Araç Mahrumiyetinde Makul Onarım Süresinin Belirlenmesi

by Avukat Erdal Ersoy
Araç Mahrumiyetinde Makul Onarım Süresinin Belirlenmesi

Gerçek Zarar İlkesi ve Araç Mahrumiyet Bedeli

Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören taraf, haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını sorumlulardan talep edebilir. Bu kapsamda aracın kaza sebebiyle kullanılamamasından doğan mahrumiyet bedelinin tespitinde, hasarın niteliğine göre makul tamir süresi belirlenmeli ve ihtiyaçlar için aracın kullanılamamasından doğan bu sürede aynı nitelikteki ikame araç için ödenmesi gereken bedel esas alınmalıdır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/26777, K. 2022/11236Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2021/26777 E.  ,  2022/11236 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozma yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili, davacıya ait araca, davalıların maliki ve sürücüsü oldukları aracın çarpması sonucunda araçta hasar meydana geldiğini belirterek, araçta meydana gelen maddi hasar, araç değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Denizli 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/06/2020 tarih, 2019/98 Esas, 2020/113 Karar sayılı ilamında; toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulü ile 5.270,00-TL hasar bedeli alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ikame araç kiralandığına dair belge sunulamadığı ve aracın önceden hasarı bulunduğu gerekçesiyle değer kaybı ile araç mahrumiyeti bedeli talebinin reddine karar verilmiş, hükmün Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü tarafından HMK’nın 363. maddesi gereğince kanun yararına bozulması talep edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve değer kaybı talebi yönünden verilen hükmün usul ve yasaya uygun olmasına göre Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü'nün aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan yerinde görülmeyen sair, kanun yararına temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, meydana gelen kazada davacıya ait aracın hasarlandığını, aracın onarım süresince aracından mahrum kaldığını açıklayıp diğer taleplerinin yanında araç mahrumiyet bedelinin de tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Kural olarak haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50'nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı tarafından araç kiraladığına dair belge veya ödeme belgeleri sunulmasa da hakim zararı belirleyebilir. Bu durumda mahkemece, davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenmesi, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan ve bu süre içinde davacının (ikame araç) ödemesi gereken bedelin ne olacağı konularında alınan bilirkişi raporuna göre davacının araç mahrumiyet bedeli talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davacının bu talebini objektif kriter ve delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü'nün kanun yararına temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü'nün kanun yararına temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı HMK’nin 363. maddesi uyarınca hükmün, hukuki sonuçlarına etkili olmamak kaydı ile KANUN YARARINA BOZULMASINA, bozma kararının bir örneğinin Resmi Gazete'de yayınlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesine 29/09/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesinin birinci fıkrası uyarınca zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispatla yükümlüdür. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemediğinde hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zarar miktarını hakkaniyete uygun biçimde belirler. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/26777 Esas ve 2022/11236 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, davacı tarafından araç kiralandığına dair fatura veya ödeme belgesi sunulmasa dahi hâkim Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca zararı belirleyebilir; salt kiralama belgesi ibraz edilmediği gerekçesiyle araç mahrumiyeti talebi reddedilemez.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 50Kaynağı aç
MADDE 50- Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. III. Tazminat 1. Belirlenmesi

Makul Onarım Süresi ile Fiilî Servis Süresi Ayrımı

Makul onarım süresi, aracın onarım amacıyla serviste fiilen beklediği veya kaldığı toplam gün sayısından farklıdır. Meydana gelen hasarın olağan teknik şartlarda giderilmesi için gereken süre değerlendirilir. Servis işletmesinin kendi organizasyon ve iş yoğunluğundan kaynaklanan gecikmeler kural olarak zarar verene yükletilemez.

Hasar onarımında yedek parça tedarikinde normal ve teknik açıdan zorunlu bekleme süresi makul süreye dâhil edilebilir. Buna karşılık olağan dışı gecikmelerin tazminata yansıtılabilmesi için gecikme ile haksız fiil arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.

Kaza sonrasında aracın kullanılabilir durumda olmasına rağmen zarar gören tarafından makul bir gerekçe olmaksızın geç servise teslim edilmesi durumunda, aradaki gecikme süresi araç mahrumiyeti olarak talep edilemez. Tazminatın doğabilmesi için aracın gerçekten kullanılamaması veya onarım nedeniyle kullanım dışı kalması şarttır.

Bilirkişi İncelemesi ve Teknik Raporların Kapsamı

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/2072 Esas ve 2018/11712 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, araç mahrumiyeti tazminatına ilişkin bilirkişi raporunun hasarın niteliğine göre makul tamir süresini ve aynı nitelikteki ikame araç bedelini dayanaklarıyla ortaya koyan ayrıntılı, gerekçeli ve denetlenebilir nitelikte olması zorunludur. Sigorta ekspertiz raporunda belirlenen tahmini onarım süresi ise mahkeme bakımından kesin ve bağlayıcı bir delil teşkil etmez.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/2072, K. 2018/11712Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2016/2072 E.  ,  2018/11712 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: – K A R A R – Davacı vekili; davalıların maliki ve sürücüsü olduğu aracın, müvekkilinin sevk ve idaresinde bulunan araca çarpması sonucu maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini ve davacının ciddi şekilde yaralandığını, aracının 94 gün serviste kaldığını, aracıda değer kaybı oluştuğunu, bu sürede araçtan mahrum kaldığını, kaza nedeniyle sağ diz ekleminin yerinden çıktığını, bacak iç bağlarının zedelendiğini, kendisine toplam 22 gün rapor verildiğini, bu sürede kazanç kaybına uğradığını, fitness ve squash eğitmenliğini gerektiği gibi yapamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilin aracında meydana gelen değer kaybı nedeniyle 300,00 TL, araç mahrumiyet bedeli olarak 50,00 TL, kazanç kaybı olarak 1.380,00 TL, hastane, ilaç, bakıcı ve tedavi gideri olarak 20,00 TL ve otopark ve çekici masrafı olarak 90,00 TL olmak üzere 1.840,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 2.896,79 TL'ye yükseltmiştir. Davalılar vekili, aracın ZMMS poliçesinin olduğunu zararın sigortadan talep edilmesi gerektiğini, tedavi giderlerinin SGK Başkanlığı tarafından karşılandığını, fitness ve squash eğitmenliğinin kaza ile illiyet bağının bulunmadığını manevi tazminatın fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; maddi tazminat yönünden davanın kabulü ile davacı tarafın talep etmiş olduğu 2.896.79 TL'nin, manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile 2.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 28.10.2011 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre,davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekilinin dava dilekçesinde bakıcı giderine ilişkin talebi mevcut olup, Ankara Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'ndan mahkemece alınan 29.09.2014 tarihli rapora göre, davacının yaralanmasına ilişkin 1 ay işgöremezliği olduğu bildirilmiştir. Bu durumda mahkemece, davacının %100 malul sayılacağı 1 aylık geçici işgöremezlik dönemi için bakıcı gideri gerekip gerekmediği konusunda olumlu olumsuz karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilemesi doğru görülmemiştir. 3-Davacının araç mahrumiyeti bedeli talebine ilişkin olarak mahkemece, hükme esas alınan 29.12.2014 tarihli bilirkişi raporunda günlük 10,00 TL olarak belirlenen araç mahrumiyet bedelinin neye göre hesaplandığı anlaşılamamıştır. Davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenerek ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan bu süre içinde davacının aynı nitelikteki araç için (ikame araç) ödemesi gereken bedelin ne olacağı konularında ayrıntılı, gerekçeli, denetlenebilir rapor almak suretiyle davacının araç mahrumiyet bedeli talebi hakkında karar verilmesi gerekirken, hükme elverişli olmayan bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı olduğu biçimde karar verilmesi isabetli değildir. 4- Yine hükme esas alınan 29.12.2014 tarihli bilirkişi raporunda, aracın almış olduğu hasardan dolayı uğramış olduğu değer kaybının belirlenmesi için hazırlanan rapor yetersiz olup Dairemizce kabul görmüş kriterlere uygun bulunmamaktadır. Dairemiz uygulamasına göre, davacının talep ettiği değer kaybı zararı belirlenirken yapılması gereken, aracın kaza tarihi itibariyle serbest piyasa koşullarına göre hasarsız haldeki 2. el değerinin belirlenmesi ve aracın tamir edilmesinden sonra, aracın yaşı, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alındığında yine serbest piyasa koşullarında 2.el değerinde ne kadarlık bir azalma olacağının belirlenmesinden ibarettir. Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında araçtaki değer kaybının tespiti hususunda yeniden başka bir kişiden bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 5-6098 sayılı TBK.'nın 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, takdir olunan manevi tazminatın bir miktar az olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE; (2), (3), (4) ve (5) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, aşağıda dökümü yazılı 147,90 TL kalan onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına 04/12/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/4168 Esas ve 2018/12781 Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere, aracın modeli, yaşı, kaza sonucu oluşan hasar durumu, kilometresi ve kullanım tarzı gözetilerek İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi uzman kurullardan denetime elverişli rapor alınmalıdır. Bu raporda aracın onarımının ekonomik olup olmadığı, onarım ekonomik ise tamir süresi ve aracın tam hasarlı sayılıp sayılmayacağı açıkça incelenmelidir. Bozma kararına uyan mahkemenin Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden aldığı uzman raporu hükme esas alınabileceği gibi, bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşen yönler taraflar lehine usuli kazanılmış hak teşkil eder.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/4168, K. 2018/12781Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2016/4168 E.  ,  2018/12781 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki, trafik kazası sonucu oluşan maddi ve cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm, davalılar … ve … vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacılar vekili dava dilekçesinde,müvekkili şirkete ait … marka otomobile 04.07.2014 tarihinde, davalı … yönetiminde olan ve ruhsat sahibi … olan … Plakalı aracın çarptığını, kaza sonucu müvekkil şirkete ait araçta bulunan … ile … hafif şekilde yaralandığını, müvekkil şirkete ait aracın yeni bir araç olduğunu, çarpma sonucu araç hurdaya çıktığını ve sigorta şirketi tarafından satıldığını araç 2013 yılının 12. Ayın sonunda trafiğe çıktığını, o tarihte fatura fiyatı 58.000,00 TL, kaza tarihinde fatura fiyatı 70.000,00 TL olduğunu, araç 7 ay kullandığı için küçük bir yıpranma payı olduğundan kaza tarihî itibarıyla piyasa fiyatı belirsiz olduğunu, bu münasebetle iş bu miktarı belirsiz dava açıldığını,kazadan sonra davacıya Güneş sigorta tarafından 14.000,00 TL, hurdaya çıkan araç için 32.000,00 TL toplamı 46.000,00 TL ödendiğini, olduğunu aracın bugünkü 70.000,00 TL fiyatı dikkate alındığında müvekkilin büyü koranda zarara uğradığının kesin olduğunu, karşı tarafça tüm maddi manevi ödeme yapılmadığından müvekkilinin araç kiralamak zorunda kaldığını belirterek fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere 3.000,00 TL araçtan dolayı, 2.000,00 TL kiralamadan dolayı toplam 5.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesine, müvekkil Oğuz için 2.000,00 TL, … İçin 2.000,00 TL olmak üzere toplam 4.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine ve tüm tazminatlar için dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davanın ıslah dilekçesi dikkate alınarak kısmen kabulü ile,davaya konu araçtan dolayı 6.540,00 TL kiralamadan dolayı 1.440,00 TL olmak üzere toplam 7.980,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı … için 2.000,00 TL, Ahmet için 2.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Davalılar vekilinin davacılar … ve … yönünden hükmedilen manevi tazminata ilişkin temyiz talebinin incelenmesinde; 6100 Sayılı HMK'nun geçici 3/2. maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nun 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 01.01.2015 tarihinden itibaren 2.080,00 TL’ye çıkarılmıştır. Temyize konu kararda, davacılar … ve … lehine hükmolunan manevi tazminatların 2000,00'er TL olduğu görülmektedir. Karar, anılan yasanın yürürlüğünden sonra verildiğinden, hüküm altına alınan maddi tazminat kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden; davalılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. 2-1086 sayılı HUMK'nın 388. ve 389. maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nın karşılık 297/1-2. maddeleri uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerekir. Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır. Mahkemece hükmün gerekçesinde davaya konu aracın değer kaybının 6.500,00 TL, olduğu ifade edilmiş olmasına rağmen; kararın hüküm fıkrasında bu maddi tazminat kalemi yönünden 6.540,00 TL'na hükmedilmiş olması çelişkili olup, taraflar yönünden şüphe ve tereddüt uyandıracak nitelikte olduğundan ve bu yön yukarıda açıklanan yasa maddelerine açık bir aykırılık oluşturduğundan (10.04.1992 gün, … Esas-1992/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında da belirtildiği üzere) hükmün bozulması gerekmiştir. 3-Kabule göre, dava, trafik kazası nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinin tazmini istemine ilişkindir. Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır. Somut olayda, davacılar vekili dava dilekçesinde davaya konu kazalı aracın fatura fiyatının 58.000,00 TL olduğunu, kazadan sonra karşı aracın sigortacısı tarafından 14.000,00 TL ayrıca, hurdaya çıkan araç için 32.000,00 TL olmak üzere toplam 46.000,00 TL ödendiğini, aracın güncel fiyatının 70.000,00 TL olduğunu, bu nedenle zararının oluştuğunu, yeni araç alınana kadar araç kiralamak zorunda kaldığını beyanla, değer kaybı ve araç kiralamadan kaynaklanan zararlarının tazminini talep etmiştir. Dilekçe ekinde sunulan araç satış sözleşmesinden kazalı aracın 18.08.2014 tarihinde 32.000,00 TL bedelle satıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan 28.12.2015 tarihli bilirkişi raporunda ise, aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, tamiri ekonomik ise tamir süresi ve aracın pert total sayılıp sayılmayacağı hususlarında değerlendirme yapılmadığı gibi, değer kaybı hesaplamasında aracın dava tarihi itibarıyla 2. el fiyatının esas alınmak suretiyle yapılan hesaplamada araçta oluşan değer kaybı 6.540,00 TL, kaza tarihinden aracın satış tarihine kadar kiralama bedeli ise 1.440,00 TL olarak hesaplanmıştır. Dosyada alınan bilirkişi raporları hüküm kurmaya elverişli değildir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda, mahkemece yapılacak iş, tarafların dosyaya sundukları tüm bilgi ve belgeler ve bilirkişi raporları ile davalıların bilirkişi raporuna itirazları da gözetilerek, davacı aracının modeli, yaşı, kaza sonucu meydana gelen hasar durumu, km'si, kullanım tarzı vs de gözönünde bulundurularak, dava konusu aracın tamiri ekonomik ise, tamir masraflarının hesaplanması ve değer kaybının az yukarıda açıklanan ilkelere göre belirlenmesi, ekonomik değilse; (pertle ayrılması halinde) aracın yaşı, modeline göre kaza tarihindeki hasarsız 2'ci el piyasa değeri ile sovtaj (hasarlı hali) bedelinin tespiti ile ikinci el değerinden sovtaj düşülerek zararın tesbiti ayrıca aracın tamiri ekonomik ise tamir için geçen süredeki kaybın (ikame araç bedeli) yada perte ayrılması halinde aynı nitelikte araç alınması için makul süre ile sınırlı ikame araç bedelinin belirlenmesi için İTÜ ya da Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişi kurulundan gerekçeli, ayrıntılı, denetime imkan verecek itirazları karşılayacak şekilde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin, davacılar … ve … yönünden hükmedilen manevi tazminatlara ilişkin kısım yönünden, mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan ve re'sen görülen nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar … ve …'a geri verilmesine 25/12/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/9589, K. 2024/1081Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2022/9589 E.  ,  2024/1081 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/125 E., 2020/35 K. DAVACILAR : 1. … 2. … 3. … Entegre Et Tesisleri Turizm İnş. Nak. Mad. Paz. İth.İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilleri Avukat … DAVALILAR : 1. … vekili Avukat … 2. … DAVA TARİHİ : 05.09.2014 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında Mahkemede görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 04.07.2014 tarihinde davacı şirkete ait, davacı … ' in sevk ve idaresinde ve davacı …' ın yolcu olduğu aracın davalı … yönetimindeki ve davalı …' a ait araç ile çarpışması sonucu oluşan trafik kazasında araçta hasar oluştuğunu, aracın değerinin düştüğünü ve aracın kullanılamaması sebebiyle davacının zarara uğradığını, davacı sürücü ve yolcunun kazada yaralandığını ve manevi zarar doğduğunu iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 3.000,00 TL araçta oluşan değer kaybından dolayı, 2.000,00 TL kiralamadan dolayı toplam 5.000,00 TL maddi tazminat ile davacı … için 2.000,00 TL, davacı … için 2.000,00 TL manevi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş, 06.08.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle toplam maddi tazminat talebini 10.020,00 TL' ye artırmıştır. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalı …' a ait, davalı …' in sevk ve idaresindeki araç ile davacı şirkete ait araç arasında 04.07.2014 tarihinde kaza meydana gelmesi sebebi ile davacıların oluşan zararlarının zorunlu mali mesuliyet sigortası tarafından karşılanmış olduğunu, davacıların dava dilekçesinde belirledikleri araç değerini kabul etmediklerini, aracın şirketin getir götür işlerinde kullanılan bir araç olması sebebiyle hırpalandığının kuvvetle muhtemel olduğunu, ispatlanamayan bir değer üzerinden dava açılarak ücret talep edilmesinin hukuk ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, otomobil kullanıldığı andan itibaren 2. el otomobil olması dolayısı ile ayrıca değer kaybına uğradığını, değer kaybının belirlenmesinde, salt kazanın göz önünde tutulması aracın fiyatının bu şekilde belirlenmesinin hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 31.12.2015 tarihli ve 2014/747 Esas, 2015/664 Karar sayılı kararıyla; tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre davanın kısmen kabulü ile, 6.540,00 TL değer kaybı, 1.440,00 TL araç mahrumiyeti olmak üzere toplam 7.980,00 TL' nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı … için 2.000,00 TL, davacı … için 2.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 25.12.2018 tarihli ve 2016/4168 Esas, 2018/12781 Karar sayılı ilamı ile; davalılar vekilinin temyiz itirazının … ve … için kurulan manevi tazminata ilişkin hükümlerin kesinlik sınırının altında kaldığından bu yöne ilişkin temyiz dilekçesinin reddine karar verilerek "…Mahkemece hükmün gerekçesinde davaya konu aracın değer kaybının 6.500,00 TL, olduğu ifade edilmiş olmasına rağmen; kararın hüküm fıkrasında bu maddi tazminat kalemi yönünden 6.540,00 TL'na hükmedilmiş olması çelişkili olup, taraflar yönünden şüphe ve tereddüt uyandıracak nitelikte olduğundan ve bu yön yukarıda açıklanan yasa maddelerine açık bir aykırılık oluşturduğundan (10.04.1992 gün, 1991/7 Esas-1992/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında da belirtildiği üzere) hükmün bozulması gerekmiştir. Kabule göre, dava, trafik kazası nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinin tazmini istemine ilişkindir. Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır. Somut olayda, davacılar vekili dava dilekçesinde davaya konu kazalı aracın fatura fiyatının 58.000,00 TL olduğunu, kazadan sonra karşı aracın sigortacısı tarafından 14.000,00 TL ayrıca, hurdaya çıkan araç için 32.000,00 TL olmak üzere toplam 46.000,00 TL ödendiğini, aracın güncel fiyatının 70.000,00 TL olduğunu, bu nedenle zararının oluştuğunu, yeni araç alınana kadar araç kiralamak zorunda kaldığını beyanla, değer kaybı ve araç kiralamadan kaynaklanan zararlarının tazminini talep etmiştir. Dilekçe ekinde sunulan araç satış sözleşmesinden kazalı aracın 18.08.2014 tarihinde 32.000,00 TL bedelle satıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan 28.12.2015 tarihli bilirkişi raporunda ise, aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, tamiri ekonomik ise tamir süresi ve aracın pert total sayılıp sayılmayacağı hususlarında değerlendirme yapılmadığı gibi, değer kaybı hesaplamasında aracın dava tarihi itibarıyla 2. el fiyatının esas alınmak suretiyle yapılan hesaplamada araçta oluşan değer kaybı 6.540,00 TL, kaza tarihinden aracın satış tarihine kadar kiralama bedeli ise 1.440,00 TL olarak hesaplanmıştır. Dosyada alınan bilirkişi raporları hüküm kurmaya elverişli değildir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda, mahkemece yapılacak iş, tarafların dosyaya sundukları tüm bilgi ve belgeler ve bilirkişi raporları ile davalıların bilirkişi raporuna itirazları da gözetilerek, davacı aracının modeli, yaşı, kaza sonucu meydana gelen hasar durumu, km'si, kullanım tarzı vs de gözönünde bulundurularak, dava konusu aracın tamiri ekonomik ise, tamir masraflarının hesaplanması ve değer kaybının az yukarıda açıklanan ilkelere göre belirlenmesi, ekonomik değilse; (pertle ayrılması halinde) aracın yaşı, modeline göre kaza tarihindeki hasarsız 2'ci el piyasa değeri ile sovtaj (hasarlı hali) bedelinin tespiti ile ikinci el değerinden sovtaj düşülerek zararın tesbiti ayrıca aracın tamiri ekonomik ise tamir için geçen süredeki kaybın (ikame araç bedeli) yada perte ayrılması halinde aynı nitelikte araç alınması için makul süre ile sınırlı ikame araç bedelinin belirlenmesi için İTÜ ya da Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişi kurulundan gerekçeli, ayrıntılı, denetime imkan verecek itirazları karşılayacak şekilde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı sürücü …'in % 100 kusurlu olduğu, bozma ilamı doğrultusunda Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti'nden alınan rapor 18.11.2019 tarihli raporda; davaya konu kaza sonucu araçta oluşan hasar onarım bedelinin 14.000 TL olduğu ve araç onarımının ekonomik olduğu, araç tamir süresinin 15 gün olduğu, araçta oluşan değer kaybının 5.000,00 TL, araç ikame bedelinin 1.125,00 TL olduğunun bildirildiği, söz konusu raporun ayrıntılı ve gerekçeli ve hüküm kuryama elverişli olduğu, manevi tazminata ilişkin evvelki hüküm kesin olduğundan yeniden hüküm kurulmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 5.000,00 TL değer kaybı, 1.125,00 TL ikame araç bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacı şirkete verilmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı … vekili; davacıların zararının sigorta şirketi tarafından karşılandığını, değer kaybının nasıl belirlendiğinin belli olmadığını, aracın 2. el olması sebebi ile zaten değer kaybına uğramış olduğunu, değer kaybından sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, müvekkili davalıya sorumluluk yüklenemeyeceğini, müvekkili aleyhine temsil ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili aleyhine şikayet olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalıların maliki ve sürücüsü olduğu aracın, davacıların maliki, sürücüsü ve yolcusu olduğu araç ile karıştığı çift taraflı trafik kazasında araçta oluşan değer kaybı ve aracın kullanılamaması sebebiyle doğan zararın tazmini ve yolcu ve sürücünün manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49,54 ve 56 ıncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı … vekilinin değerlendirme bölümünün aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Mahkemenin, Yargıtay'ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak durumu oluşabilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla; kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. "Usuli kazanılmış hak" kavramı ise, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ana temellerinden olup bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder. Mahkemece verilen ilk hükümde davacı … ve davacı … için manevi tazminata hükmedilmiş, kabul edilen kısım yönünden de vekalet ücretine karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan davalılar vekilinin manevi tazminatlara ilişkin temyiz istemi Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi tarafından kabul edilen manevi tazminat miktarları temyiz kesinlik sınırının altında kaldığından temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş, Mahkemece 11.02.2020 tarih 2019/125 Esas 2020/35 Karar sayılı ilamı ile davacılar … ve … yönünden ilk karar ile hükmedilen manevi tazminatlara ilişkin kısım yönünden mahkeme hükmünün kesinleşmiş olması nedeniyle yeniden hüküm kurulmadığı bildirilmiş ancak hüküm kısmında davacılar … ve … kendilerini vekil aracılığı ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat yönünden 3.400,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınmasına ve bu davacılara verilmesine karar verilmiştir. Bu karar sadece davalı … vekili tarafından temyiz edilmiş, diğer davalı ise temyiz etmemiştir. Bu durumda kesinleşmiş hüküm nedeniyle davacılar … ve … yönünden manevi tazminat istemlerine ilişkin olarak yeniden hüküm kurulmadığından mahkemece davalı … lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu göz önüne alınarak yeniden vekalet ücretine karar verilmemesi gerekirken, davacılar … ve … lehine yeni bir vekalet ücreti belirlenmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (6100 sayılı Kanun) eklenen Geçici Madde 3 atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca temyiz olunan mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle temyiz istemlerinin kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının 8. Bendinin "davacılar … ve … kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat yönünden vekil lehine belirlenen 3.400,00 TL vekalet ücretinin davalı …' den alınarak davacılar … ve …' a verilmesine, davalı … lehine verilen hüküm kesinleştiğinden bu davalı yönünden yeniden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı …'a iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Pert Durumunda Makul Süre ve Tazminat Hesabı

Aracın tamirinin ekonomik veya teknik olarak mümkün bulunmadığı tam hasar veya pert durumlarında teorik onarım süresi dikkate alınmaz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/1733 Esas ve 2021/1009 Karar sayılı ilamına göre, perte ayrılan araçlarda mahrumiyet zararı, aynı nitelikte emsal yeni bir aracın satın alınabilmesi veya temin edilebilmesi için gereken makul süreyle sınırlı olarak tayin edilir. Davacının yargılama sırasında fiilen yeni bir araç satın almış olması hâlinde, bu alım tarihi makul sürenin tespitinde gözetilebilir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/1733, K. 2021/1009Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2020/1733 E.  ,  2021/1009 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: – K A R A R – Davacı vekili, davalıların sürücüsü, maliki ve zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın müvekkilinin maliki ve sürücüsü olduğu araca tam kusurlu olarak çarpması sonucu müvekkilinin ve eşinin yaralandığını, aracın hasar gördüğünü, müvekkilinin kaza tarihinden bu yana araçsız kaldığını, aracını kullanamamasından dolayı zarara uğradığını, elem çektiğini beyanla fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 3.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın (davalı … manevi tazminattan sorumlu değil) kaza tarihinden, davalı … için dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, bedel artırım dilekçesiyle maddi tazminat taleplerini 8.500 TL hasar bedeli, 9.660 TL ikame araç bedeli olarak toplam 18.160 TL’ye yükseltmiştir. Davalı … vekili, müvekkilinin aracın maliki olup kazadan haberdar olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. Davalı … vekili, müvekkilinin kazanç kaybından sorumlu olmadığını, sigortalısının kusuru ve poliçe limitiyle sınırlı sorumlu olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama,toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kabulü ile 9.660,00 TL maddi tazminatın 29/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, diğer konularda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı … temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir. Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, bozmaya uyulmasına karar verilmiş ancak, bozma ilamının gereği yerine getirilmeden hüküm kurulmuştur. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davacının araç mahrumiyeti talebi kabul edilmiş ise de yapılan araştırma inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Somut olayda davacıya ait aracın kaza nedeniyle pert olarak değerlendirilmesinin uygun olduğu belirlendiğine göre, daha önceki bozma ilamımızda davacının aynı model ve yaşta, aynı özellikleri taşıyan yeni bir aracı satın alması için geçecek makul süre ve bu süre için araç mahrumiyeti zararı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği vurgulanmış, ek raporda 483 günlük kazanç kaybı süresinin makul olduğu , davacı tarafça yeni alınan marka aracın ise pert olan araç için emsal olamayacağı için makul süre tespitinde dikkate alınmadığı gerekçesi ile 9.660,00 TL maddi tazminata hükmedilmiştir Mahkemece yapılacak iş; pert olan araçlarda araç mahrumiyeti zararı aynı nitelikte emsal yeni bir aracın satın alınması için gerekli süreye göre belirlenmelidir. Yeni araç satın alınması için gerekli sürenin tespiti(davacının yargılama sırasında yeni bir Ford Focus marka araç aldığı, bu aracın alım tarihinin makul sürenin tespitinde esas alınabileceği husus gözetilerek) hususlarında ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir ek rapor alınarak sonucuna göre kazanç kaybına karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde makul süre yanlış yorumlanarak eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekili temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …'ye geri verilmesine, 09/02/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Araç mahrumiyet bedeli hesaplanırken aracın kullanılmaması sebebiyle tasarruf edilen zorunlu işletme ve kullanım giderleri dikkate alınarak nihai tazminattan indirilebilir. Aracın ticari veya hususi olması teknik onarım süresini doğrudan değiştirmez; ancak kazanç kaybı ve işletme giderlerinin değerlendirilmesi bakımından parasal hesaplama farklılaşabilir.

Tazminat Sorumluları ve Sigorta Teminatı

Araç mahrumiyet bedelinden haksız fiil sorumluluğu çerçevesinde kusurlu araç sürücüsü ve araç işleteni sorumludur. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.6 maddesi uyarınca kira mahrumiyeti ve gelir kaybı gibi dolaylı zararlar trafik sigortası teminatı kapsamı dışındadır. Kusurlu aracın genişletilmiş ihtiyari mali sorumluluk sigortası poliçesi bulunuyorsa, mahrumiyet zararına ilişkin teminat kapsamı poliçe şartlarına göre ayrıca incelenmelidir.

Kaza sonrasında zarar görene kasko sigortası kapsamında geçici ikame araç sağlanmışsa, bu süre için ayrıca araç mahrumiyeti tazminatı talep edilmesi mükerrer tazminat yasağı oluşturabilir.

Araç kiralama faturası olmadan mahrumiyet tazminatı talep edilebilir mi?

Evet, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca araç kiralandığına dair fatura veya ödeme belgesi sunulmasa dahi hâkim zararı belirleyebilir; salt kiralama belgesi ibraz edilmediği gerekçesiyle talep reddedilemez.

Sigorta eksperinin belirlediği tamir süresi bağlayıcı mıdır?

Hayır, sigorta ekspertiz raporunda belirlenen tahmini onarım süresi mahkeme bakımından kesin ve bağlayıcı bir delil oluşturmaz; mahkeme uzman bilirkişi incelemesiyle makul süreyi tespit eder.

Perte çıkan araçta mahrumiyet tazminatı süresi nasıl belirlenir?

Tam hasar veya pert durumlarında teorik onarım süresi yerine, kaza yapan araçla aynı nitelikte emsal bir aracın satın alınabilmesi veya temin edilebilmesi için gereken makul süre esas alınır.

Araç mahrumiyet zararı zorunlu trafik sigortasından istenebilir mi?

Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.6 maddesi uyarınca kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararlar zorunlu trafik sigortası teminatı dışındadır; tazminat kusurlu sürücü ve işletenden talep edilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu