Bilirkişi Raporuna İtiraz ve Aynı Yönde Ek Rapor

by Avukat Erdal Ersoy
Bilirkişi Raporuna İtiraz ve Aynı Yönde Ek Rapor

Bilirkişi raporuna itiraz, raporun tarafa tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde yapılır. Taraf bu sürede, eksik gördüğü hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsiz hususlarda açıklama alınmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden isteyebilir. Mahkeme, eksikliği tamamlamak ya da belirsizliği açıklığa kavuşturmak için yeni sorularla ek rapor alabilir; seçeceği duruşmada sözlü açıklama da isteyebilir. Yeni görevlendirilecek bilirkişi aracılığıyla yeniden inceleme, mahkemenin gerçeğin ortaya çıkması için bunu gerekli görmesine bağlıdır. Ek raporun ilk raporla aynı sonuca ulaşmasının, bu gerekli görme şartının yerine geçtiği 281. maddede yazmaz.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 281Kaynağı aç
MADDE 281- (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (Ek cümle:22/7/2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir. (3) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir. Bilirkişinin oy ve görüşünün değerlendirilmesi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 281. maddesi, tarafın iki haftalık talebini, mahkemenin ek rapor veya sözlü açıklama yetkisini ve yeniden incelemeyi ayrı ayrı düzenler. Ek raporun önceki raporla aynı yönde gelmesi, maddede ayrı bir şart veya ayrı bir sonuç olarak yer almaz. Yeni bilirkişi atanması, tarafın mahkemeden isteyebileceği bir yoldur. Fıkra, mahkemeyi bu isteği kabul etmekle yükümlü kılmaz. İtirazın yapılmış olması da yeniden incelemeyi zorunlu bir işlem hâline getirmez.

Raporun bildirilmesi ve içeriği

Mahkeme, bilirkişinin oy ve görüşünün yazılı mı yoksa sözlü mü bildirileceğine karar verir. Bildirim biçimini mahkeme seçer. 279. maddenin birinci fıkrası bu seçimi düzenler. Aynı fıkra, bilirkişi görüşünün mahkeme açısından bağlayıcı olup olmadığını hükme bağlamaz.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 279Kaynağı aç
MADDE 279- (1) Mahkeme, bilirkişinin oy ve görüşünü yazılı veya sözlü olarak bildirmesine karar verir. (2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir. (3) Mahkeme, bilirkişinin oy ve görüşünü sözlü olarak açıklamasına karar verirse, bilirkişinin açıklamaları tutanağa geçirilir ve tutanağın altına bilirkişinin de imzası alınır. Kurul hâlinde görevlendirme söz konusu ise bilirkişilerin bilgilerine başvurulan hususu hemen aralarında müzakere etmelerine imkân tanınır ve müzakere sonucunda açıklanan oy ve görüş, tutanakla tespit edilip; tutanağın altı, bilirkişilere imza ettirilir. (4) (Değişik: 3/11/2016-6754/54 md.) Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hâkim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz. Bilirkişi raporunun verilmesi

Yazılı raporda tarafların adı ve soyadı bulunur. Bilirkişinin hangi hususta görevlendirildiği, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuç yazılır. Birden fazla bilirkişi varsa ve aralarında görüş ayrılığı doğmuşsa, ayrılığın sebebi de gösterilir. Raporun düzenlenme tarihi ile bilirkişinin veya bilirkişilerin imzası raporda yer alır.

Görüş ayrılığında azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü mahkemeye ayrı bir rapor olarak da sunabilir. Bu imkân, kurul içindeki farklı değerlendirmenin ayrıca bildirilebilmesi içindir. Hüküm, azınlık raporunu ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi diye tanımlamaz.

Sözlü açıklamanın tutanağa bağlanması

Mahkeme sözlü açıklama kararı vermişse, bilirkişinin bildirdikleri tutanağa geçirilir ve tutanağın altında bilirkişinin imzası alınır. Görevlendirme kurul hâlindeyse, sorulan hususu bilirkişilerin hemen aralarında müzakere edebilmesi için imkân tanınır. Müzakere sonunda açıklanan oy ve görüş tutanakla saptanır; tutanağın altı bilirkişilere imzalatılır. Bu düzenleme sözlü açıklamanın tespitine ilişkindir. Ek rapor yolunu bu fıkra kurmaz.

Bilirkişinin açıklama sınırı

Bilirkişinin raporda ve sözlü açıklamada ele alabileceği konular, uzmanlık, özel bilgi veya teknik bilgiyle çözülecek hususlarla sınırlıdır. Bu sınırın dışında açıklama yapamaz. Hâkimin yapması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirme de bilirkişi tarafından yapılamaz. Yasak, 279. maddenin dördüncü fıkrasında hem yazılı rapor hem sözlü açıklama için geçerlidir.

İtiraz süresi ve istem türleri

Taraf, raporun kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkemeye başvurabilir. Başvuru üç ayrı istem taşıyabilir. Raporda eksik görülen hususların bilirkişiye tamamlattırılması istenebilir. Belirsizlik gösteren hususlarda bilirkişinin açıklama yapması sağlanabilir. Yeni bilirkişi atanması da talep edilebilir. Hüküm bu istemler için talep hakkı tanır. Mahkemenin talebi kabul etmek zorunda olduğu bu fıkrada yer almaz.

Ek sürenin koşulları

İtiraz talebinin iki hafta içinde hazırlanması çok zor veya imkânsız olabilir. Talep, özel ya da teknik bir çalışmayı da gerektirebilir. Bu hâllerden biri varsa, yine iki haftalık süre içinde mahkemeye başvuran tarafa ek süre verilebilir. Ek süre, asıl sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlar. Bir defaya mahsustur ve iki haftayı geçemez. Kanun verilebilir demektedir. Ek süre kendiliğinden işlemez ve her başvuruda tanınması zorunlu değildir.

Ek rapor ve duruşmada açıklama

Mahkeme, rapordaki eksikliği tamamlamak veya belirsizliği açıklığa kavuşturmak için bilirkişiden ek rapor alabilir. Ek rapor, mahkemenin düzenleyeceği yeni sorularla istenir. Mahkeme aynı amaçla, tayin edeceği duruşmada sözlü açıklama yapılmasını da kendiliğinden isteyebilir. İki yol da mahkemenin yetkisindedir. Fıkra, taraf itirazını bu yolları zorunlu kılan bir sebep olarak yazmaz. Ek raporun önceki raporla aynı sonucu taşımasının ayrı bir hükmü de bu fıkrada yoktur.

Yeni bilirkişiyle yeniden inceleme

Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla yeniden inceleme yaptırabilir. Yeniden inceleme, itirazın kendisinden doğan zorunlu bir sonuç olarak düzenlenmemiştir. Gerekli görüp görmeme mahkemenin değerlendirmesine bağlıdır. Tarafın yeni bilirkişi atanmasını istemiş olması, bu değerlendirmeyi olumlu veya olumsuz bir sonuca bağlayan bir kural değildir.

Ek rapor ile yeniden inceleme aynı işlem değildir. Ek rapor, var olan çalışmadaki eksikliği veya belirsizliği gidermek üzere ve yeni sorularla istenebilir. Yeniden inceleme, yeni bir bilirkişinin görevlendirilmesine ve mahkemenin bunu gerekli görmesine bağlıdır. İki raporun aynı yönde olması, 281. maddedeki bu ayrımı değiştiren bir ölçü olarak düzenlenmemiştir.

İstirdat dosyasında yetersiz görülen rapor

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/3561, K. 2020/7129 sayılı kararında 279. madde hükmüne dayanarak o dosyadaki raporu değerlendirmiştir. Daire, bilirkişinin dayandığı somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermesi gerektiğini belirtmiştir. Raporda, denetime elverişli olacak biçimde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe aramıştır. Ancak bu nitelikte hazırlanan bir raporun denetlenebileceğini ve hüküm kurmaya esas alınabileceğini ifade etmiştir. Bu ölçü, dairenin bu istirdat dosyasındaki gerekçesidir. Karar, bütün ek raporlar için genel bir kural diye yazılmamıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/3561, K. 2020/7129Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2020/3561 E.  ,  2020/7129 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; … Hastanesi Başhekimliği tarafından davalı personele fazladan ek ödeme yapıldığının tespit edildiğini, idarenin herhangi bir şart tasarrufuna dayanmayan, salt hatalı ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davalıdan istenebileceğini ileri sürerek; davalıya mevzuata aykırı olarak yapılan 5.328,54 TL fazla ödemenin, ödemelerin yapıldığı tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının kendi kusurundan kaynaklı yapmış olduğu fazla ödemeleri isteyemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece; davanın kabulüne dair verilen 25/11/2014 tarihli hüküm, davalı tarafın temyizi üzerine Dairece verilen 03/05/2017 tarihli ve 2016/12 E. 2017/6461 K. sayılı kararla, davalının zaman aşımı iddiası yönünden değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; davanın zamanaşımı nedeni ile reddine dair verilen 04/10/2018 tarihli hüküm, davacı tarafın temyizi üzerine Dairece verilen 01/07/2019 tarihli ve 2019/720 E. 2019/6024 K. sayılı kararla, davanın zamanaşımı süresi dolmadan açıldığı gerekçesi ile bozulmuştur. Bozma kararına uyan mahkemece; davacının iddiasını ispat ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre, davalı tarafın sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2- 6100 sayılı HMK'nın 279. maddesi hükmüne göre; bilirkişi, raporunu hazırlarken, dayandığı somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu, aynı zamanda denetime de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; hükme esas alınan 12/09/2014 tarihli bilirkişi raporu, hüküm vermeye yeterli değildir. Zira, alınan raporun düzenlendiği tarihte hesaplamaya esas alınması gerekli belgelerin tamamının dosya içerisinde yer almamakta olup, Dairece verilen 03/05/2017 tarihli bozma kararından sonra söz konusu evraklar dosya içerisine getirtilmiştir. Bundan ayrı, bilirkişi raporunda sadece yapılan ödemelerin listelenmesi suretiyle fazla ödeme yapıldığına ilişkin tespite yer verildiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece; konusunda uzman bilirkişiden, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, tarafların itirazlarını da karşılayan rapor alınması ve ulaşılacak sonuca göre uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, hüküm vermeye yeterli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı tarafın sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 26/11/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Daire, hükme esas alınan 12/09/2014 tarihli raporu hüküm vermeye yeterli görmemiştir. Hesaplamaya esas alınması gereken belgelerin tamamı, raporun düzenlendiği tarihte dosyada bulunmuyordu. Bu evrak, 03/05/2017 tarihli bozma kararından sonra dosyaya getirilmiştir. Raporda ayrıca, yapılan ödemeler listelenerek fazla ödeme yapıldığı yönünde bir tespite yer verilmiştir. Yetersizlik, bu dosyadaki rapor ve belge durumuyla sınırlıdır.

Daire, konusunda uzman bir bilirkişiden, tarafın, mahkemenin ve Yargıtayın denetimine elverişli bir rapor alınmasını gerekli görmüştür. Raporun tarafların itirazlarını da karşılamasını aramıştır. Ulaşılacak sonuca göre uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, hüküm vermeye yeterli olmayan raporun esas alınmasını doğru bulmamıştır. Bu yön bozma nedenidir. Metin, bu dosya için yeni bir rapor alınmasını bozma gerekçesi yapar. Aynı heyetin ek rapor veremeyeceğini veya her uyuşmazlıkta yeni bir heyetin zorunlu olduğunu söylemez.

Daire, davalının sair temyiz itirazlarını reddetmiştir. İkinci bentteki nedenlerle hükmü davalı yararına bozmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalıdır. Karar 26/11/2020 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kira tespitinde emsal incelemesi ve denetim

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2013/16831, K. 2014/9139 sayılı kararında kira bedelinin belirlenmesini ele almıştır. Daire, bedelin 18/11/1964 gün ve 2/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca hak ve nesafete göre saptanması gerektiğini belirtmiştir. Bu ölçü, karardaki kira tespiti için kullanılmıştır. Genel bir bilirkişi veya ek rapor kuralı değildir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2013/16831, K. 2014/9139Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2013/16831 E.  ,  2014/9139 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 9. Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 03/09/2013 NUMARASI : 2013/188-2013/576 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kira bedelinin tespiti davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kira bedelinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, mülkiyetinin 1/2 payı müvekkiline ait olan Yeniçeriler Caddesi No:82 adresindeki taşınmazın davalıya 01/01/2004 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiralandığını, davalının aylık 1.240 TL kira bedeli ödediğini belirterek kiralananın 1/2 payı için 01/01/2013 tarihinden itibaren aylık kira bedelinin net 4000 TL olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, kiralanan işyerinin iş potansiyelinin ancak ödenen bedeli karşıladığını, ödenen bedelin makul olduğunu taşınmazın değerinden fazla talepte bulunulduğunu davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 01/01/2013 tarihinden itibaren aylık kira bedelinin brüt 2.320 TL olarak tespitine fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki kira sözleşmesinin başlanğıç tarihi ve tespite konu dönem dikkate alındığında kira bedelinin 18/11/1964 gün ve 2/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince hak ve nesafete göre saptanması gerekir. Bunun için dava konusu yerin yeniden kiralanması halinde getirebileceği kira parası bilirkişiler tarafından belirlenmelidir. Böyle bir belirleme yapılırken, benzer yerlerin kira sözleşmeleri incelenmeli (taraflardan emsal göstermelerini istemek ya da re'sen emsal araştırması yapmak suretiyle); dava konusu yer ile ayrı ayrı karşılaştırılmalı, kira parasına etki eden hususlar üzerinde de ayrıca durulmalıdır. Dava konusu yerin yukarıda açıklandığı üzere serbest koşullarda getirebileceği kira parası (boş olarak) saptandıktan sonra, bu kira parası dikkate alınmak ve davalının eski kiracı olduğu da gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet kurallarına göre bir kira parası takdir edilmelidir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda yeni dönemin kira parası, dosyaya sunulan bilirkişi raporu dikkate alınarak tespit edilmiştir. Yargılama sırasında davacı vekili tarafından emsal kira sözleşmesi ibraz edilmemiş, davalı vekili tarafında sunulan emsal kira sözleşmeleri ise bilirkişi raporunda değerlendirilmemiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda re’sen emsal araştırmasının da yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda genel ve soyut ifadelerle bilirkişilerin uzun zamandır kira tespiti konusunda bilirkişilik yaptıkları, taşınmazın bulunduğu yerdeki kira bedelleri konusunda fikir sahibi oldukları belirtilmek suretiyle kira tespiti yoluna gidilmiş olup bu şekilde hazırlanan bilirkişi raporu mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişsizdir. Mahkemece yukarıda açıklanan yönleri içermeyen genel ifadeli bilirkişi raporuna itibar edilerek eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir. Hüküm bu sebeple bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 08/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Daire, böyle bir belirlemede benzer yerlerin kira sözleşmelerinin incelenmesini aramıştır. Emsal, taraflardan göstermelerinin istenmesiyle veya resen araştırma yapılmasıyla ele alınabilir. Dava konusu yer, emsallerle ayrı ayrı karşılaştırılmalıdır. Kira parasına etki eden hususlar üzerinde ayrıca durulmalıdır. Bu inceleme yöntemi, kira bedelinin tespiti davasına ilişkindir.

Bu yargılamada davacı vekili emsal kira sözleşmesi sunmamıştır. Davalı vekilinin sunduğu emsal kira sözleşmeleri bilirkişi raporunda değerlendirilmemiştir. Hükme esas alınan raporda resen emsal araştırması da yapılmamıştır. Tespit, bu yargılamadaki rapora özgüdür.

Raporda, bilirkişilerin uzun zamandır kira tespiti yaptıkları ve taşınmazın bulunduğu yerdeki kira bedelleri konusunda fikir sahibi oldukları yönünde genel ve soyut ifadeler kullanılmıştır. Daire, bu şekilde hazırlanan raporu mahkemenin ve Yargıtayın denetimine elverişsiz görmüştür. Karşılaştırma ve kira parasına etki eden hususları içermeyen rapora dayanılarak eksik inceleme ile hüküm kurulmasını doğru bulmamıştır. Hükmün bu sebeple bozulması gerektiğini belirtmiştir. Elverişsizlik bu kira tespiti raporuna ilişkindir. Metin, ek raporun ilk raporla aynı gelmesini ayrıca düzenlemez.

Daire, temyiz itirazlarını kabul ederek hükmü bozmuştur. Bozma, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi gözetilerek 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca yapılmıştır. Karar 08/07/2014 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir. İlk derece mahkemesinin kira bedelini tespit eden hükmü bu kararla onanmamıştır.

Bedel dosyasında yöntem, DOP ve kurul

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2020/4130, K. 2021/4548 sayılı kararında, tapuda tescil tarihinin değerlendirme tarihi alınması ve emsal karşılaştırmasıyla bulunan bedelin, Türkiye İstatistik Kurumunca açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi tablosuna göre dava tarihine güncellenmesinde yöntem bakımından isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle davalı idarenin temyiz itirazları yerinde bulunmamıştır. Değerlendirme yalnız yöntem yönündendir. Hükmün onandığı anlamına gelmez. Davacının temyizi üzerine hüküm bozulmuştur.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2020/4130, K. 2021/4548Kaynağı aç
5. Hukuk Dairesi         2020/4130 E.  ,  2021/4548 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığına arttırılması istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: – K A R A R – Dava, imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığına arttırılması istemine ilişkindir. Mahkemece uyulan bozma kararı uyarınca inceleme ve işlem yapılarak hüküm kurulmuş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Arsa niteliğindeki 50.yıl Mahallesi … ada … parsel sayılı taşınmaza 6745 sayılı Kanunun 35. maddesi ile 2942 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddesi uyarınca uygulamanın tapuda tescil edildiği tarih değerlendirme tarihi olarak esas alınıp, emsal karşılaştırması sonucu tespit edilen bedelin, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi tablosuna göre dava tarihine güncellenmesi suretiyle değer biçilmesinde yöntem itibariyle bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir. Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; 1-Hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz imar parseli, emsal alınan taşınmaz ise kadastro parseli olduğundan, dava konusu taşınmazın emsal ile kıyaslaması sonucunda değerlendirme tarihindeki değeri bulunduktan sonra, dava konusu taşınmaz imar parseline dönüştürülürken hangi oranda DOP kesilmişse, bu oranın ilave edilmesi gerekirken, emsal karşılaştırması sonucu tespit edilen metrekare birim fiyatından DOP kesintisi yapılması doğru olmadığı gibi, dava konusu taşınmazın diğer paydaşı tarafından açılan ve Dairemizin 2019/13391 E.- 2021/2331 K. sayılı dosyası ile denetiminden geçen … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2018/1367 E – 2019/4270 K sayılı dava dosyasında imar uygulamasının tapuda tescil edildiği tarih değerlendirme tarihi olarak esas alınmak suretiyle taşınmaza 8,00-TL m² değer biçildiği ve Dairemizce uygun görüldüğü gözetildiğinde aynı değerlendirme tarihi itibariyle dava konusu taşınmaza 3,86 TL/m² değer belirleyen bilirkişi raporu inandırıcı görülmemiştir. Bu durumda taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazların ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, davalı idareden peşin alınan temyiz harcı ile taraflardan alınan temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 31/03/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Hükme esas alınan raporda dava konusu taşınmaz imar parseli, emsal alınan taşınmaz ise kadastro parseliydi. Daire, emsalle kıyaslama sonucunda değerlendirme tarihindeki değer bulunduktan sonra, imar parseline dönüştürülürken hangi oranda DOP kesilmişse bu oranın eklenmesi gerektiğini belirtmiştir. Emsal karşılaştırmasıyla bulunan metrekare birim fiyatından DOP kesintisi yapılmasını doğru görmemiştir. Bu yön, dosyadaki parsel niteliği farkına bağlıdır.

Daire, aynı değerlendirme tarihi itibarıyla raporda belirlenen değeri inandırıcı görmemiştir. Bu kanaat, dairenin başka bir dosyada aynı tarih için uygun gördüğü değerle yapılan karşılaştırmaya ve incelenen rapora özgüdür. Rapordaki değer, genel bir birim fiyat kuralı değildir.

Daire, taşınmazın değerlendirmeye esas emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ile oranlarının açıklanmasını aramıştır. Karşılaştırma sonucu değerin belirlenebilmesi için, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla mahallinde keşif yapılmasını ve alınacak rapora göre hüküm kurulmasını gerekli görmüştür. Bunun düşünülmemesi, davacı temyizinin kabul nedenidir. Yeni kurul ve keşif, bu dosyadaki bozma gerekçesidir. Karar, itiraz üzerine gelen her ek raporun aynı olması hâlinde yeni heyetin kanunen zorunlu olduğunu söylemez.

Daire, davacı vekilinin temyiz itirazlarını yerinde görerek hükmü 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca bozmuştur. Karar 31/03/2021 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir. Davalı idarenin temyizi yöntem yönünden yerinde görülmemiş olsa da hüküm bozulmuştur.

Kararların kendi dava konusuyla sınırlı kalması

Bu kararlar, ek raporun ilk raporla aynı gelmesini düzenlemez. Her biri, önündeki raporu kendi dava konusu içinde değerlendirmiştir. İstirdat dosyasında yetersizlik, hesap belgelerinin rapor tarihinde dosyada bulunmamasına ve ödemelerin listelenmesine bağlanmıştır. Kira tespitinde yetersizlik, emsal sözleşmeler değerlendirilmeden ve resen emsal araştırması yapılmadan genel ve soyut anlatımla bedel belirlenmesine dayanır. Bedel dosyasında ise imar parseli ile kadastro parseli arasındaki farkta DOP oranının eklenmesi gerekirken birim fiyattan düşülmesi ve değerin inandırıcı görülmemesi bozma gerekçeleri arasındadır. Yeni bilirkişi kurulu ve mahallinde keşif de bu son dosyaya özgüdür. Kararlar, aynı yönde gelen her ek raporda yeni heyetin zorunlu olduğu veya hükmün bozulacağı yönünde genel bir sonuç taşımaz.

Sık sorulan sorular

Bilirkişi raporuna itiraz süresi ne kadardır?

Süre, raporun tebliğ tarihinden itibaren iki haftadır. Bu sürede eksiklerin tamamlatılması, belirsiz hususlarda açıklama alınması veya yeni bilirkişi atanması istenebilir. Fıkra, mahkemenin bu talebi kabul etmek zorunda olduğunu yazmaz.

Ek rapor ilk raporla aynı gelirse ne olur?

281. madde, aynı yönde gelen ek rapora bağlanmış ayrı bir sonuç içermez. Ek rapor, eksikliği tamamlamak veya belirsizliği açıklığa kavuşturmak için alınabilir. Yeni bilirkişiyle yeniden inceleme, mahkemenin gerçeğin ortaya çıkması için bunu gerekli görmesine bağlıdır.

Bilirkişi raporuna itirazda ek süre verilir mi?

Ek süre her başvuruda verilmez; koşullar varsa verilebilir. Talebin iki haftada hazırlanması çok zor veya imkânsız olmalı ya da özel veya teknik bir çalışma gerekmelidir. Başvuru yine bu iki hafta içinde yapılır. Ek süre asıl sürenin bitiminden işler, bir kez tanınır ve iki haftayı geçemez.

Mahkeme ek rapor almak zorunda mıdır?

Hayır. Mahkeme, eksiklik veya belirsizlik için yeni sorularla ek rapor alabilir ya da belirleyeceği duruşmada sözlü açıklama isteyebilir. Bu yetki, taraf itirazı üzerine zorunlu bir işlem olarak düzenlenmemiştir.

İtiraz yeni bilirkişi atanmasını zorunlu kılar mı?

Hayır. Taraf yeni bilirkişi atanmasını isteyebilir; bu istem mahkemeyi kabulle yükümlü tutmaz. Yeniden inceleme, mahkeme gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla yaptırılır.

Bilirkişi raporunda neler bulunmalıdır?

Raporda tarafların adı ve soyadı, görevlendirme konusu, incelenen maddi vakıalar, gerekçe ve sonuç, görüş ayrılığı varsa sebebi, düzenlenme tarihi ve imzalar bulunmalıdır. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir raporla da sunabilir.

Bilirkişi hukuki nitelendirme yapabilir mi?

Hayır. Bilirkişi, uzmanlık, özel bilgi veya teknik bilgiyle çözülecek konular dışında açıklama yapamaz. Hâkime ait hukuki nitelendirme ve değerlendirme de yapamaz. Sınır hem yazılı rapor hem sözlü açıklama için geçerlidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu