Belediye İmar Değişikliği Sonrası Plan İptali ve Hak Arama Yolları

by Avukat Erdal Ersoy
Belediye İmar Değişikliği Sonrası Plan İptali ve Hak Arama Yolları

İmar Değişikliği Mülkiyet Hakkını Nasıl Etkiler

Belediye veya valilik tarafından gerçekleştirilen imar planı değişiklikleri ya da parselasyon işlemleri, taşınmazın niteliğini ve kullanım şartlarını doğrudan etkileyebilir. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenleme öncesindeki yüzölçümlerinden alınacak düzenleme ortaklık payı yüzde kırk beş sınırını aşamaz. Bu yasal tavanın aşılması, idari işlemin hukuka aykırılığı sonucunu doğurur.

3194 sayılı İMAR KANUNU m. 18Kaynağı aç
Madde 18 – İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır. Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme alanındaki nüfusun kentsel faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli olan umumi hizmet alanlarının tesis edilmesi ve düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında "düzenleme ortaklık payı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırk beşini geçemez.[19][20] (Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) (Değişik birinci cümle:5/12/2024-7534/6 md.) Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgenin ihtiyacı olan yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi/parkı, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, kamuya ait kreş ve gündüz bakım evleri, pazar yeri, semt spor alanı, toplu taşıma istasyonları ve durakları, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol, su yolu, bölgenin geneline hizmet veren spor alanı, belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı, kamu hizmeti için planlanan teknik altyapı ve trafo alanları, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyon alanı olarak ayrılan parseller ve mesire alanları, resmî kurum alanı, uygulama imar planı kararı ile getirilen diğer umumi ve kamu hizmet alanları, otogar alanından oluşur ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz. Düzenlemeye tabi tutulan alan içerisinde bulunan taşkın kontrol tesisi alanlarının, bu fıkrada belirtilen kullanımlar için düzenleme ortaklık payı düşülmesini müteakip kalan Hazine mülkiyetindeki alanlardan karşılanması esastır. Ancak taşkın kontrol tesisi için yeterli alanın ayrılamaması durumunda, düzenleme ortaklık payının ikinci fıkrada belirtilen oranı aşmaması şartıyla, düzenlemeye tabi diğer arazi ve arsaların yüz ölçümlerinden bu fıkradaki kullanımlar için öncelikle düzenleme ortaklık payı ayrıldıktan sonra ikinci fıkrada belirtilen orana kadar taşkın kontrol tesisi için de ayrıca pay ayrılır. Kapanan imar ve kadastro yollarının öncelikle düzenleme ortaklık payına ayrılan toplam alandan düşülmesi esastır. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Üçüncü fıkrada belirtilen, bölgenin ihtiyacına ayrılan alanlardan belediye hizmetleri ile ilgili olanlar bu amaçlarla kullanılmak kaydıyla ilgili belediyesi adına, diğer alanlar ise imar planındaki kullanım amacı doğrultusunda bu amacı gerçekleştirecek olan idareye tahsis edilmek üzere Hazine adına tescil edilir. (Değişik fıkra:5/12/2024-7534/6 md.) Düzenleme sahasında üçüncü fıkrada sözü geçen umumi hizmetler için ayrılması gereken alanların toplamının, ikinci fıkrada belirtilen düzenleme ortaklık payından fazla olması veya daha öncesinde parselasyon planı tescil olmuş alanlarda ikinci kez düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılamaması nedeniyle kamu eline geçişi sağlanamayan umumi ve kamu hizmet alanlarının 13 üncü maddede belirtilen yöntemlerle kamuya geçişi sağlanır. Umumi ve kamu hizmet alanlarının kamulaştırma yoluyla kamu eline geçirilecek olması halinde, uygulamaya giren parsellerin, imar planında kamulaştırmaya konu kamu ve umumi hizmet alanlarına denk gelen kısımları ilgili idarece kamulaştırılır. Herhangi bir parselden bir miktar sahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halinde düzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalan saha üzerinden ayrılır. (Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Bu madde hükümlerine göre, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınmaması esastır. Ancak, her türlü imar planı kararı ile yapılaşma koşulunda ve nüfusta artış olması hâlinde, artış olan parsellerden, uygulama sonucunda oluşan değerinin önceki değerinden az olmaması kaydıyla, daha önceki imar uygulamalarında yapılan terk veya kesintiler dikkate alınmak suretiyle ilk uygulamadaki düzenleme ortaklık payı oranını % 45’e kadar tamamlamak üzere ilave düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılabilir.[21] (Ek sekizinci fıkra:18/7/2021-7333/10 md.) 24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunun 10 uncu maddesi kapsamında yapılan uygulamalarda; umumi hizmet alanları için yapılan her türlü terk ve kesintinin, parselasyon planındaki düzenleme ortaklık payı kesintisinden az olması durumunda, önceki terk ve kesintilerin oranını parselasyon planındaki düzenleme ortaklık payı oranına tamamlayan fark kadar düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılabilir. Yapılan bu kesinti tamamlayıcı mahiyette olup mükerrer uygulama olarak değerlendirilmez. Ancak toplam kesinti oranı her halükarda %45’i geçemez. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Parselasyon planı yapılmadan ifraz ve tevhit edilerek tescil edilen parsellerden, imar planında umumi hizmet alanlarına rastladığı için terk edilen veya bağışlanan alanların toplam parsel alanına oranı, yeni yapılacak parselasyon planındaki düzenleme ortaklık payı oranına tamamlayan farkı kadar düzenleme ortaklık payı alınır.[22] (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Belediye veya valiliğin; parselasyon planlarını, imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde yapması ve onaylaması esastır. Parselasyon planı yapmamaları sebebiyle doğacak her türlü kamulaştırma iş ve işlemlerinden belediyeler veya valilikler sorumludur. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Mevcut yapılar nedeniyle parsellerden düzenleme ortaklık payı alınamadığı hâllerde bu payın miktarı, (…)[23] bedele dönüştürülebilir. (Ek cümle:5/12/2024-7534/6 md.) Parselasyonu onaylayan idare tarafından alınan bu bedel, fazladan düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmak zorunda kalınan diğer parsel sahiplerine ödenir. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) (Değişik fıkra:5/12/2024-7534/6 md.) Bedel takdiri 2942 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen bedel tespiti esasları da gözetilerek 6362 sayılı Kanuna göre lisans almış gayrimenkul değerleme uzmanları veya ilgili idare takdir komisyonlarınca raporlandırılarak tespit edilir. Tespit edilen bedel ödenmedikçe tapuda herhangi bir işlem tesis edilemeyeceği tapu kütüğünün beyanlar hanesinde belirtilir ve bu bedelin tamamı tescil tarihinden itibaren en geç 1 yıl içerisinde ödenir. Her takvim yılı başından geçerli olmak üzere bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Kanunun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında güncellenmek suretiyle ödenmedikçe devri yapılamaz ve yapı ruhsatı verilemez, tapuda herhangi bir işlem tesis edilemez. Bedelin tamamen ödenmesi hâlinde taşınmaz maliki ya da idarenin talebi üzerine terkin edilir. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Düzenleme sonucu taşınmaz maliklerine verilecek parseller; öncelikle düzenlemeye alınan taşınmazın bulunduğu yerden, mümkün olmuyor ise en yakınındaki eşdeğer alandan verilir. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Düzenleme alanında bulunan imar adalarında, asgari parsel büyüklüğünü karşılamak kaydıyla, imar uygulama alanında kalan hisseli arsa ve araziler; hisse sahiplerinin muvafakati hâlinde veya fiilî kullanım esasına göre müstakil hâle getirilebilir. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Uygulama imar planında hüküm bulunmaması hâlinde yönetmelikte belirlenen asgari parsel büyüklüklerinin altında parsel oluşturulamaz. (Mülga fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) (Mülga fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) (Mülga fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) (Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Bu maddede belirtilen kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan alanlardaki ağaçlar/yapılar, belediye veya valilikçe bedeli/enkaz bedeli ödenerek sökülür ve yıkılır. Düzenlenmiş arsalarda bulunan yapılara, ilgili parsel sahiplerinin muvafakatları olmadığı veya plan ve mevzuat hükümlerine göre mahzur bulunduğu takdirde, küçük ölçüdeki zaruri tamirler dışında ilave, değişiklik ve esaslı tamir izni verilemez. Düzenlemeye tabi tutulması gerektiği halde, bu madde hükümlerinin tatbiki mümkün olmayan hallerde imar planı ve yönetmelik hükümlerine göre müstakil inşaata elverişli olan kadastral parsellere plana göre inşaat ruhsatı verilebilir. Bu maddenin tatbikinde belediye veya valilik, ödeyecekleri kamulaştırma bedeli yerine ilgililerin muvafakatı halinde kamulaştırılması gereken yerlerine karşılık, plan ve mevzuat hükümlerine göre yapı yapılması mümkün olan belediye veya valiliğe ait sahalardan yer verebilirler. Veraset yolu ile intikal eden, bu Kanun hükümlerine göre şüyulandırılan Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama amacı için yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yolu ile satılanlar hariç imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları, satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz. (Ek fıkra:14/2/2020-7221/7 md.) Bu madde kapsamında yapılmış olan imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle; davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi kök parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti halinde, öncelikle tescilli imar parselleri üzerinden mahkeme kararlarını yerine getirmeye yönelik yeni imar uygulaması yapılabilir. Bunun mümkün olmaması durumunda davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakati alınmak kaydıyla tescilli imar parselleri üzerinden yeni parselasyon işlemi yapılarak uygulama sahası içerisinde idarece uygun bir yer tahsis edilir veya anlaşma olmaması halinde davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenleme ortaklık payı kesintisi düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değeri ödenir.[24] (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir. Parselasyon planlarının hazırlanması ve tescili:

İmar planında kamusal hizmetlere ve umumi kullanımlara tahsis edilen parsel kısımlarının kamu mülkiyetine geçirilmesi gerektiğinde, 3194 sayılı İmar Kanunu m. 18/5 gereği bu alanlara rastlayan taşınmaz bölümleri ilgili idare tarafından kamulaştırma işlemine tabi tutulur. Ayrıca aynı Kanun'un 10. maddesi, beş yıllık imar programları dahilindeki kamu hizmet tesis yerlerinin anılan süre içerisinde ilgili idarelerce bütçelerine ödenek konularak kamulaştırılmasını öngörmektedir.

3194 sayılı İMAR KANUNU m. 10Kaynağı aç
Madde 10 – Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur. İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder. Kamuya ait gayrimenkuller:

DOP Kesintisinin Yasal Sınırları

Düzenleme ortaklık payı, kamu hizmet ve donatı alanlarının temini amacıyla parselasyon sırasında taşınmazlardan kesilen payı ifade eder. 3194 sayılı İmar Kanunu m. 18/2, bu payın düzenleme öncesi alanın yüzde kırk beşini geçemeyeceğini belirlemiştir. Kanun maddesinde belirli şartlar dahilinde ilave düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılabilmesine imkân tanıyan ayrık hükümler de yer aldığından, anılan tavanın somut olayda mutlak sınır teşkil edip etmediği madde metninin bütünü gözetilerek tayin edilir.

Daha önce parselasyon planı düzenlenmeksizin ifraz ve tevhit işlemleri yapılarak kaydı oluşturulmuş parsellerden, imar planında umumi hizmet alanlarına denk gelmesi sebebiyle terk edilen ya da bağışlanan kısımların parsel alanına olan oranı hesaba katılır. Yeni parselasyon planı hazırlandığında, bu önceki oran yeni düzenleme ortaklık payı oranına tamamlanacak fark kadar kesinti yapılarak mahsup gerçekleştirilir.

Parselasyon Planının 5 Yıl İçinde Yapılması Zorunluluğu

3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesine 4 Temmuz 2019 tarihli 7181 sayılı Kanun ile eklenen fıkra uyarınca, belediye veya valiliklerin parselasyon planlarını imar planlarının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde hazırlayıp onaylaması esastır. Bu sürenin geçirilmesi sebebiyle meydana gelecek her çeşit kamulaştırma işlemlerinden belediyeler ya da valilikler sorumlu tutulur. İlgili kuralın geçmiş dönem işlemlerine etkisi ise yürürlük tarihi çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.

Aynı kanuni düzenleme çerçevesinde, imar uygulaması neticesinde maliklere tahsis edilecek imar parsellerinin öncelikli olarak düzenlemeye giren taşınmazın yer aldığı mevkiden verilmesi, bunun teknik veya fiili olarak mümkün olmaması halinde ise en yakın eşdeğer konumdan sağlanması öngörülmektedir.

5 Yıllık İmar Programı ve Kamulaştırma Yükümlülüğü

3194 sayılı İmar Kanunu m. 10 gereğince belediyeler, imar planlarının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç üç ay içerisinde bu planları tatbik etmek amacıyla beş yıllık imar programlarını hazırlamakla yükümlüdür. Kanun, bu program sınırlarında kalan kamu hizmet alanlarının program süresince ilgili kamu kurumlarınca kamulaştırılacağını ve gerekli bütçe ödeneklerinin ayrılacağını hüküm altına almıştır.

İmar programlarında umumi hizmet alanlarına ayrılmış ya da mevzuat gereğince üzerinde tasarruf kısıtlaması bulunan gayrimenkuller, kamu kurumlarınca fiilen kamulaştırılıncaya veya projeler tamamlanıncaya kadar diğer yasalardan kaynaklanan haklarını muhafaza eder.

İmar İptali Sonrası Geri Dönüş Mümkün Olmazsa Ne Olur

Yargı kararıyla imar planının iptal edilmesi, uygulamanın öncesindeki kök parsele her durumda dönülebileceği neticesini doğurmayabilir. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesine 7221 sayılı Kanun ile eklenen fıkraya göre; kesinleşen mahkeme kararları neticesinde taşınmazın kamu alanında kalması ya da tescil edilen parseller üzerinde üçüncü kişilerce yapı yapılması gibi fiili ve hukuki engellerin bulunması hâlinde, idarenin onay merciince yapılacak tespit doğrultusunda öncelikle tescilli imar parselleri üzerinden yeni bir düzenleme tesis edilebilir.

Tescilli parseller üzerinden yeni bir düzenlemenin mümkün olmaması hâlinde, taşınmaz malikinin rızası alınarak idarece uygun bir parsel tahsis edilir. Taraflar arasında mutabakat sağlanamadığı takdirde ise ilgilinin kök parseldeki konumu dikkate alınarak, yasal düzenleme ortaklık payı düşüldükten sonra arsanın rayiç bedeli üzerinden değer ödemesi gerçekleştirilir. Bu sürecin işletilebilmesi için mahkeme iptal kararının kesinleşmiş olması ve imkânsızlığın yetkili onay makamınca tespit edilmesi zorunludur.

Hangi Davalara Başvurulabilir

Hukuka aykırı bulunan bir imar işlemine maruz kalan taşınmaz sahipleri açısından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 12 farklı dava yolları öngörmektedir. İlgililer, menfaatlerini zedeleyen idari işlemin hukuk aleminden kaldırılması talebiyle iptal davası açabileceği gibi, bu işlem sebebiyle meydana gelen zararın karşılanması amacıyla tam yargı davasını iptal davasıyla birlikte açabilir ya da doğrudan tam yargı davası yoluna gidebilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 12Kaynağı aç
Madde 12 – İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır. Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması:

Hak sahipleri ilk aşamada yalnızca iptal davası açmayı seçebilir. Bu davanın karara bağlanması veya kanun yollarına başvurulması durumunda verilecek kararın tebliğinden itibaren yasal dava açma süresi içinde tam yargı davası açılması mümkündür. İdari işlemin icrası sebebiyle doğrudan zarar doğması hâlinde ise dava süresi bu icra tarihinden itibaren işlemeye başlar.

Dava Açma Süreleri ve İdareye Başvuru

İmar planı ve parselasyon işlemlerine karşı idari dava yoluna başvurulurken kanuni sürelere uyulması gerekmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin birinci fıkrası gereğince, özel yasalarda ayrı bir süre düzenlenmedikçe idare mahkemelerinde genel dava açma süresi altmış gündür. İmar planı mahiyetindeki ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilanın yapıldığı günü izleyen günden itibaren hesaplanır.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar

İdari dava açılmadan evvel işlemin kaldırılması, geri alınması ya da değiştirilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 11 çerçevesinde idareye müracaat edilebilir. İdari dava açma süresi içinde yapılan bu başvuru, işlemeye başlamış dava açma süresini durdurur. İdarenin otuz günlük süre içinde cevap vermemesi hâlinde talep zımnen reddedilmiş sayılır; ret kararının tebliği veya otuz günün dolmasıyla birlikte, başvuruya kadar geçen süre hesaba katılarak kalan süre işlemeye devam eder.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 11Kaynağı aç
Madde 11 – 1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. 2. Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.[8] 3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır. 4. (Mülga: 10/6/1994-4001/6 md.) İptal ve tam yargı davaları:

Sık Sorulan Sorular

DOP kesintisi en fazla yüzde kaç olabilir?

3194 sayılı İmar Kanunu m. 18/2 gereği düzenleme ortaklık payı kesintisi, arsanın düzenlemeden önceki büyüklüğünün yüzde kırk beşini aşamaz. Kanunda belirli hallerde ilave kesintilere imkan tanıyan hükümler de yer aldığından, somut durumun madde bütününe göre incelenmesi gerekir.

Belediyenin parselasyon planı yapması için yasal süre nedir?

3194 sayılı İmar Kanunu m. 18 uyarınca, belediye veya valiliklerin parselasyon planlarını imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde tamamlayıp onaylaması esastır. Bu sürenin aşılmasından doğacak kamulaştırma yükümlülükleri ilgili idareye aittir.

İmar planında kamu hizmetine ayrılan taşınmaz kamulaştırılmazsa ne olur?

3194 sayılı İmar Kanunu m. 10 doğrultusunda, beş yıllık imar programında kamu hizmet tesislerine tahsis edilen yerlerin ilgili idarece program süresinde kamulaştırılması zorunludur. Kamulaştırma tamamlanana veya kamusal proje gerçekleştirilene kadar gayrimenkulün diğer kanunlarla korunan hakları sürer.

İptal davası kazanılınca taşınmaz eski kök parsele döner mi?

Kesinleşmiş iptal kararı bulunsa dahi, taşınmazın kamu alanına denk gelmesi veya üzerinde yapılaşma bulunması gibi fiili ya da hukuki engellerin yetkili merci tarafından tespiti hâlinde kök parsele aynen dönüş her olayda gerçekleşmeyebilir. Bu durumda 3194 sayılı İmar Kanunu m. 18 çerçevesinde yeni parselasyon yapılması, rıza ile başka yer tahsisi veya rayiç bedelin ödenmesi yolları işletilir.

İptal davası ile tazminat davası birlikte açılabilir mi?

Evet. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 12 gereğince ilgililer, haklarını zedeleyen idari işlemin iptali davası ile bundan doğan zararların giderilmesine yönelik tam yargı davasını aynı anda birlikte açma hakkına sahiptir.

DOP uygulamasından önce yapılan terkler hesaba katılır mı?

Daha önce parselasyon yapılmadan ifraz veya tevhit işlemiyle kamu alanlarına yapılan terk ve bağışlar, yeni yapılacak parselasyon planındaki düzenleme ortaklık payı oranını tamamlayan fark kadar hesaba katılarak mahsup edilir.

Dava açmadan önce belediyeye başvurulması zorunlu mudur?

Zorunlu değildir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 11 kapsamındaki idari başvuru ihtiyari bir yol olup dava açma süresi içinde yapıldığında süreyi durdurur. Otuz günlük cevap süresinin sessiz geçmesi ya da ret kararı verilmesi halinde, önceki geçen süre de hesaba katılarak kalan sürede dava açılabilir.

Farklı parsellerden farklı oranda DOP kesilmesi dava konusu yapılabilir mi?

Aynı düzenleme sahasındaki parsellerden farklı oranda pay kesilmesinin eşitlik ilkesi bağlamında imar planı veya parselasyonun iptali davasına konu edilebileceği yönünde hukuki değerlendirmeler bulunmaktadır. Ancak bu hususun uygulanabilirliği somut parselasyon dosyasının özelliklerine bağlıdır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu