Araç Onarılmadan Hasar Bedeli Talep Edilebilir mi?

by Avukat Erdal Ersoy
Araç Onarılmadan Hasar Bedeli Talep Edilebilir mi?

Trafik kazasında araçta oluşan maddi zarar, serviste yapılan onarımla değil kazanın meydana geldiği anda doğar. Onarım, zararın ortaya çıkmasının şartı değildir; doğmuş zararın giderilme yollarından biridir. Aracın henüz tamir edilmemiş olması, hasar bedelinin istenmesine engel değildir.

Onarım Faturası Olmadan Hasarın İspatı

Hasarın ispatı, onarım faturasının varlığına bağlı tek bir yola sıkışmış değildir. Kapsam, kazaya ilişkin fotoğraflar, eksper raporu, servisin verdiği teklif, proforma, yedek parça bedelleri, işçilik yönünden piyasa rayiçleri, bilirkişinin incelemesi ve aracın bizzat görülmesi gibi ayrı delillerle gösterilebilir.

Sigortacının Gerçek Zarar Sorumluluğu

Zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesinde düzenlenen araç işleteninin hukuki sorumluluğunu üstlenir. Sigortalı aracın üçüncü kişiye verdiği maddi zararı poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere karşılamakla yükümlüdür ve üçüncü kişinin uğradığı gerçek zarardan sorumludur.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2014/9038, K. 2014/9078Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2014/9038 E.  ,  2014/9078 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 11/12/2013 NUMARASI : 2011/602-2013/435 Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalı şirkete trafik sigortalı aracın, müvekkiline ait araca çarparak hasarladığını, davalı taraf aracının sürücüsünün olayda tamamen kusurlu olduğunu, ihbara rağmen davalının zararı ödemediğini, tespit raporuna göre aracın pertinin uygun olduğunu, müvekkilinin hasarlı aracı 19.500,00 TL.'sına 3.kişiye sattığını belirterek 20.000,00 TL. tazminatın kaza tarihinden işleyecek reeskont faizi ile 610,00 TL. tespit giderinin tespit tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı H. Sigorta A.Ş. vekili, davacı aracında talep edilen hasar ile kazanın oluş şeklinin uyumlu olmadığını, bu kazada bu hasarın meydana gelmeyeceğini, aracın arkasında hafif hasarların olduğunu, aracın bu kazadan öncesinde ve sonrasında pek çok kazaya karıştığını, hasarın abartıldığını, olaydan 40 gün sonra araçtaki hasarın tespit edildiğini daha önce yetkili serviste inceleme yaptırılmadığını, temerrüde düşmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 5.252,60 TL. tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davalıya trafik sigortalı araç, 27.07.2011 tarihinde saat 22.45 sıralarında, arıza nedeniyle tünelde duran, davacı aracına arkasından çarparak hasarlanmasına sebebiyet vermiştir. Sürücüler arasında maddi hasarlı kaza tespit tutanağı düzenlenmiştir. Davacı aracı 1999 model üstü tenteli Mercedes CLK 200 Cabrıolet otomobildir. Kaza davalıya 03.08.2011 tarihinde ihbar edilmiş, davalı şirket nezdinde ekspertiz incelemesi yaptırılmış, 24.09.2011 tarihli eksper raporunda aracın tente açma mekanizması ile açma mekanizması arkasındaki sacın bu kazada hasarlanmayacağı, bunun dışında araçta 5.202,60 TL. (KDV hariç) zarar olduğu belirtilmiştir. Davacı taraf aracının sürücüsü, davalı sigorta görevlilerine kaza anında tente kapalı olduğundan buradaki arızayı farketmediğini ifade etmiştir. Davacı tarafça 24.08.2011 tarihinde yaptırılan tespit sonucu alınan raporda; araç üzerinde yapılan inceleme sonucu tente açma mekanizması vs. dahil toplam 43.335,00 TL. hasar olduğu belirlenmiştir. Bu hasara göre aracın pertinin uygun olduğu; 40.000,00 TL. piyasa rayicinden 20.000,00 TL. Sovtaj bedelinin mahsubu ile 20.000,00 TL. zarar bulunduğu belirtilmiştir. Davacı tespitten sonra 26.08.2011 tarihinde hasarlı şekilde aracını 19.500,00 TL. karşılığında 3.kişiye satmıştır. Tespit raporuna göre 20.000,00 TL.'nin tazmini istemiyle bu dava açılmıştir. Aracın hasarına ilişkin tespit raporu, fotoğraflar, kaza tutanağı, eksper raporu mevcuttur. Davalı, tente mekanizmasındaki hasarın bu kazada olmayacağını, davacı aracının bundan öncede birçok kazaya karıştığını (hatta 23.08.2011 tarihinde de kaza yaptığını) aracı satın alan kişinin internette araç için 27.500,00 TL. üzerinden satış ilanı verdiğini, bu ilanda aracın tente mekanizmasınının kusurusuz çalıştığının, tahmini 2.000,00 TL. tutarında hasarının olduğunun belirtildiğini, davacının önce kendi kasko şirketine müracaat ettiğini, mutabakat olmayınca kendilerinden talepte bulunduğunu belirterek eksper raporunda gerçek zararın belirlendiğini savunmuş, davacı vekili, aracın satıldığı kişinin hasarlı araç alıp tamir ederek satışa çıkardığını, tente arızasının satın alan kişi tarafından onarıldıktan sonra aracın satış ilanının verildiğini, davalı taraf aracının arkasından hızla müvekkilinin aracına çarptığını, tente açma mekanizmasının aracın arkasında olduğunu ileri sürmüştür. Dosyada iki ayrı bilirkişiden alınan raporlarda mekanizmasının arka bagajın ön kısmına yakın yerde olduğu, bunun komple bir sistem olduğu, tespit raporunda tamanının değiştirilmesi yönünde görüş bildirilip hesaplama yapıldığı, oysa hangi parça hasarlıysa değiştirilip onarılabileceği, aracın fotoğraflara, göre arka bagaj kapağında çok büyük hasar olmadığı, tente mekanızması kapalıyken bu kaza meydana gelmiş ise de bu mekanizmanın bu kazada hasarlanmayacağı bildirilmiş; mekanizma hasarı hariç birinci raporda KDV dahil 6.716,50 TL. zarar tespit edilmişken, hükme esas alınan diğer bilirkişi raporunda aracın onarımına dair fatura olmadığı, sigorta şirketlerinin KDV ödemediğinden bahisle KDV siz 5.252,80 TL. tazminat hesaplanmıştır. Bilirkişi raporları denetime elverişli olmadığı gibi hüküm kurmayada yeterli değildir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Bu durumda mahkemece, öncelikle davacı aracının kasko şirketi A. Anonim Türk Sigorta A.Ş'den davaya konu kazaya ilişkin hasar dospyası ile davalı vekilinin bildirdiği, davacı aracının karıştığı diğer kazalara ilişkin (özellikle tespit tarihinden 1 gün önce 23.08.2011 tarihinde kaza yaptığı belirtildiğinden bununla ilgili) hasar dosyalarının (davalıdan bilgi alınarak) getirtilmesi, daha sonra İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden seçilecek araç hasarı konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi kurulundan davacının itirazları, davalı tarafın iddiaları, tespit raporu eksper raporu, fotoğraflar, kaza tutanağı, hasar dosyaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, davacı tarafı ait araçta bu kaza sonuçu maydana gelen gerçek zarar miktarının tespiti, tente açma mekanizması ve bununla ilgili parçaların bu kazada hasarlanıp hasarlanmayacağı, aracın pertinin mi onarımının mı uygun olacağı, pertinin uygun olması halinde olay tarihindeki 2. el piyasa rayici ile sovtaj değerinin tespiti hususların da ayrıntılı, açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli önceki bilirkişi raporlarıın da irdelendiği bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Kabule görede; davalı ZMSS şirketi, KTK'nun 85. maddesinde düzenlenen araç işleteninin hukuki sorumluluğunu üstlenmiştir. Sigortalı aracın, 3.kişiye verdiği maddi zararı poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere karşılamakla yükümlüdür. Sigorta şirketi 3.kişinin uğradığı gerçek zarardan sorumludur. Sigortacı, ZMSS sözleşmesinden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yide (3065 sayılı KDV Kanunu uyarınca) zarar görene ödemek zorundadır. Bu nedenle mahkemece, tespit edilen zararın, KDV ilave onarıma ilişkin fatura olmadığı vs. gerekçelerle KDV hariç tazminata hükmedilmei de doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı A. Tur. Oto. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı lehine BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 05.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/16052, K. 2017/8418Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2016/16052 E.  ,  2017/8418 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı … şirketine … poliçesi ile sigortalı araçla çarpıştığını ve sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, … 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/123 D. İş sayılı dosyasında 16.449 TL hasar bedeli tespit edildiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000 TL hasar bedeli ile tespit gider ve vekalet ücretinin tahsilini talep etmiştir. Davalı … vekili, gereksiz parçaların değişimi yönünde tespit yapıldığını, işçilik tutarlarının fahiş olduğunu bu nedenle tek taraflı tespiti kabul etmediklerini, … şirketine ihbarda bulunulmadığını, aracın onarımın ekonomik olmadığını ve gerçek zararın tespitinin gerektiğini, yasal faizle sorumlu tutulabileceklerini belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile, 12.740,00 TL.nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davalı … şirketi, …'nun 85. maddesinde düzenlenen araç işleteninin hukuki sorumluluğunu üstlenmiştir. Sigortalı aracın, 3.kişiye verdiği maddi zararı poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere karşılamakla yükümlüdür. … şirketi 3.kişinin uğradığı gerçek zarardan sorumludur. Sigortacı, … sözleşmesinden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olarak, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan katma değer vergisini de (3065 sayılı KDV Kanunu uyarınca) zarar görene ödemek zorundadır. Bu nedenle mahkemece, davacının davadan hemen sonra aracı sattığı, araç onarımına ilişkin faturayı sunması gerektiği, araç onarım faturası sunulmadığından onarım yapılmadan aracın devredilmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiği, satış sırasında aracın hasarlı bedeli ile ilgili satış tarafları arasındaki anlaşmanın içeriğinin de somutlaştırılmadığı gibi gerekçelerle KDV hariç tazminata hükmedilmesi doğru olmayıp olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı lehine BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 02.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Hasar Bedeli Üzerinden Katma Değer Vergisi

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 05.06.2014 tarihli, E. 2014/9038, K. 2014/9078 sayılı kararı ile 02.10.2017 tarihli, E. 2016/16052, K. 2017/8418 sayılı kararında sigortacının, sözleşmeden doğan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğu esas alınmıştır. Aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın, hasar bedeli üzerinden 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu uyarınca hesaplanan katma değer vergisi de zarar görene ödenir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin E. 2016/16052, K. 2017/8418 sayılı kararında, davacının davadan hemen sonra aracı sattığı, onarım faturasını sunması gerektiği, fatura sunulmadığı için onarım yapılmadan devrin kabul edilmesi gerektiği ve satış anlaşmasının içeriğinin somutlaştırılmadığı gerekçeleriyle katma değer vergisi hariç tazminata hükmedilmesi doğru bulunmamıştır.

Servis Anlaşmasına Dayalı İskonto

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 04.04.2016 tarihli, E. 2015/14700, K. 2016/4229 sayılı kararında, hasar bedeli belirlenirken sigorta şirketi ile servis arasındaki anlaşmaya dayalı yüzde on iskonto esas alınarak yedek parça ve işçilik bedellerinin rayiç değerinden indirim yapılması doğru bulunmamıştır. Karar bu sonuca, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1283. maddesi uyarınca sigortacının, sigorta ettirenin veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olmasına dayanarak ulaşmıştır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/14700, K. 2016/4229Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2015/14700 E.  ,  2016/4229 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :…….Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: – K A R A R – Davacı vekili, müvekkiline ait davalıya kasko sigortalı aracın 24/11/2011 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu araçta oluşan 11.280,56 TL hasar, 527,26 TL otopark ücreti, 2.124,00 TL araç kiralama ücreti, 224,54 TL ekspertiz rapor ücreti olmak üzere şimdilik toplam 14.156,36 TL maddi zararın HMK 107. maddesi gereğince kaza tarihinden işleyecek ticari avans faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, dolaylı zararların teminat dışı kaldığını, davacının ihbarı üzerine hasar dosyası açıldığını, sürücünün alkollü olduğunu ve sürücü değişikliği yapıldığını, beyan ile hasarın uyuşmaması nedeniyle ödeme yapılmadığını, rizikonun teminat dışında kaldığını beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile; davacı vasıtasında oluşan hasardan dolayı 8.587,80 TL'nin 07/12/2011 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp,değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan kasko tazminat istemine ilişkindir. 10.04.1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilen bir yükümlülüğünün gerekçeli kararda hüküm altına alınmamış olmasının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak keza İBK'nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki İBK ile bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Diğer taraftan 1086 sayılı HUMK’nun 381- 389. maddelerinde (6100 sayılı HMK m. 294 – 297), hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HUMK’nun 388. maddesinde (HMK m. 297/II); hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır. Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır. Somut uyuşmazlıkta, yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı 25/06/2015 tarihli kısa kararda "Hasara ilişkin talebin 8.587,80 TL'lik bölümünün kabulüne, ekspertiz ücretinin yargılama giderleri arasında değerlendirilmesine, otopark ve araç kiralama bedeline ilişkin talebin reddine," denildiği halde, gerekçeli kararda “Davanın kısmen kabulü ile; davacı vasıtasındaki oluşan hasardan dolayı 8.587,80 TL'nin 07/12/2011 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,” denilerek kısa kararda faize hükmedilmediği halde gerekçeli kararda alacağın avans faiziyle tahsiline karar verildiği görülmektedir. Bu durum HMK'nin 294/3. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas-1992/4 Karar Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderildiği bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3-Kabule göre de; hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı sigortalıya ait araçta davalı … şirketinin anlaşmalı olduğu servisin yedek parça ve işçilik bedellerinde %10 iskonto uyguladığından bahisle iskontolu ve KDV hariç 8.587,80 TL tutarında hasar tespit edilmiş ve mahkemece iskontolu ve KDV hariç 8.587,80 TL hasar tazminatına hükmedilmiştir. 6762 sayılı TTK'nın 1283. maddesi hükmü uyarınca, sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hasar bedeli tespit edilirken davalı … şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma gereği olduğu belirtilen %10 iskonto esas alınarak yedek parça ve işçilik bedellerinin rayiç değerinde indirim uygulanması doğru değildir. 3065 sayılı KDV Kanunu'nun 1. maddesine göre Türkiye'de yapılan sınai, ticari, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyet çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabidir. Davacının aracına verilen zararı gidermek için gerekli onarım, parça ve işçilik hizmeti de anılan yasa gereğince KDV'ye tabidir. Bu nedenle davacı lehine KDV dahil edilerek hasar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,04/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Hasarlı Satışta Değerlerin Değerlendirilmesi

Araç onarılmadan satıldığında mahkeme veya bilirkişi, aracın kaza öncesi rayicini, hasarlı rayicini, objektif onarım maliyetini ve gerçekleşen satış bedelini birlikte değerlendirebilir. Amaç, her durumda kazanın meydana getirdiği ekonomik zararı tespit etmektir.

Hasarın Sonradan Artması

Aracın hasarlı hâlde kullanılmaya devam edilmesi nedeniyle hasarın daha sonra artması ayrı bir meseledir. Sonraki zararın tamamının ilk kazanın sorumlusundan istenebilmesi mümkün olmayabilir. Zarar görenin, zararın artmasını önleme yükümlülüğü de bulunmaktadır.

Tam Hasarlı Sayılma

Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, tam hasar sonucunu iki koşulun birlikte bulunmasına bağlar. Onarım giderleri aracın riziko tarihindeki değerini aşmış olmalı ve eksper raporu aracın onarım kabul etmez durumda olduğunu göstermelidir.

Hasarlı Aracın Hak Sahibinde Bırakılması

Hak sahibinin hasarlı aracı kendisinde bırakmayı onaylaması hâlinde, riziko tarihindeki rayiç ile hasarlı değer arasındaki tutar, poliçe limitleri çerçevesinde ödenebilir.

Kısmi Hasarda Nakdî Ödeme

Zorunlu trafik sigortası genel şartlarında, kısmi hasar hâlinde tarafların mutabakatıyla onarım yerine nakdî ödeme yapılabileceği düzenlenmektedir.

Araç Mahrumiyetinde Süre

Hasar bedelinin doğması için aracın onarılması şart değildir; araç mahrumiyeti zararında değerlendirme farklıdır. Araç sahibi aracını aylarca onarmamışsa, bu sürenin tamamına ilişkin ikame araç bedeli talebi kural olarak kabul edilmeyebilir. Araç mahrumiyeti hesabında genellikle, kazadan kaynaklanan hasarın makul onarım süresi esas alınır.

Maddi Tazminatta Zamanaşımı

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesi bu süreyi motorlu araç kazasından doğan maddi zarar tazminatıyla sınırlı tutar. Zarar görenin hem zararı hem de tazminat yükümlüsünü öğrenmesinden itibaren iki yıl geçince talep zamanaşımına uğrar. Öğrenme daha geç gerçekleşse bile kaza gününden başlayan on yıllık süre ayrıca işler.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 109Kaynağı aç
Madde 109 – Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır. Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır. Görevli ve Yetkili Mahkeme:[78]

Davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması birlikte aranır. Bu iki şart varsa daha uzun süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.

109. madde, kesilmenin etkisini karşılıklı kurar. Tazminat yükümlüsüne karşı oluşan kesilme, sigortacı yönünden de sonuç doğurur. Sigortacıya karşı kesilen süre ise tazminat yükümlüsü bakımından kesilmiş sayılır.

Tazminat yükümlülerinin birbirlerine yönelik rücu hakkı, motorlu araç kazalarında ayrı bir zamanaşımına tabidir. Süre, yükümlülüğün tam olarak yerine getirildiği ve rücu edilecek kişinin öğrenildiği gün başlar; iki yılın dolmasıyla hak zamanaşımına uğrar.

Sık Sorulan Sorular

Araç tamir edilmeden hasar bedeli istenebilir mi?

Evet. Maddi zarar kazanın meydana geldiği anda doğar; onarım, zararın doğmasının şartı değil, giderilme yollarından biridir. Aracın henüz tamir edilmemiş olması talebe engel değildir.

Onarım faturası olmadan araç hasarı ispat edilebilir mi?

Evet. İspat yalnız onarım faturasıyla mümkün değildir. Kaza fotoğrafları, ekspertiz raporu, servis teklifi, proforma fatura, parça fiyatları, işçilik rayiçleri, bilirkişi incelemesi ve aracın fiziksel incelenmesi hasarın kapsamını ortaya koyabilir.

Onarım yapılmasa da sigortacı katma değer vergisi öder mi?

Evet. Araç onarılmasa ve onarım faturası bulunmasa da sigortacı, gerçek zarar kapsamında hasar bedeli üzerinden hesaplanan katma değer vergisini zarar görene ödemek zorundadır.

Hasarlı satılan araçta hangi değerler birlikte değerlendirilebilir?

Mahkeme veya bilirkişi kaza öncesi rayiç, hasarlı rayiç, objektif onarım maliyeti ve gerçekleşen satış bedelini birlikte değerlendirebilir. Amaç, kazanın meydana getirdiği ekonomik zararı tespit etmektir.

Araç bekletilen sürenin tamamı için ikame bedeli istenebilir mi?

Bu sürenin tamamına ilişkin talep kural olarak kabul edilmeyebilir. Araç mahrumiyeti hesabında genellikle kazadan kaynaklanan hasarın makul onarım süresi esas alınır.

Motorlu araç kazasında maddi tazminat kaç yılda zamanaşımına uğrar?

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesi bu talepleri, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve her hâlde kaza gününden itibaren on yıl ile sınırlar. İstem, cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş ve ceza kanunu daha uzun bir süre öngörmüşse, maddi tazminat bakımından da bu daha uzun süre uygulanır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu