Avukatlık Ücret Sözleşmesi Şartları ve Hukuki Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
Avukatlık Ücret Sözleşmesi Şartları ve Hukuki Sonuçları

Avukatlık ücret sözleşmesi, avukat veya avukatlık ortaklığı ile müvekkil arasında sunulacak hukuki yardım ve temsil hizmeti karşılığında ödenecek bedeli belirleyen, vekalet sözleşmesinin özel bir türü niteliğindeki iki tarafa borç yükleyen ve ivazlı bir sözleşmedir. Avukatlık ücreti, avukat tarafından sağlanan hukuki yardımın karşılığı olan meblağ veya değeri ifade eder.

1136 sayılı AVUKATLIK KANUNU m. 164Kaynağı aç
Madde 164 – (Değişik: 2/5/2001 – 4667/77 md.) Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder. Yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir. İkinci fıkraya göre yapılacak sözleşmeler, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz. Avukatlık asgarî ücret tarifesi altında vekâlet ücreti kararlaştırılamaz. Ücretsiz dava alınması halinde, durum baro yönetim kuruluna bildirilir. (Değişik üçüncü ve dördüncü cümle:13/1/2004 – 5043/5 md.) Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır. Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez. Ücret dolayısiyle müteselsil sorumluluk:

Sözleşme Serbestisi, Geçerlilik Koşulları ve Şekil

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 163. maddesi uyarınca avukatlık sözleşmesi serbestçe düzenlenebilir; ancak sözleşmenin belirli bir hukuki yardımı ve meblağı yahut değeri kapsaması şarttır. Başlangıçta boş olarak düzenlenen ve tanzim edildiği sırada belirli bir hukuki yardımı, meblağı veya değeri içermeyen sözleşmeler geçersizdir. Tanzim edilen yazılı danışmanlık sözleşmesinin rıza dışı doldurulduğunun kanıtlanamaması halinde, haklı azil bulunsa dahi avukat azil tarihine kadar verdiğini ispat ettiği kanuni müşavirlik ve danışmanlık hizmeti karşılığı vekalet ücreti talep edebilir.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2012/28505, K. 2013/11033Kaynağı aç
13. Hukuk Dairesi         2012/28505 E.  ,  2013/11033 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı avukat müşavirlik ve danışmanlık hizmeti vermek için davalı şirketle 06.09.1999 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi imzaladıklarını ancak bu sözleşme gereğince hak ettiği ücretin ödenmediğini ve haksız azledildiğini ileri sürerek 6.125-TL (ve KDV’si ) müşavirlik ve danışmanlık ücretinin faiziyle davalılardan tahsilini istemiştir. Davalılar, azlin haklı olduğunu savunarak davanın reddini dilemişler, karşı davalarında ise, davacı avukatın talimata aykırı davranarak icra takibi yapması nedeniyle zarar uğradıklarını ileri sürerek 7.000-TL’nin faiziyle tahsilini istemişlerdir. Mahkemece, davanın ve karşı davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Davacı avukat davalı şirkete müşavirlik ve danışmanlık hizmeti vermek için 06.09.1999 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi imzaladıklarını, bu sözleşme gereğince ücretinin ödenmediğini ve haksız azledildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalı şirket ise danışmanlık hizmetini gerektirecek şekilde yoğun işlerinin olmadığını, danışmanlık hizmeti almadıklarını, böyle bir nedenle avukatlık sözleşmesi imzalamadıklarını, icra takipleri ve davalar nedeniyle davacı avukatla anlaştıklarını, sözleşmenin boş olarak imzalandığını, taraf ve ücret kısımlarının rızaları dışında sonradan avukat tarafından doldurulduğunu, icra takipleri ve dava dosyaları için verilen avansların yerinde kullanılmadığını, dosyalarla ilgili bilgi vermekten kaçınıldığını, birçok tahsilatın taraflarına ödenmediğini, talimatlara aykırı davranıldığını, azlin haklı olduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir. Davalı şirket temsilcisi …, 03.03.2005 tarihli oturumda avukatlık ücret sözleşmesi altındaki imzasını kabul etmiş, fakat iradeleri dışında sonradan doldurulduğunu iddia ederek tarafların imzasını içeren, ihtilaflı maddeleri boş halde bulunan ve kendisinde bulunduğunu ileri sürdüğü avukatlık ücret sözleşmesi suretini mahkemeye delil olarak sunmuştur. Ne var ki davacı avukat davalının sunduğu sözleşmedeki imzaya itiraz etmiştir. Mahkemece, davalı tarafça sunulan sözleşmede ücret kısımlarının bulunmadığı anlaşıldığından, sözleşmenin sonradan doldurulduğu kanaatine varılmış, başlangıçta boş olarak düzenlenen ve düzenlendiği sırada belli bir hukuki yardımı ve meblağı veyahut değeri içermeyen sözleşmenin geçersiz olduğu, bu sözleşme nedeniyle bir ücret talebinde bulunulamayacağı, icra ve dava dosyalarındaki özensizliği nedeniyle azlin haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Azlin haklı olduğuna ilişkin gerekçe yerindedir. Haklı azil halinde avukat ancak sonuçlandırdığı işlerden dolayı ücrete hak kazanır. Davacı avukatın davalı tarafından mahkemeye sunulan sözleşmedeki imzaya itirazı dikkate alınmamış, mahkemece bu iddia üzerinde durulmamıştır. Bu durumda, mahkemece davacının iddiası üzerinde durularak imza incelemesi yaptırılması, davalının sunmuş olduğu avukatlık ücret sözleşmesindeki imzanın davacı avukata ait olduğunun tespit edilmesi halinde davacının dayandığı 06.09.1999 tarihli sözleşmenin tarafların iradesine aykırı doldurulduğunun kabulü ile şimdiki gibi davanın reddine karar verilmesi, aksi halde sözleşmenin davalının rızası dışında doldurulduğunun ispat edilememesi nedeniyle davacı avukatın azil tarihinde bitirmiş olduğu işler için, bir başka ifadeyle bu tarihe kadar verdiğini ispat ettiği kanuni müşavirlik ve danışmanlık hizmeti nedeniyle vekalet ücreti isteyebileceği gözetilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı tarafından temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
1136 sayılı AVUKATLIK KANUNU m. 163Kaynağı aç
Madde 163 – (Değişik: 2/5/2001 – 4667/76 md.) Avukatlık sözleşmesi serbestçe düzenlenir. Avukatlık sözleşmesinin belli bir hukukî yardımı ve meblâğı yahut değeri kapsaması gerekir. Yazılı olmayan anlaşmalar, genel hükümlere göre ispatlanır. Yasaya aykırı olmayan şarta bağlı sözleşmeler geçerlidir. Avukatlık ücret tavanını aşan sözleşmeler, bu Kanunda belirtilen tavan miktarında geçerlidir. İfa edilmiş sözleşmenin geçersizliği ileri sürülemez. Yokluk halleri hariç, avukatlık sözleşmesinin bir hükmünün geçersizliği, bu sözleşmenin tümünü geçersiz kılmaz. Avukatlık ücreti[46]

Avukatlık sözleşmelerinin yazılı yapılması zorunlu olmayıp yazılı akdedilmeyen anlaşmalar genel hükümlere göre ispatlanır; ayrıca kanuna aykırı olmayan şarta bağlı sözleşmeler de geçerlidir. Sözleşmede yer alan bir hükmün geçersiz olması, yokluk halleri saklı kalmak kaydıyla sözleşmenin tamamının geçersizliği sonucunu doğurmaz. Bununla birlikte, tamamen ifa edilmiş bir avukatlık sözleşmesinin geçersizliği sonradan ileri sürülemez.

Ücret Sınırları, Başarı Primi ve Karşı Taraf Vekalet Ücreti

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesi uyarınca avukatlık asgari ücret tarifesinin altında bir vekalet ücreti kararlaştırılamaz; sözleşmede tarifenin alt sınırından daha düşük belirlenen hükümler geçersiz sayılarak kanunen asgari tarife hükümleri uygulanır. Avukatın bir davayı ücretsiz üstlenmesi durumunda ise bu halin baro yönetim kuruluna bildirilmesi zorunludur. Asgari ücret tarifesinin üzerinde bir vekalet ücreti belirlenmesi ise tamamen tarafların iradesine ve serbest piyasa koşullarına bırakılmıştır.

Dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi üzerinden vekalet ücreti kararlaştırılabilir; ancak bu oran yüzde yirmi beşi aşamaz. Kanunda öngörülen avukatlık ücret tavanını aşan sözleşmeler, kanunda belirtilen tavan miktarında geçerlidir. Yüzde hesabı ile yapılan sözleşmeler, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz. Dava sonunda kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata ait olup iş sahibinin borcu sebebiyle takas veya mahsup edilemez, haczedilemez.

Sözleşmenin Bulunmadığı Hallerde Yasal Vekalet Ücreti

Avukatlık ücretinin kararlaştırılmadığı, taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut sözleşmedeki ücrete ilişkin hükmün geçersiz sayıldığı hallerde Avukatlık Kanunu hükümleri uygulanır. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.

Masraf Yükümlülüğü ve Avukatın Hapis Hakkı

Sözleşmede aksine açık bir hüküm yer almadıkça dava ve yargılama masrafları müvekkile aittir; müvekkil işin açılması veya yürütülmesi için gerekli masraf avansını zamanında avukata ödemekle yükümlüdür. Sözleşme uyarınca peşin ödenmesi gereken ücret ödenmedikçe avukat işe başlamak zorunda değildir ve bu nedenle doğabilecek sorumluluk iş sahibine aittir. Benzer şekilde, sözleşmedeki diğer ödeme şartlarının yerine getirilmemesi sebebiyle avukatın işi takip edememesi ve sonucunu elde edememesi halinde de sorumluluk iş sahibine ait olur.

1136 sayılı AVUKATLIK KANUNU m. 174Kaynağı aç
Madde 174 – Üzerine aldığı işi haklı bir sebep olmaksızın takipten vazgeçen avukat hiçbir ücret istiyemez ve peşin aldığı ücreti geri vermek zorundadır. Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez. Anlaşmaya göre avukata peşin verilmesi gereken ücret ödenmezse, avukat işe başlamakla zorunlu değildir. Bu sebeple doğabilecek her türlü sorumluluk iş sahibinindir. Yazılı sözleşmedeki diğer ödeme şartlarının yerine getirilmemesinden dolayı avukat işi takip etmek ve sonucunu elde etmekten mahrum kalırsa sorumluluk bakımından aynı hüküm uygulanır. İş sahibinin adresi:

Avukat, müvekkilinden olan ücret ve masraf alacakları ödenene kadar görevi gereği elinde bulundurduğu evrak, para veya malları alıkoyma hapis hakkına sahiptir. Bununla birlikte hapis hakkının dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerekir; müvekkilin davasına zarar verecek şekilde evrakın alıkonulması meslek kurallarına aykırılık teşkil edebilir.

Azil, İstifa ve Ücret Hakkının Akıbeti

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 174. maddesi uyarınca müvekkil tarafından avukatın haksız olarak azledilmesi durumunda avukat sözleşmedeki ücretin tamamına hak kazanır. Buna karşılık azil işlemi hukuken bölünemez bir bütündür; vekilin yürüttüğü işlerden birinde azlin haklı, diğerinde haksız olduğu kabul edilemez. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2012/11526 Esas ve 2013/6308 Karar sayılı ilamı doğrultusunda, kusur veya ihmali sebebiyle haklı olarak azledilen avukat ancak azil tarihine kadar takip edip sonuçlandırdığı işlerden dolayı ücrete hak kazanır; azil anı itibarıyla henüz sonuçlandırılmamış işler için vekalet ücreti talep edilemez. Nitekim yazılı danışmanlık sözleşmelerinde de haklı azil bulunsa dahi avukat azil tarihine kadar verdiğini kanıtladığı kanuni müşavirlik ve danışmanlık hizmeti karşılığı ücrete hak kazanır.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2012/11526, K. 2013/6308Kaynağı aç
13. Hukuk Dairesi         2012/11526 E.  ,  2013/6308 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı, davalı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı asil … geldi, karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı,avukat olduğunu,davalı …’nin diğer davalıya velayeten 23.3.2005 tarihli vekaletname ile kendisini vekil tayin ettiğini,vekaleten bir kısım davaları yürüttüğünü,davalı …’nin 19.12.2008 tarihinde kendisini azlettiğini,azlin haksız olduğunu ileri sürerek,fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla Küçükçekmece 2.Sulh Mahkemesinin 2004/16 esas sayılı dosyası ile Küçükçekmece 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/552 esas sayılı dosyası nedeniyle hak ettiği toplam 32.000TL vekalet ücreti alacağı ile 5.000TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini istemiştir. Davalılar, vekaletnamenin … için verilmediğini, davacının gereksiz davalar açtığını azlin haklı olduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığıdelillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Dava vekalet sözleşmesinden kaynaklanan vekalet ücreti alacağı ve manevi tazminat isteğine ilişkindir. Davalı…’nin diğer davalı …’a velayeten davacı avukatı vekil tayin ettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.Bu durumda davalı …’ye husumet yöneltilemez.Öyle olunca mahkemece,davalı … yönünden açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. 3-Avukatlık Kanununun 174. maddesinde “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” hükmü mevcuttur.Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda,davacı avukatın davalı …’nin velayetinin kaldırılması için Küçükçekmece 2.Aile Mahkemesinin 2008/1391 esas sayılı dosyası ile ihbarda bulunduğu,bu ihbar nedeniyle güven ilişkisinin devam etmeyeceği gerekçesiyle azlin Küçükçekmece 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/552 esas sayılı dosya yönünden haklı olduğu,Küçükçekmece 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/16 esas sayılı dosya yönünden haksız olduğu belirtilmiştir.Azil işlemi bir bütün olup bir dosyada azlin haklı,diğerinde haksız olduğu kabul edilemez.Azlin haklı olduğuna ilişkin gerekçe yerindedir.Haklı azil halinde avukat ancak takip ederek sonuçlandırdığı işlerden dolayı ücrete hak kazanır. Sonuçlandırdığı bir iş yok ise herhangi bir ücret isteyebilmesi olanaklı değildir.Davacı avukat tarafından azil tarihi itibariyle tamamlanmış iş olmadığına göre davacı vekalet ücreti isteyemez.Öyle olunca mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.Bozma nedenidir. SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının reddine,ikinci ve üçüncü bent gereğince kararın davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan 338,25 TL. temyiz harcının istek halinde davalılara, peşin alınan 313,95 TL harcın ise davacıya iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2012/24936, K. 2013/9344Kaynağı aç
13. Hukuk Dairesi         2012/24936 E.  ,  2013/9344 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalının eşi aleyhine açtığı … 5. Aile Mahkemesinde açılan iki adet boşanma davası ile davalının eşi tarafından açılan iki adet davada, davalıyı temsil ettiğini, … ve Şişli Asliye Hukuk Mahkemeleri ile … Sulh Ceza Mahkemesinde görülen dava dosyalarında da davalıyı temsil ettiğini, karşılıklı açılan dört ayrı boşanma davasının birleştirilerek davaların davalı adına kabul edildiğini, davalının eşi tarafından açılan davaların reddedildiğini, davalı yararına 350.000,00 TL maddi ve 70.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiğini, davalı lehine hükmedilen aylık 2.000,00 TL tedbir nafakasının, hükmün kesinleşmesinden sonra 1.500,00 TL yoksulluk nafakasına dönüştürüldüğünü, dosyanın Yargıtay aşamasındayken davalının, davaya ilişkin bazı isteklerde bulunduğunu, ahlak ve yasa dışı bu istekleri kabul etmediği için davalının kendisini haksız yere azlettiğini ileri sürerek, davalı ile aralarında ücret sözleşmesi bulunmadığından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla Avukatlık Kanunu'nun 164/4., 164/son ve 174. maddeleri gereği akdi ve karşı yan vekalet ücreti olan 10.000,00 TL nın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacının kanunun verdiği vazifeleri yaptığını, yasadışı bir taleple karşılaşan avukatın dosyadan kendiliğinden çekilmesinin yasal zorunluluk olduğunu, azilden önce ödediği paralar konusunda hesap verme, makbuz alma ve bilgi edinme talep ettiği halde davacının randevuları geri çevirdiğini, telefonlara cevap vermediğini, kendisini aydınlatmaması nedeni ile davalıyı azletmek zorunda kaldığını, tahsil ettiği bir para olmadığından avukatın ücret talep etmesinin mümkün olmadığını, davalının azle rağmen, boşanma dosyasının Yargıtaydaki duruşma gününü tebliğ aldığını, mürafaa gününü kendisine bildirmediğini, dosyanın Yargıtaydan aleyhine bozularak döndüğünü, davacının hak ettiği ücretleri ödediğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davanın kabulüne, 76.150,00 TL nın davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Alınan bilirkişi raporu hüküm tesisine yeterli değildir. Şöyle ki, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 174/2. maddesine göre, azlin haksız olması halinde avukat ücretin tamamına hak kazanır. Azlin haklı olması halinde azilden sonraya ilişkin(azilden sonra devam eden veya kesinleşen) işler nedeniyle bir ücret isteyemez ise de, azil tarihine kadar olan tamamlanmış işler nedeniyle vekilin ücrete hak kazanacağı kabul edilmelidir. Diğer yönden ücretin belirlenmesinde taraflar arasında sözleşme olup olmadığına göre ayrım yapılmaktadır. Sözleşme var ise, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'ndaki 164. maddesindeki sınırlamalar aşılmamak kaydıyla ücret hesaplanmalı, sözleşme yok isehukuki yardımın başladığı tarihteki 1136 sayılı Yasa'nın 164/4. maddesindeki düzenleme dikkate alınmalıdır. Somut olayda yazılı ücret sözleşmesi bulunmamaktadır. Ücretin belirlenmesi ise dava ve takibin niteliğine göre değişiklik göstermektedir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5043 sayılı Yasa ile değişik 164/4. maddesinde “Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin % 10'u ile % 20'si arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise, avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır” düzenlemesi bulunmaktadır. Özellikle sözleşmenin bulunmaması, durumunda davanın niteliğine bakılmaktadır. Boşanma davalarında kanuna bağlı tarife maktu ücret olarak belirlenmiştir. Boşanma ile birlikte açılan nafaka, maddi ve manevi tazminat davaları ise boşanmanın fer'i niteliğinde olup, davanın harca esas değeri üzerinden ücret hesaplanması olanaklı değildir. Gerek Dairemizin, gerekse Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin uygulamaları bu yöndedir. Boşanmadan ayrı açılan tazminat davalarında ise, harca esas değer üzerinden hesaplama yapılmalıdır. Somut olaya bakıldığında; boşanma davası ile birlikte açılan maddi ve manevi tazminat davası, boşanmanın fer'i niteliğinde olduğundan, taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesi de bulunmadığından sadece avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince maktuen ücret belirlenmelidir. Mahkemece bu doğrultuda değerlendirme yapılarak her bir boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle(hukuki yardımın başladığı), tarifedeki boşanma davaları için öngörülen maktu vekalet ücretinin saptanarak davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları esas alınarak bu miktarların %12'si oranında ücret belirlemesi yapan bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 1.130.85 TL temyiz harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Avukatın üstlendiği görevi haklı bir neden olmaksızın takipten vazgeçerek bırakması veya istifa etmesi halinde vekil hiçbir ücrete hak kazanamaz ve peşin tahsil ettiği ücreti iade etmek zorunda kaldığı gibi müvekkilin uğradığı zararları tazminle de yükümlü tutulabilir. Buna karşın, haklı bir nedenin varlığı halinde istifa eden avukat, o ana kadar yerine getirdiği hukuki yardımların karşılığı olan vekalet ücretini talep edebilir.

Avukatlık ücret sözleşmesi yazılı yapılmak zorunda mıdır?

Hayır, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 163. maddesi gereğince sözleşmenin yazılı yapılması zorunlu değildir; yazılı olmayan avukatlık sözleşmeleri genel hükümlere göre ispatlanır.

Avukatlık asgari ücret tarifesinin altında ücret kararlaştırılabilir mi?

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesi uyarınca avukatlık asgari ücret tarifesi altında vekalet ücreti kararlaştırılamaz; davanın ücretsiz üstlenilmesi halinde durum baro yönetim kuruluna bildirilir.

Başarıya bağlı vekalet ücretinde yasal tavan nedir?

Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesi uyarınca dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi üzerinden ücret kararlaştırılabilir; ancak bu oran en fazla yüzde yirmi beş olabilir.

Haksız azil halinde avukata vekalet ücreti ödenir mi?

Evet, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 174. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca azlin haksız olması durumunda avukat sözleşmede kararlaştırılan vekalet ücretinin tamamına hak kazanır.

Haklı azil durumunda avukat ücrete hak kazanır mı?

Avukatlık Kanunu'nun 174. maddesi ve Yargıtay içtihadı uyarınca kusur veya ihmali sebebiyle haklı olarak azledilen avukat ancak azil tarihine kadar bizzat takip edip sonuçlandırdığı işler için ücrete hak kazanır; tamamlanmamış işler için ücret talep edilemez.

Mahkemece hükmedilen karşı taraf vekalet ücreti kime aittir?

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinin son fıkrası gereğince dava sonunda kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir; bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu