Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrası uyarınca idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olup Türk hukukunda idarenin malî sorumluluğu ilkesi geçerlidir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, idari işlem ve eylemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanların tam yargı davası açabileceği hükme bağlanmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. maddesinin (p) bendinde ise kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde toplu taşıma ve servis araçlarını belirlemek, durak ve araç park yerlerini tespit edip işletmek ve kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği işleri yürütmek belediyenin yetki ve imtiyazları arasında sayılmıştır. İdarenin karayolları üzerindeki trafiğin can ve mal güvenliğini sağlayacak şekilde yürütülmesi sırasında ortaya çıkan hizmet kusurlarından meydana gelecek zararları tazmin etmesi bu mevzuat çerçevesinde değerlendirilir.
Danıştay Danıştay 15. Daire Başkanlığı, E. 2017/1947, K. 2018/384Kaynağı aç
İdarenin Hizmet Kusuru ve Zararın Tespiti
İdarenin kamu hizmetinin yürütülmesinden doğan zarardan sorumlu tutulmasını gerektiren hallerden biri hizmet kusurudur. Hizmet kusuru, kamu hizmetinin kuruluş ve işleyişindeki aksaklık ve bozukluk olarak tanımlanır. Tam yargı davalarında temel amaç, idarenin bir eylemi ya da işlemi sebebiyle uğranılan zararın giderilmesidir. Bu kapsamdaki uyuşmazlıklarda mahkemelerce kesin ve gerçek bir zararın meydana gelip gelmediği ile bu zararın idari hizmetin eksik ya da kusurlu işlemesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı incelenir.
İş Gücü Kaybı Tazminatında Gelir Belirleme İlkeleri
Maluliyete dayalı iş gücü kaybından kaynaklanan tazminatın parasal değerlendirmesinde, ticari alanda çalışan kişinin geliri işletmenin gelirine göre değil, en son bilinen ücret unsurlarına göre belirlenir. Kişinin kazancı tam olarak saptanamıyorsa veya geliri sabit değilse, genel kural olarak hesaplama asgari ücret üzerinden yapılır. Bu hesaplamada hüküm gününe en yakın güne kadar yürürlüğe giren tüm asgari ücretlerin uygulanması gerekir.
Danıştay 15. Dairesinin 2017/1947 Esas ve 2018/384 Karar sayılı kararında, davacının gerçek geliri araştırılıp ortaya çıkarılmadan, şirket yöneticisi olmasından hareketle asgari ücretin dört katı oranında bir kazancın hayatın olağan akışına uygun kabul edilmesi suretiyle hazırlanan iş gücü kaybı hesabı bilirkişi raporuna ve buna dayalı mahkeme kararına itibar edilemeyeceği belirtilmiştir. Gerçek gelir somut biçimde ortaya konulmadan varsayıma dayalı gelir takdiri yapılamaz.
Manevi Tazminatın Hukuki Niteliği ve Belirlenmesi
Manevi tazminata karar verilebilmesi için ilgilinin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi, yaşama veya çalışma gücünde azalma meydana gelmesi, idarenin hukuka aykırı tutumu nedeniyle ağır bir elem ve üzüntü duyulması ya da kişilik değerlerinin zarar görmüş olması aranır. Danıştay 15. Dairesinin 2017/1947 Esas ve 2018/384 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere manevi tazminat bir zenginleşme vesilesi olmayıp tatmin işlevi görür ve niteliği gereği takdiridir. Bu sebeple hükmedilecek tazminatın manevi zararın tümünü karşılaması hedeflenmez.
Manevi tazminat takdir edilirken idarenin eyleminin hukuka aykırılığının ağırlığını ortaya koyacak ve hukuka aykırılığı özendirmeyecek bir tutar seçilmelidir. Aynı zamanda ilgililerin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak duyulan manevi acının kısmen giderilmesini ifade eden ancak ilgilinin zenginleşmesine yol açmayacak takdiri bir denge gözetilir. Danıştay 15. Dairesinin söz konusu kararında, ilk derece mahkemesince kısmen reddedilen maddi ve manevi tazminat taleplerine yönelik davacı temyiz istemi reddedilerek onanmış; kabul edilen maddi ve manevi tazminat kısımlarına yönelik davalı idare temyizi ise kabul edilerek hüküm bozulmuştur.
Tam Yargı Davasında Dava Miktarının Artırılması
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrası kapsamında tam yargı davalarında talep edilen miktar; usul kuralları veya süre engeli aranmaksızın kesin karar verilinceye kadar, harcı yatırılarak bir defaya mahsus artırılabilir. Miktar artırım dilekçesi, otuz gün içinde yanıt verilmek üzere davalı tarafa tebliğ edilir. Kanun'un 16. maddesinin 3. fıkrası gereğince taraflar yapılan tebliğlere otuz gün içinde yanıt verebilir; haklı sebeplerin varlığı durumunda mahkemece bu süre otuz günü aşmamak ve bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir. Belirlenen sürenin geçmesinden sonra sunulan savunmalara veya ikinci dilekçelere istinaden hak iddia edilemez; işlem dosyalarının aslı veya onaylı örneği ise idarenin savunmasıyla birlikte ilgili mahkemeye ya da Danıştaya tevdi edilir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 16Kaynağı aç
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun geçici 7. maddesi gereğince, 16. maddenin 4. fıkrasına eklenen miktar artırımı hükmü, kanun yolu aşaması dâhil olmak üzere bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihte derdest bulunan davalarda da uygulanır. Mahkemelerin taleple bağlılık kuralı uyarınca karar verdiği uyuşmazlıklarda, taraflardan birinin kanun yoluna başvurması koşuluyla davacı, artırılan kısma ilişkin harcı yatırıp kararı veren mahkemeye dilekçe vererek dava dilekçesindeki miktarı bir defaya mahsus artırabilir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. geçici 7Kaynağı aç
Belediye yol çalışması nedeniyle yaralanan kişi tam yargı davası açabilir mi?
İdari eylem veya işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olan ilgililer tam yargı davası açabilir. Ancak belediyenin trafik düzenlemesi ve güvenliğine dair görevlerinin yerine getirilmesinden sorumluluğunun doğabilmesi için kesin ve gerçek bir zararın bulunması ve bu zararın idari hizmetin aksak, eksik veya kusurlu işlemesinden kaynaklandığının tespit edilmesi gerekir.
İş gücü kaybı tazminatında gelir nasıl hesaplanır?
Ticari alanda çalışan kişinin tazminatında işletme geliri değil son bilinen şahsi ücreti esas alınır; gelir saptanamıyor veya sabit değilse hüküm gününe en yakın güne kadarki tüm asgari ücretler uygulanarak hesaplama yapılır.
Tam yargı davasında talep edilen tazminat miktarı artırılabilir mi?
Tam yargı davalarında dilekçede belirtilen miktar, kesin karar verilinceye dek harcı yatırılarak bir defaya mahsus artırılabilir ve artırım dilekçesi karşı tarafa otuz günlük cevap süresi verilerek tebliğ edilir. Ayrıca 2577 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi gereğince bu hükmü ihdas eden kanunun yürürlük tarihinde kanun yolu aşaması dâhil derdest olan dosyalarda da taraflardan birinin kanun yoluna başvurmuş olması kaydıyla artırım imkânı tanınmıştır.
Manevi tazminat miktarının takdirinde hangi ölçütler aranır?
Manevi tazminat bir tatmin aracı olup idarenin eyleminin hukuka aykırılık derecesi ile ilgililerin sosyal ve ekonomik durumu gözetilerek zenginleşmeye yol açmayacak takdiri bir miktar olarak belirlenir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

