçimlik veya kısmi borçlarda olduğu gibi zamanaşımına uğramış borçların da borcun üstlenilmesi sözleşmesiyle üstlenilmesi hukuken mümkündür.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

