Basın Yoluyla Kişilik Haklarının İhlali ve Hukuki Başvuru Yolları
Basın yoluyla kişilik hakları zedelenen kişiler, eylemin suç teşkil etmesi durumunda cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunabilecekleri gibi hukuk mahkemelerinde saldırının önlenmesi davası açabilir, manevi tazminat talebinde bulunabilir veya hukuka aykırı içeriğin kaldırılmasını isteyebilirler. Basın vasıtasıyla yöneltilen ve hakaret teşkil eden beyanlar alenen hakaret vasfı taşımakla birlikte kişinin maneviyatına saldırı niteliğinde olduğundan manevi tazminat davasına konu olabilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kişilik hakkı hukuka aykırı şekilde saldırıya uğrayan kimse hâkimden saldırıda bulunanlara karşı korunma talebinde bulunabilir. Kanunun 24. maddesinin ikinci fıkrasına göre ise zarar görenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal bir yararın bulunması ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması durumları haricinde kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır. Bu kapsamda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesinin birinci fıkrası gereğince kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören kimse, uğradığı manevi zarara karşılık bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında hâkimin manevi tazminat yerine veya bu tazminata ek olarak saldırıyı kınayan bir karar verebileceği ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebileceği düzenlenmiştir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 24Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 58Kaynağı aç
Basın Özgürlüğü ile Şeref ve İtibarın Dengelenmesi
Basın özgürlüğü Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde basının özgürce yayın yapmasını sağlamak üzere teminat altına alınmıştır. Bununla birlikte ifade özgürlüğü Anayasa'nın 12. maddesinin ikinci fıkrası ile 26. maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde sınırsız olmayıp başkalarının şeref ve itibarının korunması amacıyla sınırlandırılabilir. İfade özgürlüğünün aşıldığı değerlendirilirken sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun, zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacı karşılayan, ölçülü, orantılı ve istisnai nitelikte olması gözetilir. Basının toplumu bilgilendirme ve aydınlatma görevi sebebiyle, basın dışındaki bir olayda hukuka aykırılık oluşturan bir davranış biçimi basın yoluyla yapılan bir yayında hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Bu çatışmada temel ölçüt kamu yararı olup basının yayının gerçek olmasını, kamu yararını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmesi ve haber verirken öz ile biçim arasındaki dengeyi koruması gerekir. Ayrıca basının kamu görevi yapmasında gözetilen amaç ile kişilik haklarına verilen zarar arasında açık bir oransızlık bulunması hâlinde yayımın hukuka aykırı olduğu kabul edilir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2013/13931, K. 2013/17419Kaynağı aç
Görünür Gerçeklik Ölçütü ve Çarpıcı Başlık Kullanımı
Basının haber verme faaliyetinde mutlak gerçeklik değil, yayın anındaki görünür gerçeklik esas alınır. Yayının yapıldığı anda görünürde var olup sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayımlanmasından dolayı basın sorumlu tutulamaz. Olay tarihinde beliren görünür gerçeğe uygun, güncel ve genel çerçevede eleştiri sınırları içinde kalan haber hukuka uygun kabul edilir ve bu tür yayınlara karşı manevi tazminat isteminin reddi gerekir. Diğer taraftan haberin okuyucunun ilgisini çekmesi amacıyla gazetecilik tekniği gereği çarpıcı başlık ve ifadeler kullanılabilir; başlık hukuka uygunluk sınırları içinde kaldığı sürece kişilik haklarının ihlali niteliğinde sayılamaz. Bununla birlikte haberde kullanılan başlık ile haber içeriği arasında düşünsel irtibat bulunması zorunludur. Haberin içeriğine uygun düşmeyen bir üslup benimsenmesi ve öz ile biçim arasındaki dengenin bozulması durumunda hukuka aykırılık unsuru gerçekleşir ve kişilik haklarına haksız bir saldırı meydana gelir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/5189, K. 2016/7613Kaynağı aç
Kamuya Mal Olmuş Kişiler ve Sosyal Medya Paylaşımlarının Aktarılması
Kamuya mal olmuş kişilerin şeref ve itibarı ile basının ifade özgürlüğü karşı karşıya geldiğinde iki hak arasında makul bir denge kurulmalıdır. Bu dengeleme yapılırken açıklamanın kamu yararına ilişkin bir tartışmaya sağladığı katkı, ilgili kişinin tanınırlığı, toplumdaki rolü ve işlevi, yayına konu olan faaliyetin niteliği, açıklama veya yayının konusu, kapsamı, şekli ve etkileri, kişinin daha önceki davranışları, bilgilerin elde edilme koşulları ve gerçekliği dikkate alınır. Buna karşılık dava dışı üçüncü bir kişinin sosyal medya paylaşımının yayın organında herhangi bir yorum katılmaksızın aynen yayımlanması yayını kendiliğinden hukuka uygun kılmaz. Yazı içeriğinde hakaret barındıran veya kişileri terör örgütüyle ilişkilendiren ifadelerin bulunması durumunda ilgililerin şeref ve itibarının korunması hakkı ifade özgürlüğünden üstün tutulur ve kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminata hükmedilir.
Sorumlu Yazı İşleri Müdürünün Husumet Durumu ve Usul Kuralları
Basılmış eserler yoluyla meydana gelen zararlara dayalı manevi tazminat davalarında husumet yönü 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 13. maddesinde düzenlenmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2016/5189 Esas ve 2016/7613 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, sorumlu yazı işleri müdürünün anılan madde uyarınca hukuken sorumluluğu bulunmadığından hakkındaki manevi tazminat davasının husumet yokluğu sebebiyle reddi gerekir. Yargılama sürecinde ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kurallarına uyulması şarttır. Kanunun 307. maddesi uyarınca feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir; karşı tarafın kabulüne bağlı olmayan ve kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğuran tek taraflı bir usul işlemi olduğundan davanın her aşamasında mahkemece gözetilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 184 ve 186. maddeleri uyarınca hâkim, iddia ve savunmalar ile toplanan delilleri inceledikten sonra tahkikatın tümü hakkında açıklama yapmaları için taraflara söz vermeli, ardından sözlü yargılama için gün tayin ederek taraflara son sözlerini sormalıdır. Mahkemenin bozma ilamına uyması hâlinde ise bozma gereklerine uygun karar vermesi usul hukuku gereğince zorunludur.
Haberin sonradan gerçek dışı olduğunun anlaşılması basının sorumluluğunu doğurur mu?
Yayın tarihinde ve görünürde mevcut olup sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayımlanmasından dolayı basın hukuken sorumlu tutulamaz; olay anındaki görünür gerçeğe uygun, güncel ve eleştiri sınırları içindeki haber hukuka uygun kabul edilir.
Sorumlu yazı işleri müdürüne karşı manevi tazminat davası açılabilir mi?
5187 sayılı Basın Kanunu'nun 13. maddesi gereğince sorumlu yazı işleri müdürünün manevi tazminat taleplerinde hukuki sorumluluğu bulunmamaktadır; bu nedenle aleyhine açılan manevi tazminat istemi pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilir.
Üçüncü kişilerin sosyal medya paylaşımlarının yorumsuz aktarılması tazminat sorumluluğunu engeller mi?
Sosyal medya paylaşımının yorum katılmadan aynen yayımlanması hukuka uygunluk sağlamaz; haber içeriğinde hakaret veya terör örgütüyle ilişkilendirme gibi ifadeler yer alıyorsa ilgilinin şeref ve itibar hakkı üstün tutularak manevi tazminata hükmedilir.
Manevi tazminat yerine veya tazminata ek olarak başka bir giderim kararı verilebilir mi?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hâkim, manevi tazminat ödenmesi yerine veya bu tazminata ek olarak saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

