Anlaşmalı boşanma protokolü, mahkeme tarafından onaylanmadıkça geçerlilik kazanmaz ve taraflar için bağlayıcı hale gelmez. Türk Medeni Kanunu m. 184/5 uyarınca, boşanma veya ayrılığın fer'i sonuçlarına ilişkin anlaşmalar hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz. Mahkemece uygun bulunarak onaylanan anlaşma hükümleri mahkeme kararı niteliği kazanır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 184Kaynağı aç
Anlaşmalı Boşanmanın Yasal Koşulları
TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanma için üç temel koşul aranır. Birincisi, evliliğin en az bir yıl sürmüş olmasıdır; bu süreyi doldurmamış bir evlilik için anlaşmalı boşanma yoluna gidilemez. İkincisi, eşlerin mahkemeye birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin açtığı davayı kabul etmesidir; tarafların boşanma iradelerini aynı anda ve duruşmada hâkime beyan etmesi bu koşulun özünü oluşturur. Üçüncüsü ise hâkimin, tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulmasıdır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1941, K. 2019/475Kaynağı aç
Protokolün Kapsamı
TMK m. 166/3'ün aradığı düzenleme iki ana kategoride toplanır. Birincisi boşanmanın mali sonuçları olup bu kapsamda maddi ve manevi tazminat talepleri (TMK m. 174/1-2) ile yoksulluk nafakası (TMK m. 175) yer alır. İkincisi çocukların durumu olup bu kapsamda ortak çocukların velayetinin kime verileceği, velayeti verilmeyen eş ile çocuklar arasındaki kişisel ilişki ve iştirak nafakasına ilişkin düzenlemeler bulunur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında da bu sınıflandırma benimsenmiştir. Bu temel başlıkların yanı sıra soyadı kullanımı ve yargılama giderleri gibi konular da protokole dahil edilebilir; mal paylaşımına ilişkin şartlar ise ihtiyari olarak protokole eklenebilir.
Hâkimin Denetim Yetkisi ve Protokolde Değişiklik
Hâkim protokolü olduğu gibi onaylamak zorunda değildir. TMK m. 166/3 gereğince tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabul edilmesi hâlinde boşanmaya hükmolunur. Taraflardan biri değişikliği kabul etmezse anlaşmalı boşanma kararı verilemez. Hâkimin denetim alanı özellikle çocukların üstün yararına ve kamu düzenine aykırı bulunan hükümler bakımından işlev görür; uygun bulmadığı hükümleri değiştirebilir ya da taraflardan tamamlama isteyebilir.
Hâkim onaylanmayan anlaşma hukuki sonuç doğurmaz; buna karşın tarafların önerilen değişikliği kabul etmesi hâlinde anlaşma geçerli sayılır ve boşanma kararı verilebilir. Yargıtay HGK E. 2017/1941, K. 2019/475 sayılı kararında bu ilke açıkça benimsenmiş ve onaylanan anlaşma hükümlerinin infazda sorun çıkmaması için mahkeme kararının hüküm fıkrasına aynen aktarılması gerektiği vurgulanmıştır.
Duruşmada hâkim, taraflara boşanma iradelerinin özgürce oluşup oluşmadığını, protokoldeki şartları anlayıp anlamadıklarını ve kabul edip etmediklerini sorar. Nafaka, velayet gibi konularda tam mutabakat sağlandığı teyit edilir; ortak çocuk varsa çocukların üstün yararının gözetilip gözetilmediği özellikle sorgulanır. Tarafların beyanları tutanağa geçirilir. Anlaşmalı boşanmada, diğer boşanma davalarının aksine, TMK m. 166/3 gereği tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı kuralı uygulanmaz; irade beyanları belirleyici önem taşır.
Protokolün Mahkemeye Sunulması
Protokol dava dilekçesiyle birlikte, duruşmadan önce veya duruşma günü mahkemeye sunulabilir; önemli olan hâkimin inceleyebileceği şekilde dosyaya girmesidir. Taraflar yazılı protokol sunabilecekleri gibi, boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumuna ilişkin hususları duruşmada sözlü olarak da bildirebilirler; bu durumda sözlü beyanın zapta geçirilmesi ve taraflarca imzalanması gerekir. Protokol için noter onayı zorunlu değildir; tarafların imzalı belgesi doğrudan mahkemeye sunulabilir. Protokolün bağımsız bir geçerlilik süresi de yoktur; mahkemece onaylanıp boşanma kararı kesinleşinceye dek hukuki sonuç doğurmaz.
Eksik veya Hatalı Protokolün Sonuçları
Hâkim, açık olmayan ya da çocukların üstün yararına veya kamu düzenine aykırı hükümler içerdiğini değerlendirdiği protokolü onaylamaz; taraflardan düzeltme veya tamamlama isteyebilir. Bu aşamada tarafların uzlaşamaması hâlinde boşanma kararı verilmeyebilir ya da dava çekişmeli yargılamaya dönüşebilir. Bu sonuç kaçınılmaz bir zorunluluk olarak değil, olası bir risk olarak ortaya konmaktadır.
Karar Kesinleşmeden Önce Protokolden Dönme
TMK m. 166/3 kapsamında, boşanma kararı kesinleşinceye kadar taraflardan birinin anlaşma iradesinden dönmesini engelleyici özel bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/1941, K. 2019/475 sayılı oyçokluğuyla verilen kararının çoğunluk gerekçesinde, taraf anlaşmadan döndüğünde taraflara iddia ve savunmalarını bildirme imkânı verilerek davanın çekişmeli boşanma (TMK m. 166/1-2) olarak sürdürülmesi gerektiği benimsenmiştir. Aynı çoğunluk gerekçesinde, davacıya feragat yoluyla anlaşmayı bozma imkânı tanınırken davalının anlaşmayla sonuna kadar bağlı tutulmasının silahların eşitliği ilkesiyle bağdaşmayacağı da vurgulanmıştır.
Söz konusu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı oyçokluğuyla verilmiş olup karşı oy yazılarını da barındırmaktadır. Karşı oy gerekçelerinde, anlaşmalı boşanma kararı verildikten sonra dönmenin çekişmeli yargılamaya yol açacağı kabulünün açık bir kanuni dayanağı bulunmadığı veya dönme hakkının irade fesadı halleriyle sınırlı tutulması gerektiği ileri sürülmüştür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de oyçokluğuyla verdiği kararlarda, hüküm kesinleşinceye kadar irade beyanından dönülmesi halinde anlaşmalı boşanma hükmünün geçersiz kalacağını ve davanın çekişmeli boşanma olarak sürdürülmesi gerektiğini benimsemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/16742, K. 2015/3297Kaynağı aç
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/16812, K. 2015/3298Kaynağı aç
Kararın Kesinleşmesinden Sonra Protokolün Bağlayıcılığı
Boşanma kararı kesinleştikten sonra taraflar protokolden tek taraflı olarak dönemez; onaylanan hükümler taraflar bakımından bağlayıcılık taşır ve kesinleşen hüküm tek taraflı irade beyanıyla değiştirilemez. Kanun koyucu, değişen koşullar için özel düzenlemeler öngörmüştür. Bu çerçevede TMK m. 176/3 gereğince, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde artırılabilir ya da azaltılabilir. Ortak çocuklara ilişkin olarak ise TMK m. 182/2 uyarınca mahkeme, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi halinde çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini kararında ihtar eder.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 176Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 182Kaynağı aç
Nafaka ve Tazminata İlişkin Özel Düzenlemeler
Manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez (TMK m. 176/1). İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar. Alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hallerinde ise mahkeme kararıyla kaldırılır (TMK m. 176/2). Hâkim, istem halinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir (TMK m. 176/4). Kanunda yer alan bu uyarlama ve sona erme kuralları irat biçimindeki ödemeler için düzenlenmiştir.
Boşanmaya karar verilirken mahkeme, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının görüşünü aldıktan sonra ana ve babanın haklarını ve çocukla olan kişisel ilişkilerini düzenler (TMK m. 182/1). Velayeti verilmeyen eşin çocukla kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas alınır; bu eş çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır (TMK m. 182/3). Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde hükmedilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini de karara bağlayabilir (TMK m. 182/4).
Protokol Hükümlerinin İnfazı
Onaylanan protokole uyulmaması durumunda icra takibine başvurulabilir; ancak infaz kabiliyeti kararın hüküm fıkrasına bağlıdır. İlamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür ve hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur. Ne icra dairesi ne de icra mahkemesi ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleyemez.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/2300, K. 2018/5970Kaynağı aç
Hüküm fıkrasında açıkça bir ödemeye değil de belirli bir edime hükmedilmişse, o kararın doğrudan ilamlı icra yoluyla infazı mümkün olmayabilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/12280, K. 2023/4024 sayılı kararında şu somut tespiti yapmıştır: emekli maaşının çekilmesi için vekaletname düzenlenmesine ilişkin bir protokol hükmü, maaşın doğrudan karşı tarafa ödenmesini sağlayan bir hüküm niteliği taşımamakta ve icra müdürlüğünce doğrudan infaz edilememektedir. Taleple bağlılık ilkesi gereğince icra mahkemesi en fazla talep edilen kadar karar verebilir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/12280, K. 2023/4024Kaynağı aç
Anlaşmalı boşanma için evlilik ne kadar sürmüş olmalıdır?
TMK m. 166/3 uyarınca evliliğin en az bir yıl sürmüş olması zorunludur. Bu süre dolmadan açılan davada anlaşmalı boşanma koşulları sağlanmamış olur.
Protokol için noter onayı gerekli midir?
Anlaşmalı boşanma protokolü için noter onayı zorunlu değildir. Eşler tarafından imzalanan protokol doğrudan mahkemeye sunulabilir veya duruşmada hâkime sözlü olarak beyan edilip tutanağa geçirilerek imzalanabilir. Noter onayı yalnızca belgenin düzenlenme sürecine ilişkin ihtiyari bir tercihtir.
Hâkim protokolü değiştirirse ne olur?
Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak protokolde gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişiklikler taraflarca kabul edilirse boşanma kararı verilir. Taraflardan biri değişikliği kabul etmezse anlaşmalı boşanma gerçekleşmez.
Karar kesinleşmeden önce taraf protokolden dönebilir mi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/1941, K. 2019/475 sayılı kararının çoğunluk gerekçesine göre, hüküm kesinleşinceye kadar taraflardan birinin anlaşma iradesinden dönmesini engelleyen yasal bir hüküm bulunmamaktadır; taraf anlaşmadan döndüğünde mahkemenin taraflara iddia, savunma ve delillerini sunma imkânı tanıyarak davaya çekişmeli boşanma olarak devam etmesi gerekir. Buna karşın kararda yer alan karşı oylarda dönme hakkının sınırları tartışılmış olup boşanma kararı kesinleştikten sonra ise tek taraflı dönme imkânı bulunmamaktadır.
Protokol hükmü mahkeme kararının hüküm fıkrasına alınmazsa icra edilebilir mi?
İlamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümü olduğundan hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur ve icra mercileri bu bölümü yorum yoluyla belirleyemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu içtihadında onaylanan protokol hükümlerinin infazda tereddüt yaratmaması için hüküm fıkrasına aynen aktarılması gerektiği belirtilmiştir. Örneğin protokolde yer almasına rağmen hüküm fıkrasına yazılmayan bir nafaka artış şartı ilamlı takibe konu edilemez; infaz yalnızca hüküm fıkrasındaki miktarla sınırlı kalır.
Kesinleşmiş protokoldeki nafaka veya velayet hükmü sonradan değiştirilebilir mi?
Kesinleşmiş protokol hükümleri tek taraflı iradeyle değiştirilemez. Ancak irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafaka veya maddi tazminat, TMK m. 176/3 uyarınca tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi halinde mahkemece artırılabilir ya da azaltılabilir. Velayet ve kişisel ilişki konusunda ise TMK m. 182/2 gereğince mahkeme, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi halinde çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder; ayrıca TMK m. 183 uyarınca ana veya babanın yeniden evlenmesi, başka yere gitmesi ya da ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması halinde hâkim re'sen veya talep üzerine önlem alır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 183Kaynağı aç
Taraflar anlaşmalarını sözlü olarak da bildirebilir mi?
Evet. Taraflar boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumuna ilişkin düzenlemelerini mahkemeye yazılı protokol olarak sunabilecekleri gibi duruşmada sözlü olarak da bildirebilirler. Sözlü beyan hâlinde bu bildirimin zapta geçirilmesi ve taraflarca imzalanması gerekir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

