Atadan Kalan Tarla Neden Tapuya Geçmez? Zilyetlik ve 2/B

by Avukat Erdal Ersoy
Atadan Kalan Tarla Neden Tapuya Geçmez? Zilyetlik ve 2/B

Olağanüstü Zamanaşımı ile Mülkiyet Kazanımı ve Dava Usulü

Tapu kütüğünde kayıtlı bulunmayan bir taşınmaz üzerinde davasız ve aralıksız olarak en az 20 yıl süreyle malik sıfatıyla zilyetlik sürdüren kişiler, Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ilgili taşınmazın mülkiyetinin adlarına tescil edilmesini talep edebilirler. Taşınmazın tapu kütüğüne kayıtlı olduğu durumlarda ise malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması veya malik hakkında en az 20 yıl önce gaiplik kararı verilmiş olması şartıyla aynı tescil talebi ileri sürülebilmektedir. Kanunun 713. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca bu kapsamdaki tescil taleplerinde özel kanun hükümleri saklı tutulmuştur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 713Kaynağı aç
Madde 713- Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce (…)[35] hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. Tescil davası, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılır. Davanın konusu, mahkemece bir gazete ve bir internet haber sitesinde ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilân olunur.[36] Son ilândan başlayarak üç ay içinde yukarıdaki koşulların gerçekleşmediğini ileri sürerek itiraz eden bulunmaz ya da itiraz yerinde görülmez ve davacının iddiası ispatlanmış olursa, hâkim tescile karar verir. Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur. Davalılar ve itiraz edenler, aynı davada kendi adlarına tescile karar verilmesini isteyebilirler. Kararda, tescili istenilen taşınmazın niteliği, yeri, sınırları ve yüzölçümü belirtilir ve karara, uzmanlarca düzenlenen teknik bilgileri içeren krokisi de eklenir. Özel kanun hükümleri saklıdır. c. Sürelerin hesabı

Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca olağanüstü zamanaşımı iddiasına dayalı tescil davası Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine ya da tapuda malik görünen kişinin mirasçılarına karşı yöneltilir. Dava konusu taşınmaz mahkemece bir gazete ve internet haber sitesinde ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç kez ilan edilir. Son ilandan itibaren üç ay içinde şartların oluşmadığına yönelik haklı bir itiraz yapılmaz veya itiraz yerinde görülmeyip davacının iddiası ispatlanırsa hâkim tescil kararı verir ve mülkiyet şartların sağlandığı anda kazanılır. Yargılama sürecinde davalılar veya itiraz edenler aynı davada kendi adlarına tescil isteyebilir; verilen kararda taşınmazın niteliği, konumu, sınırları ile yüzölçümü gösterilir ve uzmanlarca düzenlenen teknik krokisi eklenir.

Orman Alanlarında Zilyetlik ve Özel Mülkiyet Yasağı

6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesi gereğince, tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 169. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanunu hükümleri doğrultusunda orman niteliğindeki taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılması veya özel mülkiyete konu yapılması kesin olarak yasaklanmıştır. Kadim orman vasfında olan araziler üzerinde ne kadar süre zilyetlik sürdürülürse sürdürülsün, bu durum mülkiyet hakkı doğurmamaktadır.

6831 sayılı ORMAN KANUNU m. 1Kaynağı aç
Madde 1 – Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır. Ancak : A) Sazlıklar; B) Step nebatlariyle örtülü yerler; C) Her çeşit dikenlikler; Ç) Parklar; D) (Değişik: 23/9/1983 – 2896/1 md.) Şehir mezarlıklarıyla kasaba ve köylerin hudutları içerisinde bulunan eski (kadim) mezarlıklardaki ağaç ve ağaçlıklarla örtülü yerler, E) Sahipli arazide bulunan ve civarındaki ormanlarda tabii olarak yetişmiyen ağaç ve ağaççık nevilerinin bulunduğu yerler; F) (Değişik : 22/5/1987 – 3373/1 md.) Orman sınırları içinde veya bitişiğinde tapulu, orman sınırları dışında ise her türlü tasarruf belgeleriyle özel mülkiyette bulunan ve tarım arazisi olarak kullanılan, dağınık veya yer yer küme ve sıra halinde ki her nevi ağaç ve ağaçcıklarla örtülü yerler, G) (Değişik : 22/5/1987 – 3373/1 md.) Orman sınırları dışında olup, yüzölçümü üç hektarı aşmayan sahipli arazilerde tabii olarak yetişen her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler,[2] H) (Değişik: 5/11/2003-4999/1 md.) Orman sınırları içinde veya bitişiğinde tapulu, orman sınırları dışında ise her türlü tasarruf belgeleri ile özel mülkiyette bulunan ve muhitin hususiyetlerine göre yetişmiş veya yetiştirilecek olan (…)[3] fıstık çamlıkları ve palamut meşelikleri dahil olmak üzere her nevi meyveli ağaç ve ağaççıklar; İ) (Değişik : 23/9/1983 – 2896/1 md.) Sahipli arazideki aşılı ve aşısız zeytinliklerle, özel kanunu gereğince Devlet Ormanlarından tefrik edilmiş ve imar, ıslah ve temlik şartları yerine getirilmiş bulunan yabani zeytinlikler ile 9/7/1956 tarih ve 6777 sayılı Kanunda tasrih edilen yabani veya aşılanmış fıstıklık, sakızlık ve harnupluklar. J) Funda veya makilerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taşımıyan yerler, K) (Ek: 28/10/2020-7255/3 md.) Orman sınırları dışında olup, alan büyüklüğüne bakılmaksızın sahipli arazilerde, ekim ve dikim yolu ile yetiştirilen her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler, orman sayılmaz.

Orman Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca Devlet ormanlarında istisnalar haricinde tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi, bina ve hayvan barınağı yapılması ile orman içine yerleşilmesi yasaktır. Devlet ormanlarının herhangi bir sebeple yanması veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma, kesme, sökme, budama ya da boğma suretiyle elde edilen yerler ile buralarda inşa edilen yapılar şahıslar adına tapuya tescil edilemez. Bu tür alanlara doğrudan orman idaresince el konulmaktadır.

6831 sayılı ORMAN KANUNU m. 17Kaynağı aç
Madde 17 – (Değişik birinci fıkra: 19/4/2012-6292/13 md.)[12] Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; otlatma planı yapılan alanlarda yıllık otlatma süresi dâhilinde hayvanların planlı otlatılmasını sağlayan, gecelemesini emniyet altına alan ve dağılmalarını engelleyen geçici çevirmeler şeklinde düzenlemeler dışında, her çeşit bina, ağıl ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması, tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır. Ancak, Devlet ormanlarında 31/12/2011 tarihinden önce toplu yerleşimin bulunduğu; yaylak ve otlak olarak kullanılan alanlar içindeki yerler ile yılın belirli dönemlerinde geleneksel yaylacılık maksadıyla yerleşim yeri olarak kullanılan alanlar kullanım bütünlüğü de dikkate alınarak Orman Genel Müdürlüğünce tespit edilir. Tespit edilen bu alanlardan uygun görülenler Cumhurbaşkanı kararı ile yayla alanı olarak ilan edilir. İlan edilen yayla alanlarında 31/12/2011 tarihinden evvel yapılmış, hakkında müsadere kararı bulunanlar da dâhil her türlü bina ve tesisler mevcut haliyle vaziyet planında gösterilerek Orman Genel Müdürlüğü sabit kıymetlerine alınır. Yayla alanlarında bulunan bina ve tesisler orman idaresi tarafından işletilir, işlettirilebilir veya kiraya verilebilir. Elde edilen gelirler Orman Genel Müdürlüğü döner sermayesine gelir kaydedilir. Giderler ise Orman Genel Müdürlüğü döner sermayesinden karşılanır. Bu alanlardaki bina ve tesislerin kullanıcıları orman idaresince tespit edilir, ilgili kaymakamlık ve muhtarlıklar vasıtasıyla bir ay süreyle ilan edilir. Bu süre içinde yapılan itirazlar bir ay içinde orman idaresinde mevcut bilgi ve belgelere göre, bunun mümkün olmaması hâlinde başvuru sahiplerinin elindeki bilgi ve belgelere göre sonuçlandırılarak ilgililere bildirilir. Kullanıcısı tespit edilen bina ve tesisler vaziyet planına göre kullanıcısına, tespit tarihinden itibaren bir yıl içinde talebi hâlinde rayiç bedel üzerinden 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre kiraya verilebilir. Kullanıcıları tarafından kiralanmayan bina ve tesisler ise yıkılır. Kiralanan bina ve tesislere ilişkin, ilgili kurumlarca orman idaresine bildirilen eksikliklerin tamamlanması yönünde kiracıya tebligat yapılarak en geç bir yıl içinde eksikliğin giderilmesi istenir. Eksikliklerin giderilmemesi hâlinde yapılan kiralama işlemi iptal edilir. İlgili mevzuattan doğacak her türlü zarar ve hukuki sorumluluk kiracıya aittir. Yayla alanı olarak ilan edilen yerlerde orman idaresince nüfus yoğunluğu, yöresel ihtiyaç ve sosyal problemler dikkate alınarak gerekli her tür ve ölçekte planlar Orman Genel Müdürlüğünce yapılır veya yaptırılır. Yapılan bu planlar Orman ve Su İşleri Bakanlığınca onaylanır. Yayla alanlarında mevcut bina ve tesislerin kiralayan tarafından iki yıl içinde planlara uygun hale getirilmesi istenir. Uyumlu hale getirenlerin kira sözleşmeleri yenilenir. Aksi halde kira sözleşmesi iptal edilir. Yayla alanlarına ilişkin iş ve işlemler yönetmelikle belirlenir. (Değişik ikinci fıkra:23/3/2023-7442/11 md.) Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya hangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Devlet ormanlarında el konulan bütün yapı ve tesisler, inşa aşamasında olanlar da dâhil olmak üzere, hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın, Orman Genel Müdürlüğü tarafından derhal yıkılır veya ihtiyaç görüldüğü takdirde ormancılık hizmetlerinde kullanılabilir. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir. (Değişik üçüncü fıkra: 22/5/1987 – 3373/7 md.; İptal: Anayasa Mahkemesinin 17/12/2002 tarihli ve E.:2000/75, K.:2002/200 sayılı Kararı ile; Yeniden düzenleme: 17/6/2004-5192/1 md.) (Değişik birinci cümle: 25/6/2010-6001/33 md.) Savunma, ulaşım, enerji, haberleşme, su, atık su, petrol, doğalgaz, (…)[13] altyapı, katı atık bertaraf ve düzenli depolama tesislerinin; baraj, gölet, sokak hayvanları bakımevi ve mezarlıkların; Devlete ait sağlık, eğitim, ve spor tesisleri ve bunlarla ilgili her türlü yer ve binanın Devlet ormanları üzerinde bulunması veya yapılmasında kamu yararı ve zaruret olması halinde, gerçek ve tüzel kişilere bedeli mukabilinde Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilebilir. Devletçe yapılan ve/veya işletilenlerden bedel alınmaz. Bu izin süresi kırkdokuz yılı geçemez. Bu alanlarda Devletçe yapılanların dışındaki her türlü bina ve tesisler iznin sona ermesi halinde eksiksiz ve bedelsiz olarak Orman Genel Müdürlüğünün tasarrufuna geçer. Söz konusu tesisler Orman Genel Müdürlüğü veya Çevre ve Orman Bakanlığı ihtiyacında kullanılabilir veya kiraya verilmek suretiyle değerlendirilebilir. İzin amaç ve şartlarına uygun olarak faaliyet gösteren hak sahiplerinin izin süreleri; yer, bina ve tesislerin rayiç değeri üzerinden belirlenecek yıllık bedelle doksandokuz yıla kadar uzatılabilir. Bu durumda devir işlemleri uzatma süresi sonunda yapılır. Verilen izinler amaç dışında kullanılamaz.[14][15][16] (Ek fıkra: 23/9/1983 – 2896/10 md.; İptal: Anayasa Mahkemesinin 17/12/2002 tarihli ve E.:2000/75, K.:2002/200 sayılı Kararı ile; Yeniden düzenleme: 17/6/2004-5192/1 md.) Yukarıdaki fıkrada belirtilen bina ve tesislerin hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanlarda veya hususi ormanlarda yapılmak istenmesi halinde de Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilebilir. Bu takdirde kullanım bedeli, süresi, yapılan bina ve tesislerin devri gibi hususlar genel hükümlere uygun olarak taraflarca tespit edilir.

2/B Çıkmazı ve İdareyi Zorlayıcı Dava Yasağı

Bir taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılması veya 2/B kapsamına alınması idari bir işlem niteliğindedir. Orman kadastrosu yapma ve bir taşınmazı orman rejimi dışına çıkarma yetkisi münhasıran orman kadastro komisyonlarına verilmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2023/3771 Esas ve 2025/1375 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, orman tahdidi içinde kalan taşınmazların orman rejimi dışına çıkarılması talebiyle orman idaresini zorlayıcı nitelikte dava açılmasına hukuki olanak bulunmamaktadır. Mahkemeler idarenin yerine geçerek taşınmazı orman rejimi dışına çıkarıcı bir işlem tesis edemez; yalnızca tesis edilmiş idari işlemlerin hukuka uygunluğunu denetleyebilir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/3771, K. 2025/1375Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2023/3771 E.  ,  2025/1375 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/713 E., 2023/602 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Çan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/139 E., 2021/542 K. Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil talepli açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava, tapu iptali ve tescil, Mahkeme aksi kanaatte ise taşınmazın 2/B’ye çıkarılmasına ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde; … köyünde, 2015 yılında yapılan orman kadastrosu ile 101 ada 1 parselin orman vasfıyla Hazine adına tespit gördüğünü, bu çalışma alanının, 1981 yıllarında yapılan arazi kadastrosu sırasında tespit dışı bırakıldığını, tespit dışı bırakılan bu alanda ise onlarca “tarım arazisi” mevcut olduğunu, nitekim 2015 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında, orman kadastro ekibi, arazi kadastro ekibi ile birlikte çalıştığını ve bir çok şahıs arazisi, sahipleri adına tespit edildiğini, davaya konu taşınmaz, 101 ada 1 parselin içinde kalan ve … Sert adına tespit gören 101 ada 2 parsele bitişik ve o parselin doğu tarafında kaldığını, 11-12 dönümlük bir taşınmaz olduğunu, taşınmazın davacının dedesi olan … ’den tek mirasçısı ve davacının babası olan … ’e intikal etmiş olmasına ve halen davacı … tarafından malik sıfatıyla zilyet ediliyor olmasına rağmen adına tespit yapılmadığını, Çan Özel İdare Müdürlüğü nezdindeki, … Köyüne ait 1937 yılı Tapu Tahrir Cetveli, 71 sıra no.daki vergi kaydı dava edilen taşınmaza ait olduğunu, maliki … oğlu …, davacının dedesi olduğunu, davacının dedesi … oğlu … bu taşınmazı en az 50 yıl buğday, arpa, yulaf ekerek, arada nadasa bırakarak; baltalık alana ise koyun ve keçilerini kapatarak zilyet ettiğini ve TMK madde 713'teki mülk edinme koşulları oluştuğunu, davacının babası … oğlu … da (…'in tek mirasçısı olarak) aynı şartlarda ihtiyarlayıncaya kadar bu taşınmazı kullandığını, ihtiyarladığında ise ihtiyaçtan dolayı taşınmazın bir kısmını … Sert'in babasına sattığını, o kısım 101 ada 2 parsel olarak … Sert adına tescil gördüğünü, yine 101 ada 1 parselin içinde, başkalarına ait, tarım arazisi olarak tespit görmüş parseller olduğunu, çalışmalar sırasında, kadastro ekibine sözlü olarak, itiraz dile getirildiğini ancak arkadan 2/B kadastrosunun yapılacağı, o zaman yerin 2/B’ye çıkartılmasının daha uygun olacağı cevabı verildiğini, 2015 yılında yapılan kadastro çalışması hem orman kadastrosu hem de arazi kadastrosu olduğunu, on yıllık yasal süresi içinde mahkemeye kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak tapu iptali ve tescil davası açıldığını öne sürerek 101 ada 1 parselin tapusu kısmen iptal edilerek, bilirkişilerce tespit edilecek ve krokide sınırları gösterilecek kısmın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, mahkeme aksi kanaatte ise 2/B’ye çıkarma koşulları da oluştuğundan, sınırları belirlenecek olan dava konusu taşınmazın Hazine adına 2/B’ye çıkartılmasını ve beyanlar hanesinde … oğlu …’in kullanımında olduğunun tespitine karar verilmesi istemi ile dava açmıştır. Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; "bilirkişi heyet raporunda dava konusu taşınmazın, … Köyü sınırları içinde olup, 1981 yılında yapılan tapulama çalışmalarında tespit harici bırakılan saha içinde yer aldığı, 2015 yılında 6495 sayılı Kanuna göre yapılan kadastral çalışmalarda orman sayılan yer olarak değerlendirildiği, orman sınırları içinde bırakıldığı, 6831 sayılı Orman Kanununa göre 2018 yılında yapılan orman kadastro ve aynı kanunun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulama çalışmalarında dava konusu arazinin 2/B madde şartlarını taşımadığı için orman sınırları dışına çıkarılmadığı, keşif anında yapılan toprak ve ağaç kök yaşları incelemesinde, eski tarihli hava fotoğraflarındaki incelemede, dava konusu yerin kadimden orman sayılan yerlerden olduğu, bu durumun 2016 yılına kadar devam ettiği, 2016 yılından sonra üzerindeki meşe ağaçlarının köklenerek tarlaya dönüştürüldüğü tespit edildiği, yapılan açıklamalar doğrultusunda dava konusu yerin orman sayılan yerlerden olduğu ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulamasına konu edilemeyeceği anlaşıldığından, davacının Çanakkale ili Çan ilçesi … köyü 101 ada 1 parselde kayıtlı taşınmazın 11-12 dönümlük kısmının kendi adına tescili isteminin ve dava konusu Çanakkale ili Çan ilçesi … köyü 101 ada 1 parselde kayıtlı taşınmazın Orman Kanunu 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkartılarak kendi kullanımında olduğunun tespiti ve beyanlar hanesine tescili isteminin reddine" karar verilmiştir. Verilen karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesince; "… uzman orman ve harita bilirkişiler tarafından yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın gerçeğin bir resmi olan 1953, 1956 ve 1958 yılı hava fotoğraflarına göre çalı çitle çevrili taşınmazın fiili hakimiyet altında olduğu ancak ziraat arazisi olarak kullanılmadığı, taşınmaz içinin meşe köklerinden fışkırmış sürgünlerle kaplı olup taşınmazın güneyden bitişik Devlet ormanı sahasının devamı niteliğinde olduğunun; 1977 yılı hava fotoğrafında arazinin meşe ağaçlarından oluşan %60 orman bitki örtüsü kaplı olduğu, 2013 yılı hava fotoğrafında da meşe ağaçlarından oluşan %70 orman örtüsü ile kaplı olduğunun ve sonuç olarak taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunun bildirilmesi, Yargıtay (kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin bir çok kararında değinildiği üzere "meşe ağacı tohumu, ağır tohumlu ağaçlar grubu içerisinde yer aldığı ve tohum kanatlarının olmaması nedeni ile uzak mesafelere rüzgar v.s. gibi etkenlerle taşınarak çalılık alanlar içerisinde çimlenip yetişmesi mümkün görülmediği, dolayısı ile davalı taşınmaz üzerindeki meşe ağaçlarının daha önceki yıllarda tahrip edildiği, hava fotoğraflarının bu yıllarda çekilmiş olduğu, daha sonraki yıllarda toprak altında kalan kök ve yüzeyde bulunan gövde kesitlerinden çıkan kök ve sürgünlerinden yeniden bugün üzerinde görülen meşe ormanının meydana geldiği bilimsel gerçektir" şeklinde belirtimde bulunması hususları birlikte gözetildiğinde nizaya konu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, orman sayılan taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanılamayacağı gibi davacı dayanağı vergi kaydının mülkiyet belgesi niteliğinde de bulunmadığı, öte yandan Orman tahdidi içinde bulunan taşınmazların, hangi nedenle olursa olsun orman sınırları dışına çıkartılması isteğiyle orman idaresini zorlayıcı nitelikte davanın dinlenme olanağının bulunmadığı, orman kadastrosu yapma ve orman rejimi dışına çıkarma yetkisinin orman kadastro komisyonlarına ait olduğu, kaldı ki öncesi Devlet Ormanı olan bir yerin 2/B uygulaması ile ancak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılabileceği hususu gözetildiğinde davacının terditli istemlerinin de reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından; davaya konu taşınmaza ilişkin davacının dedesi adına, 1937 yılına ait 30 dönümlük ekinlik vasıflı vergi kaydı olduğu, bu kayda dayanılarak taşınmazın yıllardır kullanıldığı, zilyetliğin hiç bırakılmadığı, taşınmazımızın sınırlarında yaşlı meşe ağaçları olduğu, ayrıca içinde de gölgelik amaçlı olarak birkaç yaşlı meşe ağacı olduğu, bu meşe ağaçlarından dökülen tohumlar yağan yağmurlarla, pelitleri yemeye gelen koyun ve keçilerin ayakları ile tarlanın her tarafına yayılabildiği ve taşınmaz bir kaç sene içinde meşe fidanlığına döndüğü, ayrıca dava konusu kısmın içerisinde gölgelik amacıyla bulunan birkaç meşe ağacından dökülen pelitler de pek tabii yetişebildiği, Yargıtay (kapatılan) 20. Hukuk Dairesi isabetli bir şekilde bu tohumların çalılık alanlarda bitişmeyeceğini belirttiği, taşınmazımızın öncesi tarla olduğundan, sonradan bu meşe pelitleri sayesinde çalılık halini aldığı, müvekkilinin babası ihtiyarladığında, çocukları da çalışmak için köylerinden ayrıldığından taşınmaz bir müddet ekilip biçilemediği, işte orman kadastrosu ve ardından 2/B kadastrosu bu aşamada yapıldığı, müvekkilinin taşınmazı traktör ile sürüp kolayca eski haline getirdiği, eğer önceden var olan meşelerin kesilmesi neticesi onların dip köklerinden üremiş olsaydı kökleri çok kuvvetli olacağından müvekkilinin traktör ile sürüp kolayca eski haline iade edemeyeceği, ancak dozer gibi ağır iş makinesi ile tarla haline getirilebileceği, mahkemenin yaptığı keşif sırasında davalı taşınmaz ekili olduğu, hiç bir şekilde iş makinesinin çalıştığına dair bir emare olmadığı gerekçeleriyle, kararın bozulması talebiyle temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Orman sayılan taşınmazlarda kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği geçerli olmadığı gibi, taşınmaza dair ibraz edilen vergi kayıtları da mülkiyet belgesi niteliği taşımamaktadır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2023/3771 Esas ve 2025/1375 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, öncesi Devlet ormanı niteliğinde bulunan bir yer 2/B uygulamasına konu olduğunda şahıslar adına değil, ancak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılabilir. Davacının zilyetlikle tescil, taşınmazın 2/B'ye çıkarılması ve tapunun beyanlar hanesine zilyet olarak şerh verilmesi yönündeki talepleri orman vasfı ve idari yetki kuralları uyarınca reddedilmektedir. Arazinin orman niteliğinin saptanmasında geçmiş yıllara ait hava fotoğrafları ve uzman bilirkişilerin tohum ve kök analizleri belirleyici delil teşkil eder.

Atadan kalan tapusuz bir tarla zamanaşımıyla nasıl tescil edilir?

Tapu kütüğüne kayıtlı olmayan bir araziyi davasız, aralıksız ve malik sıfatıyla en az 20 yıl süreyle zilyetliğinde bulunduran kişi Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine karşı tescil davası açabilir; ilan sürecinde haklı bir itiraz gelmezse hâkim tescile karar verir.

Orman sayılan araziler zamanaşımı ve zilyetlikle kazanılabilir mi?

Orman Kanunu ve Anayasa m. 169 gereğince orman niteliğindeki alanlar özel mülkiyete konu edilemez ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülkiyet kazanılamaz.

Mahkemeden arazinin 2/B kapsamına çıkarılması istenebilir mi?

Taşınmazı orman rejimi dışına çıkarma yetkisi münhasıran orman kadastro komisyonlarına ait idari bir işlem olduğundan mahkemeler idareyi zorlayıcı nitelikte çıkarma kararı veremez.

Eski vergi kayıtları orman alanlarında mülkiyet ispatı sağlar mı?

Yargıtay içtihadı uyarınca vergi kayıtları mülkiyet belgesi niteliğinde değildir ve orman sayılan yerlerde zilyetlik iddiasına geçerlilik kazandırmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu